SevgiForum.NET

Go Back   Sevgi Forum > DÜNYA REHBERİ > Dünya Rehberi > Türkiye, Örf Adetlerimiz,Turizm
Nickiniz

Konuya Üye Davet Edin.

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Dönüş Bağlantısı Seçenekler
Alt 07.04.2013   #1
Editör
 
Deko - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 19.12.2012
Üye No: 65
Yaş: 27
Mesajlar: 5.168
Konular: 844
Beğenileri: 4881
Karizma Puanı: 514
Online / Ofline
Deko isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart fransız çocuklarının geleneksel giysileri yemekleri nelerdir

 
Fransız çocuk oyunu


Değiş Tokuş (Fransa)

Fransız çocukların favori oyunu olan değiş tokuş için geniş bir bez parçasına ve sandalyeye ihtiyaç vardır.
10 ya da daha fazla kişiyle oynanan bu oyunda herkes 1den başlayarak bir numara alır.

Sandalyeler çember oluşturacak şekilde dizildikten sonra ebe seçilen oyuncu gözlerini bağlayıp çemberin ortasına geçer ve iki sayı söyler.
Sayılar söylenen oyuncular yerlerini değiş tokuş eder.

Gözü kapalı olan ebe de ayağa kalktıkları sırada bu oyuncuları yakalamaya çalışır.Yakalanan ebe olur.

Fransız Yemekleri, Fransızlar ne Yer

Fransanın Yemek Kültürü - Fransanın Meşhur Yemekleri

Fransa'nın yemek kültürü açısından önemli bölgelerinden biri de Normandiya. Fransız evkadınları bolluk ve rahata alışkın olduklarından Normandiya'daki dükkanlarda pek çok hazır yiyecek satılıyor. Balıkçılarda ise çok taze dil ve fener balığı bulunuyor. Bir de çok çeşitli peynirler var: Nefis Livarot ve Camembert peynirlerinin yanında daha az adı duyulmuş ama en az onlar kadar lezzetli üç kat kremalı peynirler; ayrıca beyaz bir kabukla kaplı tuzlu çubuk veya kalp şeklindeki peynirlerve daha neler neler...

Av hayvanları mantarlar ve elma şarabından sonra Fransız aşçıları yemek yapmaya en çok heveslendiren "dilbalığı" oluyor. Midyeler de Normandiya'nın başlıca yiyeceği. Ondan sonra da ıstakoz ve istiridyeler geliyor ama Fransızlar'ın gözünde dilbalığının yeri apayrı.

Fransa'nın her yerinde domuzdan büyük ölçüde yararlanılıyor. Özellikle güneybatıda popüler olan lahanalı çorbada domuz eti kullanılıyor. Bunun yanısıra biftek koyun eti sığır eti domuz eti ve sebzeleri karıştırarak pişirdikleri bir yemekte de domuz eti öne çıkıyor. Izgara pirzola da seçkin yemeklerden biri. Üzerine eritilmiş peynir krema hardal sürülüyor ve kahverengi bir kabuk bağlayana kadar tekrar ızgaraya konuluyor.

Özellikle Picardy eyaletinde pırasa ve kremadan yapılan bir turta o kadar çok seviliyor ki Fransızlar için bundan daha güzel birşey olamaz. Başka bir yemekte de soğanlar hafif ateşte tereyağ ve domuz yağı ile kaynatmak suretiyle püre haline getiriliyor ve az miktarda şarap sirkesi ile baharatlandırılıyor; ızgara veya kızartılmış etle servis yapılıyor.

Fransız mutfağı sözkonusuysa şampanyadan bahsetmeden geçmek olmaz. Şampanyanın mükemmeli "Dom Perignon" Picardy bölgesinin Sainte-Menehould kentinde doğmuş. Şampanya bazı yemeklerde tariflerde adı geçen beyaz şarabın yerini tutabiliyor.

Örneğin tavuk yemeklerinde veya kremalı soslu dilbalığı yemeğinde şampanya kullanmak mümkün. Ancak iddialı yemeklerde şarap kullanmak gerekiyor.

Yolunuz Paris'e düşerse restoranlarda doldurulmuş kaz boynunu yer mantarı ve ördek yemeklerini rezeneli tekir balığını deneyebilirsiniz. Ayrıca salyangozun kırmızı şarapta pişirilmiş tavuğun taze balık ve yumurtanın en iyisi Paris'te bulunuyor. Unutmayın Paris'teki enfes yemekleri dünyanın başka hiçbir yerinde yeme şansınız olmayacaktır...

Fransa'nın Alman sınırındaki eyaleti Franche-Comte'teki yemeklerde ise büyük ölçüde Alman etkileri göze çarpıyor. Burası tam olarak Fransız ve Alman tatlarının birbirine karıştığı bir bölge. Yörede Fransız ve Almanlar'ın ortak favorisi olan domuz yemeği çok yapılıyor. Ayrıca çeşitli pastalar acıbadem kurabiyesi baharatlı ve anasonlu kekler küçük zencefilli çörekler büyük kavanozlarda satılan minik bisküviler acı çikolatalı kek şeker kaplanmış bademler ve meyveler 18. yüzyılın gösterişli havasını taşıyan gözde yiyecekler arasında. Bu bölgeye özgü iki önemli peynir tatları kimyon veya anasonla güçlendirilmiş Munster ve Gerome peynirleri. Franch-Comte eyaletinin çok öenmli bir ürünü de "vişne rakısı". Kirazdan yapılan bu beyaz konyağın çok pahalı olmasına rağmen Alman ve Fransız yemeklerinde bol bol adı geçiyor. Çünkü puding ve suflelerde kullanıldığında çok farklı bir tat ortaya çıkarıyor. Vişne rakısının bir başka işlevide "fondue" adı verilen bir peynirin yapımında kullanılması. Bu eyaletin kendine has kimyonlu sucuk ve sosisleri bulunuyor.

Bunların dışında neler mi var? Birçok kişiye göre yörenin en güzel ürünü mantarlar. Öyle ki bu bölgede mantar toplamak ve daha sonra yemek başlıca zevk zaman geçirme yolu haline gelmiş. Yani mantar meraklıları için Franch-Comte bir cennet...

Fransızlar başka kültürlerin yemeklerinden etkilenerek mutfaklarını genişletmek olanağı bulmuşlar. Örneğin Cezayir'den dönen Fransızlar "kuskus"u İspanya'dan gelenlerse ocakta pişirilen "paella"yı Fransa'ya getirmişler. Bu şekilde mutfağa değişik ülkelerin lezzetleri de eklenmiş.


Fransızlar Nasıl Giyinir, Fransız Giyim Tarzı

Fransız Giyim Tarzı



15.yüzyılda erkeklerin gardrobuna yeni bir giysi eklendi. Bu bol kollu,
omuzları ve göğsü oturtulmuş, geri kalan bölümleri dökümlü, manto gibi
bir giysiydi. Giyilen şapkalar türbana benziyor, yan tarafından uzun bir
eşarp sarkıtılıyordu. 1480′lerde "yırtmaç" modası çıktı. İçine giyilen görülsün diye,
ceketlerin kolları dirsekten bir yırtmaçla açılıyor, böylece o dönemde moda
olan işlemeli gömlekler ortaya çıkıyordu. Kadın modasında pek fazla değişiklik
olmadı. 15. yüzyılda en büyük değişim giderek çok acayip biçimler
alan saç modellerinde görüldü. Avrupa’da kilise kulesi gibi taranmış saçlara
bile rastlanıyordu.

Kabarık Yakalar ve Çemberli Jüponlar

Yırtmaç modası
16. yüzyılda iyice yaygınlaştı. Pabuçlarda bile yırtmaç görülmeye başlandı. Erkek
ceketleri nerdeyse yastık gibi doldurularak kaskatı bir duruma getiriliyordu. Uzun
çorap modası yerini, kabarık durması için içi doldurulmuş, kısa pantolonlara
bırakmıştı. Bunlarla gene uzun çorap giyiliyordu.

Ayakkabılar artık sivri burunlu değil,
parmakları rahat ettirecek biçimde, ördek gagası gibi genişti. Kraliçe I.
Elizabeth döneminin en belirgin modası boynun çevresinde giderek genişleyen ve
büyüyen yakalardı. 1850′lere gelindiğinde yakalar o denli büyümüştü ki, güzel
durması için tel geçirerek kolalamak gerekiyordu.

Kadın giysileri, 16. yüzyılda İspanyol
etekler moda oluncaya kadar pek değişmedi. Gitgide genişleyen tel çemberlerden
oluşan bir jüpon üzerine geniş bir etek giyiliyordu. Daha sonra
kadınlar, Fransız modası olan, belin iki yanına asılı yastık gibi
kabarıklıkların üzerine etek giymeye başladılar. 16. yüzyılın sonunda düşük yakalar
moda oldu. 1610′larda ise başın hemen arkasında, yelpaze gibi dik
duran yakalar ortaya çıktı.

17. yüzyıl boyunca moda her zamanki
gibi sürekli değişti. Genelde sadelik değil, işlemeler, volanlar, danteller, fiyonklar,
kurdeleler aranıyordu. Erkeklerde 1670′lerden sonra yelek ve ceketler moda oldu.
Her ikisi de dize kadar geliyordu ve yakasızdı. Ceketlerin kollan
düzdü. Devrik kol kapaklan vardı. Kol kapaklan, içindeki ipek gömleğin
görünmesi için iliklenmezdi.

1620′lerden sonra külot pantolon moda oldu. 1650-70
yılları arasında giyilen külot pantolonlar öyle boldu ki, neredeyse eteklik
sanılırdı. Daha sonra daralan bu pantolonların paçaları diz altından bir
düğme ya da toka ile iîiklenirdi. Çoraplar ipekli olduğu için
soğuk havalarda birkaç çifti üst üste giymek gerekirdi.

17. yüzyılın ilk
yarısında tüylü, geniş kenarlı bir şapkayla, geniş konçlu çizmeler erkek
giyimi için nerdeyse zorunluyken, yüzyılın sonuna doğru kenarları kıvrık küçük
şapkalar ve küt burunlu, tokalı ayakkabılar giyilmeye başlandı.

Kadın giysileri hâlâ
uzun ve geniş etekliydi. Ne var ki, çemberli jüponlar artık
giyilmiyordu. Omuzları dışarda bırakan ve kombinezon denen dantelli iç çamaşırlarını
kenarından gösterecek dekoltelikte giysiler giyiliyordu. Yüzyılın sonuna doğru çemberli jüponlar
yeniden moda oldu. Elbisenin üzerine önden açık bir kaftan giyilirdi.
Daha sonra bu kaftanın etekleri toplanarak arkaya bir kuyruk eklemek
moda oldu.

Yüzyılın başında küt burunları ve kocaman fiyonklarıyla erkek
ve kadın ayakkabıları birbirine benziyordu. 1650′den sonra burunlar sivrildi ve
topuklar yükseldi. Pek uzun boylu olmayan Fransız Kralı XIV. Louis,
topuklu pabuçlar giyerek erkekler için bu modanın öncülüğünü yaptı.

Erkekler
de, kadınlar da ellerini sıcak tutmak için manşon kullanırlardı. Yüzlerine
boyalarla makyaj yaparlar, solgun görünmek için siyah benler yapıştınrlardı.

Saten Giysiler

Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

* 1700′lerde Fransız
giyim eşyası. Kadınlar ilk önce bir iç gömleği (1) giyer,
onun üzerine balen li bir korse (2) takarlardı. Kalçanın iki
yanına konan küçük yastıkçıklar bir jüponun (4) üzerine geçirilmiş çemberdeki
yerlerine yerleştirilirdi. Bunun üzerine uzun bir jüpon (5) giyilirdi. Bu
jüponun önünde bazen kapitone bir parça olur ve giysinin (9)
önünden görünürdü. Giysi ile aynı kumaştan bir göğüslük (3) takılırdı.
Kollar fırfırlı ya da pilili olurdu. Gene kenarı fırfırlı bir
şapka , yüksek ökçeli ayakkabılar ve bir yelpaze (7)
ile giyim tamamlanırdı. Erkekler de süslenmekte kadınlardan geri kalmazdı, iç
çamaşırları (12) ketenden ya da pazenden olurdu. Bol kollu bir
gömlek (10), uzun çorap, dize kadar pantolon (13) giyerlerdi. Desenli,
uzun ve dar bir yeleğin (11) üzerine yakalı ve kol
kapakları süslü bir ceket (17) alınırdı. Çaprazlama takılan geniş bir
kuşak çarpıcı bir görünüm yaratırdı. Peruk (14) giyim kuşamın önemli
bir parçasıydı. Üç köşeli şapka kadar eldiven, baston (15) ve
uzun dilli ayakkabılar (16) da giyimin kusursuz olması için gerekliydi.

18. yüzyılın başında erkek giysileri pek değişikliğe uğramadı. Ceketler ve
yelekler hâlâ uzundu. Altına çorap ve külot pantolon giyiliyordu. 1750′den
sonra ceketlerin önü kısalmaya başladı. Öyle ki, sonunda arkada "kuyruktan
başka bir şey kalmadı. Bele kadar olan ceket önden sımsıkı
iîiklenirdi. Yüzyılın başında ceketlerin yakası yoktu, ama 1760′ tan sonra
yaka gitgide büyüyerek kulaklara kadar yükseldi.

Erkek takım giysilerinde kadife, ipekli
ya da saten kullanılır, renkler siyahtan açık maviye, büyük bir
çeşitlilik gösterirdi. Botlar ve eskiden kırsal kesimde giyilen tozluklar, yüzyılın
sonunda moda oldu. Erkekler omzu yarım pelerinli bol pardösüler giyer,
baston, manşon ve enfiye kutusu taşırlardı.

Giyimi tamamlayan peruktu. 1750′lere kadar
yaşlı erkekler uzun lüleli peruklar takarlardı. 1730′larda genç erkekler, arkasında
bir örgüsü olan daha derli toplu peruklar kullandılar. Bazen de
saçlarını arkada siyah bir torba içinde toplarlardı. Erkek eğer peruk
takmıyorsa, peruk gibi görünmesi için saçını pudralardı.

18. yüzyılda kadın giyimi
oldukça hızlı değişti. 1730′larda etek boyu bileğe yükseldi. Genellikle önden
açık olan eteğin içinden kapitone satenden bir jüpon görünürdü. Eteklerin
kubbe gibi durması için çember kullanılırdı. 1740′ların, kalçalarda kabarık, ön
ve arkada düz olan etek modası, kadınları dar yerlerden geçerken
yan yan yürümek zorunda bırakıyordu. 1770′lerin modasına göre, koskocaman bir
etek perde gibi iple toplanarak, üç yerinden sarkıtılırdı.

Kadın giysileri dekolteydi
ve arkadan şeritlerle sıkılırdı. Açık kare yakalar modaydı. Elbise üzerine
giyilen kaftanları çoğunlukla önü açık, kolsuz, arka parçaları ise zengin
dokumlu olurdu. Yüzyılın sonunda kadınlar bu ağır giysilerden rahatsız olmaya
başladılar. Hafif muslinden geniş kuşaklı giysiler yapılmaya başlandı. Ata binerken
ya da geziye gidecekleri zaman erkekler gibi giyindiler.

Kadın ayakkabıları saten
ya da brokardan yapılır, tokalar ve fiyonklarla süslenirdi.

Deniz merakı 18.
yüzyılda başladı. Yazar Fanny Burney, Kral III. George’un ve çevresindekilerin
fanilalar, korseler ve üzerinde "Tanrı Kralı Korusun" yazılı saç bantlarıyla
nasıl denize girdiklerini anlatır.

Amerika’daki kolonilerde giyilenler başlangıçta Avrupa’dakilerin kopyasıydı. Ne
var ki, yeni yerleşim yerleri ve yeni maceralar arayan ilk
öncüler daha sonra başlı başına bir moda yarattılar. Yerliler’den hayvan
derilerini sepilemeyi öğrendiler. Deriler, pamuk gibi yumuşak oluncaya kadar geriliyor,
ıslatılıyor ve hamur gibi yoğruluyordu. Yerliler, beyazlara ayrıca bu derilerden
pantolon ve mokasen benzeri şeylerin nasıl yapılacağını da öğrettiler. Bunların
hiçbiri Eskidünya’da bilinmiyordu. Böylece Amerika’nın koşullarından doğan yeni bir moda
ortaya çıktı.

Erkekler avlanırken baştan geçme bol bir gömlek giyerlerdi. Bu
gömlek önden bağcıklarla kavuşturulur, boyu dizlere kadar iner, üzerine bir
pelerin alınırdı. Pelerin ve gömleğin dikişleri deri püsküllerle süslü olurdu.
Bazen de kürk parçalan süs işini görürdü.

Bu giysiler rüzgâra ve
yağmura karşı iyi bir koruyucu olan güderiden yapılırdı. Avlanma giysileri
için geyik derisi de kullanılır; bunlardan nakışlı gömlekler yapılırdı.

Avcılar tilki,
ayı, sincap derilerinden kasketler ve kepler giyer, keplerin arkasına bir
tilki ya da kurt kuyruğu iliştirirlerdi.

Kadınların giydikleri erkeklerinki kadar süslü
değildi. El dokuması kaba kumaştan giysiler giyerlerdi. Bazen kentlerden dantel,
kurdele gibi şeyler gelirdi. Onü dantelli, bol etekli giysilerinin üzerine
bir şal alır, kötü havalarda bunu başlarına örterlerdi. Dayanıklı ayakkabılar
ya da mokasenler giyerlerdi. Yazın ise yalınayak gezmeyi yeğlerlerdi. Sadelikleri
saç biçimlerinde de kendini gösterir, saçlarını ya örer ya da
topuz yaparlardı. Takı, yelpaze, fiyonk türünden süs eşyaları kullanmazlardı.

Daha sonra
18. yüzyılda zenginler arasında dantelli gömlekler, kravatlar, desenli yelekler ve
rengârenk çoraplar moda oldu. Güneyli kadınların sahip oldukları brokarların ve
ipeklilerin değerine paha biçilmezdi. Erkeklerin giyimleri de kadınlannki kadar masraflıydı.
George Washington, son derece ağır kadife ve ipek takımlar giyerdi.
Benjamin Franklin ise parlak renkli giysilerden hoşlanırdı.

19. Yüzyıl

19. yüzyılın başlarında giyimlerine düşkün erkekler, daha önce pek gözde
olan ipekli ve saten kumaşlardan vazgeçerek güzel dikilmiş ve iyi
oturtulmuş giysilere önem vermeye başladılar. 1830′larda, tozluk ve ayak bileklerinin
üzerinde dar pantolonlar giyiliyordu. Sonradan, bugün de giyilen, klasik pantolon
ortaya çıktı.

Ceket renkleri mavi, yeşil ya da kahverengi iken, pantolonlar
çok daha açık renk, hatta beyaz oluyordu. Yüzyılın ortalarına doğru
siyah redingotlar giyilmeye başlandı. Oysa pantolonlar değişik renklerde ya da
ekose olabiliyordu. Pantolon ve ceketin aynı kumaştan yapıldığı takım giysiler
ancak 1860′tan sonra giyilmeye başlandı.

19. yüzyılın sonlarında erkekler
yakalık ve kravat takmaya başladılar. Bu gelenek zamanımızda da sürüyor.
Erkeklerin resmi çağrılarda giydikleri beyaz ceket ve beyaz papyon ya
da siyah smokin ve siyah frakla siyah papyon 1900′den beri
hemen hiç değişmedi.

Erkek modası zaman içinde gitgide daha az değişikliğe
uğrarken, son 150 yıl içinde kadın modası her yıl yenilendi.
19. yüzyılın başında kadınlar pamuklu ya da muslinden, beli yukarıda,
geceliği andırır giysiler giyiyorlardı. Sonraları altına,bir tanesi at kılından olmak
üzere, dört beş kat jüpon giyilerek eteklerin kabarık durması sağlandı.

1830′larda
bel eski yerine inerek, kollar omza doğru kabartıldı, bunun adı
"koyun budu" modasıydı. 1850′lerde jüpon giyilmesini gerektirmeyen telden bir kafes
kullanıldı. Giysilerin kolları dar ve uzun, yakalan dikti. Kraliçe Victoria
döneminin sona ermesiyle, sade, ayak bileğine kadar inen etekler giyilmeye
başlandı. Koyun budu kollar geri geldi.

Mantolar, şallar, pelerinler çok çeşitlilik
gösteriyordu. Büyük eteklerin üzerine manto giymek rahat olmadığından geniş şallar
ve pelerinler kullanılırdı. Günümüz etek ceketin ya da tayyörün ilk
biçimi 1860′larda ortaya çıkan "yürüyüş giysisi"ydi. ABD’de ve Avrupa’da kadın
hakları mücadelesinin yükseldiği bu yıllarda, kadın giysilerinin daha rahat olması
yolunda kampanyalar yürütüldü. Kadınlar spor yapmaya başladıktan sonra tenis ve
bisiklet için özel giysiler giymeye başladılar. Mayolar, düğmeli bir bluz
ve külot pantolondan oluşuyordu. Bazı cesur kadınlar kısa, şalvar türü
şortlarla bisiklete binmeye başladı.

19. yüzyılın muslin elbiseleri ile sivri burunlu,
topuksuz, ipekli kumaştan ayakkabılar giyilirdi. 1870′lerde kadifeden, düğmeli ve topuklu
botlar moda oldu. Kadınlar 1820′lerde belden kuşaklı bol paçalı pantolonlar
giymeye başladılar. Bundan 40 yıl sonra golf pantolon moda oldu.

AyalA, Casseria, Sümeyye ve 1 diğerleri bunu beğendiler..
__________________________________________________________________________________________
  Alıntı ile Cevapla
Alt 14.04.2013   #2
Girişimci Üye
 
ahmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 27.10.2012
Üye No: 27
Mesajlar: 307
Konular: 30
Beğenileri: 549
Karizma Puanı: 77
Online / Ofline
ahmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

 
Bu ülke fransızları unutmadı unutacağınıda sanmıyorum

AyalA, Deko ve ~eLida~ bunu beğendiler.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 15.04.2013   #3
O Artık Bizden Biri
 
AyalA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 23.10.2012
Üye No: 12
Mesajlar: 3.674
Konular: 577
Nereden: Gaziantep
Beğenileri: 5057
Karizma Puanı: 360
Online / Ofline
AyalA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

 
Alıntı: ahmet
Bu ülke fransızları unutmadı unutacağınıda sanmıyorum
Bazı şeyler kalplerde yaradır ahmet ! Iyleşse bile yara, derin izler bırakacaktır.

Lakin gün barış günü gün kardeşlik günü

Deko ve ~eLida~ bunu beğendiler.
__________________________________________________________________________________________
O An Geldiğinde Her Şey Yok Olduğunda Dönüş Yalnız Sana Olacakdır...
  Alıntı ile Cevapla
Alt 15.04.2013   #4
Editör
 
Deko - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 19.12.2012
Üye No: 65
Yaş: 27
Mesajlar: 5.168
Konular: 844
Beğenileri: 4881
Karizma Puanı: 514
Online / Ofline
Deko isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

 
kin ve öfke savştan başka bi şey getirmez

AyalA ve ~eLida~ bunu beğendiler.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 18.04.2013   #5
O Artık Bizden Biri
 
AyalA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 23.10.2012
Üye No: 12
Mesajlar: 3.674
Konular: 577
Nereden: Gaziantep
Beğenileri: 5057
Karizma Puanı: 360
Online / Ofline
AyalA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

 
Alıntı: ahmet
Bu ülke fransızları unutmadı unutacağınıda sanmıyorum

Alıntı: Deko
kin ve öfke savştan başka bi şey getirmez
Bir dönemler mekke ile savaşan doğup büyüdüğü şehrin insanları ile kıran kırana bir savaşa giren peygamberi unutmamamk gerek. Kin tutmak iyi değil.
Sonrasında barış ve zafer nasib etti yüce Allah.

~eLida~ bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 19.04.2013   #6
Girişimci Üye
 
ahmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 27.10.2012
Üye No: 27
Mesajlar: 307
Konular: 30
Beğenileri: 549
Karizma Puanı: 77
Online / Ofline
ahmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

 
Alıntı: Deko
kin ve öfke savştan başka bi şey getirmez
Doğru
birde madalyonun diğer boyutuna bakmalı, görebilirseniz diğer yüzünü, benimde sözlerimde haklılık payı olduğunu göreceksiniz.

~eLida~ bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 21.04.2013   #7
Profesyonel Üye
 
Casseria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 16.01.2013
Üye No: 91
Yaş: 24
Mesajlar: 1.042
Konular: 447
Beğenileri: 1453
Karizma Puanı: 62
Online / Ofline
Casseria isimli Üye şuanda  online konumundadır
Standart

 
Duyarlılık konusunda hiç kimse peygamber s.a.s kadar bize örnek birisi olamaz. Öyle ise gün kardeşlik günü!

~eLida~ bunu beğendi.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 23.04.2013   #8
O Artık Bizden Biri
 
AyalA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 23.10.2012
Üye No: 12
Mesajlar: 3.674
Konular: 577
Nereden: Gaziantep
Beğenileri: 5057
Karizma Puanı: 360
Online / Ofline
AyalA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

 
Antep halkı kadar fransızları yakından tanıyan bir millet varmı ki? Inadına barış diyoruz

Metropol ve ~eLida~ bunu beğendiler.
  Alıntı ile Cevapla
Alt 23.04.2013   #9
Profesyonel Üye
 
Metropol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 11.01.2013
Üye No: 85
Yaş: 31
Mesajlar: 1.550
Konular: 303
Beğenileri: 892
Karizma Puanı: 59
Online / Ofline
Metropol isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

 
Alıntı: AyalA
Antep halkı kadar fransızları yakından tanıyan bir millet varmı ki? Inadına barış diyoruz
Barış rüzgarlarının ebediyede kadar esmesi temennisiyle...........

Sümeyye ve ~eLida~ bunu beğendiler.
__________________________________________________________________________________________
Nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok, Nice elbiseler gördüm içinde insan yok...
Sen nefsini hayırlı bir işle meşgul etmezsen, Nefsin seni şerli bir işle meşgul eder...
  Alıntı ile Cevapla
Alt 24.04.2013   #10
Bayanlar Grubu
 
Sümeyye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 27.03.2013
Üye No: 543
Mesajlar: 1.755
Konular: 700
Beğenileri: 2326
Karizma Puanı: 198
Online / Ofline
Sümeyye isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

 
Alıntı: Metropol
Barış rüzgarlarının ebediyede kadar esmesi temennisiyle...........
Amin.

~eLida~ bunu beğendi.
__________________________________________________________________________________________
.

ALLAH'ı sevmek sevgiyi ölümsüzleştirmektir
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
çocuklarının, fransız, geleneksel, giysileri, nelerdir, yemekleri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:10.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1
Sevgiforum.net, All Rights Reserved