Sevgi Forum  
SevgiForum.NET
Sevgi Dolu Bir Forum / Bayramınız Mübarek Olsun


Go Back   Sevgi Forum > EĞİTİM ÖĞRETİM > Eğitim - Öğretim > Yabancı Diller
Nickiniz

Konuya Üye Davet Edin.

Ağaç Şeklinde Aç3Beğeni
Yeni Konu aç  Cevapla
 
Dönüş Bağlantısı Seçenekler
Alt 16.08.2013   #1
Girişimci Üye
 
iڪے†∂ηßﺙuℓ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 16.08.2013
Üye No: 1307
Mesajlar: 110
Konular: 57
Nereden: IstanbuL
Beğenileri: 104
Karizma Puanı: 10
Online / Ofline
iڪے†∂ηßﺙuℓ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart İngilizce Konu Anlatımı,İngilizce Gramer,İngilizce Öğrenme Kılavuzu

 
İngilizce'de Etken ve Edilgen Çatı


ACTIVE – PASSIVE : Etken – Edilgen anlamındadır. Bir cümlenin Active kullanımında yüklemi yapan bellidir ve buna özne denir. Yine burada nesne yükleme maruz kalıyor. Passive kullanımında ise özne yüklemden etkileniyor.
İngilizce'de Etken Edilgen Çatı Sesler Cümleler. English ACTIVE PASSIVE VOICES. Dersi Dersleri. Nedir Nelerdir Nasıl Yapılır Kullanılır Kullanımı Kullanılışı. Örnekleri Örnek Cümleler.
Daha önceki derslerimizden öznenin cümlede çekilmiş fiilden önce geldiğini, bu pozisyonda kullanılan pronouns’ların da “Subject Ppronouns” olduklarını biliyoruz.Bir cümlede nesnenin de çekilmiş fiilden sonra geldiğini, bu pozisyonda kullanılan pronouns’ların da “Object Pronouns” olduklarını biliyoruz. Passive formları iyi bilmek için “Subject ve Object Pronouns” lara hakim olmak gerekir.
Active: I saw him. (Ben onu gördüm.)
Passive: He was seen by me. (O benim tarafımdan görüldü.)
Örnekten de görülebileceği gibi active bir cümlenin nesnesi pasif cümlenin öznesi konumuna geçiyor. Burada nesne durumları hakkında bazı bilgiler vermek gerekiyor. Bazı fiiller yüklem olduklarında nesne alırlar. Böyle fiillere “geçişli fiiller” denir. Nesne almayan fiillere de “geçişsiz fiiller” denir. Geçişsiz fiillerin olduğu cümlelerde yükleme maruz kalmayan bir nesne olmadığı için dolayısıyla böyle cümlelerin passive formu da yoktur.
Active Infinitive Passive Infinitive
To speak To be spoken
To write To be written
To give up To be given up
Active Infinitive’in Passive formu % 99 yukarıdaki gibidir. “Get ve Become” nin de kullanıldığı Passive form vardır. Bunu da daha sonra öğreneceğiz.
İnglizce’de bütün active zaman ve modalların passive formu vardır. Bunları tek tek öğrenmek yerine yapı olarak sistemlerinin nasıl çalıştığını ve en önemlilerini öğreneceğiz. Bunları iyi bir şekilde öğrendikten sonra diğerlerini de çok iyi çalışmak gerekir.
Active’i Passive’e çevirirken sadece yardımcı fiil üzerinde değişiklik yapılır. Temel fiil de V3 şeklinde yazılır. “to write to be written” gibi.
S. Present: He writes a letter. A letter is written by him.(Bir mektup onun tarafından yazılır)
S. Past: He wrote a letter. A letter was written by him. (...........yazıldı.)
S.Future: He will write a letter. A letter will be written by him.(................yazılacak.)
Pr. Perfect: He have written a letter. A letter has been written by him.(............yazılmış.)
Past Perfect: He had written a letter. A letter had been written by him.(............yazılmıştı.)
Passive form oluşturulurken “be + V3” kullanılıyordu. Bunların en önemlileri yukarda verilen beş örnekteki zamanlar ile uygulamasıdır. Bunlara çok iyi hakim olunmalıdır. Diğerleri de öğrenilse iyi olur.
Present Cont.: He is writting a letter. A letter is beingn written by him.(..............yazılıyor.)
Past Cont: He was writting a letter. A letter was being written by him.(.............yazılıyordu.)
Future Cont.: He will be writting a letter. A letter will be beingn written by him.(.............yazılıyor olacak.)
Present Perfect Cont.: He has been waiting a letter. A letter has been beingn written by him.(........yazılmaktadır.)
Past Perfect Cont.: He had been waiting a letter. A letter had been beingn written by him.(........yazılmaktaydı.)
Future Perfect Cont.: He will have been waiting a letter. A letter will have been beingn written by him.(........yazılmakta olacak.)
Burada önemli olan bir cümledeki pasifliği görüp, onu yorumlayabilmektir.eğer “be” fiilinden sonra V3 varsa bu cümle pasif bir cümledir diyoruz. Başka bir değişle, “be” fiilinden sonraki temel fiil “ing” almamışsa bu cümle pasif bir cümledir diyoruz. Çünkü Inglizce’de “be” fiilinden sonra ya “ing”li bir fiil veya V3’lü bir fiil geli . bu iki kullanım birbirinin alternatifidir.
He is known by everyone in the area. (O bölgedeki herkes tarafından tanınır veya tanınıyor.)
He was found guilty by the jury. (O jui tarafından suçlu bulundu.)
Guilty: suçlu
Over the last months, this book has been sold very well. (Geçen aylarda bu kitap çok iyi satılmış.)
Not: “over”ın kullanımını hatırlayınız.
The robbers had been followed by the police. (Soyguncular polis tarafından takip edildi.)
He will be appointed as the new chairman. (Yeni bir başkan olarak atanacak.)
As: gibi,olarak,...çok değişik anlamları vardır. “gibi” anlamında edat olarak kullanılabilmesi için sonrasında bir edat olmalıdır.
Iki Nesneli Cümlelerde Passive Form
Bu durumda nesnelerden biri “indirect object” diğeri “Direct object”tir. Iki nesneli bir cümle, nesnelerden her biri özne yapılarak iki farklı şekilde Passive formu yazılabilir. Bu tür cümlelerde kullanılan fiiller şunlardır:
Bring: getirmek Promise: söz vermek
Give: vermek Refuse: red etmek
Leave: ayrılmak Send: öndermek
Lend: ödünç vermek Show: göstermek
Order: emretmek Tell: söylemek
Pay: demek
I gave him a book. (Ona bir kitap verdim.)
Yukarıdaki cümlenin iki nesnesi vardır. Indirect object = him, Direct object = book’ tur. Bu durumda aynı anlamda olan iki farklı passive şekli vardır.
He was given a book by me. (O’na bir kitap benim tarafımdan verildi.)
A book was given to him by me. (Bir kitap ona benim tarafımdan verildi.)
Yukarıdaki cümle için şuna dikkat çekmek gerekir: Iki nesneli cümlelerde passive formu yazarken “yalın object” başa alındığında “indirect object”ten önce “to” yazılır.
Passive Infinitive veya Passive gerund şeklinde de Passive formlar vardır. Örneğin;
Active: I want to see. (Ben görmek istiyorum.) Passive: I want to be seen (Ben görülmek istiyorum.) Not: Infinitive konusundan hatırlayınız. He is afraid of being killed (O öldürülmekten korkar.)
Not: Her fiilin “Passive gerund” hali “being + V3” şeklindedir.
Not: Yukarıdaki cümlede, neden Passive infinitive değilde Passive gerund kullanıldı diye bir soru akla gelebilir. Bu durumda “Gerund ve Infinitive”lerin kullanımı düşünülmelidir. Bir edattan sonra eğer çekilmemiş bir fiil varsa bu mutlaka gerund olacaktır diye gerund kullanımının birinci maddesini hatırlayınız. (Passive gerund’lar da gerund’lar gibi kullanılırlar.) Bu şekilde önce öğrendiğimiz kurallar bazen sonraki derslerimizde geçebiliyor. Bu yapılar geçtiğinde dikkat çekilmelidir.
They consider being employed. (Onlar istihdam edilmeyi düşünüyorlar.)
Not: “consider”ın sonrasında “gerund” istediğini hatırlayınız. Employ: istihdam etmek, çalıştırmak.
CAUSATIVE : Ettirgenlik kipidir. Inglizce dışında diğer dillerde yapısı basittir ama Inglizcede biraz karmaşıktır. Ettirgenlik, “bir eylemi başkasına yaptırmak demektir.” Türkçe’de bu “tir” eki ile sağlanır, ayrı bir fiil yapısı yoktur. “kestirdim, diktirdim, sildirdim...” gibi.
Inglizcede ise “Have, Make, Get “ olmak üzere ettirgenliği sağlayan üç fiil vardır. Bu fiiller, modallar gibi çalışarak belli bir kurala göre temel fiillerden önce yazılarak ettirgenlik sağlamış olurlar. Ettirgenlik, “bir eylemi başkasına yaptırmaktır” demiştik. Peki, birine yaptırılacak eylem para ile yaptırılabilir, rica ile yaptırılabilir, zorla yaptırılabilir. Türkçe’de bunu sağlayan artı bir ek veya fiil yoktur. Cümlenin anlamına göre rica ile mi, zorla mı veya para ile mi yaptırıldığı anlaşılır.
Inglizce’de ise bu nüans farkının kullanımı, bazı istisnalar hariç şöyledir:
Have: Birine “rica” ile bir şey yaptırmak.
Make: Birine “zor” ile bir şey yaptırmak
Get: Birine “para” ile bir şey yaptırmak
Bu ayrıntı KPDS sınavı için önemli değildir. Sınavda böyle bir ayırıma dayalı soru gelmez.
Başkasına bir eylemi yaptırırken bu eyleme maruz kalan bir nesne vardır. Örneğin “arabamı tamir ettirdim” derken, yaptırdığınız tamir etme eylemine maruz kalan “araba”dır. Bu nesneyi herhangi bir nesne olarak Something ile gösterirsek;
Have
Make + Sth + V3
Get
Causative’in Inglizce’deki bu yapısında, yaptırılan eylemin kime yaptırıldığı belli değildir. Örneğin, “Saçımı kestirdim” dediğinizde, saç kesme eylemini kimin yaptığı belli değildir. Işte Inglizce’de yukarıdaki kullanım böyledir.
I have my hair cut. (Ben saçımı kestiririm)
Sth V3
I had my hair cut. (......kestirdim.)
Men have their ears pierced. (Erkekler kulaklarını deldirirler.)
I will have my hair cut. (......kestireceğim.)
I have had my hair cut. (......kestirmişim.)
I had had my hair cut. (......kestirmiştim.)
I am having my hair cut. (......kestiriyorum.)
I was having my hair cut. (......kestiriyordum.)
I will have had my house repaired. (.........tamir ettirmiş olacağaım.)
You could got your tyres changed. (Tekerleklerinizi değiştirebilirdiniz.)
He will have the patient operated. (O hastayı ameliyat ettirecek.)
We can not make our voice heard. (Sesimizi duyuramıyoruz.)
NOT: Görüldüğü gibi “Causative” yapısı tüm zamanlar için uygulanabilir. Ayrıca tüm modallar için de uygulanabilir. Çalışırken, bu yapıyı tüm modal ve zamanlara uygulayarak çalışmak daha verimli olacaktır.
I must have my hair cut. (......kestirmeliyim.)
I can have my hair cut. (......kestirebilirim.)
Not: Sınavda veya okurken “Causative” yapısını görebilmek önemlidir. Eğer “have, make, get”ten sonra bir nesne var ve sonrasında V3 varsa bu “Causative”dir diyoruz.
He got his car repaired. (O arabasını tamir ettirdi.)
He had got his car repeared. (...........tamir ettirmişti.)
We shall get room cleaned. (Odayı temizleteceğiz.)
My father had his eyes examined. (Babam gözlerini kontrol ettirdi.)
We had had a pool built in our garden. (Bahçemizde bir havuz inşa ettirmiştik.)
The teacher will have a composition written. (Öğretmen bir kompozisyon yazdıracak.)
Neden V3 Kullanılmaktadır?????
“Causative” yapısını ezbere değil de mantığını kavramak şeklinde öğrenmek açısından bu soruyu cevaplamak çok önemlidir.
“................a composition written.” derken yazma eylemini “a composition”yapmıyor; buna maruz kalıyor, etkileniyor. Örnek olarak yukarıda verilen diğer cümlelerin de mantığı böyledir. Yani “Causative” kullanımında nesne zamiri konumundaki sözcük, sonrasındaki eylemi yapmıyor, ona maruz kalıyorsa, bu eylem V3 olma durumundadır. Bu özelliklerden dolayı ettirgenliğin bu şekildeki kullanımına “Passive Causative” denir. Ama bu tartışma konusudur. Asıl “Passive Causative” yapısı bu değildir. Daha sonra bize anlatılacaktır.
Peki V3 yarine V1 kullanılırsa ne anlama gelir? Eğer “Causative” yapıda nesne zamirinden sonra V1 kullanılırsa nesne zamirinin V1’ i gerçekleştirdiği anlamına gelir ki bu da aktiflik durumu olduğu için ettirgenliğin bu yapısına da”Active Causative” denir. Formülsel olarak bunu ifade edecek olursak:
Have
Make +So+ V1 +Sth şeklinde olur.
Get
Not :Bu kullanımda Get, “to” ile birlikte kullanılır. Yani Get bu kullanımda fiili “Full Infinitive” olarak ister.
I had a doctor test my eyes. (Gözlerimi bir doktora kontrol ettirdim.)
We could have had him translate our article. (Makalemizi ona çevirtebilirdik.)
We could have had our article. translated (Makalemizi çevirtebilirdik.)
***Not: Son cümlede passive’lik olduğu için cümle sonuna “by him” gibi bir ifade ekliyebiliriz.
I got a mechanic to repaire my car. (Arabamı bir motorcuya tamir ettirdim.)
Not: Get’in bu kullanımda “to” ile birlikte kullanıldığına dikkat ediniz.
They must have gotten their roof repaired. (Evlerinin çatısını tamir ettirmiş olmalılar.)
We should get a repairman to fix the plug. (Prizi bir tamirciye tamir ettirmemiz gerekir.)
Fix: tamir etmek, saptamak, düzenlemek
Mechanic: tamirci, teknisyen, motorcu.
Plug: priz
They had to get a mechanic to test the motor. (Onların motoru bir tamirciye kontrol ettirmeleri gerekir.)
Not: Önemli olan okurken veya soru çözerken “Causative” yapısını görmektir.
You can not make me tell the secret. (Bana sırları söyletemezsiniz.)
We had our baby vaccinated. (Çocuğu aşılattık.)
Vaccinate: aşılamak
Their family had to have the patient operated. (Ailesinin hastayı ameliyat ettirmesi gerekti.)
You must have your tooth filled. (Dişlerinizi doldurtmalısınız.)
They had to have someone mend their roof. (Evlerinin çatısını birine tamir etirmek zorunda kaldılar.)

Not: V1 ve V3 kullanımı, öncesindeki nesne “bunlara maruz mu kalıyor yoksa bunları yapan mıdır?” ayırımına göre yazılır. V1 kullanımında, öncesindeki nesne V1’ i gerçekleştiriyor demektir. V3’ te ise öncesindeki nesne V3’ e maruz kalıyor demektir. Ayırım bu mantık ile yapılır. Formülsel olarak ezberlemekten ziyade mantığını kavramak daha iyidir. Çünkü formüle uymayan bazı istisnalar da vardır.

  Alıntı ile Cevapla
Alt 16.08.2013   #2
Girişimci Üye
 
iڪے†∂ηßﺙuℓ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 16.08.2013
Üye No: 1307
Mesajlar: 110
Konular: 57
Nereden: IstanbuL
Beğenileri: 104
Karizma Puanı: 10
Online / Ofline
iڪے†∂ηßﺙuℓ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

 
İngilizce'de Zamanlar Zamanlar her dilde olduğu gibi İngilizce'de de bir durumun veya bir anın zamanını belirler, bu belirlemeyi yapabilmemiz için cümleler içerisinde kullanılması gereken belirli ekler ve deyimler vardır.
İngilizce'de Zamanlar. English TENSES. Dersi Dersleri. Nedir Nelerdir Nasıl Yapılır Kullanılır Kullanımı Kullanılışı. Örnekleri Örnek Cümleler.
A) Simple: Do + V1
1.) Past (-di)
2.) Present (-ir)
3.) Future (-ecek)
B) Continuous: (-yor) Be + V1......ing
1.) Past (-yordu)
2.) Present (-yor)
3.) Future (-yor olacak)
C) Perfect: (-miş) Have + V3
1.) Past (-mişti)
2.) Present (-miş)
3.) Future (-miş olacak)
D) Perfect Continuous: (-mekte) Have Been + V1......ing
1.)Past (-mekteydi)
2.)Present (-mekte)
3.)Future (-mekte olacak)
To speak: Konuşmak

Not: Bir fiilin mastarsız haline (to’suz) o fiilin birinci hali denir.


D) Perfect Continuous: (-mekte) Have Been + V1......ing
  1. The Present Perfect Continuous Tense: I have been speaking. (Konuşmaktayım)
  2. The Past Perfect Continuous Tense: I had been speaking. (Konuşmaktaydım)
  3. The Future Perfect Continuous Tense: I will have been speaking (Konuşmakta olacağım)
Not: İngilizcede, zaman ne olursa olsun bir cümlede yapılacak değişikliklerin hepsi yardımcı fiil üzerinde yapılır.

Not: Formal yazışmalarda kesinlikle kısaltmalar yapılmaz.
Not: İngilizcede bir olayın basit olması demek, continuous olmaması demektir.
Not: Bir olayın perfect olması demek iki olaydan öncekini vurgulamak demektir. Tek başına bir perfect olaya nadiren rastlanır.
C) Perfect: (-miş) Have + V3
1.) The Present Perfect Tense: I have spoken. (Konuşmuşum)
2.) The Past Perfect Tense: I had spoken. (Konuşmuştum)
3.) The Future Perfect Tense: I will have spoken. (Konuşmuş olacağım)
B) Continuous: (-yor) Be + V1......ing
1.) The Present Continuous Tense: I am speaking. (Konuşuyorum)
2.) The Past Continuous Tense: I was speaking. (Konuşuyordum)
3.) The Future Continuous Tense: I will be speaking. (Konuşuyor olacağım)
V1 V2 V3
Be: am, is, are.......was, were...........been
Not: Her zamanda üç yapıyı bir arada gösterip üzerinde farklılığı görmek daha öğreticidir.
Continuous: Devamlı, devam eden.
Progressive: Kademe kademe gelişen.
Present: Şu an, hediye.
Not: Devamlı zamanları continuous ile ifade etmek daha uygundur. Con tinuous’ları anlatırken “Be” fiilleri ve bunların hallerinden bahsetmek verimliliği arttırır.
Not: Bir cümlenin zamanını öğrenebilmek için ilk önce yardımcı fiillere bakılır. Bu bize, bu cümlenin 4’lü gruptan hangisine gideceğimizi gösterir.
The student has been waiting for us.
My father will be repairing his car.
He had seen us.
We will have completed the study.
Not: Perfect’li cümleler tek başlarına bir yargı ile kullanılmaz. Daha iyi anlaşılsın diyebu cümleler verildi. Normalde bu cümleler ingilizcede yoktur veya ek******.
A) Simple: Do + V1
1.) The Simple Present Tense: (Geniş zaman) Ali speaks.(Ali konuşur)
2.) The Simple Past Tense: (Dili geçmiş zaman) Ali spoke.(Ali konuştu)
3.) The Future Tense: (Gelecek zaman) Ali will speak. (Ali konuşacak)
İngilizler dilde kısaltmayı çok severler. İngilizcede temel zamanları 4 gruba ayırarak inceledik. Simple dışındaki gruplarda yardımcı fiillerle zamanları çekiyor ve yardımcı fiillere bakarak cümlenin hangi zamanla kurulduğunu öğreniyoruz. Örneğin “have” varsa perfect, “be” varsa continuous’tur diyoruz. Bu yüzden İngilizler, simple dışındaki üç grupta kısaltma yapamamışlardır.
I do speak. (Konuşurum)
You do speak
He does speak
We do speak
You do speak
They do speak
Simple zamanlarda yardımcı fiil olmadan da hangi zaman olduğunu anlayabiliriz. Cümleye bakarak “have” yok, perfect değil; “be” yok continuous değil, o zaman simple’dır diye kolaylıkla söyleyebiliriz. Bu yüzden Ingilizler Simple grupta kısaltma yapmışlardır.
Simple Gruptaki Kısaltmalardan Doğan Zorluklar

Bir fiilin isim hali ile birinci hali aynıdır. Simple Tense’lerde bu durum karışıklığa yol açmaktadır.
  1. To decrease: Azalmak (verb) To book: Rezerve yapmak (verb)
  2. The decrease: Azalış (noun) The book: Kitap (noun)
Bu zorluğu gidermek için simple cümlelerde üçüncü tekil şahıslarda temel fiile “s” takısı getirilir. Bu durum isimlerin tekil-çoğulu ile ters ilişkilidir. ”s” takısı kelimenin isim değil; fiil olduğunu gösterir.

This decrease: This tekildir. Decrease’de “s” takısı yok. O zaman bu isimdir diyoruz. (Bu azalış)
This decreases: This tekildir. Decrease’de “s” takısı vardır. O zaman bu fiildir diyoruz. (Bu azalma)
O halde şimdi simple zamanlara gidebiliriz.
1 .) The Simple Present Tense: (Geniş zaman): Ali speaks. (Ali konuşur)
Not: Simple present’te “do” kısaltılır. Eğer düz olumlu cümlede “do” varsa, bu vurgu için kullanılır.
I do believe. (Tabi ki inanıyorum)
2.) The Simple Past Tense (Dili geçmiş zaman)
I did speak. (konuştum)
Did, do’nun ikinci halidir. Simple past tenste yardımcı fiil kısaltılınca, kendisine uygulanan ikinci hale getirme temel fiile uygulanır. Yani temel fiil ikinci halde yazılır. Kısaltılmış şekliyle yazacak olursak;
I spoke şeklinde olur.
Fiillerin ikinci halinin kullanıldığı tek yer Simple Past Tense’ dir. V2 kullanıldığından isim ile karıştırma problemi de kalmıyor.
Eğer bu tense’ de did kullanılsa simple present tense’de olduğu gibi anlamı pekiştirmek içindir. Olumsuz, soru ve olumsuz soru cümlelerinde “did” yardımcı fiili kullanılır. Did’in cümlede olması durumunda temel fiil daima V1 halinde yazılır.
1.) The Future Tense: (Gelecek zaman)
Ingilizcede Future, bir zaman olarak kabul edilmez. Çünkü gelecekte olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değildir. Bu sebeple “Will” ve “Shall” aslında yardımcı fiil değillerdir. Bunlar Modall’lar içinde düşünülür. Bu sebeple normalde;
I shall do speak. (Konuşacağım)
You will do speak
Şeklinde yazılmalıdır. “Do” kısaltması yapıldığında, fiil de birinci halde olduğu için diğer Simple gruplarındaki gibi karışıklık olmuyor ve “Will” ve “Shall” sanki yardımcı fiilmiş gibi görev görüyor. Bu şekilde “–ecek, acak” anlamını temel fiile yükleyerek gelecek zaman anlamını katıyor.
Burada önemli bir nokta da şudur: Cümleyi olumsuz veya soru yaparken Simple grubunun yardımcı fiili olan “Do” yu çağırmaya gerek yoktur. Çünkü bu görevi yardımcı fiil rolü üstlenen “Will” ve “Shall” görür.
Modal matığı da bu şekildedir. Yani aslında modal’ların kullanımında da normalde “Do” yardımcı fiili vardır ve kısaltma yapıldığı için direkt olarak modal’dan sonra temel fiil birinci haldedir.

  Alıntı ile Cevapla
Alt 16.08.2013   #3
Girişimci Üye
 
iڪے†∂ηßﺙuℓ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 16.08.2013
Üye No: 1307
Mesajlar: 110
Konular: 57
Nereden: IstanbuL
Beğenileri: 104
Karizma Puanı: 10
Online / Ofline
iڪے†∂ηßﺙuℓ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart İngilizce'de İlgi Zamirleri

 
İngilizce'de İlgi Zamirleri




İlgi zamiri demektir. İnglizce’de cümle “özne, yüklem ve nesne” yapısı üzerine kurulur. Bu üçlü yapı temel yapıdır. Yerleri ve sıralaması değişmez. Özne ve yüklemden sonraki yapılar opsiyoneldirler. Olsa da, olmazsa da olur. Bir cümlede tüm hareketler yüklem etrafındadır. Özne yüklemi yapan, nesne yüklemden etkilenendir.
İngilizce'de ilgi zamirleri. English RELATIVE PRONOUNS. Dersi Dersleri. Nedir Nelerdir Nasıl Yapılır Kullanılır Kullanımı Kullanılışı. Örnekleri Örnek Cümleler.


Tümleçler ise yüklemin nerede, ne zaman, nasıl yapıldığını açıklayan öğelerdir. Yani bir cümlede temel öğe yüklemdir. Yüklem tek başına da bir cümle olabilir. Ama yüklemsiz bir cümle olamaz. Yükleme kim, neyi, nerede, ne zaman, nasıl gibi sorular sorarak cümlenin diğer öğelerini buluruz.
Bu açıklamalardan sonra yapı olarak bir cümle biçimini yazacak olursak;


Özne + Yüklem + Nesne +hal zarfı + yer zarfı + zaman zarfı şeklinde olur.
Özne, yüklem, Nesne: Yerleri ve sıralaması bu şekilde olup, sabittir.
Tümleç: Nesne’den sonraki yapılar tümleçtir. Doğru yazılımı yukarudaki şekildedir. Ama özellikle konuşma dilinde yer ve sıralamaları değişebilir.
Bir örnek üzerinde bu yapıları görelim :
Ben Inglizce’yi geçen yıl Ingiltere’de iyi bir biçimde öğrendim.
I learnt English well in England last year.
Dün onu okulda fark ettim. (I noticed him at the school yesterday.)
Ben pahalı bir araba satın aldım. (I bought an expensive car.)
Bu cümledeki “an expensive car” bir sıfat tamlamasıdır. Buradaki “a” artikeli “car” içindir. Bir isim önüne bir niteleme sıfatı geldiğinde-Inglizce’de sıfat daima ismin önüne yazılır- bu sıfat isim ile artikel arasına gelir. Burada ses uyumunu sağlamak için “a” artikeli “an” haline dönüşmüştür.
The people (insanlar) the rich people (zengin insanlar) gibi.
Not: Inglizce’de önünde “a” ve “the” artikeli olan kelimeler isimdirler.
Bir sıfat sözcüğü yarine aynı görevi gören bir cümlecik de gelebilir. Bu durumda bu cümleciğin ismi “sıfat cümleciği” olur. Cümleciklerin kurulma mantığı da cümle kurma mantığı gibi işler.
Şimdi sıfat yerine sıfat cümlecikleri kullanılan ve ilgi zamirleri ile birbirlerine bağlanan komplex cümleler görelim. İlgi zamirleri hem zamir hem de bağlaç gibi görevlidir.
1.) I received the report. (Raporu aldım.) You had sent the report. (Raporu göndermiştin)
2.) I found the book. (Kitabı buldum.) The book was important. (Kitap önemliydi.)
Bu cümleleri kendi aralarında birleştirecek olursak;
I received the report which you had sent. (Göndermiş olduğunuz kitabı aldım.)


Dikkat edilirse bu cümlede nesne konumunda olan “the report” kelimesi ilgi zamiri olan “which” ile yer değiştirdi. “which” aynı zamanda iki cümleyi birbirine bağlayarak bağlaç olarak işlev gördü.“which you had sent”cümleciği “Relative pronoun, Relative Clouse veya Adjective Clouse” olmak üzere üç şekilde adlandırılabilir.
Not: Nesneiken ilgi zamiri ile kısaltılanlar Türkçe’ye “...dığı” olarak çevrilir. Başka bir değişle ilgi zamirinden sonra “özne” varsa Türkçe’ye “...dığı” olarak çevrilir


I found the book which was important. (Önemli olan kitabı buldum.)
Bu cümlede ise özne konumunda olan “the book” kelimesi, ilgi zamiri olan “which” ile yer değiştirdi.
Not: Özne iken ilgi zamiri ile kısaltılanlar Türkçe’ye “...en, ...an” olarak çevrilir. Başka bir değişle ilgi zamirinden sonra fiil varsa Türkçe’ye “...en, ...an” olarak çevrilir.
Which: Cansızlar ve hayvanlar için kullanılır
Who: Insanlar için kullanılır.
Hem who hem de which yerine “that” kullanılabilir. Ikisi de nesnel formda iken “...dığı”; öznel formda iken “...en, ...an” olarak çevrilir.
İlgi zamirinden sonraki cümle bir cümlecik olur ve öncesindeki ismi niteler. Türkçe’ye çevirirken bu cümleciğin anlamını isimden önce söylemek gerekir.
The agreement which they signed. (Onların imzaladığı anlaşma)
The workers who I met.(Karşılaştığım işçiler.)
The man who you are waiting for. (Beklediğiniz kişi.)
Not: Cümleciğin zamanını kestirebilmek gerekir. Son KPDS sınavlarında özellikle sorulan kısmı burasıdır. Test çalışmalarında ayrıca bunun üzerinde durulacaktır.
Not: Türkçe’de yan cümleciklerin özneleri “ın” eki eklenerek söylenir. Çeviri yaparken Türkçe’nin bu özelliğine dikkat edilmelidir.
The scientist who devised this method. (Bu metodu bulan bilim adamı.)
Devised: bulmak
The student who won the scholership.(Bursu kazanan öğrenci.)
A car which runs 100 miles on hour. (Saatte 100 mil giden araba.)
Not: İlgi zamirinin önünde mutlaka bir isim vardır ve yan cümlecik bu ismi niteler.
Unfortunately, we can not publish the article which you have sent. (Maalesef gönderdiğiniz makaleyi yayınlayamıyoruz.)
Eğer “the article”ı niteleyen bir sıfat kelimesi olsaydı “article”den önce yazılması gerekirdi. “the article” bir sıfat cümleciği ile nitelendiği için bir ilgi zamiri ile sonrasından gelmiştir. Çeviride sıfat cümleciğinin anlamı isimden önce söylenir. KPDS’de geçen cümlelerin % 70-80’ ni bu yapıdadır.
He had to dismiss the boy who made noise. (Gürültü yapan çocuğu kovmak zorunda kaldı.)
Dismiss: kovmak
The man who robbed the bank was cought by the police. (Bankayı soyan adam polis tarafından yakalandı.)
Not: Bu cümlede “adjective clouse”, özne konumunda olan bir ismi niteliyor. Yukarıdaki cümlelerde ise nesne konumunda olan isimleri niteliyordu.
We have a lot of problems that we have to solve. (Çözmek zorunda olduğumuz çok problemimiz var)
The women who are working in bad condition are demanding social security. (Kötü koşullarda çalışan bayanlar sosyal güvenlik istiyorlar.)
İlgi zamirinin alanı nereye kadardır?
*** Eğer özneyi nitelemişse ikinci bir yükleme kadardır.
*** Eğer nesneyi nitelemişse cümle sonuna kadar devam eder.
The boy who we saw yesterday found the money which you lost. (Dün gördüğümüz çocuk kaybettiğiniz parayı buldu.)
The two sides who were in conflict signed a new agreement which would last for centries.. (Çatışma halinde olan her iki taraf, asırlarca sürecek olan yeni bir antlaşma imzaladılar.)
In conflict: çatşma halinde olma
Last: sürmek
The man who committen the crime was arrested. (Cinayet işleyen adam tutuklandı.)
Arrest: tutuklamak
My father, who committed the crime, was arrested. (Cinayeti işleyen babam tutuklandı.)
Eğer sıfat cümleciği bir cins ismi niteliyorsa ki onu tanımlıyor demektir, ilgi zamirinin bu kullanımına “defining relative pronouns” denir. Eğer özel bir ismi niteliyorsa buna da “Non-Defining relative pronouns” denir. Çünkü özel isimler belli olma niteliğindedir. Tanımlanmaya ihtiyaçları yoktur. İlgi zamiri cümieciği sadece ek bir açıklama verir.
İlgi zamiri cümleciği atıldığında cümlenin anlamı bozuluyorsa “Defining ilgi zamiri”, bozulmuyorsa “Non-Defining ilgi zamiri” olduğu anlaşılır.
Inglizler parantez kullanmadığından Non-Defining yapılarda sıfat cümleciği virgül (,) arasında ifade edilir. Virgül duraklama demektir. Konuşmada ise böyle cümleler söylenirken virgüllerde duraklayarak söylenmesi gerekir.
Not: Non- Defining yapılarda ilgi zamiri yerine “that” kullanılmaz. Bu çok önemli bir özelliktir. KPDS’de sorulur. Iyi bilinmeli.
Terkey, which we visited last year, is a leading country in the middle- East. (Geçen yıl ziyaret ettiğimiz Türkiye Ortadoğu’da lider bir ülkedir.)
Our dean, who studied abroad, speaks french fluently. (Yurt dışında öğrenim gören dekanımız Fransızcayı akıcı bir şekilde konuşur.)
İlgi Zamirleri, isminden de anlaşılacağı gibi zamirdirler ve ayrıca bağlaç olarak da iki cümleyi birbirine bağlarlar.Bu konu ile ilgili bilinmesi gereken birinci husus budur. Ikinci husus ise İlgi Zamirlerinin her zaman bir ismin yanında kullanıldığıdır. Bir isimden sonra gelirler ve bu ismi bir sıfat gibi nitelerler. Bu nedenle bunlara “Sıfat Cümleciği” de denir.
The information which / that you gave was inadequate. (Verdiğiniz bilgiler yetersizdi.)
Adequate: yeterli, uygun
Inadequate: yetersiz, uygun olmayan
The people who / that were waiting for you went away.(Sizi bekleyen insanlar çekip gittiler.)
To go away: çekip gitmek, dağılmak (gitme belli bir noktaya olmadığından)
İlgi Zamirlerinin Edatlar Ile Kullanımı
I saw the book which you are lokking for. (Aradığınız kitabı gördüm.)
Yukarıdaki cümle ilgi zamiri ile kısaltılmadan bağlanmadan önce iki ayrı cümle şeklindedir:
I saw the book. Ve You are looking for the book şeklinde
Görüldüğü gibi “look” fiili “for” edatı ile nesneye (the book) geçiş yapmıştır. Yani “for” edatı nesneye aittir. Cümle ilgi zamiri ile birleştirilirken, ilgi zamiri nesne konumunda olan “the book” yerine kullanılır. O halde kendisine ait olan edat da ilgi zamirinin yanına taşınabilir. Bu açıklamaya göre cümlemizi şu şekilde de yazabiliriz ki ikisi de aynı anlamdadır:
I saw the book for which you are looking. (Aradığınız kitabı gördüm.)
She dismissed the student who you talked about. (Hakkında konuştuğunuz öğrenciyi kovdu.)
She dismissed the student about whom you talked. (Hakkında konuştuğunuz öğrenciyi kovdu.)
Dismiss: kovmak
Not: Iki cümlenin aynı anlamda olduğuna ve edat hareketinin sadece nesnel formda olan ilgi zamiri ile yapıldığına dikkat ediniz.
Not: İlgi zamirlerinin edat ile kullanımında KPDS için çok önemli olan iki özelliği vardır ki çok iyi bilinmeli:
Edat ile birlikte “that” kullanılamaz.
“who” ilgi zamiri edat ile kullanılırsa “whom” a döner.
My car which I paid ten thousand dollars for was broken down. (On bin dolar ödediğim arabam bozuldu.)
My car for which I paid ten thousand dollars was broken down. (On bin dolar ödediğim arabam bozuldu.)
He is not a person on whom you can rely . (O güvenebileceğin biri değildir.)
Rely on: güvenmek
Reliable: güvenilir
Unreliable: güvenilmez
Reliability: güvenilirlik
***Not: Bu iki farklı kullanım bir ihtiyaçtan doğmuştur. Daha sonra göreceğimiz ilgi zamirlerinin kısaltılması konusunda mantığı açıklanacaktır.
Pollution is a serious problem for which we must fight.(Çevre kirliliği mücadele etmemizin gerektiği ciddi bir sorundur.)
Fight for:
Combat: mücadele etmek, savaşmak, dövüşmek.
Struggle for:
Pharasal Verbs: Deyimsel fiil demektirler. Bir fiil kökü ve bir edattan oluşurlar. Örneğin; “Give”, vermek anlamındadır. “up” edatını alıp “give up” Pharasal verb”ini oluşturur ve bu da “bırakmak, vaz geçmek” anlamındadır. Inglizce’de 1000’ e yakın Pharasal verb vardır. Görüldüğü gibi edatile pharasal verb oluşarak yeni bir anlam ortaya çıktı. Eğer edat fiil kökünden ayrılırsa artık yapı pharasal verb olma niteliğini kaybeder.
Her pharasal verb’ün mutlaka bir eş anlamlısı vardır. Örneğin; “give up” ın eş anlamlısı “quit” tir. Amerrikan Inglizcesinde pharasal verb’ler çok kullanılır.
Not: Pharasal Verb’lerde edatlar ayrılmadığından ilgi zamirleri ile birlikte hareket edemezler. Çünkü edatın ayrılması durumunda yapı pharasal verb olma niteliğini kaybeder ve anlamı değişir. Önemli bir özelliktir. Iyi bilinmelidir.
They didn’t like the study which we carried out. (Yaptığımız çalışmalardan hoşlanmıyorduk.)
Bu cümledeki “Carry out”teki “out” edatı ilgi zamirinin yanına çekilemez. Çünkü pharasal verb’dür.
This is the woman on whom we performed the operation. (Bu ameliyat ettiğimiz kadındır.)
The crime of which he was accused was very leniet. (Suçlandığı suç çok hafifti.)
Lenient: hafif
Accuse: suçlamak
Arraign: suçlamak
Blame: ayıplamak, suçlamak
She lost her bag in which there was alot of money. (O içinde çok parası olan çantasını kaybetti.)
There be: bulunmak, var olmak
There must be something which we can do. (Yapabileceğimiz bir şey olmalıdır.)
The car in which we were had had brakes. (Içinde olduğumuz araba bozulmuştu.)
His stepfather, whit whom he is living, is not kind to him. (Birlikte yaşadığı babası ona karşı nazik değildi.)
***Non- Defining yapı olduğu için virgülün kullanımına ve edat ile kullanıldığı için “who”nun “whom”a döndüğüne dikkat ediniz.
The horse on which he was kept stoping to eat grass.(Üzerinde olduğu at, ot yemek için hep durdu.)
Burada “keep”in özel kullanımlarına dikkat çekmek gerekiyor.
Keep (kept, kept): tutmak, saklamak, işletmek....................otuza yakın anlamı var.
Keep on + V1+ing : .......meye devam etmek
Keep + V1+ing : durmadan .........mek
He kept on speaking. (O konuşmaya devam etti.)
He kept speaking. (O durmadan konuştu.)
“Stop” fiili için de benzer bir özellik vardır.
Stop + Gerund: .........meye ara vermek
Stop + Infinitive: .........için durmak
We stoped smoking. (Sigara içmeye ara verdik.)
We stoped to smok. (Sigara içmek için durduk.)
OF WHOM ve OF WHICH
...ki onu, ...ki onların anlamında da çevrilebilirler.”of whom” canlılar için; “of which” cansızlar için kullanılır. bu iki ilgi zamiri bir grup isminde bazılarını tanımlarken kullanılır.
I have four sons who are students. (Öğrenci olan dört oğlum var.)
Bu cümlede sıfat cümleciği (öğrenci olan) çocukların hepsini niteler. Peki bu dört cocuğun hepsi değilde, ikisi veya üçü öğrenci olsa cümlemizi nasıl söyleyeceğiz? Işte burada “of”whom ve of which” devreye girer.
Eğer ikisi öğrenci olan dört cocuk var ise cümle şöyle kurulur:
I have four sons, two of whom are students. (Ikisi öğrenci olan dört oğlum var.)
Virgüle ve gruptan belirtilmek istenen sayının ilgi zamirinden önce geldiğine dikkat ediniz. Bu kullanımda artık sıfat cümleciği dört cocuğu değil; ilgi zamirinden önce gelen ve çocuklardan ikisini belirten “two”yu niteler.
He had many houses which were in Ankara. (Onun Ankara’da olan bir çok evi vardır.)
He had many houses, some of which were in Ankara. (Onun, bazıları Ankara’da olan bir çok evi vardır.)
My friend has three cars, on of which is a foreign mark. (Arkadaşımın biri yabancı markaolan üç arabası vardır.)
I have three friends, for one of whom I bought a present. (Birisi için hediye aldığım üç arkadaşım vardır.)
I have got a hundred students, fourty of whom are married. (Kırkı evli olan yüz öğrencim vardı.)
Not: İlgi zamirlerinin kullanımında zaman uyumu olmaz.
WHOSE
...ki onun, ...ki onların anlamındadır. Iyelik belirten zamirdir. Son on yılın KPDS sınavlarında en çok sorulan ilgi zamiridir. Sınav tekniği kolay, uygulaması zordur. Hem canlı hem de cansızlar için kullanılır. direk sorulması beklenen bir konudur.
The woman who was wounded was carying. (Yaralanan bayan ağlıyordu.)
Wound: yaralamak, .....ın gönlünü kırmak
The woman whose husband was wounded was carying. (Eşi yaralanan bayan ağlıyordu.)
***Not. Mutlaka ama mutlaka “whose”dan önce ve sonra bir isim olmalıdır. Sonrasında bir zamir veya başka bir kelime gelemez. Sonrasında gelen ismin önünde kesinlikle “the” artikeli olamaz. Bu özellik posessive’likten kaynaklanmaktadır.
I bought a car whose engine was out of order.(Motoru bozuk olan bir araba aldım.)
The houses whose roofs were shaking in the storm collapsed.(Çatıları fırtınada sallanan evler yıkıldı.)
Collapse: yıkılmak
Our manager,whose son studies in the USA will go there next month. (Oğlu USA’da okuyan müdürümüz önümüzdeki ay oraya gidecek.)

İlgi Zamirleri konusunda şimdiye kadar gördüğümüz, konunun gramatikal boyutuydu. Bir de bu konuda kısaltmalar var. Asıl problem kısaltmalarda çıkmaktadır. Bu kısaltmaların uygulamada görülmesi ve çözülmesi çok önemlidir. Konunun esprisi budur. Iyi kavranırsa anlama ve çeviriye yönelik rahatlama sağlanır.
Ayrıca yaklaşık 50 sayfalık not verilecek. Bu not hem gramer hem de kelimeleri içerecek. Aralıklı öğrenmeyi (yaklaşık üç ay içinde) uygulayarak bu notu iyi öğrenmek KPDS için çok önemli bir avantaj sağlayacaktır.
Gördüğümüz ilgi zamirleri dışında da pek sık kullanılmayan bazı ilgi zamirleri vardır. Bunları da öğrendikten sonra kısaltmalara geçeceğiz.
DIĞER ILGI ZAMIRLERI
Where: ...ki oraya, ...ki orada. Nitelenen isim yer ismi ise kullanılır.
When: ...ki o zaman. Nitelenen isim bir zaman ismi ise kullanılır.
Why: ...ki onun için. Nitelenen isim bir sebep ismi ise kullanılır.
Bu ilgi zamirlerinin üçü de cansızlar için kullanılır. “which”in alternatifleridirler. Bunlardan en sık kullanılanı “where”dir. Bazı sınavlarda “where”nin sorulduğu görülür. Diğer ikisinden pek soru gelmez.
The hotel where we stayed last year was closed down. (Geçen yıl kaldığımız otelkapatıldı.)
Close down: kapatmak (bir kapıyı kapatmak sadece “close” ile söylenir. Soyut anlamda bir şeyi kapatmak)
Eğer bu cümlede ilgi zamirinin yeri boş bırakilsa ve şıklarda da “which” ve “where” olsa “where” tercih edilmelidir. Ayrıca “at which” de where yerine kullanılabilir.
The hotel which we bought last year was full of tourist. (Geçen yıl aldığımız otel türist doluydu.)
Full of: bir şey ile dolu.
Bu cümlede “where” kullanılamaz. Çünkü “...ki orada biz aldık” gibi bir anlam çıkar. Bu nedenle “which” kullandık. Demekki “which ve where” tercihi cümlenin anlamı çözülerek yapılmalıdır.
I can not forget the moment when we first met. (Ilk karşılaştığımız anı hatırlamıyorum)
“when” kullandık. Çünkü nitelenen isim bir zaman ismi ise “which” yerine “when” tercih edilir.
I can not understand the reason why they have resign.(Onların niçin istifa ettiklerini anlayamıyorum)
“why” çok nadir kullanılır. Sadece “the reason” ile birlikte kullanılır. Bu üç ilgi zamirinden en sık kullanılanı “where”dir. Bu üç kullanım da genellikle nesnel formda olup “....dığı” şeklinde çevrilirler.
What

Mayıs KPDS’de çok sık rastlanır. Önemli bir ilgi zamiridir. En önemli özelliği kendisinden önce bir ismin kullanılmadığıdır. Bu özellik “what”ın en önemli ayırd edici özelliğidir.
O zaman akla şöyle bir soru gelmelidir. Madem ki öncesinde bir isim yok peki “what” ilgi zamiri olarak neyi niteler? Bu soruya cevep verebilmek için “what”ın orjinine inmek gerekir. Aslında “what” isim olarak “the thing” den gelmektedir. “the thing”de bir isimdir ve kendisinden sonra ilgi zamiri olarak “which” veya “that” gelir. Bu durumda eğer “what” kullanılırsa “the thing that” in yerini alır. Bu nedenle “what”tan önce isim yoktur. Örnek üzerinde bu açıklama daha iyi anlaşılacaktır.
The things that you said were not true. (Söylediğiniz şeyler doğru değildi.)
Bu cümlede yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda “the things that” yerine “what” kullanırsak cümlemiz şöyle olur:
What you said was not true. (Söylediğiniz doğru değildi.)
“what” kullanılırken, yerini aldığı “şeyler”in tekil-çoğul durumu belirsizdir. Inglizce’de belirsizlik durumunda daima tekil kullanıldığından “what” ile her zaman tekil kullanılır. Çevirisinde de genellikle “şey” söylenmez.
I can not understand what you speak. (Konuştuklarınızı anlayamıyorum veya Ne konuştuğunuzu anlayamıyorum.)
Can not: kullanımı bir sürekliliği ifade eder. Can’t:kullanımı bir noktada olan olayı ifade eder.
“what” da bir ilgi zamiri olduğundan duruma göre “...en ...an” veya “...dığı” şeklinde çevrilir.
What is claimed can not be approved. (Iddia edilenler onaylanamaz.)
The things that are claimed can not be approved. (Iddia edilen şeyler onaylanamaz.)
Görüldüğü gibi ikisinin de anlamı aynıdır. Eğer “the things that” yerine “what” kullanılmış ise çeviride “şey” söylenmemesi daha uygun olur. Zaten “şey”i dememek için bu kullanıma gidilmiştir.
What is important is your health. (Önemli olan sağlığınızdır.)
What they put forwad can’t be justified.(Onların ortaya koydukları haklı gösterilemez.)
Put forth / forwad: ortaya koymak
Just: doğru, dürüst, adaletli, haklı
Justly: haklı olarak
Justness: doğruluk, dürüstlük, haklılık
Justice: adalet, mahkeme, yargıç, dürüstlük, hakbilirlik
Justifiable: hakverilebilir, savunulabilir
Unjustifiable: hakverilemez, savunulamaz
Justification: haklı neden, gerekçe, haklı gösterme
Justify: haklı göstermek, temize çıkarmak
What you are doing is not consistent with what you are saying.(Yaptıklarınız söyledikleriniz ile tutarlı değil.)
Consist with: ...ile tutarlı, ...ile uyuşan. (Sıfat ve edattan oluşan bileşik ir edattır. Inglizcede genellikle sonu “ent” ile biten kelimeler sıfattırlar.)
Those Yapısı
Bekleyen öğrenciler, bekleyen insanlar, bekleyen kişiler gibi ifadeler yerine bazen “bekleyenler” terimi kullanılmaktadır. Bu özellik bütün dillerde vardır. İlgi zamirlerinin olduğu bir cümleyi bu şekilde kurarsak yapı nasıl olur??
The students who are waiting for you want to see you. (Sizi bekleyen öğrenciler sizinle görüşmek istiyorlar.)
Bu cümleyi “Sizi bekleyenler sizinle görüşmek istiyorlar” şeklinde yazacak olursak;
Thosewho are waiting for you want to see you. (Sizi bekleyenler sizinle görüşmek istiyorlar.)
“those” genelde çoğullar için kullanılır. Eğer nitelenen isim söylenmek istenmezse mutlaka “those” kullanılmalıdır. Zaten Inglizcede eğer isim kullanılmıyorsa mutlaka onun yerine bir zamir kullanılır kuralı vardır. Önemlidir, iyi öğrenilmeli.
Those who study more are usually succesful. (Daha fazla çalışanlar genellikle başarılıdırlar.)
Those who you talked to.(Sizin konuştuklarınız.)
Diğer ilgi zamirleri konusundan özellikle “what” ve “those” kullanımını iyi bilmek gerekir. “what” görüldüğü yerde “the things that”; “those” görüldüğü yerde “people” yazmak işimizi daha da kolaylaştıracaktır.
İlgi Zamirlerinde Kısaltma
Özne durumunda (...en, ...an) iken kısaltma:
1.) Active cümlelerde
Bir komplike cümlede bir temel cümle (main clouses) ve bir yan cümlecik (subordinate clouses) vardır. Main clouse’da kesinlikle kısaltma yapılamaz. Kısaltma yan cümlecikte yapılır. Konumuz sıfat cümlecikleri olduğuna göre yapacağımız kısaltma sıfat cümleciğinde olacaktır. (Bu konuya hakimiyet için belli ipuçları geliştirilebilir.)
I don’t approve of the events which are occuring in the area. (Bölgede meydana gelen olayları onaylamıyorum.)
Main clouse: Idon’t approveof the events. (Olayları onaylamıyorum.)
Subordinate clouses: The events are occuring in the area. (Olaylar bölgede meydana geliyor.)
Kısaltma yapılırken ilgi zamiri ile beraber “be” fiili de cümleden atılır. Çünkü sadece ilgi zamiri kısaltılsa “...en, ...an” anlamı verilemez. Bu yüzden ilgi zamiri ile beraber “be” fiili de kısaltılır. Geriye sadece “gerund” kalır ve “...en, ...an” anlamı verilmiş olur. O halde cümlemiz kısaltılmış şekliyle
I don’t approve of the events occuring in the area. (Bölgede meydana gelen olayları onaylamıyorum)

  Alıntı ile Cevapla
Alt 16.08.2013   #4
Girişimci Üye
 
iڪے†∂ηßﺙuℓ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 16.08.2013
Üye No: 1307
Mesajlar: 110
Konular: 57
Nereden: IstanbuL
Beğenileri: 104
Karizma Puanı: 10
Online / Ofline
iڪے†∂ηßﺙuℓ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

 
Geliştireceğimiz ipucu: Eğer bir cümlede bir isimden hemen sonra bir “gerund” varsa burada bir ilgi zamiri kısaltması vardır demektir.
Occur: olmak, vukku bulmak, meydana gelmek
Approve of: ...ionaylamak, ...i tasvip etmek (of: ...nın demektir. Inglizce’de ...nın onaylamak diye söylenir. Türkçe’de bu ...i onaylamak şeklinde ismin “i” –ki Inglizcesi “to”dur- haliyle söylenir. Ama gerçek edatı “of”tur. Türkçe mantığının böyle olmasından dolayı KPDS’de gelebilir. Bununla birlikte böyle yapıda olan diğer fiilleri de öğrenmek gerekir.)
The women working (Çalışan bayanlar.)
The students demonstrating. (Gösteri yapan öğrenciler.)
The PM visiting Germany. (Almanya’yı ziyaret eden Başbakan.)
Kısaltmadan sonra yan cümlecik tek bir sıfat sözcüğü gibi başa da alınabilir. Ama yaygın kullanım yukarıdaki gibidir. Yani yukarıdaki ifadeler şöyle de yazılabilir:
The working women (Çalışan bayanlar.)
The demonstrating students. (Gösteri yapan öğrenciler.)
The visiting Germany PM. (Almanya’yı ziyaret eden Başbakan.)
Kısaltma yapılmış yan cümleciklerde olayların zamanı belirsizdir. Main clouse’dan kısaltılan olayların zamanı çıkarılabilir.
The children who make noise. The chijdren who making noise. (Gürültü yapan cocuklar.)
Kısaltılacak cümlede fiil “ing”li değilse bile kısaltılırken “ing”li yazılır.
2.) Passive cümlelerde
I don’t recognize the man who was killed. (Ben öldürülen adamı tanımıyorum)
Bir yapının passive olabilmesi için mutlaka “be” fiili olmalı dır. Oysa burada kısaltma yapılırken “be” fiili cümleden atılıyordu. Demek ki kısaltılan bu yapılarda V3 tek başına passive anlamı veriyor. Kısaltılmış haldeki cümlemiz şöyle olur:
I don’ recognize the man killed. (Ben öldürülen adamı tanımıyorum.)
Geliştirceğimiz ipucu: Eğer bir cümlede bir ismin hemen sonrasında tek başına bir V3 varsa burada bir ilgi zamiri kısaltılmıştır demektir.
The method used (Kullanılan metod.)
The language spoken (Konuşulan dil.)
The car sold (Satılan araba.)
The man speaking. (Konuşan adam)
The man spoken. (Konuşulan adam)
The boy beating his friend. (Arkadaşlarını döven çocuk.)
The boy beaten. (Dövülen çocuk.)
The employee sending this pocket. (Paketi gönderen memur.)
The employee sent. (Gönderilen memur.)
The members appointing. (Atanan üyeler.)
The members appointed. (Atanan üyeler.)
Çoğu fiillerin (düzenli fiiller) birinci ve ikinci halleri birbirine eşittir. Bu nedenle “Simple Past” ve kısaltmadaki “Passive” yapısı karışıklığı doğuyor. Bu karışıklık nasıl giderilebilir? Önümüzdeki ders öğreneceğiz.

İlgi Zamirlarinin kısaltılması konusunu pekiştirmek için birkaç örnak yazalım. Çünkü önemli bir konudur. Çalışırken en fazla egzersizin bu konuda yapılması gerekir.
We can’t approve of the events occuring in the region. (Bölgede meydana gelen olayları onaylayamayız.)
Occur:
Take place: olmak, vukku bulmak, meydana gelmek
Happen:
Bu tür cümleleri çevirirken İlgi Zamiri cümleciğini daire içine alıp, kalan kısmı çeviririz. Daha sonra İlgi Zamiri cümleciğini de çevirip, cümledeki isimden önce söyleyerek tüm cümleyi çevirmiş oluruz.
I haven’t received yet the letter sent. (Gönderilen mektubu henüz almadım.)
I haven’t received yet sent. the letter (Gönderilen mektubu henüz almadım.)
İlgi Zamirinin kısaltmasından sonra geriye kalan ve passive’lik anlamını katan V3 , bir sıfat sözcüğüymüş gibi aynı gerund’ daki harekete sahip olup, ismin önüne getirilebilir. Yukarıdaki cümleyi bu açıklamaya göre yazdık. Ikisinin de anlamı aynıdır.
The matter reported revealed his innocence.(Bildirilen husus onun suçsuzluğunu ortaya çıkardı.)
Önceki dersimizde, düzenli fiillerin V2 ve V3 hallerinin birbirine eşit olmasından dolayı Passive durumdaki İlgi Zamirleri cümleciğinin kısaltılmasında Simple Past – kısaltmadaki Passive karışıklığından bahsetmiştik. Ayrıca bu karışıklık nasıl çözülebilir diye bir soru sormuştuk. Bu sorunun cevabını şimdi öğrenelim:
Böyle bir cümlede V3 olan ismin yanında olandır. Ismin yanında olma özelliği ile Passive’lik anlamını veren V3 fiilini ayırd etmiş oluyoruz. Diğeri ise çekime girmiş ve V2 olarak kullanılan fiildir.
Veil: örtmek
Reveal: ortayaçıkarmak
He had to accept the price offered. (Önerilen fiatı kabul etmesi gerekti.)
The information given as regards this was not true. (Buna ilişkin olarak verilen bilgi doğru değildi.)
Redard: ...e ilişkin
The police had to disperse the crowd gathering. (Polis toplanan kalabalığı dağıtmak zorunda kaldı.)
Disperse: dağıtmak
Crowd: kalabalık
Gather: toplanmak, bir araya gelmek
İlgi Zamirlerinin kısaltmasında Active ve Passive yapılarının olumsuz yapıları da vardır. Bunun için gerund ve V3 ‘ten önce olumsuzluk eki olan “not” yazmak yeterli olacaktır. Olumsuz yapıdan örnek verecek olursak;
The information not given was true. (Verilmemiş olan bilgi doğruydu.)
İlgi zamirleri cümleciklerinde şimdiye kadar yaptığımız kısaltmalar geçmişte veya şu an içinde olan olayları kapsıyordu. Peki gelecek zaman için yapı nasıldır???
Not: Geleceğe yönelik kısaltmalarda mastarlardan faydalanılır. Active cümlecikler için active mastar; Passive cümlecikler için passive mastar kullanıyoruz.
The teacher to give the course. (Kursu verecek (olan) hoca)
Yapının ilgi zamiri kısaltması olduğu nasıl anlaşılacak???
Normalde bir cümlede mastar yüklemin hemen yanındadır. İlgi zamirleri cümleciklerinin kısaltmasında ise (ismi nitelediğinden) mastar ismin hemen yanındadır. Bu özelliği ile ilgi zamirleri cümleciklerinin kısaltmasındaki mastarı - ki bu gelecek zaman anlamı katıyor - ayırt etmiş oluyoruz.
The results of the election held last week were not announced. (Geçen hafta yapılan seçimlerin sonuçları ilan edilmedi.)
Announce: ilan etmek, duyurmak
Election: seçim
Hold: (held, held) tutmak, yapmak, durmak
He will not become a candidate in the election to be held next year. (O gelecek yıl yapılacak (olan) seçimde aday olmayacak.)
I didn’t want to participate in the party to be done by our friends. (Arkadaşlarımız tarafından yapılacak (olan) partiye katılmak istemedim.)
Not: Dikkat edilirse “to participate” mastarı yüklemden sonra gelmiştir. Bu nedenle normal olarak kullanılan mastardır. “to be done” olarak passive yapıda kullanılmaış olan mastar ise isimden hemen sonra kullanılmıştır. O zaman bu mastar gelecek zaman anlamını veren mastardır diyoruz. Yapıyı bu şekilde görüp, çeviriyi yapmak çok önemlidir.
The members to participate in the meeting should apply to me as soon as possible. (Toplantıya katılacak olan üyelerin mümkün olan en kısa zamanda bana başvurmaları gerekir.)
The bridge to be constructed (Inşa edilecek (olan) köprü.)
Construct:inşa etmek, yapmak, kurmak
The students to go abroad. (Yurt dışına gidecek (olan) öğrenci.)
The passengers to get on the plane. (Uçağa binecek (olan) yolcular.)
The project to be conducted. (Yürütülecek (olan) proje.)
Conduct: götürmek, yürütmek, taşımak
The man to see you is adoctor. (Sizi görecek (olan) adam doktordur.)
The man to kill (Öldürecek (olan) adam)
The man to be killed. (Öldürülecek (olan) adam.)
The man killing. (Öldüren adam.)
The man killed. (Öldürülen adam.)
The man to kill. (Öldürecek adam.)
The man to be killed. (Öldürülecek adam.)
Aslında “öldürülen adam” ifadesinde de bir “gerund” vardır. Bu cümlenin Inglizcedeki normal yazılımı “the man (being) killed” şeklindedir. Burada “being” kısaltıldığı için yazılmıyor. Bu durumda kısaltmalarda ister aktif ister passif olsun, şu an ve geçmişteki olaylarda “gerund”dan faydalanıyoruz. Gelecekteki olayları da kısaltırken mastarlardan faydalanıyoruz.
Peki mastar neden “...ecek, ...acak” anlamını veriyor? Bunun cevabı “Be to” kalıbında saklıdır.
Be to: Inglizce’de “be to” kalıbı üç yerde kullanılmaktadır.
) ...mektir: My duty is to teach English. (Görevim Inglizce öğretmektir.)
) Gerekir (have to) : I am to leave my countyr. (Ülkemi terk etmem gerekiyor.)
) ...ecek, ...acak (Shall=Will): The President is to visit Romenia.(C.B’nı Romanyayı ziyaret edecek.)
Yalnıv ikinci kullanımda “be to” ifadesi “have to” dan farklı olarak bir “yor” anlamı içerir.
“Be to” ifadesinin bu şekilde üç farklı kullanımı vardır. Kullanımın hangi yapıda olduğunu çerçeveden çıkarıyoruz. Daha çok cümlenin anlamına bakarak uygun düşen ifaseyi kullanıyoruz.
The students who will participate (Katılacak olan öğrenciler.)
The students who are to participate. (Katılacak olan öğrenciler.)
Birinci cümlede “will”, ikinci cümlede “be to” kullanılmıştır. Iki kullanımda “...ecek, ...acak” anlamını vermektedir.
Ikinci kullanımda ilgi zamiri kısaltmasını yaparsak; ilgi zamiri ile birlikte be fiili de çıkartılacağından sadece mastar kalmış olur ve bu da “...ecek, ...acak” anlamını verir.
Not: Mastarların kısaltma yapısında mutlaka bir tümleç olmalıdır. KPDS’de bu ayrıntı sorulmaz.
Nesne Durumunda (...dığı) Iken Kısaltma
1.) Defining (tanımlanan) Yapılarda:
The letter which he had sent was lost. (Onun gönderdiği mektup kayboldu.)
The letter he had sent was lost. (Onun gönderdiği mektup kayboldu.)
Defining yapılarda kısaltma yapılırken sadece İlgi Zamiri atılır. Kısaltılmış bu yapıları görmek ve çevirirken “...dığı” anlamını vermek zordur.
Geliştirilecek Ipucu: Bir cümlede, birinci kelimeden sonra virgül olmadan bir şahıs zamiri veya bir isim gelmişse burada mutlaka bir İlgi Zamiri kısaltması vardır demektir. Çünkü Inglizce’de iki isim yanyana gelmez.
We couldn’t decided on the matter they put forward. (Onların ortaya koyduğu konuda karar veremedik.)
I didn’t received the document he sent. (Onun gönderdiği belgeleri almadım.)
The price they asked was to high (Onların söylediği fiat oldukça yüksekti.)
) Non-Defining (Tanımlanmayan) Yapılarda:
Non-Defining yapılarda kısaltma yapılamaz.
Your brother , who(m) I met yesterday, seems very sempathic. (Dün gördüğüm kardeşiniz çok sempatikti.)
Önemli Bir Not :
Eğer İlgi Zamirinin nitelediği isimden önce “the first, the only, the last, the second” gibi bir sıra sayısı veya “the most” gibi superlative yapı var ise mastar , gelecek zaman yerine geçmişi vurgulayacaktır.Yani çeviride “...cek, ...cak” eki “...en, ...an” ekine döner.
The man to get out off the bus. (Otobüsten inecek adam)
The firs man to get out off the bus. (Otobüsten ilk inen adam)
Ikinci cümlede, İlgi Zamirinin nitelediği “man” isminin önünde bir sıra sayısı olduğu için geçmiş vurgalanmış oldu.
The country not to be represented. (Temsil edilmeyecek ülke.)
The only country not to be represented. (Temsil edilmeyen tek ülke.)
The report to be submitted. (Sunulacak rapor.)
The last report to be submitted. (Sunulan son rapor.)
The man to be killed. (Öldürülecek adam.)
The only man to be killed. (Öldürülen son adam.)
Ahmet was student to leave the classroom. (Ahmet sınıftan ayrılacak öğrenciydi.)
Ahmet was the last student to leave the classroom. (Ahmet sınıftan ayrılan son öğrenciydi.)
Connective Relative Pronouns
Bu yapıda sadece “which” kullanılır. “which” kendisinden önceki bir ismin yerine değil de bir cümleciğin yerine kullanılır. Çeviride de “...ki bu da” olarak çevrilir.
He failed again, which dissappointed his parents. (O yine başarısız oldu ki bu da anne-babasını hayal kırıklığına uğrattı.)
Bu kullanımda “which”, ilgi zamiri “he failed again”in yerini almıştır.
Türkçe’de bu ifade iki ayrı cümle ile söylenir. Inglizce ifadesinde cümlede ilgi zamirinden önceki virgül (,) yapıyı diğerlerinden ayırır. Bu yapıda “that” kullanılamaz. Ayrıca tek virgül olduğu için ilgi zamirinden önceki isim özel isim de değildir. Bu özellikleri ile diğer yapılardan ayırt edilir.
We will have to accros the frontier, which will be dificult. (Sınırı geçmemiz gerekecek ki bu da çok zordur.)
He was rude to the customer officcer, which made things force. (Gümrük memuruna kaba davrandı ki bu da işleri zorlaştırdı.)
Kısaltılması:
He failed again, which upset the whole family. (O yine başarısız oldu ki bu da tüm aileyi üzdü.)
He failed again, upsetting the whole family. (O yine başarısız oldu ki bu da tüm aileyi üzdü.)
Aktif yapıda olduğu için kısaltmada gerund kullanıldı.
The goverment made investiment in education, leading to welfare. (Hükümet eğitime yatırım yaptı ki bu da refaha yol açtı.)
Investiment: yatırım
Lead to: ...e yol açmak
Whole: tüm, bütün (sayılamayanlarda kullanılır, the’yı başa alır. the whole)
All: tüm, bütün (sayılabilenlerde kullanılır, the’yı sona alır. all the)
The patient didn’t respand to treatment, dissappointing all doctors. (Hasta tedaviye cevap vermedi ki bu da tüm doktorları hayal kırıklığına uğrattı.)
Not: Test çalışmalarında connective yapısının kısaltması virgülden sonraki fiil boş bırakılarak çok sorulur.
İlgi Zamirlerinin Kısaltmaları Ile İlgili karışık Örnekler
It was difficult to arrange a date which was convenient for everyone. (Herkes için uygun olan bir tarih bellirlemek zordu.)
Arrange: ayarlamak, düzenlemek, belirlemek
Convenient: uygun, elverişli
Inconvenient: uygun olmayan
Treat: davranmak, tedavi etmek
Threaten: tehdit etmek
Threat: tehdit
İlgi Zamirlerinin olduğu komplex cümleleri çevirirken ilk önce sıfat cümleciği gözardı edilerek kalan yapı çevrilir. Daha sonra sıfat cümleciği çevrilir. Sonrasında sıfat cümleciği, ilgi zamirinin nitelediği isimden önce söylenerek yapı çevrilmiş olunur. Komplex cümleleri, bu şekilde çevirerek sık egzersiz yapmak süratlı anlama alışkanlığını geliştirecektir.
The man who was arrested finally confessed to being a spy. (Tutuklanan adam sonunda bir casus olduğunu itiraf etti.)
Arrest: tutuklamak, durdurmak
Spy: casus
Confess to: itiraf etmek
We had to give up the research which we have already undertaken. (Daha önce üstlendiğimiz araştırmayı bırakmamız gerekti.)
Already: halıhazırda, ...mış bile(tek başınakullanıldığında), daha önce (bağlantılı cümlelerde)
Research: araştırma
Undertaken: üstlenmek
My collage, with whom I have been working for long, has decided to give in his resignation.(Uzun süredir beraber çalışmakta olduğum meslektaşım istifasını vermeye karar vermiş.)
Collage: meslektaş
Give in: vermek (verilen soyut bir şeyse “give” nesneye “in” edatı ile geçiş yapar)
Conterpart: karşı taraf (bakanlar için)
The minister, whose life has been threatened, applied to the police for protection. (Yaşamı tehdit edilen bakan koruma için polise başvurdu.)
Protect: korumak
Protection: koruma
Expect: ummak, beklemek
Except: hariç, dışında
Treat: davranmak, tedavi etmek
Threaten: tehdit etmek
Threat: tehdit
The inflation rate, expected to be 20 %, has already passed the target.envisioned. (% 20 olması beklenilen enflasyon oranı belirlenen hedefi geçmiş bile.)
Envision: göz önüne almak, öngörmek, belirlemek
Envisage: syn envision
Target: hedef
The information we have obtained was not reliable.(Elde etmiş olduğumuz bilgiler güvenilir değildi)
Reliable: güvenilir
Obtaine: elde etmek, sağlamak
We have to find new alternative energy resources to be used instead of fossil-fuel. (Biz, fosil yakıtları yerine kullanılacak yeni bir alternative enerji kaynağı bulmak zorundayız.)
Resourch: kaynak
Sourch: kaynak
Instead of: ...nın yerine , -cek yerde
In place of: ...nın yerine, -cek yerde
Renewable: yenilenebilir

  Alıntı ile Cevapla
Alt 16.08.2013   #5
Girişimci Üye
 
iڪے†∂ηßﺙuℓ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 16.08.2013
Üye No: 1307
Mesajlar: 110
Konular: 57
Nereden: IstanbuL
Beğenileri: 104
Karizma Puanı: 10
Online / Ofline
iڪے†∂ηßﺙuℓ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

 
İngilizce'de Zamirler




Pro:...nın yerine, ileriye. Noun: Isim (gramatikal olarak) Bu yüzden “Pronoun” ifadesi ismin yerine geçen yani zamir demektir.Şimdilik özne olan ve nesne olan zamirleri göreceğiz.
İngilizce'de Zamirler. English PRONOUNS. Dersi Dersleri. Nedir Nelerdir Nasıl Yapılır Kullanılır Kullanımı Kullanılışı. Örnekleri Örnek Cümleler.
Subject Pronouns Object Pronouns
I Me
You You
He Him
She Her
It + VERB + It
We Us
You You
They Them
Subject Pronouns’ lar mutlaka çekimli bir fiilden önce gelirler. Bu nedenle zaten bu zamirler özne; fiiller de yüklem oluyor.
Object Pronouns’lar da mutlaka çekilmiş fiillerden sonra gelirler.
Yukarıdaki tablodan da gördüğümüz gibi bazı özne ve nesne zamirleri birbirinin aynıdır. Bir cümlede böyle zamirlerin özne veya nesne olduklarını anlamak için bunların fiilden önce - sonra geldiğine bakmak gerekir.
Not: Özneler daima yalın haldedir. Kitap, okul, Ali gibi. Kitabi, okulda, Ali’ye gibi hal ekleri almış durumda kesinlikle özne olamazlar.
Verilen Bir Cümlenin Zamanını Bulma
Bir cümlede zamanını bulmak için önce asıl fiile sonra da yardımcı fiillere bakılır. Bunların özelliğine göre cümlenin hangi zamanla kurulduğuna karar verilir.
We had been conducting the experiment. (Deneyleri yapmaktaydık)
Be + V1.....ing olduğundan “Continuous”lu bir zamandır diyoruz. Have var, “Perfect” ; ve V2 formda olduğu için de “Past” olduğunu söylüyoruz. Böylece cümlemizin zamanı “Past Perfect Continuous”tur.
Conduct: Yapmak, yürütmek,Beraber götürmek
Ducere: Conduct’un latincesidir. Lider, götürmek gibi anlamı vardır. Ingilizcesi “Duce”dir.
Duct: Götürmek. Con: beraber; Conduct: Beraber Götürmek, yürütmek anlamına gelir.
Aşağıda yazacağımız cümlelerin zamanları da aynı mantıkla bulunur.
She will be waiting for us this time next week. (O gelecek hafta bu zamanda bizi bekliyor olacak)
(Burada “for” bir edattır. Edatların kullanımı dilden dile farklılık arz eder. Ingilizce’de bazı fiiller edatla kullanılır. Wait for: ...için beklemek gibi. Biz yukarıdaki cümleyi çevirirken “O, gelecek hafta bu zamanda bizi bekliyor olacak” deriz. Ama bir Ingiliz bu cümleyi düşünürken “O, gelecek hafta bu zamanda bizim için bekliyor olacak” der.)
My father was watching them. (Babam onları izliyordu.)
I have seen it before. (Onu daha önce görmüşüm.)
He often critizes us. (O sık sık eleştirir.)
Thay had been struggling for victory. (Onlar zafer için mücadele etmekteydiler.)
Struggle for: ...için mücadele etmek
We stadied English at university. (Biz üniversitede Inglizce çalıştık.)
At: ...de, ...da. (Süreklilik arzeder. Ev, hastane, üniversite gibi süreklilik gerektiren ifadelerle kullanılır.)
In: ...de, ...da. (anlık bir süre gerektiren durumlarda kullanılır.)
Zamanların Kullanıldığı Yerler :

Olay, bir noktada olup bitmişse,Simple
  1. Olay, bir devamlılık arz ederse Continuous
  2. Olay, bir olayın öncesi veya sonrası ile ilgili ise Perfect’tir.
Zaman çizelgesinden de gözlenebileceği gibi Simple Past ile Past Continuous çakışıyor. Bu yüzden ikisi aynı yerde kullanılabilir ve birbirinin yerini alabilirler.

Geçmişte iki olay çakışmıyorsa, biri diğerinden önce oluşmuşsa Perfect’ te gideriz. Past Perfect, past öncesi bir noktada; Past Perfect Continuous ise, past öncesi devamlılık gösteren bir olayda oluşmuş ve ikisi çakışıyor demektir.
Past Perfect, geçmişin öncesi olduğu için kompleks bir cümledeki iki cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.
Şimdi bu dört zamanın alternatif cümle kurma formlarını inceleyelim:
1.) Gerek Simple Past, gerekse de Past Continuous tek başına bir cümlede kullanılabilirler.
I saw them last night. (S. Past)
I was sleeping last night at ten o’clock. (Past Continuous)
2.) Cümlede iki cümlecik var - iki yüklem - ve çakışmışsa ikisi de Simple Past olabilir.
I saw him when he entered the room.
S. Past S. Past
3.) Iki cümlecik var ve çakışmışsa biri S. Past, diğeri Past Continuous olabilir. Hangisi önce, hangisi sonra önemli değildir.
When you phoned, I was sleeping. (I was sleeping when you phoned.)
S. Past Past Continuous
4.) Iki cümlecik var ve çakışıyorsa ikisi de Past Continuous olabilir.
I was reading the newspaper while my wife was watching TV.
Past Continuous Past Continuous
Özet olarak;
a) Bir cümlede iki cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.
b) Simple Past ve Past Continuous tek başlarına bir cümlede olabilirler, ikisi aynı yerde kullanılabilirler.
c) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise ikisi de Simple Past olabilir.
d) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise biri Simple Past, biri Past Continuous olabilir.
e) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise ikisi de Past Continuous olabilir.
Geçmişte iki olaydan biri önce, biri de sonra oluşmuşsa; yani olaylar çakışmıyorsa;
Önce cümle çözümlenecek. Bu iki olaydan önceye giden Past Perfect, sonra olan S. Past’tır.
The lesson had started when I arrived there.
Past Perfect S. Past
Burada geçmişte meydana gelen iki olay vardır. Bunlar, çakışmamakta ve biri diğerinden önce meydana gelmiştir. Önce olan Past Perfect ile sonra olan S. Past ile ifade edilmelidir. Bu durumdaki cümle kuruluşunda başka alternatifler de vardır. Önceki Past Perfect Continuous, sonraki Past Continuous veya diğer formlar da olabilir.
My mother had been serving the table when I arrived home.
(Ben eve vardığımda, annem masayı hazırlamaktaydı.)
My mother was serving the table when I arrived home.
(Ben eve vardığımda, annem masayı hazırlıyordu.)
Türkçe’de “Hazırlamaktaydı” ve “Hazırlıyordu” aynı anlamda kullanılmaktadır. İngilizce’de, bunlar tamamen ayrı anlamdadır. “Hazırlamaktaydı” ifadesinde,ben eve gittiğimde annemin yaptığı eylemi görmüyorum, çünkü eylem olmuş, bitmiştir. “Hazırlıyordu” ifadesinde ise, benim eve gitmemle annemin yaptığı eylem çakışmış; ben annemin yaptığı eylemi görüyorum. Bu iki ifadenin karışıklığa yol açması İngilizce’nin yapısından değil; Türkçe’nin yapısından kaynaklanmaktadır.
My children were sleeping when I arrived home. (Eve vardığımda çocuklarım uyuyorlardı)
My children had been sleeping when I arrived home. (................uyumaktaydılar.)
Thomson’un Grameri adlı Kitaptan bir örnek:
I saw the man on his knees when I opened the door. I understood that he had been looking
at throw the key hole. (Kapıyı açtığımda, adamı dizlerinin üstünde gördüm. Anladım ki adam anahtar deliğinden bakmaktaydı.)
Past Perfect Cont. Past Continuous
Türkçe’nin yapısından kaynaklanan “Hazırlamaktaydı” ve “Hazırlıyordu” ifadelerinin anlam karışıklığını gidermek için yukarıdaki örnek verilmiş çok güzel bir örnektir. Olayın son cümlesinde, Past Perfect Continuous yerine kesinlikle Past Continuous kullanılamaz. Çünkü kapı açılmıştır ve adam eylemini sürdüremeyecektir. Dolayısıyla kapıyı açanın da adamın bakma eylemini görmesi mümkün değildir. Eğer Past Perfect Continuous yerine Past Continuous kullanılsaydı ki bu kullanım yanlış olurdu; kapıyı açma ile adamın anahtar deliğinden bakması aynı anda olmuş olacaktı. Bu da cümleden de anlaşıldığı gibi mümkün değildir.
Yukarıdaki zaman çizelgesinde de gözlendiği gibi bir de Past’ın sonrası gerçekleşen olaylar vardır. Diyelim ki geçen hafta biri ile görüştük ve o, işinden istifa edeceğini söyledi. Bu iki olay nasıl aktarılacak?
Eğer biz onunla görüştüğümüzde istifa etmiş olsaydı ve bunu bize söyleseydi bu durumda biz cümlemizi S. Past ve Past Perfect ile kurardık. Yani cümlemiz;
He said that he had resigned. (O istifa ettiğini söyledi) olurdu.
Eğer biz onunla görüştüğümüzde yukarıda dediğimiz gibi istifa edeceğini söyleseydi bu durumda cümlemiz;
He said that he would resign. (O istifa edeceğini söyledi) olur.
Geçmişin sonrası durumunda, sonraki eylem bir devamlılık da arz edebilir. Eğer eylem sürekli bir eylem ise, continous ile verilmelidir. O zaman cümlemiz;
He said that he would be working as a manager at the bank. (O, bankada müdür olarak çalışacağını söyledi)
When: .....dığı zaman
While: ....iken. (Bu bağlaç genellikle continuıus’lularla kullanılır.)

  Alıntı ile Cevapla
Alt 16.08.2013   #6
Girişimci Üye
 
iڪے†∂ηßﺙuℓ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 16.08.2013
Üye No: 1307
Mesajlar: 110
Konular: 57
Nereden: IstanbuL
Beğenileri: 104
Karizma Puanı: 10
Online / Ofline
iڪے†∂ηßﺙuℓ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart İngilizce'de Edatlar

 
İngilizce'de Edatlar



Türkçe ile batı dilleri arasındaki en büyük farklılık edatların kullanımındadır. Türkçe’de edatlar hangi ismi etkilerse o ismin sonrasında gelir. Inglizce’de ise edatlar isimden önce gelirler.
İngilizce'de Edatlar. English PREPOSITIONS. Dersi Dersleri. Nedir Nelerdir Nasıl Yapılır Kullanılır Kullanımı Kullanılışı. Örnekleri Örnek Cümleler.
İnglizce’de edatların kullanım yerleri ismin yanıdır. Ama ismi nitelemezler. Çünkü ismi niteleyen sıfatlardır. Tanımından da anlaşılacağı gibi edatlar, tek başlarına kullanılmayan, bir isim ile kullanılp o ismin anlamını tamamlayan kelime gruplarıdır. Edatlar ism ile beraber kullanıldıklarından Inglizce’de üç kullanım yerleri vardır.
1.) İsimler ile for money
2.) Zamirler ile for them
3.) Gerundlar ile for learning
Bir cümlede çeviri yaparken edatların etkilediği ismi bulmak problemlidir. Çünkü edatların Inglizce’deki kullanımı Türkçe ile terstir. Biz yüze yakın sıklıkla görülebilen edatları öğreneceğiz. Basit ve komplex olmak üzere iki gruba ayırarak edatları öğreneceğiz.
Basit Edatlar
In: içinde (sabit durumda ve dışında olmayan)
At: ...de, ...da
Into: içinde (harakat olduğunda)
On: üzerinde (statik olarak)
Onto: üzerinde (dinamik olarak)
Under: altında
Up: yukarıya, yukarıda
Down: aşağıya, aşağıda
After: ...den sonra
Before: ...den önce
With: ile
Without: ...sız
Of: ...nın (telafuzu hafif bir “v” sesi iledir)
Off: haricinde, dışında (tek başına kullanılmaz, değimselleşmiş kalıplarda. “of” olarak telafuz edilir.)
By: ile, tarafından, ...e kadar
Near: ...nın yakınında, ...e yakın
Next to: ...nın yanına, bitişiğinde
Like: gibi
Unlike: aksine
As: olarak
From: ...den, ...dan, (somut olarak)
Out of: ...den, ...dan (soyut olarak)
Beyond: ötesinde
Behind: arkasında
Beneath: (yerin) altında
Beside: ...den başka, ...nın yanında

Over: üstünde (temas olmadan) “over” bir önek olarak kullanılrsa sonrasındaki kelimeye “aşırı, fazla” anlamını katar. Bu kullanımdaartık edat değildir.
Komplex Edatlar

In spite of: ...e rağmen
Despite:
Due to
Owing to
On account to: ...den dolayı
Becouse to
In view of

KPDS’de genelde bu iki gruptan soru gelmektedir.
Regarding
Concerning
As regards: ...e ilşkin
With regard to
About

In case: ...durumunda
In the event of
In terms of: itibariyle, bakımından
With respect to: ...e göre (kıyaslamada)
According to: ...e göre (görüş belirtirken)
In addition to: ...e ilaveten
Instead of ...nın yerine, ...cek yerde
In place of Rather than: ...den ziyade
Apart from: ...den başka
Prior to ...den önce
Before
Unlıke
In contrast to ...nın aksine
Different from
As well as: hem.......hem, yanısıra
In relation to ...e oranla
In proportion to
For my part: bana göre
By way of: yoluyla
By means of: vasıtasıyla
Except = except of:...hariç, ...dışında
From the point of view of
In terms of bakımından
With regard to
For my part bana göre
As far as I am concerned

As well as
In addition to ayrıca, yanısıra
Besides
Appart from

  Alıntı ile Cevapla
Alt 16.08.2013   #7
Girişimci Üye
 
iڪے†∂ηßﺙuℓ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 16.08.2013
Üye No: 1307
Mesajlar: 110
Konular: 57
Nereden: IstanbuL
Beğenileri: 104
Karizma Puanı: 10
Online / Ofline
iڪے†∂ηßﺙuℓ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart İngilizce'de Sıfat Fiilller

 
İngilizce'de Sıfat Fiilller


Türkçe karşılığı “ortaç, sıfat fiil” demek olan Participles’lar Ingilizcede biçimsel olarak üç bölüme ayrılırlar.
İngilizce'de Sıfat Fiiller Ortaçlar. English PARTICPLES. Dersi Dersleri. Nedir Nelerdir Nasıl Yapılır Kullanılır Kullanımı Kullanılışı. Örnekleri Örnek Cümleler.
Present Participle Past Participle Perfect Participle
Sleeping Slept Having slept
Speaking Spoken Having spoken
Coming Come Having come
Present Tense’lerin Kullanıldığı Yerler
1.) The Simple Present Tense
2.) The Present Continuous Tense
3.) The Present Perfect Tense
4.) The Present Perfect Continuous Tense
Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense’nin kullanıldığı yer aynıdır. Present Perfect Tense, geçmişte bir noktada olmuştur. Present Perfect Continuous Tense ise aynı yerde, fakat sürekli bir durumda olmuştur. Bu iki zamanın kullanımında önce ile ilişkisi düşünülmelidir. Ayrıca bu iki zamana özgü bazı zarf ve edatlar vardır. Aşağıda verilecek olan bu zarf ve edatlar görüldüğünde mutlaka Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense’lere gidilmelidir.
Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense Gerektiren Zarf ve Edatlar:
For: ...dır ....den beri
Since: ...den beri
Just: Henüz, yeni, az önce, şimdi.(Çok kısa bir süre önce olan eylemleri anlatır.)
Yet: Daha, henüz.
Already: Halihazırda, .......mış bile
Recently: Son zamanlarda
Lately: Son zamanlarda
Over: Boyunca, .....de, ....da
Ever: Hayatında, hiç, şu ana kadar.
Never: Hayatında, hiç, Şu ana kadar. (Ever’ın olumsuz yapısıdır.)
For and Since
For and Since “.....den beri” anlamına geldiği için konuşma anında geçen olayın öncesi ile ilişkisi kuruluyor. Ayrıca olayın etkisi konuşma anında devam etmektedir. Bu açıklamalar da zaman olarak Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense’leri gerektirir.
We have been waiting for you since morning. (Sabahtan beri seni beklemekteyiz.)
I have been smoking for ten years. (10 yıldır sigara içmekteyim)
Birinci cümlede, bekleme eyleminin sadece konuşma anı ile ilgilenilmez. Bekleme eyleminin öncesi ile ilişkisi kurulur ve öncesinin konuşma anına etkisi de belirtilir.
Ikinci cümlede, sigara içme eyleminin sadece şu anı ile ilgilenilmez. Konuşma anının on yıl öncesi ile ilişkisi kurulur.
For and Since’in kullanımının karıştırılmaması gerekir. Bunun için şöyle bir ayırım koyabiliriz:
****Zaman ismi varsa: Since
****Zaman miktarı varsa: For kullanılır.
I have smoked for 10 years şeklinde Present Perfect ile de cümleyi kurabiliriz. Çünkü bu iki zaman birbirine eşittir. Bu iki cümlenin anlamı bakımından karışıklık çıkması Türkçe’nin bu iki zaman açısından yetersiz oluşundandır.
Yet
We have not decided yet. (Hala karar vermedik.)

Yet, konuşma anında geçen eylemin öncesi ile ilişkisini kuruyor. Bu yüzden “yet” görüldüğü yerde Present Perfect Tense düşünülür. Burada karar vermeme öncesinden başlamış, hala karar verilmemiş ve her an karar verilip eylem sonuçlandırılabilir. (Yet olumsuz cümlelerde kullanılır.)
Just
He has just gone out. (Henüz dışarı çıktı.)
Bu cümleden eylemin çok kısa bir süre önce gerçekleştiğini anlıyoruz. Yani dışarı çıkanın merdivenlerde olabileceği, çok uzakta olmadığını anlıyoruz. Bu anlamı katan “just”tır ve bu yüzden Simple Past değil de Present perfect kullanıyoruz. Eğer çok yeni olmayan olaylar aktarılırsa o zaman “just” kullanılmaz.
Already
They have already given up the project. (Onlar projeden vazgeçmişler bile.)
Geçmişte olay belirsiz bir zamanda olduğu için Present perfect kullanılır.
Recently = Lately
I have not met him recently. (Son zamanlarda onunla karşılaşmadım.)
Burada bizi perfecte götüren “Recently”dir. Çünkü şu anda konuşulan eylemin öncesi ile ilişkisini “Recently” kuruyor ve olayın etkisinin hala devam ettiğini anlıyoruz.
Ayrıca bir zarf olan “Recently” den “ly” eki atılırsa, bir sıfat olan “recent” elde edilir. Bu sıfatın isimler önünde kullanılması ile elde edilen sözcük de Present Perfect gerektirir. Örnekleyecek olursak;
In recent years, enflation has been falling down. (Son yıllarda enflasyon düşüyor.)
Ever x Never
Have you ever seen such a novel. No, I have never seen such a novel.
(Hayatında böyle bir roman gördün mü? Hayır, Hayatımda böyle bir roman görmedim.)
Ever and never Present Perfect gerektirir. Çünkü konuşma anında geçen eylemin öncesi ile ilişkisini kuruyor.
Over
Boyunca, ....de, ....da anlamına gelen “Over”ın iki kullanımı vardır.
1.) Çoğul bir zaman sözcüğünün veya bir etkinliğin önünde ise: Eğer “over” bu konumu ile kullanılırsa, zaman olarak Present Perfect gerektirir.
Over the past few years, Scientist have developed a new cure.
(Son birkaç yılda bilim adamları yeni bir tedavi geliştirdiler.)
Burada “over” çoğul bir zaman önünde kullanılmıştır. Bu yüzden zaman olarak Present Perfect kullanılmıştır. Mantığı da şudur: Geliştirilen tedavi bir noktada olup bitmiş değildir ve etkisi sürmektedir.
2.) Tekil bir zaman sözcüğünün veya bir etkinliğin önünde ise: Eğer “over” bu konumu ile kullanılırsa, zaman olarak Simple Past gerektirir.
Over the past month, the prices increased by 10 %. (Geçen ayda fiyatlar %10 arttı.)
Burada “over” tekil bir zaman önünde kullanılmıştır. Bu yüzden zaman olarak Simple Past gerektirir. Çünkü olay olup bitmiştir.
Başka örnekler verecek olursak;
Over the last meeting, the chairman explained everything(Geçen toplantıda başkan her şeyi açıkladı)
Over the last meetings, the chairman has explained everything.
“Over”ın Diğer Kullanımı
Daha önce de değinildiği gibi “over” ın ...de, ...da anlamına gelen kullanımı da vardır. Peki bunun, aynı anlama gelen “in”, “at” gibi sözcüklerden farkı nedir? “Over”da gizli bir “boyunca” anlamı vardır. Bu yüzden kullanılacak cümlede bir süreğenlik varsa “over”; bir noktada olup bitmişse diğerleri kullanılır.
Örneğin;
Derste söz aldı: “at” kullanılır. (Bir noktada olup bittiği için.)
Derste uyudu: “over” kullanılır. (Bir devamlılık gösterdiği için.)
Simple Present vs Present Continuous
Simple Present, Türkçe’deki Geniş Zamana karşılık gelir. Geçmişte, şu an ve gelecekte olabilecek eylemler, alışkanlık haline gelmiş olan eylemler Ingilizce’de bu tense ile ifade edilir.
Present Continuous ise, içinde bulunan anda yapılan, kontrolümüz altındaki eylemleri ifade etmede kullanılır. Her eylemin kontrolü elimizde olmayabilir. Duyu eylemleri gibi.
Believe in: Inanmak
Dare: cesaret etmek
Detest = Loathe: iğrenmek
See: görmek
See off: uğurlamak
I am believing in God diyemeyiz. Ancak, I believe in God diyebiliriz. Çünkü Allah’a inanmak, kontrolümüz altında olan ve istesek hemen inanmayacağımız bir durum değildir.
I am loving my country diyemeyiz. Ancak, I love my country diyebiliriz.
Bütün “Linking Verbs”lerin Continuous formları yoktur. Ancak bu fiiller eğer duyu eylemi anlamında bir anlama sahip değiller ise continuous formda kullanılabilirler. Örneğin; “See”, görmek anlamında continuous formda kullanılamaz. Yani, I am seeing diyemeyiz. Ama “See off” uğurlamak demektir ve continuous formda kullanılabilir. Çünkü “uğurlamak” eylemi, kontrolü elimizde olan bir eylemdir. I am seeing off my friend gibi.
Her continuous formu olmayan fiiller için alternatif simple zamanı kullanılır.
Present Continuous için Simple Continuous
Past Continuous için Simple Past
Perfect Continuous için Present Perfect alternatif olarak kullanılır.
Future Perfect Yapıları
The Future Perfect Tense ve The Future Perfect Continuous Tense’lerin her ikisi de aynı yerde kullanılır.
Gelecekte belli bir zamanda olacak eylemleri ifade ettiğimizde cümleyi basit Future ile kurarız. Eğer gelecekte belli bir zamanın öncesine vurgu yapılırsa cümle, The Future Perfect Tense veya The Future Perfect Continuous Tense’lerden biri ile kurulur.
Örneğin;
Saat beşte ders başlayacak, Basit Future ile
Beşe kadar ders başlayacak, Future Perfect ile kurulur.
The Future Perfect Tense ve The Future Perfect Continuous Tense zamanlarının kullanımında dikkati çeken “By” edatı vardır. Bu edat, bir cümlede varsa mutlaka Future Perfect’i işaret eder.
By: ...e kadar
Exceed: aşmak
The population of Turkey will exceed 100 millions in 2010.
(Türkiye’nin nüfusu 2010 yılında 100 milyonu aşacak.)

Bu cümlede, gelecekte belli bir noktada gerçekleşecek olaydan söz edildiği için Basit Future kullanılmıştır.
The population of Turkey will have exceeded 100 millions by 2010.
(Türkiye’nin nüfusu 2010 yılına kadar 100 milyonu aşmış olacak.)
Görüldüğü gibi “By” edatının olması Futre Perfectli yapı ister. Yani bir cümlede “...e kadar” anlamına gelen “by” edatının varlığı Future Perfectli yapı gerektirir. Peki bu cümlede niçin Future Perfect Continuous değil de Future Perfect kullanılmıştır? Future Perfect kullanılmıştır. Çünkü 100 milyona aşma eylemi sürekli olmayıp; bir anda gerçekleşen bir eylemdir. Bu yüzden continuous kullanılmamıştır. Zamanların kullanımında bu şekilde spesifik özelliklerine de dikkat etmek gerekir.
Sınavlarda, The Future Perfect Tense ve The Future Perfect Continuous Tense’lerle ilgili sorularda bu iki zamanın ikisi de şıklarda verilmez. Çünkü ikisi de aynı yerde kullanılır ve aynı anlama gelir.
By ve Until / Till Arasındaki Kullanım Farkı
By: ...e kadar
Until / Till: ...e kadar
Ikisi de “....e kadar” anlamına gelen bu iki edat arasında çok önemli bir kullanım farkı vardır. Eğer konuşma anı ile gelecekte belirtilen zaman arasında eylem sürekli oluyorsa Until / Till kullanılır. Eğer konuşma anından sonra “...e kadar” ifadesinin geçtiği bir noktada eylem oluyorsa “By” kullanılır ve bu da Future Perfectli yapı gerektirir.
I will study untill 10 o’clock. (Saat ona kadar çalışacağım)
He will have called us by 10 o’clock. (Saat ona kadar bize telefon edecek.)
Birinci cümlede, zaman çizelgesinde de görüldüğü gibi konuşma anından gelecekte belirtilen zamana kadar çalışma eylemi sürekli yapılacaktır. Burada süreklilik olduğu için “by” artık kullanılamaz; “until” kullanılır.
Ikinci cümlede ise, telefon açma eylemi konuşma anından gelecekte belirtilen zamana kadar sürekli değil de bir noktada gerçekleşecektir. Bu kullanım da “by” edatını gerektirir ve “by” kullanımı da Future Perfect’i işaret eder.
Not: Edatların kullanım özelliğinden dolayı “By” cümlenin başına da gelebilir. Normalde edatların asıl yerleri cümle sonlarıdır. Ama kullanım yerleri değişebilir.
By the end of next month, we will have completed our study.
(Bu ayın sonuna kadar çalışmamızı tamamlamış olacağız.)
Eğer gelecekte yapılacak bir eylemi, öncesi ile ilişki kurarak aktaracaksak tense olarak Future Perfect kullanırız.
By the end of year, I will have been working at D.U. for 15 years.
(Yıl sonuna kadar, Dicle Üniversitesinde 15 yıldır çalışmakta olacağım.)
“For” edatının Farklı Perfect ifadelerindeki Kullanımı
Now, I have been studying for three hours. (The Present Perfect Continuous Tense)
(Şu anda üç saatten beri çalışmaktayım.)
When you phoned, I had been studying for three hours. (The Past Perfect Continuous Tense)(Sen telefon ettiğinde, üç saatten beri çalışmaktaydım.)
By the end of this month, I will have been teaching Engilish for three years. (The Future Perfect Continuous Tense) (Bu ayın sonuna kadar üç yıldır Ingilizce öğrenmekte olacağım.)
Not: Sorulan bir soru üzerine “for”un kullanımı yukarıdaki cümleler üzerinde anlatıldı.
Zamanların Kullanımındaki Karışıklıklar
1.) Simple Past – Present Perfect Kullanımı: Bu iki zamanın kullanımında Türkçe’nin yapısından kaynaklanan bazı karışıklıklar vardır. Bu karışıklıkları gidermek için zamanların Ingilizce’deki tanımından başlayalım.
Simple Past: Geçmişte, belli bir zamanda olmuş, bitmiş olayları aktarır. Yani Simple Past’ı kullanabilmek için kesinlikle zamanın belli olması ve olayın olmuş - bitmiş olması gerekmektedir. Eğer bu iki şart eksik ise, kesinlikle Simple Past kullanılamaz. Bu durumda Simple Past’ın alternatifi olan Present Perfect’e gidilmelidir.
I saw him three days ago. (Onu, üç gün önce gördüm.)
They signed a peace agreement in 1990. (Onlar, 1990 yılında bir barış antlaşması imzaladılar.)
Görüldüğü gibi birinci cümlede “görme” eylemi oluş-bitmiş ve belli bir zamanda (üç gün önce) olmuştur. Bu nedenle Simple Past kullanılmıştır. Ikinci örnek için de aynı açıklama geçerlidir.
Eğer olay geçmişte belirsiz bir zamanda olmuşsa ve etkisi konuşma anında da devam ediyorsa artık Simple Past kullanılamaz. Bu durumda Simple Past’ın alternatifi olan Present Perfect’e gidilir.
My family has moved many years before. (Ailem, birkaç yıl önce taşınmış.)
Burada “taşınma” eylemi, hem belirsiz bir zamanda olmuş hem de etkisi konuşma anında devam etmektedir. Bu nedenle Simple Past kullanılmamış; alternatifi olan Present Perfect’e gidilmiştir.
Olayın etkisi durumunu bir örnekle açacak olursak;
I lost my key. (Anahtarımı kaybettim.)
I have lost my key. (Anahtarımı kaybetmişim.)
Birinci cümlede geçmişte olmuş-bitmiş olan “kaybetme” eyleminin etkisi konuşma anında yoktur. Bu nedenle kaybedilen anahtarın bulunduğu anlaşılır. Ikinci cümleden ise anahtarın henüz bulunamadığı ve kaybetme eyleminin etkisinin konuşma anında da var olduğu anlaşılır.
Simple Past – Present Perfect kullanımında yukarda anlatılan detaylara dikkat edilmelidir. Ayrıca Present Perfect kullanımında önemli bir husus daha vardır. Eğer verilen bir cümlede bizi Present Perfect’e götüren bir işaret yoksa (yet, just, for, since vb. gibi) olayın etkisi ve zamanı düşünülerek sonuca varılır.
Present Perfect’li bir cümlede eğer bir zaman dilimi kullanılmışsa (this month, this century, this day vb.) bu zaman diliminin etki alanı devam etmelidir. Zaman dilimleri de genellikle “this” ile başlarlar.
Örneğin, saat öğleden önce on birde kahvaltı yapılmadığı söylenmek istense Simple Past kullanılamaz. Çünkü öğle yemeğine kadar yapılacak bir yeme eylemi kahvaltı olacaktır. Bu nedenle Present Perfect kullanılmalıdır. Eğer öğleden sonra o gün için kahvaltı yapılmadığı söylense artık yapılacak bir yeme eylemi kahvaltı olamayacağından Present Perfect kullanılamaz; kullanılacak zaman Simple Past olmalıdır.
Saat 11.00 Today, I have not had breakfast. (Bu gün kahvaltı yapmamışım.)
Saat 14.00 Today, I did not have breakfast. (Bu gün kahvaltı yapmadım.)
2.) Present Continuous – Present Perfect Continuous Kullanımı
Present Continuous kısa bir zaman dilimi ile sınırlıdır. Olayın sadece şu anı ile ilgilenilir, öncesi ile bir ilişkisi kurulmaz. Present Perfect Continuous’ta ise, olayın öncesine gitmek gerekir.
m living in D. Bakır now. (Şimdi D. Bakır’ da yaşıyorum.)

Bu cümlede sadece olayın şu anı ile ilgileniliyor. Ayrıca kısa bir zaman dilimi vardır. Bu nedenle Present Continuous kullanımı gerektirir.
I have been living in D. Bakır for five years. (Beş yıldır D. Bakır’ da yaşamaktayım.)
Bu cümlede ise sadece olayın şu anı değil öncesi de işin içindedir. Böyle bir ifadede artık Present Continuous kullanılamaz, alternatifi olan Present Perfect Continuous kullanılmalıdır.
She is working in a bank, now. (at present)
She has been working in a bank since last year. (öncesi ile ilişkili)
Zamanların Kullanımına Bazı Örnekler
I haven’t received the documents yet. (Hala belgeleri almadım.)
Present Perfect
Bu cümlede, “have” var ve fiil üçüncü haldedir. Bu nedenle Present Perfect ile kurulmuş bir cümledir. Bu cümleyi “..........almamışım.” diye Türkçe’ye çevirmek Ingilizce açısından daha uygundur. Ama Türkçe’ye uygunluk açısından “.......almadım” diye çevrilir. Bu yüzden Ingilizce’den Türkçe’ye çeviri yaparken genel yapıyı ve anlamı bozmamak şartıyla kulağa hoş geldiği şekilde çevirmek gerekir. Bu şekilde cümleyi çevirirken, sanki cümle Simple Past ile kurulmuş gibi algılanır. Gerçekte cümle görüldüğü gibi Present Perfect ile kurulmuştur. Bu nedenle yapılan bu açıklama çeviri için geçerlidir. Yani Ingilizce’de yukarıdaki cümlede Simple Past kullanılamaz.

To receive: almak, kabul etmek.
To conceive: kavramak, algılamak
Reception: kabul edilen yer (Receive’ın isim halidir. Diğer fiiller de bu şekilde isimleştirilebilirler.)
Concept kavram
Co, Con, Com (ses uyumuna göre): beraber
Per: ...için, karşısında.
To percive: idrak etmek, algılamak.
De: olumsuzluk katan bir ön ektir.
To decieve: kandırmak, aldatmak.
Deceptive: aldatıcı.
Dikkat edilirse, yukarıdaki kelimelerin hepsi “receive” den türetilmiştir. Dolayısıyla bir kelimenin anlamı bilinirse, türevlerinin de anlamlarını bulunabilir. Öğrenilen bu kelimeleri, türevleri ile birlikte yazarak çalışmak daha verimli olacaktır.
The E.U will be contributing to our economy enormously in the years ahead.
Future Perfect Continuous
(A. B, önümüzdeki yıllarda ekonomimize büyük ölçüde katkıda bulunuyor olacak.)
Yukarıdaki örneğin açıklamasına benzer şekilde cümlemizin zamanını çözümlüyoruz. “will” var, Future; “be” var Continuos; yani Futre Continuous’tur diyoruz.
Enormously: büyük ölçüde, çok.
Ahead: dosdoğru, ileri
To contribute: katkıda bulunmak.
To distribute: dağıtmak.
To attribute: ...e atıfta bulunmak, ...e bağlamak.
To retribute:
“Tribu” Latince bir kelime olup; Roma döneminde ortaya çıkmıştır. “Aşiret” anlamındadır. Roma döneminde üç önemli aşiret varmış. “Tribun” ise, aşiret liderinin aşiret bireylerinin etkinliklerini izlerken oturduğu yüksek yer demektir. Statta oturulan yer anlamındaki “tribün” kelimesi buradan gelmektedir.

They had been waiting for three hours when we arrived there.
Past Perfect Continuous Simple Past
(Oraya vardığımızda, onlar üç saatten beri beklemekteydiler.)
Fiil kelimelerinin anlamları bilinmezse de zamanların kullanımına hakim olmak bizi sonuca götürebilir. Örneğin bu cümleyi zaman uyumu açısından irdeleyebiliriz. Burada Past Perfect Continuous yerine Past Continuous kullanılamazdı. Çünkü Past Continuous eylemin sonrasına da gider. Halbuki örneğimizde, “biz oraya vardığımızda” bekleme eylemi artık bitmiştir ve eylemin sonrasına gidilmez. Bu yüzden Past Perfect Continuous kullanılmıştır. Bu ifadeyi zaman çizelgesinde gösterecek olursak;
Gramer Için Kaynaklar:
1.) A. J. Thomson, A.V. Martinet: Kullanışlı Ingilizce Dilbilgisi Rehberi.
2.) Betty Schrampfer Azar: Fundamentals Of Englısh Grammar (I, II, III)
The workers will have given up going on strike. (Işçiler, greve gitmekten vaz geçmiş olacaklar.)
Go on strike: greve gitmek
When he arrived at the station, the train had leaft. (O istasyona geldiğinde tren ayrılmıştı.)
S. Past Past Perfect
Not: Temel cümlecik Past Perfect ise, zanan cümleciği Simple Past olmalıdır. Her iki cümlecikte kesinlikle Past Perfect kullanılamaz.
When I arrived home my father was reparing his car.(eve vardığımda babam arabasını tamir ediyordu.) (Bu cümleden, “babamın hala arabayı tamir ettiğini ve benim bu eylemi yaptığını gördüğüm” anlaşılır.)
When I arrived home my father had repared his car. (eve vardığımda babam arabasını tamir etmişti.) (Bu cümleden, “babamın arabayı tamir etmiş olduğunu ve benim bu eylemi görmediğim” anlaşılır.)
When I arrived home my father had been reparing his car. (eve vardığımda babam arabasını tamir etmekteydi.) (Bu cümleden, “babamın arabayı, ben eve varmadan kısa bir süre önce tamir etmiş olduğunu ve benim bu eylemi görmediğim” anlaşılır.)
Şu ana kadar birkaç test olduk.
We have had several tests so far.
Şimdiye kadar
So far
By far
Up to now
Until now
Up to the present (time)
Till now
Such far
To date
Hitter to
Hepsi “şimdiye kadar” anlamındadır. Cümlenin akışına göre “şu ana kadar” ifadeleri ile hangi zamanın kullanılacağını kestirebilmek gerekir.

  Alıntı ile Cevapla
Alt 16.08.2013   #8
Girişimci Üye
 
iڪے†∂ηßﺙuℓ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 16.08.2013
Üye No: 1307
Mesajlar: 110
Konular: 57
Nereden: IstanbuL
Beğenileri: 104
Karizma Puanı: 10
Online / Ofline
iڪے†∂ηßﺙuℓ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart İngilizce'de Sıfat Cümleleri

 
İngilizce'de Sıfat Cümleleri


Sıfat Cümlecikleri kadar zor olmayan ama önemli bir konudur. Önce mantığını kavramak gerekir. Sıfat Cümleciklerinde bir isim bir sıfat sözcüğü gibi bir cümlecik tarafından niteleniyordu. Noun Clouses’larda ise kullandığımız isimler (veya zamirler) bu cümlecikten etkilenirler.
İngilizce'de Sıfat İsim Cümlerleri. English NOUN CLOUSES. Dersi Dersleri. Nedir Nelerdir Nasıl Yapılır Kullanılır Kullanımı Kullanılışı. Örnekleri Örnek Cümleler.
Bir cümlede isimler özne, nesne ve tümleç durumundan biri ile kullanılabilirler. Demekki Noun Clouses’lar (ismin yerine kullanıldıklarından) da bir complex cümlede özne, nesne veya tümleç olarak kullanılabilirler. Bu durumda isim bir kelime ile değil de bir cümlecik ile ifade edilmiş olur. Başka bir değişle bir ismin kullanılabildiği her yerde bir Noun Clouses kullanılabilir.
Bunu Inglizce’deki cümle kuruluşu üzerinde gösterecek olursak; S V O Tümleç
Bu cümle yapısında bir noun clause S, O ve tümleç durumundan biri ile ifade edilebilir.
I know his failure. (Ben onun başarısızlığını biliyorum.)
Bu cümledeki “failure”(başarısızlık) kelimesi isimdir ve cümlede nesne konumunda kullanılmıştır. Bu isim yerine bir cümlecik de gelebilir. Dolayısıyle bu cümlecik bir noun clause olmuş olur ve nesne durumunda kullanılmış olur. “failure” ismi yerine “he has failed”(O başarısız olmuş) cümleciğini kullanabiliriz. Ancak burada iki cümlecik olduğu için bu iki cümleyi bağlayacak bir bağlaca ihtiyacımız vardır. Bu şekilde cümlemiz;
I know that he has failed. (Biliyorum ki o başarısızdır.)
Yalnız bu çeviri konuşma dili için geçerlidir. Yazı dilinde ve sınavda kesinlikle böyle çevirmiyoruz. Bağlacın anlamını “ki” olarak değil de cümleciğe yükleyerek çeviririz. Bu açıklamalardan sonra artık cümlemizi şu şekilde çevirebiliriz:
Onun başarısız olduğunu biliyorum.
Not: Yan cümleciklerin türkçeye çevrilirken öznenin “ın” eki alarak çevrildiğini hatırlayınız. Sıfat cümlecikleri de dahil bu konuyu işlerken temel cümle, yan cümlecik gibi kavramları da göreceğimizden bunlara hakim olmak gerekir.
Isim Cümlecikleri Ile Kullanılan Bağlaçlar
Isim cümlecikleri ile üç tür bağlaç kullanılr.
That: -ki (En çok kullanılan bağlaçtır. Olaya tek yönlü bakar.)
Whether: ...ip ...imediği (Olaya iki yönlü bakar. “or not” ile beraber de kullanılabilir.)
Question Word: Tüm soru kelimeleri isim cümleciklerinde bağlaç olarak kullanılabilir.
Bu bağlaçların anlamları farklı ama kullanılış biçimleri aynıdır. Bu nedenle en sık kullanılan “that”i önce iyi öğreneceğiz. “that”in kullanımı iyi çözülünce sistem aynı olduğu için diğerleri de rahat bir şekilde anlaşılır.
THAT
Daha önce de söylendiği gibi Noun Clouses’lar (NC) complex bir cümlede üç durumda kullanılabilirler. Şimdi bunları madde madde inceleyelim:
A) Özne Olarak Isim Cümlecikleri
Bu yapıda genelde formülsel olarak cümle şöyledir: It is + (sıfat) that + NC
Böyle bir cümle kuruluşu görüldüğünde, bu bir isim cümleciğidir ve özne durumunda kullanılmıştır diyebiliriz.
It is clear that he will confess to his guilt. (Onun suçunu itiraf edeceği açıktır.)
Özne durumundaki NC’lar “what” sorusuna cevap verirler. Örneğin bu cümleye sorarsak;
What is clear? That he will confees to his guilt (Onun suçunu itiraf edeceği) şeklinde cevap alırız.
Inglizce’de normalde bir cümlede özne cümlenin başındadır. Bu nedenle yukarıdaki cümle kuruluşunun ikinci bir alternatifi de vardır. Orijinal kullanım da ikinci kullanımdır. Birinci kullanımda özne sona alındığı için çekili fiile bir özne gerekliliğinden “it” özne olarak kullanılmıştır. Burada “it” asıl öznenin yerini tutar. Ikinci kullanımda ise özne asıl yerine çekileceğinden artık “it” kullanımına gerek yoktur. Inglizce’de asıl kullanım ikinci dediğimiz kullanımdır. Ama zor olduğu için birinci kullanım daha yaygındır. Bu durumda NC’ların özne olarak kullanımı iki farklı şekilde yazılabilir. Şimdi yukarıdaki cümleyi bu açıklamaya göre yazalım:
It is clear that he will confess to his guilt. (Onun suçunu itiraf edeceği açıktır.)
That he will confess to his guilt is clear. (Onun suçunu itiraf edeceği açıktır.)
Her iki kullanımda da anlamı aynıdır. KPDS’de cümlelerin % 90’nı bu yapıdadır. Direk olarak da 2-3 soru gelebilir.
It is difficult that he will give it up. (Onun ondan vazgeçeceği zordur.)
That he will give it up is difficult. (Onun ondan vazgeçeceği zordur.)
Böyle cümleleri “vazgeçmesi” şeklinde de çevirebiliriz.
It was very hard that we overcame this issue. (Bu meselenin üstesinden gelmek çok zordu.)
That we overcame this issue was very hard. (Bu meselenin üstesinden gelmek çok zordu.)
It is + Sıfat formülünde kullanılan sıfat yerine daha önceki bilgilerimizden biliyoruz ki sıfat cümlecikleri de kullanılabilir. Ayrıca yine biliyoruz ki sıfat cümleciklerinin kısaltmasında eğer aktif ise “gerund” eğer passive ise “V3”kullanılıyordu. Demekki formüldeki sıfat yerine bir gerund veya bir V3 de kullanılabilir.
It is expected that they will resume peace talks. (Onların barış görüşmelerine yeniden başlayacakları beklenilmektedir.)
That they will resume peace talks is expected. (Onların barış görüşmelerine yeniden başlayacakları beklenilmektedir.)
Resume: yeniden başlamak (restart ve rebegin kelimelerinin yerine kullanılır. KPDS’de çok geçer.)
It is known that our world is round (Dünyamızın yuvarlak olduğu biliniyor.)
It is suprising that he has escaped. (Onun kaçışı şaşırtıcıdır.)
Bu yapılarda iki cümlecik olduğu için haliyle zaman uyumu da aranmalıdır. Şimdilik sadece gramatikal boyut ile uğraşacağız. Zaman uyumuna dikkat etmekle beraber daha sonra detaylı olarak öğreneceğiz.
B) Nesne Olarak Isim Cümlecikleri
Bu yapıda isim cümlecikleri nesne konumundadır. Cümlede nesne konumunda bir isim yerine bir isim cümleciği kullanılır.
We learnt that they had agreed on the matter.(Onların mevzuda hemfikir olduklarını öğrendik.)
Nesne yapısındaki isim cümlesini, yükleme kimi, neyi, kime, neye sorularını sorarak bulabiliriz. Bu yapının tek kullanımı vardır. Isim cümleciği özne durumundaki gibi hareket edemez.
The judge decided that the suspect was innosent. (Hakim zanlının masum olduğuna karar verdi.)
The judge decided this. (Hakim buna karar verdi.)
Dikkat edilirse ikinci cümlede nesne “this” dir ve tek bir kelimeden oluşmuştur. Birinci cümlede ise cümlenin nesnesi bir isim cümleciğidir. Nesne harakatinin her iki cümlede aynı olduğuna dikkat edininiz.
Suspect: zanlı, şüpheli
Innosent: suçsuz, masum
Judge: hakim, yargılamak
C) Tümleç Olarak Isim Cümlecikleri
Tümleçler, özne, yüklem ve nesne dışında cümleyi tamamlayan yapılardır. Inglizce’de “be” ve “become” (olmak) fiillerinden sonra gelen kelimeler tümleçtirler.
My father is an engineer. (Benim babam bir mühendistir.)
My advantage is that I can speak three foreign languge. (Benim avantajım üç dili konuşabilmemdir.)
My belief is that yo will get over this problem. (Inancım sizin bu sorunu aşacağınızdır.)
Get over: üstesinden gelmek
Their claim is that the minister got involve in corruption. (Onların iddiası bakanın yolsuzluğa karışmasıdır.)
Get involve in: ...e bulaşmak (daima nesneye in ile geçer.)
Corrupton: bozulma, yolsuzluk
Whether = If
....ip ....imediği anlamında olup, olaya iki yönlü bakan bir bağlaçtır. Whether bağlacı bazen “or not” da alabilir. Genellikle “or not” ifadesi parantez içinde verilir. Bu bağlacın değişik konumlu isim cümleciklerindeki kullanımını görelim.
It is not known whether he has ratified the bill. (Onun yasa tasarısını onaylayıp onaylamadığı bilinmiyor.)
Ratify:
Specify:
Approve of: onaylamak
Notify:
Yukarıdaki cümleyi (isim cümleciği özne konumunda olduğu için) şu şekilde de yazabiliriz. Anlamı aynıdır.
Whether he has ratified the bill is not known.
Not: Cümlede özne konumunda olan isim cümleciği başa alınırsa bu kullanımda bağlaç olarak “If” kullanılamaz.
I am not sure whether he has accepted the offer.(Onun öneriyi kabul edip etmediğinden emin değilim.)
No one knows whether they live in the country or not. (Onların ülkede yaşayıp yaşamadıklarını kimse bilmiyor.)
My doubt is whether they will stay or not. (Benim kuşkum onların kalıp kalmayacağıdır.)
Not: Gramatikal olarak isim cümleciklerinde bağlaçlardan sonra daima bir özne vardır.
Soru Kelimelerinin Isim Cümleciklerinde Bağlaç Olarak Kullanılması
Questıon Words (QW)
What: ne
Where: nerede, nereye
When: ne zaman
Who: kim
Whom: kimi, kime
Fram whom: kimden
With whom: kiminle
To whom: kime
Whose: kimin
Which: hangi
How: nasıl
Why: niçin
How many: kaç tane, ne kadar, kaç (sayılabilenler için)
How much: kaç tane, ne kadar, kaç (Sayılamayanlar için)
How long: ne kadar (zamanı sorar)
How far: ne kadar (mesafeyi sorar)
How often: ne kadar (frekansı sorar)
Isim cümleciklerinde QW’ların kullanımını, normal soru cümleleri ile karıştırmamak gerekir. Bir soru cümlesinde QW’lar daima cümlenin başında söylenir ve cümle sonunda soru işareti vardır. Sour sözcüğü olsun veya olmasın bir soru cümlesinde yardımcı fiil vardır ve özneden önce yazılır. Bazen bu kural konuşma dilinde ihmal edilse de cümlenin soru olduğunu hissettirecek bir vurgu mutlakavardır.
What can I do for you? (Sizin için ne yapabilirim?)
Where are you going? (Nereye gidiyorsun?)
When will you come back? (Ne zaman döneceksiniz?)
How long will you be staying here? (Burada ne kadar süre kalacaksınız?)
Soru cümlelerini, QW’ların bağlaç olarak kullanıldığı isim cümlecikleri ile bu şekilde ayırabilmek gerekiyor. Bu da yardımcı fiilin kullanımı, QW’ların soru cümlelerindeki konumu ve soru cümlelerinde ?’nin kullanımını hatırlayarak yapilabilir. Şimdi QW’ların isim cümleciklerinin her üç yapısında kullanımını görelim.
Özne olarak;
It is not known where he hides.(Onun nereye saklandığı bilinmiyor.)
Hide: saklanmak
Bu kullanımda QW’un bağlaç niteliğinin görülmesi gerekir. Dikkat edilirse QW’dan sonra cümle sonuna ? konulmamıştır. Ayrıca yardımcı fiil özneden önce yazılmamıştır. O zaman “where” bağlaç olarak kullanılmıştır diyoruz.
Burada önemli bir özelliği de hatırlatmak gerekiyor. Complex bir cümlede yan cümlecik soru formu ile kurulamaz. Eğer böyle bir cümlede soru formu oluşturulmak istense bu değişiklik yan cümlecikte değil, temel cümlede yapılır.
Is it not known where he hides? (Nereye saklandığı bilinmiyor mu?)
Özne olarak kurulmuş bir isim cümleciğinde özne hareketini hatırlayarak cümlemizi diğer alternatifi ile yazalım.
Where he hides is not known? (Onun nereye saklandığı bilinmiyor.)
Bu complex cümleyi soru yaparsak;
Is where he hides not known? (Onun nereye saklandığı bilinmiyor mu?)
It is not obvious what he will do. (Onun ne yapacağı belli değil.)
It was uncertain how long they would stay there. (Orada ne kadar kalacağı belli değildir.)
Obvios: belli, apaçık
Obviousness: besbellilik
Cümlelerdeki zaman uyumuna da dikkat etmek gerekiyor. Anlamdan temel cümlenin ve yan cümlenin zamanını çıkarabilmek gerekir. Geçmişteki olay ,öncesi sonrası durumunu iyi bir şekilde irdeleyip sonuca gidebilmek gerekir.
It was not known how the had committed the crime. (Onun suçu nasıl işlediği bilinmiyor.)
Was not known bilinmiyor, meçhul
Was unknown
Nesne Olarak;
I don’t know where he is working now. (Onun şimdi nerede çalıştığını bilmiyorum.) Zaman uyumunda temel cümle ve yan cümle arasında bir zaman uymu vardır. Bunun çevirisi değil de inglizce mantığı önemlidir. Zaman tespitinde hem temel cümlecikte hem de yan cümlecikte olan zaman sözcüklerine dikkat etmek gerekiyor.
We couldn’t learn how this event happened. (Bu olayın nasıl oluştuğunu öğrenemedik .)
She didn’t decide where we had to met. (O nerede buluşmamız gerektiğine karar veremedi.)
Tümleç Olarak;
Uor doubt is who killed the man. (Şüphemiz adamı kimin öldürdüğüdür.)
I am anxious to know how much he earns by month. (Aylık olarak ne kadar kazandığını öğrenmeye can atıyorum.)
Anxious: endişeli
Anxious + full Infinitive: ...meye can atmak
It is expected that the embargo will lifted next year. (Ambargonun gelecek yıl kaldırılacağı umuluyor.)
It was climed that the minister had embezzled money. (Bakanın zimmetine para geçirdiği iddia edildi.)
Embezzle: zimmete para geçirmek
The two sides announcedthat they had signed an aggrement. (Her iki taraf bir anlaşma imzalamış olduklarını bildirdiler.)
Announce: bildirmek, ilan etmek
We feared that he results could be negative. (Sonuçların negatif olabileceğinden korktuk.)
Fear: korkmak
Fearless: korkusuz
It is said that he can be detained. (Onun gözaltına alınabileceği söyleniyor.)
Not: Modal’ların (Özellikle “can ve may”)bağlaç ile aktarıldığı zaman çevirisinde bir “...ecek, ...acak” anlamı katıldığına dikkat ediniz.
Soru: Böyle cümlelerde neden temel cümlecik kısadır?
Bunu bir örnekle açıklayalım:
I bought this present last year in Italy. (Ben bu hediyeyi geçen yıl Italya’dan aldım.)
Bu cümlemizin öğelerinin Özne+Yüklem+Nesne+Tümleç (Zaman zarfı+yer zarfı) şeklinde sıralandığına dikkat ediniz. Ayrıca “bir cümledeki her ismin yanına bir Noun Clause gelebilir” özelliğinin hatırlayınız. Cümlemizdeki “the present” isminden sonra bir Noun Clause yazarsak; zaman zarfı ve yer zarfı NC’a ait olacağından cümle sonuna atılır. Bu yüzden de temel cümlecik kısa olur.
No one knows How this problem can be resolved. (Kimse bu problemin nasıl çözülebileceğini bilmiyor.)
Subjunctive Mood (Istek kipi)
Türkçe’de dilek kipi “...mesi, ...ması” şeklindedir. Mümle olarak örneklersek; Ben Ali’nin burda olmasını istiyorum. Doktor O’na dinlenmesini söyledi, gibi.
Ingilizce’de Subjunctive Mood (SM)’un kullanıldığı belli fiiller vardır. Bunların sayısı 15’tir. Eğer bu fiiller temel cümlede kullanılırsa mutlaka yan cümlecikte SM kullanımını isterler. Bu fiilleri kolay olsun diye grup halinde yazacağız.
Aşağıdaki Fiillerden sonra
İstemek Fiilleri:
Desire
Request
Ask
Beg
Urge
Demand
Önermek Fiilleri
Recommend
Advise
Propose
Suggest
Geri kalan beş fiil bir grup halinde verilemiyeceğinden ayrı yazacağız.
Insist: ısrar etmek
Prefer: tercih etmek
Require: gerektirmek
Order: emretmek
Move: hareket etmek (pek kullanılmaz.)
Inglizce’de bu fiiller dilek kipini gerektirirler. Bunlar temel cümşlede olduklarında mutlaka mutlaka dilek kipi kullanılmalıdır.
The doctor recommended that he should rest as much as possible. (Doktor O’na mümkün olduğu kadar dinlenmesi gerektiğini tavsiye etti.)
Inglizce’de dilek kipi yapısında sadece “should” kullanılır. Yalnız “should”un kullanılması obsiyoneldir. Yani olsa da olur olmazsa da. Bu nedenle yukarıdaki cümleyi şu şekilde de yazabiliriz:
The doctor recommended that he rest as much as possible. (Doktor O’na mümkün olduğu kadar dinlenmesini tavsiye etti.)
Görüldüğü gibi “should”un kullanılmaması durumunda sonrasındaki fiil çekilmemiş gibi görünür. Yani “bare infinitive” olarak kalır. “should”un kısaltılması formuna dikkat etmek gerekir. KPDS’de bu fiil boş bırakılarak sorulur. Önemlidir, iyi öğrenmek gerekir. SM yapısını Türkçe’ye çevirirken “should”un gerekir anlamı yarine Türkçe’deki dilek kipi anlamı olan “...mesi, ...ması” şeklinde çeviririz.
I insisted that my son (should) be a doctor. (Oğlumun bir doktor olmasında ısrar ettim.)
Not: Dilek kipinin yan cümlecikte kullanıldığına dikkat ediniz.
The committee requisted that the documents (should) be summitted until tomorrow. (Komite belgelerin yarına kadar sunulmasını istedi.)
I advised her that she ...............breakfast early. Boş olan yere ne gelmelidir?
have
has
had
to have
has had
“have” doğru cevap olur. Çünkü temel cümlecikte “advise” fiilinin olmasından dolayı yan cümlecik yapısı SM olmalıdır. Bu nedenle asıl olması gereken “should have” dir. “should” kısaltıldığından doğru cevap “have” olur. Çok dikkatli olmak gerekir.
I advised her that she have breakfast early. (Erken kahvaltı yapmasını önerdim.)
2.) Aşağıdaki sıfatlardan sonra SM kullanılır
Sıfatlar Noun Clouse’ların özne yapısında kullanıldıklarından bu madede sadece Noun Clouse’ların özne yapısı olacaktır. SM’ un kullanıldığı en önemli sıfatlar şunlardır:
Önemli Sözcükleri
Important
Crucial
Vital
Significant (anlamlı)
Gerekli Sözcükleri
Necessary
Imperative (zorunlu)
Mandatory (zorunlu)
Essential
possıble
Inglizce’de bu sıfatlar kullanıldıklarında dilek kipi gerektirirler
It is necessary that he (should) work hard. (Onun sıkı çalışması gerekir.)
It is essential that our environment be protected. (Çevremizin korunması temeldir.)
Protect, Preserve, Conserve: korumak
Örnek Noun Clouses ve Relative Pronouns Cümleleri
It is estimated that the economic sanction can not be lifted in the near future. (Ekonomik yaptırımların yakın gelecekte kaldırılamayacağı tahmin ediliyor.)
Sanction: yaptırım, müeyyide (Önemli bir kelimedir, KPDS’de çok sık geçer)
Bir cümlede bir ismin yanına her zaman için onu niteleyecek bir sıfat yazılabilir. Relative Pronouns (RP) bilgilerimizden de biliyoruz ki bir sıfat cümleciği (RP) bir sıfat kelimesinin yaptığı görevi bir cümlecik olarak yapabilir. Bu açıklamaya dayanarak cümledeki “sanction” isminden sonra onu niteleyecek bir RP cümleciği yazarak cümlemizi çevirecek olursak; (Kalın ve italik yazılan cümlecik kısaltılmış bir RP cümleciğidir.)
It is estimated that the economic sanction impossed on Serbia can not be lifted in the near future. (Sırbistan’a uygulanan konomik yaptırımların yakın gelecekte kaldırılamayacağı tahmin ediliyor.)
Impose on: ...e empoze etmek, uygulamak
Not: KPDS’deki cümlelerin büyük bir çoğunluğu bu yapıdadır. Böyle cümleleri iyi çalışmak sınavda büyük kolaylıklar sağlar.
Pose Bırakmak, tutmak anlamında olan bu kelima kökünden bir çok kelime türetilmiştir.
Impose: im: içine, pose: bırakmak. Impose:içine bırakmak, empoze etmek, uygulamak
Expose: ex:dış, pose: bırakmak. Expose: dışarıya bırakmak, maruz bırakmak
Repose: dinlenmek
Compose: birleştirmek
Dispose: sıralanmak, düzenlemek
Oppose: karşı koymak
Prepose: önceye bırakmak
Bu kelimeler de KPDS için çok önemlidir.
It was reported that the plain had taken off one hour later doe to the in adequancy of measure. (Önlemlerin yetersizliğinden dolayı uçağın bir saat geç kalkmış olduğu rapor edildi.)
Take off: havalanmak
Doe to: ...den dolayı
Adequate: yeterli, uygun, elverişli
Adequancy: yeterlilik
Inadequancy: yetersizlik
Measure: tedbir, önlem (ölçme, ölçmek anlamı var ve karıştırılabilir diye KPDS’de çok geçen bir kelimedir.)
Cümledeki “measure” isminden sonra kısaltılmış bir RP cümleciği olan “taken” ı ekleyip cümlemizi tekrar yazalım:
It was reported that the plain had taken off one hour later doe to the in adequancy of measure taken. (Alınan önlemlerin yetersizliğinden dolayı uçağın bir saat geç kalkmış olduğu rapor edildi.)
The rescue team suggested that the disaster area (should) be evacuated immediately. (Kurtarma ekibi felaket bölgesinin derhal boşaltılmasını önerdi.)
Not: Dilek kipinin kullanımını (Should’un kullanımını) hatırlayınız.
Rescue: kurtarma(k)
Evacuate: boşaltmak, tahliye etmek
Calamity: felaket
Diseaster: felaket
We aware that it is rather dificult to draw some conclusion fram the data. (Verilerden bazı sonuçlar çıkarmanın oldukça zor olduğunun farkındayız.)
To be aware of: farkında olmak, haberdar olmak
Not: Yukarıdaki cümlede “to be aware of”un “of” edatı yazılmadı. Neden? (Noun Clous’larda sadece “that”in edat almadığını diğer tüm NC başlaçlarının edat aldıklarını hatırlayınız.)
“Data”dan sonra bir RP ekleyerek cümlemizi yeniden yazalım:
We aware that it is rather dificult to draw some conclusion fram the data presented by the committe. (Komite tarafından sunulan verilerden bazı sonuçlar çıkarmanın oldukça zor olduğunun farkındayız.)
Clude “Kapatmak” anlamında olan bu kökten bir çok kelime türetilmiştir.
Conclude: sonucuna varmak
Conclusion: sonuç
Conclusıve: sonuca götüren, somut
Inconclusive: sonuca götürmeyen, somut olmayan
Include: dahil etmek, içermek
Exclude: hariç tutmak
Preclude: engel olmak
The scientists aren’t sure certain whether this treatment can achieve the result desired. (Bilimadamları, bu tedavinin arzulanan sonuçları gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğinden emin değiller.)
Hatırlanacağı üzere RP kısaltmalarında aktifler için “gerund” pasifler için “V3” kullanılayordu ve bunlar bir sıfat sözcüğü gibi niteledikleri ismin önüne yazılabiliyordu. Şimdi birkaç cümlemizi bu kurala göre yazalım.
The scientists aren’t sure certain whether this treatment can achieve the desired result.(Bilimadamları, bu tedavinin arzulanan sonuçları gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğinden emin değiller.)
It was reported that the plain had taken off one hour later doe to the in adequancy of taken. measure (Alınan önlemlerin yetersizliğinden dolayı uçağın bir saat geç kalkmış olduğu rapor edildi.)
Görüldüğü gibi RP kısaltmaları bir sıfat sözcüğünün yaptığı hareketi yapabilirler.
The industrialists entering this market claim that a fierce competition will occur in the month ahead. (Bu piyasaya giren sanayiciler, önümüzdeki aylarda acımasız bir rekabetin meydana geleceğini iddia etmektedirler.)
Market: pazar, piyasa
Fierce: acımasız
Competition: rekabet
Relative Pronıuns ve Noun Clouse konularını birlikte kullanabilmek gerekir. Çünkü bu iki konu Inglizce’nin en karmaşık konularıdır.
He was rather reluctant to tell us how long the experiment he was conducting would last(O yapmakta olduğu deneyin ne kadar süreceğini bize söylemeye oldukça isteksizdi.)
Bu cümlenin, “us” ve “how long the experiment he was conducting would last” olmak üzere iki nesnesi vardır. Dikkat edilirse ikinci nesne bir NC cümleciğidir. Böyle iki nesneli cümlelerde karışıklığı önlemek için NC nesnesi sonra söylenir.
It is reported that the election to be held next week may be postponed (Gelecek hafta yapılacak olan seçimlerin ertelenebileceği bildirilmektedir.)
They said that there were other methots which we could resort to. (Onlar, bizim başvurabileceğimiz başka metotların olduğunu söylediler.)
Resort to: başvurmak, müracaat etmek (syn: apply. Soyut anlamda başvurmak. KPDS’de çok geçer.)
Böyle cümleler de zaman uyumuna da özellikle dikkat etmek gerekir.
We are unable to convince the patient that he could recover soon. (Biz hastayı kısa sürede iyileşebileceğine inandıramadık.)
Convince: inandırmak
Recover: iyileşmek
Soon: sonra, kısa süre
Cover: kapatmak
Uncover: açmak
RP veNC konuları Inglizce’nin en karmaşık konularıdır. Bu konuda geçen örnekleri iyi öğrenmek konunun anlaşılmasında kolaylık sağlayacaktır.
Bir sonraki konumuz NC’larda kısaltmalar olacaktır. NC’larda kısaltma yapılırken mastarlardan faydalanılır. Bu nedenle bir sonraki derse hazırlık anlamında mastarların olabilecek formlarını görelim.
Bir cümlede mastarlar iki değişik formda kullanılabilirler. Bu iki formun ayrıca hem aktif hem pasif kullanımı olacağından mastarlar dört şekilde kullanılırlar.
Aktif Pasive
Simple Infinitive: to see (görmek)to be seen (görülmek)
Perfect Infinitive: to have seen(görmüş olmak)to have been seen (görülmüş olmak)
to speak to be spoken
to have spoken to have been spoken
We decided to improve the installation. (Biz tesisleri geliştirmeye karar verdik.)
Installation: tesis, tesisat, montaj
Yukarıdaki cümlede aslında bir NC kısaltması vardır. Ama biz bunu bilmeden de şimdiye kadar böyle cümleleri kullandık. Çevirisini de rahatlıkla yaptık. Yine aşağıda yazacağımız cümlede de bir NC kısaltması vardır.
I don’t know what to do. (Ben ne yapacağımı bilmiyorum.)
It is understood that he has studıed in Germany.(O’nun Almanya’da öğrenim görmüş olduğu anlaşılıyor.)
Not: Böyle cümlelerde zaman uyumuna da dikkat etmek gerekir. Zaman uyumu temel cümle ile yan cümle arasında aranır.
It is statedthat agreement will be signed. (Anlaşmanın imzalanacağı ifade ediliyor.)
State: ifade
Statement: ifade
It is suspected that he is in the USA. (O’nun USA’da olduğundan şüpheleniliyor.)
Temel cümlenin zamanı simple present, yan cümlenin zamanı simple present. Çünkü zamanlar çakışıyor. Yani yan cümleciğin zamanı temel cümlenin zamanından önce ise perfect, conra ise future, aynı ise aynı tense kullanılır.

  Alıntı ile Cevapla
Alt 16.08.2013   #9
Girişimci Üye
 
iڪے†∂ηßﺙuℓ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 16.08.2013
Üye No: 1307
Mesajlar: 110
Konular: 57
Nereden: IstanbuL
Beğenileri: 104
Karizma Puanı: 10
Online / Ofline
iڪے†∂ηßﺙuℓ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart

 
Aktif Pasive
Simple Infinitive: to see (görmek)to be seen (görülmek)
Perfect Infinitive: to have seen(görmüş olmak)to have been seen (görülmüş olmak)
to speak to be spoken
to have spoken to have been spoken
Mastarların bu dört kullanımından faydalanarak NC’larda kısaltma yapılır. Şimdi bu kısaltmanın nasıl yapıldığını görelim
1.) Özne yapısında
It is claimed that he be released the next mounth. (O’nun gelecek hafta serbest bırakılacağı iddia ediliyor.)
NC’larda kısaltma, yukarıda altı çizili olan kısımda yapılır. NC’larda bağlaçtan sonra mutlaka bir özne olmak zorunda idi. Kısaltma yapılırken “he” öznesi cümlenin başına çekilir, bağlaç kısaltılır ve fiil mastar biçiminde (to) kullanılır. Bu açıklamadan sonra cümlemizi kısaltılmış biçimi ile yazalım.
He is claimed to be released the next month. (O’nun gelecek hafta serbest bırakılacağı iddia ediliyor.)
NC kısaltmaları çok iyi çalışılması gereken bir konudur. Özne hareketine ve mastar dönüşümüne iyi hakim olmak gerekir. Kısaltma ile komplex cümle tek bir cümleye indiğinden artık bağlaca da gerek yoktur.
It is reported that the minister has approved of the proposal. (Bakanın öneriyi onaylamış olduğu belirtilmektedir.)
Kısaltma
The minister is reported to have approved of the proposal. (Bakanın öneriyi onaylamış olduğu belirtilmektedir.)
It is said that they have been cought by the police. (Onların polis tarafından yakalanmış oldukları söyleniliyor.)
Kısaltma
They are said to have been cought by the police. (Onların polis tarafından yakalanmış oldukları söyleniliyor.)
Not: NC kısaltması KPDS için hayati derecede önemli bir konudur. Konuşma dilinde pek kullanılmaz ama yazı dilinde oldukça sık kullanılır. Sınav boyutunu ise maddeler halinde yazalım
Cümledeki kısaltmanın mastar kısmı boş bırakılarak sorulur.
Cümlenin kısaltılmış şeklini verip eşanlamlısını sorabilirler.
Çeviride sorulabilir.
Anlama yönelik çok önemli bir konudur. Sınavda kritik yerlerde oldukça sık geçen bir cümle kalıbıdır.
It is feard that the boy will be killed. (Çocuğun öldürüleceğinden korkuluyor.)
Kısaltma
The boy is feard to be killed. (Çocuğun öldürüleceğinden korkuluyor.)
It is expected that inflation will drop. (Enflasyonun düşeceği umuluyor.)
Kısaltma
Inflation is expected to drop. (Enflasyonun düşeceği umuluyor.)
Kısaltmalarda mastarın aktif – pasif durumunun ayırımını yapmak çok önemlidir. Bu durumda özne yüklemi yapıyor mu, yüklemden etkileniyor mu sorularının cevaplanarak duruma göre kısaltmada aktif veya pasif mastar kullanılır.
He is stated to have fled the country. (Onun ülkeden kaçmış olduğu belirtiliyor.)
Flee: kaçmak, terketmek
Leave: ayrılmak, terketmek (Aslında ikisi de “terketmek” anlamındadır. “from” edatını istemezler. Kullanıldıklarında sanki bir “from” olması gerktiği hissi Türkçe’den kaynaklanmaktadır.)
The results of the election are reported to be announced tomorrow. (Seçim sonuçlarının yarın ilan edileceği bildirilmektedir.)
Cümlenin kısaltma öncesi
It is reported that the results of the election will be announced tomorrow. (Seçim sonuçlarının yarın ilan edileceği bildirilmektedir.)
The manager is said to have been involved in illegal affairs. (Müdürün yasa dışı işlere bulaşmış olduğu söyleniliyor.)
Cümlenin kısaltma öncesi
It is said that the manager has been involved in illegal affairs. (Müdürün yasa dışı işlere bulaşmış olduğu söyleniliyor.)
Involve: içermek, kapsamak
Involve: karıştırmak, bulaştırmak
Involve: gerektirmek (hangi anlamda kullanılırsa kullanılsın daima “in” edatı ile nesneye geçer.)
Affair: olay, iş
The agreement is reported to have been signed by both side. (Anlaşmanın her iki tarafça imzalanmış olduğu bildiriliyor.)
Cümlenin kısaltma öncesi
It is reported that the agreement has been signed by both side. (Anlaşmanın her iki tarafça imzalanmış olduğu bildiriliyor.)
Seem, Appear, Look
Üçü de “görünmek” anlamındadır. Bu üç fiil NC yapısı içinde kullanılabilirler. Anlam olarak pasiflik durumları olduğu için ayrıca pasif yapılmazlar.
It seems that he has passed the exam. (Onun sınavı geçmiş olduğu görünüyor.)
Kısaltma
He seems to have passed the exam. (Onun sınavı geçmiş olduğu görünüyor.)
Pass: geçmek
Passage: geçit, pasaj
***Not: KPDS’de özellikle bu yapıda seem, appear, look fiillerinden sonraki kısım boş bırakılarak mastar kalıbı sorulur. Daha önce bu kullanımda geçen “it is V3” kullanımının mantığı ile çözülür.
They seem to move to another town next year. (Onların gelecek yıl başka bir kasabaya taşınacakları anlaşılıyor.)
Cümlenin kısaltma öncesi
It seems that they will move to another town next year. (Onların gelecek yıl başka bir kasabaya taşınacakları anlaşılıyor.)
Your family seems to be extremely happy .(Ailenizin son derece mutlu olduğu börünüyor.)
Cümlenin kısaltma öncesi
It seems that your family is extremely happy. .(Ailenizin son derece mutlu olduğu börünüyor.)
She seems to have won the prize. (Onun ödülü kazanmış olduğu görünüyor.)
Cümlenin kısaltma öncesi
She seems that she has won the prize. (Onun ödülü kazanmış olduğu görünüyor.)
Diğer NC Kısaltmaları
1.) Nesne Yapısında
We can not decide whether we wiil stay at home or go out. (Evde mi kalacağız dışarıya mı gideceğiz karar veremiyoruz.)
Kısaltma
We can not decide whether to stay at home or to go out. (Evde mi kalacağız dışarıya mı gideceğiz karar veremiyoruz.)
Böyle yapılarda bağlaç anlamını cümleye kattığı için kısaltılamaz. Mastar kısaltması ise daha önce anlatıldığı gibidir.
He doesn’t where to go (O nereye gideceğini bilmiyor.)
Cümlenin kısaltma öncesi
He doesn’t where he wiil go (O nereye gideceğini bilmiyor.)
3.) Tümleç Yapısında
My job is that I teach English (Işim Inglizce’yi öğretmektir.)
Kısaltma
My job is to teach English (Işim Inglizce’yi öğretmektir.)
Görüldüğü gibi NC’ların cümlede tümleç olarak kullanıldığı yapıda da kısaltma mastarlardan faydalanılarak yapılır.

  Alıntı ile Cevapla
Alt 16.08.2013   #10
Girişimci Üye
 
iڪے†∂ηßﺙuℓ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 16.08.2013
Üye No: 1307
Mesajlar: 110
Konular: 57
Nereden: IstanbuL
Beğenileri: 104
Karizma Puanı: 10
Online / Ofline
iڪے†∂ηßﺙuℓ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Standart İngilizce'de Kipler

 
İngilizce'de Kipler


MODALS : “Modal”, “mod” dan gelir. Mod, “kip” anlamına gelir. Dolayısıyla Modal, “Kiplik” demektir. Modal’lar yardımcı fiil sisteminden yararlanan ama farklı fonksiyona sahip ünitelerdir.
İngilizce'de Kipler Modallar. English MODALS. Dersi Dersleri. Nedir Nelerdir Nasıl Yapılır Kullanılır Kullanımı Kullanılışı. Örnekleri Örnek Cümleler.
I don’t speak. (Konuşmam.)
I can speak. (Konuşabilirim.)
Görüldüğü gibi yardımcı fiiller, anlamlarını yükleme katmazlar. Ama Modal’lar anlamlarını yükleme katarlar.
Can: ...e bilmek: güç, yetenek
-bilir May:. ..ebilmek: olası, tahmin
Be able to: ..e bilmek: Can’ e eşittir.
Must: ...meli, ...malı: Must’ta zorunluluk söyleyenden kaynaklanır,
-meli, -malı Have to: zorunda olmak. Zorunluluk var: Have to’da ise dışardan kaynaklanır.
Should: gerekir. Her ikisi de “tavsiye öneri” anlamında kullanılır. Ikisinin arasında
Ought to: gerekir. çok az bir nüans farkı vardır, aynı anlamda kullanılabilirler.

Modal’ ların Kullanımı
  1. Modal’ lar çekimsizdir. Yani şahıslara göre değişmezler.
  2. Modal’lar daima V1 ile kullanılırlar.
  3. Iki model kesinlikle yan yana kullanılmaz.
Örnekler;
They can accomplish the project in time. (Onlar zamanında projeyi tamamlayabilirler.)(Güç, yetenek)
He may go abroad next year. (O önümüzdeki yıl yurt dışına gidebilir.) (Tahmin)
Not: “Can” ile “May” yapısı olumsuz cümlelerde tamamen birbirinden ayrılır.
I may go. (Gidebilirim) (tahmin) I may not go. (Gitmeyebilirim) (tahmin)
I can go. (Gidebilirim) (güç, yetenek) I can not go. (Gidemem) (güç, yetenek)
We are able to produce more goods. (Daha fazla mal üretebiliriz.) (Güç, yetenek)
Accomplish: gerçekleştirmek, tamamlamak, bitirmek, yapmak
Produce: üretmek
Goods: ürün, eşya, mal
You must wait for us untill 5 o’clock. (5’ e kadar bizi beklemelisin.) (Zorunluluk söyleyenden )
You have to brush your teeth three times a day. (Günde üç defa dişlerini fırçalamalısın.) (Zorunluluk dışardan)
Turkey should put emphasis on the production. (Türkiye üretimine önem vermelidir.) (Nasihat var.)
Put: Vermek, koymak, yerleştirmek.
Not: Eğer herhangi bir modal, yukarıda belirtilen üç özelliğe uymazsa veya kullanımında bu özellikler eksikse o zaman “semi modal” olur. “Be able to ve Have to” gibi. Örneklerde de görüleceği gibi bunlar çekime de girer; başka modallar ile de kullanılabilirler.
He must be able to resign. (O istifa edebilmelidir.)
The minister must be able to confess everything. (Başkan her şeyi itiraf edebilmelidir.)
Confess: itiraf etmek.
Not: Görüldüğü gibi iki modal bir arada kullanıldığında önce tam modal sonra semi modal yazılır. Çeviri yaparken de önce semi modalın anlamı söylenir.
A child should be able to walk when he is 7 month. (Bir çocuk, 7 aylık olduğunda yürüyebilmesi gerekir.)
He may have to resign upon corruption. (O istifa etmek zorunda kalabilir.)
A teacher must be able to travel. (Bir öğretmen seyahat edebilmelidir.)
We may have to give up the project. (Projeden vaz geçmek zorunda kalabiliriz.)
We must be able to see him tomorrow. (Onu yarın görebilmeliyiz.)
He may have to explain the events. (O olayları açıklamak zorunda kalabilir.)
Present Past Future
Can Could -------
May Maight -------
Be able to was / were able to Will be able to
Must ------- -------
Have to Had to Will have to
Should ------- -------
Ought to -------- ------
Future formu olmayan modalların present formu future anlamında Türkçe’ de olduğu gibi kullanılırlar.

Modal’ ların Past ve Future Kullanımlarının Özel Anlamları
Could – Was / Were able to Kullanımı
Could, (...e biliyordu.)geçmişte yapılmış sürekli olaylar için kullanılır ve içinde bir “yor” anlamı gizlidir.(Could not ile Couldn’t kullanımlarının anlamları birbirinden farklıdır. Bunları sonraki derslerimizde öğreneceğiz. Yazı dilinde kısaltma yapmak uygun değildir.)
Was / Were able to, (...e bildi) geçmişte yapılmış bir tek olay için kullanılır.
We could see each other. (Biz birbirimizi görebiliyorduk.)
Each other: each = her bir, other = diğeri. Each other: her bir diğeri = birbiri
He could put aside some money when he was young. (O gençken biraz para bir tarafa koyabiliyordu.)
We were able to see each other. (Biz birbirimizi görebildik.)
He was able to recognize the corpse. (Cesedi teşhis edebildi.)
Recognize: tanımak, teşhis etmek
Corpse: ceset
I was able to attain my goal. (Ben amacıma ulaşabildim.)
Goal: amaç
To attain: ...e ulaşmak
Attain kelimesinin kökü olan “tain” KPDS için hayati önem arz eden bir sözcüktür. Aslı Latince olup, “tenere” dir. Tutmak anlamına gelir. Tain’den Ingilizce’de bazı kelimeler türetilmiştir. Şimdi bunları öğrenelim.
Maintain: Main, Latince’deki “mano”dan köken alır. Mano el anlamındadır. Dolayısıyla Maintain “elde tutmak, muhafaza etmek” anlamına gelir. Eş anlamlıları aşağıdadır.
Sustain
Continue
Keep
preserve
Contain: Con = beraber, Tain = tutmak. Contain, beraber tutmak = içermek, ihtiva etmek
Retain: Re = tekrar, yeniden. Retain, yeniden tutmak = ....e tutmak (soyut anlamda, hafızada tutmak)
Detain: göz altında tutmak.
Pertain: Per = için, Pertain, ...için tutmak = ilgili olmak.
Obtain: elde etmek, sağlamak.
Attain: ...e ulaşmak.
“Amaç” kelimelerini de öğrenecek olursak;
Goal, Aim, Purpose, End, Objective, Intention, Motive: amaç
Might’ın Kullanımı
He might go home. (O eve gidebilirdi.)
Gidebilirdi ama gitmemiş anlamını verir. May’ın Past ifadesi “Might”, geçmişte zayıf bir ihtimali belirtmek için kullanılır. Yani “may” kullanımına göre ihtimal daha zayıftır. Fazla yaygın bir kullanımı yoktur. Yan cümleciği olan ifadelerde zaman uyumunu sağlamak açısından “might” kullanımına gidilir.
Must
Must’ın Past formu olmadığı için geçmişte zorunluluktan dolayı yapılan bir eylemin zorunluluğunun söyleyenden veya dışardan kaynaklanması önemli değildir. Yani geçmişte yapılan bir eylem için zorunluluk ayırımı ve bundan dolayı Ingilizce’de farklı bir kullanım yoktur.

Had to: ...gerekti
“Gerekti” anlamına gelir. Ilerdeki konularla karışmaması için bunun iyi öğrenilmesi gerekir. Geçmişte bir zorunluluktan dolayı yapılması gereken ve yapılmış eylemleri ifade etmek kullanılır.
He had to sell his house. (O’ nun evini satması gerekti.)
Borcu vardı veya komşuları iyi değildi vs. Ama bir zorunluluktan dolayı evini satması gerekliymiş ve evini satmış. Bu cümleyi “....gerekiyordu” diye çeviremeyiz. Çünkü evi satma eylemi olmuş bitmiş bir eylemdir.
The Goverment had to punish the responsibles. (Hükümet, sorumluları cezalandırmak zorunda kaldı.)
Punish: cezalandırmak
Responsible: sorumlu
Responsible for: ...den sorumlu
Responsiblility: sorumluluk
He had to give up scheme. (O’nun projeden vazgeçmesi gerekti.)
Scheme: şema, proje
“Had to” yapısını olumsuz yapmak için iki yol vardır. Ikisi de aynı anlama gelir. Bu yapıda olumsuzluk gerektiğinde ikisinden biri kullanılabilir.
1.) He had not to give up the scheme. (Projeden vazgeçmesi gerekmedi.)
2.) He didn’t have to give up the scheme. ( !! !! !!)
We didn’t have accept their sanction. (Onların yatırımlarını kabul etmemiz gerekmedi.)
We had not accept their sanction. (Onların yatırımlarını kabul etmemiz gerekmedi.)
Sanction: yatırım
Accept: kabul etmek
“Will Be Able To” Kullanımı
“....e bilecek” anlamındadır. Ingilizce’de, normalde “be able to” present kullanımı bir Future anlam da içermektedir. Bu özellik Türkçe’de de böyledir. Bu nedenle “...e bilecek” anlamına gelen “wiil be able to” ifadesi gelecekte yapılabilecek her durum için kullanılmaz ve özel bir kullanım şekli vardır. Yani “will be able to” gelecekte ilk defa yapılacak eylemleri ifade etmede kullanılır.
After a few lessons, I will be able to drive a car. (Birkaç dersten sonra araba kullanabileceğim.)
Bu cümleden, daha önce araba kullanmasını bilmediğim, dolayısıyla hiç kullanmadığım, aldığım derslerden sonra ilk defa araba kullanabileceğim anlaşılır.
Will Have To
“Gerekecek” anlamındadır. Sade ve zor olmayan bir kullanımı vardır.
Next week, the Cabinet will have to fix salary rise. (Hükümetin, gelecek hafta maaş artışlarını saptaması gerekecek.)
He will have to come. (O gelmek zorunda kalacak.)
Fix: tespit etmek, saptamak.
Salary: maaş
Rise: yükseliş, artış, zam.


  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
anlatımı, gramer, ingilizce, konu, kılavuzu, öğrenme, İngilizce


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:31.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1
Sevgiforum.net, All Rights Reserved