SevgiForum.NET  




Go Back   SevgiForum.NET > >

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 27.08.2019
Muallem. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 27.07.2019
Üye No: 9065
Mesajlar: 509
Aldığı Beğeni : 1200
Karizma Puanı: 4150
Muallem. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Muallem.
Üye
Standart Eşitlik Güzel mi ?
 
“Eşitlik güzel midir?” konusunda bir anket yapsanız, umarım, çoğu kimse sorunuzu tuhaf karşılayacak, “bunun da sözü mü olur?” diyecektir. Ama, meseleye dikkatle yaklaşsalar ibretle görürler ki, hemen bütün güzelliklerin kaynağında “eşit olmamak” yatar.
Şu kâinat yaratılmadan, bütün varlık âlemi yoklukta eşittiler. Cenâb-ı Hakk bu âlemi yaratmayı irade buyurunca bu eşitliğin de ömrü sona erdi.
Kâinat sarayı, bildiğimiz kadarıyla, yüz yedi elementle, yani yüz yedi tip taşla bina edildi. Böylece değişiklikler ve aykırılıklar da başlamış oldu. Zaten, “saray” dediniz mi, mutlak eşitlik kalmaz ortada. Merdivenlerle kanepeleri, panjurlarla kandilleri eşit kılabilir misiniz? Sarayı güzel yapan da bu başkalıklar, değil midir?
İşte, kâinat böylesine başkalıklarla bezendi ve sonunda bu sarayda bambaşka misafirler boy gösterdiler. Yosunundan meyve ağaçlarına kadar bütün bitkiler, karıncasından devesine kadar çeşit çeşit hayvanlar kafileler halinde dünyaya geldiler ve bu âlemi şenlendirdiler
Ve en sonunda başkaların başkası “halifeler halifesi” ufukta göründü: İnsan.
Bilindiği gibi, varlık alemi üç ana gruba ayrılıyor. Cansızlar, yarı canlılar (bitkiler) ve canlılar. Mutlak eşitliği bu sınıflandırmaya uyarak biraz tahlil edelim.
İşe cansızlardan başlayalım:
Cansızların eşit olması için ya güneş taşlaşacak, ya taş alev saçacak; ya bütün hava su olacak veya bütün denizler havaya uçacaktı. Meselâ, Güneş Sisteminde eşitlik olsaydı bu durumda herhalde Dünya Güneş’in gezegeni olmayacak, Ay da Dünya’nın eteğini bırakacaktı; her gezegen Güneş kadar büyüyecek, hepsi alev kesileceklerdi.
Kaldı ki, eşitlik için hiç olmazsa, “iki taraf” bulunması gerekmez mi? Halbuki her şey eşit olunca, her şey bir şeye iner.
Bitkilerin eşitliğine gelince, lâleden elma ağacına, ısırgan otundan çama kadar bütün bitkilerin eşit olması halinde, milyonu aşkın çeşitteki güzellikler bire inecek, ortada bir tek bitki çeşidi kalacaktı.
Cenâb-ı Hak bütün hayvanları da bir tek nev’i olarak yaratabilirdi. Ama, o zaman bülbül şakımasından serçe cıvıltısına, aslan kükreyişinden kedi miyavlamasına, öküz böğürtüsünden kuzu melemesine, kurbağa viyaklamasından sinek vızıltısına kadar bütün sesler bire iner, bu harika âhengin yerini monoton bir uğultu alırdı.
Diğer yandan, böyle bir eşitlik için ya balığın kavağa çıkması, ya bülbülün denize girmesi lâzım.
Gelelim insan nevine:
Ruhla beden eşit olsaydı, ortada ne ruh kalırdı, ne beden. İnsan, ancak ruhunun sultan, her organının da birer nefer olmasıyla güzelleşir. Sultan neferle eşit olursa ortada devlet kalmaz.
Ruh, mahiyetini ancak Yaratan’ın bildiği harika bir âlem. Bu âlemde çok değişik ülkeler var. Ruhun güzelliği akıl, kalp, hafıza, hayal gibi ana unsurların; sevgi, korku, merak, endişe gibi değişik hislerin bütününden ortaya çıkıyor. Bunları eşitlerseniz güzellikten eser mi kalır?
Ruhta uzaktan uzağa görebildiğimiz bu gerçeği, bedende çok daha açık seyredebiliriz:
Göz kapağımızla diz kapağımız aynı özellikte mi?
Göğüs çatımızla kafatasımız, içlerinde aynı şeyleri mi saklıyorlar?
Beyin hücresiyle tırnak hücresi aynı vazifeyi mi görüyorlar?
Akciğerle karaciğeri nasıl bir tutabiliriz? O zaman, alyuvarlarla akyuvarları da eşitlememiz, gözümüzün akıyla karasını birbirlerine katmamız gerekmez mi?
Organlar arasında eşitlik sağlamaya kalkarsak, ortada hiçbir şey kalmaz. Kalsa bile dövülmüş et gibi bir şey kalır ki, ona da neyin organı diyeceğiz?!..
Eşitliğin güzel olduğu bir tek saha var: Hukuk… Kanun karşısında herkesin eşit olması.
Ama, çoğu insanımız bu mânâyı pek de hatırlamıyor. Ve eşitlik denilince dünya nimetlerinden aynı miktarda faydalanmayı anlıyor.
Herkesin bir başka türlü imtihan edildiği bu dünya meydanında, böyle bir eşitliği ancak hayal âleminde yakalayabiliriz.
Farklı imtihanların soruları da farklı olur. Çirkin sandığımız hadiselerin altında yatan derin hikmetleri ve gizli güzellikleri bu dünyada görmemiz mümkün değil. Onun için, eşitlik münakaşaları ve kader tartışmaları da kıyamete dek sürecek gibi görünüyor.


Konu bütünlüğümüz bu.
Nasip olursa ayrı zaman dilimlerinde, konudan pasaj ve anekdotlar alarak ( uzun tutmamak kaydıyla )
Zihinlerimizde öğütmeye çalışacağız.
Konuda işlendiği gibi ; Eşitmi olmalı herşey? Eşitlik denince ne anlamamız lazıö ? İlgili eşitlik meselesin de kadın ve erkek eşitliğine nasıl bakıyor ? Gibi sorular ile
Şu eşitlik meselesinin doğru cevabını beraber arıyacağız.
Konunuya dair fikri eksikliği kendisinde gören , evet bu konuyu kendi aleminde çözmem lazım diyen kalemler ciddi müşteri olmaları gerektiğini düşünüyorum. Konu ile ilgi dert ve tasası bulunmayanlar keyiflerince çaylarını yudumlasınlar vesselam.






Alıntı ile Cevapla
27.08.2019
  #2
Sahra
Gözlerin anlattığı cümleyi suskunlar dinler.
 
Sahra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 10.09.2013
Üye No: 1639
Mesajlar: 10.669
Aldığı Beğeni: 11910
Rep Puanı: 13981
Etiketle: @Sahra
Online / Ofline :
Sahra isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Bay/Bayan eşitliğinden düşüncesinden iddiasından ziyade insan olmanın değerini bilmek bütün eşitsizliği peşin önyargılı hükümleri ortadan kaldırır sanırım
İnsanı yaratan Allah ( c.c ) değer vermiş en güzel cihazlarla donatmış ... Onunla muhatap olup müjdeler vermiş konuşmuş...Bu kadar güzellikleri ihsan etmiş neden hala eşitlik konusunda tartışmalar olur anlayamıyorum. Önce insan olduğumuzu hatırlasak bu nahoş hallere fırsat vermesek sorun yaşanmayacağını düşünüyorum
İnsana insan gibi davranılmalı kadın erkekten aşağıdır erkek üstündür düşüncesi olmamalı
Allah her ikisini de kulluk için yaratmış aynı emir ve yasaklarda hükümler vermiş. Haram ve helaller aynı sahada bunun üstünlük ya da eksiklikle bir orantısı yok.

Konuya farklı bakış açısı sunarak güzel bir pencereyle manzaralar sunmuşsunuz devamı gelecektir inşallah
Paylaşımınız için teşekkür ederim


  Alıntı ile Cevapla
28.08.2019
  #3
Muallem.
Üye
 
Muallem. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 27.07.2019
Üye No: 9065
Mesajlar: 509
Aldığı Beğeni: 1200
Rep Puanı: 4150
Etiketle: @Muallem.
Online / Ofline :
Muallem. isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Alıntı: SAHRA
Bay/Bayan eşitliğinden düşüncesinden iddiasından ziyade insan olmanın değerini bilmek bütün eşitsizliği peşin önyargılı hükümleri ortadan kaldırır sanırım
İnsanı yaratan Allah ( c.c ) değer vermiş en güzel cihazlarla donatmış ... Onunla muhatap olup müjdeler vermiş konuşmuş...Bu kadar güzellikleri ihsan etmiş neden hala eşitlik konusunda tartışmalar olur anlayamıyorum. Önce insan olduğumuzu hatırlasak bu nahoş hallere fırsat vermesek sorun yaşanmayacağını düşünüyorum
İnsana insan gibi davranılmalı kadın erkekten aşağıdır erkek üstündür düşüncesi olmamalı
Allah her ikisini de kulluk için yaratmış aynı emir ve yasaklarda hükümler vermiş. Haram ve helaller aynı sahada bunun üstünlük ya da eksiklikle bir orantısı yok.

Konuya farklı bakış açısı sunarak güzel bir pencereyle manzaralar sunmuşsunuz devamı gelecektir inşallah
Paylaşımınız için teşekkür ederim



Kıymetli SAHRA ve değerli hazirun ;

Zaten bütün derdimiz birbirimini dinlememek ve anlamamak deyil mi ?
BU sarı hastalığımıza karşı Acizane derim ki ;
Kadın, erkek, ve çocuk sınıflarının birbirini anlama, herbirinin ayrı kulvarlarda özel değerlere haiz olduğunu bilme ve bildirmenin yolu yumuşak dilden geçer. İnsanlar arasındaki iletişimin en tesirli şekli, yumuşak dil, ve nezih bir üsluptur. Bu noktayı yakalayanlar ruhlarına ve bedenlerine büyük bir iyilik yapmış olurlar . Ruhunuza iyi bakın lütfen …

İletişimde sonuca gitmek isteyenlerin , hakperest bir düşünce ekseninden çıkmak istemeyenlerin bu dili kullanma mecburiyetleri vardır. Zaten “ we kerreme beni adem “ sırrı ile İnsanlar Kerim ( ikram etme isteği ) olarak yaratıldıkları için, doğruyu doğru bir şekilde görseler alırlar. Bu da insanın kendisini ve hayatı okumasını, doğruyu bulmasını kolaylaştırdığı gibi, Bulduğunu koynunda saklatır, hayatında da istimal etirtir yeri geldikçe.

Takdir edersiniz ki tebessüm ve tatlı dil ile yapılan ikramlar genelde Hüsnü kabul görür. Her zaman ve her şekilde olduğu gibi burda da ilahi kelam bize örnek bir yol gösterir. Cenab-ı Allah Musa (as)’ı Firavun’a gönderirken , bahsini ettiğimiz yumuşak üslubu en güzel bir şekilde bizlere der verir. Bakınız ; Taha 44 mealen ( varın da ona yumuşak söz söyleyin; olurki söz dinler, yahut korkar.)
Sanırım bu ilahi mesaj, insanların birbiri ile olan iletişimlerinde kullanmaları gereken üslüp hakkında yeterli bir ölçüdür.
Neden yumuşak dil üzerine tahşidat yaptın diyebilirsiniz.
Hayattan anladığım önemli hususlardan birisi iletişim dilimizin önemi, anlamak ve anlaşılşmak için üslubun önemine vurgu yapmak, kendi agresifliğime ders vermektir.
Arife tarif kabilinde bir işaret yeter deyip bu kadarı ile iktifa edip, insanlar arasındaki “ eşitsizliğin “ medarı bahs olmasına, hatta yer yer sorun haline gelme sebeplerine geçmek istiyorum.

Mesela deniliyor ki ;
Fiziki olarak neden tüm insanlar eşit özelliklerde yaratılmamışlar ?
İnsanlar dünya nimetlerinde neden eşit şekilde istifade etmiyorlar , ettirmiyorlar ?
İnsanlar arasındaki zenginlik ve fakirlik tabakalarının olması eşitsizliğin göstergesi deyilmi ? ila ahir…
Gibi düşümcelerle ( bir kısım insanlar ) “eşitlik istiyoruz “ deyip, kainatta cari olan mükemmel işleyisi tek kalıba koyup, tek ses halide çınlatıp, tek tertip haline getirmek ve öyle görmek istiyorlar. Esasında bu vasf ettiğimiz insanlar gurubundakilerin istedikleri tarzda bir dünya önlerine konulsa, “ biz böyle bişe istemedik istemiyoruz,! böyle bir düzen olmaz ve yaşanılmaz “ deyip, istediklerinden pişmanlık duyup feryad edip kaçacaklarını görmek zor olmayacak kanaatindeyim.! Zira tek tipli bir dünyanın yaşamaya Kabil olmadığını nihayetinde kendileri de bilecek ve görecekler.
Düşünsenize ; fil ile fareyi, balina ile süs balığını nasıl eşitlieceğiz ? Güzel olurmu? Maslahat olurmu
Filin hortumundan fareye bir hortum takmak , Yada fareye koca bir fil cüssesi vermek mi uygun olur ? haydi siz hakim olun, siz terazinin başına geçin, siz bu teraziyi ‘’ eşit’’leyin…

Yukarıda üç madde ile iktifa ettiğim soruların hikmetleri araştırıldığında, herbirisinin farklı oluşu, farklı bir mukafata / mücazata mebni olduğu aklen görülecektir.Mesela;
Mükemmel bir Saray’ın herbir taşı ( ferdi ) ayrı ayrı desen ve yakutlarla süslenmiş, Harika duygu elbiseleri ile tezyin edilmiş, herbirisinin kendi kabiliyetine göre sorumluluklar verilerek onurlandırılmış olduğunu görmek zor olmasa gerek. ( Her bir insan esasında farkı birer mücevher ruha sahip deyilmi ? )
Bu farklılığı görmek istemeyenler toplum hayatının gereksinimlerinden, insani bir yaşamın mecburiyetlerinden bihaber olmaları gerekir. Çok tatlı bir halk deyimimiz ile “ herkes olsa ağa, bu mükemmel sütü kim sağa “? Deyip medeni yaşamın gereksinimi olan, ; Terziye muhtaç olduğumuz gibi, fırıncıya , bakkala, öğretmene , mühendise , müstahdeme’ye muhtacız ve hakeza. Herkes kendi özgür iradesi ile seçtiği mesleğini ifa etmekle toplum hayatı hayat bulur.
Mesleğini işini maaşını beyenmeyenler ( eşitlik sorunu tam da burdan çıkıyor ) bilmelidirler ki ; o beyenmedikleri işleri kadar emekleri olmuş. Uykusuz geceler yaşamayan bir öğrencinin akademik kariyerinin parlak olmasını beklemek safdillik olmaz mı ? Yat öğleye kadar sonra neden doktorluk bana verilmiyor deyip ‘’ eşit’’ deyiliz de. ( öyle deyilmi tabibi yeryüzü kardeşim ? ) tam da şura da şu ilahi beyan aklıma geldi ; ‘’ innel insane illa masea ‘’ ( İnsana ancak çalıştığı kadar vardır. )
İş tevziatının bir hikmetine bi de şöyle bakalım ;
Düşünsenize Hastanede herkes doktor olsa ne olur ? nolacak canım ne güzel işte herkes muşmutlu.
Hiç sanmıyorum.
Zira nizam ve intizam sırrı buna müsaade etmez. Ortalık perişan olur. Böyle bir hayali vaki de bilinmelidir ki hastaneye gelenler çöplerden, çöplüklerden burunlarını tutup sedyelerden atlayıp kaçacaklardır. Zira kısa süre sonra hastane hastane olmaktan çıkar, şifa yerine illet hane olarak tabela değiştirirler. Ehli akıl takdir eder ki Böyle bir hayat ancak ütopik olur, hayal aleminde olur yada hayatın başka bir şekli olur....

Mutlak eşitliği isteyenler, esasında kainatta işleyen mükemmel işleyişin seslerini duysalar ilahi adalet ve “ ihkak-ı hak “ ( herşeye hak ettiğini vermek ) terazisini de görecekler. Allah (cc) biz insanlara verdiği nimetleri sayamıyacağımız kadar çok olduğunu söylerken ( wein teuddu nimetellahi la tuhsuha “ ), şeklinde hatırlatırken , biz beşer eşit olmadığımızı , elimizdeki nimetlerin azlığını, daha fazlasını hak ettiğimizi ima ederek, eşitlenme davası gütmek ciddi bir handikap. garipliklerinden sadece bir garipliği.
Evet eşitlik olmalı! Eşitlik istemeli herkes !
Ama “ HUKUK’ta “ olmalı eşitlik...


Not : Garı ihtiyari biraz uzun oldu kısa tutma gayretlerime rağmen. Afola...

Konu Muallem. tarafından (28.08.2019 Saat 15:21 ) değiştirilmiştir.
  Alıntı ile Cevapla
30.08.2019
  #4
Muallem.
Üye
 
Muallem. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 27.07.2019
Üye No: 9065
Mesajlar: 509
Aldığı Beğeni: 1200
Rep Puanı: 4150
Etiketle: @Muallem.
Online / Ofline :
Muallem. isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Kıymetli Hazirun , Değerli SevgiForum sakinleri ;

Bir önceki yazımızda yumuşak söz ve yapıcı üsüb'un önemi üzerinde durup,bu üslup ile kainat kitabında yaratılan varıkların fiziki olarak eşit olmaması gerekliliği yönünde söz etmiştik.Yaratılan varlıkları şu üç şekilde sınıflandırmış Nurlu kalem.;

a _ Cansızlar, ( taşlar,cemadat, toprak cinsinden olanlar. )
b_ Yarı canlılar, ( bitkiler,nebatatlar. )
c _ Canlılar . ( İnsanlar ve hayvanlar ).

Bu yazımızda üçüncü gurub olan '' İnsanlar'' kısmını bir kaç değişik şekilde eşitlik düzleminde icmalen ele alıp serdi kelam edeceğiz nasip ölçüsünde.

Değerli okuyucu ;

Kainatın sahibi kainat şehrinde'ki dünya sarayını özel bir ihtimamla inşa ettikten sonra, o sarayı enva-i çeşit mahlukat ile renga reng, desen desen, avaz avaz süsleyip , sayılarını ve çeşitlerini saymaktan aciz olduğumuz nimetlerle doldurmuş. Bütün bu tezyinat ve teşrifat boşu boşuna olmadığı aşikardır elbet. Kainat sahibinin marziyatını ( isteklerini ), kainatın yaratılış gayesini, dünya sarayı sakinlerinin tarz-ı ibadetini, lisan-ı ubudiyetini, nereden gelmiş ve nereye gideceğini öğrenmeye ve öğretmeye kabil özel mi özel bir misafirin geleceğinden haber veriyordu bu gidişat. Adeta henüz dünyaya gelmemiş bebeğin beşiğinin hazırlanması gibi. Yorganı,bebek ölçüsünde, yastığı mümkünse kuş tüyünden, tavanı hoşsada şıkşıklar deseninden. ( bebekliğime çocukluğuma gidesim var )...
Yaşam şartları önceden hazırlanan beklenen dünya sarayının misafiri geldi nihayet...
Dünya misafirhanesine gönderilmeden önce tüm insanlar eşitmiydi ? Elcevap ; Eşit. Melekler gibi, makamları sabit ve eşit.
Yüce bir gaye ile düzenli ve hikmetli olarak saf saf, kafile kafile dünya'ya gönderilen misafirler, gönderilme gayelerini tavır ve davranışlarını bildirecek bir pusula bin rehber ile meskenlerine gönderirler. Eşitliğin bozulma noktası bura dersek yanlış demiş olmayız sanırım Şimdi eşitsizlik olarak görülen bazı durumları kısım kısım ele alıp hikmetlerini anlamaya çalışalım.

Fiziki bir eşitliği Sevgi duygusu red eder....
İnsanların fiziki olarak farklı ölçülerde yaratıldıklarını görüyoruz. Bu farklı görünüşler göz penceresinden kalb odasına girer baş köşeye oturur. Orda sıcak karşılanırsa kalır, soğuk görüp üşür'e çıkar gider. Başka kalbde yer bulmaya çalışır. Ne kadar güzel ve ne kadar doğru söylemiş mecnun; '' Padişahım sen o leylaya bu gözlerle bakmalısın '' diye.... '' Kalbden kalbe bir yol var lakin görünmez '' der saz ustamız. ( minel kalbi, ilel kalbi sebila ).. Demekki sevgi ayrı bedenlerde sevgi , Aşk hormonun ( Oksitosin ) az yada çok çalıştıran durumlar yaşanıyor beden cevherinde. O çalışma şekli çok ilginç ve bir o kadar da harika .

Mesela ; Kimimiz kısa severiz kimimiz uzun, kimimiz siyah severiz kimimiz beyaz. Kimimiz zayıf severiz kimimiz semiz. Kimimiz sert severiz kimimiz yumuşak ... ala meratibin.. Takdir edersiniz ki bu platformda bile birbirimizi aynı eşitlikte sevmiyoruz. '' Her gönülde ayrı bir arslan, her yürekte ayrı bir Ceylan yatar. '' Her yüreğin leylası bir başka güzeldir. Bütün bunları toplayıp hakikatbin bir nazarla bakıldığında '' fiziki bir eşitliği Sevgi ve Aşk duygusu red ettiği görülür. verilevek çok örnek, söylenecek çok misal varken usandırmamak için kısa kesip, bi sonraki yazımızın '' Mali bir eşitliği Çalışma ve gayret red eder...'' şeklinde nazarlarınıza sunmayı düşünürken,
Eşitlik Hukukta güzeldir diyorum.

  Alıntı ile Cevapla
31.08.2019
  #5
Sahra
Gözlerin anlattığı cümleyi suskunlar dinler.
 
Sahra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 10.09.2013
Üye No: 1639
Mesajlar: 10.669
Aldığı Beğeni: 11910
Rep Puanı: 13981
Etiketle: @Sahra
Online / Ofline :
Sahra isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Çok geniş bir yelpazeden renkli ahenkli yaratılan varlıkların eşitlik-eşitsizlik sendromlarını güzel ve seviyeli bir anlatımla kaleme almışsınız. Öncelikle nakış nakış işlediğiniz ince detaylı emeğiniz gayretiniz için teşekkür ederim

Eşitlik elbette yaratılan varlıklarda fiziksel güç, görsellik ve duygusallık ...gibi noktalarda eşdeğer değildirler

Başka bir pencereden baktığımızda halife makamında Kainata gönderilen insan kulluk noktasında eşref-i mahlukat olarak kıymeti paha biçilmez sanırım
Hal böyle olunca eşitlik illa fiziksel güçte, güzelliğe dair özellikler...gibi kavramlarda mı aranmalı örtüşmeli diye düşünülebilir.
Yukarıda belirttiğim gibi kulluk noktasında eşit yaratılmış yani haram ve helaller kul olma makamı bay/bayan ayrımı olmadan kriterler ortak tutulmuş
Bu noktadan bakıldığında Ubudiyet kısmında menfi ve müspet hallerden sorumlu olan insanlar birbirlerine üstünlük çabasına girmeleri garip bir düşünce tarzı olur
Eğer insan ne için yaratıldığını ve sorumluluklarını nerede durması gerektiğini sınırlarını ölçülerini alanlarına göre düzenlese kimse eşitsizlik problemi yaşamaz
Eşitlik benim nazarımda kulluk ve ümmetlik kavramlarında başlar ve biter. Diğerleri sadece teferruat kısmına girer onunda ölçüleri standartları bellidir eşit-eşitsizlik sınırlarına grubuna girmemeli yaşam alanları hayatı idame ettirecek kısımlardır diye düşünüyorum

Çok mu uçuk bakış açısı oldu acaba?
  Alıntı ile Cevapla
31.08.2019
  #6
İrem
Bayan Üye
 
İrem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 05.12.2017
Üye No: 8713
Yaş: 21
Mesajlar: 186
Aldığı Beğeni: 372
Rep Puanı: 193
Etiketle: @İrem
Online / Ofline :
İrem isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Dedem bana şöyle bir dipnot aktardı. Kızım insanlar 3'e ayrılır zengin olanlar fakir olanlar orta segment olanlar. Ama hepsi camiye gidince Allahın huzurnda zengin fakir ayırmadan aynı safa duruyorlar.
  Alıntı ile Cevapla
01.09.2019
  #7
Muallem.
Üye
 
Muallem. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 27.07.2019
Üye No: 9065
Mesajlar: 509
Aldığı Beğeni: 1200
Rep Puanı: 4150
Etiketle: @Muallem.
Online / Ofline :
Muallem. isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Kıymetli SAHRA, Değerli İrem;
konuya dair değerli katkılarınıza teşekkür ederim.
Görüşlerinizi ifade etmek ile konunun anlaşılmasına birer ışık yakmış oldunuz.

Değişik açılardan konuya bakmayı yararlı gördüğümden, tesbitlerimi zamana yayarak,
Elden geldiğince usandırmamak için kısa tutarak paylaşmayı düşünüyorum.

Eşitlik konusunda anahtar kelimemiz olan “ Hukukta eşitlik “ iki kelimelik cümlemiz üzerinde ısrarla durmaya çalışacağız. Evet arkadaşlar eşitlik istiyoruz! Ama

“ Hukukta “ eşitlik “......
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı





Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:53.



Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.


SevgiForum

Powered by vBulletin® Version 3.8.11 Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sevgi Dolu Bir Forum