Go Back   SevgiForum.NET > İSLAM > Aile Hayatı
      #1  
Alt 08.02.2020
ALi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 05.01.2018
Üye No: 8740
Mesajlar: 4.158
Likes : 856
Karizma Puanı: 18700
ALi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
ALi
La Edri
Standart Evlilikte Denklik Meselesi
KEFAET

Evlenecek çiftler arasında, dinî, iktisâdî ve sosyal seviye bakımından yakınlık ve denklik'in var olması.

Sözlükte denk, eşit, benzeri olma (İbn Manzûr, Lisânü'l-Arab, I, 139; Zebîdî, Tâcü'l-Arûs, l, 107- 108) gibi manalara gelen kefâet'in gözetileceğine dair Kur'ân-ı Kerîm'de bir nass yoktur (H. Karaman, Mukayeseli İslâm Hukuku, İstanbul 1982, I, 253; M. Akif Aydın, İslâm-Osmanlı Aile Hukuku, İstanbul 1985, s. 27).

Evlenmede kefâet erkek tarafında aranır. Yani erkeğin, alacağı kadına müslümanlık, nesep, hürriyet, meslek ve zenginlik vb. hususlar bakımından denk durumunda bulunması, velî kontrolü dışında evlenen kadını korumak için öngörülmüştür. Kefâetin esaslarını Hanefî mezhebi tesbit etmiş. Şâfiî ve Hanbelî mezhepleri ise hemen hemen onları izlemişlerdir. İmâm Mâlik ise yalnız müslümanlıkta, ayıplardan selâmeti denklik için yeterli görmüştür.

Eşlerin karşılıklı huzûr ve sükûn bulmaları, evlilik birliği içinde bir takım maslahatların gerçekleşmesi, karı-kocanın birbirine denk olmasıyla kolaylaşır.

Evlenmede kefâete itibar edilip edilmemesi konusunda iki görüş vardır. Hasan el-Basrî (ö. 110/728), Sevrî (ö. 161/778) ve Ebü'l-Hasan el-Kerhî (ö. 340/952) gibi bazı hukukçular "insanlar tarak dişleri gibi eşittir. Arab'ın yabancıya üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır" (Sem'ânî, Sübülü's-Selâm, Beyrut 1407/1987, III, 274), "Allah katında en şerefliniz takva bakımından üstün olanınızdır. (el-Hucurât, /49/13). "Arabın takva dışında yabancıya bir üstünlüğü yoktur" (Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, Beyrut 1967, III, 266) gibi âyet ve hadislerin mutlak eşitliğe delâlet ettiği gerekçesiyle kefâeti kabul etmemişlerdir (el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyî, Kahire 1327-28/1910, II, 317; İbnü'l-Hümâm, Fethu'l-Kadîr, Bulak 1315-18, II, 417; M. Ebû Zehra, el-Ahvâlü'ş-Şahsiyye, Kahire 1368/1948, s. 136, dipnot: 1).

Buna göre, soy-sop, ile övünmeyi kötüleyen ve Allah nezdinde şerefin yalnız takvâ ile olacağını ifade eden âyet ve hadisler denklikte muteber olanın yalnız din olduğunu, başka bakımlardan denkliğe gerek olmadığını göstermektedir. Gerçekten Hz. Peygamber devrinde denkliğin gözetilmediğine dair uygulamalar da vardır. Ezcümle: Bilâl (r.a.), Ensar'dan birisinin kızını istemiş, bu istek geri çevrilmişti. Sebep, arada denkliğin bulunmayışı idi. Hz. Peygamber, Bilâl'a şöyle buyurdu: "Git, onlara; Allah'ın Rasulü size, beni evlendirmeni emrediyor, de". Denkliği gözetmek gerekseydi önce buna Allah'ın Rasûlü uyar ve böyle bir emir vermezdi. Yine Ebû Taybe, Beyâda Oğullarından kız istedi. Denklik bulunmadığı için kızı vermek istemediler. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Ebû Taybe'yi nikâhlayın. Eğer bunu yapmazsanız yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat olur" (el-Kasâm, Bedâyiu's-Sanâyi', II, 317).

Kefâete karşı olanlara göre, evlenmede kefâet şart olsaydı bu, kısasta da aranırdı. Halbuki kısasta denklik aranmaz.

İslâm hukukçularının çoğunluğu ise evlenmede kefâetin lüzum (bağlayıcılık) aartı olduğu görüşündedir. Delilleri arasında şu iki hadisi zikretmek mümkündür. Hz. Peygamber (s.a.s), Hz. Ali (r.a)'a hitâben şöyle buyurmuştur: "Üç şeyi geciktirme: Vakti geldiğinde namazı, hazırlandığında cenâzeyi, dengini bulunca evlenecektir" (Tirmizî, "Salât", 13; "Cenaiz", 73; Müsned, I, 105; Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, Kahire 1357/1983, VI, 128). Bir başka hadiste Hz. Peygamber: "Kadınları denkleriyle nikâhlayınız, onları velileri evlendirsin, on dirhemden az mehir yoktur" buyurmuştur (Zeylaî, Nasbu'r-Râye, Riyad 1393/1973, III, 196; Diğer hadisler için bk. fevkânî, a.g.e., VI, 127-130).

İbnü'l-Hümâm bu konudaki hadislerin zayıf olduklarını ancak çeşitli yollardan birbirlerini destekleyerek kuvvetlendirdiklerini ve Hasen mertebesine ulaştıklarını, mananın sübutu konusunda zann-ı yakîn hasıl olduğunu söylemektedir (a.g.e., II, 417).

Bu ve benzeri delillerden hareket ederek kefâete itibar eden fukaha denkliğin hangi yönlerden ele alınacağında ihtilâf etmişlerdir. Hanefîlere göre Kefâet 6 yerde aranır. Bunlar: Dindarlık, İslâm, hürriyet, nesep, mal ve meslektir. Malikîler, din ve muhayyerliği gerektiren kusurlardan sâlim olma, Şâfiiler, din, hürriyet, neseb ve muhayyerliği gerektiren kusurlardan salim olma, Hanbelîler de din, hürriyet, neseb, mal ve meslek konusunda kefâet aramaktadırlar (el-Kâsânî, a.g.e., II, 317-320; İbnü'l-Hümâm, a.g.e., II, 417 vd.; Düsûkî, Hâşiye ala Şerhi'd-Derdîr, Kahire, ts. II, 248 vd.; Şirbînî, Muğni'l-Muhtâc, Kahire 1958, III, 164; Şîrâzî, el-Mühezzeb, Kahire 1379/1959, II, 40; Behûtî, Keşşâfu'l-Kınâ, Beyrut 1402/1982, V, 67 vd.; İbn Kudame, el-Muğnî, Kahire, ts., VI, 480 vd.; M. Ebû Zehra, el-Ahvâlü's-şahsiyye, Kahire 1368/1948, s. 136 vd.).

1. Dindarlık: Dinî hükümlere bağlılığı olmayan, ahlâkî yönden zayıf bulunan kişiler (fâsık), iffetli, saliha bir kadının dengi değildir. Böyle bir evlilik halinde kızın velisi nikâhı fesih hakkına sahiptir. Bu görüş İmam Ebû Hanîfe ile İmam Ebû Yusuf'a aittir. İmam Muhammed ise dindarlık ve takvânın ahireti ilgilendiren bir konu olduğu fikrinden hareket ederek kefâette dindarlığa itibar edilmeyeceği görüşündedir (el-Kâsânî, a.g.e., II, 320; İbnü'l-Hümâm, a.g.e., II, 422-423; M. Ebû Zehra, a.g.e., s. 140).

2. İslâm: İslâmiyet itibariyle kefâet, Arap olmayan milletlerde aranmaktadır. Buradaki kefâet erkeğin baba, dede gibi "asl"ını ilgilendiren bir durumdur. Aile içinde sadece kendisi müslüman olan erkek, kendisi ve babası müslüman olan bir kadına denk değildir. Yine kendisi ve babası müslüman olan erkek, babası ve dedesi müslüman olan kadına denk değildir. Ebû Yusuf sadece babanın müslüman oluşunu kefâet için yeterli görmüştür (M. Ebû Zehra, a.g.e., s. 138). Aynı zamanda müslüman olmayan bir erkek müslüman hanıma denk olmayıp onunla evlenmesi zaten caiz değildir.

3. Hürriyet: Cumhur'a göre köle hür olana denk değildir (el-Kâsâni, a.g.e., II, 319).

4. Neseb: Bu konudaki kefâet Araplar arasında geçerlidir. Arap olmayanların Araplara denkliği yoktur (el-Kâsânı, a.g.e., II, 318-319; M. Ebû Zehra, a.g.e., s. 137). Bu görüş çeşitli tenkidlere maruz kalmıştır. Muasır İslam Hukukçularından Vehbe ez-Zühaylî kefâete nesebe itibar etmenin, eşitliğe davet eden ve ırkçılığa savaş açan İslâm'ın genel yapısına aykırı olduğunu, İslâm'ın diğer milletler arasında yayılmasının bu esasın bir sonucu olduğunu, ayrıca çoğunluğun bu konudaki delillerinin zayıf olduğunu, uygulamada neseb açısından kefâete itibar edilmeyen birçok olay ve delil mevcut bulunduğunu söylemekte ve örnekler vermektedir (Vehbe ez-Zühaylî, el-Fıkhu'l-İslâmî, Dımaşk 1405/1985, VII, 244-245).

5. Mal: Mal konusunda kefâet İmam Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed'e göre mal ve servetin tamamını kapsar. Mehir ve nafaka dışında, erkeğin evleneceği kadının servetine denk bir mala sahip olması gerekir. Ebû Yusuf ise mehir ve nafakayı temine muktedir olan erkeğin daha fazla mala sahip zengin kadına denk olduğu görüşündedir. Fetva Ebû Yusuf'un görüşüne göredir. Nafaka dışında başka mala sahip bulunmayan yüksek mevki ve makam sahibi kişiler, mehir borcunu zenginlik zamanında ödemek üzere geri bırakmaları durumunda zengin kadına denk sayılırlar (el-Kâsânî, a.g.e., II, 319-320; İbnü'l-Hümâm, a.g.e., II, 422-423; Damad, Mecmau'l-Enhur, İstanbul 1328, I, 341-342; M. Ebû Zehra, a.g.e., s. 139-140).

6. Meslek: Evlenecek erkek ile kadının velilerinin iş ve meslekleri arasında şeref ve itibar bakımından büyük bir farkın bulunmaması halidir. Sanat ve mesleklerin itibar bakımından yer ve zaman, kişilere göre değişmesi sebebiyle hangi mesleğin diğerine denk olduğu konusunda bir kural koymak mümkün değildir. Bu hususta örf-adet ve toplum anlayışını dikkate almak uygundur. Meslekte kefâete itibar Ebû Yusuf ve İmam Muhammed'in görüşüdür. Ebû Hanife'den bu konuda olumlu ve olumsuz iki görüş nakledilmiş olmakla birlikte açık olan itibar edilmemesidir (el-Kâsânî, a.g.e., II, 320; Dâmad, a.g.e., I, 342; M. Ebû Zehra, a.g.e., s. 140-141; O. N. Bilmen, Istilâhât-ı Fıkhıyye Kâmusu, İstanbul 1985, II, 67). Maliki hukukçular böyle bir şartın asla gerekli olmayacağını ve bunun İslâm'ın ruhuna aykırı olduğunu ifade ederler.

Evlilik akdinde kefâete itibar lüzum (bağlayıcılık) şartıdır. Kadın kendisine denk olmayan erkekle evlendiğinde akit sahih olmakla birlikte velilerin evliliğe itiraz ve fesih hakları vardır. Bu haklarını kullanmadıklarında akit lüzum ifade eder (bağlayıcı hale gelir) (el-Kâsânî, a.g.e., II, 317; Düsûkî, a.g.e., II, 249; Şirbînî, a.g.e., III, 164; Şîrâzî, a.g.e., II, 40; Behûtî, a.g.e., II, 67).

Kefâet kadın ve velîlerin hakkıdır. Âkıl ve bâliğa olmuş bir kadın kendine denk bir erkekle evlenebilir. Bu durumda veli'nin itiraz ve fesih hakkı yoktur. Velî, kadını denk olmayan birisiyle evlendirmesi durumunda kadının itiraz ve fesih hakkı vardır. Bu konuda ittifak vardır. Fesih hakkı asabeden olan velilere aittir. Kadının hamileliği açıkça ortaya çıkmadıkça evliliği sona erdirebilirler. Velîlerin birden fazla olması durumunda Ebû Hanîfe ve imam Muhammed'e göre bir kısmının evliliğe rızası diğerlerinin fesih hakkını düşürür. Onlara göre bu bir haktır ve bölünemez. Maliki, Şafii, Hanbelîler ve Hanefilerden Ebû Yusuf ve Züfer'e göre ise eşit seviyedeki velîlerin herbirinin ayrı ayrı fesih hakları vardır. Birisinin kefâet konusundaki hakkını düşürmesi diğerîninkini düşürmez. Yine çoğunluğa göre kefâet erkeklerin kadınlara denkliği konusunda aranır ve akdin başlangıcına ait bir konudur. Evlendikten sonra kefâetin bozulması akde zarar vermez (el-Kâsânî, a.g.e., II, 317-320; İbnu'l-Hümâm, a.g.e., II, 424; Düsûkî, a.g.e., II, 249; Şirâzî, a.g.e., VI, 40; Şîrbînî, a.g.e., II, 164; İbn Kudâme, a.g.e., VI, 481; Behûtî, a.g.e., V, 65; M. Ebû Zehra, a.g.e., s. 142-145; Zühaylî, a.g.e., VI l, 234 vd.).

Ayrıca kadın emsal mehrinden az bir mehirle evlenmişse velî hâkime başvurarak, bu evliliği feshettirebilir. Ancak nikâh mehrin eksik olmasıyla sakatlanmışsa, Ebû Hanîfe'ye göre, önce erkekten mehir tamamlaması istenir. Ebû Yûsuf ve imam Muhammed'e göre ise, eksik mehirden dolayı velilerin itiraza ve nikâhı feshe hakları yoktur. Çünkü mehrin on dirhemden fazla miktarı kadının hakkı olduğundan, bunun üzerinde dilediği şekilde tasarruf edebilir (Geniş bilgi için: es-Serahsî, el-Mebsût, V, 22, 30; elKâsânî, a.g.e., II, 317, 321; İbnü'l Hümâm, a.g.e., II, 417, 426; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm Hukuku, İstanbul, 1983, s. 259-269).

Kefâetin yokluğu sebebiyle karıkocayı ayırmak hâkimin hükmü ile olur ve vukubulan fesih, talâktan sayılmaz (Ö. N. Bilmen, a.g.e., II, 70-71).

Sonuç olarak, evlilikte İslâmî şuurdan yoksun velilerin, özellikle kadın üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmayı ve kadını korumayı amaçlayan denklik meselesi, evlenilecek kadını seçmede önemini kaybeder. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur: "Kadın dört şey için nikâh edilir; malı, aile şeref i, güzelliği ve dindarlığı için. Ey eli toprak olası insanoğlu, sen dindar Ye ahlâkı güzel olanını tercih et" (Buhârî, Nikâh, 15; Ebû Dâvud, 2; Nesâî, Nikâh, 13; İbn Mâce, Nikâh, 6; Dârimî, Nikâh, 4; Mâlik, Muvatta', Nikâh, 21; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 428). Burada, kadın bakımından "dindarlık ve ahlâk güzelliği"ne dikkatin çekilmesi, diğer vasıfların aranmayacağı anlamına gelmez. Ancak mü'minlerin evliliklerinde ilk aranacak vasfın bu olduğunu ifade eder.(Şamil İslam Ansiklopedisi, Ct. 3, Sf. 327-329/Heyet)





Alıntı ile Cevapla
Alt 05.04.2020 #2
ALi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ALi ALi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
La Edri
 
Üyelik tarihi: 05.01.2018
Mesajlar: 4.158
Mentioned: 4 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
ALi is an unknown quantity at this pointALi is an unknown quantity at this pointALi is an unknown quantity at this pointALi is an unknown quantity at this pointALi is an unknown quantity at this pointALi is an unknown quantity at this pointALi is an unknown quantity at this pointALi is an unknown quantity at this pointALi is an unknown quantity at this pointALi is an unknown quantity at this pointALi is an unknown quantity at this point
ALi
ALi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart Evlilikte Denklik (Kefaet)

Evlilikte Denklik (Kefaet)

Soru : Kefaet neye denir?

Cevap : Kefaet sözlükte, denk, eşit ve benzeri olma anlamlarina gelir. Istilahta ise evlenecek eşler arasinda sosyal durum ve ekonomik seviye bakimindan yakinlik ve denklik bulunmasina denir.

Soru : Evlilik denklik hangi hususlarda aranir?
Cevap : Evlilikte denklik şu alti hususta aranir :

1)Dindarlik : Ahlaksiz bir erkek iyi ahlak sahibi olan bir kadina denk degildir.

2)islam : Yanliz babasi müslüman olan bir erkek, baba dedesi müslüman olan bir kadinin dengi degildir.

3)Hürriyet : Bir köle hür bir kadina denk olmadigi gibi, azad edilmiş bir kimse de babasi ve dedesi hür olan bir kadina denk degildir.

4)Soy : Soyda denklik Arablar arasinda gecerli sayilmiştir.(Şafiilere göre soyda denklik arablarin dişinda da gecerlidir.)

5)Meslek : Burada denklik kocanin meslegi ile kadinin babasinin meslegi arasinda aranir. Bu yüzden adi işlerde calişanlar, yüksek meslek sahiplerinin kizlarina denk sayilmazlar.

6)Servet : imami Azam ile imam Muhammed´e göre denklik servetin bütününü kapsar. Erkegin, mehir ve nafaka dişinda, evlenecegi kadinin servetine denk bir mal varligina sahip olmasi gerekir.

imam Ebu Yusuf´a göre mehir ve nafakayi saglayabilen bir erkek, daha fazla mala sahip olan zengin kadina denk sayilir. Fetvaya uygun görüş de budur.(Reddu´l-Muhtar, 3/86. Şafiilere göre denklik : dindarlik, meslek, soy, hürriyet, nefret ettirici (delilik ve cüzzam gibi) hastaliklardan salim olmak hususunda aranir.)

Denklikle ilgili Bazi Meseleler

1)Denklik kadinda degil, erkekte aranir.
2)Kadin kendine denk olmayan birisiyle evlenirse velisinin razi olmasi durumunda nikah gecerlidir. Aksi takdirde veli nikahi feshedebilir.
3)Denklik nikahin sihhat şartlarindan degil, lüzum şartlarindandir.
4)Denklik arama, hem kadinin hem de velinin hakkidir.
5)Evlilikten sonra meydana gelen farkliliklar evlilige zarar vermez.
6)Biri ile evlenen ergin kiz pişman olup “Bu benim dengim degildir”diyerek nikahini feshedemez.
7)Kadin hamile olunca denklikten dolayi fesih davasi acilamaz.
8)Dindarlik ve iyi ahlak dişindaki denklik ölcüleri muctehidlerin yaşadiklari asirlarin telakkilerine baglidir ; ceşitli asirlar ve cemiyetlere göre degişebilir.(Hindiyye, 1/290 ; el-Fikhu´l-islam, 7/229.)(Nikah ve Boşanma, Sf. 45-47/Hasip Asutay)
ALi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık








Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Powered by vBulletin ® Version 3.8.11 .Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd
vBseo 3.6.1
Sevgiforum.com     hack forum     webmaster forumu     imagez.site