PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir Değil Binmiş AŞK .. Gün Değil Ömürmüş AŞK


Sayfa : [1] 2 3 4 5

Painfully
12-30-2012, 10:46 PM
Bir değil binmiş AaŞşKk.. Gün değil ömürmüş AaŞşKk..




Sevdiğim hani derler ya ‘aşk sadece bir kere yaşanır tek bir kere’ yalanmış meğer. Bir değil binmiş aşk. Gün değil ömürmüş aşk.

Bilmiyorlarmış aşkı teke sığdıranlar aşkın sonsuz olduğunu. Aşkın tekte kalmayacağını..

Bende öyleydim . aşkı teke sığdıranlardandım bende. Ama sen,, sen geldiğin gün, seni gördüğüm gün değiştim. Aşk tek olamaz dedim. Aptallık dedim aptallık..

Neden mi,

Çünkü ben her gün senin bana farklı bakışlarına aşık oldum.

Çünkü ben her gün senin farklı gülüşüne aşık oldum.

Her gün değişen alo deyişine aşık oldum.

Her defasında beni daha içten, daha sıcak öpüşüne aşık oldum..

Her defasında gözlerime bakarak bana sarılışına aşık oldum.

Senin ‘naaber’ deyişine aşık oldum.

Yanına gelirken o yaşadığım heyecana aşık oldum.

Her defasında benim yüzümden yaşanan kavgalarımıza aşık oldum.

Senin bana sıcacık seni seviyorum aşkım demene aşık oldum.

Elimi tutuşuna kıskanışına kızmana aşık oldum.

En önemlisi her gün her an bu duygular bu sözler değişirken hiç değişmeyeceğini bildiğim
seni seven yüreğime
Beni seven yüreğine
Aşık oldum.
Aşık oldum ya bu kadar şeye hadi desinler aşk bir keredir diye.
Aşık oldum ya ötesi de yok artık.
Aşık oldum ya ….

Painfully
12-30-2012, 10:46 PM
Kaçtiğin Şehir mi, Yoksa Yüreğin mi?


Hani gitmeler vardır ya,gidersin,
gidersin ama yeniden aynı yere dönersin.
Çare değildir gitmeler.
Şehirden kaçarsın ama kendinden,
yüreğinden,sevdandan kaçamazsın.
Şehir geride kalmıştır ama sevdan aynı yerde durur.
Şehri koparıp attığın gibi atamazsın içindeki yaralı sevdayı.
Bir kez daha gözlerin dolar,
ardına bakıp geride bıraktığın sevgiliye son bir kez bakarsın.
Son bir vedadır,yolun sonunda geride kalan.
Son bir elvedadır,kanayan yürekte tek kalan geriye.
Yollar gidilir... Şehir geride kalır....
Ama yara hep kanar.
Sıcacıktır asla kabuk bağlamaz.
Vurmuştur bir kere soğuk bir el keskin hançeriyle.
Sevda girmiştir zehir gibi kanına.
Şehir geride kalır ama zehir hala kanında akar.
"Kaçtığın sevgili ya da şehir değildir asla kaçtığın kendi yüreğindir aslında."
Adı kaçmakta olsa;
köşede yine seni bekleyen bir sevda ve kanayan bir yara vardır...
Sorarsın kendine kaçtığın şehir mi yoksa yüreğin mi...

Painfully
12-30-2012, 10:46 PM
Beklentisiz sevmeyi hiç denediniz mi?

Hiç beklentisiz sevdiniz mi?
Yani "Bugün telefon etmedi" demeden, "Şu an nerede acaba?" diye kendi kendinizi yemeden, "Yaş günümü hatırlayacak mı acaba?" diye bir beklenti içine girmeden...

Sevdiniz mi hiç?
Onun, size ait bir mal olmadığını kabul edip, onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi?
Yanındaki erkek/kız arkadaşına aldırmamayı öğrenip ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan,
"Bitecekse biter , bunu ben değiştiremem, beni sevmeyi bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi" diye düşünüp.
Onu yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi hiç?

Hiç beklemeden çalan bir kapıda, onu karşınız da görmek ne güzeldir bilir misiniz?
Beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden...
Ve beklemeden gelen bir "seni seviyorum" mesajının tadına varabildiniz mi hiç?

Siz istediğiniz için değil, o istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar?
Ve beklentisiz sevmenin tadına bakabildiniz mi hiç? "Bugün beni hatırlamadı" yerine "Hiç beklemiyordum, senin geleceğini" diyebilmek ne güzeldir oysa...

Onu boğmadan, kendinizi boğmadan sevebilmek ne güzeldir... Sahiplenme duygusundan uzak, sevmenin, sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç?

Yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile kendi kendinizi aşk çıkmazında kaybedeceğinize,
Hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu?

Beklentisiz sevin...
Ben, beklentisiz seviyorum...

"Niye aranmadım" diye düşünüp kendini kendinizi yiyeceğinize, hiç beklenmedik bir "Seni özledim" mesajı ile aşkı yakalayın..

Beklentisiz sevin...
Ben, beklentisiz seviyorum...

O, sizin sevgiliniz oldu için değil.
Ona tapulu malınız gibi, çantanız, arabanız gibi davranma hakkınız olduğunu düşünmeden.
Onu sevdiğiniz, onun da sizi sevdiği için sevin...

Sevgiye karışan "beklenti" denen illeti hemen silin aşkın ak sayfalarından...
Göreceksiniz ki, o zaman aşk, başka bir güzel...
Göreceksiniz ki, o zaman sevgili, daha bir romantik...
Göreceksiniz ki, o zaman sevmek ve sevilmenin damaklarda bıraktığı tat, yıllanmış şarap gibi, beklenti zehrine karışmadan bir başka döndürüyor insanın başını..


""Ben, beklentisiz seviyorum... ""

Onun nerede olduğunu merak etmiyorum...
"Beni bugün neden aramadı" diye geçirmiyorum içimden, aramadığı zamanlarda...
Geleceğe dair hayallerim de yok zaten...

Ben, sevgiyi yaşıyorum...

Onun yanımda olduğu anlar o kadar değerli, o kadar kıymetli ki... Gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anları...

Beklentisiz seviyoruz...
Sevdiğimiz için seviyoruz...

Hayalsiz, geleceksiz, beklentisiz... Anlık seviyoruz...

Deneyin... Beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün...
Beklentilerle boğduğunuz aşklarınıza acıyacaksınız...

Painfully
12-30-2012, 10:46 PM
aşk gider acısı kalır


Aşk için bahar.Tehlike her yerdedir...
Vuruluverirsin hiç ummadığın birine.
Ama öyle çarpar ki kalbin, duracak gibi aldatır seni.
Bahardan sonra yaz gelir...
Hepimiz biliriz, sabun köpüğü gibidir yaz aşkları.


Bence öyle basit değil.
Henüz silinmedi hiçbirinin yarası benden.
Aşk gitti ama acısını bıraktı, iz kaldı.
Güz aşkları mevsimine dönünce dönence, pencereye sinmiş insanlar gelir gözümün önüne.Ve yavaş yavaş görünürler etrafta.
Kimi yaza girerken terk ettiği aşkını, kimi yaz aşkını düşünür.
Kimi ayrılık planlar ama hala yüreği yanar.
Kimi terk edilmişliği sindirmeye çalışır.
Çok azdır taze aşk yakalayan.
Sanki bir doğum öncesi ölüm gibidir.
Sonra kış gelir.
Kimi yüzsüzler yazın hiç aldatmamış gibi eski sevgilisine döner;kimi sadıklar kavuşur... Kimi yalnızdır, kimi yorgun...
O yorgunlar için kış uykusu başlar...
Belki de taze baharlara, taze aşklara enerji depolarlar...
Aşk dört mevsimdir herkesin sözlüğünde.
Ama nedense bana bu anlattıklarımı çağrıştırmaz.
Saçmaladım belki de bir paragraf boyu.
Yalan attım.
Aslında doğru olsalar bile yalanlardı çünkü, hissetmediklerimi yazdım.
Ezbere konuştum.
Aşk , kelimesi içimde gebe olduğum bir kelimedir.
Her duyuşumda doğum sancısı çeker, doğuramam.
Ama gözlerimin önüne o gelir.
Sadece bir bakışına karın ağrıları, suyla yatışmalar.
Bir tebessüme ömür bulmak.


İtiraf.
Saatler süren telefon konuşmaları.İlk duygular, çocuksu güzellikler.Ve sonra..... Nefessiz kalmacasına ağlamalar.Izdırap çığlıkları...Kış..Kış..Kış..... Azap....Ve sonunda doğan gün....
Hemen her mevsim aşık olmuşumdur birilerine....
Hatta sonbaharda bile...
Ama onca ufaklı büyüklü sevda içinde, böylesine derinde var olan,böyle yaktı mı iz bırakan, bu kadar çaresiz bırakan,bu kadar arzu illetine hasta eden, bu kadar dizginsiz, sorgusuz,başına buyruk, acımasız, bu kadar bugünsüz sevda görmedim.
Ve işte hiç biri böyle koyup, böyle yıkıp gitmedi.
Ondan önce hiç biri içimden bir şey götürmemişti.
Ondan sonrası zaten götüremez çünkü, götürülecek bir şey kalmadı..
İşte o insan, beni aşka karşı böyle kelimesiz böyle hayretli, böyle çaresiz, isteksiz bırakıp gitti..
Şimdi ben nefretten bile aciz isem bana bir şeyler borçlu.
"""İçimden söküp aldığı bir şeyleri.""""
Bana beni borçlu.
Herkesi seven o sersem yüreğimi..
Benden alıp kaçtığı o masum kızı borçlu.
Bana bir dün, birde yarın borçlu.
Benim ne günahım vardı da aşk için üç kelime etmekten aciz kalacaktım.
Benim ne günahım vardı da her mevsim başka meyve yemek varken iştahsız kalacaktım.
Yoktu elbet günahım..
Onunda yoktu ya..
Öfkem susmama engel...
Ama ikimizin de suçu yoktu...
Suçlu yoktu..
Benim mevsimim sonbaharsa, yaza, kışa, bahara dönmez...
Benim gibilerin nasibi pencere önüne sinip, mazide yaşamak,kendinle kanlı bıçaklı düellolar yapmak...
Kendinle savaşmak , hırpalamak...
Yaptığının farkına varıp ,bir de üstüne onun için cezalandırmaktır...

Painfully
12-30-2012, 10:46 PM
Zehir Olup Dolaşssan Damarlarımda...

Gecenin karanlığına yaslanıp gözlerine yıldızları ördüğüm zaman diliminden yazıyorum bu pulsuz mektubu.
Yüreğimi kelimelere ilmekleyip yine sana yağıyorum yağmurlara gebe kalmış yüreğimle.
Bir gece yarısı içten ice kanayan yokluğunu gözlerime gömüp her sabah güneş ile yine sana doğuyorum.
Perdelerine eğilip gözlerinin karanlık duvarlarını yıkıyorum kirpiklerimde asılı kalmış gözyaşlarımla.
Dağınık saçlarını rüzgarla tarayıp bulutlarla taçlandırılmış dağlarımın son kardelenlerini örüyorum saçlarının ince tellerine..


Seni hasret kelimelerinin dilsiz duvarlarına çizilmiş bir figürden öte kelebegin gözyaşlarıyla yazıyorum.
Nedenini soracak olursan gülüm; toprağa düşen her gözyaşında ciceklerin dudaklarında her zaman yaşa diye.
Biliyorum her canlı gibi bir gün vuslat şurubunu Azrail'in avuçlarından kana kana içecegiz.
Her insan gibi toprağı gözlerinden öpüp bulutların kanatlarında bu dünyadan göçecegiz .
Lakin unuttuğun birşey var sevdiğim.
Bedenler çürüse de, diller unutsa da satırlara ilmeklenmiş gözlerin her zaman yaşayacak. Sen benim yürek bahçemde Zümrüd-ü Anka'nın gözyaşlarıyla beslenen ve gözlerimde nefes bilinen bir yudum ömürsün

Her gün gözlerinde yeniden doğmak için avuç içlerine bir bebek gibi kıvrılıp soluklarına gömülüyorum yine.
Kirpiklerine yaslanmış rüzgarların kanatlarına uzanıp gözlerinin huzurunu soluyorum.
Yalnızlık anbarından bir dirhem sevgini dudaklarıma değdirip sana geliyorum. Toprağa mevzilenmiş güneşe seni anlatıp sonsuzluğa çiziyorum güllerin gözyaşlarında yıkanmış ismini.
Seni " sende " yaşamaya geliyorum.
Şehvet yüklü duygularına kiracı olmaya değil; dizlerinde kütük misali ağlamak için yüreğine geliyorum.
Ben gözlerine kangren acıları sermeye değil; yüzünün coğrafyasında cicek açmış gülüşleri gözlerine ilmeklemeye geliyorum.
Yaşadığım şehrin tüm ışıklarını söndürüp yüreğinin aydınlığında karanlıklarımı ezmeye geliyorum.
Haydi gözyaşlarınla sil terli yüreğimi, gülüşlerinle öp seni kirpiklerinden kıskanan gözlerimi. Nefeslerinden bir yudum sun susuz dudaklarımın kurak topraklarına.
Yanına geldiğimde, zehir olup dolaşsan damarlarımda.
Durma sevdiğim, imkansızlığına gömülmektense gülüşlerinin kurak toprakları olsun mezarim.
Üşüdüm mü toprağın altında, sarılırım avuç içlerine bir cocuğun annesinin göğsüne kıvrılması gibi.
Susadım mı, kirpiklerine uğrar kana kana içerim sevgini..
Şimdi şehrimin tüm ışıklarını söndür ve şah damarıma sür kör bıçaklarını. Varlığının huzurunda sonlansın sen kokan kelimelerim.
Bir yudum mutluluğun hazzında vur beni.
Gözlerim, gözlerinden başka yurt bilmesin.
Dizlerim, yüreğin gölgesinde toprağa sarılıp son kez gözlerinde gülümsesin Cennetin gölgelerine.
Saçlarından örülmüş darağacındaki urganım olsun parmakların.
Zehir olup dolaşsın damarlarımda keskin bakışların.
Şimdi seni seviyorum diyen dilime kilit son kez vur ve şah damarımdan süzül içeriye. Zehrini sür hücrelerimin dudaklarına.
Bal diye kana kana içsin damarlarım ölümün zehrini.
Ne olur üzülme hicranım.
Ölüm, senin kollarından gelmeli.
Çünkü; sen benim yüreğimin satırlarına örülmüş ölümsüzlüğümsün





Günahlarına kefil olmuşken,
Şah damarlarımdan süzül içeriye.
Zehrini bal diye içerim sen bende yaşarken.
Şehrimin tüm ışıklarını söndürüp
Acılarını kilitle üzerime.
Kurtlanmış sancıları giydirip bedenime,
Ölümün ipini geçir gözlerime

Ne olur sus ölüm meleğim,
Dizlerine eğilsin yüreğim.
Senin ellerinden ölmenin ödülünü
Göğsümün sol yanına takayım.
Haydi zehir olup dolaş damarlarımda.
Azrail'in kollarına senin avuçlarından kanatlanayım...

Painfully
12-30-2012, 10:46 PM
Sözlerin artık ikna etmediği bu yaşımda,
ağlamak da artık zor geliyor,
zoruma gidiyor.
Benden sana, söylemesi zor, yazması kolay bir kelime;
Hoşçakal.
Aldatıldığımı bildiğim bu geceden sana son bir yazı,
son bir hatıra.
Seni her çağırdığımda, artık yüreğime yumruk atamayacaksın.
Ben de bir başkasının yasak bahçesine uğramayacağım.
Artık ne gelmeni isteyeceğim, ne de kalmanı....
Bu akşam masamdaki tek bir mumu kendim için yaktım.
Senin oturduğun iskemle boş, ev boş...
İhanetin resmi boşlukta çizili...
Şimdi sen bir başka masada başka gözlerlesin.
Yüreğindeki pembe yalanlar büyüdükçe büyüyor.
Karaya çalan pembeler...
Kim, kimi kandırıyor bu alemde?
Kumdan kalelerimiz her dalgada yıkılıyor.
Kimseyi yolundan döndürecek gücüm yok artık.
Dayanıksızım, dayanaksızım...
Olduğun yerde kal...
Hoşçakal...

Painfully
12-30-2012, 10:46 PM
Aşktan Bahseden Bütün Şarkıları Azat Ettim Beynimden

Aşktan bahseden bütün şarkıları
Azat ettim beynimden bu gece..
Çenemde kilitli kalmış bütün cümleleri
Ki özgür olsalar da söylenmeyeceklerdi belki çoğu !!
Sana Seninleyken
Sensizlikten bahseden cümlelerimin

Aşkı anlatan bütün şarkıları
Azat ettim beynimden
Hani o üç kuruşa meyhane köşelerinde okunan
Hani o üçüncü kadehten sonra olma sahte kahramanların
Alkol kokan ağızlarından geceye yayılan
O ucuz şarkıları.

Acıları alkolle evcilleştirmenin bir faydası yok
Yahut bütün şarkıları silip atmanın beynimden
Bu gece bir şiir yazsam yeter
Sana
Seninleyken
Seni özlemeyi anlatan...

Painfully
12-30-2012, 10:46 PM
Hayatının yarısına ağlıyordu



Acil servisin iç burkan kokusuyla verdiği davete karşılık verdi. Hasta yakını gibi görünmeyi becerebildiği ve acil servisin güvenlik görevlileri her gece değiştiği için bir acı sevici olduğunu yine belli etmemişti. Doktorlar servisin dışında sohbet ettiğine göre içerisi kalabalık değildi. ‘Kesat bir gece.’ diye geçirdi içinden; ama ölümün kapıyı ne zaman çalacağının belli olmayacağını bir imam kadar iyi biliyordu.

Tepedeki hastaneye çıkan yokuştan siren sesleri duyuldu. Gözleri hiçbir ölümlünün göremeyeceği bir biçimde karanlık karanlık parladı. O, bu ninni sesinin yumuşaklığıyla ölgün gözlerini yumdu. Bir sinema kapısında aşığını bekleyen geçkin bir dul kadar heyecanlıydı. Ambulans kapıya dayandı. Hasta altmış yaşlarında bir kadındı. Yanında kocası olduğunu tahmin ettiği, lacivert çizgili pijamasının üzerine gri bir süveter giymiş, sakallı, aynı yaşlarda bir adam kaygılı, sulu gözlerle kadına bakıyordu. Birileri ‘sedye’ diye bağırıyordu. Yaşlı adam çatlak, güçsüz bir sesle ‘sedye’ diye bağırmak istiyordu. Olmuyordu.

Kadını acil servise aldılar. Kocası dışarıda kalmıştı. Yaşlı adam dünyanın neresinde olduğundan habersiz etrafına görüşsüz gözlerle bakıyordu. O, ciğerlerini korkunun soğuk kokusuyla dolduruyordu. Sırası gelmişti. Şimdi hasta yakını rolünü oynama zamanıydı. Yaşlı adamın yanına yaklaştı, koluna girdi. Yaşlı adam ne koluna girene baktı, ne de yürümekte olduğunun farkındaydı. Acı sevici, adamı dışarı çıkardı. Cebinden sigara çıkardı, ihtiyara uzattı. İhtiyar aldı, dudaklarının arasına koydu. Acı sevici, adamın sigarasını yaktı.

İhtiyar: ‘Beyin kanaması’ dedi, ‘Ne olduğunu anlamadım. Tansiyon dediler. Ambulans geç geldi. Yığıldı. Yarın oğlumlar gelecek. Çok hızlı geldik. Yığıldı birdenbire. Sofra da öyle kaldı. Tansiyon dediler ama… Oğlan olsaydı yanımda şimdi… Beyin kanamasından ölür mü insan?’

İhtiyar hep yere bakıyordu. Acı sevici, acısını yüzünden emiyormuş gibi ağzı sulanarak adamı izliyordu.

İhtiyar: ‘Oğlum olsaydı…’ dedi.
Sonra da oğlunu aramak geldi aklına. Cebinden telefonunu çıkardı. Bir lastik iple boynuna tutturduğu gözlüğünü, sarktığı yerden alıp yüzüne taktı. Oğlunun numarasını çevirdi.

Karşı taraf cevap verdi. Acı sevici, kurbanına daha bir yaklaşmıştı.
‘Annen hasta. Yarın gelecektiniz. Yarın gelmeyin. Şimdi gelin. Hastanedeyiz. Ambulans geç kaldı. Ama çok hızlı gidiyordu. Tansiyon dediler. İnsanın beyni mi kanarmış? Tansiyondan dediler. Tamam.’

İhtiyar sessiz sessiz ağlıyordu. Acı sevici, adamın göz yaşlarını cebinden çıkardığı kağıt mendille siliyordu. Ağzının kenarında belli belirsiz bir çizgi şeklinde bir gülümseme uzuyordu göz yaşları eline değdiğinde. Arada bir de ağzına biriken salyaları yutuyordu. İhtiyar başını yerden kaldırıp acı sevicinin yüzüne ilk kez baktı. ‘Allah razı olsun.’ dedi. Acı sevici başıyla adamı selamlayıp içeri girdi.

İhtiyar cebinden bir sigara alıp yaktı. Acı sevici, içerden adamı izliyordu.
Kısa, sarı saçlı, dişi bir doktor, uzun bedenini beyaz önlüğü içinde bir kuğu zarifliğinde, bir ölüm yumuşaklığında acil servisin kapısından çıkarıyordu. Acı sevici bakışlarını hemen doktora yön etti. Kadın, ‘Remziye Yıldız!’ diye bağırdı, ‘Remziye Yıldız!’

İhtiyar sigarasını yere atıp kendisini çağıran sese doğru gidiyordu. Kadın doktorun önüne dikildi. Doktor yaşlı adamın kırmızı gözlerine bakıp:
‘Tüm müdahaleleri yapmamıza rağmen hastayı kaybettik’ dedi, ‘Başınız sağ olsun’.

Adam anlamamış baktı.
‘Kayıp mı ettiniz?’
Doktor bir şey demeden adamın yüzüne bakıyordu.
İhtiyar kadına öfkeyle:
‘Ambulans geç geldi!’ diye bağırdı.
Doktor, ‘Üzgünüm’ dedi.
Adam, ‘Öldü mü?’ diye sordu.
Doktor başıyla ‘evet’ ledi, ‘Cenazeyi istediğiniz zaman alabilirsiniz.’

Adamın başı önüne düştü. Kadın, üzgün olduğunu anlatan cümlesini, yaşlı adamın, gözü yaşlı adamın omzuna eline koyarak yineledi ve acil servisin kapısından içeri girdi.

İhtiyar dışarı çıktı. Sigara yakacaktı, beceremedi. Sigarayı yere attı. Sonra kendini yere attı. Hüngür hüngür ağlamaya başladı. ‘Ambulans geç geldi!’ diye bağırıyordu. Güvenlik görevlilerinin adamı kaldırmak için davrandığını gören acı sevici, onlardan önce ihtiyara ulaştı. Görevlilere, ‘ben ilgilenirim’ gibisinden bir işaret yaptı. Görevliler ihtiyarı, acı sevici olduğunu bilmedikleri adama bıraktı.

İhtiyar hala ağlıyordu. Hayatının yarısına ağlıyordu. Bundan sonrası eksik kalan hayatına ağlıyordu. Acı sevici, adamın acısını ellerini doladığı koltuk altlarından emiyordu. İhtiyarı ambulansların arkasındaki banka oturttu. Bir sigara yakıp ihtiyarın dudakları arasına yerleştirdi. İhtiyar çabuk çabuk birkaç nefes çekti. Biraz sakinledi. Başını kaldırdı. Arka arkaya dizilmiş olan hareketsiz ambulansları gördü. Akıl almaz bir çeviklikle kalkıp ambulansları tekmelemeye başladı. Acı sevici, öfkeyle karışık acının dayanılmaz cazibesiyle adamı yakaladı, yerine oturttu. İhtiyarın sakallı yüzünü ellerine alıp gözlerine baktı. Tıslar gibi bir sesle ‘Herkes ölür.’ dedi. Ellerini adamın yüzünden çekti. Ayağa kalkıp tıslamaya devam etti: ‘Şimdi acını yaşamalısın.’

Ardında bir ölüm meleğiyle konuştuğunu sanan adamı bırakıp hızlı adımlarla uzaklaştı.

Evine geldi. Acıdan bitkin düşmüştü. Kıyafetlerini çıkarmadan bedenini yatağa serdi. Bir süre mutluluk dolu bir gülümseyişle karanlığın gizlediği tavana baktı. Sonra gözlerini yumup ağlamaya başladı.

alıntıdır

Painfully
12-30-2012, 10:47 PM
Sanki o koca bir ağaçtıda bizde dallarıydık..
Küçücük fidan olarak büyüdüm kollarında.
Zaman nasılda akıp geçti..
Bahar geldi, yaz geldi, kış geldi....
Arada dökülen onca yaprak onca hayat geçti..

Ben ağacıma öyle bir sarıldımki hiç düşmem hiç kopmam sandım..
Artık koskocaman bir daldım benimde ağaca kazandırdığım yapraklarım baharda açtığım çiçeklerim vardı...

Bilemedim bir rüzgara kapılıp gidebileceğimi..
Birgün ansızın bir fırtına koptu.
Ben ağacıma sarıldıkça rüzgar beni kendi içinde savurdu...

Kimbilir belkide mutluydum.
Belkide o agacın dallarından biri değilde bağımsız olmak istiyordum..
Gün geldi o rüzgarla çekip gittim gün geldi kendime dur dedim...
Ama en çok neye acıdı biliyormusun yüreğim?
Rüzgar beni savurduğu yerde yalnız ve amansız bıraktı..
Oysa ben onunla yeni bir dünyada yer almayı istemiştim..
İşte o zaman dur dedim kendime bitmiş tükenmişsin,
haketmedin bu yalnızlıkları..


Haketmedin beklemeleri...
Bir rüzgara kapılıp gittin delicesine,,
ne o rüzgar unuttumu seni...
Geç oldu ama anladım hiçbir rüzgar için ağacını bırakıp gitme..
Şimdi küçük bir fidanım rüzgarın beni savurduğu yerde yeni bir umutla gelen yağmur taneleri yüreğime aktı...

Hani son bahar ölüm demektir yaa..
İşte o ıslak yaprakların altında beni yeniden yaşattı...

Asla ümitsizliğe kapılma mutlaka bir yerlerde seni hayata döndürecek bir yağmur tanesi vardır..........

Painfully
12-30-2012, 10:47 PM
küçük bir gülümsemeyle açıyorum gözlerimi


Gözlerimi sıkıca kapamıştım. Kapadım ve herşeyin değiştiğini umarak korkuyla heyecanla açtım. Bambaşka bir yerde ve zamanda olmayı diledim. Gerçekleşti. Geniş bir ofis içinde, masalar, bilgisayarlar, sandalyeler, ofis malzemeleri, yüzlerine alıştığım huylarına bir türlü alışamadığım insanlarla birlikteydim. istanbul''un en hayran en aşık olduğum manzarasına birkaç adım yakınlıkta oturuyor bir kere bile pencereden dışarı bakmıyordum. Bakamıyordum. İstanbul''a kar yağıyordu büyük, beyaz parça parça kar taneleri...Gözlerimi kapadım tekrar ve tekrar açtım. Koskocaman cam bir kutunun içindeki minik insanlarmışız gibi geldi hani şu içinde kardan adam olan ters çevirince beyaz beyaz kar yağan oyuncaklar gibiydi. Yalnız kar içerde değil dışarda yağıyordu. Keşke içeri yağsa keşke bu nedenini bilmediğim ve tanımlayamadığım pisliği temizleseydi beyazlığıyla, serinliğiyle ve aslında kar yağarken duyduğumuz ve tanımlayamadığımız o sessiz sesiyle. insanlar uzak, soğuk, bencil, gaddar, umursamazdı. Bir sürü kötü sıfat geliyordu aklıma. Aklımdan binlerce düşünce birden hızla geçmeye çalışıyordu. Yetişemiyordum herbirine. Çok istemiştim bu ortamı. Tanrı da çok zor sınavlardan sonra gerçekleştirmişti bu arzumu. İstediğin oldu ve hala şikayet ediyorsun cümlesi kulaklarıma doldu. Korkuyla kapadım gözlerimi. Açtığımda sınıfımda çocuklarla birlikteydim. Bir anlık dalgınlığımı fırsat bilip gürültüye şamataya başlamışlardı bile. Ne tuhaf bir hayaldi diye düşünerek oflaya puflaya susturmaya çalıştım herbirini sırayla. karnımda başımda feci sancılar vardı ama ben yine de ayakta olmak bu küçük minicik canların dikkatini çekmek için beynimdeki bilgi kütüphanesini hızla kontrol etmak zorundaydım bana lazım hangi bilgiyi alsam diye. Derdim çocuklarla değildi pek. Yaptığım işin çok güzel yanları da vardı. Kocaman devle mücadele eden küçük çocuğun öyküsünü o güzel küçücük gözlerini kocaman kocaman açarak dinleyişleri, çok güzeldi her zaman. Teknolojinin bebek efendileri olmalarına rağmen saflığa masumluğa umutlara olan inatçı inançlarını hissetmek, ortaya çıkarmak harika bir duyguydu. Hayatın katı acımasız gerçeklerine karşı bu pembe renkli mücadeleleri, dünyada bir ben varım ben olmasam dünya da olmazdı duyguları beni hayran bırakıyordu. Çocukların en çok bu tarafını seviyordum. Fakat içimdeki delik deşik cephelerle gücüm bu işi yapmaya yetmiyordu. Daha sessiz daha sakin daha kendimle olmalıydım. Az önce gördüğüm hayaldeki gibi bir mekanda olmalıydım tabi kabus kısmını saymazsak. O da düşüncelerimin içinde dolaşan kalleş korkularımın oyunuydu bana o kadar da olur canım dedim içimden. Çocuklardan biri yine kıpırdanmaya başlamıştı. Silkelendim etkinliğe devam...

Öğle yemeği sonrası kişisel temizlikleri de bitince uyku saatine geçtik. Çocuklar küçük bedenlerinin ancak sığabileceği küçük ranzalarında uyuyor. Uyku odasının küçük pencerelerinden birindeyim. Hava soğuk. Oda küçük olmasına rağmen bir türlü ısınamıyorum.Pencerelerin yanında mutlaka olması gereken can dostlarım olan ağaçlardan biri de burada var. Dallarına gülümsüyorum. Dışardaki fırtınaya dayanacak kadar güçlü dalların üstlerinde beyaz beyaz kar taneleri...Hem hüzün hem heyecan hem de keşke burada olmasaydım duygusu geziyor kalbimde. Kaloriferin yanında bacaklarımı karnıma çekmiş anne karnına dönmüş uyumaya çalışıyorum. Belki hayata umutlarıma geri dönebilirim o sıcak ıslak diyarda. Gözlerimi kapatıyorum sıkıca!

Derin bir nefes küçük bir gülümsemeyle açıyorum gözlerimi. Kar yağıyor İstanbul''un en güzel manzaralı, insanları kirli ofisine. O oyuncak cam kutunun içindeyim yine. Hangisi gerçek hangisi hayal? Çözemiyorum. Keşke kar içeri yağsa belki temizlenir içerideki bu acımasız kirli hayat! Temizlenir mi ? Ne dersin?

alıntıdır

Painfully
12-30-2012, 10:47 PM
Seni Seviyorum

Seni seviyorum...
Çünkü her sabah kalktığımda
Bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana...
Ben güne seninle başlıyorum...
Ve hergün gün hayatı yeniden keşfediyorum...

Seni seviyorum...
Çünkü gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan en parlak renksin sen...
Herşey senin rengini taşıyor...
Ve benim için ancak o zaman anlamlı oluyor.

Seni seviyorum...
Çünkü soğuk günlerde içimi ısıtan meltemsin...
Sıcak günlerde içime ferahlık veren kuzey rüzgarı...
İliklerime işleyerek esiyorsun...

Seni seviyorum...
Çünkü herşeyde sen varsın...
Nasıl olmayacaksın ki?
Sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin...
Yüreğimin en derin köşesindeydin...
Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun...
Ve ben orada olduğunu farkedince hakettiğin yere çıkardım seni...

Seni seviyorum...
Çünkü hep benimlesin...
Seni görmem için yüzüme bakmam gerekmiyor...
Gözümü kapatsam oradasın...
Gördüğüm her yüz aslında sensin....

Seni seviyorum...
Çünkü gözlerinin içindeki binlerce yıldız gecenin karanlığını delip geçiyor...
Sen bana bakarken ben kendimi yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum...
O yıldızların parlaklığında kaybediyorum kendimi...
Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim aydınlığından...
Güneş doğmasa, yıldızlar kaybolmasa diyorum...
Ama biliyorum ki güneşim de sen olacaksın gecenin sonunda...
Bu kez daha parlak, daha aydınlık çıkacaksın karşıma...

Seni seviyorum...
Çünkü saçların ellerimin arasında kayıp giderken
Dünyadaki cenneti bulmuş gibi hissediyorum kendimi...
Cennetin sahibi sensin...
Ve biliyorum ki sadece izin verdiklerin girebilir o cennete...
Ben o cennette kalmaya kararlıyım...

Seni seviyorum...
Çünkü her gülümseyişin içime yeniden yaşama sevinci dolduruyor...
Her gülümseyişin, karamsarlığı yıkıyor, umutsuzluğu parçalıyor...
Bir çiçek bahçesine çeviriyor çorak dünyayı...

Çiçek dedim ya...
Bir çiçek adı verseydim sana PAPATYA olurdun...
Açışıyla dünyaya, insanlara baharın geldiğini müjdeleyen papatya...
İddiasız ama güzel...
Güzel ama kibirsiz...

Seni seviyorum...
Çünkü seni sevmeyi, sana dokunmayı, seni dinlemeyi,
sana bakmayı, seni koklamayı, seninle paylaşmayı seviyorum...
Seninle birlikte insana dair ne varsa onları da seviyorum...
Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken
Ne kadar çaresiz olduğumu da görüyorum...
Her sözcükten sonra durup tekrar tekrar düşünüyorum...
Seni yeterince anlatabildim mi diye...

Biliyorum ki yetmeyecek...
Bu kadar sözcükten sonra bile, sana sevgimi anlatamamış olacağım....
Sözcüklerin bittiği yerde gözlerime bak...
Onlar bu sevgiyi çok daha iyi anlatacaktır sana...

Painfully
12-30-2012, 10:47 PM
Özlemine Dayanamıyorum



Sen gideli kaç saat oldu ?
Kaç gün geçti, kaç hafta..? Saymadım..
Bana yüzyıllar geçmiş gibi geliyor.
Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu bıraktın..
Şimdi sis içinde bütün dünya.
Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen onları kırağı sanırsın, çiy sanırsın..
oysa hepsi benim gözyaşlarımla ıslak..

Sevgilim özlüyorum seni..
Bir balta indirildi, içimden bir ağaç köküyle devrildi.
Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor.
Özlem bir bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor .
Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde.
Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim.
Senin adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli...

Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme.
Damlalar yüreğime vuruyor.
Gecenin karanlığında bir başınayım.
Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen..
gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor.
Sonra bir rüzgar alıp seni, benden uzaklara götürüyor.

Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim..
Yüreğimden mühürlendim sana..
Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna..
Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni.

Yoksun, gittin, tek başına koydun...
Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem ateşten bir gömlek.. yanıyorum..
Yetti artık, yetiş n'olur dayanamıyorum.

Painfully
12-30-2012, 10:47 PM
AŞk Acisi BÖyle BİŞeymİŞ



aşk acısı ne kötü şeymiş...
o gün senden beklediğim sadece bir mesajdı..
ama alınan mesaj ayrılık kokuyordu.
öyle bir mesaj attın ki tek kelimeydi.
senin için hiç bir anlam ifade etmeyen tek kelime.
ve sen benim içimde kopan yada kopacak olan fırtınaların farkında bile değildin.

o an öldüyorum sanmıştım,
nefesim bir an kesildi boğazımda sanki bişey kaldı,
yutkunamadım.
ciğerlerime nefes gitmiyordu ve her alınan nefes acı veriyordu,
gözyaşlarım değerliydi dışarı akıtacağıma içime akacaklardı,
başta öyle oldu,
gözlerim yandı burnum sızladı,
ama içime attım düşüncelerim birden bulandı kendimi tanıyamaz oldum.
yiyeceğim bir lokma ekmek boğazımda kaldı yutunca sanki içimi yırtarak mideme indi ve oturdu .
hiç bir şey yiyemez oldum,
elim ayağım titredi,
ayakta duramadım ,
taki yatağıma yatıp yorganı üsütme çekinceye kadar...

ne kötüymüş bu anı yaşamak...
3 ay bunu çektim ben dönebileceğin umuduyla ama olmadı

çok suçluyum kendime eziyet ettim
kalbime eziet ettim
halbuki onları buna zorlayan bendim beni de senin zorladığın gibi
rabbimden hep şunu stedim
bana gerçek aşkı tatıracak kişiden ayırma beni diye
aslında sen hiç birine değmezmişin
çünkü o kişi değilmişin
nasılda inanmışın

ama şunu bilki
eğer benimle dalga geçmek zaman öldürmek için yakınlaştıysan hakkımı helal etmiyorum
gerisi sana kalmış bi düşün
bunu rabbimden ve senden başka hiç kimse bilemez
elini vicdanına koy ve son kez düşün !!!!

Painfully
12-30-2012, 10:47 PM
SeVgİLiVarlığın acı veriyor olsaydı bana;
Seni ölüme sevmez,
Gelmeyeceğini bile bile seni beklemezdim hala.
Ben sensizlikte bile "seni yaşıyorum" sevgili... ”

Mevsim, sonbahara akarken ben de sana geliyorum.
Elimde yokluğun yüreğimde suskunluğunla sana geliyorum sevgili.
Ilık bir Eylül gecesi kentin yorgun kaldırımlarında tanıdık kelimeler arıyorum sevdana dair.
Sana dair tek bir kelime yeterdi bana.
Tek bir nefes bile gülümsemem için yeterdi oysa..
Sensizlikte kanarken sol yanım, ben hep seni düşledim zembereği kırılmış zamanın avuçlarında.
Seni aradım güneşin sıcak alnında, senin ellerini aradım yağmurun ıslak dualarında.

Sana gelirken toprak yağmur kokuyordu sokaklar ise yalnızlık...
Sana çıkan tüm yollar arsız dikenlerle süslenmişti sanki.
Ayaklarım kan revan..
Bir yanım uçurum bir yanım sensizlik ama her şeye inat sana geliyorum.
Hava puslu, etraf ise sensizlik ..
Dikenlere aldırmadan yalınayak yürüdüm gecenin dar sokaklarında.
Yüreğimle ezdim tüm engelleri, ayaklarımla öptüm yollarındaki ikiyüzlü dikenleri. Her şeye inat sana geliyorum bir elimde mevsimlerin koynundan çaldığım ılık bahar bir elimde bulutların saçlarından arakladığım rüzgar ile ..
Bir ömür uzaktan sana geliyorum bir elimde bir avuç gülüş karakışlarda güneş bil diye bir elimde bir yudum umut zifiri karanlıklarda aydınlığa sımsıkı tutun diye. Sana geliyorum sevgili....

Unutmadan sevgili; gittin diye meteliksiz bir intiharın ayakuçlarına boynunu büken bir kukla olmadım hiçbir zaman.
Gittiğin gün kansız ve acımasız bir ihtilalin demir kelepçeli zamanlarından kaçıp sen diye ipsiz uçurumlara sığındım.
Yokluğunda kimi zaman bir çocuk gibi koynunda ağladım kimi zaman kirpiklerinden ıslak yağmurlara kaçtım. Sensizlikte her gece arsız fırtınalarına göğüs gerdim ve esrarkeş yangınları sen diye koynuma alıp yüreğimde közledim yalnızlığının ıslak çığlıklarını.

Evet gittiğin gün sen kokan kelimelerim çıplak kaldı dudaklarımda.
Yüreğim gözyaşına asılı kaldı gözkapaklarımda.
Ama hiçbir zaman boynumu bükmedim yokluğuna.
Pes etmedim sensizlikte kıyılarıma vuran hasret dalgalarına.
Direndim, savaştım yalnızlığınla.
Kan revan içinde kalsam da, bilmediğim fırtınalarda
sensiz savaşsam da ben hiçbir zaman
“ yalnızlığına “
yenilmedim sevgili....

Painfully
12-30-2012, 10:47 PM
Kan Damlıyor Kalemimden



Sana onlarca mektup yazdım hislerimi anlatamadim,
sen tek mektupla hissettigin seyi yazdin..
Ben o kadar kelime sarfettim sana telefonda,
sen tek cumlede hisleri sarfetmenin gereksizligini anlattin..
Yillarca Canim diyebilecegim birini aramistim,
Sen, belkide altı saniyelik bir satırla canimi acittin..
Ve tum bunlar olup biterken
Kaderin oyunumudur bilmiyorum
Seviyorum ya seni Hani diyorum ya asigim
Arkadaslik Dostluk gibi guzelliklerde var
bir kenara birakalim aski meski sevgiyi
Hep arkadasin olarak bil beni..
Ha unutmadan, kardesine de selam soyle
O da kendisine iyi baksin
Ne diyebilirim ki baska..
Her zaman kolay olmustu konusmak-yazmak
Bu sefer canım acıyor, kalbim agriyor
Kalem kaç kez düştü titreyen ellerimden
ve ucundan kan damlıyor...

Painfully
12-30-2012, 10:48 PM
Aşkım yetmedi sana..
Yetinmek nedir hiç bilmezdin zaten..
Ama benim sunduğum aşk yetinmen gerekenden çok daha fazlasını vaat etmişti sana..
Benim gibi sevmeye biliyorum yüreğin yetmedi…

.....Baştan evet daha en baştan biliyordum bir gün itilip unutulan ne varsa beni onlara katacağını..
Kavgam,mücadelem seni anlık sevmelerle yaşatmak içindi..
Hiçbir zaman sonsuza dek benim olmayacağını biliyordum..
Asla bu beklentiyle sevmedim seni..
Sevdim evet..
Ve bir gün hiçbir şey söylemeden çekip de gideceğini bile bile..
Kalman,beni,benim seni sevdiğim kadar sevmen gerekmedi hiç..
Hiçbir şey için bana söz vermen gerekmedi..
Adı üstündeydi işte..
Karşılıksızdı..Gerçek aşktı..
Varlığını oluşturan hiçbir zerre beni anlamadı..
Belki de anladı da ya ben sana fazla geldim yada sende bir şeyler eksik kaldı..

.....Biliyor musun?Her elimi uzattığımda boşluktu tuttuğum..
Her dokunmak isteyişimde hiçbir şeydi bulduğum..
Her yemin edişimde bozmak oldu sonum..
Savruldum..
Ettiğim dualar kadar yoktun..
Her sana bakışımda gözlerin öyle derin uçurumlara attı ki beni düşüp ölmekten değil her düştüğümde ölememekten yoruldum..
Hiç isyan etmedim kadere..
Hiç kimseyi sorumlu tutmadım..
Hiç beddua etmedim sana ve hiç lanet okumadım aşkına..
Hiç ağlamadım ardından bakarken..
Hiç uykularım bölünmedi..
Yaşamaya hiç ara vermedim ve hiçbir vakit düşünmedim ölümü..
Yaşamalı ve yaşadıkça seni sevmeliydim..
Çünkü biliyordum..Aşkın benimle birlikte gelmeyecekti mezara..
Öteki dünyada kavuşamayacaktık..
Burada sevemediysen beni orada da sevemeyecektin..
İki dünyada da yokluğunu çekmek fazlaydı kahrolurcasına seven gönlüme..

"""".....Ben böyleyim işte..
Böyle büyük sevdim seni.. """"


Söylesene kim sevdi seni bu kadar körü körüne..
Bu kadar beklentisiz..
Bir varlığı seviyor olmak kolaydı her zaman..
Bense yokluğunu sevdim senin..
Kolay olan varlığını değil,zor olan yokluğunu sevdim..
Dönmen için değil..Hiç dönmeyeceğini bilerek…
Sevmen için değil,hiç sevmeyeceğini bilerek,koskocaman bir sensizliği içimdeki her bir hücreye itinayla yerleştirerek,gittiğin yollara mutluluk duaları serperek,beklemeden,ağlamadan,dönmen için yalvarmadan,ölmeden,yaşaya yaşaya ve acımı sindirerek sevdim..

.....Dönme sakın!

Painfully
12-30-2012, 10:48 PM
''O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle O daha az sever seni,
Senin O’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat....

Painfully
12-30-2012, 10:48 PM
Gözlerimdeki hüzün damla damla akarken bu kente, gökyüzüm şimşek şimşek çakmakta ve bir yıldız daha kaymakta her şeyden habersiz.

Gecenin mumu erirken an ve an, ben karanlığa kavuşurken sessiz sedasız, aramaktayım senin ihanet dolu bakışlarını her şeye inat…

Yine…
Yeniden….
Defalarca kanayarak..…


Görüyor musun yar?

Bir sandal açılmakta şimdi tek başına, içine koca umut parçalarımı doldurmuş gitmekte,
Kaybolmakta bilinmezliğe…
Kalbimin kırıkları kan kırmızı rengin içine gömülmekte çığlık çığlığa…
Yollarına sermişim hepsini, gelirsen kanasın diye dört bir tarafın,
Vazgeç diye gelmekten her tarafa dökmüşüm gümüş rengi cam parçalarını…


Anla ve gelme…
Gelme yanmasın canın.…
Yanmasın canım daha fazla…

Sen giderken usulca,
Ellerinin kokusunu son kez çektim ciğerlerime sen farkında olmadan…
İhanetinin acımtırak tadı yaktı boğazımı, tam o anda şeytanın kahkahalarını duydu kulaklarım, karanlığın en korkutucu zamanlarında…

O anda anladım şeytanın egemenliğine girdiğini…
O zaman anladım senin çoktan gittiğini…

Anladığım anda kaçtım…
Sana doğru koşarken kaçtım, senden kaçmaya başladım…
Yollarına serdiğim kırıklara takıldı ayaklarım…
Acım arttı, acım fazlalaştı…
Kanayarak kaçtım…


Gözlerimdeki hüzün damla damla akarken bu kente, kan kırmızıya boyandı tüm deniz…
Bir sandal gitmeye başladı bilinmezliğe…
Gecenin mumu erirken, yıldızlar düşmeye başladı bir bir sandalın üzerine…
Cehennemin ateşi yakmaya başladı yüreğimi…
Ben seni ararken, şeytan son kez baktı gökyüzüne…



Fırtınanın ortasında kalakaldım bir başıma…
Şeytanın nefesi batırdı umut dolu sandalı ve sen…
Sen yine, yeniden dönmeye başladın karanlığıma…


Dört bir yanım kanamaya başladı…
İhanetinin acısı sardı her tarafımı…
Her bir zerrem dolmuşken seninle…
Ben seni bıraktım…
Kendimi yollara attım…
Yıldızlar serildi önüme…
Yine de senden kaçtım…
Kaçarken tekrar tekrar seni aradım…



Gözlerimdeki hüzün damla damla akarken bu kente, gökyüzüm şimşek şimşek çakmakta ve bir yıldız daha kaymakta her şeyden habersiz.
Gecenin mumu erirken an ve an, ben karanlığa kavuşurken sessiz sedasız, aramaktayım senin ihanet dolu bakışlarını her şeye inat…



Yine…
Yeniden….
Defalarca kanayarak..…

Painfully
12-30-2012, 10:48 PM
Sözlerim kesildi aniden,konuşamaz,yazamaz oldum…
Oysa vardı söyleyeceklerim sana dair…
Ama bulamadım hangi kelime anlatır beni sana?

Bulmak isterdim,bulup söylemek..
Belki…anlardın beni.

Sanki her söz eksik biraz seni anlatmaya,şaşırdım,nasıl olur da konuşamaz insan bu kadar anlatacak şeyi varken…

Uzun zaman oldu karalayamadım iki satır.oysa anlatmak isterdim seni kıta kıta…olsun isterdim,olmadı…

Oldurmak isterdim,
Belki…o zaman anlardın beni.

Sen gittin aşk bana kaldı,aşk yakışanda kalırmış.
Ardından siyah geceler kol gezdi yüreğimde,


Ben sol yanımı öldürdüm de Siyah'a büründüm.Kimse girmesin diye yüreğime,aşka küstüm.

Yazamıyordum demiştim ya işte yazdım…acaba hiç yazmasamıydım?
Ben seni aşk sanmıştım,yanılmışım…öyle olsan yanımda kalırdın.

Şimdi,
seni sevdiğimi unut,
Vazgectim seni sevmekten
Dönsen de tanımaz yüreğim yüreğini,en iyisi unutmalı bu yalan olmuş ikiliyi.

Painfully
12-30-2012, 10:48 PM
Koca bir ömür...
Kimsenin anlamayacağı dilde adanış...
Yoktu ki sevgimin sınırı ya da
Birkaç kaç kelimeyle anlatılacak kadar basit bir sevgi değildi ki...
Ya da ben öyle sanıyordum!!!
Gittiğin gün tükendi her şey;aşka,umuda dair her ne varsa...
Bitti...

Sanki yolumun sonundaki ışıktın da
Ben “sen” ümidiyle yaşıyordum..
Ne kadar kötü olduğunu bilemezsin,karanlıktan korkar halde karanlığa koşmak...
Işığımmmm!!!
Ben hala karanlıktayımmm...

İlk kez tükendiğimi hissediyorum,hani koca bir boşlukta olup,bir şeyler yapman gerektiğini bilirsin ama elinden hiçbir şey gelmez...buda öyle bir şey..
Yokluğun koca bir boşluk ve ben bir şeyler yapmalıyım...
AMA SEVMEKTEN BAŞKA ELİMDEN GELEN BİRŞEY YOK!!!
Seni gittin ve ben öldüm..
Ve aksi ispatlanana kadar failim sensin!!!

Painfully
12-30-2012, 10:48 PM
Kendimden yoruldum
Sürekli maske takmaktan
İçim Kan ağlarken
İnsanlara gülmekten yoruldum
Çok sinirliyken bile
Sakin olma zorunluluğundan yoruldum
Hıçkırarak ağlamak isterken
Gözyaşlarımı içime akıtmaktan
Delice severken içimden dağlara denizlere
Hoyratça esen rüzgara toprağa kuşlara
Seviyorum diye haykırmak isterken
Susmaktan yoruldum
Mavinin her tonunda kaybolmak isterken
Siyaha esir olmaktan yoruldum
Kendimden yoruldum
Hep güçlü olmak ne zordur
Hep sorumluluk sahibi olmak
Her zaman haklı olmak
Herseyi bilmek zorunda olmak
Ruhum yoruldu
Çoçukken genç olmak
Gençken olgun olmak
Çok zor yoruldum
Çabuk tükettim ömrümü
Yarınlarımı.....
Umutlarımı.....
Duygularımı.......
Geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim
Oyunun adı hayat
Başrolde ben
Yardımcı oyuncular sevgi, aşk, acı, geçmiş
Senaryo konusu
Herseye ragmen Mutlu Olma Sanatı
Ve oyun bitti..perdeler indi ışıklar söndü
Kendimden yoruldum.
Artık tutunduğum
Güvendiğim
Yanındayken kendim olduğum
Maske takma ihtiyacı hissetmediğim
Ağlamak istediğimde özgürce ağladığım
Haykırmak istediğimde sevgimi
Sınır tanımadan haykırdığım
Sen varsın
Artık Oyunun ikici perdesini açtım
Her yer ışıl ışıl
Başak saçların deniz gözlerin umudum
Senin sevgin yarınlarım
Kendimden yorulduğum yerde seni buldum....

Painfully
12-30-2012, 10:48 PM
KoRkMa,SeNi ArTıK SeVMiYoRuM

İçim acıyor, geçer elbet, geçer de,
anlamsız bir yer de, unuttuğumu sandığım
bir yer de , yeniden sızlar, ama varsın sızlasın,
sızlamadı mı; kocaman sevilmiyor ki... "

Ne yapacağını bilememek ne kadar kötü bir durum…
Beyaz bir ışık arıyorsun bazen,
görüyorsun..
Siyahın yoğunlu eritiyor ışığı yine kör oluyorsun..
Nerdesin sen şimdi kim bilir? Neler yapıyorsun?
Özlüyor musun beni?
Biliyor musun ben geceleri hep seninle konuşuyorum uzun uzun..
Seni Seviyorum diye haykırıyorum.
Dünya umurumda değil.
Takmıyorum, düşünmüyorum hiçbir şeyi..
Sadece seni, sadece seni düşünüyorum ve ağlıyorum!!!
Sırf senin yanında olamadığım için ağlıyorum..


""Bırakıp gittiğin, tüm kapıları yüzüme kapadığın günden beri aylar geçti.. ""


""Aylar geçti ama içimdeki sevgin hiç bitmedi... ""


Beni sevmediğini, önemsemediğini bilmeme rağmen büyüttüm sevgimi.
"Ama bu gece Vazgeçiyorum Senden.. "


Ben seninle olmak, seni yaşamak istiyordum..
Tek isteğim buydu..
Ama izin vermedin.
Bilmiyorsun ki geç zamanlar vardır..
Ne yapsan affedilmeyecek, ne yapsan boş..

Bazen ne kadar genç olursanız olun yorgun ve yaşlı bakıyorsunuz ve tek bir söz kalıyor geriye Vazgeçmek...!
Korkma, seni artık sevmiyorum....

Painfully
12-30-2012, 10:48 PM
Bize sevmesini öğretmediler sevgili,
bize hep sevgiyi saklamasını öğrettiler.
Hep bekletmeyi.,.
hep ertelemeyi...
bu yüzden biz kiminle birlikteysek bir diğerini ama hep uzakta olanı özledik,
hiç dinmedi doyumsuzluğumuz,
biz hep uzaktakini sevdik sevgili...
yanımızdakini değil,
odamızın duvarının arkasındakini değil,
birşeyler paylaştığımızı değil,
uzaklardakini,ulaşamadığımız kadar uzaklardakini sevdik...
Yanımızdakileri kırıp geçirdik,
incitip üzdük de,
hep ulaşamadıklarımıza sakladık söyleyemediğimiz o güzel sözleri...

Özlediğimiz sevgiden delice korktuk biz sevgili.
Sevmek bizim için sınırlarımızdan hiç çıkmamaktı.
Kendi sınırlarımızda sevmek hep kapana kısılmaktı.
Bu korku yüzünden hep karşımızdaki insanların sevgisini eksik bulduk,
küçümsedik onların sevgisini,
yeni heyecanlar arama isteği vardı.
Bir kişide takılı kalmak ne kadar basit diyorduk.
Gözümüz hep uçan kuşlardaydı.

Yüksek dağların en tepesinden bakıyorduk insanlara biz.
"Sorun bizdeydi sevgili. "

Sevgiye inançsız olan bizdik...

Bir insan bizi sevmeye başladığında,
yenildiğinde sevgimize;ondan uzaklaşır,
nasıl da tiksinirdik sevgilerinden biz.
Ama bizden biraz uzaklaşmaya görsünler onları yana yakıla nasıl da arardık.
Çünkü biz sevilmeye alışmıştık,
hatırlasana nasıl da ihtiyaç duyardık seslerine,
kokularına.
Kaybolmuştuk dağıttığımız sevgilerde.

Kim bizi seviyordu,
biz kimi seviyorduk.


Sınırlar erir, karışırdı herşey.
Öksüz sahipsiz bir sevgimiz vardı
ama onu kime vereceğimizi şaşırdık.
İnanırlardı bize,inanırlardı o öksüz, sahipsiz, başıboş sevgimize.
Çünkü çevremizdeki herkes o kadar hasretti ki sevgiye...
Çünkü onlar da bizim gibi sınırlar içinde büyümüşlerdi.
açılamıyorlardı,
kendilerini tanıyamadan çıkamazlardı,
sınırdan izinsiz çıkış yoktu bize,sevgiye geçit yoktu.

Kaç zamandır kendimizi kandırdık sevgili.
Kimi sevenler şarkılarda yaşatır sevdiğini,
kimi eski cüzdanındaki eski, soluk bir resimde,
kimi ise hayallerle süslediği sınırlı dünyasında anlatacak çok şeyleri yoktur.
Çok olan sadece çektikleri acılardır sınırlı dünyalarında.
Bunu bilirler sevgili,ama kıramazlar zincirleri.


Aşkı,
sevmeyi,
sevilmeyi
kendimizi adamayı
o kadar çok özlemişken,aynı zamanda ikiyüzlülükte içimize işlemişti.
Kendimden biliyorum,
gözümüzde hayatımızın zerre kadar önemi yoktu.
Gerektiğinde hayatımızı hiçe sayacak kadar kahraman ama bir o kadar da yalancı ve riyakardık sevgili.


Patlayıcı bir madde gibi taşırdık sevgileri.
Kaygı dolu,ürküntü dolu bir sır gibi taşırdık sevgileri.
Okuduğumuz yoksulluk romanlarında,
gözyaşlarıyla seyrettiğimiz filmlerde anlatılan kahramanların hayatlarından daha berbattı hayatımız aslında.
Ama kendimize duymadığımız şefkati onlara duyardık...
Birbirimize ne kadar ne kadar üzüldüğümüzü gösteremediğimizden,
birbirimizin derdine yeterince eğilemediğimiz için bu filmlerdeki kahramanların hayatlarına ağlardık doyasıya....


Aslında birbirimizi çok sevmek istiyorduk,ama nedense çok utanıyorduk bundan ve hep erteliyorduk.
Yürürken sokakta karanlıklar eşlik ederdi yalnızlığımıza.
Sokağın sonunda o gökyüzünün yalancılığı bizi de vururdu kaybolan o sahipsiz aşklarıda...

Biliyormusun bugüne kadar hep seviyormuşum gibi yaptım ben.
Aslında onları tanımıyordum ben,
ama yinede ihtiyacım vardı sevgilerine .
Bağışlasınlar beni ve unutmasınlar,
onlar adına onlardan daha çok acı çektim ben...
Bir tek seni tanıyorum aslında ben...
Bir tek seni...
Dinliyorum anlat hadi...
Demek sonsuza dek kaçıyormuş insan kendisinden.....

Painfully
12-30-2012, 10:49 PM
Gözyaslarim yanaklarimla sevisirken omuzlari basimin altinda olan insan
Bana baktigin gibi kimlere bakmissin
Ellerimi tuttugunda ellerinin niye okadar itici oldugunu
simdi cok daha iyi anliyorum
Ellerimi tutan o ellerde ...
baska tenin kokusu izi varmis ...

Sen hala anlamadiysan
Ve hala istiyorsann
Ben yokum ki artik
biz olamayiz bundan gayri ..

Tut istedigin eli ...
Koy basini aglayan herkezin omzuna
Bak simdi bana baktigin gibi ele

Ne Kanimda
Ne Canimda
Ne de Umurumda degilsin..

Yikilirdim belki yikan sen olmasaydin

Aglardim ugruna ...
gözbebeklerimden akitacagim bir damla gözyasimdan degerli olsaydin

Simdi cek git yoluna ...
Yalan asklara...
Yooook artik ''eyvallahim'' yürekten vuranlara !!!!

Painfully
12-30-2012, 10:49 PM
a$kı dü$ündüm bir aN. daLdı gözLerim uzakLaRa.

Dü$ündüm .. yaRsız bırakı$ını beni

Dü$ündüm .. Sensiz kaLı$ımı..

GözLerim ya$..
Ruhum hüzün..
bedenim bUz Oldu..

Ey SevgiLi..

SeSlenmeye caLı$tıkca kactın benden

eLLerini tutmaya caLı$tıkca ellerini çeKTin benden..

Sana son sÖzüm ne oLsun biLiyormusun..

..........................

Bende biLmiyorumKi.. seni sonLandıramıyorum çünkü..

Painfully
12-30-2012, 10:49 PM
Sen yıldızları severdin,aslında her yıldız sendin.
sana sarılırdım,bütün yıldızları kucaklardım.
sana dokunmak, evreni avuçlarımın arasına almak gibi bir şeydi.
yokluğun canımı acıtırdı,paramparça olurdu yüreğim.
kalbimin küçük parçalarını toplamaya çalışırdım yerden..
içimde kopan fırtınaları sayamazdım.
sessizleşirdim.
saatlerce ayakta,yalnız başıma,öylece bakar dururdum seni götüren yollara..
kimseye fark ettirmezdim savaşımı.
yokluğunla savaşmak,görünmeyen bir düşmana karşı kılıç sallamak demekti.
yorulurdum,dizlerim titrerdi.düşerdim,kalkardım,ama sensizliği yenmeyi hiç başaramazdım..
en büyük korkumdu sensizlik.
bir kez kabullensem yokluğunu,sanki o an çıkıp gideceksin gibi gelirdi yüreğimden..
oysa olmasan bile seni yüreğimde taşırdım.
orada yüreğimde olduğunu bilmek,bana yaşama gücü verirdi.
korkumla yüzleştiğim anda o gücü kaybedeceğimi sanırdım.
gece uykularım kaçar,yalnızlığa isyan ederek dört duvar odayı adımlardım sabaha kadar.
bakamadığım aynalar kırılır,binlerce cam parçası bedenime batardı.bir sigara bir sigara daha..
dumanını savuştururken tavana, duvarlar üzerime yıkılırdı..
sonra hayaller gelip çöreklenirdi üzerime.gözlerimi kapatıp dalardım.
sonsuz bir yeşilliğin ortasında, baharı yaşarken bulurdum kendimi.
çiçek çiçek açardın,kokun başımı döndürürdü.bir gül yaprağı gibi ipeksiydi tenin..
öperdim seni,soluğum kesilirdi.
bir hafif yağmur başlardı.
her damlası başka bir sevdadan süzülen o yağmurda ıslanmaktan inanılmaz bir haz alırdık.
bir hayalden bir hayale geçerken sabahı karşılardım.güneş pencereden içeri girer,gecenin kasvetini bitirirdi. yıldızlar bir sonraki geceye kadar çekilirdi gökyüzünden.
ama içimdeki karanlığın tek ışığı sendin.
sen olmadan ben aydınlanamazdım.
güneş olsa da olmasa da o gün sensiz yaşanacaktı çünkü...
VE BEN SENSİZLİĞİ YAŞARKEN HİÇ AĞLAMAZDIM ....SADECE YILDIZLAR DÜŞERDİ GÖZLERİMDEN....

Painfully
12-30-2012, 10:49 PM
Değme yarama,kanar... Durduramazsın...
Akan kan,gözümden damlayan yaşla karışırken,
Sessizce izliyorum dışardan bu içler acısı kavuşmayı.
Ne tuhaf!!!Oysa kavuşacak olan bizdik,onlar değil...
Unufak oldu yüreğim.
Ruhumda dolaşan kasvet yüreğime bulaştı,parçaladı,kanattı...
Söylesene,kan nasıl dursun artık damarlarımda?
Gözlerimiyse hiç sorma...
Hançer saplandı onlara,akmasınlar mı?
Yaramda alınyazın var,yaşımdaysa adın...kirletme Gidişler yorar sevdiğim,sözler üzer ve anılar...kirlenir
Sen sen ol,sevdiğim ol,kirletme
Ben akarım,kanarım...değmem sana
Değersem bulanır suyun,değersen kirlenir ruhum.
Düşme peşine anılarımın,ağır gelir...
Yokluğunla perçinlenmiş günlerden elde kalan,sadece kahır...
Hele sitemleri,dilimin altında kalan sözcükleri sakın aklıma getirme...

Yorulursun dinlerken,acırsın,sende kanarsın,kimbilir belki ağlarsın.
Yapma...gelme hatıraların üstüne,kirletmeyeceğim seni işte!
Son sözler,gidişler,yitirilişler kanatır sevdiğim...
Leke olur kalır,tenimde değdiğin
Aşkın hası kan olur,akıtır göz dediğin

Kandım,kanadım sana...
Ama hep sevdim
Yittim belki,ama sevdim
Gözden ıraktın belki,gönülden öte olmadın hiç
İnatla,olmazı olur yapmaya tutundum
Vuruldum,sustum,kan kustum
Yine kandım,yine kanadım
Ama hep sevdim.

Painfully
12-30-2012, 10:49 PM
:.Gömün Beni Bugün Yüreğime..


Yüreğinize gömün beni bugün. Evrenin bütün güzelliklerini kutsayan yüzümü gömün yüreğinize. Yorgunum kırık dökük kelimelerle konuşmaktan. Yorgunum boş yüzeylere dolu kelimeler yazmaktan. Usandım kendini tekrarlayan başlangıçlardan...

Ölümün kara lekesi düştü önüme. Belki bedenin kan rengi vedası daha kolaydı. Evet eminim daha kolaydı, lime lime doğranan bir ruhun çırpınışlarından. Nefes alan ciğerlerin bir susuşu yetiyor ölümlere. Ya ruh? Zerrelere bölünüp bölünüp acılarını katlama derdinde. Hangi doktor çare bu derde? Yapışır mı acaba parçalarım en kuvvetli yapıştırıcılarla? Tuzla buz oldum...

Kendi yüreğimin kara deliklerine saklanmak istiyorum. Hiçbir ışığın sızmaya gücünün yetmeyeceği, hiçbir umut çiçeğinin yeşermeye yeltenmediği. Hayallerin kucağında öyle gündoğumları, öyle manolya kokulu ilkyazlar yaşadım ki, ağır geliyor artık sabaha varmayan gecelerin gerçekliği...Saklanmak kendime ve yavaş yavaş yokolmak istiyorum.

Gömün beni yüreğimdeki küçük kızın gözbebeklerine. Balköpüğü damlalar damlıyor göğsüne. Çocuklara özgü umursamazlık, çocuklara özgü vurdumduymazlıkla yaklaştı aymazlıklarınıza. Uçurtmalar uçurdu bilmediği gökyüzüne. Bir bedenin içine sığmayan kocaman ruhumu da gömün birlikte. Güzelliğe tutkun, şehvete aç bakışların yükü altında ezildim. Bir perde gibi örttü insana dair güzel yanlarımı bu süslü elbise. Dokunabileceğiniz yumuşacık bir ten isteyen elleriniz, öpebileceğiniz arzulu dudakları hedef belirlemiştiniz. Oysa dokunmanın hiç aklınıza gelmediği bir yüreğe de sahibim ben. Orada ebruli bir kadın bekliyor...

Kendimden yorulup, kendime kaçmanın kısır döngüsüne yolculuğum. Ne menzili biliyorum, ne hedefin farkındayım. Bir cenin olup annemin kutsal bedenine geri dönmek istiyorum. Oysa yalnızlığım öyle koyu bir renk ki bugün, toprağa bile koyamıyorum.

“Kayıp” ilanı vermek istiyorum ruhum için. “Bir tutam umuda muhtaç, yarına dair özlemlere aç, belirsizliğin kıskacında yarım bir ayraç” Var mı böyle bir ruh etrafınızda sahipsizce dolaşan? Kayıptır kendisi. Ulaşın lütfen sahipsiz bedenime, ruhsuz boğuluyorum çok ama çok derinlerde...

Kendi yarattığım sahte balonların içine oturup, kendi yarattığım sahte diyarları izledim gökyüzünden. Kulaklarım sağır oldu patlama sesinden. Patlayıp sönen sahte balonum muydu, boş hayallerim miydi bilemedim. Patlama sonrası sessizliğindeyim ben...

Küçük bir masal ülkesi kurmuştum kendime. Kraliçesi ve tek hakimi olduğum. Sınırlarımı yerle bir eden bu deprem nereden çıktı birden? Fay hattının tam üstünde mi inşa etmişim değerlerimi? Kaçışlar çözüm olur mu ki? Yıkılan binaların taze yanık ve toprak kokusu mu, yoksa yıkılan değerlerim mi hıçkırıklarımın sebebi? Bir kaosun içinde içiçe geçmiş hepsi...

Gömün, gömün beni yüreğime. Emanet ediyorum elimde kalan son üç beş sevincimi bir avuç dosta. Tek mirasım bu, o da yalnızca anlayana....Gidiyorum kendime...Gömün beni bugün yüreğime.

Painfully
12-30-2012, 10:49 PM
aşkım yadigar kalacak sana


Yüreğim ne dediyse onu dinledim ben.
Kimi işaret ettiyse ona yöneldim.
Şimdi sen diyor da başka bir şey demiyor.
Ansızın bastıran bir yağmura hazırlıksız yakalanır ya insan,
işte öyle ıslattı beni aşkın.
Seni bekledim ben.
Yüreğimdeki heyecanı, gözlerimdeki yeşili,
dudaklarımdaki ateşi, ellerimdeki titremeyi,
küçük dokunuşları sana sakladım.

Ne sen beni bilirdin ne ben seni
ama bir yerlerdeydin ve mutlaka gelecektin.
Ve bir gün çıktın karşıma.
İşte o gün sevdaya dair ne kadar tortu varsa içimde eridi gitti.
Çocuk oldum yeniden.
Hani bıraksan yemyeşil bir kırda
bağıra çağıra şarkı söyleyip koşarım.
Seni bulmanın coskusunu hiç bitmeyecek bir enerjiyle yaşarım.
Seninle yep yeni bir hayatın başladığını biliyorum.
O hayatın içinde vazgeçilmez kıldığım tek şey sensin.
Bilirim, bu şarkı korkutur bazen insanı.
Neler oluyor diye sormadan
bir duygu selinin içinde bulursun kendini.
Ama zaten aşk öyle bir şey değil midir?
Sorarsan planlarsan onun adına aşk denir mi?
Bırak kendini, bırak ki aşkın büyüsü sarsın seni.
Kendini o eşsiz duyguların ferahlığına bırak.
Tut elimi birlikte çıkalım bu yolculuğa.
Yarınsız zamanların iki yolcusu olalım.
Kaygısızca yaşayalım aşkı, eriyelim birbirimizde.
Yüreklerimiz birbirimiz için atsın,
soluklarımız birbirine karışsın
Tutkunun alevleri dalga dalga sararken bedenlerimizi.
Gidersen... Gözümdeki son parıltıyı da alır götürürsün.
Bir zemherenin ortasında titrerken bırakırsın beni.
Ama merak etme ayakta kalırım ben.
Tıpkı fırtınaların boynunu eğip yıkamadığı kavak ağaçları gibi.
Senden bana yadigâr kalan her anıyı
bir kez daha bir kez daha yaşarım.
Aşkım da benden yadigar kalır sana..

Painfully
12-30-2012, 10:49 PM
..gunler gecmek bilmez,geceler gunduzlerden hep daha uzun gelir…
yataginda uyuyamazsin,o aklina gelir..gozlerini kapadigin an yaslar akar..actigin zaman yine…
ayriligin ertesi gunu en kotu zamandir…kalkarsin yerinden , gozlerin nasil da acir,uyuyali bikac saat olmustur ve deli gibi aglamissindir,radyo hala acik…sonra telefonuna gider elin…
hatirlarsin, ayni hizla cekersin elini…,yaslar yine bosalir gozlerinden….onsuzsun…
artik ona ait diyilsin,onsuzlugunun ilk gunu hic gecmek bilmez…gozun bi yandan hep telefonda,hep hep…ama hicbirsey yok…
kafani dagitmak icin cikarsin disari belki hatirlamam diye, iyi gibisindir…sonra bir sarki calar..allah kahretsin nerden cikti simdi bu sarki…
goz yaslari….odana gelirsin…
aci cekmek hosuna gidermiscesine acarsin sarkinizi dinlersin, teker teker dusunursu onunla oldugun zamanlari…
iste gunler boyle gecip gider…birkac ay olmustur..sabahlari aglamiyosun artik…sadece geceleri, resimlerle yetinirsin…
sonra bikac hafta daha…geceleri hala agliyosun, radyo hala caliyo…
ama mesajlari silicek gucu buldun kendinde..
resimleri de…bikac hafta daha…
aglamiyosun artik.radyoyu da kapadin..i
yisin galiba…gozlerin doluyo sadece o kadar…
sabahlari kalkarken gozlerin acimiyo…
mutlusun bile denebilir..
biraz kendine bakmaya basliyosun yine,kuafore gidiyosun,saclarini kestiriyorsun,o kdr uzun zaman olmus ki…
bir gece ic cekerek yatiyosun..
ertesi gunu kalktin, yuzunde garip bi gulumseme,hayirdir…banyoya gidiyosun.. muslugu aciyosun…basini kaldirip aynaya bakiyosun……..
O nu gordun ruyanda…
evet, onu gordun, bitaneni gordun...
elini tuttun, sarildin, optun, saclarini oksadin, eskisi gibi….
Goz yaslari…akti akti akti….
odana gittin…
radyonun dugmesine bastin, yine acikli kanal…acimasiz sarkilar…iste o geceler yine basladi, gecmeyen uzun geceler…
resmini ariyosun bulamiyosun…
1 tane varmiydi acaba, evet vardi bilgisayarinda sadece 1 tane…acip bakiyosun…
aslinda sen onu hic unutmadin…
a$iksan yokedemezsin,yangin soner….
kulleri kalir…,icin acimaya devam eder…,
onun icin akittigin herdamlaya deger diye dusunursun, onun icin agladigin hicbir geceye hicbir gune hicbir saniyeye pisman olmadin ki sen..yine aglayabilirsin o yuzden o hissetmese de....

Painfully
12-30-2012, 10:49 PM
Güllerin de ağladığı bir zaman vardır.
Ama bir gül var ki onun gözlerinde her zaman gözyaşı vardır. Geceler
onun
gözyaşlarını kendine saklar. Ama gündüzün aydınlığında nemlenen gözleri
onun
hüzünlerini fısıldar. Denizler onun gözyaşları gibi ıslak; güneşler
hüzünleri kadar sıcaktır.

Güllerin de kokmadığı bir zaman vardır.
Ama bir gül var ki onun sevgi saçan kokusu her zaman vardır. Kokusu
sevgiden, rengi hasretten bir güldür. O, kalbi hasretle yanmış ama
sönmemiş,kül olmamış, kor olmuştur ve Allah adini kırmızı gül
koymuştur.

Güllerin de seviştiği bir zaman vardır.
Ama bir gül var ki sustuğu an bile sevgiyi yaşayan bir kalbi vardır.
Onun
gülerken bile yaprağında gözyaşı vardır.Ama o gözyaşlarında bile
sevgiden
gelen bir sıcaklık vardır.
Onun gözünde vazolara girmenin bir anlamı yoktur.
Ama onun hüznünü ve sevincini paylaştığı kır çiçekleriyle arkadaşlığı
vardır.

Güllerin de uyuduğu bir zaman vardır.
Ama bir gül var ki onun geceleri bile kapanmayan gözleri vardır.
Sevgisi
gece gündüz yoldadır, duası, kokusu anbean sevdiğine varır.

Güllerin de solduğu bir zaman vardır.
Ama bir gül var ki kokusu sevgilinin yüreğine işlemiştir de
bu yüzden ölümsüzlük sırrına kadem basmıştır.
Ve onun mezar taşına şu yazılmıştır:

SEVMEYEN İNSANLAR ÖLÜR AMA,
SEVEN GÜLLER SOLMAZ,
ONLARIN KABRİ DE OLMAZ..

Karmen
12-31-2012, 12:16 PM
sözlerin artık ikna etmediği bu yaşımda,
ağlamak da artık zor geliyor,
zoruma gidiyor.
Benden sana, söylemesi zor, yazması kolay bir kelime;
hoşçakal.
Aldatıldığımı bildiğim bu geceden sana son bir yazı,
son bir hatıra.
Seni her çağırdığımda, artık yüreğime yumruk atamayacaksın.
Ben de bir başkasının yasak bahçesine uğramayacağım.
Artık ne gelmeni isteyeceğim, ne de kalmanı....
Bu akşam masamdaki tek bir mumu kendim için yaktım.
Senin oturduğun iskemle boş, ev boş...
Ihanetin resmi boşlukta çizili...
şimdi sen bir başka masada başka gözlerlesin.
Yüreğindeki pembe yalanlar büyüdükçe büyüyor.
Karaya çalan pembeler...
Kim, kimi kandırıyor bu alemde?

Kumdan kalelerimiz her dalgada yıkılıyor.
Kimseyi yolundan döndürecek gücüm yok artık.
Dayanıksızım, dayanaksızım...
Olduğun yerde kal...
Hoşçakal...


süper bir şiiir yaa yüreğine sağlik teşekkürler sağolassin paylaşim için kardeşim

Painfully
01-06-2013, 05:20 PM
Rica ederim KARMEN, okuyan gozlerinize saglik. ::

Painfully
01-06-2013, 05:20 PM
Bu, sana son kez bakışım belki.
Gözlerimle son kez okşayışım saçlarını, göz yaşlarını son kez silişim.
Bu camın arkasından da olsa, son kez hissedişim ellerini..
Evet, gerçekten hissettim.
O an, ellerim otobüsün penceresini yırtmaya çalışırken güçsüzce, sen de ellerini koydun ya hani cama…
O an hissettim, ellerindeki göz yaşlarının ıslaklığını kendi ellerimde.

Hani bir gece, beraber yağmurun yağışını seyretmiştik.
Dışarıda buz gibi hava vardı, her bir yağmur damlası tokatlıyordu camı, rüzgar bir o yana bir bu yana çarpıyordu önüne gelen her şeyi acımasızca.
Ama ben, pencerenin önünde, seninle güvendeydim.

Ama şimdi bak, pencerenin arkasındayım artık.
O korkunç fırtına burada.
O acımasız rüzgar, çok uzaklardaki acıları getirip yüreğime fırlatıp gidiyor.
İçime düşen her bir damla ok gibi saplanıyor bulduğu yere ve her saplanışta bir göz yaşı uzayıp kopuyor gözlerimden.
Camın arkasında yalnızım, ve sen diğer taraftasın, ve ben güvende değilim.

Birbirine kenetlenmiş bakışlarımız.
Bana söylediğin son söz: “Seni hep bekleyeceğim bıldırcınım…”
Ama gözlerinde, yıllar geçse de bekleyeceğin birine değil de, son kez görüyor olduğun birine ait bakışlar var.
En ufak bir umut, en zayıf bir ışık yok geleceğimize dair.
Olsun bitanem…
En azından tesellim şu ki; biten bir güzelliğin süzülerek akıp gitmesine değil içimdeki bu korkunç acı.
Senden ayrı düşerken, çaresizliğimize lanet ediyorum, beraber geçirdiğimiz günlere değil.

Bak bitanem…
Yağmur başladı.
Belki senin küçük nazlı bıldırcının camın dışındaki yağmurda ıslanmıyor ama, diğer taraftaki fırtınada paramparça oluyor.

Otobüs hareket ediyor, gidiyorum işte…
Sakın el sallama bana.
Gözümde kalan son görüntü; yağmurun altında kalmış, diğer yarısı kopartılmış, kanayarak arkamdan el sallayan yarım bir gönül olmasın…
Eğer ihtiyacın olduğunda sana yardım edecekse, yüreğimi bırakıp gidiyorum sağ avucunun içine.
Ne yaparsan yap; ister unut beni, ister başkasını sev…
Ama sakın o küçücük yüreği avuçlarının arasından bırakma bir yerlere.
Çünkü biliyorum ki o minik yürek, bir benim göğsümde atar,
bir de senin avuçlarının sıcaklığında…

Painfully
01-06-2013, 05:20 PM
~İsYaNLaRdaYıM~


Gittiğin yerlerden dönmedin geri

Yollara rest çektim isyanlardayım

Kırıldı sonunda sabrımın teli

Yıllara rest çektim isyanlardayım



Beklenen yarınlar kaybolmuş dünden

Ümitler selamı kesmişler benden

Nasılsa hayır yok gelecek günden

Kadere rest çektim isyanlardayım




Bu benim talihim sözüm yok sana

Payımı aldım ben sevdadan yana

Hasretinden başka ne verdin bana

Sana da rest çektim isyanlardayım

Painfully
01-06-2013, 05:21 PM
Gönderdigin IsLanmI$ mektußu aLdIm. KeLimeLer dagILmI$tI, harfLer
ßirßirine girmi$ti. IsLanmI$tI kagIt, seninLe agLamI$tI.
KeLimeLerin IsLak ve yagmur tadIndaydI.
VirgüLden sonra süzüLecek, noktanIn ardIndan dü$ecek gißiydi...

Ya agLarken yazmI$tIn mektubu yada yazarken agLatmI$tIn harfLeri. Ama tutmak isterdim gözya$InI akmasIn diye, ya da tutunmak gözya$Ina ve birLikte dü$mek yanagIndan bo$Luga. ßo$Lugun ardInda yokLuk var ve damLa damLa senden uzakLa$mak. Senin yanagIndan kopan bir damLa oLmanIn ötesinde senden kopmak var...

DayanIr mi sandIn ßuna yürek.ßir damLa ya$ mIdIr sadece yanagIndan
süzüLen, yüreginin ßütün ate$ini ta$Imaz mI sandIn o gözya$I.
Ve ona tutunmaya kaLkan ßeni ate$Lere yakmazmI sandIn.
GözLerinin renginde akar sanIrdIm gözya$InI ve tadI deniz tadinda.
ßiLirsin denizLeri ne kadar sevdigimi,
ama nedenini de ßugün ögren istersen...
DenizLeri sevi$imin tek seßeßi, ßana yüregini getiriyor oLu$udur.
Yüregin gißi sonsuzLugu çagIrIyor oLu$u.
Deniz sen varsIn diye denizdir. Seni hatIrLattIgI için sevgiLidir...

Gözya$Ina ne tutaßiLdim, ne dokunaßiLdim, ne de tadaßiLdim.
ßir damLa gözya$I ßöyLe mi yakarmI$ ßiLdim ve yandIm.
Ama senden ayrI kaLmamak adIna, ßo$Luga dü$memek adIna yanmaya razI oLup; yanagIndayken tutmak isterdim yinede o gözya$InI...

Ve simdi susmak istiyorum, çünkü içim aciyor.
Sade içim degiL ruhumda aciyor. ELine bir gonca güLü aLipta saatLerce agLayan insanLar görmüstüm. Ve onLara beLki de güLmüstüm.
Bir seLam geLdi diye sevgiLiden saatLerce çocukLar gibi sevinenLer görmüs güLmü$tüm; deLi bunLar diye...
GüLünen sey; ba$a geLen $ey oLurmu$ biLdim $imdi...

Ne acILar ya$amI$ direnmi$tim. Ne fIrtInaLar görmü$ yIkILmamI$tIm.
YILLarca ya$amI$ ya$LanmamI$tIm.Ne yangInLardan geçmi$ yanmamI$tIm, yansam da küLümden güLLer yeti$tirmesini ßiLmistim.
O küLLerden yeniden ßinaLar kurmu$ dimdik ayakta kaLmI$tIm. FIrtInaLara ve yangInLara tahammüL edeßiLen ßen, ßir damLa gözya$Ina yenik dü$tüm i$te...
$imdi fIrtInaLar terletir, acILar haz verir hep. Hep içimin ßir yerinde ßu durumdan zevk aLIr daha fazLasInI isterim.
“A$k” deniLen $ey; ßeLki de ßunun adIdIr ßiLmiyorum.
ßir ßaLIk denizi nasIL tarif etsin ki hem. ArtIk denizLerin tadInI, ßogazIma kaçan suLarIndan ßiLiyorum.
ßirde gözya$InIn tadInI ßiLmek istiyordum, denizLere ne kadar ßenziyor diye...

Ama geL görki tutamadIm ki tadaßiLeyim. Tutunamadim ki arInayIm.
ßir fIrtInadan özge, ßir yangIndan daha yanIk, ßir çIgLIktan daha acIymI$ ßir damLa gözya$I.
Ve ßen $imdi acILara yILLara yenik dü$medim de;
ßir damLa gözya$Ina yenik dü$tüm.
geL, geL de gÖr ßeni..

CümLenin sonuna koydugun o noktaya uzun uzun ßir daha ßaktim. Yagmurdan sonrasIna ßenzer bir toprak kokusu kapLadI her yanI.
Ama sen duyamayacaktIn ßu kokuyu;
çünkü gözya$Indan yangInLar çIkarmak teLa$IndaydIn. Ve o yangInLarLa ßirLikte yüregimi yakmak çaßasIndaydIn.

Simdi ßekLe, ßir gün gözya$I $i$eLerini aLIp yoLLara dü$ersem.
ELimi de gÖnLüm gißi ate$e dayanaßiLir haLe getireßiLirsem ßekLe i$te o zaman geLecegim...

Painfully
01-06-2013, 05:21 PM
Ne Yaptım Sana.. Seni Çok Sevmekten Başka.. ?
Devam ediyordum hayatıma, seni hiç tanımıyordum.Renksiz ve belki de
sürekli aynı şeyleri yaparak yaşayıp gidiyordum, gri rengi benimseyerek hayatımda..

Ve başka renkler katmıyordum hayatıma..

Kırmızının acısını yaşamak korkutuyordu yüreğimi..Kan kırmızıya boyamak istemiyordum bedenimi.
Bu nedenle çekici geliyordu bana ve hergün aynı yerlerden
geçip, aynı şeyleri yapan aynılaşmış yaşamları izlemek
sıkmıyordu canımı asla..


Yada şöyle demeli...
Biraz sıkıcı ama az acılı...


Gördüğüm mutsuz yaşamları kaleme alırdım çoğu zaman.
Çoğu zaman onların acısı bin parça ederdi yüreğimi.
Sen en çok bu yanımı severdin benim.
En çok bu yanım etkilerdi yüreğini.
Ben senin etkileneceğini bilmeden devam ederdim
siyah-beyaz yolumda ilerlemeye elimde kağıt kalem bilinçsizce..

Kimi zaman arkadaşımın gözyaşına karışırdı yanağımdan
süzülen damlalar.Kimi zaman ölü yavrusunun başında
miyavlayan bir anne kedi etkilerdi beni derinden..

Ve ben düzelmesini ümit ederdim çoğu kez kaleme
alırken yaşananları...
Ve sen en çok bu yanımdan etkilenirdin..
Ve ben seni o zamanlar hiç bilmezdim...


Keşke hiç "Bilmeseydim..!"
Keşke hiç "Görmeseydim..!"
Keşke hiç "Bakmasaydım..!" gözlerine sevdiğim...

Söyler misin bana.. ?
Ne yaptım sana, seni çok sevmekten başka...
Söyler misin bana.. ?
Neydi suçum, seni çok sevmek dışında...

Griydi benim hayatım; renksiz ama acısız aynı zamanda..
Sen çıktığında karşıma direndim...
Evet direndim gözlerinden fışkıran renkli hayata...
Evet sevdiğim; siyah-beyaz yolumda, grimsi hayatıma devam etmek için çok direndi yüreğim...


Ama olmadı...
Olamadı..

Painfully
01-06-2013, 05:21 PM
Her ayrılık sonrası aşina bir siyah-beyaz gökkuşağı yerleşir yanaklarıma. Ve yüzme korkusu olan bir balık görürüm aynalarla her gözgöze gelişimde. Ağır kan kaybındadır sığınaklarım.
Henüz keşfedemediğim duyguları özlemekten bitkin düşerim.
Düşerim...
Kırılan düşlerim gibi düşerim apansız yalnızlığa...
Sen'sizliğe...

Güneşe küskün bir papatya yaprağıyım yokluğunda. Gündüzler katkan karası senle elvedalaşalı.Gözlerimin lisanını bir sen bilirdin, şimdi gözlerime bile dargınlığım var.
Yokluğunun en beter sancılarıyla kıvranıyorum...
Yanıbaşımda olmalısın...
Ruhum karıncalanıyor sensiz günbatımlarında.

Pusulasız kaldım
Katıksızım...
Artık ne bir tanım ne bir yorum istemez hiçliğe bulanmış hayatım.
Şarkılarım seni çağırıyor feryat feryat, sen nerelerdesin?!

Yüreğimden göçüp gitmemelisin umutlarımı kurşuna dizip. Uçurumlar türüyor yokluğundan. Özlemin bilendikçe ölesim geliyor...

Sensiz ölemiyorum...

Painfully
01-06-2013, 05:21 PM
Zamansız başlangıçlar,,,
Erken sevişlerde yitirdim yüreğimin seven yanını oysa kurtarılası tek yanıydı faili meçhul yangınlardan.
Taraflığım ondandır bir yanıma küsmüşüm ve bir yarım diğerine…

Suçu sabit görülene kadardır aşk bir o kadar kısa.
Suçlu…
Adını kazıdığım tüm bankları söküp atabilirim yerlerinden ve bir kibrite bakıyor adını zikrettiğim ağaçların külleri.
Bir ormanda yakılabilir, silinebilir izleri…
Resimleri yırtıp yok sayabilir miyim seni?

Başımı ölesiye vursam duvarlara (düş)er misin fikrimden?
Çekip alabilir miyim seni beynimden?
Parçalayıp göğsümün çeperini,
Saplasam yüreğime hançeri,
Sızıp akar mısın içimden…

Sabit görüldü,,,
Zamansızdı aşk,,,
Zamansız kalkışlar ve başlangıcı olmayan sonlarda kâbuslara saplanıyor rüyalar.
Uykularımda çakıyor kahve gözlerin gözlerimde,
Silip atabilir miyim seni düşlerimden?
Düşer misin benden?

Zamansız,,,
Gece yarılarında kan ter içinde hıçkırıklarıma uyanışlar.

Bekleyişler,,, Şehir uykuya dalar, gözlerim yaşlara…

Son gelişinde resmini de götürmüşsün gidişinle,
bir kokun kalmış duvarlarını yalnızlığa boyadığım odamda bir de sen kalmışsın bende…

Suçlu,,,
Bu beden yakılmalı, külleri savrulmalı…
Külümden yeniden doğar mısın sen???

Sabit görüldü,,,
Suçludur aşk…

Painfully
01-06-2013, 05:21 PM
Bari sen acı bana yağmur...

Yağmur... Hüznü de koynunda taşıyan afet...
Benden daha mı dolusunda taşıyorsun sen...
İçin benden daha mı çok yağıyor da akıyorsun! Bana inat mısın lanet olası! Neler taşıyabilirsin ki sen kara bulutlarından başka?
Ağırlığı ne ki? Onla boy ölçüşebilir misin?

Yağma yağmur...
Sen boşaldıkça ben doluyorum. İçimde ondan başka bir şey sığdıracak yerim yok.
Ne olur acı verme bana yağmur...

Sus...
Duymayayım camıma vuran sessizliğini.
Benim içimde kopan fırtınanın sessiz çığlığı çoktan kulaklarımı sağır etti bile. Yapma yağmur...
Bir de sen acıtma içimdeki beni, içimdeki onu, içimdeki çocuğu...

Görmüyor musun her bir karem ağlıyor. Kıvranıyorum çaresizliğin titreyişlerinde...
İçimde bilmediğim bir sancı yerle bir ediyor duygularımı,tıpkı senin maviliği yerle bir ettiğin gibi.

Dayanmak çok zor biliyor musun yağmur, onun dudaklarından dökülen zehre...
Kezzaptan daha yakıcı, işkenceden daha tırmalayıcı...

Bari sen acı bana yağmur...

Painfully
01-06-2013, 05:21 PM
gelişinle doğdum ben.......


--------------------------------------------------------------------------------

gelişinle doğdum ben.......

Gözlerimi uzağa dikmiş bekliyordum öylece.
Yanımda olan biten hiçbir şey ilgilendirmiyordu beni.
Nereden çıkıp geleceğini bilmiyordum ve umudumda yoktu.
Hiç gelmeme ihtimalinde vardı ve ben asıl bundan korkuyordum.

Her gün birbirinin aynıydı ve bir sürprizle karşılaşmayalı kaç bin yıl olmuştu hatırlamıyordum .

Kendimle sonsuz bir savaşın içindeydim aslında.
Bir yanım ”BEKLE” diyordu, bir yanım ”HAYATINI YAŞA....”.
Her hücrem bu savaşın askeriydi ve her gün binlerce hücrem ölüyordu. Kilitlenen bu savaşın ne galibi vardı ne de mağlubu...

Yaşadığım her şey eksikti. En içli filmi,en komik filmi de aynı gözlerle ifadesizce izliyordum.
Kitabımdaki her sözcüğün anlamı aynıydı çünkü okuduğum şey aslında yalnızlığımdı.

Ben ki maviye tutkundum,mavi bile bir matem rengi gibi geliyordu.
Diğer renkleri ise algılayamıyordum.

Sonra bir ses duydum - ki o tutkunun sesiydi -ve bir anda maviye boyandı ortalık. Yanımdaydın ve tükenmişti bekleyişim .
Sana da dünyamdaki değişime de şaşkınlıkla bakıyordum.
Binlerce yıllık bir uykudan uyanmış gibiydim ,her şeyi yeniden ve hayretle keşf ediyordum.

Bir filmde bu kadar kahkaha atılabilir miydi ?
Bu deniz böylesine mavi miydi?
Güneş parlar mıydı senden önce de ?

Korkmuyorum artık yeni gelecek günden.
Umutsuz değilim.
Senden önce yaşadığım ve sana yakışmayan bütün günlerimi değiştirdim senin verdiklerinle .

O büyük karanlığımı senin estirdiğin rüzgar alıp götürdü.
Seninle bağdaşmayan ne varsa çıkarıp attım hayatımdan.

Bildiğim her şeyi yeniden tanımladım senin gelişinle.
Yeniden ad verdim her güzelliğe.
Çirkin olan,kötü olan ne varsa seninle birlikte kaybolup gitti.
Beni de hayatımı da bağladın kendine.

En ulaşılmaz noktalara ,en çıkılmaz doruklara vardırdın benliğimi .
Terk edilmiş bir limanda kendi halinde bekleyen köhne gemilerime en gizli denizleri açtın.
Ben o maviliğin yolcusuyum şimdi ,en sıkılmaz yolcusu ....
Adın bir dönülmezliğin simgesi artık .
Sen sözcükleri ölümsüz kılansın.
Sen umudun,sen dostluğun,sen özlemin ,sen hayatın adısın .
Ve senin adını anmak bile tarif edilmez bir sevinç yayıyor içime.
Şimdi yaşamayı seviyorum işte. Çünkü; İÇİMDE SEN VARSIN!!

Painfully
01-06-2013, 05:21 PM
...Verdigin bir damla sevgiye canImi istersen Kıramam SeNi,
Baska ask,baska sevgi haramdır bana.. ölürüm yine de Bırakmam SeNi..
Gönlüme kurulmus cehennem olsan yanarim, yıllarca Terketmem SeNi..
Yıksan su dunyayı, yerle bir etsen, en guzel cennetle Degismem SeNi.. Sen zalim olsanda yine cekerim zulmünü yıllarca senin..
askınla ömrümü mahfetsen bile icimden koparıp Atamam SeNi.. .....................................Gecelerin dili olsada söylese benim neler cektigimi,
Gözlerimin dili olsada soylese sana bakmayı nasıl özledigimi ..
Ayaklarımın dili olsada soylese sana kosup gelmeyi ne kadar ozledigimi..
Kalbimin dili olsada soylese seni ne kadar SEVDIGIMI.. .....................................Sanma seni sevdigim kadar baskasını sevecegim..
Sana verdigim umutlari baskasına verecegim..
Sanma seni ellerinden tutan ellerim baska elleri tutacak..
Sanma sana bakan gözler baska gözlere bakacak ..
Sanma bu beden baskasina YAR olacak..
.................................................. .NE YILDIZLAR ISTIYORUM GECE YARILARIMA.. NE GUNES ISTIYORUM KARANLIGIMA.....

tek istediğim SEN...

şimdi kalbinde bir mezar kaz canım,ölmeye geldim!
aşkımla gövdemi yarım,gömmeye geldim...!

Painfully
01-06-2013, 05:21 PM
Bekleme Boşuna
Bugün bana "bekleme bosuna" dediIcim titredi..
Sol yanima öyle bir sanci girdiki O gitti ben sanki yere yigildimÖylece baka kaldim Demistim iste korkmustum son umudumu da harcadim
Pinarlar sevinin simdi size gözyaslarimi ekliyorum Daglar tepeler beni beklesin Avazim ciktigi kadar haykirmaya geliyorum
Kanim dondu sanki hareket edemiyorum ya karsilasirsak biryerlerde?
Ya göz göze gelirsek seninle? Ben cekip gitsem en iyisi heralde...
Evet* gitmek gerek* Senin olmadigin en ucsuz bucaksiz yerlere..

Painfully
01-06-2013, 05:22 PM
Penceremin başında oturmuş seni düşünüyorum yine işte, sebepsiz özlemlerde gözlerim...
Senin giderken sakat bıraktığın yüreğimin tutsaklığın da yaşam denen kasırganın içinde ayakta durmaya çalışıyorum, ne kadar becerebiliyorsam...
Hep gülümsemelere saklıyorum içimdeki sensizlikte boğulan beni, Senin için de kolay olmadı biliyorum şimdi sende kederlerdesin bin pişmansın dönmek istiyorsun,ama söyle hangi bahanen avutur beni ,hangi özrün tamir eder sakat kalmış yüreğimi, sensizlikle doldurduğun gecelerimi hangi pişmanlığın değiştirir..Geç çook geç!!..
Sen giderken beni sensizliğe mahkum etmedin sadece,kendinide bensizliğe mahkum ettin bilmeden...

Alışacaksın çaresiz..benim alıştıklarıma sende, sensizlik neymiş öğreneceksin bensizlikle kavrulurken bedenin,gecelere sığdıramadığın kabuslarla uyanacaksın her sabaha benim ismim dudakların da ,ÜZÜLME !
alışacaksın sende, kanın damarlarından taşacak sana sarılmalarımı anımsadığında, şişelere sarılacak unutana kadar içeceksin biliyorum, sanmaki sarhoşluk unutturacak beni sana, her kadehte daha çok çörekleneceğim yüreğine,ama sen sen alışacaksın, Hasret türküleri dinleyeceksin günlerce,
Her Aşk şarkılarında tazelenecek benden kalan hatıraların, sonra yeterrrrrr! diye inleyeceksin içine sancılar bastığında iki büklüm yatağında kıvrılırken Gell! GELL!!
artık diye ,çağıran sesin yankılanacak odanın boş duvarlarında, ama sesini sadece sen duyacaksın, Bİr zamanlar dı diyeceksin, bir sen vardın diyeceksin , içimde ta derinler de diyeceksin, ALIŞACAKSIN
benim sensizliğe alıştığım gibi alışacaksın..
YALANNNNN ! diyeceksin biliyorum ,SENDE BENİ KANDIRMIŞTIN giderken!...
ALACAĞIM kalmıştı...
ÖDEŞTİK SEVGİLİM,
artık sende biliyorsun BENİM SENSİZLİĞİMİN ACISINI,BENSİZLİĞİNLE...ÜZGÜNÜM!!!!!!....
çok GEÇ...

Painfully
01-06-2013, 05:22 PM
Seninle olduğum zaman içimde ki ateş eleveriyor gözlerimi.
Yangın sıcağını tenim de hissettiğim zaman kararıyor gökyüzü.
Küçücük ellerini avucuma sıkıştırdığım da,o kokunu içime çektiğim de anlamalısın beni..
Görmelisin içimde ki yangını,yangın yerin de sen de olmalısın !!
Sarıldığım da,saçlarını parmaklarımın arasında hissetmek,sıcağını yüreğime kazımak istiyorum..
Heyacanımı görmeni,o minicik kalbinde,minicik bir yer istiyorum..
Seni mutlu ettikçe,küçük kalbin de sıkışmak istiyorum.Ama acıtmadan,üzmeden,ağlatmadan.
Gözyaşlarını kaybet !!
Dünyamı değiştiren bakışlarının üzerine nem düşsün istemem..
Parlamalı,yine,hep,ancak mutlu ol,o yaşlar mutluluğun sembolü olsun.Ama beraber,gözyaşlarımız gibi ömrümüz de..
Bir olsun ellerimiz.O sessizliğimiz de konuşan gözlerimiz hiç susmasın.
Dursun zaman !!
O anlamlı bakışlarının arasında tatlı gülüşünü de esirgeme benden..
Yüreğim seninle !!
Sevdan benimle olsun.Ömrün uzun,sevdam kalbin de olsun..
Kelimeler düğümlendiğin de dudaklarımın arasında,bak gözlerime.Hayat veren bakışların hep üzerimde olsun.
O anlamlı sözcüğü sarfet.Yorulana dek,çekinme.Söyledikçe anlam kazandığını hatırla.Hatırladıkça mutlu et beni !!..
Olmadığın da yanımda eksik hissederim kendimi !
Söyler misin bana,sevdiğim de seni görmeden kaç saniye dayanabilirim?
Dayanırım,pes etmem !
Seni delicesine seven yüreğim atmayana dek,
İçim de özlemin,yüreğim de sevgin olduğu sürece,
Elim de elin,tenim de tenin,
Gözlerim de izin kalacak !!!

Painfully
01-06-2013, 05:22 PM
Kes sesini yüreğim,sus,sus işte...



Karanlıklar,öksüzlükler duyamaz seni...
Onlara hitap edemez artık cümlelerin...
kes sesini!...
Matemlere,yaslara,onulmaz acılara gömülü bu omuzlar taşıyamaz senin tek bir heceni!...
kes sesini!...
"Anı"denilen geçmiş vakitlerine mahkum şimdi,kendi kendini yiyip bitiren biri şimdi,sahiplenen bu omuzları...
Kendi kendine "sus"demekten usanan bir canlı "cansız" şimdi...
yorma daha fazla bu mahkumu,
kes sesini!...
Gözyaşından başka ıslaklık görmemiş gözleri,titremekte elleri,üşüyor dayanılmazlıkların girdabına tutulmuşluğun soğukluğunda,karanlıklara mahkum gibi...
Aydınlanmayacak gibi,soğuk bir duvara çarpmış,sendelemiş,bir daha kapıyı bulamayacak gibi şimdi...
sadece mahkum...
işit bunun sözlerini,tut istediklerini,kes sesini!

Sus işte,sus...
Sus ki kabuslara esir olmayayım henüz kendi esaretimden kurtulamamışken!..
Kuyulara atmayayım,alışılmadıkların eline bırakmayayım ruhumu,sendelerim..
kes sesini!...
Çöl gibi ya da hayır,hayır,kutup gibi,buz gibidir o yerler.
Karanlıktır,korkarım.Ruhum istemez,kaçıverir...
O yerler ki birer seraptır aslında vahalarda belirmiş olan.
Cezbetmesin oralar seni,aldanma seraplara.
kes sesini!...
"Boşa uğraşma,biliyorsun...
Gelemem,ondayım,hep kalacağım...
Sen gelmeyeceksin belki,ama ben,hep ondayım...
Beni salıverirken onun yüreğiyle sevişmek için,düşünmüştün her bir şeyi...
gelmesen de gittim..."

Sen benimsin yürek,terk etmemelisin beni.
Gitmemelisin.
Dur!
Tamam konuş ama,dön bana.
Ben senin sahibinim.
gell!...

"Hayır,yürek kendini taşıyan bedene ait değildir.
Beni özgür bıraktın,gittim.
Bir daha gelmeyeceğimi bilmeliydin,emanet değildim,sen beni sonsuza dek vermiştin,bir an bile düşünmedin...
Şimdi tekrar çağıramazsın beni,nafile!...
Gelemem,ondayım dedim..."

Düşüncelerimde,köşede bucakta kalıvermiş,saklanmış bir giz olarak kal...
Ben bile bilmeyeyim o gizi,unutmuş olayım mesela...
Özgürlüğümü aldın elimden,aşkın albenisine kapıldın,gittin...
Sızlatma içimi...

Ey kalp!
Susmuyorsun...
Durmadan bağırıyor,çığlık çığlığa kalıveriyorsun ansızlıklarda... Düşünemiyorum,susturuyorsun beni dahi...
Sesleniyor,bağırıp çağırıyor,haykırıyor,istiyorsun!!...

"Evet,susmuyorum,haykırışlarım artacak...
Sen var olduğun sürece -belki daha sonra bile- sürecek bu haykırışlarım...
İstediğim tek o idi,ondayım...
Artık gelmeyeceğim,milyon kere söyledim bunu sana,usanmadan yine söylerim,söyleyeceğim:GELMEYECEĞİM!..."

Bana söz bırakmadın,susturdun yine,bak!..
Peki,git o halde...
Özgürlüğümü,özgürlüğüne kat!...
Azad oldun büyük bir coşkunlukla...
Git,onda kaybol...
Yokol aşk bahçelerinde,sevda kokusunu almışsın bir kere...
Peki,azad edildin...

Kazı o narin tırnaklarınla aşkını,kazı taşlara,kayalara...
Ölesiye kazı sevdanı...
Haykırmanı kesme...
Peki susma!.

Painfully
01-06-2013, 05:22 PM
Katle kendimden başladım!



Katle kendimden başladım!
Ne varsa geçmişten kalan,
Paramparça olmalı!
Anılarım mesela...
Gülüşlerim mesela...
Adınla yankılanan şiirlerim...
Teninde kuruyan gözyaşlarım...
Sonra yansıması yüzünün yüzümdeki... ...
Ve sırf yüzüme çarpan yüzüm yüzünden,
Derin bir darbe bıraktım hülyamda!
Hüzünlerimin ayak sesleriyle,
Çiğnendim!
Zanlı benim!
Faili oldum tüm senli hallerimin... Şimdi anlam vermeksizin akıttığım pınarlarım var...
Kan damlıyor parmak uçlarıma, fersizliğimden... An ve an ardımda çığlıklar yükseliyor.
Pişmanlık mı?
Sanmam...
Olmasını dilediğimin düşü bitti, olacaklar yaşanıyor...
Kabul ettim her halimi ben!
Halsizliğimi mesela...
Sensizliğimi...
Sonra hissizliğimi...
Dedim ya,
Katilim ben!

Painfully
01-06-2013, 05:22 PM
Bir Çığlıktı Yalnızlığım!!!





Konuşmak gerekir bazen,susmak artık çare değilse…
Anlatmaya başlamalı bi yerden,en başta kendinden,
Başlıyorum öyleyse dur ve dinle;

Ardından değişti hayatım,bütün değişime mahkum hayatlar gibi,geceler değişti kara kuru oldu biraz daha çok acı verir oldu…mevsimim yıllardır sonbahar rengi soluk,yüreğim yorgun ayazda kalmış bi-çare donuk.

Aynı şarkılar farklı anlamlar kazandı,oysa şarkılar bu kadar içimi acıtmazdı,güneşi seven ben,ay ışığında aydınlatmaya çalıştım dünyamı ve yıldızlar başka türlü parladı gökyüzünde…yalnızlığımı anlatmak istercesine..
Ağır ağır çektim perdeleri
Çekmeceye gizledim çocuksu sevinçleri
Büyüdüm sanki harcadım yılları
Umduğumdan olgun yaşadım ayrılığı
Beyaz örtüler örttüm eşyaların üstüne
Kapadım kapıları topladım anıları
Döktüm denizlere

Ve sen hala varsın,gidip gelirsin içim de bir yerde ama hep aynı yerde…
Payını almış olmalısın değişimden,
İlgili sen olmak üzere bir sözleşme hazırladım içimde,
Sen aklıma gelecektin sadece,yüreğime uğramayacaktın,
Düşünecektim ama dokunamayacaktım,
Üzülecektim belki ama ağlamayacaktım…
Öyle yaptım ve altına imzamı attım…

Ve sen tüm kuralları ihlal ettin,infaz ettin yüreğimi,sana gel dedim gelmedin…rahat bırak gecelerimi uykularımı böyle kabus olma,hala içimdesin gitmiyorsun,bit…bit lütfen…
Yar! Terk-i Diyar
yollarında şimdi kalbim
Tuzla buz oldum,incindim örselendim
Elimde tek kalan darmadağın ümitlerim
Başardın en sonunda Oldu bak istediğin
Yaralı Hayallerim

Hep aynı olmak zorunda mı ayrılıklar,yalnızlığımın sesini kimse dinlemedi…
Ben yalnızlığımı haykırdım ama kimse duymak istemedi!..

Painfully
01-06-2013, 05:22 PM
Güneş Yüreginden Öpecek "SeN"i

. . .Güneş, kirpiklerinden Yağmur, gözbebeklerinden Sevgi ise yüreğinden eksik olmasın. . .

Seni düşündüm gözlerin uykuya yenik düştüğü saatlerde...Yine gözlerin yağmur ıslaklıgında avuç içlerimde nefes alıyordu.Dudaklarımda soluyan cicekleri saçlarına bırakma telaşındayım. Gece, siyaha çalan peçesini güneşe kaldırmadan ben sana ulaşmalıyım..Bir kelebeğin yüregine ciceklerin gülüşlerini işlemesi gibi titrek ve heyecanlıydı adımlarım...Soluk soluğa şehrimin kaldırımlarını eziyorumZaman çeşmesinden kum saati, bir nehir gibi akıyor yüzümün derinliklerinden...
Biliyorum sana gelirken, Ay ile yıldızlar uykuda..Yakamozlara uzanmış geceyi uyandırıp gözlerindeki baharları görmesinler diye..Sessiz ve derinden ilerlemeliyim... Dağlar çıkıyor önüme..Yorgunluğumu farketsem bir an, alnımın terini siliyor rüzgar..Susasam, kan ter içindeki dudaklarıma sebillerden hayallerini içiyorum...Duvar gibi taşlar dizili önümde..Saçlarımdan köprüler kurdum puslu uçurumlara..Gözlerim bir an zifiri karanlığa yenilecek olsa, gökyüzünün karanlığını kibrit aydınlığıyla aşıyorum. . .

Baharın koynunda açan gelincikler gibi, vuslat kokan toprakta hasretini filizlendirip sana geliyorum..Gözlerine yağmur ıslaklıgında düşecegim birazdan..Pencerene düşüp Ay ile yıldızların kıskandığı gülüşlerine yaslanacağım gecenin karanlığa yaslandığı gibi.. .Bahara küskün güllerin kıskandığı gözyaşlarından bir damla alıp kurak topraklarıma yüregini sereceğim..Gelsem de yanına, ne olur yanlış anlama...Ne geceyi senin teninde karşılamak istiyorum ne de sabahlara kadar yanında uyumayı..Sadece saçlarının rahatca uyuması için kücük ve sıcak bir avuç oluyor yüreğim...Kırılacak saçlarını avuç içlerimde biriktirip güldesenli ciceklere bırakmak için sana geliyorum..Biliyorum geldiğimde hafiften rüzgar esecek saçlarına..Uyanır gibi olacaksın, o uykuya dalmış gözlerini cizecegim yüregimin başkentine..Yüzünün karanlığa inat aydınlığa bakan cizgileri işleyeceğim kirpiklerime..Yanına geldiğimde, kaç kez yüreğim saçlarını koklamak icin eğileyecek başucuna.Yarım kalacak..Düşten öte hiçbir şey yaşanmayacak çünkü..Ellerim suskunlugunu bozup saçlarını dokunmak isteyecek..Saçlarına dokunursam bu düşten uyanacağım biliyorum..Usulca ellerimi çekiyorum saçlarından.Tokalarına bakakalıyor gözlerim..Yüregim ise hala baharımsı kokunda. . .

Birazdan şafaklar düşecek bulutların arasından...Kirpiklerin ucuna güneş usulca eğilip sıcaklığını bırakacaklar dudaklarına..Gitmeliyim yüreğim...Biliyorum benim geldiğimi bir bilsen, uyur muydun geceye uzanıp...Kıyamadım ki o tatlı uykuna..Kaldırıp seni, düşlerinden alıkoymaya kıyamadım işte..Öyle tatlı gülümsüyordu ki kirpiklerin ucuna dalıp, hayallerimin Cennetinde seninle gezindim delicesine..Kıyısına hiçbir zaman kavuşamacağımız vuslat denizinde dalgaları ezdik yüreklerimizle..Kıyamadım seninle gezerken düşlerinden uyandırmayı...Gitmeliyim hasretim- birazdan güneş gölgeleri ısıtacak..Birazdan perdeyi araladığında kirpiklerini umuda çevir..Ellerini rüzgara uzat, parmak uçlarına en nadide ciceklerin tomurcuklarını serecekler..Kirpiklerini ise bulutlara çevir, uyku mahmuru yüzünü ıslak yağmurların sıcak damlaları yıkayacak...Ve yüregini ise güneşe çevir gül yüzlüm; benim yerine güneş, seni yüreğinden öpecek. . .


" Güneş, kirpiklerinden
Yağmur, gözbebeklerinden
Sevgi ise yüreğinden eksik olmasın. . . "

Painfully
01-06-2013, 05:22 PM
gelde azad et beni

oLmamaLıydı son eLveda .
asLında ben hic istemiyordum ayrıLmayı .
severken böyLe iki yürek .
kavusmaktı oysa tek diLek .
dunya ya biLe sıgdıramadıgım sevdamı simdi kaybettim .
eLimden kayıp gitti anıLar hic birsey yapamadım .

Bir gün yazacakmıydı bu titren eLLer , ayrıLık adına bir kac sayfa . MahvoLdu bu yürek gittigin gunden bu yana . GözyasLarım murekkeb oLmus kaLeme . kaLeminden ayrıLık döküLen Sevdasını ask kırıntıLarıyLa besLen . dert yanıyor sana bu asık divane ..

Bir sevdaydı bu uzaktan uzaga parıLdayan . kimine göre yaLandı bu sonu beLLi oLmayan . ama bize göre imkansızda oLsa sevmekti dogru oLan .

Mantıktı kimine göre gercegi gösteren ve yine mantıktı duyguyu yenemeyen . sendin mantıgımda duygumda gizLenen . yine benim seni kaLbimin en derininde besLeyen . Sensin Sensin Sen oLacaksın acıLarımı dindiren ..

Her anım kapkara, dönmüs geceye sensiz gunaydın diyemiyorum sabah dogan günese . cekiLiyorum odama sırf seni düsünmek icin . merhaba diyorum hayaLimde cizdigim resmine . günden güne eriyorum ama oLsun unutmak istemiyorum acı versende bu caresiz deLiye . resmine bakıp bi ah cekiyorum derinden .. agLıyorum bagırıyorum kimdi beni ayıran Kücüğümden

Bana bakan gözLer ve güLümseyen dudakLar . arasıra kızıp bagırmaLar . masumca karsımda gözLerini yumup uyumaLar . sigara dumanındaki hayaLi resmin , cektigim nefesin yarısı senin . kuLagimda hic dinmeyen sesin . yüregimde, derinimde sakLadıgım , gözyasLarımLa yüceLtigim cicegim . hissedip özLerken gözLerimden yas yerine kanLar dökerken . gözLerinin icine bakıp boguLmaLar .. iste bunLardır senden bana kaLan anıLar ..

Simdi söyLe imkansızım bunLar varken unutmak mümkün mü seni .
geL geLde bitsin bu acı Azad et beni ..
karanLıkLarda bırakma durmadan vurma soL yanıma . gör senin icin agLayan gözLeri . geLde mevLer acsın daLımda yaLnız bırakma bu yoLda ..

diLedim ALLAH`ımdan seni yazsın aLnıma ..

Painfully
01-06-2013, 05:22 PM
Bu sabah öylebir geldinki!!!

Bir şarkı olmalı seni anlatan, yüreğin olmalı yüreğimde bulduğum..

Ne çok denedim seni bulmayı, ne çok aradım seni bir bilsen... Sanma ki çabuk pes ettim, seni bulabilmek için ben bir ömrü tükettim...
Sesim mi çıkmıyordu, çok mu sessiz harf vardı gözlerimin içinde.
Yazılmamış bir şarkı mı beklediğin, adı konmamış bir şiir mi seni bana getirecek olan..

Ah sevdiğim... Kendimce yazabildiğim tüm cümleleri, dizebileceğim en özenli şekliyle dizdim de kaç kere, yine bulamadım seni...
Eksik bir şeyler var diye düşünüyorum bazen. Kendi bildiğimce bulamıyorum ki seni..

Çizdiğim noktalar azaldıkça, sana daha çok yakınlaşacağımı düşünürken, tüm noktaları mı sildim yoksa diye korkuyorum..

Bir özlem ki içimden bir parça olmuş, öyle bir sen ki orada duran, hüzün olmuş, dalga olmuş, akın olmuş, sel olmuş, yüreğimi tutuşturan ateş olmuş, kor olmuş..

Sen ki, belki çok uzak diyarlarda olan Ey Sevgili! İnancım olmuş, ışığım olmuş, yolum olmuş, yıldızım, güneşim, ay ışığında hayalim olmuş..

Bir yazı yok ki seni düşünmeden yazdığım, sen ki can sevdiğim, sırdaşım olmuş, omzum olmuş, kahkaham olmuş, gözümden akan damla damla yaş olmuş..

Bir hayal yok ki sensiz kurduğum, denizim olmuş, kumsalım olmuş, en güzel dansım, başıma taç yaptığım yıldızım olmuş..

Sen sanıp sanıp yanıldığımı anladığım anlarda, yüzümdeki çizgim olmuş, çatık kaşlarım olmuş, öfkem, korkaklığım, içime akan gözyaşım olmuş..

Öyle çok yorulmuşum ki seni bir başkası sanmaktan, dünyamı kapattığım kabuğum olmuş, sesim sessizliğim olmuş, şiirim, yazım olmuş..

Hani öyle zordur ki içindeki tohumlar yeşerdikçe, ümitlere, hayallere dönüştükçe hiç olmadığını anlamak, bir hüzünse o an içimi saran, belki en yakınımda, belki de senden çok uzaklarda seni yaşamaktır hüznümle adını aynı satıra yazdıran..

Oysa bir yerlerde olmadığını anlayalı çok oldu. Şu deli yüreğim ne uslandı, ne vazgeçti coşkusundan, kanat takıp seni aradı da, aşkın oldu semalara adını yazdıran..

"Sen" Gökyüzüsün.. "Ben" Kelebek..

Şimdi masmavisin, pırıl pırıl..
Tam benim mevsimim şimdi..
Uçarak gelirim her gün sana..
Küçük kanatlarım çok yorulur oysa..
Farkına bile varmadan ulaşırım yanına..

Sonsuzluğunun içinde kaybolurum..
Tutunmak isterim gözlerine..
Sonra karanlık oluverirsin..
Korkarım ben karanlıktan..
Uçarım yine gerisin geriye..

Dönerken daha fazla ağırlaşır kanatlarım..
Hep geriye gitmekten..
Ömrümün kısalığı bile böyle üzmez beni..
Ben kelebeğim özgür uçmak isterim..
Bırakmıyorlar ki uçup sana geleyim..
Neden sonra dank eder kafama..
Yalnızlığımdaki hiçliğim..

Sen Gökyüzüm!..
Maviliğince de karanlığınca da..
Benim için hep birsin..
Sen Gökyüzüm! ..
Adını kanadımda taşıdığım..
En büyük özlemimsin!..
Yazarım adını sabah, yazarım hüznünü akşam, bir yakamoz dansı mıdır buluşmamız, denizin kokusu mudur kokun, kalın mıdır sesin, kaşların gür mü, yeşil midir gözlerin, simsiyah bir zeytin mi? Alfabenin başında mıdır adının ilk harfi, "Gökyüzü" müdür adın bir sabah usulca yazdığım. Bir hayal midir sıcaklığın, gece kadar soğuk mudur yokluğun? ..

Nedir seni bana getirecek diye sormayı bırakıp, seni sensiz yaşamaya başlayalı çok oldu ama, kimin elidir bensiz diyarlarda tuttuğun...
Bir hüzünse seni bana getirecek olan, işte bu yüzdendir hüznüm. Kanadıma yazılmışsan, bir rüzgardır kokunu getirecek olan...Çıkmayan rüzgar, esmeyen eller ki döndürmüştür beni hüzünlerime, kokun hiç olmadı ki üzerimde..

Hani öyle alışmışım ki yokluğuna..
Bir sabah, öyle bir sabah gel ki..
Rüyalarım devamı ol bir tanem..
Alışmam zor olmasın varlığına..
Tam yokluğuna alışmış, hayalinle avunurken..
Bir sabah, öyle bir sabah gel ki..
Rüyalarımın devamı ol bir tanem!..

Painfully
01-06-2013, 05:22 PM
Canım yalnızca sevmek istiyor seni..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni.
Öncesinin ve sonrasının arasına alıp değil,alışılmış bir tören gibi değil.Hiç dokunmadan,belki de gözlerine bakmadan,konuşmadan belki belki de her zaman yaptığımız gibi değil..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni.Unutup,tekrar hatırladığım çok sevdiğim bir şarkıyı hiç bıkmadan defalarca ara vermeden içten içe mırıldanıp zamandan koparıp alır gibi..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni.Saçlarını yüzünden ayırıp,gözlerini kirpiklerinden, ellerini bileklerinden,ismini bedeninden ayırıp,ayrı ayrı bir evin odalarını gezer gibi,keşfeder gibi, ilk kez ve merakla ve hayranlıkla,bir kırmızının detayında dakikalarca takılıp bakar gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni,nereye varacağını bilmediğim bir kaçamak yolculuğa,sırf aklıma esti diye,sevdiğim hiçbir eşyayı almadan yanıma çıkar gibi..Süregelen bir sevgiyle değil,öğretilmemiş,bilmediğimiz biçimlerde,kuşların kanatlarını açıp,özgürlüğe süzülmesine yarayan içgüdüleriyle,içimden geldiği gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni.Tarifsiz bir hisle sevmek istiyorum seni.
Tatlı,ekşi ya da tuzlu değil,bilmediğim bir tatla,bir duyguyla.Öyle,bir meyvenin tadını alır,bir kitabın adını okur gibi değil; bir yaz günü tenine vuran sıcaklığı gibi güneşin,serin bir akşamın denizden esen rüzgarıyla içine işlediği yosun kokuları gibi,anlatamadığın ama bırakmak istemediğin,bitmesini istemedigin bir hisle..



CANIM YALNIZCA SEVMEK İSTİYOR SENİ..
NE UMUT ETMEK,NE DE BEKLEMEK..BASKA HİÇBİR ŞEY..

Painfully
01-06-2013, 05:23 PM
Oysa Hep Yolculuklari Sakladim Kendime




Yüreğimde adını sevda koyduğumdan arta kalanları sırtlanıp bilmediğim yollara gidiyorum şimdilerde.

Uzakta ki martıların seslerini arayacak beklide benliğim ve senden arınmış şelalelerin altında ıslanacağım..

Saniyeler süren yorgunluğum saatler sürecek biliyorum...

Kalan yorgunluğuma sevdamıda katık edip solan bir yedivereni sulayacağım kahkahayla ve kaybedenden kalan ganimetlerin hayata dönüşünü şaşkınlıkla izleyeceğim...

Beklide suan yaşamak için yeni sebepler arıyorsundur kendine ve her gece başını yastığa koyduğun anda benden kalan parçaları içindeki ateşle yakıp uyuyorsundur.

Tanırım seni hemde çok iyi tanırım her zerreni her hücreni her nefesini...

Sana dair yazmak istemiyorum aslında...
Öfkeyi, eksikliği, çelişkiyi, yani sana dair ne varsa içimde yaşıyorum.

Bir zamanlar yakınım bildiğim, sevdiğim dediğim bir yabancı da kalan parçalarımı yeniden kazanıp, kendime dönmem ne kadar sürecek bilmiyorum...

Yaşadığım bu soğuk kentte, aldanışlarımın ve suskunluğumun bedelini ödemek düşüyor bana... Kendimi tamamlamaya çalışırken birçok inancımda kopup gidiyor içimden...

Yanında olmayışım seni kahredecek biliyorum. Kimsenin kimse olmadığını büyümeye niyetlendikçe ve mecburi duygularını dibe vuran her hüzün kavramını öğretisinde de başkasının olamayacağını daha iyi kavrıyorum.
Böyle yaşamak insanı öldürmekten beter eder bilirim.

Susarak her geceyi bir öncekinin üzerine kapatıyorum. Kayıp olan bir zamanın kazanılmamış bir serüveninde senin yerine sensiz olarak nefes tüketiyorum.
Hatıralar sabahları benim kadar sevemez. Ben yaşanılmamış her sabahı ezbere biliyorum.

Oysa hep yolculuklardı sakladığım kendime.. vakit geldi...


İstanbul’ un nemli gecelerinde şimdi hayatı her şeye rağmen sevmeye çalışan bir ben var...
Yalnızlıklara inat; sevdama gülümsemeye çalışan bir ben...
Hayallerini, umutlarını, yarınlarını ve hatta tüm sevinçlerini kendi bedenime dolduran bir ben...


Bir ben...
Bir yokluk...
Bir...
Buralarda baştan aşağı yalnızlık var...


Şimdi emanet ediyorum başka bir bedene seni. Sen yalnızca sen gibi anılacaksın, dilimden dudağıma geçen ifadelerimde ve ben artık hiç ben olmayacağım sevdalarında..

Senin için tüm iyi dileklerim, yüreğimin en derinlerinden sesleniyor sana..

Mutlu ve güzel yaşa...

Painfully
01-06-2013, 05:23 PM
Yüreğimin hecelerini susturmaya çalıştım gece boyunca, ancak hükmedebildim. (ya da öyle sandım)
Kendimle başbaşa kalmaya çalıştıkça, yüzüme vurdu yüzsüzlüğünü hayat. Bir sahnede rol yapmaktan daha zordu sahnesi. Perdeler hesapsız açılır kapanırdı. Dublör yoktu. Prova yoktu. Yaşardın olabildiğince.
Nereye olduğunu bilmediğim yollara girmekten korkarak, çaresizliğime yenisini ekledi yeni bir yol!Hayat(mış)! hadi ya!
Acıya alışmış bir bedenin yüzüne mi vurmak gerek sancılarını tüm kök hücreleriyle!
Bu yolun ortasında yer almalı ve işime gelmediğinde geri dönmeliyim belki de...
Yorgunlukların, düne benzemesini istemiyorum. Soğuk odalarda yankılanan isyan sözcüklerini duymak istemiyorum. Acı istemiyorum... Kendim için istiyorsam, namerdim!!!
Yine mi?
Kendimi ne kadar arasam, o kadar uzağıma düşü(rülü)yor suretim...
Sonsuz kelimeler biriktirmeye çalışıyordum ve son kelimelerini duyduğumu hissettim. "Geceydi ay vardı, bütün hayatımız, Uzak bir yıldızdan düşmüş gibiydi, Dilimde bir gençlik şarkısıyla aradım eski hayalleri, Vakitsiz gelip geçen trenlerde sevgili arkadaş yüzleri" S(b)ana birileri lazımdı. S(b)enden daha çok biri olmalıydı bu. S(b)ana güç vermeliydi, dualar etmeliydi, sabır dilemeliydi...İnatla karaya bulayanlara, beyazdan bahsetmeliydi!
Ağlatmamalıydı... İncitmemeliydi...
Yazacağım son hecelerin anlamı ağır olmalı...
Kan...
Can...
Çare(sizlik)...
Hesap...
Ömür... (ölüm)
zaman...
Zamandan bahsedebiliyorsam hala, demek ki yarın güneş doğacaktı... Güneşe leke sürülmemeliydi... Demek ki ellerimiz temiz olmalıydı. Güzel bir düş olacaksa eğer uyanacağım, kinimi akıtmamalıydım hayata daha çok...
ve sadece susmalıydım...

Painfully
01-06-2013, 05:23 PM
yokuş yukarı çıkmaktan yorgun düşsemde güzeldi senin yüreğinde nefes nefese kalmak!!!

benim ellerim kan revan içinde,
özlemin yüreğimi kanattı ve o vakit yüreğim ellerimdeydi...
gözlerimde deli yaşlar vardı,
aktığını hissetmediğim ama bildiğim...
yokluğunu bana bıraktığın gece,
gözlerin zifiri karanlıktı,
kaçar adımdı ayakların benden ileri..
kurşunlar bedenimi delik deşik ederken ardından bakıyordum..
her uzaklaşan adım beni vuran bir mermiydi..
ve seni gözümde büyüten yine benim sevgimdi!!!

Painfully
01-06-2013, 05:23 PM
Yüreğim kaldı sokakta...






yüreğim kaldı sokakta...
ne giysen yakışır dediğinde düşünmemiştim ayrılığı...
gittin işte şimdi! üzerime geçirip ayrılığın elbisesini terk ettin beni.
yoksun şimdi yüreğim çırılçıplak kaldı sokak ortasında!

yüreğimi ayaza çalan soğuklarda bıraktın....

şimdilerde fark ediyorum yüreğimin hala ısınmadığını gideli ne kadar uzun oldu oysa kaç bahar geçti gidişinin ardından kaç yaz saymadım ısınamadım..

meğer gözlerinmiş güneşim yorganımmış sözlerin...

senden sonra çok defalar denedim ısınmayı. seven oldu benide, yine ısıtamadılar yüreğimi.
ellerim ısındı sadece...

değdiremedim senden sonra kimseyi yüreğime...

çok kanıt bırakmışsın sen ardında yüreğimde ayak izlerin var hala! hala aklımdan çıkmayan bakışların var.
gelişlerin, sevişlerin var hala yüreğimde....

sen gittinde neden kapanmaz bir iz bıraktın yüreğimde?

gel sil kanıtlarını, delillerini yok et!
yoksa çıkacak ortaya bir kalbi öldürdüğün.
yoksa çıkacak ortaya katilimin sen olduğun....

Painfully
01-06-2013, 05:23 PM
Sahte bakışlar


Dışarıda hava çok kötü.Bazıları fırtınalarla, dalgalarla boğuşuyordu.Sıcaklık sıfırın altında 55 .
Ruhlar kendini tanımakta zorlanıyor.Sanal cennetler oluşturulmuş, kimse kimseyi görmüyor.

Ne kadar ölü, canlı varsa yeryüzüne çıkmış dolaşıyor. İşte böyle bir ortamda gençler

yaşamaya çalışıyor

İnsanlar birbirlerini yemeye başladılar.Etrafta hiç hiç tahmin edemeyeceğimiz kadar şeytan

dolaşıyor.Bundan böyle insanlar şeytana yol gösterecek.Kesinlikle yüzümüzdeki kötülük

kendini göstermeyecek.Hep kötülükler gizli kalacak.

Sahte bakışlar kendini yok edecek.Kendini tanımak istemeyen insanlar Mevlana, yunus

olacak.Açıklarımızı nasılda kapatıyoruz.Nasılda

iki yüzlü yaşıyoruz.Kaçalım kaçalım nereye kadar.Üstelik kaçarken ne kadar değer varsa

kendimizle beraber yok etmeye çalışalım.Mevlana böyle bir bakış açısıyla ona

yaklaşacağımızı bilseydi acaba ne yapardı.Mevlana’yı unutalım, zihnimizde işimize geldiği

gibi bir Mevlana yaratmaya çalışalım.Unutalım dünya hayatını, sadece şiirlerle yaşayalım.

İstersek kendi kendimize masallar yazabiliriz.Masallar dünyasında yaşamak daha cazip

olabilir.Ne kadar çok tövbe edersek edelim, tekrar kendimizi kandırmaya devam

edelim.Boşluklara düştüğümüz zaman bir insana aşık olalım.Aşkımızı ve kendimizi

kandıralım.Aşkımızla masalsı bir hayat yaşamaya çalışalım.Birde bakarsınız kimse yanınızda

yok.Düşünür durusunuz . Bakın sevgilerin en güçlüsü nasılda yok olup gitti!!!.Bilmediğimiz

bir şey var.Hayatımızın merkezine İslam olmayınca daha neler neler kaybolacak.Ne sevdiğin

kalacak, ne de hayatın.

Bir insan için kendini yiyip bitirirsin.Eğer bilseydik, böyle yapmazdık.Eğer hakikaten

kavrayabilseydik Ne onu ne de kendimizi suçlardık.Zalim olan kim?Sen kendini düzelt

insanlar sana imrensin.Neden olaylara haddinden fazla duygusal yaklaşıyorsun.Bazen

kendinizi unutmak için;Peri masallarını, Hint masallarını, pamuk prenses ve yedi cüceleri

okuyabiliriz!!!.Günümüzde gençlere masallar serisi günün yirmi dört saatinde televizyonda

yayınlanıyor.

Burası İstanbul’un Bahçelievler semtinin, soğanlı mahallesi hayat bana çok ağır geliyor.

Bazen hakikatlerden uzaklaşarak ölmeye çalışıyorum.Ama bunu başaramıyorum.Karşımda

aynı yüzler, aynı olaylar,aynı mekanlar.

alıntıdır

Painfully
01-06-2013, 05:23 PM
Dikkatle Bak..Gerçekten gör..Yaşa Ve Vazgeçme..
Küçük Şeyler İçin Şikayet Etmekten Vazgeç..
Bana Benzemeyenler, Benden Daha Çok Şeye Sahip Olanlar
Ve Kimin Ne Yaptığı Beni İlgilendirmez De..
Bunun Yerine, İnsanlarla İlişkilerini Güçlendirmeye Çalış..
İnsanlara Tebessümü Eksik Etme..
Kaldır Kafanı Anlının Akı Gözüksün..
Sahip Olduğun Ruhsal, Fiziksel, Duygusal Zenginliğin Ve
Her Şey İçin Allah´a Şükret..
Tek Bir Hayatımız Var..
Bir Gün Sona Eriyor Ve Geri Dönüş Yok..
Umarım Her Günümüzü Değerlendiririz..

Painfully
01-06-2013, 05:23 PM
Heyecandan titremek nedir bilir misin?


Dizlerinin bağı çözülürcesine...


Milyonlarca volt elektriğe dokunmuşcasına ölür gibi..


Sen hiç sana dokundun mu?..


Aydınların içine düşmek nedir bilir misin?


Hayatın bütün renklerini birarada görebildin mi?


Bir ışığın içinde boğulurcasına...


Parlak, ışık dolu ama körolurcasına... Sen hiç seni gördün mü?...


Melodilerin en güzelini dinledin mi hiç?


Sesler kulaklarında yankılanırcasına...


Sesin yüksekliğinden hiçbir şey sağlam kalmamacasına..


Okyanusun en koyu sessizliğinde, en yoğun dalga sesleri arasında...


Sen hiç seni duydun mu?..


Sellerin içinde kaldın mı hiç? Boğulurcasına...


Tıkanırcasına...


Nefessizliği iliklerine kadar hissederek...


Sen hiç sana ağladın mı?


Herşeyini kaybettiğini düşündüğün oldu mu hiç?


Çırılçıplak kalırcasına...


Tükenircesine...


Dünyada yapayalnız kalmacasına...


Yaşam hakkını tüketircesine...


Sen hiç seni paylaştın mı?..


Dünyanın zirvesine ulaştığını hissettin mi hiç?


Herkesten ve herşeyden yukarıda olurcasına...


Bulutlara bile tepeden bakarcasına...


Kimsenin ama hiç kimseninin buna ulaşamayacağını ve ulaşmaya da hakkı olmadığını düşünürcesine...


Sen hiç seni yaşadın mı?..


Zaferlerin en büyüğünü hissettiğin oldu mu hiç?


Kulaklarında hayranlık dolu seslerle kıskançlık çığlıkları arasında finale koşarcasına...


Bütün engellere rağmen...


Nefes nefese...


Kimsenin tahammül edemeyeceği bir hızla...


Sen hiç senin tarafından sevildin mi?..


Kutup soğuğundayken terledin mi hiç?


Hiçbir güneşin veremeyeceği sıcaklığı iliklerine kadar hissederek...


Kor ateşlerin içine düşercesine...


Sen hiç sana sarıldın mı?..


Saatlerin durduğunu, zamanın donduğunu düşündün mü hiç?


Endişeden ölürcesine...


Saatin tiktaklarını hızlandırmak istercesine...


Zembereğinden fırlamak için kıvranan yaycasına...


Sen hiç seni bekledin mi?..


Çaresizliğin en yoğununu yaşadın mı hiç?


Mümkün olsa canını verebilmecesine...


Ama elden bir şey gelmemesinin verdiği acıdan çıldırmacasına...


Sen hiç sana üzüldün mü?..


Haklıyken bile içindekileri anlatamayıp hak verdiğin oldu mu hiç?


Haykırmak isterken içindekileri, çığlık çığlığa susarcasına...


Sen hiç sana kırıldın mı?..


Kelimelerin yetersiz geldiği oldu mu hiç?


Kafandan bir sürü şey geçerken, bomboş kağıda bakarcasına...


Elin kalemi tutmaz olurcasına...


Sen hiç sana yazdın mı?..


Öldün mü sen hiç yaşarcasına?


Yükseklerden düşerken bir an zirvede bulurcasına...


Issız bir adaya düşmek üzereyken, kıtaların en büyüğüne ulaşırcasına... Sen hiç seni sevdin mi?..


Yine kelimeler yetersiz, yine zaman akmıyor...


Ve ben bakakalıyorum boş kağıtlara...


İçim bir roman yazacak kadar doluyken, dökülmüyor bunlar yine kalemin ucundan...


Ve ben yine anlatamıyorum seni umutsuzcasına..


Ve..


Sana en çok ihtiyacım varken; sen hiç sensiz kaldın mı?..







ŞİMDİ;
BEN SEN OLDUM ....
SENDENDE HABERSİZİM

SEVDAM SENDE KALDI YARİM.......

Painfully
01-06-2013, 05:23 PM
Yüreğim zindan, Gece zifiri karanlık.. Bu gece yine uykusuz yine karanlıklardayım...
Değişen bir şey yok açıkcası.. Sadece sen geldin aklıma birden..
Nerden çıktın böyle bilmiyorum.. Aldım işte kağıdı kalemi yine elime..
Oysa içimde cümlelerim bitmişken... Ne yazacağımı bilmiyorum ama aklıma her gelişinde yazmak geliyor içimden..
Oysa seni anlatacak hiçbir kelime kalmamışken.. Nedendir bilinmez...

Şu ana kadar öyle çok anlattım ki seni.. Artık boğazım düğümleniyor...
Ellerim titriyor.. Kalemim bile en olmadık yerde tükeniyor..
Yazdığım yazıların sonunu getiremiyorum hiçbir zaman...
Benim yarım kaldığım gibi onlarda yarım kalıyor.. Ve asla tamamlayamıyorum..
Gidişin öyle çok şey götürmüş ki benden.. Sen yoksun diye herşey eksik...

Tam seni unuttum derken, gene bir yerlerden çıkıveriyorsun..
Bazen sabah yüzüme gülen güneşim.. Bazen aynaya bakan yüzüm, bazende
gece odam da gölgem oluveriyorsun.. Tam elimi uzatıyorum tam tutucam
yokoluveriyosun.. Ve ben gene yarım kalıyorum.. Yarım kalan
yeminlerimiz gibi yarım kalıyor kalbim.. Yarım kalan şarkılarımız gibi
yarım kalıyor sesim.. Yarım kalan canım gibi yarım kalıyor yaşam...

Demek ki hala unutmamışım seni.. Seni öyle unutmalıyım ki, her bir zerreni hatırlamayacak kadar..
Seni öyle unutmalıyım ki, sesini hiç duymamış gibi..
Seni öyle unutmalıyım ki, adını duyduğumda irkilip gözlerimin dolmasından kurtulmayalıyım..
Seni öyle unutmalıyım ki, sanki seni hiç tanımamış gibi..
Seni öyle unutmalıyım ki, yaşanmamış bir hikaye gibi...
Seni öyle unutmalıyım ki, unuttum kelimesini bile söylemeyecek kadar..

Painfully
01-06-2013, 05:24 PM
Bu Gün Yüreğimi İdama Gönderdim....[Af Çıkmadı]


KENDİME VE GERÇEKLERE ÇOK SAVAŞ VERDİM;
SEN ADRESİNİ KAYBETME,YOLUNU KAYBETME,ÇIKMAZ SOKAKLARDA KAYBOLMA DİYE.

DÜŞLER SOKAĞIMI UMUDUMUN KANDİLLERİYLE AYDINLATTIM VE ONLARCA DİREK DİKTİM KÖŞE BAŞLARINA,KARANLIKTA KALMA DİYE.

BİR BİR SÖNDÜRDÜN IŞIKLARIMI,BİR BİR KARARTTIN SOKAKLARIMI.
BİR PARÇA MUTLULUK LOKMASIYDI,BOĞAZIMDA KALDI,KARŞILIĞINDA UMUTLARIMI,İNANÇLARIMI SENDE BIRAKTIM.

MUTSUZ YAŞANIYORMUŞ BE GÜLÜM AMA UMUTSUZ;
BOMBOŞ SOKAKLARDA BİR BAŞINA KALMAK GİBİ BİR ŞEY,DİL BİLMEDEN,YOL BİLMEDEN,GİDECEĞİN YERE VARAMAYACAĞINI BİLEREK ANLAMSIZ ADIMLARLA YÜRÜYEREK BOYUN EĞMEK KADERİNE.

BEN SANA KILAVUZ OLAMADIM...
AMA BEN KAYBETTİM YOLUMU.
OYSA HER TÖKEZLEDİĞİNDE SIKICA SARILDIM KOLUNA,BİR KERE DAHA BAŞINI EĞME YERE DİYE!
AMA ŞİMDİ BENİM BAŞIM YERDE...

ANLAMAYA ÇALIŞTIM SENİ SESSİZLİĞİNDE;
İÇİNDE BİNLERCE KELİMELİK CÜMLELER KURUYORSUN DİYE VE ANLAŞILMAMANIN ACISINI BENİM GİBİ CANINDA,ETİNDE HİSSETME DİYE..

SANA BENİM GİBİ SARILAN OLMAZ SANMIŞTIM..
YANILMIŞIM..
KORKULARIM sımsıkı YAPIŞTI BOYNUNA,SEVDAMDAN PARÇALAR KOPTU,HER SİLKELENDİĞİNDE,UN UFAK OLDUM HAYALLERİNDE.
YOKOLDUM,HIRPALANDIM
BUZDAN HEYKELİNİ DİKTİM ŞİMDİ SEVDAMIN,EN YÜKSEK TEPELERİNE AYRILIKLARIN,ADINI "SEN" KOYDUM.
OYSA ŞİMDİ BEN BİLE ULAŞAMIYORUM O TEPELERE..
TEK ÇARE KALDI,CEVAP VEREMEYECEĞİNİ BİLSEMDE;
HESAP SORMAK YÜREĞİME..

BU GÜN YÜREĞİMİ İDAMA GÖNDERDİM.......
Af çıkmadı..!

Painfully
01-06-2013, 05:25 PM
ağırıma gidiyor sevdiğim,neden izinsiz alın zırhımı...
hala bıraktığın yerdeyim.gidemedim senden bir adım öteye..
ayrıldığımız konuşuluyor kulaktan kulağa.
görünmez bir zırh varmış sanki o kaybolmuşta korumasız kalmış gibiyim.
çevremde ne kadar çok aç kurt varmış meğer..
ağırıma gidiyor sevdiğim,yalan yoktu bizde...
hani benden birşey gizlemezdin.peki o kim?
hani sözümüz vardı bizim?kim o kız sevdiğim?
kim o yabancı?
ağırıma gitti sevdiğim,beni hiç tanımamışsın..
başkası olmaz artık.
sen bende ilk,tek ve son olacaksın demiştim.
gözlerin yine gizleyemedi aklından geçenler..
beni hiç tanımamışsın be sevdiğim..
benden söz birkez çıkar,belki umrunda bile değil ama başka biri olmadı..
olmayacak..
ağırıma gitti sevdim,ben yanlış anladın da mı gittin yoksa??
kapının önünde bana son kez sarıl ve öp dedim de sen beni yanlış mı anladın be sevdiğim?
ben,benden git demedim ki sana?
birkaç zaman sonra gelcektim ya yanına..
söz demiştim ya..
ağırıma gitti be sevdiğim,meğer hiç bir değerim yokmuş..
hatırlarmısın?dizinin dibine çömelip,ellerini tutup gözlerine bakıyodum ve sana sormuştum..
nasıl izin vereceksin,nasıl başkasının dokunmasına dayanacaksın?demiştim.
sen yine susmuştun..
daha on gün geçmeden izin verdin başkalarına,çıktın gittin benden..
bıraktın beni öylece..
ağırıma gitti sevdiğim,sözüme inanmamışsın..
yapamam sevdiğim..
izin kalmış,kokun kalmış bende.
el oğluna izin veremem alamazlar o hatıraları benden..
ben,sen sen diye sayıklarken,başkasını yanarım,yakarım yazık olur el oğluna boşver sevdiğim..
ağırıma gitti sevdiğim,yoksa yoluna engel mi olacam,yakana mı yapışacam sendın..
yok sakın korkma sevdiğim.
hiç çıkmam artık karşına,beni göremezsin artık sesimi duyamazsın istesende..ama neye dayanamıyorum biliyor musun?
sözün vardı ya ellerini tutarak gözlerine bakarak son nefesimi verecektim ya..
boşver be sevdiğim..
boşver beni.zaten gittiğimden de haberin olmıyacak..
ağırıma gitti sevdiğim bir gün sana yabancı da mı olacaktım?
zaten gittiğin günün sabahı tanıyamadım,kendimi..
aynada bir yabancı vardı sanki..
erken yaşlandım,çok çabuk çöktüm be sevdiğim..
artık sende taıymazsın sevdiğim..
merak etme zaten uzakten yabancı olacam.
seni sık sık seyretmeye gelecem sevdiğim..
sakın korkma ses söz etmem,yanıdakine görünmem,sana da görünmem..
ağırıma gitti sevdiğim,hiç mi özlemiyeceksin??
hatırlar mısın?
gülümsememe aşık olmuştun..
sen gülünce bütün günün stresini yorgunluğumu atıyorum içim ferahlıyor diyordun ya..
bende sadece seninle böyle gülüyorum demiştim..
çünkü Rabbim beni sana özel senin için yaratmış,senminle sadece sana böyle gülümseyim diye..
zaten artık gülmüyorum sevdiğim..
tebessümler emanet duruyor,yakışmıyor bana artık.
gözlerimle tezat düşüyorlar..
ağırıma gitti sevdiğim,bilmiyor muydun dayanamam..
bana kanaryam demiştin de sevdiğim kanaryaların dayanıksız,hassas olduğunu unuttun mu?
bu kadar acıyı kanatlarıma yükledin..
fazla dayanamaz zaten son kanat çırpışlarımdır..
son ötüşlerimdir buyunlar ümitsizce,fısıltıyla,söylenen son şarkılarımı duyuyor musun sevdiğim??
ağırıma gitti sevdiğim,ne yani bende hakkın mı kalır sandın sevdiğim??
sen benim kızdığıma bakma be sevdiğim.
bilirsin parlarım önce bir ama çok geçmez sönerim.
yaa sen bilirsin beni sevdiğim...
ama gücüme gitti be sevdiğim,son telefonu kapatmadan önce helallik istedin ya..
dayanamam buna sevdiğim.
bende bir damla hakkın mı kalır sandın...
senin boynuna günah yüklermiyim ben sevdiğim..
helal olsun sana bir damla hakkın kalmaz bende..
helal olsun be sevdiğim..
hiç aklıma gelmezdi bu taşan kalbin bir gün daha sert bir kayaya çarpıp un ufak olacağı hiç aklıma gelmezdi..
helal olsun sana be sevdiğim..
sertliğine,umursamazlığına,acımasızlığın a da helal olsun..
beni bu hale getirdin ya sana helal olsun be sevdiğim...
ama yüreğim ve dualarım hep seninle sevdiğim..
merak etme öteki dünyada da hep dua edecem seni seyretmeye gelecem..
sen çok mutlu ol,çok ok mutlu oldiye duaediyorum sevdiğim.
çok sevil çok sev diye dua ediyorum.
sakın harcama sevgiyi ucuz sanma aşkım..
artık değerini bil..
değer ver..
kanaryan seni çok sevdi sevdiğim...çok sevdi...

Painfully
01-06-2013, 05:25 PM
Biliyormusun ?...


Biliyormusun Bu Gece Senin İçin Neler Neler Yazacagim
Biliyormusun Bu Gece Gönlümde Senin İçin Bir Sayfa Açacagim
Ömrümün Son Baharinda, Çikmaz Sokaklarinda Seni Arayacagim
Bulabilmek İçin Anilarimi Bir Bir Yirtacagim
Ey Meçhul Sevgili Bu Gece Saatlerimi Seninle Paylasacagim
Sen Yanimda Olmasanda Kim Oldugunu Bilmesemde
Seninle Paylasacagim, Sen Anlamasanda
Bu Gece Bir Baska Olucak Bende Duygular
Öldürecegim İçimdeki Yanlizliklari
Seninle Yasayacagim Dakikalari Mutlu Anlari
Mazideki Asklarima İzin Verecegim Bugece Seninle Olmak İçin
Gönlümün Zincirlerini Kiracagim Yaninda Olmam İçin
Bu Gece Yagmurlari Dindirecegim Göz Yaslarima İnat
Yürüyecegim Kalbimin Sahillerine Umursuzca
Orkideler Takacagim Saçlarina Bahcelerimden
Seni Koklayacagim Güllere İnat
Sen Bilmem Hangi Kentin Aksamlarindasin
Sen Simdi Bilmem Kiminlesin
Ama Nerede Olursan Ol Kanimdasin Canimdasin Yanimdasin
Sabahi Aydinlanmayan Aksamlardasin
Bir Sir Gibi Saklayacagim Seni Duygularimda
Duyuramam Sesimi Sana Oysa
Sana Yürüyecegim Yollara İnat Sana İnat
Sana Kosacagim Sensizlige İnat
Bu Gece Senin Olacagim Kullara İnat
Seni Canim Gibi Sevecegim Kendime İnat...

Painfully
01-06-2013, 05:25 PM
BANA GÖZYAŞI BORCUN VAR !



Adam genç kadına seslendi:
- Bana gözyaşı borcun var!


Genç kadın sordu:
- Nasıl öderim?


Adam gözlerini kırptı;
- Haydi gülümse!


Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi.
Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.


Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde.
İkisi de bahar kokuyordu...
Biri ilkbahar, diğeri güz.


Adam, seslendi yine;
- Bana mutluluk borcun var!


Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu:
-Nasıl ödeyebilirim?


Heyecanlandı adam
- Haydi yat dizlerime!


Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca.
Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının.
Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu.
Çaresizliğini ördü sırasıra.
Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam.
Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı.
Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice.
Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu.


Genç kadının gözlerinin içine baktı;
- Bana yürek borcun var!


Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı.
- Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?


Adam kollarını uzattı
- Haydi tut ellerimi!


Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın.
Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde.
Genç kadın gitmek üzereydi.


Adam son kez seslendi;
- Bana can borcun var!


Kadın irkildi;
- Can mı?


Sigarasından derin bir nefes çekti adam;
- Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!


Hoşuna gitti sözler kadının
- Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?


Adam, biraz daha yaklaştı;
- Yum gözlerini!


Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini.
Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu
kadının titreyen dudaklarına.


- Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaslarını kadın...


Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi;
- Hayat öpücüğüydü!


Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...


Adam, şaşırdı;
- Ya senin bu yaptığın neydi?


Genç kadın kapıya yöneldi;
- Veda öpücüğü!


Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik
ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın.



Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına.
- Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...


Genç kadın sümbülleri aldı:
- Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!


Adam sevindi:
- Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!


Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam,
- Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!


Haykırışı yağmura karıştı.
Kadın, yağmuru hissetmeyen kalabalığa.

Painfully
01-06-2013, 05:25 PM
Sevgi kimine göre bir duygudur,kiminin inanmadigi,kiminin taptigi bir duygu.
Sen arkadasim! Bana sevginin tanimini yap dedigimde ,
bana verecegin ilk cevap ne olurdu?
Tahmin edebiliyorum.
Buna cevap vermek gerçekten çok zor.
Imkansiz degil ama zor.
Sevgi için bir çok tanim yapilir.
Ama gerçek cevabin "sevgi" kelimesinin içinde oldugunun kimse farkinda degildir.

Sevgi sevgidir!
Sevgi bir sakizi sevdiginle paylasmaktir,sevgi hissetmektir,sevgi dokunmaktir,sevgiaglamaktir sevgi gülmek,sevinmektir sevgi,düsünmektir,sevgi acimaktir,sevgiannedir,sevgi çocuktur,sevgi devlettir,sevgi Allah...

Sevgi sensin ,sevgi ben,sevgi o....

Sevgi çok seydir,sevgi asktir,arkadasliktir,dostluktur,komsuluktur...

Sevgi her seydir be güzelim...

Sevgi her sey...

SEVGI SENSIN BE GÜZELIM SEVGI SENSIN ANLIYOR MUSUN SEN!!!

Bir Yürekte Cannn olabilir misiniz?

O yürege Can Katabilir misiniz?

Bir Cannn'immm kelimesine o yürekte bin anlam katabilir misiniz?

Gözlerde isiltilar, piriltilar görebilir misiniz?

Çalinmis Zamanlari renk renk yasayabilir misiniz?

Ellerin,gözlerdeki isiltilarin o yüregin sicakligini birebir yansittigini algilayabilir/algilatabilir misiniz?


Ya yüzlerce, binlerce renklerin disinda renkler bilir misiniz?

Can sesini duydugunuzda yüreginizde;
ürperti ve titresimlerin getirdigi telasin midenize vurusunu bilir misiniz?

Imge'lerin tadini bilir misiniz?

Ya kelimelerin, mimiklerin, ifadelerin yetersiz kaldigini bilir misiniz?

Dizlerinizin, omuzunuzun, gögsünüzün can atesini arayisini bilir misiniz?

Avuçlarinizin; Can Çiçeginin ellerini, saçlarini, yüzünü özümleyisini bilir misiniz?

Saçlarina, gözlerine, burnuna, dudaklarina
ve tenine dokunusun hazini bilebilir misiniz?

Kalabaliklarda sessizlik sarkilari söylemeyi bilir misiniz?

Ya ellerin dansini bilebilir misiniz?
Sıkıca sarmanin, yürege katmanin tadinin haza dönüsümünü,
Onun dizlerinde, omuzlarinda, sonsuza kadar kalmayi hatta yok olmayi isteyebilir misiniz?

Yani dostlugu+yüregi+ruhu+mantigi ve bedeni tek tek sirayla yasamayi, yudum yudum yürege katmayi bilebilir misiniz?

Kim bilebilir!

kim bilebilir ki!..

kim yasamis ve yasatmistir, kim algilatmis ve algilamistir ki,
kimin gözleri acimistir, kimin yüregi kanamistir,
kim deli yürek olmustur,
kimin yüregine yagmurlar yagmistirii
/yagdirilmistir ve kim bu "misiniz" leri ve"kim"leri birebir yasamsalina katmistir ki

Iste bütün bunlari sadece ama sadece CANA CAN KATANLAR bilir ..

Painfully
01-06-2013, 05:25 PM
Ben seni bir okyanusun derinliginde buldum da sevdim

Parlak bir inciydin benim için

Paha biçilmez bir inci
Ben seni soguk ve yagmurlu bir günde

Seni düsünürken gülüsündeki sicakligin içime dolup da
Beni sardigi bir anda sevdim
Seni sadece selvi boyun,siyah saçlarin yada kara gözlerin
Güzel bir yüzün var diye degil
Fikirlerinle,konusmandaki güzelligin ve benim o kor halde yanan
yüregimle sevdim
Ben seni derinden ve hissederek sevdim
Her kalp atisimda vücudumun dört bir kösesine yayildigini
Beni sardigini her nefes alisimda cigerlerime isledigini bilerek sevdim
Seni kis gecelerinin o soguk yataginda birlikte uyuyup beni isittigin
Yaz sicaginda uyuyamayip sikintilarim oldugun
Ve rüyalarimda bulustugumuz gecelerde sevdim
Seni ellerinden tutup kanimin kaynadigi
Kalbimin yerinden firlayacagini hissettigim anlarda
O islak dudaklarinla beni sevdigini söyleyecegin anlari düsünerek sevdim
Ben seni o sensiz anlardaki bos ve degersiz geçen dakikalarda
Kayip zamanlarimizda,seni arayip bulamadigim
Çaresizlik içinde oldugum,içki sofralarini dost bildigim anlarda sevdim
Sen ne kadar uzak olsan da,
Aramizdaki kilometreler nasil çoksa
Bende seni o kadar yogun ve o denli çok sevdim
Seni kalbimde yanan atesin ile
Zihnimde olusan hayallerin o ay parçasi çehrenle
Bana derinden bakan o gözlerindeki isiltiyi görecegim anlari beklerken
Kalbimin yanip tutustugu anlarda
Gelip o bu atesi alevlendirerek
Bana sarilarak beni sevdigini söyleyecegin anlari düsünerek sevdim
Korkuyorum!
Hakkettigin mutlulugu sana verememekten korkuyorum.
Seni beni sevdiginden fazla sevememekten korkuyorum.
Senin sevgine layik olduktan sonra baskalari tarafindan o sevgiyi kaybetmekten korkuyorum.
Seni kazandim derken kaybetmekten korkuyorum.
Aramizdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum.
Senin kalbini daha fazla kirmaktan korkuyorum.
O temiz ve masum göz yaslarini daha fazla akitmaktan korkuyorum.


Evet korkuyorum;
seni kaybetmekten, seni daha fazla üzmekten ...
Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum.
Yada yanlis anlasilmaktan korkuyorum.
Uçurumun kenarinda yalniz kalmaktan korkuyorum.
Dostluguna doyamadan uluorta yalniz kalmaktan korkuyorum.
Yüregimdeki o ince sizinin bir gün çogalmasindan ve beni sarmasindan korkuyorum.
Sevgi denen güzelliginin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum.
Dostlugun ölüp yerine nefretin yesermesinden korkuyorum.


Korkuyorum evet;
seni kaybetmekten ve seni daha fazla üzmekten...
Bir çiçek misali ne ellemeye nede koparmaya kiyamiyorum uzaktan seyrediyorum çünkü;
Seni daha fazla incitmekten korkuyorum.
Ömründe yasadigin mutlulugu huzuru sana yasatamamaktan korkuyorum.
Sana kalbimden fazlasini verememekten korkuyorum.
Sonunda sana gözyasindan baska bir sey birakamamaktan korkuyorum.
Seni sevmekten degil;
dostlugunu suiistimal etmekten,
Seni kaybetmekten ve degerini bilememekten ve Yüce Rabbime hesap verememekten korkuyorum.
Belki de çok fazla korkuyorum ...



ÇÜNKÜ; BEN iLK DEFA SEViYORUM...

Painfully
01-06-2013, 05:26 PM
BEN DELiYiM



Ben deliyim; Yorgun ve yalnız kaldırımlara misafirim...
Gecenin gözleri her daim üzerimdedir.
Denizin ortasında küçük bir adayım, yüzme bilmem; Yüreğimi bir yerde bırakmışım, bıraktığım yerlerden çok uzaklardayım.
Kapıları kapatmışım üstüme, sürgüleri beynime çekmişim.
Ben deliyim, ama çok şey bilirim.



Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez benim için...
Sonların başladığı yerden, başlangıçların son bulduğu bir yere gidiyorum.
Kara bir tren gibiyim, bir istasyondan bir istasyona, hep aynı raylar üzerindeyim.
Ben deliyim; Yağmurun yağması benim için romantik değildir, ben kurşun yağmurlarını bilirim.
Benim güneşim batmaz, dünyam dönmez, ay'ım hep mehtap halindedir, rüzgârlarım hep doğudan eser...
Ezbere bilirim yaşamayı, yaşarken savaşmayı;
Ben deliyim;
Benim mevsimim değişmez, kuşlardan sadece güvercini bilirim, yüreğim kanatlarıyla beraber çarpar.
İnsanlardan sadece çocukları severim, onları da büyüyünce terk ederim.
Ben deliyim; Benim tanrım yoktur, bir çift göze, bir de tek gülüşe taparım.
Bağıra bağıra şarkılar söylerim, sessiz sessiz şiirler yazarım.
Bilmediğim yerlerin, tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim.




Ben deliyim...

Kendimle sohbet eder, kendi kendime gülerim.
Telefon kulübeleriyle kavga ederim.
Asfaltın siyahında kaybolur, düşüncelere dalarım.
Çıkmaz sokaklarda kendimi arar, bir de üstüne güzel hayaller kurarım.
Sonra hayallerimle beraber suya düşerim.
Ben deliyim; Çayım sekiz şekerlidir, cigara üstüne cigara yakarım.
Parayı sevmem ama para için çalışırım.
Dört yaşında aşık olduğumu, sonra babamın hiç başımı omuzuna dayamadığını hatırlar, hayal de olsa omuzlarında uykuya dalar, rüyalar görürüm, uyandığımda hiçbirini hatırlamadığım halde...

Ben deliyim.

Güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz, kimseye düşman değilim, kimseye de dost olmadım.
Ben kendime bile yabancıyım...
Benim bana söylemediğim düşüncelerim vardır.
Ben deliyim, ben buralara ait değilim.
Dağları sırt sırta vermiş bir ülkem, etrafı surlarla çevrili bir şehrim, saat on ikiden sonra uyanan caddelerimi bilirim.

Ben deliyim...

Çizilmiş sınırları reddetmişim.
Ölüm kurşun olup yağmış üstüme, ben öldürülmüşüm ama ölmemişim.
Duygularım hep sansüre uğramış...
Ufacık bir bakış boğazımı düğümlendiririr.
Neye hüzünlendiğimi bilmeden, hasretin en yoğun halini yaşarım.
İçimden dağıtmak gelir, dağıtamam ya, kendimi dağıtırım.
Gözlerimin yeşili gitgide koyulaşır, tüm insanlarınki kankırmızılaşır.
Bakamam kimsenin yüzüne, sevgiye muhtaç bir yavruya döner yüreğim...
Kalbim titrer, haykırırım ama duyuramam sesimi...
Yine de sardığım tütünde, yaktığım cigarada bulurum mutluluğu...



Ben deliyim, ağlamamaya yemin etmiş gözlerim...
Sonu dramla biten bir hatıra, üç bölümlük bir komedi dizisiyim.
Çoğu zaman çorbama kinimi doğrar, öfkemi kaşıklarım.
Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından, sonra bir bidon gökkuşağına döküp yakarım gülü, külüyle birlikte zamana savrulurum.
Ben deliyim, geceyi ikiye böler, sonra hayatın adını yalan koyarım...



Ben deliyim, ben yüreklerde ünlem, kafalarda soru işaretiyim

Ben deliyim, bağrı taşlarla dolu bir toprak parçasıyım.
Bir uçtan bir uca kurumuşum.
Karınca yuvaları ve ayak izleriyle süslüdür tenim...
Kar yağar üşürüm, güneş olur kavrulurum.
Kimisi tükürür, kimisi öper ya; tükürene mezar, öpene lalezâr olurum.

Ben deliyim...

Mutluluğu uzaktan seyrederken cebimde küçük umutlar biriktirir, gözlerimi kapının eşiğine dikerim.
İşte o zaman hayat acı kahve tadı verir, hep içime atarım ama, kendimi içine atacak bir yer bulamam.

Painfully
01-06-2013, 05:26 PM
Verdigin bir damla sevgiye canImi istersen Kıramam SeNi,
Baska ask,baska sevgi haramdır bana.. ölürüm yine de Bırakmam SeNi..
Gönlüme kurulmus cehennem olsan yanarim, yıllarca Terketmem SeNi..
Yıksan su dunyayı, yerle bir etsen, en guzel cennetle Degismem SeNi..
Sen zalim olsanda yine cekerim zulmünü yıllarca senin..
askınla ömrümü mahfetsen bile icimden koparıp Atamam SeNi..

Gecelerin dili olsada söylese benim neler cektigimi,
Gözlerimin dili olsada soylese sana bakmayı nasıl özledigimi ..
Ayaklarımın dili olsada soylese sana kosup gelmeyi ne kadar ozledigimi..
Kalbimin dili olsada soylese seni ne kadar SEVDIGIMI..

Sanma seni sevdigim kadar baskasını sevecegim..
Sana verdigim umutlari baskasına verecegim..
Sanma seni ellerinden tutan ellerim baska elleri tutacak..
Sanma sana bakan gözler baska gözlere bakacak ..
Sanma bu beden baskasina YAR olacak..

NE YILDIZLAR ISTIYORUM GECE YARILARIMA.. NE GUNES ISTIYORUM KARANLIGIMA.....

Painfully
01-06-2013, 05:26 PM
Suskular sinmiş duvarlara…
Sabrım sınanıyor acıların örsünde…Bir yük vagonunda gider gibi geçiyorum yılların üzerinden..
Vagon yükü acılar taşıyorum sol yanımda… Ve hiç unutmuyorum sevgi expresinde hep bir kaçak olduğumu…
Yol boyu mırıldanıyorum türkümü…
Sesimde gurbetin ateşi ve yüreğimde tutsak bir sevdanın sızısıyla yana-yakıla yaşıyorum…
Bir tufanda boğuldu sevinçlerim..
Ne vakit Uçursam beklentilerimi umudun gökyüzüne; soğuk rüzgarlar döve döve içeri aldı beni…
Mermileşmiş yasaların kesin hükümlerine geçmedi , sayfalar dolusu savunmalarım..
Ne yana dönsem hükümlü duvarlar örüldü gözlerime….
Şimdi kan kaybeden bir yaradır içimdeki bozgun…
Zafere gidilecek yollar ortadayken,kelime oyunları arasına sıkıştırılan , yüklemsiz cümleler kaldı avuçlarımda…
Yine yanlış notalarına bastım hayat türküsünün…
Kanlı bir yenilginin,kangren olmuş düşlerini kesiyorum kör bir bıçakla.. Koca taşlarla vuruluyor habil yüreğime; Ölüm kusuyor kabil soylu haydutlar…
Öldürülüyorum faili meçhul satır aralarında…
Şimdi hangi kapısını aralasam düşüncelerimin; Adını özgürlük koyduğum tutsaklığıma açılıyor bahçesi Sonra ;hapislik başlıyor içimde …
Odamın ışıklarını gündoğumuyla söndürmeyi öğreniyor uykusuzluğum…
Üstümde kuşları vurulu sağır bir gökyüzü…
Uzaklara sürgün edilmiş bedenimle, başımı ağırtan cümleler biriktiriyorum yenikliğimin kavrukluğunda…
Uykusuzum…
Uyanıyorum gecenin kör bir vaktinde; Birden bire duvar,birden bire hüzün..
aç karınla sigara içmeyi dayatıyorum ciğerlerime…
Nereye sığınsam bıçak gölgesi düşüyor yalnızlığıma.. Uykusuzum,Zulmün bağrında şafaklar sökülüyor demir meridyenlerle çizilmiş penceremde...
Vuruluyor gölgelerin acıyan yanlarıyla taptaze papatyalarımın ömrü… Örülüyor kalbime birbirini tutan keskin tel örgülerle.. Güneşim kolumda türküler okurdum oysa...
aldırmadan yağan soğuk yağmurlara..
Şimdi yatağını unutmuş dalgın bir ırmak akışlarım.. Ne denize ulaşabildim ..Ne de ırmak kalabildim...
Durgunum...

Painfully
01-06-2013, 05:26 PM
Hayatın anlamı, sessizliğin huzuru, mevsimlerin ilkbaharısın sen.
Şimdi odamdayım.

Yalnızlığıma ortak ettim seni.

Yeniden tutundum hayata.

Çok derinlerde sakladığım o büyüyü buldum.

Bu gece yalnızlığımı seninle aldattım.

Nedense o soğuk sevgin içimi ısıtıyor.

Görüyor musun, gökyüzünde yıldızlar ağlıyor.

Ve gece ne kadar masum sen gibi gözlerin gibi ne kadar suskun sokaklar.

Ne olur sarıl bana.

Öyle bir umut ol ki dünyama yoğruldukça yalnızlığımla sende kaybolayım.

Kayboldukça her yeni gün sende doğayım.
Duvarlarda çizgi çizgi gözlerin sıkı sıkı sarıldım sana.

Gözümü yumdum sen.

Gözümü açtım sen.

Yüreğimde, beynimde, havanın doğasında, suyun berraklığında bırak saatleri sen varsın her anımda.
Şu an zamanı durdurdum.

Sadece sadece seni düşünüyorum.

Kalbimi ellerine tutturdum.

Gökyüzüne resmini çizmek istiyorum.

Gerçek bir dünyada hayal gibisin.
Seviyorum seni hem inanılmaz hem de akıl almaz.

Gücün yoksa çöz yüreğimi yüreğinden.

Çöz beni bırak da gideyim.

Painfully
01-06-2013, 05:26 PM
silmedim beyaza boyadım


ELLerimi tesLim ettim kLavyenin tuşLarına..
Yüreğim, nereye hangi harfi koyarsa; eLLerim takipçisi oLacak bu yazının..
GöLgeLerin peşinden koşarken, asLımı nerede kaybettiğimi biLmiyorum.
Kim biLir..birinin göLgesidir beLki…

Uçurumun kıyısına itiLdiğim griLeşen anLarım da oldu
ama siyaha boyanmadan sıyrıLmayı biLdim..
ve eğer renkLer konuştu ise aLdım beyaz kaLemi eLime..
beyaz oLmasaydı, anLamLarın buzLaşan kaLıpLarının ağır yükünü taşıyamazdım.

Şimdi mutLuyum işte..Sevdamı boyadım,
çırpınan bir yürek kaLmıştı geride,
dakikada kaç kere attığını sayamadığım koca bir yürek..
üzüntüLeri sığdıramadığım günLerin ardında,
LekeLemeden yaşatmaya çaLıştığım yüreğim..

ÖyLe yoruLmuştu ki son atışLarın heyecanı vardı.
KIYAMADIM..
Boyadım seni de sevdam!! bu sana son güzeLLiğim!.

Bugüne kadar hiç, aLçak kapıLarın güzeLLiği tercihim oLmadı ki..
'Sevdan uğruna kapıLarı yumrukLamaz mısın?" diye sormuştun.
Gümbürdeyen davuL seslerinden bihaber bir sağıra yumruk sesLeri ne fayda..

Sonra, düşündüm, ben yumrukLadıkça aLçaLdı aLtın sırmaLı kapıLar;
demir parçasına döndü tokmakLarıyla..
KIYAMADIM..
Bembeyaz bir fona yerLeştirdim bu sevdayı,
beyaz kaLemLerLe üstünden geçtim.
Resim mi yaptım, yazı mı yazdım,
yoksa yazgıma mı baktım biLmiyorum;

biLdiğim siLmedim ,sadece beyaza boyadım

Painfully
01-06-2013, 05:26 PM
ÇAĞIR YÜREĞİMİ



Unutmadım, unutamadım seni,o öldüren sevgini,
Vazgeçmedim senden umudu kesmedim gözlerinden,
Bekledim doğan güneşle, belki o getirir diye seni,
Karanlıkta yıldızlara sordum, yoksa onlar mı getirirdi sevdiğimi.

Durmadım,yılmadım kalbimden, kalbine duyurana kadar sevgimi,
Bitiremedim, nefret etsem bile bu yok eden özlemi,
Canımı yoluna verdim, yıkılmamak için savaştım, ah bir görsen beni,
Ben seni sevdim, ben sana kaldım, yeter artık çağır şu yüreğimi.

Elimden gelen sadece büyük bir haykırış,
Umutsuz belki, bir ihtimal bile olmasa da bu yakarış,
Neden bir tanem, neden, gelsen şimdi biter her acı yine kalplerde barış,
Sevgiye senin ki, hadi bir kalp bağışla bana, sanadır bu yalvarış.

Görmüyor musun bitiyorum sensiz, eriyorum bir mum gibi,
Hadi ateş ol tekrar yak beni, hatırla hor görme geçen günleri,
Boş kalmasın anılar kalmasın yaşanmışlığıyla, koparma içimden,
Bitsin bu ayrılık, ellerimi tut yine sen değil misin ki yaşamımın tek sebebi.

Koş tekrar benimle aynı hayallere, sımsıkı tut bırakma benim gibi,
Ben seni tutarken kaybetmemek için, yakala hadi attım sana kalbimi,
Gördün mü ışığı geleceği gösteriyor şimdi, ayrılmayan ikimizi, bitmeyecek sevgimizi,
En güzel duyguların başladığı, senin bana gelen en saf halini.

Anladın mı seni seven bir kalp var yeryüzünde, seni arayan,
Buldun mu şimdi aradığını, yalnızlığın hain kollarında,
Verdin mi kararını, uyandıracak mısın beni bu kötü rüyadan,
Açacak mısın kollarını, yeniden ısıtacak mısın benimle varlığımı, yine her an.

Painfully
01-06-2013, 05:26 PM
Varlığına alışmıştım tam sen gittiğinde.
Yokluğun varlığından daha durgun daha huzurluydu.
Sen yokken seni özlemek
sen varken özlemekten daha az incitti beni.
Ömür boyu yanımda olma sözlerini
hiçbirzaman ciddiye almamış olmam sadece şansımdandı,
yoksa seni sevecek kadar yanıldım.
Gidersin diye korkuyla geçen onca gece geçti,
seni düşünerek.
Sen asla gitmedin.
Ama gelmedin de.
Paylaşmayı daha küçük bir çocukken öğrenmiştim.
Bilmezdim büyüyünce acıtacağını konu sen olduğunda.
En son senin için çarptı bu kalp deli gibi.
En son senin için gözlerim dalıp gitti uzaklara
her gece olduğu gibi.
Benim değildin belki ama.
Hep sen, benimle tamamlanmış olan
eksiklerine bakıp daha fazlasını isterken,
ben sende yeni boşluklar yaşıyordum.
Daha çoğunu isterken sen,
bense yarımlarında kayboluyordum.
Kaç kez vazgeç dedi bu yürek,
kaç kez yolun kenarındaki ormana girip
yok olmak istedi.
Senin varlığını bilmek bile yeterken bana,
sende kendimi yok hissetmek
"yok olduğumdan başka" ne düşündürebilirdiki bana?
Oysa düşünsene, ne coşku doluydu yüreklerimiz
başlarken yeni bir hayata.
Gecelerimizide, gündüzlerimizi de
adamaya hazırdık birbirimize,
koşulsuz, içten ve sımsıcak duygularımızla.
Yaşadığımız her an unutulmaz,
doyumsuz ve vazgeçilmez olacaktı.
Sen bir sonbahar rüzgarında
savrulmuş bir gül yaprağı bense taç olacaktım sana.
Şimdilerde, kim savruluyor ve
kim onu sarmaya çalışıyor karıştırıyorum artık.
Ben bu uykuları, böyle uykuları unutalı çok olmuştu.
Acı uykusu, hüzün uykusu, korku uykusu.
Ama çok sürmez esaretim biliyorum,
Içimdeki bu yenilginin acısı sürsede yıllarca,
bir yolunu bulup kavuşurum özgürlüğüme.
Şimdi gitmek zamanı belki,
geride yaşanmış yada yarım kalmış anları bırakarak.
Sende tüm ürkekliğinle, tüm hatalarınla,
tüm eksiklerinle, tüm haklı gördüğün yalanlarınla
vede vicdanınla başbaşasın şimdi.
Hepbir şeyler tamamlancak değil ya,
bu da böyle yarım kalsın.
Yine yanıldım...!!!

İlk acım değil ama en büyük acımsın...!!!
Sevmemeye yemin etmiştim kimseleri
kendimden daha fazla sevmeycektm
uğruna hiç bir şey feda etmeyecektim.

SENİ SEVMEK İÇİN SANA İHTİYACIM YOK Kİ BENİM...

Painfully
01-06-2013, 05:27 PM
Bunca yıl yaşamışsın hayattan payına düşeni almışsın;
dönen bu



Çarkların arasında görevini yerini getirmeye çalışmışsın;
mutlaka sevmişsin,
Sevmişsin; dostların arkadaşların vardır,
hatta seviyorum sandığın
Bir sevgilin vardır, belki bankada dünyayı satın alacak kadar yüklü bir
Hesabın ,
belki de cebinde sadece nefes alacak kadar yeterli paran
Vardır,
fakat zaman zaman sorarsın kendine böyle mi olmalıydı diye;
öyle
Anların olur ki niçin yaşadığını bilmezsin! Herşey anlamsız gelir!
Yüksek
Dağlara , tepelere çıkıp haykırmak !
belki duyurabilirsin sesini
Birilerine ;ne care?
Deli diyecek en yakın dostların bile !
ve neyden
Niçin, nereye kacacağını bilmediğin için o diyarları terk edemezsin !
çok
Şükür yaşıyorum dersin!hayatın sana sunduğunu kabul edersin!
lakin
Beyninin en kuytu köşelerinde hep bir soru işareti olmuştur,
yüreğinin en
Derin yerinde hep bir ateş yanmıştır!

Bir yanın hep eksik kalmıştır!
Yanılıyor muyum??

Bazen bir sahilde dalgalarla konuşursun ve farkında olmadan öfkeyle denize taş atarsın sanki yılların içinde biriktirdiğini boşaltır gibi;
bazende pencerene konan bir güvercinle dertleşirsin;
sonra bir gün gelir sanki masallardaki gibi,
sanki filmlerdeki gibi aniden bir peri tarafından büyülenirsin!
Bir asır çözemediğin, harflerini birleştiremediğin bulmacayı çözersin! Hayatın sır perdesi bir anda açılır!
Niçin gülerken ağladığını, yüreğini sıkıştıran o ağır taşın nereden geldiğini, en mutlu anlarında bile hiç kalbinin çarpmaması,
çevrende yüzlerce insan varken senin kendi içinde yalnız oluşun, yıldızların parlaklığının niçin gözlerini kamaştırmadığını, güneşin niçin seni ısıtmadığını anlarsın!
Birden hiç ağlamadığın kadar ağlarsın!
Belkide kabullenmek istemesin yıllarının bir odun parçası gibi çağlayana atıldığını; hayat çeşmesinden içiyorum sandığın suyun hazan çeşmesinden aktığını görürsün! Bunca yıl alıp verdiğin nefeslerin boşa olduğunu ve aslında yaşamadığını anlarsın!

Eksik kalan bir yanın var ya?
İşte "O" ek******!
Her şeyin olmuştur belki.
Ama "O" yoktur! Uyandım bu bitmez uykudan!
Anladım "Sen" yoksun! Biliyorum "Sen" eksiksin!

Yaşamaya değer "Sen"...
Uğrunda ölümü göze alabileceğim "Sen"...

Saçının bir teline tüm günahları hiçe sayabileceğim "Sen"...
Bir bakışına yasakları ezip geçebileceğim "Sen"...
İnsan herkesi, her şeyi sevebilir! Güzel bir kalbi seversin, bir çiçeği seversin, baharı, güneşi, yıldızları, çocukları seversin... Hatta çok seversin; ama... aşk var ya dostum? "aşk" başkadır...

Eğer yüreğindeki boşluğun "aşk" olduğuna inanıyorsan?
Ve bulduysan "O" insanı "O" aşkı!
Kafandaki sorunun cevabı o kişi ise?

Kaçırma "onu" sonra geç olabilir!
Ne kadar yaşayabileceğini biliyor musun?

Sarıl "ona" son nefesin gibi ! . .

Painfully
01-06-2013, 05:27 PM
Zarımı Son Defa İçin Senin Atıyorum ..

Artık aldanmak istemiyorum. Beni sevgilerinin ölümsüzlüğüne inandır, korkulardan, şüphelerden kurtar. Hiç aldanmamışların o engin iç rahatlığına hasretim. Ayıkla, arıt beni... Bütün insanlar aldanıyormuş, sürekli bir aldanmaymış yaşamak... Ne çıkar? Ben artık aldanmak istemiyorum ya! Sen ona bak... Onun için seni erişemeyeceğin bir yere çıkarmayacağım, olduğun gibi seviyorum seni. Olmanı istediğim gibi değil... Hiç olamayacağın gibi değil... Neredeysen orada dur... Nasılsan öyle kal...

Bütün mevsimleri bir günde, bütün yılları bir mevsimde yaşamaya razıyım seninle. Yanımda olduğun zamanlar nasıl apaydınlık oluyorum, nasıl içim huzurla doluyor, görmüyor musun? Gözlerimin derinliğine bakma; başın dönmesin... Gelecek günleri düşünme, korkma büyük hazlar yaşamaktan. Erişemeyeceğin hiç bir mutluluk yok. "Yaşadım" diyemeyeceğin hiç bir günün olmayacak benimle...

Hiç aldatma beni, hiç yalan söyleme... Bir gün aldatsan bile; aldandığımı senden öğrenmeliyim önce. O zaman ölsem de mutlu ölürüm, inan... Biraz da olsa inanmış ölürüm...

Aldanmak...

En büyük yıkıntısı iç dünyamızın...

Aldanmak...

Ses veren üç telimizden birinin kopması...

Aldanmak...

O en son fakat en kesin kabullendiğimiz gerçek...

Sen hiç aldatma ne olur!..

Yıkılışım da sevgim kadar büyüktür benim. Bırak, kalbimden ses veren bütün teller ben yaşadıkça sana inanmayı söylesin. Sana kayıtsız, şartsız inanmak olsun; bütün kazancım yaşamaktan. O zaman her şeye katlanırım. Korkulardan, endişelerden uzakta her saniye yaşadığımı bilirim. Çaresizlikler beni korktumaz. Şu aşağılık dünyanın hiç bir acısı seni sevmeyi unutturamaz bana artık.

İnanmak; seni düşündükçe söylediğim bir şarkı olmalı dudaklarımda...

İnanmak; gökyüzünün en karanlık zamanında bile görebileceğim bir yıldız olmalı...
Dağlardan, denizlerden esen serin rüzgarlar gibi, senden gelen bir şey olmalı inanmak. Kimi gün kalem olmalı parmaklarımda, kimi gün kulağımda musuki, gözlerimde ışık olmalı. İçtiğim suda, yediğim ekmekte sana tüm inanmanın tadını duymalıyım. Her sabah ilk ışık, sana inanarak yaşayacağım mutlu bir gün getirmeli bana. İşte o zaman yokluğuna bile dayanabilirim, özlemlerim daha derin bir anlam kazanır. Seni beklerken şüphelerin o kahredici zehiri ile, geciktiğin her saniye bir defa ölmem.

Artık aldınmak istemiyorum. Seni aldatmak zevkinden sonuna kadar mahrum edeceğim. Beni aldatmanın acısını da, sevincini de hiç tattırmayacağım sana. Çünkü, aldattığın zaman; yemin ediyorum yeryüzünde olmayacağım. İnanmışlığım ölüme kadar sürsün, bırak...

Zarımı son defa senin için atıyorum!..

Painfully
01-06-2013, 05:27 PM
İşte o bendim her sabahına bir bir yıldızlar takan...




Gözlerinde baharı tattığım bir sabahın ,turuncu elbiseli şafağında,
yorgun gecelerden kalma silik yıldızlar takılır gözlerime...

Göl kenarları... uzun sahil kordonları...ve beynimde,
eski bir şarkıdan arta kalan bozuk piyano sesleri....
nedenler ve sonuçlar arasında giden klasik bir yol...
batık histerilerin unutulan anıları gibi, içimde kalan bütün haykırışlara inat,
pervasızca çığlıklar saçan, serseri martıların masumluğunda kaybolurum...

Sefaletiyle yaşayan masum bir güneş ile parlar göz yaşlarım...
zamanın durmak bilmeyen ukala saniyelerine nispet, ağır ağır adımlarım yaşanılanları...
ve içimdeki bütün eziklikleri çiğneyerek uzanırım hayallerine...
İçimde yalnızlığa giden bir yol...
Ve hala bozuk piyano sesleri...
ellerimle karanlığın taa yüreğinden taşıdığım göz yaşlarımı, şimdilerde usul usul terk ederim ...
duraksayan bir ömrün, son yolcuları kıvamında bitiyor her şey...
Yani her şey öylece tıkanıyor hiçbir şeyliğe...
Yani yollar bitiyor. Yani yıldızlar sönüyor...
Yani hayallerinin gölgeleri kısalıyor.
Sabahın haşmetli kollarında sallanan düşüncelerime konan her yağmurun şarkısı mı bu..!
Yoksa gecelerin sabaha böyle beni pervasızca terk edişi mi?
Sabaha aç uyanan bir ayazın soğukluğunda üşümeye başlarım..
Ve içimde sonsuzluğa giden uzun bir yol..
Yarım kalan düşüncelerimdi aslında vurulan...
Bir sabahın tazeliği...
Bir ezikliğin enkazı altında haykırmak yeni güne..!
Ve bir şeylerin yarımlığıyla yaşamak ...
Zulmetmeden yeni doğan zamana, gözlerimdeki tüm sevgiler soluk kalır şimdi...
İçimdeki eylüller gibi... ve bir çocuk saflığı kadar tanımsızdı şiirler...
Kimselere anlatamadığım mısralarım vardı oysa...
Ve güneşlerin doğduğu dünya duman altı sisti…
Sessizliklerin diyarlarından kopan bütün çığlıkların ortasında öylece kalır düşüncelerim.
Fırtınalara vurulan sesimle bir kez olsun ama bir kez olsun pembeler takmadım düşlerime...
Ve koşmadım yaralı bir serçe peşinden...
Her sabahtı...
Göz yaşlarımı birer birer gölün zalim dalgalarına gömen..
işte o bendim gece seyirlerinde...
işte o yalnızlıklardı hasretim...
Ve uğruna kanamışlığım.ve yanmışlığım çıldırasıya.
Tanınmayan garipliğim...
İşte o bendim MAVİ UMUTLARA öylece gömülen.
İnce bir ezginin derin uykusuna süzülen.
Ve gölgelere sürülen zamansız çığlıklarımla.
İşte o bendim her sabahına bir bir yıldızlar takan...

Painfully
01-06-2013, 05:27 PM
HaKeTTiM Mi BiRTaNeM?

Suçun cinayet işlemek değil inan bana, yüz kızartıcı bir suç değil bu hırsızlığın. Çünkü çaldığın sanırım benin kalbim...

Tek suçum Sana aşık olmak, Seni çok sevmek...
Korkutmuyorsa sana olan aşkım, her şeyden soyunup gerçek beni bulduğum için sende...
İçim anlatamayacağım kadar buruksa, dudağımda ve kulağımda anlam bulamıyorsa heceler ve kelimeler; Senin dudağından çıktığında anlam bulan kelimeleri artık senden işitemeyeceğim ve sevdiceğim; senin şarkı güzelliğindeki sesini bir daha duyamayacağım için...

Ne yaparsam yapayım, beni ardında bırakıp da gittiğin boşluğu dolduramıyorsam... Zamanında beni akıl almaz deli bir sevdayla sarıp sarmaladığın için bana sarılmalarını unutamıyorsam... Seni anlatılmaz bir tutkuyla sevmemin yanında, bana aşkla baktığın o gözlerin ve anlatılmaz duyguları yaşattığı için kalbin, başka aşklara yelken açamıyorsam...

Öpüşünün sıcaklığı ve yakıcı tadı dudağımda, yanağımdaysa hâlâ, kalbimde bir zamanlar o tutkulu ateşi yaktığın için. Aynı hevesle yürümediğim için kimseye, Sana çıkıyorsa her yol...
Tanımsız kokun burnumda, yastığımda, yatağımda kaldığı için; yaseminler kokmuyorsa...

Seninle yaptığımız uzun sohbetlerimizin içtiğimiz meylerin ve paylaştığımız anıların yeri dolmadığı için şimdi dostlarla yaptığımız muhabbetler anlamsız kalıyorsa...
Yalnızca gözlerimden değil kalbimin ta içinden de süzülen gözyaşlarım sana aktığı için utanmıyorsam ağladığım anlara...

Güller açmıyorsa ve düşlerime kar yağıyorsa, gidişinle yüreğim yaralandığı için... Beklediğim sen gelmediğin için su gibi akıp gidiyorsa zaman...
İçtiklerimin dumanı değil de, içime sığmayan bir özlemin dumanı tüttüğü için, kahvaltı öncesinde sigaraya, çaya, ya da kahveye teslim ediyorsam kendimi...

Senin yüzündeki ve belindeki gamzeler anılarımda, aklımda kaldığı için, kimsenin yüzündeki gamzeleri görmüyorsam... Gülemiyorsam, gülüşünü benden alıp gittiğin için…

Şarap tadındaki şiirlerin temel taşı olan kelimeler anlamsız kalıyorsa, kulağına okuyacağım sen olmadığın için...

Dokunulası ipekten tenin benden uzak olduğu için uykularla kanlı bıçaklıysam bu aralar... Bahar güneşleri ısıtmıyorsa içimi, aydınlatmıyorsa dünyamı, sen gittiğin için.

Nehirler coşkusuz akıyorsa, kalbimde hasretinin dalgaları kabardığı için. Yerine kimseyi ama hiç kimseyi koyamayacağım için kimseyi alamıyorsam kalbime...

Seninle yaşanacak anları yaşayamadığım için o en gerçek son olan ölüm bile anlamını yitirdiyse...

Gözlerimin hiçbir şeyi görmüyor olması, seni dünya gözüyle göreceğim anı beklediğim için. Umarım geç kalmazsın; daha fazla ak düşmeden saçlarıma, dert girmeden yıllarıma, gelmek için yanıma....

Gözlerime bakmaya, dizlerimde yatmaya, kalbimde atmaya... Umarım farkına varırsın seni ne kadar çok sevdiğimi. Ve umarım geç kalmazsın ‘Ben de seni çok sevdim’ demek için...

Yetişip de cezasını ölüm hükmü olarak çekeceğim, açtığın ayrılık davasını geri aldığını belirtirsen...

Sahi bir kez olsun dünya gözüyle görebilecek miyim seni?..

Painfully
01-06-2013, 05:27 PM
"Sen bu satırları okurken ben cok uzaklarda olacağım... !!"
Böyle başlardı bildiğimiz bütün mektuplar,
Biliyormusun? Bu ikimizin hikayesi,
Şu anda nerdesin, ne yapmaktasın;
Bildiğim yerlerdemisin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi,
Sevdiklerin özlemi sardımı nicedir kalbini,
Pişman mısın başlamadıkların için,
iç cekiyorsundur şimdi
Düşünüpte yazmadığın, yazıpta yollamadığın mektupları saklıyormusun hala,
Kafanda hep aynı cümle biliyorum
ne olacak halim,
Ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler
nasılda hızla tükendiler.
En çok kimi özledin,
en çok neyi bekledin?
Şimdi düşlediklerimin neresindesin...
Dedim ya,, Bu ikimizin hikayesi...
Islandımız bütün yağmurları,
dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı,
Bizi buluşturan kaldırımları,
İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum.
Ben unutmadım diye
Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri
Hayatın gerceğidir sandığımız
kabullenilmiş yenikliği
Bir ağızdan söylediğimiz
en kahraman cenkliği,
Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri,
Ne Olacak Halim...
Çabuk mu büyüdük dersin
Biliyorum..
NE Olacak Halim...
Sen bu satırları okurken,
ben nerde olacağım kim bilir.
Neleri bırakmış olacağım geride,
Ne aşkları
Ne başlangıçları
Ne ayrılıkları tıpkı senin gibi.
Biliyormusun...
Tek sorum var kendimle şimdi
Ahhh
Ne Olacak Şimdi Halim!!


iclal aydın

Painfully
01-06-2013, 05:27 PM
Simdi yoksun!seni düşünebilirim artık...



Şimdi yoksun.
Seni düşünebilirim artık.Tutar ellerini öperim uzun uzun.Kimseler ayıplamaz beni.Yoklugunda seni nasıl sevdiğimi anlayamazlar.İşte gözlerin işte dudakların.Senin olan ne varsa karşımda duruyor.Ayaklarını dilediğim yere ***ürebiliyorum artık.Sevdiğim şarkılar söyletiyorum dudaklarına ve bu ellerimle seni her gün biraz daha güzelleştiriyorum.

Bütün resimler sana benziyor..
Hayret..
Bütün aynalarda sen varsın.Nereye gitsem peşimden geliyorsun.Şimdi sigarasın dudaklarımda ve akşam içtiğim bir kadeh içki olacaksın.Kimse yoklugunda bunca sevilmedi.Kimse yoklugunda ilahlaşmadı bu kadar.

Saçların böyle daha güzel,sen daha güzelsin.Gelecek mutlu günlerin ışığında her şey daha güzel.Ne varki ayrılıgın adı kötüye çıkmış.Yoksa bin yıl daha yaşamak isterdim.Ve seni bin yıl daha ayrılıklar içinde sevmek isterdim..

Ama biliyorsun nihayet bende bir insanım.Umutsuzluga düştüğüm anlar oluyor.Hiç gelmeyeceksin sanıyorum.O zaman kurşun gibi bir korku saplanıyor yüreğime.Katran gibi bir yalnıslık sarıyor içimi,yalnızlıgımdan utanıyorum.
Beni sevmesen ölürdüm.Beni sevmesen bir çakıl taşıydım şimdi.Beni sevmesen bir duvar gibi sağırdım.Kördüm bir at kadar.Ölümden acıydım ölümden beter.

Beni sevmesen.
Dünyayı bütün insanlara zindan ederdim..

Beni bu kadar saracak ne vardı.Bir sen fani gibi dudaklarımda eksilmeyecek ne vardı.Beni bunca saracak ne vardı..Hiç karşıma çıkmasaydın.bu kör olası gözler görmeseydi seni.Ne vardı güzelliğini bilmeseydim.Bir dua gibi bellemeseydim adını.Ne vardı bütün gece gözlerimi tavana dikip seni düşünmeseydim.


Belki karşımda değilsin yanılıyorum.bu gözler senin gözlerin değil aldatıyorlar beni.Karanlığın gözleri olmalı bunlar.Bana böylesine keder veren.Gülmeyi yaşamayı haram eden bir karanlıgın gözleri olmalı.Öyleyse sen hiç bir yerde yoksun.Sana hiç bir zaman yaklaşamayacağım.Yalan bu geçici sevinç,bu nur,bu ışık bu karanlığın ortasında yanan alev gözler.Bu kadeh içki gibi aydınlık.......

Ne dedimse inanma sen.Seni değil kendimi anlatıyorum.Sen istediğin kadar varlığın ta kendisi ol ölümsüzlüğün ta kendisi.Ben günden güne yok olmaktayım.Bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana.
Anlamıyormusun?
Gökyüzü güneş olsa
Sensiz karanlıktayım....

Painfully
01-06-2013, 05:27 PM
Onsuzken...



onsuzken .....
Yalnız değilsindir, ama yalnızsındır...
Herşey sanki onunla birlikte yaşamaktadır.
Derler ya 'onsuz hayat ölüm' diye aslında öyle değildir....
Çünkü onsuz bir hayat yoktur zaten.
O hep senin içindedir, saklıdır.
Her an ya onu düşünmüyorum diye düşünüyorsundur ya da gerçekten cesurca onu düşünürsün.
Onunla geçirdiğin her saniyeyi takılmış bir plak gibi yüzlerce kez düşünürsün, sesini güzel bir sarkıymış gbibi milyonlarca kez hayal edersin....
Zaten aklında başka bir anı, kulağında başka bir ses yoktur ki ...Baktığın her kişi de ondan bir alıntı ararsın...
Birisinin sesi, birisinin gözü, birisinin kaşı, birisinin gamzesi ve en güzeli de birisinin gülüşü...
İşte o an bitersin....
Onu gördüğün en son zamanla bir önceki zaman arasında hiç fark yoktur.Bu iki zaman dilimi peşpeşedir.Aradaki günler, saatler, aylar...
sanki kaybolmuştur, hiç yaşanmamıştır...
O zamanlardaki kahkahaları başkası atmıştır, o zamnlardaki gözyaşıları başkası dökmüştür.
Sen değil çünkü sen o arada sadece onu düşünmekle ya da düşünmüyorum diye kendini kandırmakla meşguldun.....
Ve bir sonraki barış zamanı gelir.
Belki 5dakkalık bir küslük, belki de bir kaç günlük ama yine de sanki çok uzunmuş gibi gelmişti...
Nerdeydi, niye bu kadar geç kalmıştı...
Ya o arada ben ne yapıyordum...
Yine o saçma gururumla gözyaşımı mı arkadaş etmiştim birbirine...
Niye onun gelmesini beklemiştim ki....
Bu sefer ben gitmeliydim dedim...

Painfully
01-06-2013, 05:27 PM
Gözlerim takıldı özlemlerime.
Bir serçe kalbimi kırdı.

Toprağın gözyaşıydı gözlerinden elime akan. Güçlü ve kutsal, zarif ve tılsımlı... Ruhum sellere mesken... Ellerim yangın yeri... Yüreğim...

"Acı aşkın yazısı, aşk acının turası..."

Tarifsiz nice karanlıklar geçti gecelerden, nice isyan vazgeçti hecelerden... Görmüyor musun, nice yıldız ölüyor, sebep senden. Takvimlerden gemiler yaptım. Saldım zifirî gidişine. Battı zamanlarım, kayboldu yokluğunda. Ne yaş kaldı, bana; ne yaşamak. Ne yâr oldum; ne ihtiyar...
Şimdi gelsen... Neye yarar...

Tek kelimeydi bende "dünya", "hayat" tek kelimeydi. Sende saklıydı nice anlam, binlerce söz. İki heceydi "yokluk". İki hece "imkân"... Hecelere bağladın ellerimi, ayaklarımı. İki kelimeyle vurdun sol yanıma. Aldın sözlerimi, anlamlarımı savurdun, kuru toprağa. Ölü kelimeler kapadı üzerimi, makberim oldu o son gülümseyişin. Ben seslenemedim, sen ardına hiç bakmadın.

Şimdi gözlerinden akan, yalanıdır vefanın.
Şimdi "anlam" tek kelime...
Şimdi "sen" anlamını bilmediğim bir hece...

Gün akşam... Mevsim hazan...
Yıllar oldu,
"Değiştim" diyorsun.
Aynısın; (hâlâ) görmüyorsun.
Adı hâlâ ayrılık;
değişmedi bende zaman.

Painfully
01-06-2013, 05:28 PM
Yalnızca Biraz, Biraz Üşüyorum...


Caddelerde sisli, puslu bir kış ikindisi.
Ağaçlarda salkım salkım eski zamanlardan kalma anılar...
Yapraklarda yere düşmeye hazırlanan yağmur damlaları...
Bir yaprak kıpırdıyor işte, gümüşi bir damla usulca yere düşüyor.
Sen sanki, yaprakların arasından bana müzipçe gülüyorsun.
Beni her zaman şaşırtırsın zaten.
Beni her zaman güldürmeyi bilirsin.
Farkına bile varmadan bir şarkı dökülüyor dudaklarımdan "Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var."

Rüzgâr keskin ıslığı ile şarkıma eşlik ediyor.
İstasyon Caddesi'nin tenhalığı nedense ilk defa içime dokunuyor. Arabaya binsem ve birlikte gezdiğimiz yerlere gitsem, evimde şiirler okuyarak telefonunu beklesem, telefonunun gelmediği zaman seni başka yerlerde arasam.
Sonra sen gelsen yanıma, yine "seviyorum" desen, ben yine senin gözlerinde sonsuzluğa mahkum edilen aşkımı görsem. Ayrıca şarkılar gerçek oldu bu kez.
Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var.

Yalnızım, üşüyorum, özlediğimse çok uzaklarda. Bahçeme melekler yağıyor, hepsi de tanıdık.
Senden doğan, gözlerinde hayat bulan, bizi koruyan, kollayan ve en önemlisi ikimizi bir araya getiren melekler...
Son kez yine seninle gezmiştik oraları.
Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi.

Benimse herşeyim aynı. Geceleri bodrum katlarına yağmur daha çok yağıyormuş, bugünlerde bir tek bunu ögrendim.
Bir de geceleri daha uzun sanki, bitmek bilmiyor.
Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde?
Benim sana anlatacağım yeni birşeyler yok.
Dedim ya, her şey aynı. Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime, bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı.
Sen olsaydın hemen anlardın. Sen benim herşeyimdin.
Arkadaşım, dostum, öğretmenim, talebem, sevdiğim.

Koşulsuz bir sevgiyle sevdim seni, bağlandım.
Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, Uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse içimde kocaman bir boşluk var.
Hayır, Üzülmüyorum, içimdeki boşlukta birtek özlemin yankılanıyor. Hayır, sana anlatmak için yeni şeyler biriktirmiyorum içimde, çok istesen hikayeler uydururum.
Ama hikayelerimden önce itiraflarım olacak.
Kendimden bile gizlediğim duygularımın itirafları.
Sana aşık olmaktan delice korktuğumu, sana bakarken içimin titrediğini.
Daha pek çok, sırrımı anlatacağım sana.

Gerçi anlatmama gerek yok, sen zaten hepsinin çoktan farkındasın... Sen kimbilir, belki de uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi.

Bense odamda senden uzak.
Hayır beni merak etme, üzülmüyorum.
Biliyorum, ikimizde yoktuk bu aşk başladığında ve çok iyi biliyorum, sonsuzluğa mahkum edildi bizim aşkımız.
Dedim ya, beni merak etme. Üzülmüyorum. Yalnızca biraz, biraz üşüyorum...

Painfully
01-06-2013, 05:28 PM
GİDİYORUM GİTMEK İÇİN


Gidiyor gidiyor... Çekiyorum ellerimi sonra, gitmiyor ellerim telefona.
Numaran donuyor ekranda öylece...
Yazıyor yazıyor! binlerce ciltlik sana dair mektupları yazıyor kalemim; bir silgi bulup siliyorum yazdıklarını öylece...

Saat kaç? gün ne yazar diyorum şu geceye, tarif edemiyor.
Ne olacak ki anlamlar, senden sonra daha mı farklı gösterecek sihirli sopanın dokunuşuyla beni.
“Değmez diyorum”; “ne varsa bitsin” diyorum sana kızarak.
Aklım saklanıyor yüreğimden korkarak...
Şu yürek; binlerce firfiri gül açardı sevdaya dair biliyorsun ama, ben sevda dolu yürek bahçesinde seni kaybedecektim işte bunu bilmiyorsun...
Bu yüzden kaybetmekten belki de yeni bir umut olamamaktan korktum sevgili.
Bakamadığım sen değildin, kıyamadığım da sen değildin, gün olur yitirdiğim kalacaklardı içimdeki senler bilmiyordun.
Bir gün, bir şekilde atacaktın beni de kirpik ucundan ...
“Hadi diyor”...
Şaşırıyorum...
“Sus!..” diyorum sonra yüreğime.
Bırak beni mantığım içinde ...
“Sen adamı öldürürsün” diyorum, bıraksam eğer seni öylece...
Zaten senin yüzünden değil mi tüm bunlar ah!..ah diyorum ...
“Hadi diyor...”
“Son tren diyor!..”
“Yazık diyor,”sonra.
Ve halen kulaklarımı tırmalarcasına senden yana “seviyor” diyor.
Mantığımı arıyorum suskun kalıyor.
Tekrar gidiyor ellerim telefona, tekrar sil baştan kaçıncı defa...
Olmaz diyorum olmaz “kırgınım işte ”... (Sanki o bana kırgın değilmiş gibi)
Çünkü kırgınlığım; bir daha asla kırılmaman içindi diyorum.
Anlamıyor...
Kötü adam oluyorum istemeden...
Senden önce ve senden sonra...
Onu kırıyorum bir defa daha, senin yerine...
Kendim oluyorum sonra ikimizin yerine,
Gidiyorum gitmek için...

Painfully
01-06-2013, 05:28 PM
Bana sevmeyi ögret..!!



Bana sevmeyi ögret..!!

Öyle bir sev ki sensizken bile sadece sen ol yüregimde. . . sadece bana baksın gözlerin. . . sadece bana dokunsun ellerin. . . sevdan bir ateş olsun yüregimde , bütün benligimi sarsın. . . gönlüm bir deli coşsun sende. . . sadece seni bileyim seni seveyim, senin varligina inanayim. . . yeterki sen beni ben olarak sev. .

bana sevmeyi ögret. . tut ellerimden hic birakma. . bir gün ucurum kenarında durarsam sen kurtar beni sadece sen. . . eger olmazsan düserim o ucurumdan. . ölüm cıkar karşıma yinede sen derim. . . sadece sen. . . ! ! !

Al bu yürek senin. . ben seni sen oldugun icin sevdim , ben seni sevdim. . . sadece seni. . . Bilirmisin kac gece yildizlara bakarken agladigimi. . Her animda her dakikada her saniyede seni nefesimle birlikte icime cektigimi. . . Baktigim her yerde sanki sen varsin . . sanki bana ellerini uzatiyorsun ama ben ulasamiyorum. . sonra kaybolup gidiyorsun gözlerimden. . yine isyan ediyorum sensizlige . . keske yanimda olsaydin sana doyasiya bakabilseydim. . . canim yanar icim kanar senin yokluguna alisamadim sevdigim. . . belki yildizlar kadar uzaksin bana ama sen herzaman yüregimdesin. . bendesin. . seni bende yasatacagim sevdigim. .
Unutma ben sevdimmi allahina kadar severim . . . sartsiz. . kuralsiz. . ve alabildigince sadece SEN derim . . . Tek seni hep seni mahsere sevecegim. . biliyorum sevdigim yolunda ölecegim. . bu sevda tükenirmi saniyorsun yasadigim sürece sadece senin ask sarabindan icecegim . . Iste bu can seni böyle sevdi. . duyuyormusun uzaklardan gelen feryadimi . . sen sen diye haykirisimi . . Her yerde seni arayisimi sanki birden karsima cikacakmissin gibi. . . Hasret fenerleri sönmedi hala. . icimde bir sizi. . icimde firtinalar. . Neolur bana sevmeyi ögret. . sevipte sevilmemeyi degil. . sevipte aldatmayi degil. . bilirsin kandirmaca asklara tahamülüm yok. . . Beni bütün yüreginle sev. . sana ömrümü vereyim. . senin icin ölmeyi bile göze alayim. . senden baskasi yar olmasin gönlüme. . baska gözlere bakmayayim . . . beni verme sakin ellere. . beni sensiz birakma sevdigim. . . Hayatimin günesisin . . senle dogdum senle batayim. . seninle mutluyum seninle. . .

Ahh keske bi kus olsamda senin oldugun diyarlara ucup gelsem. . gelsemde hasretimi dindirsem. . . sana sevdigimi söylesem yine. . ! ! ! !
Bu gönül canima düsman. sizim sizim sizliyor bedenim. . mum gibi eriyor bu benligim. . dermanim kalmadi artik. . . yaniyor icim. . kaniyor yüregim. . adi sadece ask bu eziyetin. . . Bir sen varsin gercek olan hayatimda. . Hayat zaten nedirki bir oyun bir masal degilmi. . offff. . . Anne ben ölüyorum, al beni kucagina. . basimi omzuna yasla. . oksa saclarimi . . aglamak istiyorum koynunda . . kaybolmus bir anahtar gibi yanlizim anne. .

S E V I Y O R U M

S E V I Y O R U M
ben anne. .

cok aci cekiyorum . . ayaklarim tutmaz oldu. . dermanim kalmadi. . . yorgunum ben anne. . . düsüncemde ise sadece O . . Ben sanki bastan asagi o oldum anne. . Bu hasretlik beni öldürecek. . tüketecek. . Ben onu sevdigim kadar kimseyi sevmedim anne. . Biliyormusun onu görünce üsürüm yüregim yanarken. . daha bi güzel olurum sanki. . . onu gözümden bile kiskanirim. . ben korkuyorum anne. . onu kaybetmekten . . . . . ! ! ! !

Bana söz verdi :

BANA SEVMEYI ÖGRETECEK ANNE. . . ! ! ! !

Painfully
01-06-2013, 05:28 PM
[Only Registered Users Can See Links]

Akla İkna Olup Aşkı İnkar Edenler ..

uzun zaman önce belki boyle insanlar yoktu.. herkes aşkın akıllı bir iş olduğuna inanır, herkese aşık olur ve mutlu mesut yaşardı. acı yoktu, ayrılık yoktu. ama zaman geçtikce insanlar gördü ki en büyük aşklar bile kirletilebiliyor. sağlam bir zemine bile dayandırılan güven adı verilen kurulması çok zor olan kuleler bile ihanet ve yalan depremleriyle tuzla buz olabiliyor. ve insanlar düşünmeye başladı. ve sorular sordular;

hayatlarında kaç kez aşık olacaklardı? aşk bu kadar basit birşey miydi? aşk biter miydi?

ve insanlar düşündüler. aşık insanların davranışlarını izlediler. dikkatlice baktılar ve gördüler ki aşık olduklarını söyleyen insanlar bile sonunda yalnız kalabiliyorlar, terkediyorlar ve terkediliyorlardı. daha sonra tekrar aşık(!) oluyorlar ve aynı duyguları tamamen farklı birine karşı hissettiklerini söylüyorlardı. burunlarının ucundaki gerçekleri görmüyorlar ve belli ki kendilerini kandırı yorlardı. söyledikleri

ve karar verdiler.

aşk kutsal birşeydi ve bulunması çok zor birşey olmalıydı. aşk öyle birşeydi ki bulunduğunda hiç bitmeyen, gittikçe güçlenen bir duygu, bir mucizeydi belki de.. kısacası akıllı insan işi değildi. akıl varken aşk olmamalıydı çünkü aşk varken akıl yoktu. aşık insan herşeyden vazgeçerdi hatta ölüme bile giderdi. akıllı insan işi değildi.

dünya değişti.. artık insanların bazıları akıllarını kullanmaya ve yaşadıkları her ilişkiyi aşk olarak adlandırmamaya başladılar. aşık olduklarını iddia eden insanlar bunları ne kadar kınasa da onlar vazgeçmediler ve akla ikna olup aşkı inkar edenlerden biri oldular.. tamamen lafta kalıyordu.

Painfully
01-06-2013, 05:28 PM
Bilmezdim Sevgininde Bir Rengi Olduğunu






An olur, deli sevdamın suskunluğunu yüklenirim bir başıma.
An olur, buluşur yüreklerimiz en masum sevda yollarında.
Umut ki, bitivermiş daha yolun en başında...
Ne yolumdasın ne yolsun sen bana...
Bilmezdim ışıksız yollarda umuda kavuşmanın yorgunluğunu,
Bilmezdim, umudun bir rengininde siyah olduğunu.

Gece olur, en parlak yıldıza takılır dalar gözlerim...
Gece olur, aniden kayar gider yokluğuna yıldızım.
Gölgen ki, düşüvermiş kalbime..
Ne yakınsın ne uzaksın sen bana.
Bilmezdim hayalinin aynalarda da konuştuğunu...
Bilmezdim, gözlerinin gökyüzünde de durduğunu.

Gün olur, buz dağından kopan bir buz parçası kadar soğuk,
Gün olur, ısıtır evrenimi güneşimin içime çizdiği ufuk...
Sevgin ki, yakıvermiş ateşiyle,
Ne sıcaksın ne soğuksun sen bana..
Bilmezdim sevginin de ateşten bir gül olduğunu..
Bilmezdim, gökkuşağınında çiçek gibi solduğunu.

Mevsim olur, damarlarımda dolaşan kan cehennem sıcağında kavrulur.
Mevsim olur, yüreğimde kopan fırtınalar kızgın çöllere savrulur.
Şefkatin ki, sarıvermiş ruhumu...
Ne ellerindeyim ne ellerimdesin sen bana
Bilmezdim yağmurun suyuda hasretiyle kuruttuğunu,
Bilmezdim, çölde gezinen yaralı bir ceylanı yüreğinden vurduğunu...

Neşe olur kahkahalarla ağladığıma güler geçerim...
Neşe olur, mutluluğu martıların sesinden dinlerim.
Gülümseyiş ki, dönüvermiş hıçkırığa içimde...
Ne yalansın ne doğrusun sen bana...
Bilmezdim bir gülümseyişin kadehlerde gözyaşı sunduğunu.
Bilmezdim, dudaklar gülümserken yüreğe kan dolduğunu.

Son olur, ayrılık heceleri bir bir kıyıya vurur...
Son olur, sözler biter şiirler nağme nağme konuşur.
Adın ki şiir oluvermiş dudaklarımda,
Ne aşkımsın ne canımsın sen bana.
Bilmezdim her aldığım nefeste ölümü soluduğumu,
Bilmezdim, canımsın dediğim minik kuşumun kafesinden kanatsız uçtuğunu...

Painfully
01-06-2013, 05:28 PM
Oysa sen, onlar gibi değildin...
Anlar gibiydin.


Zaman aktı, geldikleri gibi gitmesini bilen cinslerden. İnsanlar konuştu,
uzun
uzun ve sık sık. Gözlerim uzun süre gittiğin noktada bakakaldı, ayak
izlerine.
Kaybolmayan sevgin gibiydi gözlerim, yokluğunun aksine.

Uzun zaman geçti.
Sen biteli...
Ve ansızın çekip gideli...

Uzun zaman geçti. Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar dakikalar. Yavaş
aktı
yokluğunu düşündüğüm anlardaki cümlelerim. Ve hiçbir şey diyemeyişim.
Yavaştı
zamanın akışı...

Hiç kimseye benzetemediğim yanların içindi sende kalan suskunluğum. Ve en
çok
seni söylemekti, seni sana anlatmaktı doyasıya. Ve her iki cümle arasında
hiç
kimse olmayışının ifadesini anlatabilmekti her düşüm. Düşlerimi
gerçekleştirdiğim kadar düştüm, giderken gözlerinin içinden...

Dakikalar içinde, çok fazla öldüm.
Her damla da tekrar tekrar öldüm...
Ve sen beni anlayan gözlerinin aksine,
beni tane tane terk ettin kendi içinde...

Ve gittin. Ansızın bittin Gidişinin ayak izlerinde seni izlerken, beni
düşürdüğün son umudum geldi gözlerimin önüne...

Anladım. Ben senin için. Hiçbir şey değildim. Hiç kimse de değildim. Son
terk
eden hep bendim, ayaklar altında kalan göz yaşlarımın ıslaklığında
serinleyen
her bir kum tanesiydim...

Ölen bendim... Giden sen...

Oysa sen, onlar gibi değildin...
Anlar gibiydin.

Painfully
01-06-2013, 05:28 PM
incinecek hal kalmadı bende,
sana sadece bir tavsiye;


vedalar soğuk olur, sıkı giyin!
üşüyorum...
duracağım burada
gidişini seyredeceğim
kıpırtısız, sakin gibi görüneceğim
kavgasız olacak, fırtınasız olacak
saçma sapan olacak
organlarım birbirine vuracak
arkandan sessiz bakacağım
ben yine salağı oynayacağım...


hayalleri taştan bir sevdaydı bizimkisi. kırılmazdı. yağmura kara dayanıklıydı. çığ olup düşerdi de kendine zarar vermezdi. kopmazdı. gidişler dönüşlere gebeydi de, hep acıtırdı her el sallayış. özlemler acıydı. yürek dabırsızdı. her dönüş, doğuştu aslında yeniden. ölüp ölüp dirilmek gibi değil de, erince doğmaktı.
ama
önce hayaller öldü!
(cenaze meydanda kaldı, ulu orta)
gönlüme bir kor düşer
gitme öyle zamansız
önce hayaller biter
yanar külsüz dumansız

acıyorum... ya da acıyorlar... elimde kalanları sayamıyorum. nasıl sayabilirim. ateş altında heryerim... dokunulamıyorum, onarılamıyorum, dona kaldım yanarken. sadece acıyorum, acınılıyorum... demişler inanmış, ağlayışları geçer sanmıştım. bir maddeyim... bedenim var senden kalan. benden götürdüklerini isteyemiyorum. sen giderken sen olsaydın, benden gitmezdin. sen olmadın belki de hiç!
bilmiyorum sensizliği...


baharlar hiç gelmez
mevsim hep kış olur
günlerime güneş doğmaz
hislerim uyur


takvimleri kopardım attım sen giderken. saatleri kırdım... zaman!dan söz edilmesini istemiyorum artık... kış! soğuk işte. herkese olduğu gibi... derlerdi hep de inanmazdım, vedalar soğuk olur, sıkı giyin!
ben bahardan kalmayım...
sana yangındım, ama sensiz üşüyorum... ve uyuyorum... hala!


dilimden hiç düşmez
adın hasret olur
yüreğimde sızı dinmez
gülmek güç olur
acı işte. hangi hecesinden tutarsan tut bu böyle. ne sancım diner, ne ağrım. sattım 3 kuruşa gülüşlerimi... bak gamze gamze dolmuyor yüzüm. bak acı! bak yaş! bak soğuk!
bakma... anlamayacak kadar uzağız artık. haa soğuk. demişlerdi zaten... ama yapacak birşeyim yoktu. sonunu bile bile lades dedim ben... mahkumdu!


ayrılıklar yara açar yara üstüne
yağmur ağlar sensizliğe iç çekişime
sensiz olmaz bu yerlerde dünya dar olur
eğer gidersen bu aşka çok yazık olur
gittin... yükelmin öznesi mühim değil aslında. gidildi. onarılmaz yaralarımız var artık. susuz tokluk arıyoruz belki de. yazık oldu mu? bilmem... olur mu?
sadece üşüdüğümü hissediyorum...
vedalar soğuk olurmuş, ben yolculuklara senle çıkmaya alışkındım oysa...

Painfully
01-06-2013, 05:28 PM
SaNa NeYi anlatayım ? ? ? evet yalnızım



Sadece bunu söyleyip susmak isterdim...Ebediyyen susmak.
Çünkü canım acıyor...
Konuştukça,arzuladıkça,özledikçe,en kötüsü yaşadıkça canım acıyor."
Ruhumu yaktıktan sonra şimdi de damarlarımda dolaşan sensizliğin etimi yakan acısını mı?O acıyı uyutsun diye sığındığım,ama sevgini orada da hep ama hep kaybettiğim soğuk rüyalarımı mı?Odamın tavanındaki yoksulluğumu ve kimsesizliğimi harç yapıp içine doldurduğum o derin,o sonsuz çatlakların altında ,sen,diye her gece koynuna girdiğim o zamansız ölümlerimi mi?
Şimdi burada değilsin.Ama beni duyabiliryorsun,biliyorum.Kapat gözlerini benim için ve dinle n'olur.Çünkü bunu sana ancak bir kez söylemeye cesaretim var.Seni ait olduğun çevre için değil,bana ait olman için değil,karşılığında beni sevmeniz için değil...Sadece sen olduğun için sevdiğimi söyleyebilseydim...
Ne zaman sevgine acıksam kendi kalbimi yedim.
Kendi etimi...Aşkımı....Ruhumu yedim.
"YÜREĞİMİN EN SAKLI YERİNDE YALNIZCA SENİN ELİN DOLAŞMIŞTI"
Seni yollarca,şehirlerce uzağından sevdim.
Seni kelimelerce,şiirlerce yakınından sevdim.
Seni,dünya üzerinde sanki ilk kez benim için kalemi eline alıp yazdığın mektuplarca sevdim.Seni umutsuzca,beklentisizce,hayallerce sevdim uzağından.
Zamanla kırgınlık kimlik değiştirdi ve vazgeçiş oldu benim için.Unutmanın en ağırı unutamadan unutmaktır.Seni sonsuza kadar kaybetmek,kimlik değiştirdi ve unutmak oldu benim için...
Anlamadın mı artık,varlığım sana acı vermek iin değil,sadece seni sevebilmek için yaşadım ben...Hala seninle geçireceğim anların telaşıyla ,tüketir gibi yaşıyorum sensiz geçen günlerimi...Seninle geçen zaman bir daha tekrarı mümkün olmayan,doğaçlama bir melodi gibi benim için.Sanki birlikte yazılmış kaderimizin sayılı dakikalarından an çalıyorum.Öyle birikmişsin ki içimde...Seni yaşamakla tüketmem,seni sıradanlaştırmam mümkün değil.İçime çektikçe çoğalıyorsun sevgili...
"Sevgilim,beni bensiz bırakma olur mu?Çünkü sen nereye gidersen git,ben oradayım.Benim başka gidecek bir yerim yok.
Benim senden başka gerçeğim yok.Sende yaşıyorum ben sadece.
Senin kalbinin topraklarında yaşıyorum ben.Beni bensiz bırakma olur mu...."

Çünkü:

''''GİDİŞİN BİTİŞİM OLUR'''

>>> SENİ SEVİYORUM...

Painfully
01-06-2013, 05:28 PM
Sensizliği 5 Geçe

Karanlık ve puslu odam. Duvarda siyah beyaz bir fotoğraf asılı. Üzerinde "canım'a" yazıyor. İlk günkü gibi saf ve sonsuzluk misali duruyor halen ve saat sensizliğe beş var.

Masa başındayım. Bir elimde kağıt bir elimde kalem. Seni nakış nakış işliyorum sayfalara. Hafif bir nemlik var kağıdımın üzerinde. Ne kadar da dikkatsizim bak. Gözyaşlarımı damlatmışım. Bakma sen bana ağlamıyorum ben ya. Toz kaçtı sanırım.

Bırakta içime aksın damlalar. Aksın ki derin derin seni soluyayım. Aksın ki seni unutmak için içimdeki bir şeyleri silsinler. Silsinler ya tabi. Ne de olsa seni unutmak istiyorum ben. Yada unutmak zorundayım. Ama ben seni unutmak istemiyorum ki.

Saat sensizliğe beş var. Zaman geçmek bilmiyor nedense. Saatim bozuldu sanırım. Oysaki daha dün almıştım. Yada sensizken zaman geçmek bilmiyormu yoksa? Ben yarın giderim yenisini alırım. Daha çabuk zaman geçenlerden bir saat.

Saat sensizliğe beş var. Off yaa.. Bu kağıt ne kadar büyük böyle. Yazıyorum yazıyorum ama bir türlü bitmiyor ki. Seni yazmanın bu kadar uzun ve zor olacağanı nerden bilebilirdim ki. Sen varken böylemiydi oysa. Dilimden şairane dökülürdü dizelerin ezgisi. Ne kağıt dayanırdı, ne de kalem. Gözlerine bir baktığımda yeterdi. Yeryüzü nağme olur, bense şair.

Saat sensizliği gösterior. Bak azcık zaman geçti sanırım. Yani tam 5 yıl geçti. Çokta sayılmaz değil mi? 5 yıl nedir ki? Göz açıp kapatana kadar geçiveriyor. Sen gideli 5 yıl oldu bile. Küllükte bayağı dolmuş bu arada. Sigaramda bitmiş. İhtiyacım yok artık onlara. Kağıdımda da az yer kalmış gibi. Seni hangi satırlara sığdırabilirim ki.

Saat sensizliği gösteriyor. Ve ben masa başında hafifçe uyumuşum. Ama bu olmaz ki. Seni yazamadım daha. Uyumamam lazım. Elimi yüzümü yıkadım. Birazdan açılırım. Soğukta olmaya başladı. Üstüme bi battaniye örteyim. Birazcık iyi geldi. Şimdi devam edebilirim yazıma kaldığım yerden.

Saat sensizliği beş geçiyor. Of.. Hayli zaman geçti. Ya ama yazım bitmedi ki. Hiç bi yere gidemem. Seni bırakıpta nereye giderim ki. Olsaydında sarılsaydım sana sımsıkı. Ellerini tutsaydımda okyanus mavisi gözlerine doya doya baksaydım.

Saat sensizliği beş geçiyor. Ve uyandım. Ooo ne kadar soğuk hava bu böyle. Ama kim attı üzerime bu toprakları. Üstüm başım toz olmuş. Olsun. Bugünde aşkımla uyudum. Çok güzel bir geceydi. Kağıdımı ve kalemimi de alayım. Yarın yine gelirim yazmak için. Ağacı görüyormusun... Halen üzerinde senin yazın duruyor. Hani bana yazmıştın.

Painfully
01-06-2013, 05:29 PM
Sessiz ağlamak yok,hıçkırmalısın..!

..."Ayrılık kalbine inmiş olmalı
Gece uykularından sıçramalısın
Gözlerin herkese beni sormalı
Bu defa kendini suçlamalısın..."

bak ,gidiyorum işte...bak,bitiyoruz..sen beni bırakıp gidemezsin demiştin..beni onca yıpratırken bu aşkın son nefesini vereceğini hiç tahmin etmedin...ben incinmezdim,kırılmazdım,yorulmazdım senin gözünde..bu yüzden bana yüklenmeliydi aşkın tüm suçu ve faili ben olmalıydım bütün aşk süsü verilmiş cinayetlerin..ama takatim tükendi bu kadar masumken bu kadar fail olmaktan..gidiyorum ben...


..."Hani başkasıyla avunacaktın
Beni üç beş günde unutacaktın
Sen benim yanımda yazdın sıcaktın
Kıştasın hasrete sarılmalısın..."

duydum..ayrılık usul usul canını yakmış...istanbul yeşili gözlerin kanlı yaşlara bulanmış..suçunu haykırmışsın haliçe karşı..
çabuk geçer sandığın o gecmek bilmez zaman canını yakıyor olmalı simdi.titriyor olmalısın..ayazda kalmışsın,anılarımızı yorgan yapmışsın..olsun,alışırsın.sana koskoca bir hasret armağan ettim,ürperdikçe onun kollarına koşarsın...


..."Kaçma acısınlar bu son haline
Cesaretin yok dönüp gelmeye
Bundan sonra çekilip bir köşeye
Sessiz ağlamak yok hıçkırmalısın...!"

duydum..saklıyormuşsun gözlerini insanlardan..korkak bir çocuk olmus dünyayla saklambaç oynuyormuşsun.kaçınca o zavallı halini görmezler sanıyormuşsun; yanılıyorsun..o dağlar kadar güvendiğin cesaretini denize düşürmüş,gözlerini kuytularda nem sefalarına salıyormuşsun.olsun..oh olsun!daha da cok yanmalı,daha da cok kahrolmalısın!sessiz ağlamak yok,hıçkırmalısın..!

Painfully
01-06-2013, 05:29 PM
Aşk gözlerde başlar kalpde büyürmüş…

Gözlerine baktığımdan beri yüreğimde bir titreme var. İçimi aydınlatan bişey var.
Adını daha koyamadığım bir duygu bu. Ölmekle ölmemek arası ,Sevmekle sevecek olmak arası bir şey.

Ben senden hiç ayrı kalmamıştım uzun zamandır. Ne şarkılar dindiriyor içimdeki sızıyı nede senle geçirdiğimiz günlerin hayali… Hayallerde bir yerde toz bulutu olup kayboluyor gözümün önünden.
Elimdeki resminin her karesini ezberledim. Kaç kıvrım, kaç çizgi varsa yüzünde hepsi beynimin tam ortasında. Yarın diyorum… yarın belki her şey değişir….

Uzakta olmak içindeki sevgiyi daha çok tetikliyormuş. Daha bi dolu yaşatıyormuş kalbimde seni..

Bir asırdır ayrı gibiyiz sanki. Yollar uzaklaştıkça özlemim bir o kadar artıyor sana.
Teselli edecek hiçbir şeyin olmadığını anlıyorum “senden başka” … çok şey istemiyorum ki hayattan.
Bana çıkmazların içinde olduğum zamanda verdiği mucizeyi şimdi yanımda istiyorum….
Hayatımdaki en güzel varlığı “ sen’i ” …

Seviyorum seni .. hemde her zamankinden daha çok …..
Özlüyorum seni … kimsenin kimseyi özlemediği kadar …
Bekliyorum … geri dönüp koşacaksın kollarıma diye …

Yağmur,
Denize düştüğünde deniz,
Yeşile düştüğünde yeşil,
Toprağa düştüğünde toprak kokar...
Yağmur,
Saçına düştüğünde sevgi,
Eline düştüğünde özlem,
Göğsüne düştüğünde aşk kokar..
Hiç yağmuru,
Göğsüne düşürdün mü?

Ben düşürdüm … şimdi de beni hayata bağlayan yağmur damlamı bekliyorum …

Painfully
01-06-2013, 05:29 PM
"Kal" deseydin, kalırdım.
Demedin oysa...
Kuru bir "Bitmesin" den başka hiçbir şey demedin. Öyle
kuru, öyle soğuk, öyle uzaktı ki ondaki anlam!
Bu kadar kolay mıydı her şey, bu kadar yakın mıydık
uçuruma? Savunmayacak mıydın sevgimizi?
"Kal" diye haykırmayacak mıydın ardımdan?
Düşündüğüm bu değildi...
Hayal ettiklerim, beklediklerim başkaydı
senden. Mücadele beklemiştim oysa, yelkensiz olan
gemimizi kıyıya ulaştırırız sanmıştım, kıyıya
ulaştırırsın sanmıştım...
Oysa O'nu denizin ortasında savunmasız bırakmama göz
yumdun... Bu kadar yıpratıcı olamazsın...
Oysa bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda!
Paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı.
Yüreğimdeki martıların bir anlamı olmalıydı.
Beynimizdeki melodilerin, aramızdaki çekimin, geçen
akşamki sohbetin bir anlamı olmalıydı.
Duygularımızın bir anlamı olmalıydı.
Yüreğimdeki tüm MARTILAR'ı uçurdun şimdi...
hangi yöne gittiler bilmiyorum, geri dönerler mi
bilmiyorum.
Dünya boşaldı mı ne! Neden bu kadar sessizleşti birden
yaşam, neden artık parlamıyor
yakamozlar gözlerimde, neden artık rüzgar
esmiyor... her şey seninle mi kaldı yoksa...
Mantığım, mantığımı bana bırak lütfen, ona ihtiyacım
var. Bazı şeyleri anlamak için ona ihtiyacım var!
Evet!
Ben istedim ayrılığı,
Çıkmaz yollara yönelen bendim,
Kucağında bir yığın noktayla karşına çıkan bendim...
Kahretsin! Bunu neden yaptığımı bilmiyorum
Ve
Senin buna nasıl göz yumduğunu...
Tıpkı
Balkondaki akasyaları sularken, fazla sudan dolayı
sararacaklarını bilmediğim gibi...
su onun için hayat olmalıydı oysa ve sen de benim
tutunacak dalım!
Bazı şeyler vardı aramızda biliyorsun, olmaması
gereken ama daima varolan.
Farklı uçlardaydık seninle, farklı mevsimleri
seviyorduk farklı zamanlarda...
sen büyük fırtınalara vardın, bense lodostan bile
ürküyordum.
Oysa başardığımız şeyler vardı her şeye rağmen, daha
doğrusu öyle sanıyordum...
Binlerce yıldız arasında, ayın güzelliğini
gösterebilmekti tek amacım...
yıldızları söndürmekti. . . sorunları yok etmekti. . .
"Bitti" deyişim
"Hayır" demeliydin!
Hatta kıyametler koparmalıydın yüreğimde,
Hendekler açmalıydın yoluma gidemeyeyim diye.
Sahip çıkmalıydın gözlerimdeki ay'a sevgimiz diye...
Beni yolumdan alıkoymalıydın...
"Kal" demeliydin... defalarca "Kal" demeliydin...
oysa demedin...
Belki de senin çiçeklerin çoktan solmuştu ve ben
akasyaları kışın yaşatmaya
çalışmakla hata etmiştim... belki böylesi daha iyi
oldu. . .
"Kal" deseydin kalırdım...
hem de seve seve kalırdım.
Martılarla kalırdım
Yakamozlarla kalırdım
Demedin
Bilir misin
Kaç çığlık olup yıkıldı yüreğim giderken...
Bilir misin
Nasıl bir cana hasretti yüreğim, yolumdan
döndürecek...
Bilir misin
Nasıl zor oldu ardıma bakmadan çekip gitmek...
"KAL" desen kalacaktım...
DEMEDİN OYSA!




.................................................. .........

Karanlığa bulanacağımız anda yakalarız birbirimizi...
Işık oluruz yüreğimize!
Bak işte yine oldu
En yalnızlığımızda bulduk birbirimizi
O hiç bitmeyen büyük sevgimizi
Şimdi hangi karanlık kaybedebilir ki bizi...
Ayın sahte ışığında değil ki sevgimiz...
Biz güneşi kendimize ışık biliriz
Anlamı farklı duyguları aynı
Bedenler farklı ruhlar aynı
Aynı göğün altında
Hiç ayrılmayacak iki farklı beden...
Etrafına bir bakın insan oğlu...
Kaç dostun oldu?
Bizimki sonsuz ve ölümsüz...
Bedenlerde değil ruhlarda gülüşümüz...
Bir gün değil ki sevgimiz yada bir yıl değil..
Sayfalarca anlatılmaz!
Kelimelere sığmaz!
Biz kendi içimizde yaşar paylaşırız herşeyi...
Sussakta anlatırız gözlerimizle dilimizdekileri...
Hiç bir canlı görmeyecek bizden başka böyle sevgiyi...
Yüzümüzde günden kalmış tebessüm var..
Yüreğimizde dost sıcaklığı...

Painfully
01-06-2013, 05:29 PM
Aşk herkesi
Kırar biraz
Eksilmesin
Acısı şükret


Sen bana dediğinden bu yana kırık bir yanım. İçimde bitmeyen yitmeyen bir sen. Senle tutunmuşluğum hayattaki fırtınalara, dalgalara rotamı kaybetmiş bir gemi gibiyim şimdi yalpalıyorum. Acısını yaşıyorum sensizliğin.

Varsın ağlasın
Dalda kiraz
Herkes kendine
Sürgün biraz

Aşkımıza ağlıyor şimdi bulutlar. Gökyüzü döküyor içindekileri damla damla benim gibi. Kendine sürgün ettin ya beni. Bitmeyen bir özlemin kollarına bıraktın. Sürgünlerdeyim bu sürgünün sebebi sen sonu sen.

Çocuk gülüşün
Dünden bir yara
Aşk bize sıla

Gözlerimin önünde yüzün o masum gülüşün. Geçmişten kalan kabuk tutmuş bir yarasın içimde zaman zaman kanayan. Uzaklardayız bir birimize aramız da aşılmaz engeller. Aramızda başka eller, başka yollar başka hayatlar var. Akıp gidiyor hayat senden uzakta bir yerde.

Günler gelirde
Büyür üzerler
Aşk bize gurbet

Zaman akıp gitmekte yolunda sanıyorum her şey aklıma bir sen düşene kadar. Büyüyor tekrar açın içimde. Tarifsiz sızılar sarıyor, kramplar giriyor kalbime kap katı kesilip kalıyorum damarlarımda kan akmıyor bir kalp krizine dönüşüyorsun. Feryat ediyor kalbim sonunda patlatıyor damarlarım yinede yoksun.

Ay ışığı
Tende bıçak
Giden sürgün
Kalan kaçak

Sürgün edilmiş bir aşk bu senden uzaklarda bir deniz kenarında sana doğru bakıyorum hasretle. Yüzün gibi parlıyor bu gece ay. Tebessümler oturuyor yüzüme. Yaralarım kanıyor deniz tuz basılıyor üstüne seni hatırladıkça. Mavi bir gecede hasretliğin siyahı sarıyor etrafımı.

Kapansın yarası
Şu gecenin
Ayrılıklar örtsün üstümü

Sensiz geçen yılların yarası kapansın artık. Ya tam sana gelsem ya tam senden gitsem sıkışmasam hep iki arada bir derede. Sen en iyisi bende bitsen ve kapatıp kapıları mühürler vursak üstüne.

Kimim kimsemdir
Ah gözlerin
Gidecek yeri
Yok kimsenin

Hiçbir şeyimsin dokunamadığımsın, gözlerinde kendimi göremediğimsin yanında olmadığım, saçlarını okşayamadığım. Hiçbir şeyimsin hiç gidemediğimsin. Senden başka kimsem yok. Sende ise bir ben varmıyım?

Painfully
01-06-2013, 05:29 PM
Uyanamazsam Esir(in)im



Seslenişlerim gitgide güçsüzleşirken, sen bir diş ağrısı gibi saplanıyorsun ciğerime. Dilim acı(n)dan konuşamaz hale gelme eylemine geçtiğinde, sessiz kelimeler kurmaya başlıyor yüreğim. Sessiz sedasız birleştirip onları savuruyorum ardından rüzgara.

Bedenime yapışan ağrı(n) öyle büyük ki sevgili; ilaçlar faydasız, sızlanmalar boş kalıyor karşında.

Gün boyu içtiğim sigara artık teselli etmiyor beni.

Parmaklarımdaki izmarit kokusu ve sen; baş döndürmeye başladığınız anda, ben kayboluyorum bilmediğim bir zamansızlık içinde umarsızca.

…
….
…..

Gece mavisi bir yerde bekliyorum şimdi. Yatağımda, gözlerimi kapatıp uyumaya çalıştığım anda düşüveriyorum buraya.

Uyanamazsam esir(in)im…
Uyanırsam ağrı(n) devam edecek bilirim.

Zamanda yapışacaksın bana, zamansızlıkta da yakamda olacak ellerin oysa…Oysa bilirim, kaçmak istesem de sen her daim çıkacaksın karşıma, durmadan ve umursamadan beni.

Beni ve yüreğimi…

Zamansız rüya diliminin içinde; büyük bir saate bakmaktayım ellerim kelepçeli. Akreple yelkovan istifa edeli çok olmamış belli. Esaretliğimin başladığı zaman diliminde kaybolmuş dakikalar ve ben inadına beklemelerdeyim; bu zamansızlık içinde seni.

Ellerim kelepçeli…
Bilmeden aslında niçin beklediğimi!

Uyanmakla uyanmamak arasında sıkışmış yüreğim; titrek bir kuşun ürkek kalbi gibi atmaktayken, mideme giren bir krampla esaretliğim son buluyor zamansızlıkta.

Ve…
Gözlerimi açtığım anda saplanıyor ağrı(n)…

Dedim ya sana;

Uyanamazsam esir(in)dim zamansızlıkta…
Uyandım ağrı(n) kaldığı yerden devam etti güçsüzleştirmeye sesimi…

Ve ben, bir burada bir zamansızlıkta devam ediyorum esaretime sevgili…

Çünkü;
Seslenişlerim gitgide güçsüzleşirken, sen bir diş ağrısı gibi saplanıyorsun ciğerime. Dilim acı(n)dan konuşamaz hale gelme eylemine geçtiğinde, sessiz kelimeler kurmaya başlıyor yüreğim. Sessiz sedasız birleştirip onları savuruyorum ardından rüzgara.

Aldın mı en son yolladıklarımı?
Söylesene sevgili, rüzgar usulca bıraktı mı onları avucuna?

Bak, vazgeçmedim… Tekrar birleştirdim ve yine yolluyorum onları sana!

Zamansızlıkta esir(in)im yar! Zamanda güçsüzleşmiş bir sesim, seni arayan esen rüzgarla semada…

Hadi birkez olsun duy artık beni yar!
Duy güç bela birleşen kelimelerimi,
Duy sesimi!
Yar,
Birkez olsun sen de uğraş benim gibi!

Painfully
01-06-2013, 05:29 PM
_on iki ay gece - on iki ay hüzün - on iki ay hazan - aylardır yoksun_

telaş içerisinde gittim istasyona. nefesim kesilmiş yetişmeye çalışırken. çalan düdüğün varış mı, ayrılış mı olduğunu ayırt edememişim.
gitmişsin...
belki de hiç gelmedin..

içerimi taşlamış,
gözlerimi kanlamışlar...
dudağımda lisanı yabancı bir tutam hece...
yüreğim aceleci,
ellerim titrek,
anladım ki; dakikalar yıllara belenecek... yetişemedim...
bakakaldım sadece dumanına vardığım trenin ardından. tren yoluna izmaritini atmışsın. nefesin istasyona belenmiş. bekçiyi görmeksizin, yok saymışım güvenlik duvarını. inmişim rayların üzerine, izmariti almış, kibriti işe karıştırmadan içime çekmişim seni... bana bir tütün kadarmış nefesin.
gitmişsin....
beni beklemeden...

ciğerlerimde soluk tükenmiş,
yangın yeriymiş yokluğun,
derdi çok, dermanı yokmuş ateşinin...
sesim kısıkmış,
tenim yaşlanmış,
anladım ki; mevsimden bahar eksilecek...
bir adam girmiş yokluğunda düşünceme. kaçsam yine aldırmaksızın yetişemediğime, tutmaya yeter mi takatim uzanan eli? kessem iplerini acıların, azat etsem sensizliğin ağrılarını...
beceremem,
sen değilsin...
ahhh! sen yok musun!_________!yoksun!
sensizlik sebep sessizliğime,
kederli,
harap,
viran bi şehrim...

sakın uzanma elinle yokluğuna
koşacak takatim kalmadı aldanışlara...

dönmüşüm geri, bir daha arkama bakmaksızın. acaba gelir mi diyerek düş kurmaksızın. kaçıncı hazan bu, kaçıncı...

ahhh! sen yok musun!_________!yoksun!
böyle değildim yollar önce,
böyle değildim düşümde,
ne var ki götürdü seni raylar aylar önce...
kedidilin(m), suskunun(m), gece vurmuş on ikiyi, uykusunda kül kedin(yüreğim)

Painfully
01-06-2013, 05:29 PM
Bak..Sana ne getirdim?


Bak sana ne getirdim!
Bahçelerin baharını,
Çocukların gül dudaklarındaki
Şarkısını getirdim.
Sevdiğin ne varsa
Yanımda hepsi:
Akan suyun coşkusu,
Kuş sesi,
Çam uğultusu.
Çobanın
Yanık kavalına üflediği
Türküsünü getirdim.
Kır çiçekleri topladım
Kırağı düşmemiş yaylalardan,
Katıp sevgimi yanına,
Boynu bükük dağ menekşesinin
Kokusunu getirdim.
Bak sana ne getirdim!
Ucu yanık bir yürek,
Okşanmamış bir beden
Sevdası buram buram tüten / uzaklarda,
Sadakati dağlardan yüce bir kadının
Tutkusunu getirdim.
Her sınırı sana komşu,
Her ırmağı sana akan,
Her ülkesi sen olan bir dünyanın
Atlasını getirdim.
Bak sana ne getirdim!
Avuçlarımda bir tutam aydınlık,
Azığı umut dolu bir bohça,
Bedenini taşımaktan yorulmuş
Bir çift ayak getirdim.
Tuzunu getirdim / ocakta kaynayan yemeğinin,
Yıldızlarla arkadaşlık ettiğim gecelerin
Uykusunu getirdim.
Bak sana ne getirdim!
Yokluğunun susuzluğunu,
Gönlümün yoksulluğunu,
Gurbet elde ,
Ne zamandır
Unuttuğunu getirdim.

Painfully
01-06-2013, 05:30 PM
Ne keyifle okuduğum şiirler ezberimde, ne de bağıra çağıra söylediğim şarkıların sözleri. Dalgın gözlerle yürüdüğüm caddelerde kayboluyorum...


Sonsuz bir inatla sarıldığım radyodan gelen o harika melodilerin de tadı yok? Peki ya o yağmurda iliklerime kadar ıslanmalarımı kim çaldı benden? Bilmiyorum!


Susuyorum artık... Sustukça susuyorum. Sustukça, üzerime gelen insanlardan kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma sarılıyorum. Ama yine de saplanıyor yüreğime bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik…


Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki. Kendimi bulup bulup kaybettiğim karanlıkta, şöyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor. Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim...


Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz. Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla. Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum...


Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde? Kocaman bir hiç! Öyleyse neden bunca çaba, neye bunca isyan…


Öyle anlamsızki yaşadığım hayat. Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor, elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor. Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum…


Kalbime bir kurşun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime su serpecek elin sahibini... Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini… Artık basit şeyler bekliyorum yaşamdan. Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken... Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı... İçimi kanatan özlemlerle yaşlanıp, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan.


İşte yine susuyorum; siyah bir geceye dönüyor her anım ve okuduğum her şiir kanatıyor yaralarımı. İçimdeki çocuk ölüyor... Yalancı gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum. Elimden kayıp gidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri

Painfully
01-06-2013, 05:30 PM
SusmaLıyım.... +'ღ♥ღ...dÜnYaм....ღ♥ღ


Yine bir gece ve yine baş başayım kendimle, işte yine seni bulup
kaybettiğim yerdeyim.

İnsanın bir şeylere karar vermesi ne kadar zor; ya seni içime gömmeli
ya da artık içimden söküp atmalıyım. Ama her ne olursa olsun susmalıyım.
Hangisi daha zor, hangisi daha acı? Gerçekten gitmeli miydin, yoksa
kalıp yanımda savaşmalı mı?... Bir yol arıyorum kendime, bulduğum tüm
yollarsa sana çıkıyor…

Kapanmalı artık gözlerim. Sonsuz bir karanlıkta tek başıma yürümeye
devam etmeliyim... Yürümeliyim ardıma bile bakmadan, yürümeliyim
parçalayarak değerleri ve sevgileri, yok ederek yaşadığım tüm zamanları...

Nasılda acımasız zaman. Nasıl da yüceltmiştim seni gözümde. Tutup kendi
ellerimle koymuştum en yükseğe, sonra keyifle izlemiştim yüceliğini.
Ama yine ben bitirmeliyim. Tutup kollarından indirmeliyim olduğun yerden.
Ya da seni ölene kadar yaşatmalıyım içimde..... Ne kadar zor bir
karar..

Bir yanım: “Bir daha kimse, hiç kimse onun kadar çok sevilmeyecek”,
derken, bir yanım sakin, sessiz...

Zaman geçiyor, acım dinmiyor. Kapanmıyor yaralarım.. Tükenirken ben,
aklımda bir tek sen... Görüyor musun, yine konuşuyorum ama sessizce....

Susmayı öğreniyor yüreğim..



Susuyorum.....

Painfully
01-06-2013, 05:30 PM
Gülümse Sevdiğim, Sadece Gülümse

Bir şeyleri değiştirme çabasındaydım.
İsteğim yazgının kirli, kara yazılarını biraz renklendirmekti.
Olmadı...
Eskiden kendime sözüm geçerdi,şimdi kimseye anlatamadığım gibi,
kendime de geçmez oldu. Ruhumun dümeni kırıldı, serseri bir gemi oldum.

Sen....
Yaşamımı az da olsa renklendiriyordun.
İyi biriydin. Aklın başındaydı. Ne, kim olduğunu biliyordun.
Bense olmayacakları gerçekleştirmeye çabalayan biriydim.
Patika köy yolarını hava alanı gibi kullanmak,
uçak indirip, uçak kaldırmak istiyordum.
Ya da...
Fatih`in İstanbul`u fethi gibi, gönülleri fethetmekti isteğim.....
Oysa ki, Fatih`in gemileri vardı. Dolaştığı denizin kıyıları vardı.
Kalaslara dökecek zeytinyağı, gemileri çekecek leventleri vardı.
Benimse, denizim yok, gemim yok, leventlerim, zeytinyağım da yok.
Üstelik sultan da değilim, olamam da.
Olsam, olsam Don Kişot olabilirdim, olmayacak hayallerin peşine düşen.
.
Seninle `birşeyler değişir mi? ` demiştim, hiçbir şey değişmedi..
Üzgünüm ki, herşey olduğu gibi, eskisi gibi, hatta eskisinden de beter gitti. Umudum... Bir iddiam, bir beklentim kalmadı.
Şimdi ötekiler var ya, hani aramıza girmeye çalışan ötekiler,
bu halimle ister saysınlar beni, ister ayıplasınlar, hatta küfür etsinler bana. Umrumda değil..
Ben seni sevdim, seviyorum ya, tek gerçeğim bu.
Yalnız sevdamı iki kişilik değil, tek bana ait...
Asl`on da öyle değil mi?
Sen de, kimse de anlayamıyor, duyamıyor.
Yalnız geldiğim yaşamdan yalnız da gideceğim anlaşılan.
Yaşarken yalnız olmak, ölünce garipler mezarlığına gömülmekten daha zormuş be sevgili....
Düşünüyorum da, ya ben insanları kabullenemedim, ya da onlar beni istemedi.
Bakma zekice göründüğüme, aklımın kısalığından hepsi.
Aptallar yarışı yapılsa, dünya şampiyonluğunun favori adayı olurdum ben.

Yıkılmış bende, eski benden bir eksiğim de var.
Önceleri haftalar, aylar boyu, hatta yıllarca süren bir sarhoşluğum vardı.
Şimdiyse, hüzünlerimi taşıyamayınca, yeniden içmek istiyorum, olmuyor, içemez oldum.
Ah, bir sarhoş olabilsem kalan ömrümde dünyayı unutacak kadar !!!
Daha ne isterdim ki?
Dertler, hüzünler şişeleri mi sakladı, yoksa kırdılar mı? .
Bilemez oldum.
Başımın belası beynimle, gönlümü uyuşturmaya neyin gücü yeter acaba?
Bir Türk sanat müziği bestesi olan ben, şimdi gazel oldum, hatta arabesk, hoyrat oldum.

Benim için son tren seninle kalktı sevgili..
Senden başka uğrayacak istasyonum, sığınacak limanım da yok.
Senin limanında da yerim ne kadar, istasyonundaysa ne kadar kalabilirim?

Bana aldırma sen sevgili, nasıl olsa anlayamazsın..Takma kafana.
Sil gözyaşlarını, akıtma benim için...
Sen sadece gülümse, istemesen de sus ve gülümse,
hiç birşey söyleme, sen söyleme...

Painfully
01-06-2013, 05:30 PM
Yipranmamis hayatlar buyuk huzunler mi bekler gercekten?Herkes yasamak zorunda mi uzerine dusen huznu bir sekilde?
Ben seni oyle bir sevdim ki...Oyle bir karistim ki sana...Bir bakisina bedelken her sey,neden bu aramizdaki bu buyuk engel? Neden bu ANLASAMAMAZLIK?
Bu kadar zor mu "seviyorum"dedigin biriyle anlasabilmek?Ya da kendinden feragat edebilmek?Su gururunu burnumun dibinden cekmen?Ya da bu kadar kolay mi ayriliga bu kadar cabuk adapte olman?
Ne bileyim be sevgili,olmasaydi,olmamaliydi,olmayacakti!Biz bu kadar yorulmayacaktik.Ben seni hayatimin aski olarak gorurken bu derece kirilmayacaktim,belki sen de!
Bilmiyorum,konusmuyorsun.Ah yine kapattin o agzini,yine konusmuyorsun,yine susuyorsun,yine seyrediyorsun ve sadece gitmeyi kabulleniyorsun.Hep hazirsin gitmeye.Bir kere de "hayir,ben seni istiyorum,kalacagim" demiyorsun!Yoksa istemiyor musun?Yoksa sevmiyor musun?
Belki bir gun ozlersin diye tum hayallerim!Artik kirilacak,kizacak,koparacak duygularin;kirilamayacak,tukenemeyecek ve asla koparamayacagin duygularinda ezilir belki.Tek umudum bu.
Tek umudum,bu bendeki sevda atesinin binde birinin sana gecip de seni de yakmasi!Ve ardindan benim yine o omzunda,gogsunde yerimi almam,yegane yerimde...
Ben ne kadar alismis,ne kadar yorulmus gorunsem de yine de sana bir telefon kadar,bir gurursuzluk,bir cesaret kadar yakinim!
Ben o gururumu senin onunde oyuncak ettim,hatta kirdim attim da sen o gururunun oyuncagi oldun!Bir kere de beni ona tercih etmedin.Ben sana "o mu ben mi"babinda elimi uzattim da yine o gururun engel oldu o elimi kavramana!Ah be birtanem,bu kadar zor olmamaliydi elimi tutabilmen,cesaretimi bir kere de taktir etmen,bu elimi tutman ve bir daha da birakmaman...
Artik bir oyun gibi oldu bu aramizdaki.Ama ben bazen bu oyunda nasil davranacagimi ve oyunu nasil kazanacagimi bilmiyorum!Sadece seni deli gibi seviyorum hala,hala inancim sonsuz!o bir ayda sen bitti gozuyle bakarken ve "asla olmayacak bir daha" derken bile ben hic kaybetmedim umudumu,sevgimize iNANDIM,GUVENDiM;o da beni hic yari yolda birakmadi.Belki cok acitti,cok kanatti,cok horladi beni ama olsun...O hep sicakti,o senin yanindayekn,gozune bakinca,sana sarilinca maddiyata donuyor iste,o kokunu alinca insan kiligini aliyor;eski sen oluyor,"sevilen sen"...
Bazen de bana kotu yonunu gosteriyor sevgimiz.Hatta taniyamiyorum o yuzden onu da,seni de! Ama o icimdeki umut sokuveriyor sevgimizin maskesini...
iste su an icimde olan umut var ya,o her sey!Hatta ve hatta hayatin yegane temeli.Cunku her sey oncelikle yasamaya umutla basliyor.Belki ben ona ihanet ettim bazen,kaybettim yasamaya olan umudumu da olsun ama,cezami da ben cektim;cefami da;sefami da...
Yine de ben Allah'in sansli kullarindanim.Golgesine,umuduna,sicakligina ve goz yaslarina sarilabilecegim bir askin pencesinde oldugum icin!
Bir kere bile "keske" demedim bu iliski icin.Yeri geldi yaptigim hatalar icin kendime lanet ettim,yeri geldi acisindan bile zevk aldim,ama bir kere bile "seni tanimasaydim,seni sevmeseydim keske" demedim.Cunku ben hep bildim ki sen BENiM HAYATIMIN ASKIYDIN,yapilan her seye degerdin,sen benimdin,belki hala benimsindir bilinmez...
Sonuc ne olursa olsun,bu kalp senin icin carpiyor;ben senin maddi boyutundan,beserliginden gectim zaten ve "anlasabilmek"diye sacma sapan bir uyumdan...Bizim gonlumuz,gozumuz uyusmus;beyne ne hacet...

Painfully
01-06-2013, 05:30 PM
Canımdan Çektiğim Adını Benim İçin Saklarmısın....?


Yüreğim bir ayraç misali takıldı bakışlarının arasına.
Günlerden hangi cumartesiydi veya pazardı inan hatırlamıyorum. Anlamsız olduğum, sıkıldığım, boş boş etrafa bakındığım anlardan birinde avuç içlerimin arasına aldım sesini ve seni aradım.

Yolculuklar neden daima alfabenin sonuna doğru başlar ki?

İşte benimkisi de böyle bir yolculuktu. İlkin loş bir karanlıkta "merhaba" dediğim, sonrasında da adresini bilmediğim bir kapı aralığında söylediğim bir merhaba…

Yüzünde küçücük çocukların kırılgan ifadesiyle aralık bir bakışta tutulmuştum gözlerine. Benim kadar derin bakıyordun. Öyle zamana borcun yoktu diğerleri gibi. Göz kapaklarımın ağırlaştığını hissettirene kadar, içime doğru bakıyordun. İçim ne de çok ezildi gözlerimi kaçırdığım, başımı öne eğdiğim ve hatta ilk defa tenime dokunduğun zaman.
Söylesem hangi izi taşırsın bedeninde benden kalan ve kim bilir hatırlar mısın sırılsıklam bedenine dokunduğum anda sana söylediklerimi?

Canımdan çektiğin adını benim için saklar mısın?

Saçlarım darmadağınık…
Oysa daha bu sabah senin için hazırlanmıştı her şey.
Telefon defterine baktım, bir daha ve bir daha ve son bir defa. Seni aramak için sebepler yaratmaktan yorulan beynim sonunda uykuya verdi kendini. Aklım ve sen uykuya daldık.

On altıncı boyuttaydık seninle. Buraya kadar gelmemize izin veren ikinci boyuttu. Sayende arada geçen zamanları algılama fırsatım bile olmamıştı. Çünkü her şey çok hızlı olmuştu.

Oturdum… Elimdeki fincanda gittikçe soğuyan bir çayın ve vücuduna yavaş yavaş yayılan alkolün, az sonra bitecek hüznü yerleşmişti bakışlarımızın arasına.

Sanırım ben, bir tek seni alamadım o bakışların isimsiz randevularına.

Yapamadım…

O resmin üzerime düşen gölgesinden sıyrılamadım.

Hiç bilmeyecekti…
Duymayacaktı...
Yine kaldığı yerden alacaktı ellerini ellerine. Ama ben yine de yapamadım.

Mevsim sancıları yine her zamanki gibi gri şehrin sokaklarında içimi acıtıyor. Eksiliyorum senden içeri, sana doğru. Hiç kendine boğulur mu insan? Mahkemede hem sanık hem tanık olur mu? Erteler mi arzunun dolaştığı bakışları gözlerinden?
Terk eder mi o kırılgan titreyişi?

Anlaşılmayacak biliyorum. Yine de seni satır aralarına gizliyorum, kimse bilmeden, kimse duymadan.
Doğanın çam kokulu düşlerine emanet ediyorum o akşamı da. Işığın yerini küçücük ışıltılar almıştı hani.
Neredeyse sana (d)okunacaktım..

Dedim ya günlerden hangi cumartesiydi ve belki hangi pazar, hatırlamıyorum. Artık ne önemi var ki!?
Şimdi sana söyleyemediklerimi alıp yanıma gidiyorum.
Arkamdan bakar mısın yoksa gelir misin düşünmek istemiyorum ve yine her zamanki ve hiç bilmediğin gibi "sana" yalan söylüyorum.

Canımdan çektiğin adını benim için saklar mısın?

Painfully
01-06-2013, 05:30 PM
Yarın Sabah Uyandığımda Hala Beni Seviyor Olcak Mısın?


Biliyor musun, artık ağlamıyorum gidişine. Bir muhabbetlik sözüne yanıp tutuşsa da dudaklarımdan dökülmeyi bekleyen cümleler, söz verdim kendime, konuşmayacak dudaklarım sensizken senli günlerine. Yanında uysallaşan yüreğim yanından bile geçmiyor artık huzurun. İçimde senden kalan günlerden soluduğum birkaç yaşamalık nefesle, boşver diyorum, yaşamak da neymiş. Hiçliğim, ölüme davetiye çıkarıyor protokol koltuğuna. Bir yanım sensizlik, bir yanım azrail. Her seferinde ölüm duruyor terazinin ağır basan kefesinde...




Yokluğunda yaşamaya değer biçiyorum, açık arttırmaya çıkarıyorum nefeslerimi, kimse cevap vermiyor içimdeki çığlıklara. Umudum esir düşüyor kumdan kalelerimize. Ellerime kelepçe vuruyor "git" deyişin, esaretim çekilmez oluyor, hayallerim suya düşüyor gözlerinin hayalinde. "Sevmek, sevgilinin bulunduğu cehenneme yürümek, sevgilinin olmadığı cennete de gitmemekmiş." Oysa ben kor ateşlere yürürken, seni uğurluyordum umudun maviliklerine...




Şimdi yeni yolculuklardayım. Umutsuzluğun eşiğinde, cehennemin beşiğinde, hem de henüz hiç uyumamışken kuş tüyü dizlerinde. Ne olurdu sanki gözlerini gözümün yaşına, ellerini avuç içlerimin terine bıraksaydın. Birlikte yaşamanın hazzına bir türlü varamadık biz. Tam tuttum derken ellerini, inşa ettiğimiz kırık köprülerden nehirlere düşüp boğulduk, yüzmeyi hiç bilemedik biz. "Git" dedik birbirimize, gitmeleri hiç sevmediğimiz halde. Sen benden gittin, ben de kendimden. Ama ağlamıyorum bak gidişine. Unuttun mu, gözyaşlarımı hediye ettim ben, beni buralardan alıp sanagötüren o yeşil gözlerine...



Ben henüz sensiz yapamıyorum. El ele aşıklar geçiyor bazen, kızın saçı sana benziyorsa yüzümü çeviriyorum. Her kadın bana benziyor biraz; hassas, kaybetmeyi kabullenmiş. Ve her erkek sana benziyor; unutkan, yorgun, boşvermiş. Bu gece, dün gece; gecelerce günlerce, ben henüz sensiz yapamıyorum...

Painfully
01-06-2013, 05:30 PM
biliyormusun ?


Biliyor musun, yine bu kentin sokaklari ıslak. Bulutlar ağlıyor, bense onlara eşlik ediyorum

Ağladığımı kimseler fark etmiyor. Sırılsıklamım ve en çocuk halimle üşüyorum...
Böyle bir yağmurlu gecede çıkıp gelmiştin. O andan sonra yüreğime sakladım, her solukta duyabilmek için seni.
Başımız yoktu bizim, sonumuz da olmayacak. Bir anda başladık. Dokunan kadar dokunulanın da sarsıldığı o an boyunca yaşadık seninle aşkın tüm evrelerini; tüm umudunu, şefkatini ve fırtınalarını. Tek bir dokunuşta bir büyük sırrı paylaşarak yaşadik o muhteşem kavuşmayı ve hemen ardından kahreden o ayrılığı.
Ben sana yenik düştüm...
Sensizlik çok kalabalık geliyor yüreğime; taşıyamıyorum.
Öyle birşey ki bu; yağmurlarla birlikte ağlıyorum sana, bana... Yüreğime katıyorum seni katabildiğim kadar. Ruhum bembeyaz perdenin arasından sıyrılıp senin karmakarışık hayalinle dolaşiyor sensiz gecelerimde. O zifiri karanlıkta dualar ediyorum. Kendime bile dilemediğim dileklerle sürüyorum seni aydınlığa.
Tükenmiyecektik...
Tükenmiyecektim...
Boğazım düğüm düğüm. Bu öyle birşey ki; acılarin en kahırlısı. Ve ben kahroluyorum..
Söylesene. Sen benden Vazgeçebildin mi?
Oysa derdim ki; benim kırılgandır umutlarım... Biliyorum ki uzağa atarım yakınıma düşersin... Bu kadar yakınıma düşeceğini nerden bilirdim.
Ve bil ki çok sevdim seni kisa bir zamanda; bu lanet olasi mesafelere inat

Painfully
01-06-2013, 05:31 PM
ben yoktum ki sen olmadan, sen doğdun bende seninle var oldum
yada sen varolduğun da mı ben doğmuştum?
sen bende,yada ben sen de ,ne farkeder beraber doğduk ya birbirimizde
hani tenimiz değdiğinde birbirine kalplerimizde vurmuştu ya güm güm diye
gözlerimiz nasıl girmişti içi içine
benim gördüğüm herşeyde sen vardın senin gördüğün heryerde ben vardım
biz birbirimizde varolmayı öğrendik seninle biz birbirimizi var ettik varlıklarımızla
sen beni arıyordun herkeste ben seni soruyordum herkese
zaman tutmuyordu bir türlü sen çıkıyordun ben giriyordum her kapıdan
az önce geçmiş oluyordun, benim sonradan döndüğüm virajlardan
sen günaydın diyordun aydınlığa,ben iyi geceler diliyordum karanlığa
bir gündüz bir geceydik ayrı zamanlarda....
ama buldum işte seni, buldun işte beni ,gündüzle gecenin tam ortasın da
bu defa geç kalmadık zamanı tam ortasından yakaladık
tam çıkıyorken kapıdan gözlerinden yakaladım seni ben
tam dönüyorken virajdan karşım da durdun aniden
artık sormuyorum kimseye seni, artık arama herkeste beni
zaman gösterdi sonun da merhametini nihayet bulduk bizde bizi...
bir olmak birlik olmak birlikte dirlik olmak neymiş biliyoruz artık sevgilim.......

Painfully
01-06-2013, 05:31 PM
ö L ü M S ü Z K I R M I Z I G ü L L E R


"Kan rengi, kıpkırmızı güllere bayılırdı. Zaten onlarla adaştı da Kocasının sevgili Rose idi...Her Sevgililer Gününde kapısının önünde bulduğu enfes fiyonklarla süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı. Hiç aksamadan. Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış, gülleri kucağına bırakılmışıtı.Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük bir kartla birlikte. Her yıl güllere iliştirdigi karta ayni cümleleri yazardı : "Seni bu sene, geçen senekinden daha çok seviyorum." Birden, bunların son gülleri oldugunu düsündü. Önceden ısmarlamış olmalıydı. Öleceğini nasıl bilebilirdi? Zaten her şeyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi.Gülleri özenle içeri taşıdı. Saplarını kesti, vazoya yerleştirdi.Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine, gülümseyen fotoğrafının yanına koydu. Orada kocasının koltuğunda oturup saatlerce gülleri ve fotografı seyretti. Sessizce... Bitmek bilmeyen bir yıl geçti. Yapayalnız ve hüzün dolu bir yıl...Sonra bir sabah kapı çalındı. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi kıpkırmızı gülleri, üzerinde küçük kartıyla birlikte eşikteydi. Sevgililer Günü'nü kutluyordu. Gülleri içeri aldı. Saşkınlık içinde doğru telefona gitti. Çiçekçi dükkanını aradı.Onu bu kadar üzmeye kimin ne hakkı vardi? Biliyorum dedi, çiçekçi. Eşinizi geçen yıl kaybettiniz. Telefon edeceğinizi de biliyordum. Bugün size yolladığım gülleri çok önceden ısmarlayıp, parasını da ödemişti. Hep öyle yapardı zaten. Hiç şansa bırakmazdı. Dosyamda talimat var. Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım. Bir de özel kart vardı. Kendi el yazısıyla. Bilmeniz gerek diye düşünüyorum. Ölümünden sonra çiçeklere iliştirmemi istedigi kart. Rose hıçkırıklar arasında teşekkür ederek telefonu kapadı . Parmakları titreyerek zarfı açtı. "Merhaba sevgilim" diye başlıyordu kart. "Bir yıldır ayrıyız. Umarım senin için çok zor olmamıştır. Yalnızlığını ve acılarını hissedebiliyorum. Giden sen,kalan ben olsaydim neler çekerdim, kim bilir ?Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor. Seni kelimelerle anlatılamayacak kadar çok sevdim. Harika bir eştin. Dostum, sevgilim, benim. Sadece bir yıldır ayrıyız. Kendini bırakma. Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum. Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak.Onları kucağına aldığında paylaştığımız mutluluğu ve kutsandığımızı düşün. Seni hep sevdim.Her zaman da sevecegim. Ama yaşamalısın. Devam etmelişin. Lütfen mutluluğu yeniden yakalamaya çalıp. Kolay değil, biliyorum ama bir yolunu bulacağına eminim. Güller, senin kapıyı açmadığın güne dek gelmeye devam edecek. O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak, eve dönüp dönmediğini kontrol edecek. Beşinciden sonra emin olarak gülleri ona verdigim yeni adrese getirip seninle yeniden ve ebediyen kavuştuğumuz yere bırakacak."

Painfully
01-06-2013, 05:31 PM
Olmadı gitti ..





Boğuşma, didişme ve kavgayla dolu bir hayatın kanatlarına bıraktı bizi sessizlik. Zamanın elleri bu bedbin, kanaatsiz hayat kitabına yazdı durdu izlerimizi. Gençliğimizin erişilmez uzaklığına ve hayallerimizin dönüşsüz terkedişine hayıf dolu sitemler gönderirken, bu ağır darbeyle daha da incindik, küstük, kırıldık biz herşeye.

Acı hatıraların, ümitsizliğin ve inkarın zilleti yükleniverdi hep ruhumuzun derinlerine, çırpındık velakin atamadık sırtımızdan bu bitimsiz yükü.

Öyle bir yük ki bu, fakir ve zayıf mahallelerde gezen acımasız ölümün dişlerinden daha keskin, ateşten kuralları var, yaralayıcı tırnakların savunmasız bedenlerin etlerini lime lime ettiği gibi, yürekleri paramparça eden bir çıplak parlaklığı var, ufukta bir yerlerde kapkara gecenin sakinliğinde uyuyan şehir gibi ulaşılmazlık silahı var üstünde, öldürücü...

Oysa biz yürümek, yürümek isterdik. Başdöndürücü güzelliğiyle arzulu seslenişler gönderen mutluluk mabedine girivermek isterdik umarsızca. Sevmek isterdik belki, akasya dallarının naif kokularıyla serilmek isterdik gölgelere... Sonra tatlı esintilerin sarhoşluğunu, düğün arifesindeki gelinler gibi kucaklamak...

Aşk yüklü melodileriyle bir ney ezgisinin rehavetine dalıp gitmek, kelebek kanatlarıyla rüyaların diyarlarına kayıvermek isterdik habersizce...

'Şimdi'yi yaşamak, o uçsuz bucaksız aleme doğru koşmak, prangalarından kurtulmak isterdik yaşanmış acıların. Müebbeden gözlerini ezberlemek isterdik bahar bakışlı sevdaların, zambaktan bir taç yapmak isterdik sabahlar kadar güzel başına. Bırakıp gitmesin bizi, terk-i diyar eylemesin diye. Muallakta kalmasın geleceğe dair umutlarımız diye. Ve bedenlerimiz sevgisizlik çukurunun karanlık dehlizlerinde boğulmasın diye...

Oysa şimdi, mazideki gecelerin korkutucu heyulaları geliyor bir bir hatrımıza.. Yardım dileniyoruz kötü talihimizden, kırılmışlığın son hamlesiyle...

Ancak taşıyamadık bu ağır umutsuzluk zilletini, alev alev yanan dudaklarımıza bir damlacık hayat suyu umar gibi yaşadık zilletin en beterini...

Sonra kırıldık, çöktük, ağladık usulca... Gözyaşlarımız oldu dokunan dudaklarımıza, su yerine...
Olmadı hayallerimiz, olmadı sevdalarımız, olmadı düşlerimiz...

Olmadı gitti...

Painfully
01-06-2013, 05:31 PM
Sİtemİm Sana DeĞİl...
AŞka


GÖZYAŞLARIM,YAĞMURA KARIŞTI...YÜREĞİM İSE SICAKTI,GİDERKEN YANINDA GÖTÜRDÜĞÜN İÇİN O HEP ILIK BİR SEVDA SICAKLIĞINDAYDI...

BİLİYOR MUSUN? NE ZAMAN BİRİ BANA CANIM DESE, SENİN SESLENİŞİN KULAKLARIMDA ÇINLIYOR,İRKİLİYORUM,SENİN SULİYETİN SANIYORUM, NE ZAMAN BİR AYAK İZİNE TAKILSA GÖZLERİM,YÜREĞİME GELDİĞİN GÜNLER DE BIRAKTIĞIN AYAK İZLERİ AKLIMA GELİYOR, ÜRPERİYORUM....

YOKLUĞUNDA NELERİ YİTİRDİM...SEN YOKSAN, GÜL GÜZEL KOKMUYOR ESKİSİ GİBİ, NE DE YAĞMURDAN SONRA TOPRAK KOKUSU GELİYOR BURNUMA,BURAM BURAM...
YOKLUĞUNDA NELERİ YİTİRDİM,SEN YOKSAN ARTIK GÜLÜŞÜM BİLE İÇTEN DEĞİL, SEN KAHKAHALAR ATANLARA İMRRENİYORUM HANİDİR...SEN YOKSAN ,İPEKLER BİLE DALIYOR BEDENİMİ,SAKİN YANLIŞ ANLAMA...SİTEMİM SANA DEĞİL BEBEĞİM,SİTEMİM AŞKA...

SANA AŞIK OLMAZSAM,SENSİZ GÜNLERDE BÖYLE MUTSUZ OLMAZDIM, SEN, SEN DİYE YAKARIM,SABAHLARA KADAR YILDIZLARI SAYMAZDIM!... GÖRÜYOR MUSUN YOKLUĞUNDA NELERİ YİTİRDİM...AMA SİTEMİM SANA DEĞİL... SİTEMİM AŞKA!!!

Painfully
01-06-2013, 05:31 PM
bir ayrılık teklifi gelir ya ...



Hani böyle; o çok sevdiğin insandan aslında beklenen ama olmasını istemediğin bir ayrılık teklifi gelir ya…
Hani böyle; o an boğazına bir şey düğümlenir de konuşmakla konuşmamak arasında büyük bir mücadele verirsin ya…
Hani böyle; derler ya “başımdan kaynar sular döküldü” diye…
Hani böyle; ellerin ayakların titrer de bir yer ararsın ya tutunmak için kendine…
Hani böyle; “seni seviyorum lanet olası, ne olur gitme, yalan tüm söylediklerin” dersin ya kendinin bile duyamayacağı iç sesinle…
Hani böyle; daha o saniyelerde aşkını, yaşananları, umutlarını, heyecanlarını, varlığını kaldırmak zorunda olduğunu anlarsın ya sol iç cebinin en derin yerlerine…
Hani böyle; kimselere belli etmemeye çalışarak aşkını, ızdırabını, hüznünü; gülümsemeye çalışırsın ya zorlanarak…
Ve hani böyle; zorlarsın ya kendini “haklısın zaten sen söylemesen ben söyleyecektim bunu sana” demeye…

Aslında tüm bunlar yaşadıklarının ve yaşayacaklarının sadece ufacık bir bölümü bu ayrılıkta…

Telefonu kapattıktan sonra ilk olarak gülümsemeye ağlamamaya çalışacaksın…
Sonra; “yaşandı ve bitti” diyeceksin içinin yırtılmalarına aldırmadan…
Sonra; gülümseyeceksin ve hatta kahkaha atacaksın şaşırtıcı bir biçimde aptalca espriler eşliğinde…
Sonra; çok az bir zaman geçince üzerinden, gözünden birkaç damla yaş akacak fakat sadece o kadar…Çünkü ağlayamayacaksın…
Sonra; düşünmeye başlayacaksın “neden?” diye…
Sonra; kendinde ve ondaki eksikleri arayacaksın içini biraz olsun ferahlatmasını umarak…
Sonra; “çıksam buradan, alsam nevalemi gitsem sessiz bir yere dağıtsam biraz “ diye düşüneceksin…
Ve sonra; tekrar durup düşüneceksin, “neye yarar?”

Neye yarar?

Gitmek isteyenin ardından kal demenin bir faydası olmadığını biliyorsun çünkü…
Çünkü gidiyorsa sende yaşayacağı bir şeyin kalmadığını biliyorsun…
Çünkü bunu zaten bir kere yapmıştın ve bir ikincisinde bütün iplerinin kopacağını bileceksin…

Daha sonra; biraz olsun içinde kopan fırtınaları dindirdikten hemen sonra, düşüncelere dalacaksın…
Peşini bırakmayacak düşüncelerindeki sorular…
Günler geçecek, sen nasıl geçtiğine hayret ederken…

Ama her saniye;


Merak edeceksin; “şu anda ne yapıyor acaba?”
Merak edeceksin; “beni özleyecek mi?”
Merak edeceksin; “ona olan aşkımın büyüklüğünü gösteremedim mi acaba?”
Merak edeceksin; “tutmak istediğim o elleri şu anda kime dokunuyor?”
Merak edeceksin; “beni düşündüğü bir an oluyor mu acaba?”
Merak edeceksin; “günlerim nasılda hızla geçiyor , onsuz zaman geçmek bilmezken”…

Bir sürü soru işaretleriyle dolu geçecek günlerin…Düşündüğün ama aslında düşünmek istemediğin bir sürü şey geçecek ona dair içinden…Her gece onunla hayallerin olacak rüyalarında…Her gün ellerini tutmak, gözlerinin içine bakmak, sarılmak arzusuyla dolup taşacaksın…O bir zamanlar ellerini tutabilmek için canını verebileceğin elleri bir başkasının tutuyor olma ihtimali geçtikçe aklından çıldıracaksın, için kıskançlıkla dolacak…

Sonra;

Zaman hızla geçip gidecek sana aldırmadan…

Ve hikayen burada bitecek…Bir başka hikayeye; hiç beklemediğin bir anda, sen onsuz bir hayatı düşünemezken kendiliğinden başlayacaksın sonra…Unutup gideceksin, her zaman yüreğinin en dibinde taşıyarak bitmiş hikayeni…


Her son, yeni bir başlangıç demektir insanın hayatında

Painfully
01-06-2013, 05:31 PM
Dön; nasıl..kimle..
nerdeysen..!!


Yanımdayken zaman dururdu sanki.. Her saniyeyi bir ömür gibi dolu dolu yaşardım.. Şimdi ise zaman diye bir kavramım yok.. Güneşin doğuşluyla anlar oldum yeni bir güne başladığımı.. Uyanırdım, sol yanım hep boş.. Anlamsız gözlerle bakardım odamın soğuk duvarlarına.. Her an kapı çalacak ve sen gelecekmişsin gibi umutla beklerdim yinede.. Gelmeyeceğini bile bile kulağım kapıda olurdu.. Bunun acısıyla hazırlardım kendimi gecenin karanlığına.. Ve gece olurdu.. Gözlerimde gözyaşı, yüreğimde hatıran, sözlerinde ise sitem eksik olmazdı..

Bir gözlerin vardı, gözyaşım kaldı..
Bir yüreğin vardı, hatıran kaldı..
Bir sözlerin vardı, sitemim kaldı..
Bir hayat aşkım vardı, gitti yarım kaldı..

Ne zormuş meğer senden ayrı kalmak.. Bunları ilk kez bu gece döküyorum satırlarıma.. Her anımda, her dakikamda seni yaşamak nasılda acıtıyor yüreğimi.. Hayalde olsa hatırlıyorum oysa, yüzün ellerimin arasındayken aşka bakıyordun gözlerime.. Hiç aklıma gelmemişti ki seni doyasıya yaşarken birgün yollarımızın ayrılacağı.. Şimdi nasıl kanıyor yüreğim farkında olmadan bir bilsen.. Durduramıyorum bedenimde sızlayan ince sızıyı..

Son bir acım vardı, o da sensiz kaldı..
Ah bu canım güllere yandı, sensiz nefes aldı..
Yar yalan degildi, bir rüya gibiydi..
Bitti.. Yüregimde acısı kaldı..

Yokluğunda herşeye isyan etmek geçiyor içimden.. Kimsesiz kalmış bir çocuk gibi çaresiz ve yalnızım.. İmkansızlıklar içinde yaşadığımız bu aşkı her anımda anımsıyorum şimdi.. Bir çılgınlık yapıp ta gelmeni nasıl istiyor kalbim oysa ki bir bilsen.. Hiç olmazsa düşlerime gir.. Rüyalardımda hissedeyim seni.. Tenim tenine hasret.. Tenim kokuna, sana hasret.. Bir yanım delirirken yokluğunda, diğer yanımsa hep sineye çekiyor herşeyi.. Anla artık.. O senin kadar çok sevmedi.. Ve gitti..

Dön; nasıl kimle nerdeysen..
Dön; beni biraz sevdiysen..

Kaç saat, kaç gün, yada kaç ay geçti sensiz sayamadım.. Ama anladım ki acın bir cam kesiği gibi işlemiş içime.. Önceleri farkında değildim yüreğimde açtığın derin izlerin.. Ama sonra farkettim günden güne kanıyor.. Şimdi anlıyorum ki bir tarafım hep eksik.. Bitsin istiyorum artık bu acı.. Yüreğimde yanan bu ateşi söndür artık.. Günden güne eriyip tükeniyorum.. Yalnız geçen gecelerin karanlığına mahkum etme beni.. Bir sabaha daha sensiz uyanabilecek gücüm kalmadı..

Dön..
Yüreğimde hasret
Çaresiz kaldı..

Painfully
01-06-2013, 05:31 PM
SaDeCe SeviyOrum ..PaRamParÇa YüReğimLe..


Bekledim…gidip gelip baktım o telefonun anlamsız ekranına… Bekledim aramanı her dakika belkiler geçti aklımdan, her saniye keşke dedim kimse duymadan…korktum anlatmaya, hala seni sevdiğimi, hala sana deliler gibi aşık olduğumu anlamalarından korktum… insanların o lanet olasıca yüzlerinden sakladım gözlerimi…

Evet artık korkarak seviyorum seni ve bekliyorum… beklediğim günleri biriktiriyorum… her sabah uyandığım yeni güne senin adını veriyorum… gidişine yüklüyorum bütün mutsuzluklarımı… her gün karşılaşıyorum pişmanlığımla… Allah kahretsin neyi sevdim ben sende diyorum. her seferinde bir cevap bulmaktan nefret ediyorum…


Sana bakarken gözlerinde kendimi bulmayı sevdim…
Sana sarılmayı,teninin sıcaklığını dudaklarımda hissetmeyi sevdim.
Sana sarılıp uyumayı,başımı göğsüne yaslamayı sevdim…
Seni sevdiğimi defalarca haykırabilmeyi sevdim yüzüne…
Yokluğundan sonra fark ettim bağıra çağıra kavga etmeyi sevdim ben aslında…

Vurdum duymazlığındı belki de beni sana bağlayan …-kaçan kovalanır aptal kaçan kovalanır”-bunu bir türlü kabul ettiremedim beynime de kalbime de ve bu yüzden hep kovaladım….sende kaçtın…hızlı ve büyük adımlarla….kimi zaman koşarcasına kimi zaman yürüyerek…tam yakaladığımı sandığımda her defasında yerde buldum kendimi,elimde sen değil çakıl taşlarının bıraktığı yaralar oldu…derim parçalanıyordu seni severken,yavaş yavaş tükenmek buydu işte…

Seni severken bittim ben…yokluğunla tamamlanacak,yok olmaktan kurtulacaktım oysaki…nerden bilebilirdim ki gidişinin bitmek olduğunu,nerden bilebilirdim ki yokluğunun aslında öldürdüğünü beni…
İnsan bazen dönüşü olmayan kararlar veriyormuş onu anladım…saçma sapan bir inattı belki de yokluğunun sebebi….önemsizce bir olay sonunda tüketilen tek bir cümle hayatımın rotasını değiştirdi….artık fırtınada sürükleniyorum…yokluğunun,gidişinin fırtınası….


Ne olurdu sevsen beni?ne olurdu son bir şans verseydin bana?


Anlamıyorum,aklım almıyor bu kadar çabuk mu parçalanır sevgiler…bahsettiğim senin sevgin de değil belki bilmiyorum bilemiyorum…en azından benim sevgime saygı gösterseydin…ölür müydün sanki sevseydin beni?


Bu kadar zor olmamalıydı…ben fazlasını yapıyorum çünkü…zorlanmadan, korkmadan, bıkmadan, herkese-her şeye inat seviyorum….


Yazık benim kadar olamadı yüreğin…..ben senin sevgisizliğinden korkarken sen sevmekten korktun…işte en büyük fark buydu ve sen bunu hiç kabul etmedin…

Önceleri hatayı kendimde aradım,suçladım kendimi,aklımdaki her cümle seni haklı çıkartıyordu,artık kavgalarım kendimleydi…senden sonra bende kırdım kalbimi…bütün suçu onun üstüne attım,çaresizliğimden mi bilmiyorum tek sorumlu oydu kanımca…

Artık sadece seni suçlamıyorum yüreğimi parçalarken, bende yardım ettim…şimdi dokunmayı bırak bakamıyorum bile ona…defalarca aldığı darbeler bile rahat bıraktı onu.


Yüreğim artık yerde,yüzüne bile bakılmayacak bir leşten farkı yok….


Yüreğim paramparça….ve ona artık sadece sen değil bende bakmıyorum…
Yüreğim…benim umutsuz,çaresiz,tükenmiş yüreğim….


Şimdilerde fark ediyorum sevmek sevdiğini haklı çıkartmakmış…bana yaptığın onca şeyi yeni yeni hissediyorum.kimi zaman güçleniyor kalbim ayaklanacak oluyor,o zaman değişiyor benimde duruşum,sana karşı daha güçlü daha dik oluyor bedenim…tek bir bakışın omuzlarıma yüklenip yıkabiliyor beni olduğum yere… seni çok sevdim de sen anlayamadın bunu… yada anlamak istemedin. kimse seni böyle sevmediği için bir garipti bakışların. anlamadığın,anlam veremediğin bir şeye baktın sen sadece. haklıydın artık bende anlam veremiyorum seni sevmeme…neden diyorum neden bu kadar çok?çünkü artık sevmek mutluluk değil acı veriyor bana…sevmek kolay değil…sevmek derken bile zorlanmalı dilin çünkü o kadar değerli ve zor.sen bunu hiç anlamadın.seni sevdiğimi anlamayı beklemiyorum artık insan mutsuz olmak,acı çekmek neden ister ki....

Artık seni sevmek sadece mazoşist eğilimlerden ibaret geliyor bana.çünkü ben seviyorum ve anladım ki bu sevgi bana sadece acı getiriyor. seni sevdikçe canım acıyor…derime batıyor sevgim.kanım fışkırıyor kesik yaradan içimdeki nefreti akıtıyor…


Seviyorum ve yeniliyorum artık….

Düşündüm ve vazgeçtim Beklemekten seni.

Sadece seviyorum…


Paramparça yüreğimle….

Painfully
01-06-2013, 05:32 PM
GiT.......ME



GİT.......... ME

Gitmelisin...

Yüzünü bir daha dönmeden gitmelisin...

Ardına ve arkanda bıraktığın bana bir daha dönmemek üzere gitmelisin....

Bu güne kadar seni görmediğim bir gün olmamıştı... Her gördüğüm an daha çok özlüyordum seni... her gördüğümde içime biraz daha işliyordun... sensiz nefes alamayacağımı düşünüyordum... görüşemediğimiz iş saatlerimizde sesinle avunuyordum.. sesinle dolduruyordum içimde ki boşluğunu... sesin kulağımda varlığın içimdeydi...

Bir günü bir güne ekliyordum... Aşka aşık olmaktan vazgeçmiş, direkt sana aşık olmuştum... seni bir bütün olarak sevmeyi öğrenmiştim... içimde ki senden farklı yönlerini gördüğümde şaşırıyor ama hiçbir zaman vazgeçmiyordum seni sevmekten... artık sevgi ötesi bir durumdu varlığımda ki varlığın...

Ben ben olmaktan çıkmıştım...

Ben sen olarak yaşamaya başlamıştım...

Bir beklenti taşımıyordum sana karşı...

Bu güne kadar hep yalnızdım... yalnızlığıma dokunulmasını, kanımda dolaşan özgürlüğümün kısıtlanmasını düşünemezdim... Fakat, yanımda olan senle yalnızlığım dağılmaya başlamıştı... çevreme ördüğüm duvar gittikçe yıkılıyordu... Korkmam gerekirdi ama keyif alıyordum... Yeni bir ben buluyordum karşımda...

Bir beklenti istemediğini fark ettiğim anda şaşkına döndüm... Korkmuştun... Kaçmak istiyordun... Yaşantında gittikçe şekillenen ve gittikçe sevdiğin benden korkmuştun... Beni daha fazla sevmekten korkmuştun... Benim sevgimin sorumluluğunu taşımaktan korkmuştun... Beni taşıyamamaktan korkmuştun...

Aramıza bir mesafe girdi korkularımızın açığa çıkmasıyla...

... Kavgalarımız çıkmaya başladı... Beraber yapamıyorduk ama ayrı iken hiç olmuyordu... Bir müddet ayrı kalmak istiyorduk...

Sevgi yüreğimde sensizliğe teslim olmuştum...

Beklediğim seni sana teslim etme zamanı idi...

Yüreğimde ki acıya rağmen sana seslendim...

“GİT”, dedim...

susma hakkını kullandığını söyledin...

ancak alamıyordum sevgiyi... veremiyordum sevgimi...

sevgimiz donmuş ve kalıp şeklinde bekler gibiydi...

ve biz yenilmiştik...

"GİT" dedim...

Kanayan yüreğimde ki yara daha da açıldı...

"GİT" dedim...

gitmeni hiç istemedim...

gitmeyi hiç istemedim...

"GİT" dedim...

"ME" ‘yi ekleyemedim...

"GİT............. ME

Painfully
01-06-2013, 05:32 PM
Hoscakal Aşkların En güzeli Seni Sana Emanet ediyorum



Uzaklara dalıyor gözlerim. Bulutlar gri.. Bir rüzgar esiyor ve üşümeye başlıyorum.
Saçlarım yüzümü kapatıyor, elimle açmaya çalışıyorum..
Ama duruyorum sonra.. Belki de rüzgarın elleriyle dokunuyorsun saçlarıma…
Kapatıp aslımı tüm gerçeklere, suretime açıyorum ruhumu..
Sessizliği dinliyorum, içinden sesini duyacakmışım gibi.
Sanki birşeyler fısıldayacaksın bana, daha önce hiç duymadığım, hiç bilmediğim bir şey..
Ellerimle toprağı avuçluyorum, onunla karışıyorum hayata,
sen oluyorum, sendeki ben oluyorum biraz da..
Tüm dünyayı susturup, konuşmak istiyorum seninle, fikrimde bile olsa yeter bana..
Artık seninle ilgili en küçük bir düş, en küçük bir anı, en küçük bir ses, ufacık bir düşünce bile avutabiliyor beni.



Tanımlayamadım..
Varlığında içimdeki heyecan, yokluğunda yüreğimdeki korku muydu aşk?
Yarım kalmışları tamamlayamamanın verdiği huzursuzluk muydu yoksa?
Belki de sendin aşk bende, ben bunu hiç farketmedim.

Öğrendim..
Yokluğuna alışmayı, sensizlikte bir başıma savaşmayı.. Bunları hiç bilemem,
bilsem de öğrenemem, öğrensem de yaşayamam diyordum oysa.. Neleri öğretiyormuş bu hayat insana..

Unutmadım..
Seni unutmak aklımdan bile geçmedi, düşünmedim bunu hiç.
Öyle çoktun ki, hiç bir yere sığdıramadım seni. Ne aklıma ne de yüreğime..

Sözler bitti..
Böyle bitmemeliydi oysa, çok cümlesi vardı kurulacak bu hikayenin, senli, benli “biz” li öznelerle..
Daha o kadar söylenmemiş, ertelenmiş, yaşanmamış varken, yazmamalıydı hayat sonunu böyle..

Sustum..
Ağlamıyorum artık..Saymadığım kaç zamandır gözlerimden bir damla bile gözyaşı akmıyor.
Ne sana dair ne de hayata, içimde bir yerlerde gizliyorum onları da, seni gizlediğim gibi.

Sızlıyorum..
Zaman sarıyor elbet kanayan yaraları, gittikçe acısı azalıyor, ama geçmiyor bir türlü.
İnce ince sızlıyor saklı bir yerlerde, dokunulduğunda tekrar başlıyor acımaya.
Bir perde açılıyor önümde, geçmiş zamanlara dair.. Gözlerimi kapatıyorum..
Sendeki ben oluyorum..
İlk bakışın canlanıyor gözlerimin önünde, gülümseyişin..
Sonra gidiyorsun, ardından bakıyorum öylece durup ben de..
Durdurmak için bu gidişi, sarılmak istiyorum ellerine, yapamıyorum..
Kapanıyor perde…
Suretimi kapatıp aslıma dönüyorum yine..

Şimdilik;
Hoşçakal..
Aşkların en güzeli,
Kavuşur elim sana günün birinde,
Sarılıverir beline,
Dokunur tenim sana yeniden..
Hangi gün taşınır dönerim,
Bilinmez..
Boş kalacak yüreğim,
Söz verdim sana,
Ölene kadar…
Ben seni sana emanet ettim sonsuz sevdam..
Yüreğimin senli olan yanını alıp, ayak izlerimi bırakıp ardımda, yürüyorum sonu sana çıkan yollarımda…

Painfully
01-06-2013, 05:32 PM
ÖZLEDİM
Özledim! Doğru kelime bu mu bilmiyorum... Sanırım daha fazlası. Kendi alfabem olsa ve kendime göre dizebilsem harfleri, yeni kelimeler türetsem yokluktan ve yazabilsem... Türettiğin her yeni duyguyu, her yeni düşünceyi dile getirebilsem. Sadece bende kalacak gibi anlamın. Sadece benim alfabemde...

Günler ne kadar da hızlı geçmiş. Neredeydim, neredeyim. Var mıydın, yok muydun? Öptüm mü, sustum mu? Ki ben çok severim "susmak" fiilini. Sevmez oldum, sevmek nedir bilmez.
Özledim! Doğru kelime bu mu?
Bilmiyorum...
Büyüyen bir şeyler var. İçime sığmıyor artık uykusuzluk. Uykusuzluk; geceden çalınan ve sana eklenen dakikalar... dakikalar; seninleyken saatler. Saatler; artık bakmıyorum!

Özledim! Doğru kelime bu mu?
Bilmiyorum...
Özeldin
Üzüldüm
Üzüldün

Painfully
01-06-2013, 05:32 PM
Neden bu kadar hayatımın içindesin ki sanki? Beklenmeyen bir anda geldin ve hayatımın tamda merkezine oturdun kaldın... Oysa ki sen davetsiz bir misafirdin sence de haddini aşmamış mıydın uzun zamandır kimsenin girmediği(giremediği)kalbimin gizli kapısını tıklarken(!) ? Önce o kapıyı duymamazlıktan geldim , kaçmaya çalıştım ; yok olmadı işte... Sen o masumluğunla o kapıyı tıklarken sana karşı kayıtsız kalamazdım duyuyordum seni..


Günden güne alıştım sana... Oysa ki ben çok korkuyordum sana alışmaktan; çünkü biliyordum , adım gibi biliryordum bir gün gideceğini... Sen bambaşka bir mevsimin çiçeğisin , ben hep sonbahar.Ben bir çiçeği yeşertecek kadar güçlü değilim anla bunu,güneşim yalancı ısıtamaz ki yüreğini!


Kaçıp kurtulmaya çalıştıkça daha çok içine girdiğim bir girdap gibisin...Yok mu bir kurtuluşum?

Adı aşk mı bu alışkanlığın? Aşk olmamalı ben hep kaçtım aşktan , aşk beni böyle ansızım , ummadığım bir anda yakalamış olamaz..Yoo aşk değil bu , aşk olamaz , olmamalı peki öyleyse ne?


Biliyor musun kalbimin senden önceki davetsiz misafiri de böyle masumca ansızın gelmişti... Kendimce kalbimdeki misafire hürmette kusur etmemiştim ; ama neden bilmiyorum o giderken kalbimide yakıp yakıp öyle gitmişti , ancak toparlandım derken şimdi de sen? Yoo hayır kalbim artık çok güçsüz bir kez daha yıkılırsa toparlayamam onu , bir gidişi daha kaldıramaz ..


Ah bir bilsem ki hak edeceksin bu sevgiyi kabulümdür senle gelen her hüzün ; ama bilmiyorum.. Tek bildiğim er ya da geç gideceksin, ben benle tek bırakıp gideceksin...


Evet korkuyordum sana alışmaktan , korktuğum başıma geldi alıştım; ama daha vakit erken gideceksen şimdi git sana daha çok bağlanıp sevmeden... Hiç girme kalbime sessiz sedasız git...
Gitmeyeceksen de öğret bana sevgiyi taa en başından yalansız , yanlışsız!

Painfully
01-06-2013, 05:32 PM
Elim sol yanağında, gözlerinden senli zamanları yudumluyorum. Susadıkça içiyorum, içtikçe kanamıyorum…Daralıyor akrep yelkovan arası; zamansızlaşıyorum.
Bir el dokunsa içime, titrer acımdan, alevim kucaklar şehri, yağmurlar dindiremez bendeki kundaklanmış köşkünü. Küllerim… küllerin… ve sarmalanmış bir ayin kutsallığında yaşanmış zamansızlıklar; hediyesidir elementlerin.

Bir vapur esintisinde sakladığım kokun dalgaların kıyıya vurumu şiddetinde aşındırıyor sabrımın taşlarını. Ahir zamanlar gelmek bilmiyor. Gözlerim kapanıyor senli rüyalara, bir liman gölgesinde kirpiklerin düşüyor aklıma. Sığınıyorum köpüklerin ardına, sımsıkı rüzgar kucaklıyor beni; senden elçi…. bir gülümseme ikram edip içtenliğimle ağırlıyorum.

Gidişlerin hüznüme yataklık eder, gece baskına uğrar gözbebeklerim ve teslim olurum özleminin namlusu dayandığında kalbimin alnına… kendimi ele verişim sana teslimiyetlere
hazır oluşumdan, biliyorum sebepsiz baskınlarının sebebidir özlemimin isyanı. Ve ellerim kelepçeliyken sıcaklığınla, sessizliğim müebbete hazırlanışım… nasıl da vazgeçiyorum kendimden senli zamanlar için…

Uzak denizlerdeki bir sahilden adımlıyorum yalnızlığı. Her adımda kırgınlıklarım batıyor içime kendi kendimi incitip, sende onarıyorum yaralarımı. Anılarımın önünden geçiyorum ne kadar da değişmişler zaman geçtikçe, yapay ve karanlık bir boşluktayım. Adımlarım ağırlaşıyor yapaylıkta kaybolma umuduyla ama ben hep aşkın bilinmeyen hallerine çıkıyorum. Ekleri ayıklasam çıplak kalır duygular, aitlik değil de dâhil olma hallerinde kalıyorum o yüzden.


Aynadaki yüzümden, gözlerimden sancılı günleri yudumluyorum. Yutkundukça acılaşıyor yokluğun, gözlerimden yansıyan parlaklık damıtılmaya hazır panzehir dilime. Yalnızlığın tadını çıkarmayı deniyorum, posası kalıyor ellerimde, tükürsem kurtulurum yanılgısına düşüyorum. Yapışıyor damağıma, peltekleşiyor dilim ve anlamsız kelimeler kazanında kavruluyorum…. Elimde kalanlara bakıyorum; avuntularıma…. Ne çok düşüyorum sana ….

Acı insanı büyütür. Büyümeyi öğreniyorum seni severken. Büyümek bana ne kadar yakışır bilmiyorum. Ben sende zaten küçüğüm, kalbinin cebine sakla beni, zehirlemek istedikçe zihnini, çıkar ve yak...... yağmurlar dindirsin sağnaklarla…

Şimdi senin ıhlamurların kokuyor buram buram. Ben bir kiraz ağacının altında oturmuş sensiz zamanlarıma ağıtlar yakıyorum, tütün kokuyor ellerim. Dökülen kurumuş yapraklarını defter aralarında saklıyorum sonra onlardan kendime bir masal çizip aşık oluyorum.hezimete uğruyor direnişlerim, ellerim havada, yine hedef oluyorum Eros’un oklarına....

Kendi sonbaharıma yabancıyım, senin baharlarına tanıdık... Rüzgarların bekçisine emanet ettim saçlarımı. Suskunluklarını sakladığın bakışlarını taç yaptım, rüzgar krallığında prenscilik oynuyorum perdeler kapanana kadar...

Painfully
01-06-2013, 05:32 PM
Özlenene...Yüreğimizden birkaç satır...

Ağla sevdiğim…
Göz pınarların hiç bu kadar çaresiz değildi belki.
Ve sen hiç böylesine kederle bakmadın bu şehre, daha önce.
Üzülme!
O ay gibi parlak göz bebeklerini titreten,
sımsıcak bakışlarını, Kız Kulesine zincirleyen,
ıslatan, meltem soğuğunda pembeleşen yanaklarını,
dudağının kenarından geçip, yer çekimi istikametinde süzülen…
tertemiz damlalar,
alelade bir yerin zeminine değil,
İstanbul’a düşüyor!

Her gün, bir gün öncesinden daha güzel,
Ve daha masumdun her ağladığında, gülen güllerden...
Biliyorum, sen de sevdalıydın benim gibi,
sen de çay içerdin Küçük Ayasofya’da pazar ikindileri…
sen de binerdin Üsküdar vapuruna, seyretmek için martıları, akşam üzeri…
sen de erken kalkardın sabahları simit kokusuna…
sen de yürürdün Beyoğlu’nda, bir aşağı bir yukarı, öylesine…
Biliyorum, sen de sevdalıydın benim gibi,
İstanbul’a...

Dökülürdü kirpiklerinden Çamlıca Akşamının kızıl güneşi...
Sessizliğinde boğardı, gündüz keşmekeşinin son kalıntılarını...
Böyle bir akşamın ardından, vururken avuçlarıma Eyüp Sultan sabahının ilk ışıkları,
Üç şey için yakarmıştım Allah’a;
cennet bahçesi,
İstanbul kokusu,
ve sen...
Şimdi ise senin yokluğuna ağlar, kimsesiz güvercinler...
Alışamadım gidişine inan!
Yine de kesmedim umudumu, ne cennetten ne İstanbul’dan...


Artık sen yoksun ama...
Beni teselli eden İstanbul var.
bir de Haliç yakamozunda asılı kalan gülümsemen...
Ben seninle yaşadım bu şehri, şimdiye kadar,
Ve bir gün bırakırsam, sensiz yaşamayı da,
gene bu şehirde bırakırım.
İstanbul kokulum...

Painfully
01-06-2013, 05:32 PM
Gözlerimden yaş misali düşüşünü seyrediyorum



Gözlerimden yaş misali düşüşünü seyrediyorum öylece
Nasıl süzüldüysen içime,aynı şekilde gidiyorsun işte...sessizce

Ne değiştirebilir şimdiden sonra bu kaderi?
Sen mi?
Güldürme beni...Her gidişinde dünyamı bir hiçe çeviren,görmezden gelen hüsranımı...ve uğruna nice ağıtlar yaktığım,nice şiirler yazdığım,adını kalbime kazıdığım...
Sen...?
N'olur güldürme beni haline...
Gelirsen diner sandığım yalnızlık durulmuyor
Meğer kendimeymiş yalnızlığım,ağır geliyor...
Yaralarım onarılmaz artık.Aşkından kurtuldum ya,illa bir iz yapışacak yakama.Çek gölgeni peşimden,inan sensiz daha mutluyum ben...
En acı anlar boğazımda düğüm işte.Ne kadar yutkunsamda,hazmedemiyorum onca kırılmışlığı.Sendeki ise;sadece vicdan rahatsızlığı...
Hiç beklemediğin anda;
vuracağım kalbinin orta yerinden ta...
Aniden gelişin gibi,
Ve gidişin gibi,
Hatta tekrar tekrar dönüşün gibi olacak herşey.
Tüm acılarımı yakıp küllerini göndereceğim sana.
İbret-i âlem olsun diye,çektiklerimi,beni biraz olsun anla diye,bir daha dönme diye!!!
Gün oldu,devran döndü
Sen niyetlendin bu kez sevdama
Gel bakalım kapıma
Hâlâ açan bir ben var mı ardında?
Üzgünüm...Seni tekrar sevemeyecek kadar ruhsuzum artık
Bu kez de sen anla!!!

Painfully
01-06-2013, 05:33 PM
Sevda Sokagında kanayan yaramSın


Yorgunum.
Yoruldum..!


Yordular Yar..!


Senden yoksun ilerleyen her dakikamda sızlanmaktan ..
Her yalnızlığımda ki yalvarışımdan ..
Her Gecede yıldızlarla dertleşmekten ..
Yoruldum !


Çıldıracağım İnanki ..
Yokluğun bana hem yara hem deva olmasa ..
Yokluğunda sızlayan yaram , hayalinle avunmasa ..
Yalnızlıktaki yalvarışımı , Sesin kandırmasa ..
Yıldızlarla dertleşmemi , ışığın bozmasa ..


***
Geceye hep seni anlatmaktan ..
Her saniyeye seni koymaktan ..
Her geceye resmini çizmekten ..
Yorgunum !


Da ..
Yorgunluğum resmini çizmekten değil ..
Sensiz dakikaları saymaktan değil ..
Geceye seni anlatmaktan da değil ..


***


Resmini gecenin görmemesinden ..
Dakikaların Beni dinlemez gibi geçmesinden ..
Ve gecenin anlamamasından şikayetçiyim ..
Ve seni anlatacak kelime aramaktan Yorgunum ..

Yordu !
Gözyaşlarım gözlerimi ..
Yorgun düştü yüreğim ..
Söylemek istediğini anlatamamaktan ..
Yordun yüreğimi sevdiğim ..
Kendini saklamaktan ..


***


Nerdesin ?
Hangi Şehirde ?
Benim bulunduğum yerin neresinde ?
Neresindesin Yüreğimin ..
Neresindeyim Yüreğinin ..

Nerde olursan ol ..
Bi defa olsa gülümse karsımdan bana ..
Umutsuzdum yoksun diye , çok ağladım sensizliğe..
Kaybettim kendimi , Yok yüreğim , Verdim sana ..


***


Ben Kendimi kaybettim ..
Hayallerimden bana işledin ,
Ruhumdan Bana eser bırakmadın ..
Beni arıyorum artık ..
Boş , ıslak sokaklarda ..

Kendimi inanki çok aradım ıslak kaldırımlarda..
Kaldırıma bakıpta ,
Yüzümün yansımasını görürmüyüm diye ..
Çok dolaştım yalnız yalnız o sokaklarda ..
Aynaya bakmaya Korkar oldum ..
Her aynaya bakışımda seni görmekten ..
Ya Dayanamazsa Yüreğim Bir gün ..
Kaybolur giderse karsında , aynada ..


***


Islak kaldırımlarda arıyom şimdi kendimi ..
Ben yansır mıyım acaba kaldırıma ..
Benim kendimi aradığım kaldırıma sen yağıyorsun aslında ..
Baktığım her yer sensin..
Sen oldum ..
Benim kim oldugum önemli değil ..

Yoruldum aramaktan kendimi ..
Yordum Yüreğimi ..
Yordu beni kaldırımlar ..
Korkuttu aynalar ..
Ben kendimi ararken sokaklarda ..
Serseri bir kuş gibi uçmuşum aslında ..
Sevdanın sokağında ..


***


Vuruldu artık artık o kuş kanatlarının altından ..
Tekrar uçabileceği meçhul ..
Yaralı şimdi ..
Düştü Sokağın ortasına ..
Kalkabilirse tekrar uçup gidecek uzak diyarlara ..
Ama yaralı ,
Kanı fazla ..
Kalkamayacak yerinden ..
Kalacak sokakta ..
Sevdanın ortasında ..
Kanayan bir kanatla ..

Koskoca sevgi ülkesinin ..
Boş bir sokağında ..
Umut caddesi ile zaman bulvarının arasında ..
Kanadı kırık ,
Yüreği yaralı ..
Ağlıyor , Sızlıyor , Acıtıyor yarası ..


***


Zaman ya onu vuracak tamamen öldürecek ..
Ya da duracak dünya dönmeyecek ..
Sevda takviminin Kimbilir hangi gününde ..
Zamanın Hangi dakikasında bilinmez ..
Yüreğin yaralarının sarılacağı ..

Sevda aynı hissi taşımaksa ..
Aynı hayallere dalmaksa ..
Paylasmaksa ..
Ve ben o sokakta uçan kuşsam ..


***


O Sokakta Kalacağım hep ..
Yemin ederim sana ..
Yüreğim sende olsada ..
Yaram durmaksızın kanasada ..
Ölümü bekleyen hasta gibi ..
Bende bekleyeceğim seni

Painfully
01-06-2013, 05:33 PM
bekliyorum;gelmedin hala......


Akşam güneşi kızıla boyamışken ortalığı, hava serinlemişken gel! Günün yorgunluğu terk etmişken bedenimi ve kahvem henüz soğumamışken...
Fırsat verme hüzne, sen tut ellerimden; yalnızlıktan önce sarıl boynuma...
Gözüm hala görür, gönlüm katlanırken; hasret yüklü türkülere başlamadan gel!
Düşünceler zihnimi zapt etmeden, yürek yarasını deşmeden önce; usulca yanaş arkamdan, fısılda kulağıma �Ben geldim!" diye...
Evlerin ışıkları yanmadan, benimki karanlıkta kalmadan önce gel; kaldırımlar yükünü boşaltmadan�
Geceler uzun sensiz...
Dağlar güneşi uykuya çağırmadan gel!
Yıldızlar yanıma inmiş, sohbet koyulaşmışken gel; tanıştırayım onlarla zaten bildikleri seni...
Gözlerim bulutlara mıhlanmış, dudaklarım titrerken gel; mutluluktan süzülsün damlalar...
�Dünya fani, her şey yalan!� diye söylenirken gel; yaşamım anlam kazansın yeniden!
Sarı bir gül olsun elinde ya da varsın olmasın; sadece yüreğinle gel!
Avuçların taze ekmek; tenin, yağmur içmiş toprak koksun,
Gözlerinde ışıltılı bir hüzün, yüzünde çekingen bir gülümseme olsun!
Ne yapacağımızı bilemeyelim bir süre�
Ve aynı anda diyelim; "Hoş geldin!" ve "Hoş bulduk!"...

Kahvelerimizi yudumlayalım, ay ışığı vurmuş balkonumda;
Geldiğin diyarları anlat bana�
Yalnız mısın, mutlu musun, sen de özlüyor musun?
Seni beklemekle geçen şu ömrüm; isterse, geldiğin gün son bulsun!
Ölümden bahset bana, tıpkı yaşamak gibi kanatıyor mu insanı?
Yahya Kemal haklı mı, memnun musun yerinden?
Bilirim, saçma bulacaksın sorularımı, �döneceğim!� diyeceksin; ne �gitme!� ne de �kal!� çıkamayacak ağzımdan...
Ama, sen gel hele; söylenmedik hiçbir şey bırakmayalım sabaha...

Bir hayalin bitişiyle son bulsun pişmanlıklar�.
Bir gülüşün kalsın bende; donmamış, tozlanmamış; hala sıcak ve taze�
İçimi ürperten bir dokunuş, bir öpüş�
Ve sevdiğini söyleyen tatlı, ılık bir ses�
Pası silinsin kulaklarımın...

Biliyorum, çabuk geçer zaman, ansızın doğar güneş�
Son kez sarılmak ne demek, yeniden öğreniriz.
Ardından bakarken, paha biçilmez bir anın minneti olur içimde ve bir daha yakalanmayacak mutluluk için keder�
Kader deyip geçemem; attığın her adım ömrümü eksiltir, sensiz geçen her saniye uzarken�
Ve gözyaşım, düştüğü her yeri yakar!
Doğamam ölümlerden�

Hayat!
Sadece gözyaşıdır belki�
Başı sonu belli bir yol�
Azığına razı olup devam etmek gerekir.
Ve er geç, tek başına kalacağın gün gelecektir.

Ne olurdu sanki,
Bu insafsız yolda,
Bir an için de olsa beraberce yürüsek!
Yalvarsam fayda eder mi, ya bağırsam; feryat figan!;
�Gel!� desem, �Yeter!� desem?

Hasret!
Davetsiz bir konuk gibi yerleşmiş yüreğime...
Nereye saklansam, yokluğundur yüzleştiğim...
Ne çok şey varmış,
Sana benzeyen, seni hatırlatan...
Bilemezsin !

Dün, birini sen sandım telefonda...
Nutkum tutuldu bir an...
Biliyorum olamazdın,
Ama muhtaçtım işte,
Rüyalardan da taşındın!

Ah ölüm!
İsteyince fersah fersah uzağında...
Ummadığı anda yanı başındasın insanın!
�Gel!�dedim kaç kere, �Canım senindir!�
Onunkini alıverdin bir çırpıda,
Benimkine kıyamadın!

Yaşamak güzel diyorlar.
Ölüm olmasaymış,
Bu kadar kıymet verilmezmiş hiçbir şeye...
Acı, hayatta olduğunun kanıtıymış bir bakıma...
Demek ki yaşıyorum,
Yaşıyorum yaşamasına da
Gelmedin hala!

Ah..........
Bu gece de gelmeyecek beklenen...
Güzel bir düşten, çaresiz bir gülümseme kalacak geriye...
Uzun süren yangınının tek kârı olacak;
Bu alevden satırlar!

Painfully
01-06-2013, 05:33 PM
beraber kendini dışarı atmıştı. Nereye gideceğini, ne yapacağını, nerede soluklanacağını bilmeden, öylece bırakıvermişti kendini sokaklara. Aslında gezmeyi seven de bir insan değildi. Hele hele de hava sıcaklığının böyle otuz derece olduğu güneşli günlere hiç tahammülü yoktu ama evin dört duvarı arasında kendi kendine kalmak ruhunu daraltmıştı.

Etrafında konuşacağı pek insan da yoktu zaten. Hem olsaydı da ne konuşacaktı ki? Nelerden bahsedecekti? Okuduğu kitaplardan mı? Suladığı çiçeklerden mi? Öylece boş boş, saatlerce hiçbir şey yapmadan oturduğundan mı? Arayıp sormayanlardan mı ya da aramak isteyip de vazgeçtiklerinden mi?

Bu konuları, var olan birkaç komşusunun da dinlemekten pek hoşlanacağını sanmıyordu doğrusu. Çünkü onlarla ne zaman bir araya gelse ya kocalarını çekiştiriyorlar ya birbirlerinden elişi örnekleri istiyorlar ya da falanca şunu yapmış filanca da şunu, onlardan bahsediyorlardı. Açıkçası, bunlar da onun ilgi alanına girmiyorlardı.

Zaten her zaman onların yanında kendini bir yabancı gibi hissediyordu. Onların konuştukları, uzaktan bir melodi gibi yavaşça bir kulağından giriyor ve de öbür kulağından çıkıyordu. Yüzleri bir sisin ardında eriyor, geriye onlardan sadece birkaç fısıltı kalıyordu. Ne dediklerini, nelerden bahsettiklerini anlayamıyordu çoğu zaman. Bazen anlamaya çalışıyor, bunun için kendini zorluyor fakat bir yerden sonra yine ipin ucunu kaçırıyordu. Utanıyordu; onların yanında onları dinliyormuş, anlıyormuş gibi görünüp başını sallamaktan, papağan gibi “hı hı” demekten, elini kolunu bağlayıp boş gözlerle onların gözlerine bakmaktan utanıyordu. Sıkılıyordu aynı zamanda da. Bir çeşit oyun oynadığını düşünüyordu ve onlardan ayrıldıktan sonra, tüm bu sahtekar davranışlarından dolayı kendini affetmiyor, sürekli suçluyordu. En sonunda da aldığı karar, bu oyunu fazla sürdürmemek için, onların topluluğuna katılmamak, onlardan kendini soyutlamak, biraz mesafeli davranmak isteği oluyordu.

Hayat her zaman, herkese istediği gibi bir arkadaş kazanma ve yıllarca da o arkadaşlığı sürdürme lütfunda bulunmuyordu doğrusu. Kimi zaman rüzgar başka şehirlere itiyordu kişileri, başka iklimlere, başka seyirlere. Kimi zaman yapılan yanlış bir hareket, atılan yanlış bir adım yollarını ayırabiliyordu dostlukların, yönünü çevirebiliyordu bakışların. Gönüllerin arasına aşılmaz duvarlar örebiliyordu. Bir daha onarılamayacak çizgiler, kırıklar ya da çatlaklar oluşturabiliyordu. Kimi zaman değişen yaşam koşulları, ağır şartlar kişilerin seçimlerini, hoşlantılarını değiştirebiliyordu. Eskiden beğendiğini şimdi beğenmiyor ya da eskiden beğenmediğini şimdi beğenmeye başlıyordu. Bir yolda yan yana giden insanlar, bir bakıyorlardı ki, artık başka semalara doğru kanat açmaya başlıyorlardı. Yıllardır arşınladıkları sokakları yürümekten, oralardaki havayı solumaktan, aynı yüzlerle selamlaşmaktan bıkar oluyorlardı. Kimi zaman da kendini ifade edemeyiş, onunla yan yanayken konuşacak iki kelam bulamayış, en baştan seni kendi yalnızlığına itebiliyordu.

Onun yalnızlığının nedeniyse daha farklı bir sebepti. Zaten herkesin de kendince bir sebebi yok muydu? Kendince bir fırtınası, kabuğunu kırmış duyguları, kabaran dalgaları ve o dalgaları kıran farklı birer dalgakıranları yok muydu? Herkes kendince bulurdu yolunu. Kendince toprağa kök salardı, büyürdü, uzanırdı dalları göğe doğru. Çiçek açışı, meyve verişi ve yapraklarını döküşü hep kendince olurdu. Onun nedeni de kendinceydi işte!

“Merhaba iki gözüm;

Bu bir terk ediş, bu bir elveda deyiş, bu ansızın bir sahilden çekiliş ve de en önemlisi bu bir kaçış değil, bunu bilesin. Bu yeni bir hayata, biraz çekinerek biraz da korkarak, zorlu bir süreçten sonra karar verilmiş sıcak bir merhaba.

Geceler o kadar büyüdü ki gözümde, nefesim o kadar daraldı ki boğazımda ve…ve anılarım o kadar dayandılar ki kapıma, bu kararı almak hiç de kolay olmadı.

Dayanıklı bir bedenim, acı geçirmez kararlı bir yapım, sağlam bir gönül gücüm var sanırdım hep. Yılgınlığı, yenilmişliği, acılar ya da olaylar karşısında tükenmişliği kendime yakıştırmazdım hiç. Umudu elden bırakmazdım. Yeni doğan günden beklentilerimi, asla çıkarmazdım aklımdan. Olasılıklara dayardım hep sırtımı; bedenimi öyle kolayca bırakıvermezdim yerlere. Sığınmazdım kederin içinden çıkılmayan o kuvvetli ve insanı sardı mı kolayca bırakmayan hüznüne ama bu hüzne, ruhumu saran ve de sardıkça yakıp kavuran bu kedere karşı koyamadım. Bu amansız rüzgarın önünde bir kaya gibi olamadım. Delip geçemedim bir kurşun gibi acının içinden.

Bu öyle bir durumdu ki, öyle kahrediciydi ki, ne yapacağımı bilemedim. Yüreğimin sızlayan yanına, neyin iyi geleceğini kestiremedim. Çaresizliğin içinde düğümlenmiş gibi hissettim kendimi; tıkanmış gibi… Söylenecek hiçbir kelimem yoktu sanki. Kendi içime sustum birdenbire. Tüm düşünceleri beynimden uzaklaştırdığımda ise bir uğultunun içinde buldum kendimi. Öyle bir uğultuydu ki bu, boğuyordu ışığımı, bakışımı, hislerimi. Tüm umut birikintilerimi savuruyordu uzaklara, uzanabileceğim, dokunup yeniden dirilebileceğim mesafeden.


Bir yangın değildi bu, bir deprem, bir sel, bir fırtına… Dalgaların seni yutmasına, şimşeğin içinde yer bulmasına, bir dağın üstüne yıkılmasına benzemiyordu bu. Aslında acılar denizinde boğulmak da değildi bu. Bir trenin altında kalmak, toprağa diri diri gömülmek, bir hançeri tam kalbinin ortasına yemek, sırtından vurulmak hiç değildi. Bu…bu…adını koyamadığım, şimdiye kadar öğrendiğim kelimelerle anlamlandıramadığım, hiç duymadığım bir şeydi.

Kendime layık bulamadım bu şeyi iki gözüm.”

Yorgun bacakları bedenini taşımakta güçlük çekiyordu ama o yine de sokaklarda amaçsızca dolanmakta inat ediyordu. Vitrinlerdeki rengarenk kıyafetlere bakıyordu, eteklere, bluzlara, ayakkabılara… Uzun bir zamandır alışveriş yapmamıştı kendine ya da herhangi bir nedenle bir başkasına. Oysaki sıkıntılı zamanlarında alışveriş yapmak, sevdiklerine bir şeyler almak onu çok rahatlatırdı.

Vitrine yansıyan görüntüsüne baktı. Saçlarını alelade bir tokayla toplamıştı. Orasından burasından küçük saç telleri çıkmış, dağınık bir görünüm kazanmıştı. Üzerinde beyaz bir bluz, altında da siyah kumaş bir pantolon vardı. Ayağına da siyah yazlık ayakkabılarını giymişti. Hiç hoş görünmediğini düşündü kendini seyrederken. Üzerindeki kıyafette bir uyumsuzluk vardı. Bu bir renk uyumsuzluğu değildi. Sanki kıyafetlerin içindeki bu kıyafetleri taşıyamıyordu. Solgun duruyordu onların içinde, yorgun ve de çökkün.

Bakışlarını kendinden ayırdı ve yürümeye devam etti. Kızını düşündü, onunla beraber geçirdiği zamanları. Her zaman alışverişe beraber çıkarlardı. Zevkleri uyuşmasa da, her aldıkları kıyafet üzerinde ufak tefek tartışmalar yapsalar da beraber geçirdikleri zamandan zevk alırlardı. Bu, birbirlerine sevgiyle bakan gözlerinden belli olurdu ikisinin de.

Uzun zamandır kızını görmediğini anımsadı birden. Kaç gün olmuştu, kaç hafta ya da kaç ay? Sesini bile unutacaktı kızının neredeyse. Ne arıyordu ne de hatırını soruyordu! Sanki kendisi ölmüş gibi davranıyordu, hayatta hiç böyle birisi olmamış, hiç böyle birini tanımamış gibi…

En son yanına gittiği günü hatırladı. Yanına ziyarete gittiğinde, bu ziyarete kızının hiç de memnun olmadığı yüzünün her çizgisinden, her mimiğinden belli oluyordu.

“Fazla zamanım yok.” demişti. Bir nasılsın, ne yapıyorsun, ne haldesin bile demeden. Fazla zamanım yok!.. Bir tokat gibi… Yüzüne gürültüyle kapanan bir kapı gibi… Fazla zamanım yok!

“Zamanını almayacağım. Arayıp sormadın kaç gündür. Merak ettim ben de.”

Hiç yüzüne bakmıyordu annesinin. Gözleri ya masanın üzerindeydi ya da pencereden dışarı doğru bakıyordu. Açık pencereden bahçede koşuşturan çocukların sesi geliyordu. Onların neşeli sesleri bile ortamın gergin havasını azaltmaya yetmiyordu. İki yabancı gibi oturuyorlardı karşılıklı.

Kızının uzun, zayıf ellerine baktı. Uzanıp dokunmak istedi ama yapamadı. Çünkü o ellerde eski sıcaklığı bulamayacağını biliyordu.

“Merak edecek bir şey yok. Bildiğin gibi her şey.”

Sesi ne kadar uzaktı!.. Eski sıcaklığı, eski samimiyeti, içinde barındırdığı o sevgi yoğunluğu nerelerde kalmıştı? Böyle davranmayı hak edecek ne yapmıştı kızına? Bir sevgiyi bitirecek, araya bu buzdan duvarı örecek, kendini yalnızlığa mahkum ettirecek ne yapmıştı?

Kapıdan çıkarken arkadan “şeyy…” diye bir ses gelmişti. O an neye uğradığını şaşırmıştı. Belli ki kızı onu defterden silmek üzereydi. Çünkü ona anne bile demiyordu. Sadece o bir “şey”di onun için artık, onca emekten, onca çileden, omzunu çökerten onca yıldan sonra.

“Bir daha buraya gelmezsen sevinirim.”

Yıkılmıştı. Ayaklarının altından sanki yer kaymıştı birdenbire. Dağılmıştı parçaları o gün bir yerlere ve bir daha da bir araya getirmeye gücü yetmemişti. Aramamıştı kızını bir daha, sormamıştı da ama hep onun kendini aramasını, özür dilemesini, yine eski günlerdeki gibi beraber olalım demesini beklemişti. Bekleye bekleye araya günler, haftalar, aylar girmişti ve hiçbir haber gelmemişti kızından. Tek kalemde silmişti annesini.

“Kokunu duymadan yaşayamam ben. Sıkıntılı zamanlarımda gözlerindeki o engin denize ayaklarımı sokmadan, oradaki maviliğe dokunmadan kendime gelemem ben anne. Sesinin o ruhumu sarıp sarmalayan tınısını işitmeden, yolumu bulamam anne.” diyen kızım çoktan kendine yeni bir deniz bulmuştu anlaşılan ve bensiz ayakta kalmayı öğrenmişti ne yazık ki!


“Sen her zaman içine kapanık biriydin iki gözüm. Kolay kolay sıkıntılarını benimle paylaşmazdın. Israr ettiğimde, “seni de sıkıntılarımla üzmeye hakkım yok” der beni kendinden uzak tutardın o anlarında. Gözlerindeki hüzne dokunmama, oradan onu yok etmeme izin vermezdin. Çekilirdin bir köşeye. Kendi etrafına bir daire çizerdin ve o dairenin içine kimseyi almaz, çizgiye kimseyi yaklaştırmazdın.

Varla yok arası gibi bir şeydin o zamanlarında. Nefes alıp almadığından bile şüpheye düşerdim çoğu zaman. Bir ruh gibi dolanırdın evin içinde. Ya kitaplarının içinde bulurdum seni ya da oturmuş masanın üzerinde kağıtlara yazı yazarken. Ne yazdığını sorduğumda asla anlatmazdın bana. Öylesine içinden geçenleri kağıda aktardığından bahsederdin ve de o kağıtları çekmecede saklar, kimseler okumasın diye de kilitlerdin.

İlk başta merak etmezdim o kağıtlara neler yazdığını. Merak etsem de kısa sürerdi. Unutur giderdim ama sonraları merak etmeye başladım. Bu merak giderek o kadar büyüdü ki içime sığmaz oldu. Engel olamıyordum kendime, neler yazabileceğini düşünüyordum. Bana anlatamadığın ya da anlatmak istemediğin şey ya da şeyler ne olabilirdi?

Sen yazarken gizlice seni seyretmeye başladım. Bakışların o kadar hülyalıydı ki o anlarda! Bazen bir noktada uzunca bir süre dalıp gidiyordun. Kimi zaman yüzünde güzel bir gülümseme beliriyordu kimi zaman da sessizce gözyaşların süzülüyordu yanaklarına doğru. Ardından yazıyordun. İçindekileri boşaltmak istercesine, öyle bir hevesle yazıyordun ki daha fazla buna dayanamayacağımı düşündüm. Yazdıklarını ele geçirmeliydim.

Bazı geceler seni kollarıma aldığımda, yanaklarına öpücükler kondurduğumda deliler gibi ağlıyordun. Ben seni göğsüme bastırıp gözyaşlarına engel olamamanın verdiği iç sızıyla baş başa kalıyordum. Anlayamıyordum tüm bunların nedenini. Eskiden bana karşılık veren kadının, şimdi her sarıldığımda böyle gözyaşlarına boğulması düşündürüyordu beni, aklıma değişik nedenler getiriyordu. Hele de uykunda sayıklamaların yok muydu, deli ediyordu beni. Uyanıp sayıklamalarını dinlediğim, yastığına süzülen gözyaşlarını izlediğim o gecelerin sonu yok sanıyordum. Yan yana uyuyan karı-koca değil de iki yabancıydık sanki.

En sonunda çekmecenin anahtarını nereye sakladığını da keşfetmiştim. O an için sana bunu yaptığım, benden sakladığın şeyleri senden gizli ele geçirdiğim, sana ihanet ettiğim için çok üzülmüştüm iki gözüm ama şu anda kesinlikle bu pişmanlığı yaşamıyorum. Yoksa bu daha nereye kadar böyle devam ederdi, bilmiyorum.

O gece sen uyuduktan sonra yeleğinin cebinden anahtarını gizlice alıp yazdığın kağıtları çekmeceden çıkardıktan sonra kanepeye oturduğumda o anın hiç bitmeyeceğini sandım. O an ölebilirdim belki de. Ellerim deli gibi titrerken, o kağıtları hiç okumadan sobaya atıp yakmak geçti içimden. Eskisi gibi devam edebilirdik iki yabancı gibi ama seni bu hale getiren şeyi öğrenemezsem, ben de yıkılabilirdim senin gibi.

Ve okudum iki gözüm yazdıklarını, okumaktan utanarak, yıkılarak, yaşadığıma kahrolarak. Okuduklarımdan sonra bir daha bir araya gelemeyeceğimizi anladım. Eskisi gibi dokunamazdık birbirimize. Eskisi gibi bakamazdık gözlerimize. Yazdıkların beni kendime getirmişti iki gözüm. Gerçeklerle karşılaşmıştım o sayfalarda; görmezden geldiğim, kendime yakıştıramadığım gerçeklerle.

Sana yaklaşmaya çalıştığımı söylerken belki de savunma yapıyordum kendi kendime. Çünkü gerçekten bunu isteseydim, yakınlaşabilirdim seninle. Yıkabilirdim etrafına ördüğün duvarlarını. Oysa ben, işin kolayına kaçmışım hep iki gözüm. En kestirme yollara atmışım kendimi. Şimdi o yollardan geriye istesem de dönemem ki!

En iyisi gittiğimiz yollarda kalmak, o yollarda devam etmek iki gözüm.”

Kusursuz bir hayat düşlememişti hiçbir zaman. Tanrı’dan da çok fazla şey istememişti kendisi için ama sanki yolun ortasında kalmıştı bir başına. Sanki elinde avucunda ne varsa hepsini yitirmişti. Kimsesizliği kabullenmek zorunda kalmıştı bu yaşında.

Neler olmuştu böyle geçen zamanda? Neden ailesini bir arada tutamamış, her biri bir yere dağılmıştı acımasızca? Değişen yaşam mıydı, onlar mıydı yoksa zaman mıydı? Onlardan alınanların geri verilmesi gibi bir şansları olabilir miydi? Geçen zamanlar geri getirilebilir miydi?

Bunların imkansız olduğunu düşündü oturduğu bankın üzerinde. Yan taraftaki küçük göletin üzerinde oynaşan gün ışığına takıldı gözleri. Derinlere daldı gitti. Acıyla burkuldu içi. Gözleri doldu. Bu kez gözyaşlarını tutmayacaktı. Ağlayacaktı doyasıya. Kimseyi düşünmeden, utanmadan ağlayacaktı. İçindeki o kirli duyguyu, mutsuzluğu, umutsuzluğu gözyaşlarıyla akıtacaktı. Arındıracaktı içinin kara sayfalarını.

Ömrünün en güzel yıllarını beraber harcadığı, sevgi denen duyguyu karşılıksız paylaştığı adam, hiçbir şey demeden, sadece bir mektup bırakarak çekip gitmişti. Bir şeyleri düzeltmek adına bir şey yapmadan, bir çaba sarf etmeden, zaten inceldiği yerden kopmak üzere olan ilişkilerini onarma yoluna gitmeden, kolayı seçmiş ve onu yüzüstü bırakmıştı.

Gerçi aralarındaki ilişki bozulalı çok olmuştu. Yıllar içinde birbirlerinden uzaklaşmışlar, paylaşımlarını azaltmışlardı. İlk zamanlar sarıldığı adam değildi o. Dokunmalar, sarılmalar, bakışmalar aynı değildi. Aynı evin içinde farklı yolları kullanıyorlardı yaşamlarını sürdürmek için. Sanki farklı bir havayı soluyorlar, aynı pencereden baktıklarında bile farklı bir manzara görüyorlardı.

Bazen eşi yakınlaşmak istiyor, derdini anlamaya çalışıyordu ama bakışlarında eski sıcaklığı, sesinde eski tınıyı yakalayamadığı için açılamıyordu ona. Derdini anlatmaya çekiniyordu. Anlaşılamamaktan korkuyordu.

İçindeki birikim de giderek çoğalıyordu kimseyle paylaşamadığı için. Ağırlığını taşımak zorlaşıyordu. Onlarla boğuşmak onu o kadar yoruyordu ki bütün gücünün tükendiğini hissediyordu. En sonunda ona mektuplar yazmaya başladı. Bu mektupları tabi ki ona vermeyecekti, okutmayacaktı da. Sadece içini boşaltacaktı. Yazacak ve onları bir kenara koyacaktı.

Eski günlerden bahsediyordu bazen mektuplarda, yaşadıklarından, paylaştıklarından, sevgilerinden. Sanki hiçbir şey değişmemiş, aralarındaki ilişki hiç örselenmemiş gibi, o ilk tanıdığı, sevdiği adama mektuplar yazıyordu.

Aklına, bir gün o mektupların eşinin eline geçeceğini hiç getirmemişti. Geçerse ne olacağını da düşünmemişti hiç ve her şey kendiliğinden gelişmişti. Zaten yitirdiğini var saydığı adamı, hepten kaybetmişti. Sonra da kızının kapıları kapanmıştı suratına.

İkisi de yalnızlığa mahkum etmişlerdi onu. Eşi kaçarcasına, ondan kurtulurcasına gitmiş, kızı da bu davada babasını haklı bulmuştu. Annesinin böyle mektuplar yazıp, içindeki duyguları dobra dobra kağıda döküp, tüm duygularını babasının suratına vurmasını anlayamamıştı. Bu davranış babasının canını acıtmış, onurunu kırmıştı ona göre ve de ipler kopmuştu nihayetinde.

Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyordu. Bunun için de yaşama kaldığı yerden ama bu kez yalnız başına devam etmesi gerekiyordu. Gözündeki yaşları kuruladı cebinden çıkardığı mendille. Etrafındaki konuşan, gülüşen insanlara baktı. İçini çekti derinden ve kalkıp oturduğu banktan, yalnızlığını vurup sırtına, yeniden adımlamaya başladığı geldiği yolları. İçinde volkanlar patlasa da boynunu dik tutmaya, hayata umutla bakmaya çalıştı...

Painfully
01-06-2013, 05:33 PM
GelmeyeceĞİmİ DÜŞÜme ..!!!
Gelmeyeceğimi Düşünme..
Acılarında yüreğinde bulamazsan beni
Arama beni ; zifiri karanlıklardayım .
Gelmeyeceğimi düşünme asla.
Bir gün güneşe çıktığımda
Kahverengi gözlerini bırakacağım yüreğime.
Gülüşünle baharları sunacağım gözlerime..
Ellerin yangın,
Gözlerin fırtına yeri olsa da
Yeminliyim bir gün
Bir avuç güneşimle sana gelmeye..

Yağmur sonrası gözlerinde bulamazsan beni
Arama gözlerimi ; kelebeğin gözyaşlarındayım..
Gelmeyeceğime düşünme asla.
Bir gün baharlara kanatlandığımda
Gülüşlerini dizeceğim solgun gözlerime .
Ellerimle yüreğini çizeceğim gökyüzüme.
Yolların ayaz,
Dağların karlı olsa da
Yeminliyim bir gün
Bir tutam uçurum çiçeğiyle sana dönmeye.

Seher vakti gülüşlerinde bulamazsan beni
Arama gözlerimi;
Yıldızların düştüğü kör kuyulardayım.
Gelmeyeceğimi düşünme asla
Bir gün sevda ovasına ulaştığımda
Baharları arayacağım saçlarında.
Soluklanacağım sevdanda.
Mevsimler Aralık,
Gecelerin karanlık olsa da
Yeminliyim bir gün (senin)...

Painfully
01-06-2013, 05:33 PM
gözlerde ''YAŞ'', dudaklarda ''SUS''


Biliyordum...
Suskunluğuna öyle alışmış ki zemheri yüreğim,
Sen söylemesen de,getirmesen de dile ve anlam
getiremesem de;buralara ait olmadığını kabullenebiliyorum...

Kimlere uzanıyordu ellerin?
Benimkilere dokunmama nedenine nasıl da uzaktı gözlerim...
Oysa tenim bir nefes uzağındaydı,
Sense sadece soluksuzluğunu verirdin bana...

Cayır cayır sana yanan ve bir o kadar susuz,
Bir o kadar ıssız,
Sana,varlığına,bana kattıklarına ve belki daha da fazla
aldıklarına rağmen hâlâ masum bir bekleyiştir bu...

Ekmekle katık edecek kadar bile değildir umudum
Olsun da...doyurmasa da olur
Bir bak yeter...konuşmasan da olur

Karmakarışık,derbeder bir yerlerdeyim ben
Kendimi kaybettim,bulamıyorum...(Bulsana beni...)

Sonu gelmeyen bekleyişlerden,gecelerin bitimsizliğinden,
içimdeki sancıların canımı yakmasından
öyle yoruldum ki...

Ve sıkıldım...
Bunları tek başıma aşacak gücü kendimde bulamamak
çok koyuyor bana

Yokluğun vurdu zayıflığımın ortasındayken ben,
Yediremedim gururuma...dudaklarda sus kaldım
Yağmurlar yağdırdım gittiğin şehre,

Sen olmayınca...
gözlerde yaş kaldım...

Painfully
01-06-2013, 05:34 PM
Garİp Gelİr GÜlÜn Kokusu...



Garip gelir kokusu gülün, dikeni eline batmadıkça. Yıldızların bir anlamı kalmaz uzaklarda özlenen bir sevda olmadıkça. Tozpembe hayallerin tozu kalır, unutulan siz olursunuz unutamadıkça.
Özlem, önce bir isim idi dilimden düşmeyen sonraları bir duygu oldu kalbimi sömüren. Nefreti öğrettin baharın ilk deminde ve ben kin ile doluydum koca yaz mevsiminde. Zor geldi minik bir bedene nefreti taşımak ve bir rüya misaliydi aşkı senden sonra yaşamak. Önce aşka susamış kalbim kapadı gözlerini ve nefret yerine tekrar özlemi benimsedi. Sevgi oldu adın birdenbire ve aşk olup büyüdü minik kalbimde.

Rüyanın sahteliği olacak aklımı kaybettim ve kendimi bir sevdaya emanet ettim. Sayfalar kirlettim uzun zaman aşk için ve ben artık ben değildim. Karşımda bir kral var zannettim, bir beden oldum iki ruhu taşırcasına.

Aşk, önce bir kavramdı satırlarımda artık bir hayat olmuştu yaşanacak doyasıya. Yaşadım sanıyordum kendi zannımca ama bir tokat indi suratımın tam ortasına. Kalbimde kanayan bir yara, eskiye açılan bir yol, nefretin kucağında aldatılmış buldum minik bedenimi bu kabusa dönen rüyada. Bir ruh kaldım bedenim cansız yatarcasına onu da teslim etmek istedim güzellikleri kabusa çeviren zavallıya. Kirlenmemeliydi kefeni toprak altındaki bedenlerin ve inadına kokmalıydı nefreti koparılan güllerin.

Bir zırh ördüm koza misali etrafıma ve küskünlüğü yaşadım karanlıkta doyasıya. Bütün duyguları karanlığa gömdüm ve zırhı deldim yeni bir baharın başlamasıyla. Bir kelebek oldum her duygunun rengi kanatlarımda, bu defa özgürlük için yaşıyorum güller arasında. Ne kırmızısı umrumda güllerin ne de güzel sesi bülbüllerin. Yıldızlar sadece ışık saçıyor, pembe ise mazide kalıyor. Bir papatya tarlası düşledim ve ayrılığın sarısında aldım yerimi. Geçmişi mazide bırakıp geldim. Huzura kavuştu ruhum bedenim, şimdi artık ben de mutluyum

Painfully
01-06-2013, 05:34 PM
Sökük bir yalnizligin son dikisiyim.
Öyle mecburum tutunmaya. Beni kendimle kaç kez yamalasam da,düsersem eger dagilacagim.Bir yigin karanlik cam kirintisidir darmadaginligim.Daginik kalsam her ürperiste çizilecek suskularim.Toplansam toplarken kanayacagim.Toplanirken kanamak kinci hayatla bir haklasma belki.Ve yüzlesme; avucuma sundugu suyla. Suya hiç kanmiyorum da,hayata nasil da kaniyorum oysa.Gözümü yumdugumda seyrettigim film seritlerine dadanmis düslerim,yine sudan gerekçelerle dimagimi isgale yeltenmede.Ama ben bilinçalti arsivlerimin kelepçesini vurdumsari mühürlü her hüzne.Yakamozlara uzanan trabzanlarda bir yeisin aydinligina kayan düslerim,zaruretler çölünde böyle kadük simdilerde.Zayif yapili bir hür ya da kirkikindiler kadar özgür…Özgür? Yalan! Baksana nasil da kesik kesik soluyor.Parmak uçlari da mor. Gökdelenler dügümlenmis hançeresine,düslerimi boguyor.Ey her gün unuttugum ümitvarligi karga-tulumba hatrima tasiyan kus!Imgelerimin can solugunu da tasi.Gezdigin kentlerin birinde görmüssündür elbet,morg raporlu bir düsten sonraki yasi.Bana aci ve sil üstümde yürüyen bin yillik pasi.Yagmurlara haber sal.Gecenin samdaniyla tutusturdum gün duvarlarindaki kundaklarimi.Günese söyleme sakin. Sessizce yagmurlara haber sal.Kalbim görkem kilifli bulutlarin bir damlasina da razi…

Painfully
01-06-2013, 05:34 PM
Adı SakLı intiharLarım Senindir...


Bu gece suskun intiharLarımı aLıp boyun arkama, gidiyorum. Canımın yağmurunda sakLAndığım buLutun gözLeri tutuşuyor. Maverası çırıLçıpLak düşLer, baygın sırtıma yasLanıyor. AnLayamıyorum! Bu sıkıLan yüz benim mi yoksa sen diye unuttuğum yaLanLar mı? Kirişi kırıLmış öksürükLer bozuyor duaLarımı. Üşüyorum! Bu başı mahçup rüzgarLarı, kan tutan denizLere gömüyorum. BaLıkLAr küsüyor bana. MaviLer bağbozumu...

Sana istenmeyen nasırLı kıLıfLanmaLArı süsLüyorum. Avucu kanıyor, merceği kör gözLerinin... Garip bir EL-Nino köstebek uçurtmaLarı. En sürgün zanLısı! Aşk SeferLErinden dönen gemiLer seni boşaLtıyorLar, şimdi hiçbirşeyim oLan bana... Seni istemiyorum ben! Korkma beni de istemiyorum. Ara yerde kaLanaşkını sür benden, sen kokmayan karanfiLLere. AnLasana! Bitti içimde hem sen hem ben! Bana krokisi biLe çiziLemeyen mor öLümLer kaLdı. YaR!...

Kurgusu çırıLçıpLak kemtaLih yabanLıkLArda serinLemeyi, marifet sanıyorsun değiL mi? BindaLLı fistanLarın içine kaçıp, kompLo teoriLerinden yıkanmamayı LeyLaLık biLiyorsun değiL mi? Oysa biLemedin, içimdeki tüm senLerin benden geçtiğini. BiLemedin, kırLangıç yüzLü cadıLArın sen oLduğunu... Şimdi neden utanıyorsun ki yağız gözLerimden? Neden kıstırıLmış senLeri kaçıyorsun son sokakLara? Bir zamanLar sonuna geLdiğimin içimin sokakLarını, kaçırmadın mı kentimden? HeLaL OLsun...mıntıka temizLiğini yapmadın kepekLi düşLerinin...

Azap tarLaLarının sayrık buğday tanesi!
ÖLdüğünü göremeyecek kadar sus....

YeteR!...

Painfully
01-06-2013, 05:34 PM
Beyaz fondaki gri cümleler

Bir zaman sınavından geçtim senle. Çok, çok zamanlar beraberdik. Her an değildi belki de ama yine de yaşıyorduk, beraberdik seninle.

Yağmurlar yağıyor sokaklara. Her yer ıslak. Her yer soğuk. Uzun zamandır ıslanmamışım tek başıma. Yapayalnız kaldım yollarda yürürken bu akşam.

Ellerim üşüyünce montumun cebine soktum. Islanınca kabaran saçlarıma kızmadım bu kez. Umrumda değildi hiçbir şey. Her şeyi bırakmış gibi yürüyordum sadece. Umrumda olan bir tek sen varsın. Peki acaba gerçekten umrumda olmalı mısın?

Beyaz A4' e yazıyorum şuanda. Perde açık. Ara ara kafamı çeviriyorum cama doğru. Cama yansıyan yüzümle karşı karşıya kalıyorum önce. Sonra ayağa kalkıyor ve dışarıya bakıyorum. Sadece yollar değil ıslak olan. Ağaçlar, arabalar, kiremitler, sokak lambaları...

Hani ben eve çıkıncaya kadar, lambanın altında beklerdin o anlar geldi aklıma. O lamba da ıslak şuanda. Odam az aydınlık. Müzik sesi kısık. Bir Türkçe bir Yabancı dinliyorum karıştırarak radyoları. Ruh halime ayak uyduramıyor notalar. Bir kulağım müzikte diğerinde ise rüzgarın sesi var.
Cep telefonumun sesi bile kısık. Düşün ki aramayacağından o kadar eminim ki:
"Çalarsa duyamam." diye bir korku da yok üzerimde.

Bu bir ara mı? Film araları kadar kısa mı yoksa çok uzun bir ara mı bu yaşadığımız? Yoksa yoksa bu gerçek bir ayrılık mı? İnandıramıyorum kendimi!

Artık neye inanmam gerektiğini bile unutmuş gibiyim. Kararsız, düşünceli ve boğuk bir zaman dilimi içinde yazdığım her satır ikimiz için şu anda.

Bilmediğin üzüntülü duygularımın şahidi yine bu kelimeler sanırım.

Bilmem gereken senin gerçek düşüncelerin. Ve sen bana söyleyinceye kadar beklemek gerek sanırım. Uzun zamanlar uzun uzun konuşmaları gerektirebilir.

Ve telefonum çalarsa ve sen beni aramış isen hep gitmek isteyip de bir türlü gidemediğimiz o pastanede buluşalım. Sen anlat ve ben sana bir şey demeden dinliyim. Bu kez iki kulağımda sende olsun.

Bekliyorum...

Painfully
01-06-2013, 05:34 PM
Dikkate almadığın yüreğim zaten sende


Yüzündeki gamzeli gülüşlerin sıcağını giyinip üzerime, küçük bir kedi misali hayaline sokulduğum bir gün daha kendini koyuveriyor. Öyle gaddarsın ki bu sıcaklığın yanında, haykırmak istiyorum tüm öfkemi yüzüne. Ama ya gidersen? Ya bir başıma korsan beni, bu acımasız sokakların soğuk kaldırım taşları üzerinde? Dilime yerleşen, sensizliğimin yazgısı senli türküler ya biterse? Ya…?

Taştan bir duvar örüyor dudaklarım kınından çıkarmaya hazır sözlerime ve çarpıp engellere geri dönüyor korkuyla her biri. Dağılıyorlar içimde çarpıp tüm organlarıma. Susuyorum, ıssızlığıma yol alırken umuduma sarılmış. Hain bir sessizlikte bilinçsiz yürüyor sana düşlerim, düşlerimde hiç batmayan güneşim.

Dikkate almadığın yüreğim zaten sende ama neye yarıyor ki önemsenmeden ellerinde emanet tutuşun. İstemediğin çiçekleri vazoya koyup koklamadan bulaşık taşı üzerinde bırakmandan öteye gitmiyor, yüreğimin sende olması. Böyle de olsa, yanında olmak bir nebze olsa da rahatlatmasına karşın, günden güne bittiğimi hissediyorum. Biliyorum, bitiyorum.

Geceye düşen her soluk yakınlaştırıyor mu, yoksa uzaklaştırıyor mu seni benden? Ahh! Bir bilebilsem! Bir görebilsem gözlerindeki minik pırıltılarını sevda şarkılarının. Haykırırım o şarkıları tüm dünyaya. Ahh! Bir görsem, duysam! Öylesine suskun, öylesine kendinle ve gizli bir izleyiş içindesin ki, ‘duyuyor musun beni’, ‘görüyor musun’ bunu bile bilmiyorum! Sana attığım her adımın sahipsiz ve sessiz kaldığını görmek içimi acıtıyor. Acıdıkça kanıyorum. Oysa koşmalara hazırım.

Çok sürmez bu böyle farkındayım. ‘Zor, oyunu bozar!’ Bilirim kendimi. Ne kadar rahatsız olduğumu öyle iyi bilirim ki sessizce girdiğim hayatından, yine sessizce giderim. Ardımda şiirler kalır, bir-iki öykü, bir-iki deneme ve giderim. Hoş, haberin yokken gittiğimin de bir önemi olmaz belki senin için, ama giremediğim kapıdan bir daha hiç girmemek gibi bir huyum da vardır benim. Gittim mi izim bile kalmaz bıraktığım yerlerde.

Acımasız bir deliyim ben. Bitti mi biter! Bitmedi gibi görünse de, içimde bitmiştir; bunu en iyi ben bilirim. Kalem kırılır ve ceza kesinleşir. Yazar parmaklarım, şarkılar olur dudaklarımda aşk, ama ben giderim. Şarkıda ‘Gidemem’ dese de giderim. Net cevaplar, net yaşayışlar ve net bir nokta. Artık tek bir iz bulamazsın benden, gittiğimde. Yok olurum!

Sevda, sessizce gelir oturur içime. Hiç ses çıkarmam, kabullenirim. Sevdamı yaşarım yüreğimde, sessiz sessiz. Ses etmedikçe sessizleşirim.Sevdanın dillenişi muhatabı ile can bulur. Ya da ölür ama fark edilmez. Bilirim, acımasızımdır. Bitti mi biter, giderim. Ölsem de, kalsam da! Haberin bile olmaz.

“sessiz bir sevdada yol alır düşler
ses etmeden dizilir önüne
ister öldür…al istersen ellerine
emanet yürekte sana söylenir şarkılar
ses ver duyduğunda…sen de söyle
gönder sözlerini yüreğinden yüreğime
ister öldür…ister al
bu sevda sessiz…sözler yürekte”

Painfully
01-06-2013, 05:34 PM
şah dedi hayat.....


Ruhumda gezinip duran, geçirgen bir ıslaklık var.

İşte bu yüzden;

Kardan suları yuvarlayıp yeşerebilen kadınlar yapıyorum ve tek tek asıyorum ağaçlara yaprak yerine.

Sonra toprak falına bakıyorum hayatın;

Ölüyor ..

Ölmüyor..

Biriktirmeye bitimli günler iliştiriyorum yol kenarlarına.

Nefesim buruşuyor, sesimin etrafı çiziklerle dolu.

Dudaklarım yaşarıyor, sözcükler süzülüyor dişlerimden.

Acılarım kanıyor hıçkıra hıçkıra duvar diplerinde.

Hayatın törpü taşında rendelenecek tek düş kalmadı.

Kalbimin fermuarı sıkıştı.

Feri kaçtı uyanıklığımın.

Şah dedi hayat, mat oldu damarlarım.

Painfully
01-06-2013, 05:35 PM
Kırıldım aşk'a ama onun haberi yok



Biliyorum, konuşacak bir şeyimiz kalmadı, paylaşacak hiçbir şeyimiz yok ortada. Yine de yüreğimden, gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum. Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım, sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum. Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen evlat dudaklarımda. Bir ihtimal gelişine sığındığımı fark ettiysem de, engel olmadım gurursuz ama umutlu ve sabırlı hasretine. Anlık hayaller anlık mutluluklara gebe kalıyor..bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum...imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor. Bir çocuk gibi, isteklerimi bastıramıyorum. Çalmayan telefonuma elim gidiyor, sana hala bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum. Bende olan seni hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini, anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum. İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum..!

Painfully
01-06-2013, 05:35 PM
Sen Bende...

Bir annenin araba gelirken çocuğunu kaldırıma doğru itme refleksi gibisin bende.Bir sevgilinin ardından yapılan komik dedikodular gibi.”Bu ne şimdi ya?”der gibi bakan , bir şeyler çözmeye çalışan ama her saniye çözümsüzlüğün içinde kaybolmak gibisin.Bir kentin gündüz aydınlığı ve bu aydınlığın yoksulluğu hatırlatan gölgeleri gibi hayalin.
Kimsesiz bir parkın çalınmış,kopmuş oyuncakları gibi bende yüreğin.Bir yere yetişmeye çalışan,koşarcasına yürüyen ama sanki yetişmeyeyim der gibi ikilemde kalmış bir adamın ayak sesleri gibi sesin.Yaşlı birinin soluklanmaya çalıştığı durduğu yerdeymiş gibisin.Ve terk edilmiş bir genç kızın gözyaşları kadar ıslak tenin.Tenin kızgın dalgaların köpükleri kadar beyaz.Masum bir kedinin mırıltı türküsü gibi yarım kalmış gölerin.Gözlerin kalabalık bir yerde kaybolmuş bir çocuğun annesini arama telaşı gibi.Sonbaharda çıplak kalmış ağaçlar gibi bedenin.Bedenin titrek,bedenin üşümüş bir yavru köpeğin aç,yoksul bakışları gibi...
Heycandan kekeleyerek konuşan ama bir türlü ne anlatacağını bilmeyen bir çocuğun masumiyeti gibi dudakların.Dudakların pamuk gibi,dudakların yeni doğmuş bir bebeğin buruşmuş hali gibi...
Bir yoldan hiç durmadan hızlıca geçen arabalar gibisin bende.Bu hızlılığın içinde yürümeye çalışan insanlar gibi bedenin.Soluğun bir çiçeğin fotosentezi gibi.Ya da susuz kalmış ve solmaya başlamış güller gibi. baktabul ([Only Registered Users Can See Links])
Hiç öpülmemiş bir kızın dudakları gibi tenin.Tenin soğuk rüzgarların uğultusu gibi ürkütücü.Bölünmüş yollara benzetiyorum bazende seni.Çıkmaz sokaklar gibi düşkırıklığı yaşatabiliyor bazen hayalin.Hayalin bir kuşun tüyleri kadar gerçek ya da uçması kadar sahici.Sen bende hiç bitmeyen umut gibisin.Yokluğun,sonu hiç belli olmayan rüyalar gibi aldatıcı.Aldatıyor her uyandığımda beni.Sanki hiç bitmiyecekmiş gibi.Ağaçların dalları kadar sağlamsın bende,onlar ne kadar sağlam olmayı beceriyorlarsa işte!
Gündüzün nasıl geceye bağlandığı gibi bağlıyım sana.Nasıl aydınlığın karanlığa dünüşmesi mümkünse,bu mümkünlükte bekliyorum seni...
Ellerinse güneşin batımına yakın uzaktaki bir evin c***** vurduğu kadar parlak.Ayna gibi...Evlerin çatılarında ki antenler kadar çoksun bende.Bulutların ansızın şehirleri ıslattığı kadar yalın.Ve bu ıslaklık kadar temizsin.Ve ruhum ne kadar bedenimse sende o kadar benimsin!

Painfully
01-06-2013, 05:35 PM
Oynadığın Zar Değil "DUYGUDUR" bilmelisin!

Koştum...
Delicesine,yetişircesine,
Dişimi tırnağıma takıp,tüm engelleri aşıp,sana gelircesine
Sana koştum...
Oysa taşlar bile durup durup önüme çıkıyordu.Her köşede biri ket vurmak için beni bekliyordu.
İnanırmısın...rüzgar bile esmiyordu!

Koştum...
Sonuç?...yok
Sebep?...hiç bilinmedi
Zaten aşk delilik değil miydi?

Bunca sene yanlış mı öğretildim?
Gözünü karartıp saçma bi cesaret katmaktı hayata,durup dururken gülmekti,ağlamaktı,sabahlara kadar uyur-uyanır dolanmak evin içinde,her şarkıdan satırlar ezberlemek,uygun sözleri benimsemek...ve bitmez sanmak herşeyi,gitmez sanmak sevdiğini...

Yine de koştum...
Dur desem ne farkederdi?
Gitmezmiydi?
Gözleri birdaha bedenimin herhangi ücra bir köşesine değmezmiydi?
Peki bu gidiş,onca gözyaşıma değer miydi?

Ardınsıra takılıkaldı gözlerim
Çekemedim önce..
Alışık değildim vedasız gidişlere
Dağıldım,parçalandım hücrelerime
Yaş döktüm,kan döktüm gözlerimden...içimden!
Neye,kime hiç düşünmeden
Belki ben sana hiç koşmadım
Belki ben sana hiç ağlamadım
Ne bileyim...
Belki sen bana hiç aşık olmadın
Sen giderken bir elvedaya razıyken
Artık tüm gelişlerine yabancıyım...

Painfully
01-06-2013, 05:35 PM
{* KoNusuRsaM eLLeRİM tEniNe dEgeR *}

Sevdanın ruletini çevirdikçe kaybetmeyi de göze alacaksın
Umut karelerine saklandıkça özlemine isimler arayacaksın
Hıçkırıklarını taşıyan raylara umutlarını yükleyip gecelerde
Göklere saldığın kuşları bekleyeceksin yüreğinin bereleriyle

İnancımı yüreğimin rutubetli girdaplarına salıp yaşamaya çalıştım yıllarca. Nice sabahlar doğdu üzerime. Nice aydınlıkları içime süzdüm, gelecek sevinçli günler için. . Susuşlarımı kuş sürülerinin arasına saldım çoğu kez. Günaydın dedim sensiz, nice nice mevsimlere. Vedalar geldi soframa, aydınlık umduğum sabahlarda.

Saatlerin akrep uçlarında zamansızlığı öğrendim. Kıvrana kıvrana can verdim boşa geçen zamanın hoyrat kollarında. Acımasızlığı öğrendim, beklentilerimin sırılsıklamlığında dudaklarımdaki çiy düştü toprağa, kuluçkadaki güvercinim uçtu gitti yuvasından, yüreğimin gümbürtüsüyle.

Raylar hep hıçkırık taşıdılar, pas tutan umutlarım çözüldü gece yarılarında. O umutsuz anlarımda yüreğimin daralmasıyla daldım meçhullere. Göklere saldığım kuşlar dönmediler bir daha geriye. Deşilmiş yüreğimin yara bereleriyle bile yaşamak güzeldi. Vücudumu kan ırmağına çeviren cennet bahçelerin zıpkın gibi yüreğimi döndürdüler virana.
Öldüren oyunların bitmedi mi hala. Solucanlar kuşlarına yem oldular. Duygularımı bir celladın baltasına yatırdım, senden haber kesilince. Bukalemun yüreğinle sırtımı hançerlediğin bitmedi. Umut karelerine saklanışın hiç eksilmedi, hiç dinmedi denizlerimin üzerine fırtınalarla birlikte sağanak yağışın.

Parmak uçlarımdan içerime girerken sızın, barikatlarımı talan eden sevdanla bir türkü gibi süzülürdün oysa yüreğime. Mırıltılı bir nakaratla başlayan, bir zaman sonra emsalsiz bir senfoniye dönüşen aşkının güftesiyle darmadağın ederdin can evimi. Aklım gider, karıncalar üşüşürdü usumun bozkırlarına. İncinmişliğim, kırılmışlığım biter, savrulan bir yaprak olurdum ayaklarının dibinde.

Bu ıstırap fırtınası da dinecek elbet. Yürek sızılarım nasılsa huzura kavuşacak. Sen de yenik düşeceksin o zalim yıllara. Gözlerinin önünde mor halkalar oluşacak, aynalardan kaçacaksın sen de. Geçmişin salıncağında sallanacak, hatıraları anımsadıkça gözlerin dolacak, gelmeyecek baharlara dualara duracaksın mevsimlerce. Yüreğindeki ağrılara dayanamayacak, gerçeğin şaşırtıcı labirentlerinde kaybolacaksın sen de.
Bu kuş sürüleri senin de yurduna uğradığında selamlar göndereceksin ülkeme. Kanatlarına mesajlar bağlayıp, haber bekleyeceksin benden. Bahçendeki solmuş çiçeklere sular dökeceksin sabırla. Toprağı daha çok hissedecek, onulmaz yaralarınla yaşamaya alışacaksın ne kadar istemesen de.

“Susuşumu sorma inatla. Konuşursam yalnız kalırsın, konuşursam geceler gündüze döner, konuşursam eğer ellerim tenine değer” demiştim sana. Günlerce dinmeyen yağmurlarda söylemiştim bu sözleri. Ayrılık falları açıp, savururken eteklerini baharlarda, saçlarının öldüren kokusu gelmez mi sandın ülkeme. Yokluğunun acılarıyla yaşamayı başaramaz mı sandın beni. Kan yürürken içerime vedalarla bütünleşemez mi sandın bu sevdalını?
Her dağıldığımda, her sana yanıp yakıldığımda içtiğin zafer şarapları da tükendi işte. Bağımdaki asmalar kurudu, söküldü yerlerinden. Ne kadar istesen de, o topraklarda sevgin yeşermez asla. Dilimdeki ağıtlar da ulaşacak bir zaman sonra oralara. Anlayacağın küçüğüm, ne yaparsan yap sen de katlanacaksın bu hayatın anlaşılamaz tuzaklarına.

Painfully
01-06-2013, 05:35 PM
Sensiz Kalan Bu Şehri,Yakmayı Çok İsterdim ...




ensiz kaLan bu şehri yakmayı çok iSterdim..Mavi bir aLeve dönüştürdün kaLbimi bir anda.

Tutuşturmak istedim. Beni böyLe umarsız bırakıp gitiğin, ZaLim bu şehri yakamadım..

GözLerin dikiLdi karŞıma bir caddenin tam ortasında.. İnanıLmaz güzeL bakıyordu gözLerime hafif ısLak..

En özeL,, en biLinmeyen türLeri, açmıştı papatyaLarın. HatıraLarınLa titriyordu için.. KuşLar kanatıyordu gönLümü..

Gri buLutLar geçiyordu göĞümden. AnLamak üzereydim neronun romayı neden yaktıĞını..

KaranLık bir koridor açıLdı önümde anLayamadım. Yenik düşmüş bir napoLyon kadar mutsuzdum asLında. İntihara kaLkışan hitLer kadar çareSiz.

Yakmak üzereydim Ki bu şehri, hatıraLarın içLi bir yaĞmur gibi boşandı üzerime..

KediLer geçti birden kavŞakLarından şehrin. Acı acı miyavLadıLar gözLerime baktıLar. KızgındıLar, kırgındıLar..

OnLar da tutuLmuşLar anLadım sana bendeki kadar.. OnLarda terk ettiğin bu şehri çareSiz yakmak istiyorLar. YakamıyorLar..

SaçLarın dikiLdi karsıma bir sokak köşeSinde.. Her teLinde parmakLarımın izLeri parLıyordu.. BenzerSiz kokunu aLıyordu kıvrımLarından rüzgar..

GözLeri doLuyordu saçLarına bakan kediLerin.. Her biri kenarda darmadağın.. ÇömeLip kaLıyordu, yutkunuyordu..

Rengi kaçıyordu pencereLerden perdeLerin...

Nereye yürüdüySen, bakıŞın, duruŞun seSin...
AnLadım söndürmeyeLim tutuşan yüreğimi..
Kendimi yakmış oLurum yakarsam bu şehri..
Çünkü sen herŞeyinLe bendeSin.

Painfully
01-06-2013, 05:35 PM
Sessizlik cinayettir bazen..




Belki ellerine kan bulaşmaz; belki gözlerini yumar, kulaklarını tıkarsın; çığlıklar parçalanır duvarlarında...
Kafanı çevirirsin yardim nidalarına ya da elvedalara...
Hiçbir şey değişsin istemezsin; yolunu tutmuş, yükünü almışsındır; paylaşmayı bilmezsin....
Kimsenin yerine koyamazsın kendini; ne anlamaya, ne anlamlandırmaya çalışmazsın bir şeyleri...
Sevgiden, aşktan, dostluktan dem vurup, ortak olmazsın sorunlarıma...
Her adım atışında çekersin kendini geri; "konuş!" derim, susarsın...
Ya düşüncelerin yoktur kendine ait, ya korkarsın düşündüklerini söylemekten...
Gerçekten var mısın, ihtiyacım olduğunda ortalıkta görünmezken...
Nasıl inanırım sana; haklıya "haklı", haksıza "haksız" diyemezken...
Sessizlikte boğulurken sesim; ancak fısıldayarak söyleyebiliyorum: "sessizlik cinayettir!"


Gidene "gitme" diyemeyenin, gelene "hoş geldin"'i ne kadar anlamlıdır bilemiyorum.
Benim gibi konuşmayıp, benim gibi yazmayandan uzak durursam; nereye götürür beni bu tekdüzelik!


Arada bir "saçmala!" desin biri, ölçüp biçeyim, düşüneyim üstünde; onun kadar sert, onun kadar umursamaz olmayayım; içim rahat olsun "yanılıyorsun" derken ve gülümseyeyim.
Dikkatli oldugumdan dikkat isterim doğru; kaçınırim kötü söz söylemekten; anlamadan itham etmek istemem; tahammül gösteremem yargısız infazlara; her duyguma bir cümle bağlayabilirim istersem; ama öfkelenmeden yazamam, yazamam yazmasına da sövemem de kimseye...


Sessizlik izin verir karşındakine, seni dilediğince yorumlaması için...
Ve bazen, en fazla bağıranla, hiç sesi çıkmayanı ayıramam birbirinden...
Ve merak ederim: "Ne saklıyorlar benden?"


Belki gözlem yapıyorlar, belki veri topluyorlar; herkes bağırırken susmak, erdem sayılır belki; ya sessiz çoğunluğun bir parçası olmak?
Ben ağlarken gülüyorsan anlayış gösterebilirim; ben ağlarken ağlıyorsan "dostum" diyebilirim, ben kalırken gidiyorsan "korkak" sanabilirim; ben severken itiyorsan, vazgeçebilirim senden ve ben sorarken susuyorsan, katlim vaciptir demektir; ölebilirim!
Sessizlik cinayet işler bazen; ne bir tanık, ne bir kanıt bırakmaz arkasında; bazen bizim gibi sessiz, bazen tırnaklarını toprağa geçirerek, hayatımızdan çıkıp gider insanlar; bazen anlamamanın, bazen anlaşılmamanın acısını duyarlar.
Ve fark etseler de, etmeseler de, kimse güvende değildir artık; oysa, güvende olmak için tercih edilir susmak!
Ve vicdanımızın tek düşü olur; deliksiz uyumak!

Painfully
01-06-2013, 05:35 PM
Bitti diyorsam laf değil...
Son noktayı koyabilmek, çok zor demiştim içimden.
Ne sancılarla kıvranmıştım son nokta için.
Halbuki o son nokta canımın en yandığı gün,benden habersiz,yüreğim tarafından konmuştu.
Bir yola çıktım. Sevdam ve ben.
Ah ne çetin yoldu.
Dikenler,çukurlar,tümsekler. Kar,fırtına,ayaz.
Kimi gün kavurucu çöl sıcakları.
Ama ben kararlıydım aşmalıydım yolları.
Bana beceriksiz diyenlere ispat etmeliydim kendimi.
Hoş bu da pek umurumda değildi hani. Bu yolda yalnız değildim ya. Yüreğim ellerinde sevdiğim vardı.
Ben bu güçle ne engeller aşardım.
Aştım da bir çok engeli küçücük bedenim, kocaman yüreğimle aştım. Aslanlar,kaplanlar,toplar tüfekler ne yapabilirdi.
Bendeki yüreğekarşı.
O yürek ki sevdi mi tam seven,Ferhat tı,Şirin değil. Çünkü Şirin bekleyendi. Ferhat dağları delen.
Ferhat'tım ben dağları delen . Ama Şirin'in istediği sadece o dağlardan açılan yoldu.
Dikenleri, canı yanmasın diye söküp atıyordum.Açtığım yoldan ilerliyordu. Kanayan parmaklarımın farkına bile varmadan.
Çünkü o aşkı bilmiyordu.
Bense iki kişilik bir yoldayım sanıyordum. Ben engelleri aşmaya çalışıyor, Onu etraftaki yaban güllerindem, hercai menekşelerden koruyordum. Öyle olması gerektiğini sanıyordum.
Oysa yola yalnız çıkmışım bilmiyordum.
Yolun bir yerinde bir küçük papatya, aslında tek görevimin dağları delmek olduğunu öğretti
Yaban güllerinden,hercai menekşelerden korudum ama,küçük papatyanın farkına bile varamadım.
Farkına vardığımda ise yalnızdım.
Başarmıştım dağlar delinmişti. Ama sevdam suların altında kalmıştı.Kurtarmak gelmedi içimden .
Çünkü ben zaten tek başına yaşamıştım her şeyi.
Şimdi sevda şiirleri yazmak boşuna.
Şimdi kuşun kanadında mesajlar yollamak boşuna..
ey yar!!
Çünkü sevdamın üstünden o çok çırpındığım dağ geçti……….SULAR GEÇTİ

alıntıdır

Painfully
01-06-2013, 05:35 PM
yüreğine seçtiğin oyuncak benmiydim?..


Yalanmış ne varsa yaşadığımız.

Ne varsa söylediğin, ne varsa hissedilen, her şey yalanmış. Bu kadar geç mi anlamalıydım? Bu kadar çok mu bağlanmış olmalıydım?

Neden en başında değil de şimdi? Ben miydim yüreğine seçtiğin oyuncak?

Kaybolan zamanlar, yitik umutlar gelir mi geri?
Issızdım.
Yapayalnızdım.
Çaresizdim.
Karanlık ve de tükenmiştim gittiğinde. Sustum, söyleyemedim.

İçim ağlıyordu da bir damla gözyaşı dökemedim. “Seviyorum” diyemedim.
Toprağın kokusunu, havanın kokusunu, çiçeklerin kokusunu hepsini bir bir çektim içime bir Senin kokundu bilmediğim.

Alâkadar olmadığım ne varsa bildim. Hepsini ezberledim. Yalnızca Sendin bir kelime edemediğim.

Sesini bilmediğim, yüzünü görmediğim, sadece hayal edebildiğim bir güzelliktin. Dolaşıyordun damarlarımda. Sen sadece kendini anlattığın kadardın.

Bir de Seni içimde büyüttüğüm kadar.
Suskundum.
Tek başınaydım.
Âşıktım.
Yanmış ve de kahrolmuştum gittiğinde.Yaşamak bile istemedim.

Ölmeye de cesaret edemedim.

“Seviyorum” diyemedim.

Dur! deseydim, kal! deseydim kalır mıydın benimle?

Gitme! Desem, dinler miydin beni?

“Sevdim Seni hem de aklının alamayacağı kadar” deseydim inanır mıydın?

Sen de beni en az benim kadar sever miydin? Of! Yanıyor içim.

Sen böyle gitmemeliydin. Hani ben vazgeçilmezindim.

Hani uğrumda her şeyi göze alırdın?

Hani “Çık gel!” desem en uzak yollardan bana varırdın?

Hani imkânsızlık denen bir şey yoktu? Hani seven her engeli aşardı?

Yeminlerin, sözlerin hani? O büyük sevdan nerede hani?
Şaşkındım.
Yıkık ve viraneydim sen gittiğinde.

Gitmezdin! Ya sevseydin ya da yokluğuma dayanamaz gelirdin.

Ama gittin ve ben bakakaldım arkandan.
“Seviyorum” diyemedim.
Yalanların, yanlışların, hataların ve de pişmanlıkların hepsi Senin olsun gelme!

Gittiğin yer, hiç olmadığın dünyamdan daha fazla mutluluk vermeyecek sana bilesin!

Affım yok! Ne sana ne de yaptıklarına.
Vazgeçmiştim.
Rest Çekmiştim.
Savrulmuştum.
Harabe ve yok olmuştum sen gittiğinde.

Yaşamadıklarıma pişmanlık şöyle dursun, yaşadıklarıma lanet olsun.

Geri dönme şansımız olsa belki söylerdim.

Tekbir şey kaldı içimde; “Seviyorum” diyemedim

Painfully
01-06-2013, 05:35 PM
Acılara Rağmen Aşktan Vazgeçmeyiz Çünkü...



Kişi yaşamalıdır aşkını ölesiye. Hele acıysa… Aşk girdi mi araya insan acıya da doymaz olur. Bırakır kendini, çırpınmaz bile. Kurtulamayacağını bilir. Kim kurtulmuştur ki bugüne kadar aşk acısından. Kim? Aşk değil mi bu varsın acıtsın deriz. Neler çekeriz, uğruna neler feda ederiz. Ama o ne yapar, gelişinde nasıl sevindirdiyse sizi ‘sen sevin şimdi. Nasılsa gideceğim. Hem de öyle kaçıracaksın ki beni herkes gibi elinden acıycak sonunda canın. Senin de…


Aşk varsa acı da vardır.’ Der. Aşkın değişmez kuralıdır bu. Kaybolmak istiyceksin o gözlerde ama nafile. Oraya da zehirini salmıştır aşk.


Ama her şeye rağmen güzeldir. Ona dokunmak, gözlerine bakmak onun için heyecan duymak... O denilince akan sular durur. Ordaki herkes beyaz o kırmızı olur. Onunla konuştuklarınızı eve gelince kapıyı kapatıp çekilip odanıza bir bir tekrarlamak size en heyecan verendir. Şunu şöyle deseydim böyle yapsaydımlar tekrarlanır durur aklınızın ondan arta kalan biryerlerinde. Sizi sarıp sarmalar şefkatlice, yumuşacık aşk denen o hoş şey. Mutlu olursunuz.


Gözlerinizden duygu akar… Kulaklarınız aşk nameleri arar sürekli. Her saniye hücreleriniz yenileniyormuş gibi hissedersiniz. Çiçekler de bundan nasibini alır tabii. İşte aşk bu ve bizim anlatamayacağımız ve farkına varamayacağımız hislerle doludur. Ha sürekli yediğiniz ve annenizin şikayetçi olduğu tırnaklar da tarih olmuştur.


Çünkü aşk insanoğlunun sahip olduğu en güzel armağandır. Her insan aşkla birlikte kendini dünyanın en şeker insanı hisseder.

Bu yüzden tüm acılara, çıkmazlara, dolambaçlara rağmen hala o en eski masalı özlemle anıyor ve yaşamaya can atıyoruz…

Painfully
01-06-2013, 05:36 PM
Bir Kadın Ruhunda Dolaşmak


Bir kadın ruhunun çırılçıplak, ürpertici, karanlık ama bir o kadarda göz alıcı, dehlizlerinde tutkuyla dolaşmanın zevkine varan bir erkek, bugüne kadar heves duyduğu,arzuladığı, bedenlerde şehvetin kollarına atıldığı sevişmelerin ne kadar yavan olduğunu fark eder.



Düşünsel yeteneği,duygusallığı ne kadar gelişmiş olursa olsun erkek… bu kadın ruhunun dehlizlerindeki cennette; yağmurların kokusunu, bulutların güzelliğini, güneşin parlaklığını, çimenlerin ışıltısını, gökkuşağının o eşsiz renklerini…cehennemde ; ateşin yakıcılığını, fırtınaların şiddetini,gecelerin zifir karanlığını gördüğünde kadın doğasının nasılda bu kadar değişken ve anlaşılmaz olduğuna şaşkınlıkla tanıklık eder. Az önce sizi şefkat dolu kollarında teselli eden, sımsıcak saran bir kadının az sonra nasılda ulaşılmaz ve buz gibi olabileceğini, bununsa o kadının doğası olduğunu gören bir erkek, bütün kendini erkek sayma öğretilerine ve kendilerine tanrı vergisi olarak verildiğine inanılan “erkeklik gururuna” rağmen dehşete düşerek korkar…


“Erkekler kadın ruhundan anlamaz.” Denilmesinin sebebi,erkeklerin bütün kendilerini güçlü , korkusuz saymalarına, bütün gururlarına karşın bir kadın ruhunun dehlizlerinde kaybolduklarında ıssız ve karanlık bir sokakta fırtınaya tutulmuş bir kedi yavrusu gibi çaresiz ve yapayalnız kalmış hissetmelerindendir aslında.


Her erkeğin en az bir kez bir kadın ruhuna dokunmuşluğu, annesi de olsa o ruhun dehlizlerinde kaybolmuşluğu vardır. Ama en güzeli size aşık bir kadının, kendi ruhunun dehlizlerinde dolaşmanıza izin vermesi, siz keyifle karışık bir korku yaşarken, onun kendinden emin ve bir o kadarda keşfedilmeyi hevesle bekleyen bir arzuyla sizi izlemesidir.


Her kaybolduğunuzu sandığınızda size küçük ipuçları bırakması, siz o ipuçlarını bulup daha derinlere ilerlerken, büyük bir keşif yaptığınızı sanarak sevinirken, birden ne kadar büyük bir dehlizde olduğunuzu ve giderek kaybolduğunuzu fark etmenizle yarıda kalan sevincinizin hüznünü, kahkahalarla izlemesidir.Hiçbir erkek bir kadının ruhunda ondan izinsiz dolaşamaz veya onun bulunmasını istemediği bir dehlize girip orada kaybolamaz.


Eğer size aşık bir kadın ruhunu dehlizlerinde dolaşmanıza izin veriyorsa bunun size sunulmuş bir şans olduğunu, bir dünya seyahatinden bile daha keyifli, daha heyecanlı ve uzun sürecek bir seyahate çıktığınızı bilmeniz gerekir.Yanınıza bolca yolluk almalısınız. İlgi, sevgi, özen, tatlı dil, samimiyet, dostluk bu seyahatte yanınızda bulunması gereken ve çokta yer kaplamayacak yolluklardır.


Kadınlar ruhlarının dehlizlerinde kaybolmaktan korkmayan ,onlardan izin almaksızın girmeye ve dolaşmaya kalkmayacak kadar saygılı, ama yinede meraklarına yenik düşüp buna cüret edebilecek kadar cesur erkeklerden garip bir haz duyarlar.Aslında doğalarında ki bu belirsizlikten kendileri de her zaman tam olarak mutlu değildirler.


Keşfedilmeye ve erkeğin gösterdiği tüm çabaya layık görülmüş olmanın heyecanını yaşarken,bir yandan da keşfedilen dehlizleri arttıkça deşifre olup, kadınlık büyüsünün kaybolacağından endişe etmeleri de size bırakılan ipuçlarının azalmasına ve o dehlizlerde ilerlemenizi yavaşlatabilir ve sizi yorabilir…Hatta ruhunun dehlizlerinde çok ilerlediğinizi fark eden bir kadın size ne kadar aşık olursa olsun, büyüsünün kaybolacağı endişesiyle sizi hiç beklemediğiniz bir anda terk edebilir.Bu bir terk ediş midir yoksa yeni dehlizler oluşana kadar mı gitmiştir asla bilemezsiniz…


Bir kadın ruhunun çırılçıplak, ürpertici, karanlık ama bir o kadarda göz alıcı, dehlizlerinde tutkuyla dolaşmanın zevkine varan bir erkek, bugüne kadar heves duyduğu,arzuladığı, bedenlerde şehvetin kollarına atıldığı sevişmelerin ne kadar yavan olduğunu fark eder…

Ve yorulmayı göze alabilenler bir ömür boyu gerçek mutluluğa ulaşabilir ancak…




"alıntı"

Painfully
01-06-2013, 05:36 PM
Ya Sen Gel Yada Gel De


Sevgili.

Yağmurlu geçen günlerde, penceremden sokağı izlerken kendimi zor tutardım ıslanmamak, sokakta, yağmur altında durmamak için. Dışarı çıkmayı iple çekerdim. Pencereyi açtığımda toprak kokusu dolardı odama ve o koku beni benden ederdi. Şimdi dışarıdayım ama yağmurlar dindi ve güneşi kucakladım. İşte o pencerenin önünde hissediyorum şimdi yine kendimi. Pencere kapalı ve toprak kokusunu alamıyorum. Oysa ne güzeldir onun kokusu. Onunla olamasan bile onun kokusunu duyabilmenin güzelliği ve o kokunun seninle olduğunu bilme hissi ve ne kadar acı ona ulaşamamak. Ben dışarıdayım şimdi ama kaçırdım onun güzelliğini. Dinmiş yağmurlar ve geç kalmışlığın, kaybetmiş olmanın hüznü içindeyim. Biryerlerde toprak kokusu var ama o koku benden çok uzaklarda..

Okuduğum kitabın ayıracına Ya sen gel. Yada gel de! yazısını yazdım.. Bu sözü ne çok kullandım ve ne çok duydum, ama son duyuşum galiba beni en çok yaralayan oldu. Sana yalvarırım dost, bu cümleyi kimseye kullanma, acı veriyor. peki neden yazdın? mağdem acı veriyorsa yazmasaydın? diyeceksin ama acı bazen iyidir ya da ben yine kendimi kandırıyorum.

Şimdilik benden bu kadar.Hayat yazıyla anlatılamayacak ve sözcüklere dökülemeyecek kadar güzel. Yağmurların hep üzerimde ve kokun burnumda olsun..ıslat beni..ıslah et beni!

Painfully
01-06-2013, 05:36 PM
Aşk bir yaşayıştır, var oluştur... Yeniden doğmak için....


"Yüzyılların birikimiyle oluşan aşk kültürünü kavrayabilmek derinliği
olmayanlardan aşk beklemek (!)
gereksiz bir iyimserlikti belki, ama ben, her aşkta umudumla yine
sevdim...

Aşktı inandım, güvendim,, hatamı yaptım? Belki evet, belki hayır...
Karşıma çıkan basit kişilerle diğerlerinin değerini anladım...
Bu bir tecrübeydi belki de...

Biliyordum, Yaşam, kimsenin anlayamayacağı dengesiyle her gün doğumunda
sunduğu umudu,
akşam çökünce durduk yerde alırdı gözlerimden...Çoğunlukla aynı
başlardı
masallar;

Zamanın birinde bir kızla bir erkek varmış. Erkek sevdalıymış, kız onu
bilmezmiş.
Aşkını bilirmiş de onu bilmezmiş.
Dilekler ise yüksek katlara bir türlü ulaşmazmış.

Kız ay parçasıymış, dolunaydan güzel.
Gözlerinin pırıltısını yıldızlar kıskanırmış, bakışlarını şirin.
Ellerinin
inceliğini
Leyla kıskanırmış, belinin inceliğini Aslı...

Kadifeden yumuşak sesliymiş, sözleri senfoni inceliğinde güzel.
Konuştukça
inciler üretirmiş dudaklarından da,
sıraya giren kuyumcuların hiçbirinin gücü yetmezmiş satın almaya

Saçlarını deniz kızları örermiş o uyuduğunda. Uykusunda terlediği zaman
papatya kokarmış teni de,
bütün gün etkisi gitmeyen
bu kokuların nedenini kimsecikler bilmezmiş...

Uyanınca yeryüzü anlam kazanırmış her gün doğumunda yeniden.
Gelincikler güneşle barışır da, taç yaprakları kırmızıya boyanırmış
kendiliğinden. Rengarenk kuşlar ötüşerek
selamlarmış bu güzelliği, denizler çırpınarak. Rüzgar onun için esermiş
saçlarını dağıtmaya.
Saçları dağılıp çiçek yüzüne dolanınca, kelebekler raksedermiş
çevresinde.

Gülmesi bir ömre bedelmiş. Güldükçe, diğer çiçekler onun kendilerinden
soylu
olduğunu anladıkları
için aralarında fısıldaşırlar, gizlice yaprak dökerlermiş.

Gün gelmiş üzmüşler onu, ama dudaklarından dökülen inciler hiç
azalmamış.
Ağladığında bütün yıldızlar sönermiş.
Ateş böcekleri böyle zamanlarda haber ulaştırırmış onu çok sevene
(!)...
Birlikte ağlarlarmış; gökyüzü
aştan sona yağmur dökermiş gönüllerdeki ateşe.
Aşık kimseyi ona benzetemediğinden, içine tek bir damla düşmemiş
serinletmeye...

Gün gelmiş, çiçek yüzlü sevgili hasta olmuş, aşık sağlığından utanmış.
Ama
bunu kimsecikler anlamazmış.

Bekleyelim dermiş çiçek yüzlü sevgili. Başka bir söz demeyince, ne
kadar
sevse de aşığın elinden bir şey gelmezmiş.
Çiçek yüzlü sevgilinin sesini duymadığı günü gün saymazmış.

Burada anlatılır ki, bu aşk başlayalı beri, ateş böcekleri geceleri
bilinirmiş yalnızca...

Kalbimi kelimelerle doldurdum, mektuplarım onun için parmaklarını
yakıyor...
Dudaklarını da yakacak..
Dudaklarını ve tüm varlığını... Kıskanıyorum kelimeleri birer kelebek
gibi
sana uçuyorlar.
Kelimeler senin kokunla sarhoş. Saçlarını okşayan rüzgarı kıskanıyorum.
Kıskanıyorum.....

Aşk bir yaşayıştır, var oluştur... Yeniden doğmak için bir uyanıştır.
Aşkın
bütün sırrı ise iki kelimede..

"Seni Seviyorum"...

Painfully
01-06-2013, 05:36 PM
Sayende öLümü özLedim Ben ...


Ne FazLasını istedim Askın ...

Nede en iyisini Senden ...

Yetinmesini BiLdim Hep oLdugu KadarıyLa...



Ne eLimi Tuttun Bir Kez ...

Ne Sevdgini Duydum Bir Gün



Ben Hayatta 2 Kez YakaLadım Askı

Ve 2 Kez Kaybettim...

iLkini SeninLe Unuttum ,

Ya Simdi Seni KiminLe Unutacam ...



Pes Ediyorum Artık

SevmeLere ve YeniLmeLere...



Oysa MutLusun Sanmıstım ...

Az Da oLsa Sevdigine inanmıstım ...

Ben Hep Sana Ait KaLmıstım ...

Ama Sen Sevmeyi Basaramadın ...!



Eskiye Ait Ne KaLdıysa BenLigimde

Birer Birer Hepsini FırLattım Hayatımdan



Sen Nese DoLu Bir Kız...

Bense Acıya ve Sevmeye Mahkum Bir Gariptim ...

Sen GönüL EgLendirmek icin Vardın ,

Sevmek icin DeiL...

Bense Hep Yanmak icin Vardım ...

Hep Yanmak icin ...



Hic Düsünmedin ...

BeLki Hic Sevmedin ...

Peki NasıL Bu Kadar inandırıcı oLabiLdin ...

Kimseye Vermedim SAna Verdigim Degeri...

Herseye Vardım SeninLe ...



O GüzeL GüLüsün cıkarmı Sanıyorsun AkLımdan ...

O Sesin HaLa CınLamazmı KuLakLarımda...

KoLay DeğiL CeyLan BakısLım ...

Bir Anda SiLivermek Seni...

HİC KOLAY DEĞİL ...!



Urfa SokakLarı Lanet Ediyor Bana Senin icin ...

Sana Akıttıgım GozyasLarı Beddua Ediyor ...

Degmez Diyor DostLarım Onun icin ...



Deger Be CeyLan BakısLım

SensizLik Herseye Deger...



Bir Sevdigin Varmıs Simdi...

Bana Benzetiyormus GorenLer...

MutLuymussun ...



Ara Sıra goruyorumda Seni...

Bakamıyorum Yüzüne...

Oysa DeLi Gibi özLem Duyuyorum BakısLarına ...

Basımı Egip Geciyorum ...



BiLmiyorum Pisman oLup Dönermisin Geri...

Yada Askın Ne AnLama geLdigini Ögrenirmisin ?

Yada Birgün Sende Severmisin Beni ...



öLümüm oLuyor Benim ...

Baskasının eLini tuttugunu Hissetmek ...



Ben Simdi Sensizim ...
Mutsuzum ...

ResimLerini Yırtmadım ...

Bakıyorum Doyumsuz GüzeLLigine ...

Yüreginde GözLerin Kadar GuzeL oLsaydı

Ne oLurdu Sanki...



Simdi Dönüyorum Sırtımı...

YasanmısLara ...

Bir Nefret Büyüyor icimde...

Seni Her Görüsümde

Kin BesLiyorum Askın Üstüne ...

Seni SevmeLerin ÜZerine Nefret bırakıyorum ...



Ben Seni Gercekten Sevmistim ...



Simdi cık aLLah icin Beynimden ...

KimLe MutLu oLacaksan Ona Git...



Hic Bir Ask CaLmasın KapıLarımı..

Yorgun Düstü Bedenim ...



izin Vermeyin GözyasLarım AgLamama...

Onun ismini unutturun ...

Görmeyin GözLerim Bir Gün RastLarsam...

ve Artık Atma KaLbim ...



BEN ÖLÜMÜ ÖZLEDİM ...!

Painfully
01-06-2013, 05:37 PM
Düşlerimi Alsana Kollarına...









Sırrım,yasağım,sebebimsin bu karmaşık dünyada, nefesimsin soluk soluk tertemiz dağ havası gibi içime çektiğim.... Bir çocuk masumiyetiyle beni sürekli gözünden sakınır gibi koruyan anamsın babamsın. Yoldaşımsın sırdaşımsın gönüldaşımsın her derdime ortak olan...Sevdiğimsin... Karımsın... Ruh eşimsin..Ama rahat değilsin yeterince, bunu biliyorum. Bir şeyler aklını deşiyor. Kalbine bir sızı veriyor olmalı o son sözlerim, hareketlerim...Benim sevgi sağanağımda ıslanmadan yürümeyi başaranlardansın sen birtanem..Yangınımsın sensiz gecelerde beni yakan, sabrımsın sensiz saatlerde teselli veren, mutluluğumsun, umudumsun uzaklardan bana nefes gibi içimde dolanan, damarımdaki kansın sıcacık içimde dolanan, çarpan



Kalbimdesin her an her dakika hissettiğim...


Yalnızlığımın yaşamla kırılma noktasında ve pes edeceğim o kötü anlarımda karşıma çıkıp bana hayatı sevdiren ve yaşanılası yapansın sen.Hiç farkındamısın..Gecenin tam ortasında yüreğim haykırıyorsa seni susmalı evren, hiçbir ses yüreğimden daha anlamlı ve derin konuşamaz ki bu saatlerde.Dinle hayatımın kadını, sen dinle beni. Yüreğinin kapılarını arala biz seninle konuşmadan anlaşabiliyoruz sadece beni hisset bu gece...Yüreğini verdiğin ben, sana mühimmat taşımak istiyorum, bu bir türlü içinden çıkamadığın ve hep bir savaş verdiğin sevdamıza...


Usulca öperek gözlerimden..düşlerimi alsana kollarına....


Sabaha az kaldı küçüğüm.. İnandığın zaman aşk’a..kıskanırsın..Kıskandığın an’da.. zaten aşksın..benim aşkım..Sende farklı bir tarafı var hayatın..Farklı bir yüzü..daha farklı bir tadı..Eskimeyen..Hiç eskitmeyen..


Hep beni sevdiğini haykıran..seni seviyorum...

Painfully
01-06-2013, 05:37 PM
_-Bir hayal olduğunu kimseye söyleme-_


Aralıksız batan sözcüklerinin, an be an yüzünü ölüme çevirdiği yerden yazıyorum sana. Dinleme.

Ne bundan önce söylediklerimi ne de bundan sonra söyleyeceklerimi...

Bu defa dinleme!
Attığım her adımda bir parça daha yıkılan duvarların altında kalmaktan, ayıramadığın dakikaların geceler boyunca sinirini taşımaktan yoruldu ruhum. Ben çabuk yoruldum. Hiç bir masalın kahramanı olamayacak kadar uykum var. Sesinden esirgediğin yüreğin gibisin. Varlığının bir anlamı olsun derken, sen en çok da anlamsızlığa yakıştın nedense. Oysa bu değildi sana dair başlattığım yolculuğun sonu. Böyle olmamalıydı.


Adresimi de sil adımlarından;sanırım bundan böyle evde olmayacağım.

Nefesimle çoğalacakken, nefesimi tıkadın sen! Geçen her günde, soyunurken tüm kelimelerim yavaş yavaş sana, sen, durdurak tanımadan yeni bir kıyafetle çıktın karşıma.

Parmak uçlarımda kaybediyorum sıcaklığını. Yazdıkça uzaklaşıyorum sesinden, teninden ve bakışlarından


Seni unutmak istiyor kalbim çok acıyor.Susuyorum ağlamıyorum sensizliğe alışıyorum artık kan yaşları akıtıyorum.

hava kararmaya başlayınca, daha çok arıyorum sanki seni. soğuktan mı korkum, karanlıktan mı, sensizlikten mi, yalnızlıktan mı, nöbetlerimden mi, çaresizlğimden mi...
bil(m)iyorum....____________kahırdan

artık hissetmiyorum... unutmaya başladım; kokunu, sevdiğin şeyleri, söylediğin şarkayı, bana bakışını, sevişini, sarılışını...

yaşadık mı sahi senle?

gülüyordum galiba. sen yüzüme çok yakıştığını söylüyordun gülmenin. ben gülünce sen gülüyordun. sen gülünce denizler duruluyordu gözlerinde. şimdi fırtına var.

gülmek bana yakışmıyor (mu) !!!

edebiyatı seviyor(d)um. sana olan aşkımı yüreğimden sonra en iyi o anlatıyordu. ben de hep yazıyordum. bak yine yazıyorm...

küstüm,

gel____(me) artık.
aşk acı çekmekse
sev____(me) artık.
kara gecelerde ben bulurum yoldaş kendime,
kork____(ma)
çekmem fişini hayatın!!!
yoruldum,
kuramıyorum artık.
nolur,
gel_____(me)!!!




Bunların yalan olduğunu kimseye söyleme. Herkes ben gelmeni istemiyorum bilsin.Sen ne olur gel be!!!




"alıntıdır"

Painfully
01-06-2013, 05:37 PM
.. SadeCe SusaRak ÖzLüyoRum SeNi . .




..özlüyoruMM..
Neden olduğunu bilmeden garip bir duygu saplanıyor yüreğime.. Kendim bile anlam veremiyorum sahipsiz bakışlara.. Herşeyin sonunu getiren ben, o eskiyi özleyen gene ben oluyorum. Garip...
Farklı duygular besliyorum hayata karşı.. "O" ne düşünürse ben tam tersini düşünüyorum. Bu fark çekiyo birbirimize.. Sonra gene kafam karışıyo. Dalıyorum maziye. . .

..özlüyoruMM..
Bakışlarını özlediğimi fark ediyorum yokluğunda. Bir başkasıyla görünce içim acıyo,yüreğim kanıyor. KaL demeyi ne çok isterdim oysaki.. Ama diyemedim..Zavallı yüreğim acıya yatkın nasıl olsa. "Git" desemde, git-meseydin ya sen.. Acıyı yaşatmasaydın ya bana.. Düşünemeseydim keşke seni..

..özlüyoruMM..
Bir tutam sevgiyi özlüyorum. Bana verdiğin bir sevgi cümlesiyle hayata bağlanmayı özlüyorum. Gidişini hatırlıyorum.Oysaki ben yollamıştım seni. Ben istemiştim bu acıyı.. Dayan yüreğim! 'Gelip geçici bir heves' de geç.. Bu da geçicek !

..özlüyoruMM..
Elele yürüyüşler aklıma geliyor bir sevgili gördüğümde.. Kokun tütüyor burnumda.Kıyafetlerimde bir 'sen' , yollarda bir 'sen' , hecelerimde bir 'sen' , aklımda bir 'sen' . .
Sen de özlüyorsun, biliyorum. Ama gel diyememki sana.. Tekrar başlatamamki.. Nekadar özlesem de, yüreğime hapsetmem gerekiyorki. .

..özlüyoruMM..
Seni görebilmek için verdiğim çabayı.. Buralar buram buram hasret kokuyor. Yine eski ben..Yine aynı ben..Yine sen'siz ben.. Buralarda aynı.. Gidişlerde bir 'sen'..

Şimdi öyle garip bir haldeyimki.. Kimse çözemiyor bu halimi. Susuyorum, çatışma oluyor. Oysa, sadece susarak özlüyorum seni. . .


"alıntıdır"

Painfully
01-06-2013, 05:37 PM
senden uzaktaaa


Sen yokken, buralarin tadi tuzu kalmiyor damagimda. Öyle yavan, yalin, çiplak ayak dolaniyorum sokaklari. Sen yokken, gözlerim divane oluyor hayallerimde. Birden kayboluyorum kendi gizemimde. Sen birde geceleri görmeye dur, bir bir damliyor gündüzün serinligine. Sanki tanriçanin, ayaklariyla ezdigi üzüm gibi karariyor doldukça. Her doldugunda kirk yili asmis, her damladiginda asirlasiyor gündüzün üzerinde. Sen olmadiginda ben uçurum kenarinda, sen olmadiginda ben masmavi bir boslukta, sen olmadiginda, ben çukur ariyorum kendime, senin dolulugunda. Senden uzakta bir sehir var kendi sarhoslugunda, bir rüzgar dolasir basibos, bir soluk adimlar kendi sokagindaki kaldirimlari.

Senden uzak olunca, bir yagmur damlasi alay eder tüm islanmisligimla. Uluorta bir Pazar kurulur, sere serpe çarsaflar dügün yeri gibi, dügüne geç kalmis bir yemeni sarkar, tezgahtan rüzgara, kinali ellerin göz bebeklerine dogru. Senden uzakta belki de burada. Tüm yasanmis hikayeler anlatilir akillarin namuslu yerlerinde, kimi aski arar merdiven dayamis, kimi hayra yorar kendini. Sabahin erkeni makbul kilar aski, gün olup geçse de, kervani arar gözlerim. Her kervan seni tasir gönlümün yelkeninde, bir deniz kizi misali. Senden uzakta, uzak siyah ve yabani bir at sahlanir, sehrin yokuslu yollarina, kimi atsa sirtina aska kurban edecekmis gibi. Senden uzakta aska merdiven dayadim seninle ayni yasta.

Bir lamba muma çevirmis geceyi, bir bekçi mesaisi disinda, biri ney çalar yavas yavas yudumlar geceyi, bir sarhos kendini mektuba adar. Hos sarhosun mektubu da okunmaz gecenin bir yarisinda, ama içtikçe güzellesiyor insan yari boyali duvarin kenarinda. Senden uzak olunca her sey yeniden basliyor. Senin boslugun öyle kolay dolmuyor. Senden uzak olunca insan hiç adres sormuyor, senden uzak olunca bir gece daha ansizin iniyor, sen uzak olunca senden ancak bu kadar oluyor. Sen ne zaman gelsen gözüm kulagim dudaklarim doyuyor. Seni öyle özledim ki daha otobüsün kalkmadan, seni öyle özledim ki daha yüzüme bakmadan. Gel sen dön simdi bir basina koca sehre, yollari bos duvarlari boyasiz, gözleri ki**** yagmurlari aglayan. Gel sen dön simdi. Kim dönerse dönsün aldiris etmeden, gel sen dön senden uzak, yalin ayak, arkana bakmadan gözlerinin aksama düstügü yoldan. Senden uzakta ben kaybolmadan.



"alıntı"

Painfully
01-06-2013, 05:37 PM
Biliyor musun bu sefer farklı olan bir şey var..



[Only Registered Users Can See Links]

Mevsimler değişiyor. Zaman akıp gidiyor. Her geçen günde ben benden gidiyorum..
Biraz daha yok oluyorum.. Bitiyorum..
Biliyor musun bu sefer farklı olan bir şey var..
Sana kal demiyorum..
Sana git diyorum..
Gitmeni istiyorum..
Ben bu haldeyken seni mutlu edemem..
Ben bu haldeyken sana yetemem..

Şimdi git..
Giderken arkana bile bakmanı istemiyorum.
Gitti mi öyle bir gitmelisin ki ne dönebileceğini düşünmeliyim..
Ne de senden kalanlarla yetinmeye çalışmalıyım..
Öyle bir gitmelisin ki benden
..
Ne adın..
Ne sanın..
Ne kokun..
Ne de yokluğun kalmalı !!
..
Öyle bir gitmelisin ki benden..
Almalısın bendeki seni..
Bırakmamalısın Hayalini..
Yüreğimi söküp atarcasına..
Beni benden alırcasına..
Göz yaşlarımı kuruturcasına gitmelisin benden..
Öyle bir gitmelisin ki benden..

Gidişin..Gelişinden Muhteşem Olmalı!!


"alıntı"

Painfully
01-06-2013, 05:38 PM
● " ѕα∂є¢є єğєя ∂ιуєвιℓισуυям " ●



Sadece Eğer Diyebiliyorum

Eğer...eğer...eğer...
tehtitleri sevmiyorum, yaralanmayı mı onu hiç ama hiç!
Gelecek dedim öykünün en yaşlı yerinde gelecek
sevginin en kuvvetsiz yerin de
yalan bu gelecekti.
Biz bakıştık mı ? dinledik mi hiç birbirimizi ?
Bilmem!
belkide hayır ne dersin
evet evet
Hayır!
Ve şimdi biz bir yoklama kağıdının yarı çıplak yoklukları...
ikiside ne dedi birbirinden habersiz birbirine bilmek istermisin?
Eğer bir daha fırsatım olsaydı
eğer bir daha işkence altında yüreğine yatırılsaydım
eğer...arasında kalp geçen yollara sürülseydim
eğer işte, sadece eğer
sevseydi beni eğer
eğer
sıramı, fırsatımı kullanıp ona ölmekten yana kullanmaz mıydım?
Kim durdururdu bizi, söyle ha kim?
Ah bu dudağını baştan bükmüş sevdam
eğer arkamdan lanet bir müzik başlasaydı
ve ben o müsibetin yanına varan olsaydım
ne farkederdi?
Eğer bir daha işkence altında yüreğine yatırılsaydım
eğer...arasında iki kalp geçen yollara sürülseydim
eğer işte, sadece eğer
sevseydi beni eğer demezdim bu kez
ne farkederdi ki yürek yurdum?
Seni sevdim.

Painfully
01-06-2013, 05:38 PM
Aşk Ebruli Bir Tebessümdür Kalbime


[Only Registered Users Can See Links]


Tüm patavatsızlıklar yerin dibine girsin
Hiçbir şey gönlümde büyüttüğüm kadar saf değil.
Hiçbir şey senin kadar masum değil içimde ki çocuk.
Kim demiş sadece dumanlı dağlara kar yağar diye.
Tüm karlar gönlüme yağar asıl.
Ardından buzullar oluşur eteklerimde.
İlmek ilmek dokunur damarlarıma simsiyah sözcükler.
Her kelime dağ olur gönlümde. Her kar tanesi bir aşk türküsü
Notaları yoktur bu türkünün. Bu türkünün notaları
ikinci cemre düşende gönle, yeniden bestelenir.
Aşk ebruli bir tebessümdür kalbime.


Sonrası mı ?
Koyu bir sessizlik.
Ardı sıra bir yıldız kayması
Yürek patlaması.
Suskunluğumun kıyametidir bu an.
Tüm mahşerler gözlerimde
Asi iç çekişler kapıları çarpan ellerimde
Ve ahlar yumruğumu vurduğum masalarda,
cam kırıklarında


Sen asi gecelerin berfin-i! Aşkı ne sandın kırmızı bir gül mü?
Bilemedin.
Aşk kurumuş bir güldür, gitmekle kalmak arasında ki şeydir.
Dur. Hemen korkma. Unutma ki gökyüzünün
en parlak yıldızı hala orada.
Ve aşk gönlünde hala dipdiri
Tüm sırlı yıldızların adları bende saklı.
Yeryüzünün tüm denizlerine düşen yakamozlar
benim gözlerimde ışıldar.


Bir ben bilirim suskunluğumun tarihini.
Her gece bir ben dokunurum gökyüzünün en parlak yıldızına.
Ve her sabah güneşin kaskatı kaldırımlara
cansız düştüğünü bir ben görürüm.


Şimdi aşk kimsesiz bir çocuğun gözleri kadar yalnız yüreğimde
Sen olmasan ne anlamı kalır göğün? Tüm aşk
eşkıyalarının yüreklerini sonsuza dek kelepçelesek
aşk terörden kurtulur mu? Kurtarmaya yeter mi bu aşkı?
Kelebekler kanatsız kalınca ve sevda yorulunca
yüreğimi ellerimin arasına alıp gidiyorum işte.
Bu şehir gelince aklıma hatırladığım hiç bir şey olmamalı.
Güneşe yürümek gibi bir şey bu şehri terk etmek fikri
Şimdi konuşurken, aşk karanlığın ortasında intiharı bekliyor.


Ve kar yağıyor
Artık her kar tanesi borandır, fırtınadır.
Çığ düşünce beklentilerime aşkımın kıvrımları kana bulandı.
Aşkımın böğrüne bir hançer saplandı.
Adamakıllı sendeledi aşk. Adamakıllı afalladı.



Bu aşk neden hep böyle haleli
Bazen hasretler olabildiğince zirveye çıkar.
Gözyaşlarıysa kuytularda gizlenir.
O vakit dünya kadar yıldız düşse önüme ben yine
kendi yıldızımı isterim. Bunu adına ne denir,
bilmem. Ama aşk ağrır ellerimde.


Bu gece kar yağıyor, alarm veriyor şehrin karanlıkları.
Ölümse olanca esmerliğiyle duruyor kalbimde.
Ellerim, ellerim ve gözlerim yanıyor.
Yüz binlerce melek saçlarıma tane tane düşüyor.
Şehir serseri edasıyla sabahı bekliyor.
Bense kar tanelerinin aşka kaval çalışını.


Gece biter.
Yıldızlar söner.
Türküler, tanığı sevdamın


…
. şubat
. akşam
. soğuk

AYŞE EYYÜPKOCA

Painfully
01-06-2013, 05:38 PM
_Su_'' Okyanus yürekli dostlar bulmadan sakın konuşma!



SU, kendine sırdaş arıyordu
Önce buluta verdi sırrını.
Ağır geldi sır buluta.
Sağanak sağanak döktü suyun tüm sırlarını.
Sonra göle gitti su.
Ona anlattı derdini.
Bu arada bulut suyun sırrını tekrar tekrar yağmur yapıp,
dolu yapıp, kar yapıp savurduğu için ,
zaman zaman taşıyordu göl ve suyun sırrı iyice açığa çıkıyordu.
Sonra nehre ulaştı suyun sırrı.
Nehir aldı suyun sırrını çekti gitti.
Dereye verdi.
Dere biraz daha yavaş olsa da nehirden ,
O da götürdü suyun sırrını bir başka bilinmeze..
Çağlayanlar, şelaleler,akarsular..
Hepsi kayboluyordu bir anda.
Sonra bir gün su takip etti dereyi.
Dereye, okyanusa kavuşunca farketti su,
bütün sırlarının akarsularla,
çağlayanlarla,ırmaklarla...
okyanusa taşındığını.
Karar verdi su.
Sırrını okyanusa verecekti.
Öyle de yaptı zaten.
Tüm sırlarını okyanusa verdi.
Artık suyun sırrını okyanustan başkası bilmiyordu.
Ne taştı okyanus,
ne bir başkasına taşıdı suyun sırrını,
ne de kurudu....

************************
Geçen karşılaştık suyla.
Bir bardaktaydı.
Suskundu.
Çok uğraştım konuşturamadım.
Ben,tam giderken '' Dur !'' dedi su.
Durdum!
'' Okyanus yürekli dostlar bulmadan sakın konuşma! Taşıyamazlar
,kaldıramazlar senin yükünü,canını yakarlar,utandırırlar....''
dedi.

Painfully
01-06-2013, 05:38 PM
Seni en sona saklamistim...






Seni en sona saklamistim... Varligimin ve yoklugunun sonunda
söylenebilen tek suskunluktun sen... Ömrümün son demlerine
yakisan son sözdün. Ben seni hiç söylemeyecek, yazmayacak,
anlatmayacaktim... Bir sir olmaliydin duvarimdaki suretinle
yalniz benim aramda. Sandallara gül.... gül doldurmaliydin ve bir
bir tutusturup denize salmaliydin ben sonlardan sana selam edince...


Uçurumlar esiginde dururum bir an. Yanik bir türkü olur
dudaklarimda; eski, çok eski bir gülüs gibi kalan.. Geçtigim ve
belki de geçmedigim o yollardan yeni asklar gelir simdi çiglik
çigliga... Elleri titrer hasretin vuslatlarin koynunda.. Bir ben
böyle ne diyecegini bilmez kalirim ortalarda... Bir ben böyle
bunalmis, bikkin...


Turuncu balkonlu evlerin pencerelerinde yine her mevsim taze çiçekler
kalsin.. Bana düsen son suskunluk, bana düsen son yalan (da)
burada denize hiç kavusamamis nehirlerin kederi ile yasansin...


Kaçinilmaz yoklugumun kiyisindan ben simdi dünyada benden
hatira bilinecek olan son sözleri yazdim. Sana adanmis bir
yürekten baska neydim?


Var olmayan sana yana yana yoklugumun girdabina kapildim.. Ah!
Ask! Bu mudur hep senin alinyazin!


Siirler, okunmaya vakit bulunmamis kitaplar bas ucumda duran...
Çantamdaki bahar.. defterlerin arasinda unutulmus güller, postada
mektuplar...


Uzakta bir sehrin issiz kaldirimlarinda unutulmus, ayaklar
altinda yipratilmis onurlu hatiralari askin... ahh dallari
agaçlarin... Dalgalarin selamini dallarda serçelere getiren
yanlis rüzgârlar da bu matemli sessizlige katilsin...


Ve bir gül olsun yanginlardan arta kalan! Bu sehir yansin, hiç
acima!
Ve ardimdan yalniz cevapsiz sorularim aglasin...
Sevdamin adi,
Kaderde sakli,
Kalsin!
Iste sana son sözüm bu,
Sen benim tek yalanimsin...

*alıntı*

Painfully
01-06-2013, 05:38 PM
Seviyorum Diyemediğim İlk Sevgili


Hani bana demiştin,
’sen yaşamı her zaman ciddiye alarak mı yaşayacaksın? ’
Otuz küsur yıl sonra verebiliyorum bu sorunun yanıtını ancak.
“Evet, ben yaşamı bu kadar ciddiye almak zorunda değildim,
ama çok ciddiye alarak yaşadım, maalesef! “
Sayın ve sevgili büyüklerimce her yönüyle ciddi olmalıydı
“sadece bana ait” dedikleri bu yaşam.
Ne verdi bu ciddiyet bana anlamadım ama, yitirdiklerime baktığımda
acı bir tebessüm belirir gözlerimin derinlerinde...
.
Yaklaşık otuz yıl öncesine gittim yine şu an.
Ne kadar doğru söylemişsin o gün “bu kadar ciddi olmak zorunda değilsin” diye.
Olmam gereksizdi belki dediğin gibi. Ama ben, içimden “nasıl, ne olur? ” sorularını atamıyor
genç kızlığımın bana verdiği güzellikleri yakalamak istemiyor, daha doğrusu göremiyordum bile. Nereden çıktığı, kimin dediği belli olmayan sorularla gölgeleniyordu,
bir daha tekrarı olmayacak o güzellikler.
Çevremdekilerin ne düşünecekleri o kadar önemliydi ki!
Yaşam arabasını kurallarıyla sürüyordum hız sınırını aşmadan.
Ne olurdu bir kez aşsaydım?
”Madem aşılmayacak, neden arabalar sürat yapacak şekilde yapılmış”
demez mi çoğu kişi? Ama bunları, ancak şimdi düşünebiliyorum ilk sevgili.
.
Sınırları aşmama pahasına, sana sevgimi de anlatamamıştım o günler.
Ancak yine de yüreğimin titremesini anlayacaksın diye
utancımdan yüzümün kızarmasına engel olamıyordum.
Elimi tutmak istediğinde, istemez miydim sanırsın?
Neydi tek lüksümüz? Birlikte bir pastanenin üst katında
paramız yettiğince bir şeyler içebilmek.
O bile beni nasıl rahatsız ederdi bilirsin ama nasıl da mutlanırdım.
O heyecan, o korku, o çocuksu bakışlar hala içimin en diplerinde.
Bunları sana neredeyse bir ömür sonra anlatma gücü bulabiliyorum.
Neden bilir misin?
Çünkü sen, benim çok ciddiye aldığım yerde değil
kendi yalnızlığınla, kendi mutlu dünyandasın.
.
Neler gelmiyor gözümün önüne şu an bir bilsen...
Hani sen akşamları beklerdin otobüs duraklarında beni.
Her pazar karların üzerime uçuştuğu başkentin o akşam saatleri
evden ayrılırdım yatılı okula gitmek için.
Neden karlı günleri anımsarım bilmem,
sen aydınlık baharlarda da bekledin beni oysa..
Korkardım gördüğümde seni karşıdan, nasıl duygulardı o duygular,
korku ile sevincin birlikte yaşandığı, aydınlığın karanlığa yaklaştığı kış akşamları.
İsterdin benimle okuluma dek gelmek. Ben de isterdim, ancak bir gün bile izin verme cesaretini göstermedim; aynı sevdiğimi söyleme cesaretimi gösteremediğim gibi.
Yol boyunca hıncahınç dolu otobüslerde yanımda olurdun.
Kokunu, sesini o kısa anlarda bile duymak yeterdi işte.
Çünkü ben yaşamı ciddiye almalıydım, öyle yaşamalıydım.
”Sevda, aşk için şimdi zaman erken, zamanı geldiğinde her şey kendiliğinden olur”
diyen sevgili büyüklerime inandım. Ancak onlar nedense, o zaman, “ne zaman”
hiç bilemediler kendileri için bile....

Aynı yerde doğmuş, büyümüş olduğum için görüştüğümüzü,
yalan söyleyerek kabul ettiriyordum kendime. Tabi ki sana inandıramıyordum bu aldatmacaları. Benden birkaç yaş büyüktün, birkaç ay sonra da mesleğini alacaktın eline.
“yüz yıl da olsa seni beklerim, senin geleceğine engel olmak için seninle değilim” dediğin,
sadece benden ’bir tek söz” istediğin, o gün, hala gözlerimin önünde.


Ya sonra, sonra olanlar....
Benim ciddi yaşamımla uyuma girme zorunluluğu duyma çabaların,
sevgimizin adını, şeklini belirleme isteğin....
Ve cesaretinle bunları sevgili, sayın büyüklerimle paylaşımın.
Seni son görüşüm..Bir “hoşça kal” demeni duymadan gidişin....
.
O yaz tatilinde doğduğum yere gittiğimde, biriyle nişanlanmış olman, çok güzel bir habermiş gibi söylendi bana. Nasıl da suçlamıştım seni darmadağınık kalbimle.
Yıllar sonraysa; eğer bir suç varsa, onun sende değil; yaşamı ciddiye alan,
ne sana, ne de bana ilk sevdamızı doya doya yaşatmayan onlarla,
kendimde olduğunu şimdi ancak anlıyorum....
.
Tam otuz küsur yıl ne sorduk ne aradık birbirimizi.
Ancak ilkler başkadır ya, unutamadık da.
Bir gün duydum ki, hızlıca kullandığın arabayı çarpmışsın sert duvarlara..
Gene ciddiye almadan yaşarmışsın kalan zamanını.
Ama bu kez bu dünyada değil, sadece sana ait olan bir başka dünyada.
Gülümsermişsin her yüzüne bakıp, hatırını sorana.
Orada mutluymuşsun sen, kendi yalnızlığınla....
.
Bir kez bile “seviyorum” diyemediğim ilk sevgili, ağlamıyorum inan, aldırma bana.
Çok uzak bir kentin, kocaman, yüksek binalarının, renksiz camlarının ardında,
karlarla çizilmiş soluk dünyamda, ben de mutluyum şimdi, kendi kalabalığımla...

alıntıdır

Painfully
01-06-2013, 05:38 PM
Aşkımızın Canı Yandı



Aşkımızın Canı Yandı

Hazımsız duygular...

Körelmiş inançlar...

Asrın cinayeti pusuda..

Darağacında aşk ve sair sevdalar, yağlı ilmek sırası bekleyen özneler..
Ölmek kaçmaktır sözüne meyledenler..
Ölmek mi kaçış yoksa kaçış mı ölüm bilmezler..

Bitmeyen çelişkiler içinde, bu koca karanlık izbe metropolün gölgesinde, kendi cinayetimi planlıyorum belki de.. Yüklemi olmayan cümleler eşliğinde, sinsice ilerliyor ölüm...

Ölüm sensiz kalmaktı ya hani.. Karanlığa sensiz gitmekti... Oysa es geçmişim bir gerçeği, hatta tek gerçeği...Asıl sensizlik ölümmüş ya gülüm

Kapadım gözlerimi haykıran gerçeklere, yüreğimi yakıyor kanayan duvarlar.. İçimin acısı parmak uçlarımdan çıkıyor.. Canım damlıyor camlaşan gözlerimden.. Ve ben adım adım yaklaşıyorum sensizliğe... Göz çukurlarımda kalan ihanetler, zamansız kesiyor yollarımı..

Sevdam üşürken yüreğimde, avuçlarımda geçmişin külleri.. Ben sevdim mi tam severim derken,
sevdam, hep yarım kalmaya mahkum sanki...

Kendimi hapsettim yaşanmamışlıklar içine.. Kestim cezamı attım sonsuzluklara sevdamı.. İşte bu yüzdendir ki, ne söküp atabiliyorum yüreğimden, ne de adam gibi sevebiliyorum seni yar..

Kangren olmuş akşamların sessizliğinde, tanıklık ediyorum yine duygularımın hüzünbaz sevişmelerine.. Kelimelerim can çekişirken kalemimin ucunda, yazamadığım kelimelerin çığlıkları kulağımda..

Eskilerde kalmış, bir olan iki gönülün samanlık macerası... Şimdilerde şatolar bile yetmiyor hazımsız yüreklere...Şehvetin esiri olmuş aşka dair tüm duygular...Tensel temas olmadan yaşanmaz olmuş aşklar..Aynı yaşandığı sanılan sevdalar gibi masallar bile yalan olmuş..

İşte bu nedenledir ki yüreğim.. Son zamanların en hazin öyküsüyüz aslında sen ve ben..Geçmişin gölgesi düşerken yüreklerimize Kerem ile Aslı’nın can bulmuş ruhlarıyız bu asırda..Ve ruhlarımız yanarken sevdanın ateşinde, bedenlerimiz ayrılığın ayazında üşümekte..

Hazımsız duygular
Körelmiş inançlar
Asrın cinayeti orta yerde

Tek tek öldürüldü adı sevgiden geçen herkes, şahit olmadı maskeler ardındaki yüzler.. Ve bu hazin öykü için saklanılan, tek bir damla düşmek üzere gözlerden

Biz aşka ihanet ettik sevgili.. kendimizle birlikte ihanet ettik aşka. Yarım bıraktık, eksik yaşadık.. bir yanı yetim bir yanı öksüz...

Ve ben... En büyük yalanı söyledim kendime
Gerçekler dilime yapıştı..
Sahip çıkamadık aşkımıza yüreğim..

Aşkımızın canı yandı..

Painfully
01-06-2013, 05:38 PM
Bir sus Mühürlemişsin Dilime


Dilime bir sus mühürlenmiş ellerinden, gözlerimde bir buğu.
Yüreğimin ıslaklığıyla ağlıyor gökyüzü
Ve ben sensiz geçen her gün biraz daha batıyorum sessizlik denize.
Bir ırmak karışıyor uzaklardan sevgili,
Adı sen ırmağın,
Adı umut…
Bir bekleyiş boğulurken bile,
Ve boğulurken bile bir hayal gözlerimde.

Artık tamamen çıktığını biliyorum hayatımdan, senli günlerim yok artık bana sunulan.
Sen yok…
Sende var olan bir ben yok biliyorum…
Biliyorum ya,
Bildikçe daha fazla batıyorum.

Bir yerlerden bir el uzansa, hani çekse alsa beni diyorum umarsızca. Sonra utanıyorum sevdamdan, söylediğim sözlerden utanıyorum ve susuyorum.

Giderken mühürlemişsin sessizliği dilime, giderken elinle kapatmışsın da yüreğimin dilini alıkoymuş götürmüşsün peşinden biliyorum.

Ama sen bilmiyorsun,
Ve sen peşinden sürüklediğin yüreğimi görmüyorsun…


Aslında o kadar çok şey var ki sana anlatmam gereken…
Aslında o kadar çok şey var ki çığlık çığlığa peşinden gelen…

Duymuyorsun…

Yüreğimi esir etmişsin sessizliğe ya sevgilim,
Kulakların…
Kulaklarını da tıkamışsın tamamen sevdama…
Gidiyorsun seslenişlerimi umursamadan uzaklara.



Ve ben duyuramıyorum yangınlar içinde yanarken imdat haykırışlarımı sana…

Hani bir anlık da olsa dönsen bir arkana, hani baksan yine uzun uzun sevgili; inan, inan bana susarakta olsa anlatırım içimdekileri sana…
Anlatırım ya sen dönmeye bile cesaret edemiyorsun; ilerlerken kayboluşların var olduğu o tozlu yolda.

Ah yar, bilsen…
Bilsen kaç bahar geçti gidişinin ardından,
Bilsen zaman nasıl da uzadı sensizlikte…

Yar bilsen,
Ne çok seviyor hala yüreğim seni
Ve bilsen ne çok özledi yüreğim yüreğini…

Hani bilsen, hani bir anlıkta olsa dönsen…

Baksan uzun uzun hani…

Dilimdeki bu mührü çözsen de hiç ummadığım bir vakitte, yüreğimin ıslaklığını alsan eline geçirdiğin herhangi bir şeyle…



Sonra yine gitsen.



Sessizlik mühür olmuş diyorum ya dilime hani, en azından içinde bulunduğum bu sessizliği alsan dört bir yanımdan da öyle gitsen.



Ama yine de gitsen.



Ne garip, sana yazıyorum…
Sevdiğim adama, hayatımın en değerli adamına ve yazarken bile gitmenden söz ediyorum umarsızca…
Öyle alıştırmışsın ki benliğimi gitmelerine…
Öyle alışmış ki sensizliğe, beni kurtarmanı isterken bile yine gitmeni söylüyorum istemesem bile yüreğine.
Ve artık gitmeni bile umursamıyorum ne yazık.
Ne yazık artık kalmanı hayal etmiyor kalbim, artık kalmana dair değil senli kurduğum düşlerim…
Ne yazık artık her şey bir bir yerleşiyor benliğime
Ve ben gitgide daha fazla uzaklaşıyorum sen giderken,
Dönüşünü beklediğim o yoldan ayrılıyorum yavaşça…
Yazık, çok yazık…


İnan sevgili düşünmüyorum bile tekrar gitme ihtimalini, istediğim tek şey üzerimdeki bu sessizlik örtüsünün alınması…
İstediğim üzerime serilen bu sahipsiz üşümüşlüğün kaldırılması sadece.
Ve belki de mührünün bozulması dilimin.

Doya doya yazabilmek böylece seni,
Doya doya anlatabilmek sevdamı…
Utanmadan, sıkılmadan özgürce anlatabilmek tüm karanlıklarımı…
Sen duymasan da yazabilmek hani…
Hani görmesen de konuşabilmek artık özgürce…


Ah sevgili, dilimdeki bu mührü çözsen de hiç ummadığım bir vakitte, yüreğimin ıslaklığını alsan eline geçirdiğin herhangi bir şeyle…


Ve sonra yine gitsen.


Sessizlik mühür olmuş diyorum ya dilime hani, en azından içinde bulunduğum bu sessizliği alsan dört bir yanımdan da öyle gitsen.



Ama yine de gitsen…


Ve ben yine en başa dönsem…



Dilime bir sus mühürlenmiş ellerinden, gözlerimde bir buğu.
Yüreğimin ıslaklığıyla ağlıyor gökyüzü
Ve ben sensiz geçen her gün biraz daha batıyorum sessizlik denize.
Bir ırmak karışıyor uzaklardan sevgili,
Adı sen ırmağın,
Adı umut…
Bir bekleyiş boğulurken bile,
Ve boğulurken bile bir hayal gözlerimde.

Painfully
01-06-2013, 05:39 PM
İnanmıyorum Sevgili Sana Asla...

İnanmıyorum sevgili sana asla. Çünkü sen de bu hayat gibisin... Özletiyorsun, tahrik ediyorsun, öfkelendiriyorsun, aşağılıyorsun, bekletiyorsun, umutlandırıyorsun... Ama yoksun! Gerçek değilsin. Düşüyorum hızla. Tek istediğim elimi tutmandı! Elimi sana uzatırken sonuna dek güvenebilmekti son isteğim. İnsan başka ne ister ki? Seven insan başka ne umar?

Boşluğa düşerken inançla sarılabilmek ister son insana. Yoldaş sevgiliye...

Her şeyi yaşadım biliyor musun? Her şeyi.. Ama bir tek bu sarılışı yaşamadım. Düşerken son anda olanına. Sen hep sınadın beni, hep gücümü ölçtün. Sana ne verip ne veremeyeceğimi hesapladın. Oysa ben sana olduğum gibi gelmiştim. Neysem O...

Dağınık, hesapsız, doyumsuz, heyecanlı ve yaralı. Çok yaralı...

VE EN ÇOK KENDİNE TEHLİKELİ!

Oynamaktan sıkılırım ben. Hem yeteneğim yoktur oynamaya.. Mesela sevmediğim, hoşlanmadığım bir insana selam bile veremem. Kaçarım. Çıkarlarımın canı cehenneme! Ben susuzluk telaşıyla sık sık kendimi deniz kenarlarına atarım. Orada derin derin nefesler alırım sen bunu gördün. Benim sık sık daralıp kendimi deniz kenarlarına, ağaç diplerine attığımı gördün! Ben bunu sana gösterdim. Bil istedim. Benim o kapalı kapıların ardındaki büyük ve kirli hesaplarla işim yok. Hiç olmadı da. Bil istedim.

Ben gökyüzünü seviyorum... Ben mutlak olanı arıyorum. Son anda elimi tutan biriyle öyle havada asılı kalmak istiyorum. O anda büyülenip kalmak istiyorum. İşte bu sevgili, mesele bu... Ben senin gibi sonsuza dek yaşamak istemiyorum. Az buçuk yaşadım, böbürlenmiyorum ne haddime... Gördüm! Öyle algı özürlü falan da değilim. Sadece bana göre değil bu hayat ama geldik bir kere işte.. Gördük yaşadık, iyi hoş ama ben böyle bir şey istemiyorum... Benim için yaşam başka yerde falan da değil. Yok başka bir yer.. Nereye gitsek aynı insanlar, aynı hava.. Hiçbir yerde hiçbir şey yok. Her yerde sürüp gidecek bu susuzluğum biliyorum. Mücadele kaçkını falan değilim. Aksine mücadele için ortaya atılan ben ve benim gibilerden başka kim var ki ortada.. İşte ortadayım ve seyirciler yukardan bağırıyor "ha gayret biraz daha dayan" diyorlar... Ama ben sık sık kiminle mücadele edeceğimi bilemiyorum. Bana karşı olduğunu düşündüğüm insanlarla mı yoksa benimle aynı safta olduğunu söyleyen insanlarla mı? Hangisiyle? Hangisiyle mücadele etmek daha anlamlıdır..

Söylesene mücadele etmeye değecek insanlar var mı bu dünyada? Ben masallara çabuk inanırım sevgili.. Dedim ya "çok uzun yaşamak istemiyorum" diye .. Bu yüzden ben aşklara da çabucak inanırım, aslında inanmak isterim. Bu aldanış içimdeki sıkıntıyı, kasveti dağıtır. Bilirim yoktur ama yine de inanırım. En acısı da budur aslında. İnanmadığım halde o inanmadığım o şey için herkesten daha çok uğraşır, yıpranır, hayatimi seve seve ortaya koyarım. Nasılsa hiçbir iddiam yoktur. Böyle kurmuşumdur hayatımı. Aslında hayat budur benim için. İnanmak isteyip de inanmadığım şeyler için her şeyimi ortaya koymamdır.. Beni bensiz bırakanlara hayatımı vermemdir. Gülerken ağlamam budur..

Birikti her şey içimde.. Birikti.. Çok birikti..
Daha iyi oldu belki. Elini uzatmadın ya sen sevgili.. O çok güvendiğim elini.. Daha iyi oldu.. Deliliğime sarıldım ben de sımsıkı.. Ömrümün kısalığına sarıldım. Oysa sen hayatsın. O bir zamanlar çok güvendiğim hayat.. Ama yine de eski bir alışkanlık bendeki.. Düşerken boşluğa el uzatma alışkanlığı.. Belki tutarsın diye.. Hiç yaşamadım ki... Ama yine de bir gelenekti bu bizim gibiler için. Hiçbir şeye inanmazken inanmış görünüp, kendini arenanın ortasına atmak.. Ölmek istemek.. Aldanmak istemek.. Ama yine de anlamıyorum.. İşte kaybettim, işte ilan ettim kısa ömürlü olduğumu.. Bu dünya ile ilgili bir derdimin kalmadığını.. İsteyenin olsun.. Çünkü belki son anda elini uzatırsın demiştim. Meğer yanılmışım. Meğer sen de uzun yaşayacakmışsın. Tıpkı düşmanlarım gibi.. Tıpkı yanımda sandığım ama düşmanlarımla olanlar gibi. Yanılmamışım. Hem ne fark eder bundan sonra.. Sen ve senin gibiler şimdi itin beni arenaya.. Dövüştürün beni..





Dövüştürün yarattığınız hayaletlerle.. Siz yukardan düşmanlarımla dostlarım sandıklarım, beni seyredip alay edin halimle.. Alay edin inanmış aldanmış halimle.. Alay edin deliliğime, sımsıkı sarılmışlığımla.. Ne fark eder.. Ama son kez



Şu sözler dökülecek ağzımdan... Herkesin bir bildiği varmış bu hayatta benim ise bilmediğim... Hepsi bu... hepsi.. İnanmıyorum sevgili sana.. Hiç inanmıyorum.. Sen de bu hayat gibisin.. Ve bu yüzden sevinçle düşüyorum sunduğun boşluğa... Sevinçle....

Cezmi Ersöz

Painfully
01-06-2013, 05:39 PM
Bırak git!



Yorgunum şimdi,

Geceler den sabaha uykusuz geçen

sensiz gecelerde seninle
Ellerim ve ayaklarım zincire sanki bağlanmış kalmışım
seslensen uzaklardan gelemem!
Ve artık aşkına sahip çıkamam

Kuruttuğum bir gül var defterimin arasında

Son kez sana uzatırım, kayar düşer elimden ,



Sana Özlemim hiç bitmez bitmeyecek

Ama bırak git!

Ve artık duyunca sesimi hatırlama beni

Bugün de yarından biliyorum ki,

uzaklıklar hiç bitmeyecek

Bu kız seni hep sevecek,

Ama sana dönemeyecek

Beni üzme, sende artık üzülme

artık,

bu yolları ayıralım

bitirelim uzaklıkları

sen hep beyazdın öyle kal hayatımda



Sana çok teşekkür ediyorum



Beni seviyorsun belki bilmiyorum?



Ama kendini daha çok sev.



BENIM YERIME DE SEV!


Ve sana içim acıyarak son sözüm“Beni Bırak”

Painfully
01-06-2013, 05:39 PM
Hayalden İbaret Sevda'm


Hayatımı sıfırlayarak, an’larda saklı kalan anı’ları tek tek temizleyerek geçmişimden arınmış bir sadelikle karşındayım...

Seni sevmek öyle ki, yaşamı hiçe saymak.. Seninle var olmak.. belki de hiç olmayacak bir duaya amin demek..

Uzaktan sevmelere alışık beynime, bir çıkar yol göstermek adına her gece resminle avundum bana yolladığın şiiri sesinden dinleyerek..

Gece sığındığım bir liman... bense tekdüze giden bir geminin kaçak yolcusu.. Yaşamın takılı kaldığım kıyısından alarak beni, yeni bir sırandanlığa yelken açmakta belki...
Hani artık o kadar da önemli değil artık... ha gitmişim ha kalmışım...
Önemli olan gözlerindeki ufku yakalamaktı.. kalbindeki derinliklere inerek kulaç atmaktı orada özgürce.. Kanserli hücrelerim için tek tedavim olan sana yolculuğum başlamakta...

Benden yazmamı istedin, yeniden seni anlatmamı... yazmakla yokolacağımı bile bile sırf seni sana anlatmak üzere, yazıyorum..

Hayal ürünü bir sevdanın ikinci perdesi dökülüyor satırlarımdan.. Sımsıkı kenetli gözlerimi aralamak
yapacağım son şey artık, seni anlatmayı bırakmadan..

Boranda kalmış hayatıma meltem esintisisin sen.. gözlerindeki ışık karanlık mabedimin sessiz tanığı..
Gitmelere teslim olan geçmişim, senin gelmelerinin ev sahipliğine hazırlanmakta..



Hayattan çaldığım kimbilir belki de sonları oynadığım bu günlerde seni çağırıyorum bu tek perdelik oyuna sevgili...



Seni anlattıkça benden kaçan, sözlerimden kaçan, hatta sevgimden kaçan sana, yaptığım bu son jestimde; gel birlikte oynayalım en talihsiz oyunumuzu... Bu çağrı ikimiz adına... bir senin adına.. bir benim adıma...

Sevgime gözlerini kapadın, kalbimi görmezden geldin.. Ben geldikçe kaçtın, ben kaçtıkça geldin..
Kesişmedi yollarımız imkansızlıktan..
Biliyorum... korkuyorsun...
Artık savaşmak istemiyorsun hayatla..
Ben de istemiyorum..
Bu yüzden yazdığım bu oyun tek perdelik..
Geçmişte kaybettiklerine yanarak, vicdanını dinleyerek benliğin yok olmakta..
Burda değilsin ama beni duyuyorsun.. Biliyorum..

Hayat bir şekilde ikimize de haksızlık etti.
Haksızlığı hakka çevirmek için, seni yeniden sevebilmeme izin vermen için, yaralarımızı iyileştirmek için, seni yeniden var edebilmem için sen çağırdın..

Ben geldim...



Seni anlatamayan her sözcük imkansızlığa çıkıyor
Biz gibi geceler de gündüze kavuşmak bilmiyor
Pencere önünde yıldızları saymak artık avutmuyor
Vuslatsızlığımızı bir biz, bir de İstanbul biliyor
Ahhh gece gözlüm İstanbul sen kokuyor..
Bu şizofren aykırı yürek sırf sen varsın diye İstanbul’u seviyor..

Painfully
01-06-2013, 05:39 PM
Kuşlar Ölümlüdür


Sessizliğin bilgeliğindeki solgun yüzüm
Aynaların yaslı buluşmasında.
Kuluçkaya yatırdığım geçmişimle
Nasıl dur der yolsuzluğum yoluma? .

Hayallerimi hıçkırıklarına gizledim gecelerin
İçimin kararmış yanlarını bilemediniz
Sakladım,
Saklandım
Bir kere bile sobeleyemediniz.
Gün yüzüne çıkarmadığım düşlerimi
Dudaklarımda dondurduğum gülüşlerimi..
Siz bir kere bile göremediniz.

Ne zaman bir beyaz güvercin gibi uçmayı düşlesem
Peşime düşüyor kan tutkunu atmacalar.
Ne çok kara bulut var güneşimin doğuşunu bekleyen
Gök yüzünden yalan yağıyor.
İhanet üfürüyor havaya duman yerine bacalar.

Gecenin koynuna giriyorum
Parmaklarım karanlığın gergin teninde
Geceyle sevişiyorum.
Bütün perdeler kapalı ve bütün ışıklar sönük.
Güneşim olmayacak bir daha biliyorum,
Artık ışığa çıkamayacağım
Kumruların dansını göremeyeceğim,
Saçlarımı rüzgârda dağıtamayacak, aynalara bakamayacağım
Düşlerimi toplayamayacağım serçelerin kanatlarından
KUŞLAR ÖLÜMLÜDÜR ÇÜNKÜ.

Benden sonra...
Zamanın gecinde
Gecenin laciverdi düşerken gül yaprağına
İhanetlere sarılmış bir aşkın sırıtkan gülüşlerinden
Bir gelinciğin kızıla çalar düşlerinden
Ve kıvrımsı kirpiklerinden toprağa düşen
Birkaç damla kandan başka
Bir şey kalmayacak ortada.

Painfully
01-06-2013, 05:43 PM
ßen Küçük TörenLerin Adamı oLmadım Hiç.
En KraLını Çektim AcıNın.
En Küçük Yaşını ßiLiriM.
ŞimDi ßir HeyKeL Gibi DimDiK.
YaRın Ne oLunur ßiLinMez.
Üç GünLük DünYada Herşeyim oLduN.
asLında Hiç ßirŞeyimSiN.
HoŞÇaLkaL.





Ne güzel günler yasadık senle öle deil mi acısıyla tatlısıyla ne güzel günler yasadık....kavgasıyla gürültüsüyle ne güzeldi tüm yasananlar....En çok neyii özledim biliyomusun hani bi aksam sahılde gormustum seni aglıyodun pesıne takılmıstım ne oldugunu ögrenmek için sölememiştin gece msjla sölemiştin ertesı gün cafeye gelmıstın ben önüme egılmıs işime bakıyodum basımı kaldırdıgımda seni görmüştüm karsımda o anki durusun bakısın gözlerindeki sinir belliydi biliyorum koltuklara gectıgımızde konusmustuk daha dogrusu ben konustum sen dınledın....ondan sonra yanına oturmustum ve elimi omzuna attıgımda hemen yanıma yaklasıp basını göğsume dayamıstın işte o an hayatımın en güzel en degerli en özel anıydı o an kelimelere bile sıgdırılamaz hatırlıyormusun o anımızı,birde yazdıgın mesajlarda kullandıgın w işaretini senın YAZMADIGIN artıkda YAZAMAYACAGIN mesajlarda w onu görmeyi özledim saçma deil mi şimdi sende benim gibi gülüyosun gül allah gülmeden ayırmasn ne diyim.....belkide unutmussundur ama ben hiç unutamadım hala dünkü gibide hatırlıyorum ve o anı tekrar yasamak için ecele dünür olup ölümü bile isterdım ellerinden ama içimdeki hersey öle bi hal aldı ki sana yalvarmaktan sana her gece seni seviyorum bırakma beni die mesajlar atmaktan karsında küçülmekten yoruldum dermanım kalmadı....affet pes ettim seni çok sevdim ben hemde deli gibi sevdim halada seviyorum ya boşver belkide hayatımda sevebılecegım en iyi en dogru insan sendın ama sende gittin sende dıgerlerı gibi oldun kactın unuttun gittin geri dönmeni çok istedim ve geri dönmen içinde elimden gelenın fazlasını yaptım inanıyorum küçük düştüm karsında ama küçük düştüysemde sevgimin büyüklüğünden düştüm....Ben seni kelimelere sıgdıramadım,sen benim küçücük kalbimde kocaman yer kapladın her zaman....Sana öle alısmısım ki sen gittikten sonra gözlerimi hayata acmak istemedim çünkü aglıyacaktım biliyordum hayatımın her köşesinde sen vardın her yere seni yerleştirmiştim...sen gidersen eksik kalacaktı her yanım ve sen gittin eksik kaldım yarım kaldım hala tamamlanamadım Çok zormus bu ayrılık gercekten çok zoor...Bu kadar cok severken gittin belkide bana hiç gelmemiştin bilmiyorum ama inan gülüm bana inanki ben seni deli gibi sevmiştim....Ben seni unuttum demiştim ıkı gün önce ama yalan konustum unuttum die yalan söledim sana seni hemen cıkarıp yüreğimden atmak cesaret ister yürek ister ama bende o cesaret olmadıgına inandım..atamadım seni içimden kolay deildi bu sevmiştim deli gibi ölümüne sevmısstım ben seni böleyken ben nasıl unuturum seni hemen....! burdan giderken sen teselli etmiştin beni uzak mesafeye gıtmıyorum aramızda 1 saat var demıstın devamlı sen gelırsın ben gelirim demiştin ama benim yine de gözlerim dolmustu aglayamadım hatırlıyomusun unuttun biliyorum UNUTTUN ve sen dedin bana uzaklıga sen dayanıyosun belki ama ben dayanamıyorum die haklıydın belkide ben senın için herseyi göze almıstım buna da dayanabılırdım çünkü sen vardın ama sen bitirdin sen gittin bu yürekten sen kendın taşındın ben beni sevmeemeni gerektiren bişey yapmadım benı terk etmenı gerektırcek hıc bırsey yapmadım........çok yazmak istedım sana ama mail deil mesaj yazmak istedım elim telefona cok gitti ama yazamadım cesaret edemedım dedim ya karsında küçülmekten yoruldum geri dönmen için herseyı yaptım ama olmadı dönmedin kafana koymussun terk etmeyı baska asklara baska kişilere gitmeyı secmıstın sen beni böylece sarılması imkansız yaralarla bırakıp gitmiştin...hani sana anahtarlık hediye etmiştim isimlerimizin bas harflerı vardı aynısıda bendeydi dün senın bas harfıni cıkardım bır tek benımki kaldı yapayanlız.....


Ne yazacagımı ne diyecegımı bilmyrum artık sana su an aklımda olan tek sey seni içimden atmak istiyorum bir daha yüzünü görmek sesini duymak senden bi haber duymak istemıyıyorum....umarım karsılasmayız AFFET beni benı bunlara sen mecbur ettin arkadaslıgımızdan baslayan bi aşkımız vardı ama sen buna kıydın mahvettin herşeyi yazık ettin,gecmıste olan arkadaslıgımıza da dostlugumuza da yazık ettın bitirdin herşeyi....Ben seni Esmerim olarak tanıdım öle bilmek istedım hatta yemın etmıstım ayrılırsak eger (insallah ayrılmayız) iyi bi ayrılık olcak demiştim ama olmadı sen bunu istemedın bizim ayrılıgımız iyi bi ayrılık olmadı.....arkadas kalmayı istedın hatta cok sıkı bi dostun olurum dedin ama bilemedin ki ESKİ SEVGİLİDEN DOST OLMAZ nasıl kabullenebılırdım bunu senle o kadar güzel şeyi paylasıp yasadıktan sonra nasıl arkadas olarak yüzüne bakabılırdım sen bana bunu teklıf ettıgıne göre sen coktan unutmus bıtırmışsin içindeki beni......şu an sana ayrılıktan deil de içimdeki olan senden içimdeki aşkımdan sevgımden bahsetmeyı o kadar çok istedım ki,Herşeyden önemlisi de ne biliyormusun sana ESMERİM ve HERBİŞEİM demeyi o kadar çok isterdim işte ama olmadı yasatamadık bu sevgiyi biz bende hala yasıyo kıyıpta öldüremedim atamadım içimden acı cekıyorum alısamadım bir türlü yokluguna inan bunları yasamak cok zor ve acı anlayamazsın sen,çünkü terk edılmedin deli gibi severken uzak kalmadın anlayamazsın....ama sunu sakın unutma unutamıcaksın beni benle yasadıklarını,ilk defa yasadıgın seylerın sırrı bende gizli unutamıcak atamıcaksın içinden....bir baskasına dokunduguna ben aklına gelicem üzülüceksin....sana artık sitem etmek istemıyorum olanlar olmus bu sevdaya giden gitmiş biten bitmiş ama inan bunları hak etmedim ben bu kadar cok severken terk edılmeyı hak etmedım...sıgamadım buralara duvarlar üzerime geldi gecenın bı yarısı gittim eve sabahları uyumadan geldıgım oldu işe ewden cıkarken ılk once etrafı gözetledım kimse görmesin bu halimi diye çok üzüldüm çok yoruldum ben bu sevdada ama hala söylüyorum seni çok sevdim o kadar yalvardım o kadar küçüldüm ama inanmadın bana bu kadar delice seven bırısıni terk etmek neden..?herseyı delice cılgınca yasamak varken terk etmek sıkılmak aşk bitti demek ne deemek bunları yasamak ne demekkk(...................ayrıldıgımıza hala inanamıyorum desem bana inanırmısın senle ıkı yabancı gıbı oldugumuza ınanamıyorum ben çok zor bunları yasamak gerçekten kolay deil bu mailimin sana karsı bı degerı yok belki,belki okumadan silicek belki okuyup gülüceksin ne yaparsan yap artık dıcek bıseyım yok...


KEŞKE SENİ SEVMEYİ BİLDİĞİM GİBİ UNUTMAYIDA BİLSEM

Painfully
01-06-2013, 05:43 PM
aşk gibi hüznünde sebebi yoktur sevgili...


Ben hayata yaşamaktan kaçarken tutuldum Sevgili.
Bir intihara koşar gibi kabullendim hayatı.
İnadına ve isyanla yaşadım,
Ölümler çağırmaktan kısıldı sesim,
Beter oldum.
Yaşadım.
Kapanmış bir yarayı dürtüler gibi yaşadım.
Tutup yine de sevmişsem seni, intiharım olan yaşamakta
Aşkın panzehirinin olmayışındandır.
Benim hayatım kaybedişler üzerine kurulmuştur Sevgili.

Eni sonu malum bir cinayetin masum ve meçhul bir maktulüyüm ben.
Ben seni yaraya tuz basar gibi, bütün vuslatları yıkarak sevdim.
Ben seni sadece sevdim.

Dedim sana.
Aşk gibi hüznün de sebebi yoktur Sevgili, tutamağı vardır sadece.
Ben şehirleri nemli bodrum katların kaldırım hizası pencerelerinden tanıdım.
Yokolmuş zamanlar ve imkansız mekanlar gibidir benim sevgim.
Bu yüzden büyük umutlarım olmadı, olamaz benim.

Biliyorum.
Senin gülüşün benim baharımdır.

Ne ki bodrum katların kör odalarında aslolan hüzündür Sevgili
Ben seni hüznüne sevdim, ben seni sadece sevdim

Biliyorum.
Senin gülüşün benim baharımdır.

Oysa benim adım gurbetlere yazılmış, yüreğime hüzün düşürülmüştür.
eylül yorgunu saçlarımla en güzel hüzünleri ben yaşarım.
Ben seni gerekçesiz ve neticesiz sevdim.
Ve nasıl sevmişsem seni böyle dolu dizgin, ulu orta
Öylece hüzne belenmişim işte.

Bazı acılar vardır, tütün gibi işler adamın ciğerine, aşk gibi, yaşamak gibi.
Sevgili, Sevmişsem seni ve yaşıyorsam hala
Tütün çekiyorsam gecenin bir vakti,
Demli bir hüzne çatmışım belle.
Dedim sana.
Aşk gibi hüznün de sebebi yoktur Sevgili,

tutamağı vardır sadece....

Painfully
01-06-2013, 05:43 PM
Hâlâ Kum Taneleri Çıkıyor Kulaklarımdan ..


Acı acı çaldı gecenin en karanlık sularında telefonu adamın. Sıçrayıp kalktı
uykusundan ve hemen açtı telefonu. Telaştan görememişti arayanın kim
olduğunu. Sonra tanıdı o buğulu sesin sahibini hemen. Şimdi daha bir
buğulanmıştı sesi, yağdı yağacak yağmur bulutu gibi konuşuyordu kadın.
"Biliyor musun" dedi, acılı, acıtan bir sesle "o öldü ve kulağımdan hâlâ kum
taneleri çıkıyor"
Sessizce fısıldanan bir "öyle mi?" den başka bir şey söyleyemedi adam.
"Evet" dedi kadın. "O öldü ve hâlâ kulaklarımdan kum taneleri çıkıyor,
birlikte yüzdüğümüz dalgaların armağan ettiği ve ben onları O'nun olmayan
mezarının toprağına katıyorum ve gözyaşlarımı ekmeğime, ama toprağa
düşürmüyorum incilerimi, söz verdim kendime, O'nun için ağlamayacağım"
***
Adam sessizce eğdi başını, düşünmeye başladı. Sanki uzansa dokunacak dokunsa
kırılacak kadar yakınındaydı kadın. Acısını öyle derin öyle yürekten
hissetmişti birden. Çok tanıdık bir acı olduğundan belki de. Belki de
kadının başkası için akıtmama sözü verdiği gözyaşları gibi o da kadın için
akmama emri verdiğinden gözyaşlarına. Uzun, upuzun bir sessizlik oldu
telefonda.
***
"Biliyor musun" dedi kadın, "Ayrılıktan daha çok içime koyuyor, şöyle
doyasıya veda edemeyişim. Nasıl da içim yanmıştı son defa öptüğünde
yanaklarımdan. Nasıl da hissetmişti yüreğim aslında bunu bir son olduğunu.
Ben daha köşeyi dönmeden O'nun ihanetini sırtına dolayıp en aşık olduğu
aşkına koşacağını nasıl da bilmiştim"
***
"Keşke" diye düşündü adam "o haini sevdiğinin binde biri kadar beni
sevseydin, ne mutlu ne bahtiyar olurduk seninle"
***
"Bugüne kadar kimseye söylemedim onun öldüğünü, ilk kendisine söylemek için
bekledim ve ilk ona söyledim bunu" dedi. "Nasıl yani" dedi adam şaşkınlıkla.
"Neler oldu anlatsana"
"Anlatacak bir şey yok, biliyorsun o daha önce de ihanet etti bana ve ben
sevgime söz geçiremediğim için onu affettim, o da bir daha dönmemek üzere
geldi bana, ilk arkamı döndüğümde de gitti. Ben onun kime gittiğini
biliyordum ve o da bu gidişin dönüşünün olmadığını... Bunu bile bile gittiği
için de ölümü göze alarak çıkmıştı yanımdan ve öyle de oldu: o öldü benim
için ve tabi ben de"
"Neden" dedi adam "neden bugüne kadar söylemedin bana" nasıl taşıdın içinde
bu zehri paylaşmadan"
"Dedim ya, ilk o öğrensin istedim bunu diye, işte bu yüzden. O gitti ve
gidişinin ardından beni unuttu. Tek bir telefon bile açmadı ki söyleyeyim
ona çoktan toprak olduğunu. Ancak aylar sonra hatırladı geride bir ben
bıraktığını, ben de ancak aylar sonra söyledim ona öldüğünü"
"Bu kum tanesi hikayesi nedir peki?" dedi adam. "Bu kadar sabrettikten sonra
seni böyle dağıtan, sana beni aratan gücü nedir küçük bir kum tanesinin?"
Acıyla gülümsedi kadın. "Yazın tatilde onunla birlikte yüzerken çok büyük
bir dalga geldi ve beni açığa sürükledi, neredeyse ölüyordum. O kurtardı
beni, kıyıya çıkardı ve kulaklarıma dolan kumları temizledi özenle, tek tek.
Sonra bana dedi ki, 'birkaç tane daha var, ama derinde. Şimdi
kurcalamayalım, biraz beri gelsinler ben çıkarırım onları' işte o kum
taneleri beri gelmiş artık ama o yanımda olmadığı için kendim çıkardım
onları. İşte bu yüzden o küçük kum tanesine böyle büyük bir fırtına sığdı."

Painfully
01-06-2013, 05:43 PM
Gönül Misafirim

hoş geldin gönül misafirim ne içersin ask sevgi ayrılık... ?

sanki yaşadıklarından üşümüs gibiydi yaşadıkları şeyleri
bir daha yaşamak için korkuyordu bence korkusu
anlamsızdı ama onun düşünceleri farklıydı...
bende onu ısıtmak için sıcak bişeyler vermeye
calıstım ask gibi sevgi gibi ama o sadece sustu sustu sustu....
belki gidicekti belkide yanımda kalıcaktı gitceğini bilsem bile yanımda kalmasını istiyorum.sonsuza dek
birgün ben senin misafirin olsam sen bana kapını acarmısın... tutarmısın ellerimi gözlerime bakarmısın sessizce
konusurmusun benle uzun uzun...yap boz gibiyiz ikimizinde parcaları ayrı yerde ama birleştirmek senin elinde
bir gün o yap bozun bir parcasını alıp gidersen ben o parcayı bulana kadar sende olucağım her zaman.
ve o parçayı tamamlıcağım ne kadar zor olsa bile...Bu yazdıklarımın her noktası her harfi her cümlesi senin için...zamanımı sana yazıyorum..her saatini her saniyesini..Şu an istanbullun o acımasız kollarında napıyosun kim bilir o sessizliğin seni ürkütüyormu yalnızlıgın belkide senden kacmak istiyordur bırak yalnızlıgı o da kendi yoluna gitsin o da senden gitmek istiyor eminim...
sana olan sevgimin derinliğinde seni bulmak istiyorum her taraf zifiri karanlık sadece sadece sadece....


zamanı gelmişti o şimdi gidicekti..Gidiyormusun Dediğimde...
[Only Registered Users Can See Links]
Gidiyormusun

-- Evet Gitmeliyim

-Gitmek İçin mi Burdasın Peki

-- Ben Zaten Senin Misafirindim Anlamadınmı ?

-Gitme...

Ne Kadar Gitmem Desede Gidicekti İlerde Sadece Ona Olan Sevgim İçimi Yakıcaktı
Sevgiyi Yakalamaya Çalışıyorum Ama Rüzgarlarla Uçup Gitticekti O Gittiğinde...Gitse Bile Belki O
Rüzgarla Tekrar Döner Belkide Bilmiyorum...Gitme Prensesim...Ne Olursa Olsun Kal Yanımda

Painfully
01-06-2013, 05:43 PM
zaman sonsuza dek yaşayana herseyi öğretir


Demek ki ben her şeyi öğrenemeyeceğim. Sonsuza kadar yaşayamayacağıma göre bu gerçeği kabul etmeli, yaşadığım süre içerisinde öğrenebileceğim her şeyi öğrenmeliyim. Öğrendiğim her şey bana mutluluk vermeyecek bunu da biliyorum. Öyleyse belki de her şeyi öğrenme arzusu içinde olmamam gerekir. Öğrenmem gerekenleri seçmeli ve beni mutluluğa götürecek şeyleri öğrenmeliyim.

Beni yaşama bağlayan şeylerin neler olduğunu keşfetmeli, yaşamdaki amacımı daha da belirginleştirmeliyim. Beni yaşama bağlayacak şeylerin �iyiden, güzelden, doğrudan yana� şeyler olmasına özen göstermeliyim. İyi, güzel ve doğru kavramları kişiye göre değişen, göreceli kavramlar değil mi? Benim iyim, güzelim ve doğrularım, insanlığın ortak değerleri içinden olmalı. İnsanlığın kötülüğüne ve mutsuzluğuna neden olacak olan şeyleri bir yana bırakmalıyım.

Sonsuza kadar yaşamayı belki isteyen çıkabilir, ben istemiyorum. Yaşam sürem içerisinde başı dik, onurlu ve sağlıklı yaşamak istiyorum. Her şeyi bilmek ve öğrenmek istemiyorum. Ömrüm süresince huzurlu yaşayabilmek için öğrenmem gereken bazı şeylerin olduğunu düşünüyorum. Bunları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dinlemeyi öğrenmeliyim. Eğer başkalarını dinlemeyi öğrenirsem, çevremdekilerin benden uzaklaşmamalarını sağlamış olurum. Kendi kafamda kurduklarımı değil, bana iletilmek istenen mesajları öğrenmiş olurum.

Anlamayı öğrenmeliyim. Karşımdaki kişilerin benden farklı bireyler olduklarını kabul edip onların duygu ve düşüncelerine de önem vermeyi, onları daha iyi anlamayı öğrenmeliyim. Sadece insanları değil; aynı dünyayı hatta evreni paylaştığım diğer canlı ve cansız varlıkları da anlamalıyım.

Gelişmeyi öğrenmeliyim. Kendi yeteneklerini geliştirmeyen bir insanın, hem kendisine hem de diğer insanlara haksızlık yaptığını bilmeli, sürekli bir gelişme içinde olmalıyım. Gelişmenin olumlu yönde ve ileriye doğru olması gerektiğini hiç aklımdan çıkarmamalıyım. Eğer kendimi geliştirirken başkalarının da gelişmelerine fırsatlar yaratırsam bulunduğum yerden daha iyi noktalara daha kısa sürede ulaşabilirim. Sadece gelişmemeli, sürekli geliştirmeliyim de.

Sorumluluk almayı öğrenmeliyim. Eğer sorumluluğu kabul etmezsem, başkalarını suçlar dururum. Ve kazanan da ben olmam. Eğer hatalarımı zamanında kabul etme olgunluğuna ulaşmazsam kendimi yalnızlık içinde bulurum. Sorumluluklar alır ve bu şekilde kendimi geliştirmeye devam edersem hergün kendi yetenek ve becerilerimin katlanarak geliştiğini görebilirim.

Vedalaşmayı öğrenmeliyim. Gün gelir, sevdiklerimden ayrılmak zorunda kalabilirim, vedalaşmayı da öğrenmeliyim. Her ne kadar Hemingway bir romanının adını �Asla Vedalaşmayacağız� koymuşsa da vedalar vardır ve olacaktır, ben de vedalaşmayı öğrenmeliyim. Eski alışkanlıklarımı terk etmem gerekebilir, ayrılmayı bilmeliyim. Sonsuza kadar yaşayamayacağımı bildiğime göre değişik ortamlarda ve yerlerde olabilmeliyim. Yeni yerler keşfetmek istiyorsam, kimi zaman bulunduğum yerden ayrılmayı göze alabilmeliyim. Yeni insanlar tanımak istiyorsam uzaklara gitmem de gerekebilir, vedalaşmayı öğrenmeliyim.

Unutmayı öğrenmeliyim. Her şeyin gönlümce olması mümkün olmadığına göre zaman zaman gönül kırgınlıkları yaşamam da mümkündür. Sürekli acı çekmeyi tercih etmeyeceğime göre unutmayı da öğrenmeliyim. Yaptığım iyilikleri unutmalı, bana yapılan iyilikleri de hep hatırlamalıyım.

Bir de vaktinde bitirmeyi öğrenmeliyim. Nokta koymak zamanı gelmişse, susmayı da öğrenmeliyim. Nokta koyma zamanı gelmiş çoktan.... NOKTALIVİRGÜL!

Painfully
01-06-2013, 05:43 PM
benim sana ihtiyacım vardı..

bEniM ... SaNa ihTiyAcıM vArDı ! SeNinsE haLa SusmAya ! ...

Dün gece ,,,
Hiç olmadığım kadar ihtiyacım vardı sana !!!
Ağlıyordum hıçkırarak ...
Sesini duymak iyi gelecekti bana , emindim .
Telefonu elime aldım .
her canım yandığında , birine ihtiyaç duyduğumda yalnız olmayı seçen ben , bu defa istemedim ...
kısa bir mesajdı ...
! ... Sana İhtiyacım Var ... !
Sonra ... ağlarken uyumuşumm !
Ve sen ,,, cevap yazmaya bile tenezzül etmemişsin .
Benim canım yanıyordu , ve sen hala kendi düşüncelerinde boğuluyordun !
Oysa ,,, böyle anlarda ne önemi vardıı kırgınlığın ?
Benim , SaNa ihtiyacım vardı !
SeninSe hala susmaya ! ...
Şimdi bende susuyorum ...
Yine tüm cümlelerimi içime sakladım ,
Yine bir sürü cevapsız soru kaldı bana ... !
GiDiyoRsun belki ...
SadeCe şunu söylemek istiyorum son olarak ;
Benim , dün geceee ... SaNa ihtiyacım vardı !
Seninse hala susmaya ! ...

Painfully
01-06-2013, 05:44 PM
Sana "" Mucize/m "" Diyemedim / Üzgünüm



Ey gözlerindeki hayat sağnağı ile beni mutlu eden “ mutluluk;

Musalla soğuğu ellerimden tut. Mesken bildiğim yüreğinden beni kovmalarına izin verme. Sakın bırakma beni. Avuçlarından salma beni uçurumlara. Hiçim diye bir de dipsizliğe mahkum olmayayım. Adını baş harfine sığınmış gövdemi yakmalarına göz yumma. Aydınlığı senin gözlerin olan gökyüzümü kapama karanlığa. Tut gözlerimden. Çengelle yüreğimi yüreğine.Hayatın sınırlarına kurduğum çizginin ölüme taşmasına izin verme. Kanbur sırtımla sınır ihlalinde bulunan yüzümü doğrulara çevir. Kalabalıkların arasındaki azınlık halimi isminle kalabalıklaştır.Köklerime sarıl çünkü üşüyorum. Korkularıma cesaretinle güç ver. Ezikliğime inat sen gökyüzüne götür Bana reva görülen acılara inat sen beni mutlulukla adlandır. Sonra da kanatlandır tüm gurbet kuşlarımı. Biliyorum sana anlatacak o kadar çok cümlem var ki. Anlatamıyorum çünki bir mucizeyi sözcüklere sığdırmaktır nankörlüktür. Evet anlatmaya çalıştım. Sana sözcükler aradım durdum ama bulamadım. Seni cümlelerle anlatamadım / üzgünüm. En sonunda sustum çünkü sen mucize' ye en yakın gerçektin. Sana “ mucize'm “ diyemedim / özür dilerim.

Güzelliğe en fazla yakıştırdığım, adıma adına yanaştırdığım;

Küçük sevinçler getir bana. Sevdamızla büyütelim sonra. Umuda kanat çırpsın kanatlarımız. Mutsuzluktan mutluluklar doğuralım. Çirkin gördüklerimizde bile güzellikler bulalım. Unutulmuşluğa ait ne varsa hatırlayalım. Sen biraz ben ol, ben de sen...Mutluluk için kaçak şehirler besleyen nehirlere yataklık edelim. Sonsuzluğa göç edelim. Bir Mayıs sabahına düşsün aşktan çaldıklarımız. Bir masala benzetilse de biriktirdiklerimiz, sevdanın en halindedir gülüşmelerimiz.Öyküsüzlüğümüze düşülen dipnotlara aldırmadan büyüyecek sevdamız. Aştan çalıp sevdaya mayaladığımız ne varsa gülümsesin artık. Özenle istiflediğimiz tebessümler cicek versin.

Sığlığıma dua genişliği veren kadın,

Gözlerimizde büyütüğümüz kaçak kentlere aldırma sen. Yasaklanmış, sorgulanmış yarınlarımıza dön yüzünü. Adresimiz yok bu dünyada. İzimiz de. Ama sakın korkma hüviyetimiz yeter bu sevdayı dünya'ya ispat etmek için. Duraksı, çatısız düşlerimizden düşürülsek de yılmak yok. Sağır olsa da bu dünya bize, sesli harflerimizle yaşayalım sevdamızı.


Sen; umudum..
Sen; sonsuzluğum..
Sen, umut bulduğum..
Sen, mutlulukla dolduğum..
Ve ben,
Sana ait bir cümle.
Her harfi kitap olan...

Sen ve ben,
Yani biz;
Hangi tanıma sığarız biz ?
Hiç miyiz ya da düş müyüz ?
Yok yok...
Sus pus muyuz yoksa yok muyuz ?
Hayır hayır..
Biz sevdanın mucizeye en yakın haliyiz..
Unutma sevgili;
Gün gelir kahraman'lar da ölür..
Gün gelir masal da biter..
Ama biz bitmeyiz..
Biz birer masal kahramanı değiliz.
Biz mucizeye en yakın gerçeğiz..
Sen ve ben BİZ'İZ..
Sen yaşarken ben ÖLEMEM..
Ben ölsem de sen beni “ bende “ YAŞATIRSIN..

Şimdi içimden sana “ mucize “ demek geçti..
Lakin di-ye-mi-yorum..
Neden diyemediğimi sen bilirsin sevgili..
Üzgünüm..
Sana “ mucize/m “ diyemedim..


Sığlığıma dua genişliği katan kadın,
“ Seni seviyorum... “

16.10.2007 12.20

İsmail Sarıgene

Painfully
01-06-2013, 05:44 PM
Bir Damla Kırmızı..!!


[Only Registered Users Can See Links]



Bir kadeh kırmızı… bir damla kırmızı …
Kırmızının asıllıgınden mı ateşin sıcaklığından mı yoksa şarabın sarhoşluğundan mı bilmiyorum baş dönmelerim…





Acım kadar büyük mü mutluluğun… nefretım kadar asil mi sevdan… ve ben kadar kanarmı yüreğin biten bır sevdanın ardında…


Neleri yazmak ister yüreğim neleri unutmak… oysa ben her daim ayaktayım.. sana inat… senın yıkmak ıstemene inat… hayata inat..
Bitmemiş bir masalım var daha sonunu yazmadığım.. hüsran değil, acı değil… çocuk düşlerim var.. oyun bahcemde sakladığım oyuncak kovalarım var ve kumdan kalelerim var benim…
Sessizliğim var benım suskunluğum… Karanlık gecelerde saklanan cığlıklarım var… bır nefes dumanda gizlediğim düşlerim var..
Anlamsız anlamlı sözlerim, zamanlı zamansız zamanlarım var benım… her defasında yenilendiğim güçlendiğim acılarım var… her defasında kırılsada kurmaktan korkmadığım gizli düşlerim var..
Düşlerden düşüşlerim var benim. Akan her bir damlada sana uzanan yollarım var… ve her defasında senden vazgeçişlerim var..
Gittiğinden beri ne çok olmuş.. ne çok ben olmuşsun ve ben ne çok senin olmuşum..
Gitmeliyim…






Ve sen gitmelisin..





Sonu yok…





Düş’ü bile yok…


Her bir zerrede ben oluyorsun akıyorsun damarlarıma… oysa ben seni çoktan akıttım damarlarımdan hayata…
Git…






Masalımda yer yok sana…





Ve yer yok hayatımda senin gibi bir Aşk’a


Birinci damla kadehe…






İkincisi gözlerime…





Üçüncüsü kağıda…





Dördüncüsü düştü yere…


Yerle bir oldun sende bende…

Painfully
01-06-2013, 05:44 PM
Kabul Et Kalbim Biz Ayrıldık



Bakışlarım öyle boş ki, artık hissetmiyorum hiçbir şeyi...
Sanki tüm duygularım, gözlerimdeki tüm ışık yok olmuş ve bir daha hiç çıkarılamayacak kadar derinlere gömülmüş gibi. Nerede hata yaptım bilmiyorum. Zaten kurumuş olan hangi dala nasıl da bastım?
[Only Registered Users Can See Links]


Daha önce beni mutlu ettiğini düşündüğüm her şey yok oldu sanki. Neydiler ya da kimdiler bilmiyorum ama artık yoklar...
Ümitlenme her telefon çalışında Koşma kapılara her adım sesinde Senin sandığın yıldız artık yok yerinde Kabul et kalbim, kabul et kalbim Ah kalbim biz ayrıldık "Aşk"... Tarifini bile yapamazken öyle olabildiğimizi ya da olabileceğimizi iddia ediyoruz, ne garip değil mi? Kocaman bir soru işaretinden ibaret olan hayatımızı bu ne idüğü belirsiz şeyin ardından koşmakla geçiriyoruz hep. Yakalayınca ne oluyor peki? Bir anlık bir huzura kavuşuyoruz ve yine bir anda o huzuru kaybediyoruz...
[Only Registered Users Can See Links]

Kovalamaca; o basit ve bizi hayatın ne kadar kötü yanı olursa olsun yinede yaşamaya değer olduğunu düşündüren yakalamaca oyunu en baştan ve yine yeniden başlıyor...

İçimde bir şeyler kopuyor, paramparça oluyorum. Aynı parçalar yeniden kopup bir daha parçalanıyor, sonu yokmuş gibi, garip bir yap-boz oyunu bu...

Gitti giden dönmeyecek, Kabul et kalbim Asla seni sevmeyecek, Hayat ne zalim...
[Only Registered Users Can See Links]

Bağırmak istiyorum, haykırmak istiyorum ama kelimeler boğazıma düğümleniyor ve susuyorum... Susup sabrediyorum ve üstelik korkum daha da büyüyor... Aslında ummadığım bir yerde, ummadığım bir anda patlamaktan korkuyorum... Düşünüyorum da; sayılarını hatırlamadığım kadar çok olan "keşke"lerime bir yenisini daha eklemekten ve geri dönüşü olmayan bir yola girmekten korkuyorum aslında...
[Only Registered Users Can See Links]

O yanmadı senin kadar Feryat etsen neye yarar. Ya sen dur sonsuza kadar ya kabul et...
Kabul et kalbim, kabul et kalbim...
Ah kalbim biz ayrıldık...
[Only Registered Users Can See Links]

Diğer yandan da; hayat kısa, bağır çağır, boşalt içini diyorum kendi kendime. Sonra da bu kısacık hayatı daha da çekilmez hale getirebileceğimi düşünüyorum. Çelişkiye düşüp yine susuyorum. Kendi içime haykırmaya devam ediyorum kimsenin duymadığından emin bir halde.[Only Registered Users Can See Links]
Gözyaşlarımı içime akıtıyorum ve biliyorum ki kimse görmüyor, göremiyor...
Ve "Sessiz Çığlığıma" ses vereceğin "o" günü bekliyorum...

ALINTI

Painfully
01-06-2013, 05:44 PM
hiç gitmedi yüzün gözlerimin önünden…



Seni bulmak için, sana varmak için, yüreğine bir kez olsun dokunabilmek, gözlerinden bir kez geçebilmek için kaçtım. Bir kez olsun dokunabilseydim yüreğine, bir kez olsun gözlerinde kendimi görebilseydim, bir kez olsun ismimi senin sesinle duyabilseydim, ölmeyecektim.
Bu bir büyüydü benim için, sonsuza kadar ve mutlu yaşamamı sağlayacak o üç elmanın düşmesiydi. Yaşamımın bir masala dönüşmesiydi. Sense bunların benim için ne anlama geldiğini hiç bilmedin.
Sıradan biri, hayatından öylesine gelip geçmiş biri, sana bir kez bakmış sonra unutmuş herhangi biri olmamı istedin.
Bense sana bir kez baktım, ve hiç gitmedi yüzün gözlerimin önünden…
Ben durup durup seni özlerken, senin hiç haberin olmadı. Sana yazarken, parmak uçlarım kağıda değil tenine dokundu, hissetmedin, anlamadın. Nefesini kıskandım, sana nefes kadar yakın olmak için tanrıya yalvardım. Sen saçlarına dokunurken ben dokunuşunu hissettim saçlarımda, sen bana bakarken, ben eridiğimi hissettim. Senin hiç haberin olmadı.

Tüm dileklerimi senin için diledim. Tüm isteklerimi sana göre belirledim. Sen olursan olsun istedim, tüm istediklerim. Anlamı olmayacaktı. Sensiz gerçekleşecek hiçbir dileğin, bende bir anlamı olmayacaktı.
Sonra kaçtım kendimden. Sana varmak için tüm yolları denedim. Seninle konuşmayı denedim, sana bakmayı denedim, sana dokunmayı denedim. Denedikçe yanıldım, yanıldıkça yandım. Yandıkça parçalandım. Sana varamadan, savruldu parçalarım. “Gözlerin gözlerime değdikçe, felaketim oldu, ağladım”*
Yüreğimdeki varlığını bilmenden çok, yüreğinde var olmak istedim. Hayatımdaki anlamını bilmenden çok, hayatında bir anlamım olsun istedim. Bana bakarken beni gör istedim. Beni bil istedim. Belki bir hayaldi ama, beni sev istedim. Ben savaş verirken kendimle, en çok da seninle, senin bunlardan hiç haberin olmadı.
.
Kim bilir, belki de olsaydı umurunda olmazdı

* Attila İlhan

Painfully
01-06-2013, 05:44 PM
Vardın Ya Nerdesin...Hayaller Diz Boyu Sen Yoksun...



Hani Hep Vardın Saatler Saatleri Kovalar Oldu Nerdesin... Yoksun İşte Yine Yar Yoksun Geceler İşte Geceler...

Çok Uzun Oluyor Geceler.. Günleri Bulmak Bilmiyor Böyle Uzaktan Bakmak Sana Olmuyor.. İçimden Derinden Kaçanlar Vardı Bu Gecede Çokmu Kısa Yazdım Yoksa Uzun Soluksuz Bir Şeyin İçindemi Kayboldum.. Mutlu Olmak Hakkımızdı Haksızlıklar Kurbanı Olduk…

Bir Dik Bin Olduk Bindik Ama Şimdimi Bittik…

Üşüyorum Sıcacık Yerlerde Üşüyorum Derinlerden Geliyor Üşümeler Her Yerim Sıcak Ama İçim Dışım Üşüyor Ellerim Üşüyor Diyorsun Üşüme Yar.. Sana Anlatacaklarım Var Dinle Üşüme Ne büyük Bir Sevda Beslendi Sana Duyda Bu Alevden Sende Birkaç Pay bir şeyler Çıkart Kendine…

Uzat Bana Buz Tutmuş Ellerini
Yüreğimle Isıtayım
Çevirme Bebek Yüzünü Ardına
Eğilmesin Başın Önüne
Bak Bak Son Bir Kez Gözlerime
Bak Ki Silinmesin Silinmesin Suretin Benliğimden...
Yıllar Sonra Sen Hangi Ellerde...
Ben...

Ben Mi
Evlenirim Belki Senden Başkasına Karıcım Demeye Dilim Varır Mı Bilmem Bilmem Mutlu Olur Muyum Onu Da Senin Kadar Sever Miyim Olsun Bitanem Alışırım Zamanla Şefkat Bulurum Belki Sahipsiz Kalmam Sevilirim Belki De Kimbilir...

Ama Senin Yerini Tutar Mı Sevdiğim...
Kader Böyleymiş Deyip Geçerim Sana Benzeyen Bir Kızım Belki Adı Su Olan... Su Gibi Saf Temiz Olan…

Ya Sen
Ya Sen Ne Yaparsın Bitanem Oğlun Olur Mu Senin De Bana Benzeyen Sana Benim Gibi Bakan Olur Mu Bitanem...

Keşke...
Keşkeler Yok Hayatta Bilirim Kahrolası İmkansızlıklar Var Bilirim Engelleri Aşamayan...

Sahiden Bebeğim Aşamaz Mıyız Engelleri
Birlikte Elele Verdik Mi Her Zorluğu Yenemez Miyiz Bitanem...

Küçücük Bir Yuvamız Olur Bizim De Minik Bir Halı Ufacık Koltuk Saf Temiz Bir Hava Sen Ve Ben...

Daha Ne İsterim Aşkım Sen Varsınya Yanımda…
Birlikte Açarız Gözlerimizi Sabah Birlikte Yudumlarız Çayımızı Ve Sen Ütülersin Gömleğimi Sen Uğurlarsın Beni İşime.... Biraz İşin Vardı Onu Halletmeye Çıkrsın O Gün Dışarı…

Sonra...Sonra Senden Önce Gelirim Eve Yemeği Hazırlamaya Başlarım Biliyorum İlk Yemekler Pek De Hoşuna Ama Ne Yapayım Becriksizim Tek Becerebildiğim Şey Seni Çok Sevmek Be Gülüm.. Ben Tv İzlemeye Dalmışken Daha Bir Hızlı Yıkarsın Bulaşıkları Hemen Yanıma Gelebilesin Diye...

Sonra Belki Babanlara Gideriz Yok Hayır O Benim De Babam Artık...Çayları Yaparsın Biz Sohbet Ederken Babam Senin Çocukluk Anılarından Bahseder Hep Birlikte Güleriz Sen Kızarsın Belki Ama Yine De Hoşuna Gider…Arada Balkona Giderim Sigara İçmek İçin Annem Gelir Ardımdan Beni Oğlu Gibi Sevdiğini Fısıldar Kulağıma Seni Daha Bir Severim Daha Bir İçime Alırım...

Gülüm Hayal İşte Hayalde De Olsa Yaşamak Ne Güzel Ne Güzel Seninle Yaşayabilmenin Hayalini Kurmak...

Bitanem Bilirim Sevmeyecek Seni Kimse Benim Kadar...Ama Aç Yüreğini Kocana İzin Ver Seni Sevmesine Sev Sen De...
Yaşayamadıklarımızı Hayallerimizi Yaşat Ona...Tut Sımsıkı Elini Bırakma Onu Aşkım...

Ben Mi…
Dedim Ya...İçimde Hep Sen Yanımda O Olacak...Bir Kızım Olacak Adı Su Olan Hep Sen Gibi Bakacak Hep Sen Gibi Gülecek Hep Sen Gibi...


Artık...Geldiğinde Ben Olmayacağım...
Ve Büyük İhtimalle Gelmeyeceksin De Zaten...
Tıpkı Aslında Hiç Gitmediğin Gibi...
Ne İle Kavgalı Ya Da Barışık Olduğumu Bilemedim Asla...
Bilemeyeceğim De..
Neyi Sevdiğimi? Ne Kadar Sevdiğimi? Ne İstediğimi...

Ve Bugün Fazla Bir Yol Da Almış Sayılmazken Aslında..
Çok..Ama Çok Yorgun Hissediyorum Kendimi..
Mesafeleri Boşverip Yürüyeceği Yerde
Hızla Koşmuş İnsanlar Gibi Nefes Nefeseyim...
Beynim Düşüneceği Milyarlarca Şeyi Düşünmüş
Kalbim Atacağı Milyarlarca Atışı Yapmış Gibi Sanki..
Kendilerine Tanınan Zamandan Çok Önce...
Karşımdaki Yüzünü İzlerken Geçemediğim Gecenin İçindeyim...
Karmakarışık Bir Hüzünle Beraber Ve Her Şeyin Kendiliğinden Düzeleceği Duygusuyla...
Düzelecek Olanın Ne Olduğunu İse Hiç Bilmeden...

Mutsuz Olduğumu Söylersem Eğer Sıkıldığımı Çok Sıkıldığımı..
Duyanların Güleceğini Bile Bile
Mutsuzum Demekten Korka Korka Kendime....
Artık Geldiğinde Ben Olmayacağım....
Beraber Yaşadıklarımız Ne Kadarsa O Kadar Kalacak...
Sana Söylediklerimden Bir Sözcük Bile Fazlasını Duyamayacak Kulakların..

Buralar Sensiz Biraz Daha Farklı Artık Bana..
Ve Uyanmayacağız Hiç Bir Zaman Ayni Güne Beraber....
Artık...Geldiğinde Ben Olmayacağım...
Ve Büyük İhtimalle Gelmeyeceksin De Zaten...
Tıpkı Aslında Hiç Gitmediğin Gibi...
Yarın Da Böyle Olacak Bu….

Ömrümün Kara Kışını Yaşarken Tanıdım Seni
ßahara Erdi Yüreğim Sevginle
Varlığınla Filizlendi Tüm Sevinçlerim
Alın Yazım Bildim Seni
Kazıdım Kalbime İsmini…

Sen Yüreğimi İstila Eden
En Özel İşgalisin Düşüncelerimin..

Seni Düşünmek
Sevgini Hissetmek
Titretiyor İçimi...

Adını Anmadığım Zamanları
Haram Kıldım Ömrüme...

Yalanın Kiri Bulaşmasın Sevgimize

Yüreğini Katıp Yüreğime
Sevdanı Ömrüme Yayacağım
İnan Yüreğimin Nuru
Son Nefesimde Dahi
Senin Adını Anacağım…


Seni Sevmekte Ne Kadar Cesursam Yokluğunda O Kadar Korkağım Artik..

Painfully
01-06-2013, 05:44 PM
BöYLEyİm SENSİZKEN BAK...! acı dolu....



BÜTÜNDÜK..Hani ne oldu o büyük görkemli aşkımızA...

Yinede teşekkürler sewgili mutluluktu sende yaşadıgım ama rol'ün çok güzeldi bitanem kısaydı ama...

AYRILMAYACAKTIk bizim aşkımız o kadar güçlüydü ki kimse bitiremezdi bizi...
Ne oldu...

BAK...! BÖYLEYİM SENSİZKEN...acı dolu baK gözyaşı BaK...
Çok şey öğrettin bana...

Mesela yaşamayı...

Amaçları gösterdin...

Zordu ama sendin...onlar...

Sadece...

Sendin...

Bana korku nedir...öğrettin...

Kaybetmenin acısının ne büyük olacağını...

Çaresizliği...

Hiçbir şey yapamamayı...

Ağlamayı...çaresizce...

Bağlı olmayı...bağlanmayı...

Yitirince güvensiz kalmayı...

Her insanın sevgiye layık olmadığını...

Acıya karşı en korunmasız olduğum zamanın...

Sevdiğim zaman olduğunu...

En çaresiz olduğum zamanın ise...

Seni yitirdiğim zamanın olacağını...

Painfully
01-06-2013, 05:44 PM
Mazimde Gördüklerim Çocuksu Bir Heyecan,Yalancı Bir Oyalama..
Düşkün Kaldığımda Yanında,Belirsiz Suskunlukları Kıramıyorum Uzun Süre..

Biçare Çırpınışlarımı Sıralayışım...
Her Sözüne Bir Anlam Kazandırma Telaşım...
Baş Ağrısına Dönüşen Hayallerin..
.
.

Gözlerine Bakmak Yada Elini Tutmak İmkansızdı Sanki...
Bir Tebesümünle Bile Enkaz Olan Yüreğim,Yerinden Çıkıp Sana Gitmek İstiyor..

Bir Çift Göz İçin Uykusuzluğa Teslim Oluşum..
Bir De Seni Seviyorum Diyişim....

"Düşünmesi Bile Yırtarken Bedenimi,Ağzımdan Çıkmasına İzin Vermiyor Bilinmez Bir Güç "Seni Seviyorum" Değişimi..Dudaklarıma Söz Geçiremiyorum.."

Söyle Diyorum..
Haykır Diyorum..
Bağır Diyorum..
.
.

Zamansız Gel-Gitleri Sıraladım Bir Bir..
Yoksa Suçmuydu Hisettiklerim..
Sevda Suçlusu Olmak Diye Bir Şey Varmıydı?
Boşunamı Öldürmüştüm İçimdeki Hüsranları?

Düşüncelerimi Dizginleyemezken,Boşluğumda Unutulmaya Yüz Tutmuş Kelimelerimin,Bir Beyaz Kağıtta Gün Işığına Çıkmasıda Varmış Kaderde..

Delicesine Yazmak Seni...
Bir Gülün Seninle Anlam Kazanması...
Sözcüklere Yıldız Doğması Beraberinde
Böylesine İşlerken Seni Geleceğime..
Bütün Sonlara Hazırlanan Yüreğimi,Karşına Çıkarmak Kalmıştı Geriye..
.
.

Cevapsız Soruların Tüm Cevapları Saklı Yüreğine Bir Umut Işığı Serpmek..
Ve Çaresizce Gözlerinde Bitmek...

Oysa Ben, Bir Damlaydım
Sahipsizce Bulutlardan Süzülen
Bir Damlaydım İşte! ..
Yok Olacaktım Daha Yere Düşmeden…

Ayrılıksa Kan Ağlıyor Gözlerim Kelepçeli Yalnızlığıma...

Mevsim Tükeniyor İçimde,Yağmurlar Islatıyor Gözlerimi.

Hayır Hayır Ağlamıyorum,
Ayrılık Kaçtı Gözüme , Belki Ondan Bu Kan Dolu Yaşlar...

Gözyaşı Sevgidir Unutma…
Her Damlası Umuttur Sakın Kurutma…

Hüzün Akacaksa Satırlara Bir Kere, Tutulamaz; Engel Olunamaz.
Yürek, Sevdanın Esiri Olmuşsa Bir Güzel Uğruna Dokunulamaz.
Kalemim Gözyaşı Dökmez, Kaldırabilse Bu Kadar Ağırlığı.
Yürek İçten İçe, Sessiz Yaşar Hüznünü; Yaşadığı Sevdası Gibi...
Dedem Hep Derdiki..

Saf Sevgi İnsanın Ömründe Tomurcuk Açtırır...
Daha Bir Çok Şey Dedi Dedem..

Hey Sen Bi Bakışına Kurban, Bi Damla Akar Da Yere Diye Yalvarışlarda Olduğum
Ne Bakarsın Hüzünlü Bana..
Var Mıdır Aşkı Acısız Yaşayan, Var Mıdır Bilerek Sevgiye Kapılan..
Üzülme El Yavrum ..
Aşk Böyledir
Mavileri Estirir O Güzelim Ruhunda
Ellerini Isıtır Yağmurlarda
Alevlere Sözlerini Gizler Utanç Bakışlarda ..
Ey Yavrum Saf Sevgili Bebek..
Hüznün Gözyaşı ,Sevgin Tomurcuk ,Dalların Açan Mor Çiçekler
Gelir Koynuna Dolana Dolana Ve Ben Yalvarışlardayım O Seni Ağlatana
Benim Bebek Pek Hüzünlüdür, Ağlatma Ey Gözünü Sevdiğim ...
Haketmez Ağlatılmayı Ruhu Pek Serindir Kalbi İse Bir Öyle Derin Ve Senindir Ki Soldurma Dallarını Tomurcuklarını Ey Dilber...

Derdi Dedem.. Öyle Saf Sevdiydi Öyle Deli Sevdiydi Derdi Kendi Çocukluğu İçin.. Sazdı Sözdü Düğünler.. Ellerimle Açtıydım Derdi Karımın Beyaz Tellerini Duvağını Gülücük Saçan Gözlerini ..
Öyle Anlatırdı Güle Ağlaya Hüzünle Bir Olsun.. Sevmişti Benim Dedem Ya Sevmişti El Kadar iken..

Bir Gün Sende Böyle Sev Derdi Dedem Gerçek Sev Yalanın Olmasın… Ağla Derdi Kan Damlasın Gözlerinden.. Gül Derdi Kış Ayında Uçsun Bir Gün Ömrü Olan Kelebekler…

…………………………………..
Ben Dinlemedimmi Dedemi Yalanmı Sevdim Yalancının Birimiyim Ben..
Neden Kulaklarımda Yalancı Çığlıkları Var Neden Yalancı Diye Bağırıyorlar..
Çocukmu Kaldım Ki Yalan Söyleyeyim.. Yalanmı Bu Sevdam Yalanmı Benim Sevgim Yalanmı Bu Kan Damlaları…

Yanlışlar Yanlışla Devam Eder...Korkaklar Yalan Söyler...Her Konuda Dürüst Olacak Kadar Cesurdum...Korkaklar Arasından Hep Kovuldum...Ama Ben Niye Yalancı Oldum Bunlardamı Yalandı Cesaretsiz Birimiydim Korkakmıydım…

Yalancıymış Tüm Dünya Ve Hatta Tüm Şairler.
Bana Aşk Yok Dediler, Peki, Gönlümdeki Neydi?
İki Kişiliktir Dediler, O Zaman Niye Yalnızdım?
Sonradan Anladım Onlarıaslında Aşk Diye Bir Şey Yokmuştek Kişilikse Adı Acı,

İki Kişilikse Mutlulukmuş Ama Biz İki Kişiydik Ben Neden Yalancı Oldum…Neden Kanla Doldum…

Painfully
01-06-2013, 05:44 PM
Beni ben olduğum için sevebilirmisin...




Son satırlar son kelimeler bazen ne cok seyler anlatırmış meğer...
Bazen bir baslangıçtır bazende büyük sonlardır...

Son sözcükler her zaman...
Senin son sözlerini düşünürken ardından aslında ne çok şeyler anlatmıştın o kısacık kelimelere neler sığdırmıştın...
Yüreğinin içinde neler olduğunu o büyülü sözlerin ardında binlerce kitap olsa binlerce yazarı olsa yine bu kadar gercek anlatamazdı...
Bir küçük yüreğe sığan o kocaman sevdanım agırlığını ve bu sevdanın ağırlığından hiç ama hiç şikayet etmeden ve sevgiyle neşeyle gülümsemeyle taşıyabilen o yüreğine hayran olmamak mümkün mü acaba...

Son cümlelerin beni olmadık duygular diyarına hatta bilinmezlere taşırken gözlerimden bir damlayaşın aktığını geçte olsa fark etmiştim ....
Belkide hayatım boyunca duymak istedigim o sözcüklerin her harfi her satırı yüreğime ince bir namenin tatlı sadese gibi geliyordu...
Seni dinlerken şöyle düşünüyordum...
Ne çok şey kaybetmişim hayattan neleri avuclarımın içinden yok oluşunu senelerce uzaktan izlemisim...

Nelerden ödün vermişsin...
Değmeyen insanlar için kendimi feda etmişim bir harabeye çevirmişim...
Ve kendime isyan ettim kaybetiklerim için geride bıraktığım yıllarım için ve birkez olsun gerçeği bulamadığım için neleri kaybetmiştim...
Senin son sozlerin benim yeniden dogusun isigim olmustu...
Gözlerimde gordugun o huzun benim gecmisimdi....
Gülmeyen yuzum sevilmeyen yuregimdi...
Dahası da acılarım ve yanlızlığım...
Gizlenmisti o buğulu gözlerin ardına...
Bunlari seni o kısacık sözlerinle ifade ederken oysa beni ne kadar da az tanıyordun...
Ama sanki benimle birlikte o acıları sende yasamışcasına anlatışın beni istemesemde hayretlere düşürmüştü...

Senin yüreğinden dökülen sözcükler beni yeni bir hayala ve o masmavi yolculuklara yelken açmamın zamanın geldiğini söylemişti...
Özgürce düşünmeden bana sundugun o kalbi sonsuza kadar uzattığın ellerini tutmamak için oysa nelerimi vermezdim ki...
İmkanlarım sınırlı yollarım uzak, geçit vermeyen daglarım çoktu ...
Sende butun masumiyetinle ve yüreğinle bana açtığın o muhtesem yoldan sana gelmemi istiyordun ...
Senin dünyana, senin sevdana, senin yüreğine ve senin goözlerine ..
Belkide benim yerimde bir baskası olsa senin uzattığın o gülü alıp hiç düşünmeden koşabilirdi senin kollarına...

Oysa benim icin sanki bu bir mucize gibi birşeydi...
Hayaldi belkide rüyaydı...
Nasır tutmuş yüreğim kayboluşum hüzünlerim korkularım sana ellerimi uzatmama izin vermiyordu ...
Korkuyordum ...
Öylesine korkuyordum ki birkez daha yıkılmaktan birkez daha yanılmaktan ve birkez daha yaşarken ölmekten.....

Korkularımı alabilirmisin ...
Bana beni verebilirmisin...
Bana o son sözcüklerin doğruluğunu ispat edebilirmisin ..
Beni gercekten yüreğinle sarabilirmisin ...
Bir yemin gibi bir ask gibi ve en büyük sevdalar gibi sonsuza kadar benimle olabilirmisin...
Geldiğim yollar kış karlı soğuk gecelerim ayaz gündüzlerim karanlık ve yüreğim yaralı
Beni ben olduğum için sevebilirmisin...

Painfully
01-06-2013, 05:45 PM
Ben bu yarayı Bu satırlarda kanattım...



Bilmem
Hangi duan alıp götürdü seni benden
Hangi gece söyledi sana bunları
Tesadüfler mi söyleyecekti gidişini
Hangi dil yalanlayacaktı şimdi beni sevişini
Nasıl yok olacaktın peki bende
Nasıl yer bulacaktın artık bu bedende
Aşk bu muydu bu muydu sence

Hangi gözler seni isteyecek şimdi
Hangi şarkıda ismin geçecek
Ve hangi rüzgar seni besteleyecek
Koynumda yokluğun mu terleyecekti
Gidişini artık bomboş odamı süsleyecekti

Kim tarar saçlarını
Kim söyler seninle şimdi şarkımızı
Söyle
Nerede oluşun mu kaybettirecekti bana aklımı

Her sigara dumanında
Nefesimle çizerken hayalini
Neden yüreğim atmaz ki aklımdan o kirlenmiş halini
Neden yağmurlar içimden geçer oldu
Söyle
Neden aklım hep gidişini savundu
Çok mu şey istedim senden
Bir tutam sevgiyi kaldıramadı mı yüreğin
Az mı geldi de
Hemen attın bedeninden

Aynı pencere önünde
Yine aynı şarkı
Ve sen benden olunca ayrı
Bilmem nerelerde işlerken sen o günahı
Kendimi hep gelmelerinde sakladım
İnan her an her dakika gitmelerinde yaşlandım

Artık
Sen ve sevgini
Sen ve yüreğini
Kimsesiz matemlere bıraktım
Duy
Ben bu yarayı
Bu satırlarda kanattım

Sen benim ilk sevdamdın
Son sevdamdın

Painfully
01-06-2013, 05:45 PM
KIYAMADIĞIMSIN....


Gün, eteklerini toplayıp şehrimi terk ederken , ben gecenin karanlığını aydınlatacak gözlerine yalınayak koşuyorum. Şehrimin bozkırlarında filizlenen iğde dallarını toplayıp avuçlarından mutluluklarını içmeye geliyorum. Akşam kızıllığı düşerken okyanuslara, seni hayal ediyorum bulutların avuçlarında. Sana gelirken ayaklarıma batan dikenleri toplayıp " yanakların " diye yüreğinden öpüyorum onları. Seni fısıldıyorum çiçeklerin yüreklerine. Susamış çardak kuşlarına avuç içlerimde biriktirdiğim gözyaşlarını sunuyorum. Dualarını alıyorum nice yetim kuşların. Sana kavuşmanın heyecanında alnımdan terler akıyor toprağın dudaklarına..İliklerim titriyor gözlerini solurken ... Kanımda tarif edemediğim telaş anaforları. Dilimde mutluluk yağmurlarında bestelenmiş sevda türküleri. Ellerimde dalından yeni koparılmış bir nefeslik çiğdemler. Gözlerinde geceyi emzirmeye geliyorum. Ve dizlerinde göz kapaklarımı dinlendirmeye geliyorum.



Gözlerindeki Cennetin zemzem kokan sularında delicesine kulaç atmaya geliyorum. Güneş karanlıkları elerken avuçlarında sana yağmaya geliyorum. Yağmurun ıslaklığını giyinip üzerime dudaklarındaki vuslatı öpmeye geliyorum. Gelirken uçurumlara hayallerimden köprüler kuruyorum. Çiğ tanesi ıslaklığındaki kirpiklerine uzanıp güneşi senin yüreğinde karşılamak istiyorum. Geldiğimde ” hayalen “ kollarına sarılıp varlığını soluyacağım. Göğündeki beyaz bulutlarla yıkayacağım hasretinde küllenen dudaklarımı.


Çatısız hayallerimde bedenimi senin gözlerine kapatıp sabah ezanı okunmadan göz kapaklarından güneşe selam durmalıyım. Gece, güne yenik düşmeden ben uykuya dalmış kardelenleri uyandırmalıyım. Ve tenini gül kokulu yağmurlar yıkarken , ben kırgın düşlerimi göğsüne yaslayıp senin avuçlarında mutlulukları kana kana içmeliyim. Sana küçük ellerimden gecenin karanlığında nice hayali yıldızlar çizmeliyim. Güllerle yıkanmış saçlarının kokusuyla ılık meltemleri kıskandırmalıyım. Rüzgar, yavru ceylanları üşütmeden ben utangaç yanaklarından toprağa bir cemre misali yuvarlanmalıyım.


Her soluk aldığında dalgaların kıyıları dövdüğü zamanlardan kalma kırık uçurtmalarımı toplayıp yeni fideler ekiyorum ezik gül bahçelerine. Goncalar düşerken yüzün coğrafyasına, ben kuytu köşelerde ay teninin kokusunu soluyorum. Küçük ellerimle bakır tenli bulutların yüreğine “gözlerini “ çiziyorum. Bu gece “ gözlerindeki Cenneti “ soluyup sabah güneşini senin yanında karşılamak istiyorum. Sonra varlığının sıcaklığına uyanıp senin avuçlarından mavi semaya kanatlanmalıyım. Yüzünün ince çizgilerinden kayıp güneşin eteklerine koşmalıyım. Pencerene gün doğmadan yüreğimle alnına baharları , dudaklarımla gözlerine yıldızları bırakıp engin okyanuslara koşmalıyım.


Geldiğimde yüreğimin sıcaklığını hissetmeyeceksin. Göz kapakların hulyalara dalarken ben yatağına gülleri serpiştireceğim. Usulca saçlarını tokasından çözüp yıldızları işleyeceğim saç tellerine. Yumduğun avuç içlerini sen fark etmeden açıp ince çizgilerine yaslanıp mutlulukları soluyacağım. Kurumuş dudaklarına gözlerimin ıslak nemini bırakıp ayak uçlarına taze papatyaları sereceğim. Ve kuşluk vakti, dudaklarımla usulca yüreğini öpüp pencerenden güvercinin ayak uçlarına tutunup şehrime döneceğim. Sabah uyandığında gözlerinin sevdaya gülümsediğini fark edeceksin. Güneşin, bu sabah tenini bir başka ısıttığını ve hoyrat rüzgarın dağınık saçlarını usulca taradığını hissedeceksin. Suskun duvarlar dile gelip kulağına “ sevda “ türkülerini fısıldayacaklar. Ve bu sabah ekmeğin kokusu bir başka olacak.Rüzgarın, koynuna baharları doldurduğunu ve omuzlarında nice yetim kuşların soluduğunu fark edeceksin. Avuç içlerinin anlamsız terlediğini ve dudaklarının sebebsiz titrediğini hissedeceksin. Penceredeki boynu bükük ciceklerin sana seslendiğini duyar gibi olacaksın. Ve en sonunda aynaya gülümsediğinde beyaz peçeteye yazılı şu notu okuyacaksın ;


“ Gül yüreklim '' ;
Bu gece, yüreğine uzanıp sabaha kadar ılık nefesinde gezindim durdum.Kah kirpiklerinde rüzgarları kovaladım kah avuç içlerinde yavru keklikleri uyandırdım. Dizlerine başımı yaslayıp sabaha kadar her soluğuna bir dua ekledim. Varlığının huzurunda nice seni seviyorum kelimelerini fısıldadım kulağına. “ Geldiğinde niye uyandırmadın beni “ der gibisin. Biliyorum. Uyandırmaya kıyamadıım işte. Eğer uyandırsaydım seni , gül kokulu Melek’lerin yüreğini güllerle yıkamasına ve yetim güvercinlerin dudaklarına baharı bırakmasına engel olacaktım. Kıyamadım o kuru dudaklarından öpmeye. Kıyamadım işte. Ve giderken her zaman beni soluman icin yüreğimi “ ılık nefesine “ bıraktım. . Kıyamadığım yüreğine nice seni seviyorum cümlelerini yolluyorum…“ İyi ki varsın .
Nefesine dokunamadığım,
Yüreğimde soluduğum cansın.
Sen, kıyamadığımsın,
Mutluluklarda nefes aldığımsın…”

Painfully
01-06-2013, 05:45 PM
^^kurutulmuş satırlar^^



[Only Registered Users Can See Links]





Anlayamadınız beni ne sen nede senden önceki
Oysaki mücadele idi hayat sadece iki kişi
İlkim değilsin giden hüsrana uğramıyacağım bu yüzden
Ömründe bir kere görebileceğin bir rüyadan uyandın sen
Nedenleri sormıyacağım sana giderken
Biliyorum sende saçmalıyacaksın bana elveda derken....

Painfully
01-06-2013, 05:45 PM
Bir Şarkı Söyle; Göm Gitsin..





Çocuğum Üzülme

Güneş batmadan yıldızlar,
Görünmez elbet..
Gelecek günler ne alır, ne verir bilemem..
Bildiğim,
Şarkılar biten aşkların cenaze törenleridir..
Bir şarkı söyle göm gitsin..
Göm gitsin yalanları..
Göm gitsin yalnızlığı..
Göm gitsin acıları..
Sonrada otur, yüreğin yeşerene kadar ağla..
Bırak, bırak başka bir yerde
Büyüsün o bebek..
Belki böylesi daha iyi..

Erhan Güleryüz

Painfully
01-06-2013, 05:45 PM
♥ Ben Senden Sonra Düş Oldum ♥







Ben senden sonra düş oldum

Sen bana git demedin..ben sana tutunamadım...en tuhaf uzakta kalışım oldun..."hoşçakal " bile değildi son sözüm..mesafeler hep büyüdü. o onu dedi..bu bunu dedi..şuydu..buydu..ve de..

ve de bitti..

bitti..

bitti işte..

vedasız, acısız, ağrısız bir ayrılık oldu..

sen orada kaldın..ben burada

şimdi de oturmuş yazıyorum..sadece sana değil..

ona, buna, şuna, herkese..

en güzeli de bu ..yazmak..

kimbilir hangi eve girdim şu an

hangi otobüs yolculuğunun cam kenarındayım..

tut ki ekmek kırıntıları yere dökülmesin diye açılmış bir sayfayım..

bir bakkal tezgahında ucuz şarap sarmak için hazır tutuluyor da olabilirim..

bir yatağın başucunda da..

peki sen..

belki hayali bir sevgilisin bir okur için..

ama olsun..
düşlerken sınırsız olmanın bir mahkumiyeti varmı ki?..

kime ne..

kara tahtaya tebeşirle yazılmış kelimeleri silmenin ne güç olduğunu hatırlıyormusun...

evet silinirdi..ama mutlaka kalırdı izi..

ben de seni siliyorum yar..

hem de iz kalmamacasına..bastıra bastıra silgiyi..

ama ne gam..kara tahta iz tutuyor..

..

senden sonra yemek yemedim..

senden sonra dışarı çıkarken hep şemsiyemi aldım..ilk defa saçlarım ıslanırsa başımın ağrayabileceği ihtimalini göze aldım...

senden sonra daha sıkı giyindim..

hiç üşümedim senden sonra..

senden sonra hep saatin ziliyle uyandım sabahlara

senden sonra televizyon kumandasının 6 aydır ihtiyaç duyduğu pilleri aldım..

kahvaltıda gazete okumuyorum senden sonra..ev yapımı çilek reçelinin içine dalan ekonomi sayfaları artık şerbetsiz pür'u pak...

senden sonra kokulu mum aydınlığını satın almadım mağazadan...

ayraç yoksunluğundan"okunan yer kolay bulunsun" diye yüzüstü yatırılmış, yarım kalmış kitaplarımın hepsini bitirdim senden sonra..

hiç kar yağmadı senden sonra bu gri kente..

senden sonra ben sarıyer'i sevdim..istinye'yi..yeniköy'ü..

emek kafe'de sabah kahvaltılarında buldum defalarca..

istiklal caddesi, taksim..bu kadar kalabalıkmıydı o zamanlar..

..


ben senden sonra yatarken anahtarı kapının üzerinden almadım...

sıkı sıkı da kilitledim...ve beni uyandıran kapı zilin de yoktu artık..

senden sonra

senden sonra..

senden

sonra..

..



ben de yoktum aslında..

ben senden sonra düş oldum..



HOŞÇAKAL...

Painfully
01-06-2013, 05:45 PM
Hayat Kıskanç Bir Kadın Gibidir





[Only Registered Users Can See Links]

Her şeyi yarım yaşıyormuşuz gibi geliyor bazen. Mutlulukların tadı hep damağımızda kalıyor. Başımıza gelen tüm felaketleri, iki gecelik gözyaşıyla dindiriyoruz. Çabuk unutuyoruz olup biteni ve bazen, hüznü yaşamayı bile beceremiyoruz.

Oysa hayat, ardımızı toplayan, bıraktığımız yarımlarımızı eteğinin altına saklayan kıskanç bir kadın gibi bekliyor bizi. Biriken pişmanlıklarımıza son bir damla daha ekleniyor bağıra çağıra. O yüzden, en küçük hatalarımızla bile baş edemiyoruz zaman zaman. Hayat yüreğimize öyle bir sevda üflüyor ki boğazından, ciğerimiz, kalbimiz ve bize ait olan her şey ona koşuyor, kusursuz bir teslimiyetin en temel direği oluyor ruhumuz.

Sonra sönüyor ışıklar yavaş yavaş, sevdanın üzerine konduramadığımız tozlar, gittikçe daha da belirginleşen kara lekelere dönüşüyorlar. Geçiyor o ilk hevesler, o ilk öpüşler ve daha kaç ilkimize bulaşmışsa o kıskanç kadının nice eseri. Aklımızı esirgediğimiz gerçek yaşamın üzerinde, gömleğin kolundaki ikinci ütü izi gibi eğreti duruyoruz. Süzgecin altında bıraktığımız yarımlarımız, posasındaysa yaşadıklarımız kalıyor sadece.

Hayat, hasediyle bir bir döküyor eteğinde bize ait ne varsa. İşte tam o anda, aklımızı çeliyor tüm gidişler. Bir sahil kasabası, bir orman, belki beş yüzyıllık bir çınarın yamacı, bir küçük tekne... Kendimizi boğan zincirlerden bir hırsla kurtulup ona varmak istediğimiz en uzak yer!
Sanki giderken, ardımızdaki yol ışıklarını da söndüreceğiz birer birer. Sanki içimizdeki fırtınalar bizimle gelmiyorlar ve o yüzden giderken acıda olsa gülümse diyor içimizdeki şeytan. Ama en büyük aşklar, insanı en sevdiği şehirden kaçırtanlar değil ki, bunu göremiyoruz. Dünyanın en koca yükü bizim omuzlarımızda gibi geliyor, yalnızlık mengenesi bir bizi sıkıştırıyor tüm hırsıyla. Giderken, varacağımız o ıssız, o kimsesiz, o yabancı yerlerde, sadece kendimizin duyacağı çığlıklarımızı hayal ediyoruz.

Bugünlerde herkes, gitmekten bahsediyor. İşlerini öylece bırakanlar, sevgilerine özlem katmaya çabalayanlar, anlatmayanlar, anlaşılmayanlar... herkes... Sevdiğim bir dostum, boğazıma kadar dayandı her şey, diyor. Kendimi Karadeniz'in yaylasına bir atsam, hatta telefonumu da burada bıraksam, sonra o hırçın denizime saatlerce bakarken, birazcık kopya çekip ona benzesem, hem aşkın özü sevdalık değil midir? Ben yine özüme dönsem... Sonra bir of çekiyor ki derinden, benim içim titriyor, ürperiyorum... Başka bir dostum, beni de yanına alıp uzaklaşmak istiyor; sokaklarında tanıdık hiçbir yüzü görmesek, hatta orada sokak bile olmasa. İçtiğimiz sigarayı bile bulamadığımız minik bir kasabada, bisikletin üzerinde ellerimizi kocaman açıp rüzgâra kendimizi bıraksak!

Yüreğimdeki 'gidecek' listelerim her gün daha da çoğalıyor. Kendimi o listede görür müyüm diyerek, açıp açıp yüreğime bakıyorum sürekli. Ne zaman karşıma çıkıp eteğini sallasa o kıskanç kadın, kendi kendime bir kez daha soruyorum: gitmeli miyim? Bu bana ait izlerlerle dolu güzel şehrimden, her sabah gülümseyerek selam verdiğim komşularımdan, faturaların arasından bulduğum sürpriz mektuplarımın emanetçisi posta kutumdan, ailemden, her şeyden vazgeçip gitmeli miyim?

Oysa nasılda soğuktur otobüs terminali. Elinizde kahvenizle bir bankın üzerinde bekleşirsiniz. Bir yığın insan geçer önünüzden. Nereye gittiklerini hep merak edersiniz. Kimileri kendilerinden de büyük bavulları çekerler ardı sıra. Kimilerinin minik bir çantası vardır ama yanına kattığı o korkunç ıstırap hemen belli eder yerini. Kimileri, son bir umutla döner arkasına ve bekler gelmeyeceğini bildiği sevdiklerini. Ve otobüsün o ilk adımında kendinizi inandırmak için yinelersiniz 'gidiyorum' 'ben gidiyorum'! Kim bilir kaç kişinin kaderi değişmiştir o ilk adımda. Kim bilir kaç kişi, yol boyunca uzanan o beyaz şeritlere sizinle aynı anda dökmüştür geçmişini.

Bence gidişler, dönüşünüzü 'ben geldim' dediğinizde sevinçle boynunuza sarılan sevdiklerinizle şenlendirmedikçe, bir anlam taşımazlar. Hani bana düşmez belki ama, bence artık gitmeyiniz. Belki biraz daha samimiyete ihtiyacımız vardır, belki biraz daha yalandan uzaklaşıp korkmadan yaşamaya, belki herkesin içindeki o şah olma duygusunun yerine birazda piyonluğun karışmasına.

Bugün tekrar yüreğime bakacağım, elvedaların yerini merhabalar almışsa eğer, gitmemek için bir nedenim daha olacak ve ben o nedenden sımsıkı tutunup burada kalacağım. Savaşmadan, hesap sormadan, isyan etmeden... Sadece ve sadece yaşamak için!

Painfully
01-06-2013, 05:45 PM
Kırıldım aşka ama onun haberi yok!



Biliyorum, konusacak bir seyimiz kalmadı, paylasacak hicbir seyimiz yok ortada. Yine de yuregimden, gucumun yettigi yere kadar sana sesleniyorum, seninle konusuyorum. Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım, sevgimi aldım avuclarımın arasına, ona sığınıyorum. Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk, gülüslerim istenmeyen evlat dudaklarımda. Bir ihtimal gelisine sığındığımı farkettiysem de, engel olmadım gurursuz ama umutlu ve sabırlı hasretine. Anlık hayaller anlık mutluluklara gebe kalıyor..bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum...imkansiz olan her rüyaya inanasım geliyor. Bir cocuk gibi, isteklerimi bastıramıyorum. Calmayan telefonuma elim gidiyor, sana hala bende olduğunu ısrarla yazmaya calışıyorum. Bende olan seni hic kırmadım, degistirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl oldugunu, gülüp gülmedigini, anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum..Usuyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı. Tutunabilecegim hicbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacagım anılarım dışında. Isınabilmek icin onlara sarılıyorum.

Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma. Gözlerimi gelislere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemis, kafayı bulunca itiraf etti sonunda. . Beni gerçek aşkla sevdiğini ve asla vazgeçemeyecğini söyleyerek Gelseydin; ısıtacaktım yuregini, sevincten aglayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhos olusum gibi, dokunacaktım sana , kusacaktim birikmisligimi, hasretimi ama gelmedin, gelmezdin, gelmeye hic de niyetin yoktu aslinda.Gelmeyeceksin. Kendimi kandırdığımı anladığımda, aglıyordum...

Eskiden kimi sarkıların ne kadar anlamlı oldugunu dusunurken, simdi ayrılığın ardından calınan her sarkı umutsuzlugumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor. Sevdigim ne cok sarkı varmış, bunu senin gidisin gosterdi bana. Her sarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde, gecede, uykumda...Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi. Bu bir marifetse eger, niye benim yanımda degilsin ki...?

Goz yaslarim asilligini yitiriyor ve yenik dusuyorum sevdana. Gittin..belki de hic gelmemistin, ben geldigini sandım hep. Ayak uyduramadım yorgunluguna. Dudaklarına, duslerindeki öpüşü konduramadım. Kimi zaman bir cocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın dokunuşlarında kendini bulan. Ama en cok da imkansızın oldum, hırcınlığın, yirmi yasın, gecikmisligin...Her gelisimde bir kez daha gonderdigin oldum. Inanamadığın, yenemedigin, uzerinden atlayamadığın korkuların oldum. Agladığın, bagırdığın ya da sustugun isyanın oldum. Ask pazarında harcadığın mevsimler oldum, sessizce bosalan gozyasların,birikmisligin oldum. Son ses dinledigin bir sarkının nakaratı oldum, dilinin ucuna gelip de soyleyemedigin kelimeler, ister istemez yasadığın talihsizlikler oldum. Yuregindeki kadın ben olmak isterken, yuregine sığınan ve tozlanacak olan bir anı oldum. Hak etmediklerin, artık yeter dediklerin ve herseyin olmak isterken belki de hicbir seyin oldum. Söylesene, ben gercekte senin neyin oldum...? Sesin hep uzaklari cagiriyordu, ben ustume alındım, sana geldim. Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenisi sahiplenir miydim..? Simdi bir mevsimlik ask kaldı avuclarimda. Sadece bir mevsim yasanan ama bir omur gibi gelen ask...Kalbime henuz soylemedim gittigini. Ögrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum. Seni hala benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan soyluyorum….


*****
Alıntıdır.

Painfully
01-06-2013, 05:46 PM
Gecenin Kaleminden Sevgiliye





Ey Sevgili..
Bu gecede yazacağım seni,
Nemli gözlerimle Buğulu gecenin kederden çatlamış Köhne defterine.
Bırak ay kıskansın, Yıldızlar ağlaşsın gecenin kuzeyinde,
Şafak teninde sökene kadar yazacağım seni geceye,
Öyle kuralsızca, mısraları katledercesine…
Lügat çaresiz kalacak hislerimi telafüz etmeye,
Dirilecek Ölü düşler sersem sabahın geceye kapanan gözlerinde
Ürperecek ölüm Her imkansızım deyişimde...

İMKANSIZIM...!
Ben ßir kez olsun koklayamadım yıldız kokan gözlerini
Göremedim benli hülyalara dalarken titrek kirpiklerinde açan mor menekşeleri
Dokunamadım sana,İnadına inat vuslat kapattı kapılarını ardı sıra
Olamadım bir rüzgar, saçlarını günün kıyısından geceye savuran
Geceye yıldızların merdiveninden tırmanırken;
Gecenin her sokağında, kaderden kaçak nefesimiz yankılanırdı
Her basamakta ßir göz yaşı, ßir söz, ßir ümit, ßir sarılış vardı..
Ama umudumuz, ümitsizlik rüzgarına ön ilikledi
El bağladı.
Rüzgar acımasızca, sırasızca sildi sözlerimizi..
Kader;
Gözlerimizde yeşeren umutsuzluk tomurcuklarının bıraktığı iz ile,
Senliğin Ertesindeki, Sensizliğe mahküm etti beni.

Gecenin 12. sokağından her sana seslenişte,
Sesimin hiddetinden Ölümün kalbi karardı,denizler ağladı,
Ay kustu nefretini,Kaderimizin umutsuz sokağına..
Sen diye ölüme sarılan ben
Şimdi korkarım ölüme sarılmaya..
Evet ßir kere ellerini tutamadan,gözlerine bakamadan,
Ölmekten korkarım..
Yaşamaktan da korkuyorum ya..
Kader Umutsuzluklar marinasında atmış gemimin demirini.
Kördür artık,sularımı titreten deniz fenerinin gözlerinin ta feri...

Vay be Ağır sevdam...
Gözlerimin Islak portresi, Yüreğimin Kanlı nefesi,
Ah ne özledim ßir ßilsen ßu fırtınayı dindiren DENİZİ
Hani MELEĞİM derdin bana ya.. saçlarını serpiştirirdin ya gönül yüzüme
Hasedinden melekler ßoynunu ßükerdi.
Sesini duyan rüzgar ßir daha ezgileri ile esmemek için and içerdi.
Sen onlara üzülürdün.
Kırılmasınlar diye,Göz yaşı dökmesinler diye,
ßir ßeßek narinliği ile, Gecenin sesinde,
Sessizce fısıldardın 6 heceyi yüreğime..
SENİ SEVİYORUM MBATŞBARP..
Seni seviyorum deyişinde düşerdi iki adet göz yaşı sen kokan baharın benli ellerine..
GÖZLERİNİN HER SATIRINDA BULURDUM KAYBOLAN ŞİİRLERİMİ.
Sanki Sen ben idim, Ben sen idim.
Yine de sen sadece benim için, Sen değildin, Ben değildin,
Sen...
Sen benim Herşeyimdin. Be ağır sevdam..

Yüzümü okşayan rüzgardın
Ilık ßir meltem esince yüzüme, acılarımı kederlerimi beraberinde getirir yerine mutluluk ve tatlı bir hüzün ßırakırdın.
Bu rüzgarın adını Sen koyardım
HÜZÜNLENİRDİM.
Saçlarımı ıslatan yağmurdun…
Saçlarımda geceden kalma aşk türkülerin mırıldanışı duyardım,
Hiç dokunmazdım.
Ürperirdim göz yaşın saçlarımda kuruyup kaybolacak diye..
içim senle dolardı,
AĞLARDIM..

Bulutumdun.
Sadece bana yağardın, Bana ağlardın...
Ağladığın zaman 2 adet gözyaşı damlardı bedenime
Biri dudaklarıma, ßiri yüreğimin taa şurasında..

Dudağıma ßıraktığın yağmur damlasınını ßuselerle donatamıyorum..Sanki öpersem Aşkından kurumuş dudaklarımda eriyip zay olacak diye korkuyorum. Öylece duruyorum..sadece dokunuyorum.. Ve Teßessüm ediyorum..
Seni seviyorum..

Yüreğimin taa şurasında ßıraktığın yağmur damlası ise,
Yürek memleketimde ßin parçaya ßölünürdü. Her şehrinde senin aşkın yaşardı.
Aşkının gölgesinde ßinlerce sevda yeşerirdi.
Her sokağına senin adın verilirdi. Her kasabada nefesin duyulurdu,
ßu sokaklarda gece sürekli şafağını teninde sökerdi

Şimdi benim Hasretimsin, Şafağını imkansızlığına,özlemine söküyorsun…
Ve Seni yine seviyorum..

En son ßir nisan yağmurunun çığlığında sezmiştim gitmen gerektiğini.
Şimdi Gecenin sabıkalı yalnızlığında,
Sensizliğin gonkları vurduğunda, üşütür gecenin sen kokan nefesi yüreğimin taa şurasını.
Ağlayamam Ey gözyaşım,
Korkarım,
ßir damla yaşımın saçlarına sevdalı kirpiklerime tutunamayıp, çaresizlikle yere düşmesinden..
Ondan ötürü göz yaşlarımı sürekli gecenin sinesinde boy gösteren yüreğimin taa şurasına akıtıyorum.

Gönlüm senli tufanların aşinası
Kaç kez daha gönül memleketimde sevdanın tufanlarında boğulup can verecek ßu yürek?
Artık usandım sana olan sevgimi Sabahın aşinasi olmadığı Gecenin köhne duvarlarına kazımaktan.. Gecenin kara sahifeli defterine yazmaktan.

Ağlama Ey göz yaşım..
Sabreyle..
Gecenin saatinin bensizliğe vurduğu vakit geleceğim…
Yıldızların nemli gözlerle omuzlarıma düştüğü vakit geleceğim..
Hasretten, Kederden sarhoş olmuş Yüreğimle fısıldayacağım 6 heceyi yüreğine..
Haykıracağım Sevdamı Ölümün Ertesine..
Geleceğim sevdam..
ßir gece… Evet ßir gece..
ßelki diri, ßelki ölü.. Sendeleyerek düşeceğim ayaklarının dißine..
O da Azrail’in insafına kalmış..
Fısıldayacağım Şu Kahrolası 6 Heceyi Yüreğinin Ta şurasına..

Se ni Se vi yo rum

Ağır Sevdam.!

Muhammet Çağrı Cihangir

Painfully
01-06-2013, 05:46 PM
Tiklim Tiklim Yalnizlik..



[Only Registered Users Can See Links]


Gitme ne olurr o kadar acırki canım ben o kadar acırımkı gtme neolur olmaz sensız olmaz sen olmadan yapamam yanlızlık sen varken ıyı sen içimdeyken yanlızım ben sen yokken yapamam senı görmeden yapamam sen olmadan olmaz sen yanlızlığımın mültecisisinn sımdı nereye!

uzaktan görmek yetıyodu benım ıcın simdi sen nereyee nolur gitmee yanımda degılsın belkı evtt olmazssında evt ama ben olmazları alıstım artık olamazlarla yasıyorum ben senı yasıyorumm 6 yıldırr cumlelerım kalıplaştı artıkk klavyemde bıktı yazmaktan sıkıldı bunaldıı, çevrem bıktı artık senden gözlerım terkettı belki senıı ama kalbım hala seni yasıyo çünkü

yanlızlık paylaşılmaz,paylaşılırsa adı yanlızlık olmaz!
yanlızlık.. resmi çizilebilirmi? hiçliğin resmi nasıl çizilsin.....

Painfully
01-06-2013, 05:46 PM
mutluluk dileyebilir miyim sana.!




Mutluluk dilemek ayrılırken…Beni boşver sen mutlu ol yeter demek sevginin büyüklüğünden mi.Bendei yaptım zamanında ,iyi dileklerde bulunup yollarımı ayırdığım çok oldu ama şimdi yapamıyorum.

İçim acıyor,kan kaybediyorum ve böyleyken sana mutlu ol demek gelmiyor içimden.Günleri gecelere ekleyerek ilmek ilmek sevdamı örerek beklerken içimde gülüşen çocukların gelmediğin için suskun kalışını hazmedemiyorum.

Seni beklediğim,seni umursamazlığına rağmen sevdiğim için alaycı kahkahalar atan arkadaşlarımın sesleri gitmiyor kulaklarımdan.Kurduğum kumdan kaleleri yaramaz bir çocuk gibi ezip gidişin,beni sürekli itişin aklımda hala.Şimdi söyle mutluluk dileyebilir miyim sana.

Belki en güzeli birine kahrolana kadar aşık olmanı dilemek ama olmaz işte o zaman lanetlenirsin.Benden başkasını sevmene dayanmaz bu yürek,uzakta olmana sevgisizliğine katlanırda bir başkasını sarmalamana dayanmaz inan.

Eğer olurda sevgisizliğe alışkın yüreğinde ışık belirirse,olur da biri için yüreğin işte bu derse zar zor çıkan sevgi sözcükleri dudağından dökülürse…Bilesin ki iki elim yakanda öbür dünyada.Yollarını gözleyen gözlerim,beni her defasında koşarcasına sana getiren bacaklarım,fütursuzca bana söylediğin sevgiyle örülü yalanları duyan kulaklarım.Yorulmadan sevgisini sunan dudaklarım şikayetçi olacak senden.Her defasında parçalara ayırdığın kalbimi saymıyorum bile…

Bu kadar kıvranırken ,acı tün benliğimi esir almışken,sensiz doğan güne,sensiz geçen geceye düşmanken başkasının sabahlarında olacaksan eğer dilerim benim kadar acı çekesin

Hakkım helal değil sana bilesin…

Painfully
01-06-2013, 05:46 PM
"kAyBeTmEkTeN KoRkMa..."



yanlızlık kimi insanın çok değerli bir elmasmış gibi arayıpta bulamadığı kimininse hiç peşini bırakmayan kara bi gölge gibidir bizler yanımızdakinin değerini onu kaybettikten sonra anlayan insanlarız işte kimileride vardır hep yanlızlık korkusu içinde yaşarlar ya kaybedersem ya giderse ya bitese........

bu endişeyle yaşanır mı bir hayat boyu hayatı hiç bir korku gütmeden yaşayacaksın bırak giderse gitsin bıterse bitsin sende seni kaybetmeyi göze alanı kaybetmekten korkma!!!!!!!!.

Painfully
01-06-2013, 05:46 PM
Aşk hüzün, gece uzun ne yana dönsem senin yüzün



Bu gece bambaşka hisler taşıyorum. Hepsi senli, hepsi sana dair. Karmakarışİğım. Yüreğimin bir yanı sensizlikle, yokluğunla baş edemeyip sızlarken derinden, diğer yanı da hayallerimdeki seninle olduğundan çarpıyor çarpabildiğince. Bir yanım seni özlerken, bir yanım da öğrenmiş sensizliğİ. Kabullenip, boyun eğmiş her şeye. . .Daha bir bendesin bu gece. Hiç bitmemişsin, hiç gitmemişsin gibi benden uzaklara. Acıtanlar, kanatanlar hiç yaşanmamış... Saymadığım kaç yıldır yokluğunla savaşmamış gibi, daha biraz önce ellerinin sıcaklığını hissetmiş gibiyim ellerimde. Gün kavuştuğunda aydınlığa, hiç bir şey olmamış gibi gülümseyerek geleceksin sanki bana. . .Her ne yana baksam sendeyim, her ne yana dönsem bendesin. . .
Gözlerimi kapatıyorum, karşımda dikiliyor suretin. Dokunmak istiyorum, kayıp gidiyorsun ellerimin arasından, hissettirmeden. Bir yanımda sevda ateşİ. Bir yanımda küllerin. . .Sen gittin... Yüreğini bana bıraktın giderken. Bu yüzden seni gönderemeyişim benden. Aslın kim bilir hangi bilinmez yerlerde, suretin bende yine… Bu sevdanın ateşini ondan söndürmüyorum İçimde… Sen ve ben ayrı dünyalarda değiliz aslında. Hala “biz” varız… Yenilmedik hayatın bize oynadığİ bu oyuna. Hiç bir güç ayıramadı, vazgeçiremedi bizi biz olmaktan. Yokluğuna boyun eğipte bırakmadı yüreğim yüreğini. . .
Hayat savurdu küllerini, ben arasından alıp seni bana kattım. Senden olanlarla bendekileri ekleyip birbirine, sana yine sevdalı yeni bir ben yarattım. . .Karşİ kıyıda uyusa güneş. .Gönlüme gece yağar. . .
Hala karanlıklarındayım sensizliğin. Sana kavuştuğum güne kadar aydınlanmayacak gecem. Yüreğimin bir yanı aydınlık, bir yanı karanlığına bulanmış yokluğunun. . .Benim güneşim senin olduğun yerlerde... O hiç bilmediğim âlemlerde. Hayalin İşık oluyor bu karanlığa sadece. O yüzden bırakmıyor, sıkıca sarılıyorum bütün gücümle. Kimseler alamıyor elimden, gücü yetmiyor. . .Bazen vazgeçmeye kalkıyorum, o vakitlerde sevdan dikiliyor karşıma... Ne kadar uzak görünsen, bir o kadar da yakınsın bana. Belki sen bensin, ben de senim.. Kendinden vazgeçemiyor insan. . .Gerçekleri yadsıyıp, hayaline sarılıyorum yine. Senin dünyanda doğan güneş, hayalinle yansıyor benim de dünyama. Onun İşığıyla yetiniyorum ben sadece. Başka aydınlıklar umurumda bile değil. . .Sen hiç dinlemedin ki beni. .Sözlerim öksüz kalır. . .
Beni duymadığını bilsem de hiç vazgeçmedim sana seslenmekten. Senli cümlelerimi ertelemedim hiç. Kelimelerim kırık ta olsa, yarım da olsa, döktüm yüreğimin sesiyle. Biliyorum ki yarım kalan bütün kelimelerimi tamamlıyorsun sen. Susarak ta konuşabiliyoruz seninle. . .Dudaklarımın arasından tek bir hece çıkmasa bile, duyuyorsun yüreğimdeki çİğlıkları, isyanları, haykırışları... Bütün sorularımın cevaplarını buluyorum İçimdeki sesi, İçimdeki seni dinlediğim zamanlar. . .Kimsenin bilmediğİ, anlamadığİ bir dilde İçimden konuşuyorum seninle. . .Senin anladığını biliyorum ya, bu yetiyor bana. . .Niceleri buna sevda dedi, aşk dedi, düş dedi. .Kimileri de böyle aşk olmaz unut dedi. . .Niceleri buna sevda dedi, hayal dedi, geç dedi... Kimileri de böyle aşk olmaz unut dedi. . .Sevda mı bu yaşadığım, aşk mı, hayal mi düş mü bilmiyorum ne olduğunu. Gideli uzun yıllar oldu ama hep yanımdaymışçasına hissediyorum varlığını. Bunu hissetmek bana iyi geliyor. Yokluğun acıtsa da büyük bir inatla yaşatıyorum seni İçimde. . .
Zannetme ki yoksun diye daha az düşünüyorum seni. Zannetme ki ardın sıra gözyaşlarımdan kurduğum bu sevda mahşerinde yokluğuna yenik düşüp yıkılacağım. Ben seni sensiz de yaşamayı öğrendim. . .
Ben istesem de seni çıkarıp atmayı İçimden… İzin vermiyor yüreğim… Bırakmıyor bana bıraktığın yüreğini. . Bu yüreğim çarpıyor, seninle senin İçin...
Bir tek o seni benden de çok seviyor. .

Painfully
01-06-2013, 05:46 PM
Sen aşk mıydın Ben acı sanmıştım




Yalnış yollarda yürümekten, yürüyüp de bir menzile erememekten yoruldum!...

Hep mi kanacak bu yürek!?... Hep mi kanayacak!?... Dinmiyor sızım... Kapanmıyor yaralarım... Ne halimden anlayan var, ne de bir yoldaşım.... Yalnızım.......! Yalnızlık en kara geceden daha kara!.. Aşk adına ne varsa, hepsi terk edip gitmiş beni... Öylece umutsuz, çaresiz, sessiz kalmışım... BEN ACIYI, SEVDA SANMIŞIM...!!!

Hiç böyle olacağımı düşünmezdim oysa... Bitmez sanırdım! Tükenmez bilirdim! ''GİTMEZ'' derdim...! GİTTi...!!! Giderken geride bir enkaz bırakacağını bile bile gitti...! Ne kaldı şimdi bana acıdan başka!?... Susmaktan ve acıyı yaşamaktan başka, ne gelir elimden!?...

''Her aşk biter!'' derler ama; böyle yıkıcı, böyle yakıcı olması gerekmiyor ki bitişlerin... Hem benim AŞKIM bitmedi! Bitmeyecek de... Daha hiçbirşey yaşamadan, hayatı paylaşmadan nasıl bitsin!?... Bu yürek onun için atmaya devam ederken, nasıl tükensin!?...

Yüreğim bir firara daha tanıklık etti işte!.. Hep hüzünle hatırlanacak dünler... Nasıl geçeceği meçhul bugünler ve gelmeyecek yarınları yaşamanın zamanı şimdi!.. ''Ondan bana ne kaldı!?...'' diye düşünüyorum da, aklıma yalanlardan başka hiçbirşey gelmiyor...! O mu daha çok USTAYDI, yoksa ben mi çok SAFTIM!?... Anlayamıyorum... Hiçbir soruya yanıt bulamıyorum!

Al işte!...
Yine ağlıyorum!!!
Kelimeleri durdurmayı öğrendimde, birtek gözyaşlarıma söz geçiremiyorum...!!!

Ben hayata ve aşka karşı üzerime düşen herşeyi hakkıyla yerine getirirken, böyle acı çekmek reva mı!?... Ya da gerçek hayat başka bir boyutta, bu gördüğüm rüya mı!?... Gittiği yerden dönse, ''Hata yapmışım!'' dese, sevdiğini söylese, geçer mi bu KALP AĞRISI!?... Diner mi AŞK ACISI!?... Korkuyorum acıya alışmaktan... Korkuyorum HER ACIYI SEVDA sanmaktan...!!!

Şimdi böylesine zayıfken, böylesine kırılmışken, yine yalnış bir yola saparım ben!.. Yüreğimin sızısını dindirecek diye, yalnış kollara sarılırım!.. Sonra yine gelsin hüzün, gelsin acı...



Oysa;

AÇIM BEN SAF SEVDALARA!

YALANLARA BULAŞMAMIŞ AŞKLARA!!

İHANETLERLE ANILMAYAN İNSANLARA!!!

AÇIM, HİÇ BİRŞEY BEKLEMEDEN SEVENLERE!!!!

KALP GÖZÜYLE, GÖREBİLENLERE!!!!!

DÜRÜSTLERE, GÜVENİLİRLERE!!!!!!


Madem aşkım bu kadar korkutuyor herkesi, madem sevdamın büyüklüğünü görüp kaçıyorlar!!! ÖyLeyse ne ismim, ne cismim kalsın geride! Savrulup gideyim toz bulutlarıyla, hiçkimsenin erişemeyeceği topraklara...!

Yeter ki acısız yaşansın......

Painfully
01-06-2013, 05:46 PM
[Only Registered Users Can See Links]



Düşünceme düştün yine...

Sen düşünceme düştün, ben hasret türkülerine, dalıp gitmelere...

Senin düşünceme düşmen, ne demek bir bilsen!...

Çalışmaların bir yerinde, birdenbire okuduğum literatürün her kelimesinde gözlerini görmem, konuştuğum insanların yüzlerine bakarken seni hayal etmem, demlenmesini beklediğim çayın buharının kolumu yakması, kimyasal listesine ismini yazmam, yetiştirilmesi gereken laboratuvar çalışmasının en önemli yerinde benim durup düşünmeye başlamam, yapacağım işi unutarak!!! Sesindeki sevdiğim o şen kahkahayı duymak isteyip telefona sarılmam, telefonla süren bir saatlik uğraşım sonunda, kendime yenik düşerek, seni arayıp sesini duymam!... Sabaha kadar, sesini duymanın verdiği heyecanla uyuyamamam!... Uyandığım sabahın, bayram sabahı olmadığını bildiğim halde; heyecanımdan elimi, kolumu nereye koyacağımı bilememem, gün boyu!...

Düşünceme düştün derken, sanma ki aklımda değildin de birdenbire düştün, fikrime... Tam tersine, yüreğimdeki hasret sınırlarını aşıp düşünceme sıçrıyor artık, günün her saatinde...

Desem ki seni özledim, hasretim bir tek sözüne, sesinin içinde olduğu bir tek şen kahkahaya...

ANLAR MISIN, O AN İÇİMDEKİ DEPREMLERİ...

Anlar mısın, özleminin damarlarımdaki kan gibi içimde dolaştığını...

Sen de beni özler misin???

Benim seni özlediğim kadar!!!...

Özlemim, özlemin midir???...

SEVGİLİ!...

Painfully
01-06-2013, 05:46 PM
[Only Registered Users Can See Links]




Hani ağlamak anadiliydi ya tüm dillerde ayrılığın…
Gözlerimden kan süzüldü Gece’ye.
Siyahı delip geçen gözbebeklerim kan deryası.
Kızıldeniz utanacak h-içimdeki denizden…

“Yaradan” için “Yar” sevmeyi öğrettim de sana,
“Yaradan" için “Yar”dan geçmeyi öğretememişim kendime…
boylu boyunca yatıyor yüreğim yarda…

Bileği kesik kalemim can döküyor şimdi kağıda.
H-içimi dökmek istemiştim oysa...

infazlar sabaha karşı yapılır ya, birazdan bitecek GeCe… az kaldı, beni infazlayacağım şafakta.
Hani yüzbinlerce yıldız sönmeden sökmez ya şafaklar, son dileğim GeCeden…

Eyy GeCe!... Kurban et yıldızlarını şafağa.
Bedel olarak gözlerimin karasını göndereceğim her akşam sana…

Yarın, yevm-ül kıyam’da yanmayalım diye yanan yanlarımı bırakıyorum yanına…

Vakit yakın…
Can çekişiyorum can-ımı can yapanım.
Namlunun ucunda ayrılık, eli tetikte bekliyor günahlarım… vur emriyle vurulacak sol yanım;
“Yar” verecek “Can” kaybından…

Tütün ne ki?.. tuz bastım tırnağı sökülmüş parmak uçlarıma. On parmaklık değil bu figan!
Bin elden beşbin tırnağın sökülüp tuza bastırılmasıymış ayrılık…
Ama öyle ya, tuzu da sevmeli aşık…

Bir türlü aydınlanamayan bir gün doğdu işte.
Yüzbin yıldız pahasına söküldü şafak.
“infazı tamamdır” mührü basıldı.
Kaydım düşüldü kitab-ül aşk’tan…

düz çizgiye dönüştü çoktan yüreğimin monitöründe hayat.
Sabahın pusunda, iki yüreğin sağır edici feryadına “sus” düştü.
Pustu aşk… sus-pus bir cenaze merasimi bu satırlar…

üstad’ın dizeleri tek teselli mezar taşıma:

“ne görsem ötesinde hasret çektiğim diyar,
kavuşmak nasıl olmaz, madem ki ayrılık var?”...

Painfully
01-06-2013, 05:47 PM
"Hani olur ya belki özlersen, istersen.... "


[Only Registered Users Can See Links]


Saat 7:30..

Uyandım...

Senin hediye ettiğin gülüsemem vardı yüzümde...

Yastığımdaki diğer çukurda da sen...

Süzdüm seni biraz, baktım aynı gülümseme dudaklarında...

Gülümsedim yeniden..

Odaya bir göz gezdirdim...

Kıyafetlerimin bulunduğu dolaba baktım sonra..

"En güzel kıyafetlerimi giymeliyim ve öyle uyandırmalıyım onu" dedim..

Yataktan kalktım, dolabımı açtım..

Pembeler, maviler... Gömlekler, etekler...

Tüm kıyafetlerimin üzerinde gezdi gözlerim..

Sonra dolabı kapattım, kararsızdım...

Aynaya baktım...

"Üzerimde ne olsaydı" diye hayal ettim..

Ve sonra bir fikirle açtım dolabımı..

Bana en yakıştırdığını aldım, ve sana baktım...

Sen hala en tatlı uykundaydın ve ortak gülüşümüzde...

Gülümsedim..

Sonra giyindim senin için...

Sana hazırlandım...

Üstümde bir "İstanbul", sana boyandım..

Painfully
01-06-2013, 05:47 PM
BİZİ İÇEREN MASALLAR ANLATILACAK KADAR KISA DEĞİLLER



İtiraflara soyundum. Evet seni gerçekten çok ama çok seviyorum.
Gözlerine dalıp gittiğimde beni benden alıp götüren masumiyetin,
Saf ve kendine has güzelliğin. Aşk şarkılarını severek dinleten sihrin ve gözlerimin içini güldüren sevecen marifetin.
Hoşnutum. Hatta mutlu. Ama buruk.
Keşke bunca eziyeti görüpte hayata karşı silahlanmadan ve aşka karşı savunmaya geçmeden önce tutabilseydin ellerimden.
Şimdi bu senelerdir süren hazırlık döneminin boşa çıkmasının etkilerini yansıtıyorum sana. Özür dilerim!
Ben içten ve inanabileceğin kadar hoş sevebilirim seni.
Şu anda yakın olduğum kadar hiç sana yakın olmadım belki de.
Gün geçtikçe daha da yakınlaşıyorum uzaktan da olsa.
Sende keşfettiğim her bir tepenin zirvesinde bir sonraki tepeyi görüyorum.
Ve onunda zirvesine varmak üzere tekrar yola çıkıyorum.
Her yolculukta bugüne kadar ne kadar uzak ve yanlış yönlere gittiğimi görüyorum.
Sende doğruyu bulduğumu hissettikçe ve sınırsızlığını keşfettikçe bir kere daha tamamen sende olmanın keyfine varıyorum.
Doğru olan her tarifle ve anlatamadığım bir tabirle seni seviyorum.
Aşk demiyorum. Ölümlü olması korkutur beni.
Sana gelene kadar aşktı. Artık sınırsız ve gerçek sevgi. Doyumsuz sevgi.
Gözlerimi yaşartabilecek kadar acı olan ne olabilir sende?
Acı mutluluk yada başka birşey? Ne dersen de! Tarifsiz o kadar çok duygu varmış ki sende...
Deli düşüncelerimi saptıran, sinir düşmanımı yaktıran, tek bir resme saatlerce baktıran,
Bir damlayla ağlatmaktan öte bir hissi tattıran, yok canımdan sönmüş küllerimle beni tekrar yaktıran,
Uykumda sayıklattıran, hep benden öte inanmaya korktuğum herşeyi bana inandırarak yaşatan ilk ve tek kişisin. Sensin!
Zayıflıklarım ve hatalarımdan korkma. İçtenliğimi yansıtamamamın suçluluk duygusunu bana yaşattırma.
Unutma ki sen bir yıkıntı aldın. Yıllarca kalbini emanet ettikleri tarafından satılmış birini aldın.
İnsanlık sevgisine ve hayata güvenini yitirmiş zor bir insanı aldın. Gelgitlerden yorgun bir dalgaya kucak açtın!
Uçsuz bucaksız denize son umutla bakıp ta gözlerini yummuş ve
zifiri karanlıktan ayrım yapamadan kapattığım gözlerime yansıyan bir ışıksın sen.
Kaybetmeme arzusuna ve hırçınlığına bulandığım loş tebesümlerimin aynasısın sen.
Daralmış umutlarımın içinde kıvranırken bulabildiğim tek çıkış noktamsın sen.
Sona ermeyen ızdırabımla çöllerden çıkamazken tek bir damla halinde dudağıma damlayan yandığım o tesadüfsün sen!
Varlığım ve yokluğumsun!
Kokuna bulanıp ta uykusuz kalmak. Benden artan o güzel uykuya dalmışken sana bakmak.
Sana kızmak... Seni kızdırmak...
Görmüyormuş gibi yaparak aslında her an seni gözlemek. Farkını her hareketinde bir kere daha çözmek.
Senden ileri gidememek. Beni dize getiren bir tutku olduğunu görmek. Sana sarılmak. Seni sımsıkı sarmak.
Sevinçli hayallerimde haber vereceğim ilk kişi olarak seni düşünmek.
Senin için dua etmek. Ağlamak... Öylesine güzel ve tarifsiz hoş...
Oynamaktan deli zevk aldığım deli aşkım.
İçkisiz masalarda kendimi kurtardığım anlayışlı ve hararetli sevgilim.
Evcilliğimi hoş bulan biricik eşim. Sorumsuzluğumda bana kaşlarını çatan çekindiğim.
Sevginden şımarıyorsam eksik kalan yanlarımın farklı taşkınlığındandır.
Beni kaybetme! Seni kaybetmeyeceğim!
Korkuyorum ve korkumun hep bu şekilde tazelenmesini diliyorum.
Seni seviyorum.!!!

Painfully
01-06-2013, 05:47 PM
Dermanimsin.. ( Kubat )


Esme seher yeli esme, yar bu bahar bana küsme
Ben gönlümü sana verdim, hayırsız yar beni üzme
Ben gönlümü sana verdim, vefasız yar beni üzme

Dermanımsın, dermanımsın, dermanımsın
Alnımın yazısı fermanımsın

Çalamazsın benim gibi bu gönül sazlarını
Bir durup esme yel gibi el çekmez nazlarını
Vefasız yar alıp gitme elimden ellerini
Eller sevemez ben gibi yüzünde benlerini

Off Dermanımsın






Yar gel etme yar
Bir sitem bir isyan etme yar
Sol yanımsın gitme yar

Dermanımsın ,dermanımsın, dermanımsın

Alnımın yazısı fermanımsın
Çalamazsın benim gibi bu gönül sazlarını
Bir durup esme yel gibi el çekmez nazlarını
Vefasız yar alıp gitme elimden ellerini
Eller sevemez ben gibi yüzünde benlerini

Off Dermanımsın, dermanımsın, dermanımsın

Alnımın yazısı fermanımsın
Çalamazsın benim gibi bu gönül sazlarını
Bir durup esme yel gibi el çekmez nazlarını
Vefasız yar alıp gitme elimden ellerini
Eller sevemez ben gibi yüzünde benlerini

Painfully
01-06-2013, 05:47 PM
..Mazi Bir Yangın Arefesinde..



[Only Registered Users Can See Links]


Yağmura gömdüm mazimi.

Ben, Filistin’de umutları kör çekiçlerle örselenen

bir çocuğun bakışlarındaki isyan.

Her mazi bir iç çekiş, her mazi kulaklarımda

çakılıp kalan bir yankı.

Kimseler söylememişti oysa kaknem

gözlerine düşmenin faciasını.

Kimseler anlatmamıştı kalbin içine içine akan kötürüm teessürün

firarımın birinci dereceden müsebbibi olacağını.

Bilmeseydim hiç hasreti, attığın düğümü çözer miydi ellerim?

Attığın düğümü çözeydim de ey aşk,

ölmeyeydim!



–İnsan kaç kere ölürdü ki?-



Her gün bir ‘of’ çekmedeyim koynumda

serîrem diye sakladığıma.

Her gün bir ‘of’ çekmedeyim takvim yapraklarını

eskite eskite sığ sularda kaçırdığıma.

Ve her gün bir ‘of’ ile

sürüklenmedeyim ‘yüküm’ olana.

Yitirilmiş veya geç kalınmış gerçekleri var geçmişimin,

bedenimin bir türlü taşıyamadığı.

Öyle ya, ümitle ümitsizlik arasında uçarken ölümü

yarıda kalırmış kuşların.

Zehrini kirli kâğıt suretinde taşıyan

kadınlar çiğnerlermiş geçmişi ve dahi aşkı!



Yakınımda olan ama henüz varamadığım o bahçede biten

çöl çiçeği anlardı bir tek aşkın arı duru dilinden!



Sen anlar mıydın?



Sen, her adını yazışımda kâğıdıma gül yağı damlattığım!

Bunları çorak geçmişimle yıka olur mu?

Bir avuç kül katsın zehrine vurgunun.

Bir yangın başlasın namlunun ucundan,

olur da kurşunun olur erirsem nazar etme,

sakın yanmasın kalbin.



İçime öyle revansın!

Painfully
01-06-2013, 05:48 PM
Aralasam penceremi usulca sokulurmusun geceme... ?



[Only Registered Users Can See Links]


Dönsem yüzümü rüzgara ve sana..
Çeksem bana sunduğu kokuyu,"seni" taa içime..
Islansa dudaklarım özleminin akıttığı gözyaşlarıyla..
Hayalin canlanıp siler mi parmak uçlarıyla..?

Sokulsam usulca koynuna..
Nefes almaya korkarak dalsam gözlerine..
Hiç kıpırtısız,heykele dönüşmüş bir bedenle

gidersem özlemimi..
Susmasan..
Hep konuşsan..

Anlatsan bana beni..
Sendeki hikayemi..belki de bizi..
Usulca haritasını çıkarsam yüzünün parmaklarımla..
Küçük buselerle teyid etsem çıkardığım her adresi..
Ve sen olsam..Sendeki ben olsam..

Benim olsan..
Damarlarıma doldurduğum sen ile uzasa gece..
Biriktirdiğim kelimelerimi döksem bir bir..
Toplasan benden dökülenleri..
alıp yüreğine yerleştirsen..
Tıpkı hep hayal ettiğim gibi..

Şımarsam azıcık ama fazlasıyla seni şımartsam..
Öpsem..Koklasam..Sımsıkı sarsam..
Yetinmesem gördüklerimle aksam içine nefesinle..
Sen olsam..
Ah sen olsam..

Başkaldırsam herşeye yaşananlara inat..
Dimdik dikilsem mazinin önüne..
Kazısam hiç olmamış gibi..
Yok etsem..
Dolaşırken parmakların saçlarımda kondurken

küçük buselerini omuzuma mayışsam..

Sımsıkı kilitlediğim gözlerimde oluşturduğum

hayal dünyamızda kanatlansam..
Seni de sürüklesem peşimden konduğum her buluta..

Sek sek oynasak elele..

Gülsek.. Eğlensek.. Çocuk olsak birlikte..
Sonra sen yine bir anda büyüyüp bastırsan

sıkıca göğsüne beni..
Nefesimi kessen..
Ürpersem hissettiğim teninle..


Uzun iç çekişlerle kokunu çeksem ciğerlerime..
Huzur olsan..Huzurum olsan..
Canıma katasım var seni yine..
Hadi kat kokunu rüzgara yolla bana..
Ta uzaklardan buralara

Ya da daha iyisi bak gözlerimin içine


İlk gördüğümdeki gibi, bakarak uzat elini..

Painfully
01-06-2013, 05:48 PM
Sen yoktun..Cümlelerim çıplaktı..Yavandı gülüşlerim. Adım kadar yalnız, yüreğim kadar kalabalıktım..Karanlıktı kirpiklerimin altı. Yüreğim işgalin en acımasız hallerini yaşadım. Öznesizliğin girbadında köklerimi söktüm yüreğimden. Buılutlarımı topladım gökyüzünden. Gökkuşaklarıma perdeler çektim.Sen yoktun ellerim soğuk, gözlerim solgundu.Kısır bir toprakta filizlenen yarım cümlelik adamdım ben..Sende değildim ben..Yamalı bir düşün peşinden sürüklenen bir cocuktum ben.Kirliydim. Gözyaşlarım bulanıktı, dilim ise ketum. Gökyüzüne uzanan köklerim yoktu benim. Bir yanım hep açıktı, yaralıydı gülüşlerim.Yüreğimin sol kenarında açılan her bir yarayı yamalarımı sökerek yamadım. Kapamaya çalışsam da yaralarımı, yine bir yanım kanamaktaydı.. Kapatamadım boşluklarımı...Başaramadım yalnızlığımı yüzümde gizlemeye. Ne zaman içime gömsem suskunluğumu, gözyaşlarım hep ele verdi içimdeki yamaları. Sen yoktun velhasıl. Koca bir boşluktu benliğim.Karanlıktı yüzümün gölgeleri.. Susuzdu dudaklarım.Adımlarım bir ucurum korkaklığında yürüdü hep. Sağım solum uçurum. Önüm arkadam hüzün. Sen yoktun..Kanamalı .Uzattığım her ele yalnızlıkla doluyordu..Kendimle kavgalarda yenilen hep ben oldum. Dik durmaya çalıştım ama bir yanım hep eğik kaldı. Sığamadım aşkın hiçbir cümlesine..Belki de adım yalnızlık kadar büyüktü. Belki de adım yoktu; tanımsızdım..Sen yokken, yüzüm yoktu gülüşlerimi serecek. Perdelerden geriye koca bir yalnızlık düştü bana. Durduğum her safta yenilgiyi gögüsledim. Yeknesak düşüncelerde eridim durdum.Ye's duvarlarına çarptım yüzümün yalnızlığını. Fayda etmedi. Kırıldım. İncindim... Kaybettiklerimle avuttum kendimi.Yalanlar söyledim yüreğime.Kazandıklarımı görmezden geldim...Hiçbir zaman ruhumla yüzleşemedim. Yüzleşsem renksizliğim, yetimliğim ve öznesizliğim suratıma fırlatılacaktı. Kırık aynalara özenip kırdım kendimi. Ve kanadım öylece..Yüreğimden sızdı öznesizliğim.Sen yoktun velhasıl !

Sen yoktun. Ağladım ekmek tadında*

Sen yoktun. Kanadım bir serçe ıslaklığında..

Sen yoktun..Susadım durdum adımın içi boş yalnızlığında.

Hayatı hep sevdim herşeye rağmen. Elimden geldiğince gülümseyerek baktım. Kendime küçük bir dünya kurdum içimde. Kimsenin bilmediği, görmediği..Gözyaşlarım orada ıslattı yanaklarımı.Kah kızdığımda duvarlarını yumrukladığım, fırtınalar kopardığım, kah sevinçlerimde kahkahalarımla duvarlarını çınlattığım bir dünya oldu bu. Sen yokken bu dünyanın etrafını tel örgülerle çevirdim. Yetmedi. O tellere elektrik verdim. Kendi kendimi acıttım sırf başka birilerini acıtmamak için. Taşmaktan korktum. Korktukça cocukluğumu sonra da geleceğimi kaybettim. En sonunda sesli kelimelerimi kaybettim..Sustum..Adımın kapladığı yer kadar sustum.


[Only Registered Users Can See Links]

Sonra geldin. Denize kıyısı olmayan düşlerime doğdun.Solmuş cana hayat verdin. Umut oldun kuru dallarıma. Köklerime ab-ı hayat verdin. Karanlık geceme yıldızları serdin. Renksizliğime gözlerini bıraktın..Nadasa bırakılmış topraklarıma sağdırdın gül sağanaklarını. Lime lime edilmiş gençliğime can verdin. Yüreğime giydirilmiş deli gömleğime inat sen temize çektin gözlerimi. Dudaklarımdan sızan meczub kelimelere inat sen umut bildin nefesimi. Canhıraş çığlıklarda yitirdiğim sözlerime yeniden hayat verdin. Bayatlamış ve tozlanmış dudaklarıma sürdün baharın çiceklerini. Yüzümde yeniden yeşerdi gülüşler. Susmadım bu sefer. Senin her nefesinde duaya durdu ellerim.

Sen geldin. Yeşerdim.

Sen geldin. Gülümsedim.

Sen geldin. Yaşadığımı farkettim..

Sus(ma)lar bitti gayri. Her nefesimde sana hayat vereceğim. Yönüm hep sana olacak. Yollarımın sonu sana varacak. Susuzluğum, suskunluğumu feshettim. Gayri sen yok. Gayri ben yok. Her cümle “ biz “ ile başlayacak. Avuçlarımda ölmüş kelebeklerden iz yok artık. Filizlenen nice kök var adımın sen kokan yamaçlarında. Susmak bilmeyen acılarımı gülüşlerinle teskin ederken adını dua yapıyorum dualarıma. İbrahim gibi yanıyorum. Kül oldum gül dalında. Suretimden vazgeçtim aslıma döndüm. Ben “ sen “ oldum. Sen ile ben “ biz “ olduk.



Haramzede uykulardan uyandım artık.
Açtım gözlerimi.
Seni soluyorum..
Yalnızlığın esaretinden kurtuldum..
Saldım gülüşlerimi.baktabul ([Only Registered Users Can See Links])
Doya doya gülümsüyorum..

Yandım.İbrahim oldum.
Susadım.Yunus oldum

Kanadım.Eyyub oldum..
Sustum..Gül oldum.

Adın miktarı susuyorum..
Sustuğum her kelime; sanadır..
Çünkü sen benim sesli kelimelerimsin..


Ismail SARIGENE

Painfully
01-06-2013, 05:48 PM
Ne Kadar Kırgınsan Bana...



Sen! bilemezsin beni...
Biçare olup peşinden koşarak, "Beni Affet!" diyeceğimi düşündün... Ve beni bekliyordun şu herkesin geldiği, ama benim olmadığım şehirdeki küçük evinizin merdivenlerinde...

Yollarımı gözlüyor, "gelecek" diyordun... Y A N I L D I N !...

Hatayı yapan, ihanetin bedeline mahkümdur. İzin vermiyorum sana. Hak etmiyorsun beni yasakladım kendimi sana. Ve sen yine bekleyeceksin "belki bir umut" diye... Yine gelmeyeceğim!
Ağrılarla kalsam da sonuç ortada. Seni düşünmüyorum artık ve emin olmalısın ki bu yazdığım da sana SON MEKTUBUM... Belki yine duygularına esir düşüp telefona sarılacaksın... Beni arayacaksın HAYIR!... Sakın yapma. Düşünmüyorum ve düşünmekte istemiyorum ihanetini...

Affetmeyi denedim inan... Ama olmadı yalanlar içinde garip bir sevda!. Ağla şimdi haline..

Ne kadar kırgınsan bana eskilerin yaşanmışlığı hatrına özür dilerim senden... Uzun uzun yazardım sana... Şimdi bir kaç cümleyi bile zor toparlıyorum...

...Senin de aynı fikirde olmanı beni ve duygularımı anlayıp artık düşücelerimen çıkmanı istiyorum... "BİZ" diye birşey olmamalı artık... Sadece yolları ayrılan iki yürek...

İstemiyorum seni.. İsteklerimi de erteledim yarınları olmayan günlerime... Hayat kazanılmış bir zafer görünüyor insanlara.. O zaferde kaybeden benim... Seni istemekle beraber imkansızı kabullenmeye çalıştım... Yalanlarına sahteliğine kandım.. Ve bu yüzden seni isteklerimden çıkardım... Ulaşamadım sana... Kayıp şehirlerin diyarına sürükledin beni... Yaram sızladı kanıyor!
İstemiyorum seni unutuyorum yavaş yavaş geçirdiğimiz o sahte güzellikteki günleri...

Eski anılardan bahsetmek istemiyorum. Zaten şu an ki halini tahmin edip yüreğimdeki cümleleri susturup mantığım doğrultusunda kalemime yön veriyorum...

Artık bitirmeliyim... Son bir isteğim senden!... "Lütfen Düşüncelerime Bir DamLa Yaş oLup DÜŞME..!"
Eski yaşananların hatrına Bu Son Mektubuma Cevap Yazma!..

Zamansız mekan meçhul ve imkansız bir sevdanın ardından karalanan bir kaç cümle..

Painfully
01-06-2013, 05:48 PM
ÖYLE YA...




[Only Registered Users Can See Links]




körlüğümü kör eden gece! Ne düşerki payıma zifir sessizliğinde?

Yâr yardı yüreğimi, ben; sen kanadım... Ne Leyla'ya Mecnun kalabildim senin
varlığında, nede kendimi atabilecek bir kuyu bulabildim yokluğunda... Ben ne
dağlar delecek kadar aşıktım, nede uğruna ölünecek kadar maşuk... Kalbimin
çöllerini aşamasada Mecnun,gözlerimin kuytularında boğulsada aşk ve yalan
kadar sadık olamasamda yalan hayata, ben; sen kadar zifir yazgımla bir sana
sadık kalabildim bu hayatta birde ölüme... Züleyha'lığa Mecnun Firavunlar
"gayri sadık" damgası vurup kendi hayatımın gözlerinden düşürürken beni; ben
senin gözlerinde ne çok büyüdüğümün bilincinde değildim elbet... Ebedi
aşksızlığa müebbet kararı vurulsada tek celsede boynuma,ben; kendi hükmümü
kendim yazdım alnıma... Yusuf'un gözleriyle dirilmek adına, atıp kendimi kör
kuyulara, müebbet suskunluğu urgan yaptım boynuma... Uzak kentlerin baykuş
çığlıklarına gizledim sessizliğimi... Sen, karanlığını yakan zılgıtlarıma
aldırış bile etmezken kör kuyularda körelen susuşlarım sadece kendi
gözlerimde yankı buldu... Sen, seninle körelttiğim gözlerime martı leşleri
sundun, günaydınları hiç olmayan sabahlarımı aydınlatmak adına... Üstelik
yâr dedin ölü kuşlarını astığın yalancı sabahlara... Koynunda yediverenler
yeşertmek adına beni martı leşlerine terkettin ve gittin... Ben yarsız
kaldım... Yani yarasız... Yani sensiz...



Şimdilerde bana bıraktığın yalancı yarlara yalan yaralar kanatıyorum... Düş
yiyen gözlerimi martı leşlerine çevirip: "Bak yar!" diyorum... "Bak yar!"
Yıldız yıldız söktüm sen yazılı göğümün alfabesini... Kör sitemler batırdım
adını aydınlatan tümcelerime... Gün yüzü görmeyen yüzüme yar yüzünü haram
kıldım... Kendime açılan kapıları sensizliğe kapadım... Ve gözlerimin
sensizliğe mühürlü kapılarını ceset kokulu yarınlarla açtım... Baykuşları
barındırdığım gözlerim o kadar kördü ki; geceyi utandırdı siyahı... Şimdi...
Şimdi gözlerim bana kalsın yâr bütün körlüğüyle...! Sen, gözlerimin
bahçelerinde, baykuşları besle gözlerinle... Al... Sana gece getirdim
ceplerimde... İhanet kadar karanlık... Ölüm kadar kusursuz... Süs diye tak
gözlerine...



Bak! Yokluğunla büyüttüm ben bu zifiri yalnızlığı... Avuçlarımın arasında
kalan senle geceyi kararttım... Gün doğumları hiç olmayan bir kentte, her
akşam gün batımıyla tükenen zamanla avuttum yokluğunu... Hıçkırıklarını
boğdum ölümün, karşı yakası hiç olmayan denizlerde... Yalnızca Azrail'i
büyüttüm çocuksu düşlerimde... Sen bütün sağırlığınla duymazken beni;
gözlerimde yankı bulan suskunluğumu Yusuf duydu sadece... Oysa ben ne Yusuf
kadar aşktım, ne Züleyha kadar aşık... Yakup kadar kördüm sadece... Bu
yüzden bir tek gece kaldı ömrü delik ceplerimde... Öyle bir gece ki;
yıldızları adınla söndürüp, düşürdüm solgun günceme... Ayı gözlerinde
boğdum... Ve gelen güneş Yusuf'unu armağan etti Yakub'a, senin gözlerinde...
Ama sen; Yakub'u kör ettin Yusuf yüzlü gidişinle...



Gittin! Beli bükük bıraktın zamanı... Akrep ölümü vurdu... Yaktığın bu
yangında İbrahim olamadım ben... Yanmayı seçtim yangına... Önce kalbimin
mabedindeki yüzün kadar masum, yüzün kadar hüzün yüzlü putları kırdım... Bu
cinayeti ben işledim... Bu cesetler benim... Boynuma urgan yaptım baltasını
aşkın... Ben o büyük putu oynadım putlaşmış insanların dünyasında...
İbrahimi cesetler biriktirdim kalbimin kuytularında... Ve gidişinle
körelttim suçlarını zamanın... Adın damladı Kabil'in katil gözlerinden
damlayan, pişmanlık yüklü kanla aşka... Habil kadar maktül,Kabil kadar katil
olsam da ilk sahnesini hep kaçırdığım bu hayat tiyatrosunda ve yaşamımda
kibritçi kız hikayesinin kahramanlığına terkedilip hayatın kaldırım köşesi
ıssızlığında unutulsa da ruhum, ve inadına ölümümde uyuyan güzel uykuları çok
görülse de bana; ben Habil yüzlü masallar biriktirdim yokluğunda... Öyle
ya... Ben aşkı Züleyha' ya bıraktım...

_ALINTI_

Painfully
01-06-2013, 05:48 PM
Bir anlık suskunluk...


Susmalı insan sırası ona gelince... Bazen bir anlık susmanın anlatabileceği şeyleri saatler süren konuşmalar anlatmakta yeterli olamıyor.

Bazen susuşlara saklanıyor sevgiler... bazen de nefretler... Her susuş beraberinde bir birlikteliği getiriyor yada ayrılığın soğuk duvarlarını örüyor araya. Söyleyecek, söylenmesi gereken çok şeyler olduğunda da susuyoruz çoğu zaman. Kendimize anlatıyoruz nedense karşıda ki dinlesin diye hazırladığımız hep 'ben' le başlayan uzun cümleleri.. Ve bitişlerde hep acabalar kalıyor aklımızda...


Her şeyi bitiriyoruz kimi zaman tek bir söz söylemeden, açıklama yapmadan. Susuşlara saklanıyoruz yine...Bırakalım da onlar anlasın diye...

Herşey bittiği zaman başlayan şeyler bazen güzel de olabiliyor ama hiçbiri sonsuza kadar sürmüyor. Sonsuz olacak bu defa diyerek başlanan her şey yarım kalıyor. Yarım hayatlarımıza bir de yarım insanlar ekliyoruz sonra. Ve her her seferinde savunmamız onları sonsuz sanmamız oluyor.

Tükeniyoruz yavaşça... Tüketiyoruz hayatı. Susuşlardan sıyrılıp yol oluşlara sığınıyoruz sonra. Gidiyoruz...uzanıyoruz sonsuza. Yolcular gelip geçiyor üzerimizden adlarını bile öğrenemiyoruz acelelerinden... acelemizden.

Her yolun vardır bir sonu deyip kendi sonumuzu keşfe çıkıyoruz. Vardığımız diğer yol ayrımları da aynı bizim gibi; hepsinin üzerinde izler var geçenlerden ve hiçbirini silebilecek kadar kuvvetli bir rüzgar yok ortalıkta.

Terk edilişler başlıyor sonra yapayalnız kalıyoruz... Kendi yarattığımız sessizliğe çakılıyoruz.

Painfully
01-06-2013, 05:48 PM
"Hüzünler Kaldı Bende"



[Only Registered Users Can See Links]



Arka kapısı yok ki sevdaların, ayrılık vakti gelince kaçalım...


Yakalandım!


Kaç gündür hayata bağlanmamı isteyenlere, sensizliği anlatmanın yollarını arıyorum.


Yeteneksizlik bende değil de, sensizlik ağır. Sensizlik zor. Beni zorda bırakıyor, dilleri lâl, sesi sessiz, görüntüleri renksiz, tadı tatsız kılan bir hal bu... Anlatılamıyor, yoksa neden susayım konuşmamın en çok lazım geldiği anlarda... Yoksa neden küseyim, sen tam da hayatın kalbinin attığı yerde, kalp atışım olmuşken... Yoksa neden bir nem olasın gözlerimde, canımın taa içine seni yerleştirmişken...


Ama sensizlik işte, gözü kör, yaşaması eksik olsun!


Bir nem kaldı gözlerimde
Bir burukluk kaldı bende
Acı bir hıçkırık beni kahreden
Bir de sendin bırakıp giden
Sensizlik bana ölümden beter
Unutmak çok zor artık yeter


Sensizliğe inat, senli vakitleri yad ediyorum ben yine de...


Yaşanmış ve yaşlanmış anılara dalıp, anlar çektim içlerinden. Ne kadar çokmuşsun anılarımda ve anlarımda. Ama yine de, insan yaşadıklarına sevinmekten çok, yaşayamadıklarına ağlamayı daha iyi beceriyor.



Yani, geçmiş zamanlardaki varlığının çokluğuna inat, şimdilerdeki yokluğuna ağlıyoruz hayatta kalan hücrelerimle. Hayatta kalan diyorum, çünkü sen giderken o kadar çok yanım gitti ki peşinden... Bir ben kaldım gerçi ben bu halimle, pek de bir anlam ifade etmiyorum kendime bile.



Bir yerlerde daha çok sen olmalı diyorum. Yüreğim yanı başımda hissediyorum. Peki sen yine neden yoksun, sen niye yoksun anlamıyorum.


Arka kapısı olsaydı sevdaların, elinden sıkıca tutar, kaçardım!


Ahh!Yokmuş, yakalandım...




Sen gittin ben kaldım, bir de bir şarkı dudağımda, usul usul mırıldandım...


Hüzünler kaldı bende
Hasretin kaldı bende
Sızlayan yüreğimde sen kaldın bende
Sevgiler kaldı bende
Sensizlik kaldı bende
Bitmeyen özleminle sen kaldın bende...

alıntı
Hakan Peker "Hüzünler Kaldı Bende"

Painfully
01-06-2013, 05:48 PM
Gözlerim, gözlerine bakmak içindir...


Bir geldin. Hasretini bıraktın zindanıma. Karanlık karanlığa düştü. Gece gecenin üstüne indi.

Parmaklıklar dağıldı; yüzün esir aldı beni. Taşlar toz oldu; özlemin taş kesildi. Gözlerine zincirlediler gözlerimi. Gidişin hüzünlü bir sonbahardı, unutmadım.

Yıldırımlar düşürdün bakışından göğsüme… Saçlarım beyaz alev aldı. Yandım. Taş üstünde taş oldum. Suskunluğum utançtan duvarlar ördü. Sağnak sağnak yağmur oldum, yağdım küskünlüğümün çölüne. Çığ olup kendi yalnızlığıma katlandım. Uzaklığını yorgan yaptım çıplak ruhuma. Sözün güneşin yüzünü güldürürdü, unutmadım.

Sessizliğin yeniden yeniye yanmış bir kül gibi. Rüzgâr aldı nefesimi. Buzdan sütunlara çarpıldı sesim. İçimin içinde bir gurbet oldun. Sen gittin gideli, dağlar yollardan saklanır oldu. Öyle derinleşti ki vadiler; gölgeler içine girmeye nazlandı. Bütün çöllerin tozlarını yutmuş gibi dudaklarım, ah etmekten bile usandı. Susuşun ibret dolu bir kitaptı, unutmadım.

İçimde hep su sesi arıyorum. Denizler kurumuş… Lâl dudaklar susmuş.. Kıyılardan çekilmiş hayat; kemikler un ufak olmuş. Çöllerinden geçiyorum sensizliğin. Sessizliğin çığlığını büyütüyorum yüreğimde. Gelişin bir taze bahardı, unutmadım. Kalbine girdiğim yollara pusular kurulmuş. İnsan insana kavuşmuyor artık. Anka kuşları dirilmiyor yeniden. Küller bile yanmış yakılmış; ateş yeniden kendine gebe kalmıyor artık. Hıçkırıklar yalanın harmanına karışmış; gelmiyor gelemiyor yittiği yerden. Bakışın canlara can katardı, unutmadım.

Bütün bağlardan kurtuldum. Geceleri gecelerin koynuna sürdüm. Bütün ışıkları gözlerinin karasına çaldım. Yanağının kıyısına geldim. Ellerinin ateşinden serinlik umdum. Gözlerim seni gördüğü için güzel. Işık senin yüzüne vurduğu için aydınlık. Yağmur senin göğsüne dokunduğu için serin. Rüzgâr senin tenine vurduğu için nefeslenir. Dualar senin dudağına dokundu diye göklerin kapısına dayanır. Duruşun dağların başını dik tutardı, unutmadım.

Günahlarımı biliyorum, utanıyorum. İsyanlarım çok oldu; yüzüme bakamıyorum. O kadar unuttum ki, unuttuğumu hatırlamıyorum. Bana nasıl bakacağını merak ediyorum. Ürperiyorum. Ürperiyorum. Ya tanımazsan beni… “O beni sevmedi!” dercesine görmezden gelirsen ağlayan gözlerimi? Hayır, hayır, böyle olmayacak, emin olmak istiyorum. Senin müşfik bakışında, toprağın yağmura doyması gibi sonsuz bir serinliğe kavuşacağım. Senin bakışında sonsuz bir hülyânın eteğine varacağım. Özlemin cennetin kokusu bana, sana susadım.

Ne hüznü eksilir ne sana doyar bu gönül. Sen gittin, çiçekler ezildi dünyada. Sen gittin, rüyaları boğuldu bebelerin. Sen gittin, sesi duyulmaz oldu derelerin. Sen gittin, yüreklerden kan çekildi. Sen gittin, can tenden usandı. Sen gittin, dağ dağa küstü. Sen gittin, alev üşüdü. Sen gittin, aşkkalplerden çekildi. Kıyılara vurdu aşıkların cesedi. Vuslatın cennet çiçeği bana. Baharlardan hep seni sordum.

Senin serinlettiğin suları içiyor ceylanlar. Martılar senin yürüdüğün göklerde geziniyor. Kelebekler senin yüzünün değdiği bahçelere yayıyor kanatlarını. Bebelerin senin tebessümünü içiyor ana sütünden evvel. Şu dar göğsümün kozasından çıkmaya çalışıyorum. Sonsuz genişliklerin sırrı iki dudağının arasında saklı. Bir kelâm söyle n’olur! Her hecenin arefesinde seni duymak istiyorum. Hitabın denizleri taşırıyor kıyılarıma, nereye baksam sana dokunuyorum.

Sev beni cananın olayım. İçimden aksın bütün ırmaklar. Senin kıyılarını kucaklayan kocaman bir derya olayım. Rüzgârlar savursun beni, yağmurların hepsi alnıma düşsün, taşların hepsi göğsüme düşsün. Senin ayaklarını öpen kocaman bir dağ olayım. Çöller savrulsun, dağlar aradan çekilsin, yokuşlar ve inişler bitsin ki yürüdüğün yollara toz olayım. Senin hasretinle yanar her yanım, bütün ufuklardan seni umarım.

Çöldeyim, susuzum. Dudağın bana Leylâ.
Kuyularda Yusuf’um. Sözlerin bana Züleyhâ.
Ateşlerde İbrahim’im. Gözlerin bana deryâ.
Sancılar içinde Meryem’im. Bakışın bana İsâ.
Yaralar içinde Eyyub’um. Hasretin bana şifâ.
Ölüler içinde bir ölüyüm. Ellerin bana musallâ.




SENAİ DEMİRCİ

Painfully
01-06-2013, 05:48 PM
SUS- Gecenin Çığlıklarını Duyayım....




[Only Registered Users Can See Links]


Sus!
Gecemizin çığlıklarını duyayım

Ağlayan gözleri görmeden,
Gecenin karanlığında kaybolayım
Konuşma, sesini çığlıklara karıştırma!
Yalnızca izle ve dinle!
Karanlığın geceye olan hâkimiyetini…


Sus!
Kayıp yıldızlar zifir yalnızlıklarına ışık yakmış bekler...
Gece gündüze seyreder
Alışılmamış bir yalnızlık senfonisi ilişir kulaklara
Masum ve güzel o büyülü ses herkesi etkiler!
Hiç bu kadar güzel olmamıştı yalnızlık
Vazgeçişler başladı, yalnızlığından kopuşlar
Olmayacaktı biten bir hikâyenin anatomisi çizilemezdi
Ve her ne olursa olsun bu hikâye deki kahraman tek değildi
Yarım kalmış cümleler gibi bu şehirde…
Gözlerine inmiş bir perde bu hikâyede

Ve ve ve
Bir yıldırım yalanır karanlığın sükûnetinden
Bir adam imgeleri hep beyaz
Mücahit bir sonbahar giydirmiş bedenine
Yağmur içen
Kan nöbetçisi batı düşlerinden
Yalnızlık ne güzel
Yakıştırma bedenin kalıp ölçülerine
Duvarları sindirip fikri-i düşüncen
Yardana kırbaçlayıp ruhunun içindeki umudu
Ve


Şeytansı tortuyu
Tutunamadık yalnızlığın ahir zamanından,
Yapamadık zamanın zamansızlığında,
Başaramadık yalnızlığı…
Sus!
Karıştırma daha fazla
İçimde savrulmuş duygu şehrini
Taş koyma sokaklarıma,
Çelme takma ayağıma
Sadece sus
Çığlıklarımın arasındaki gecenin koyu yalnızlığında



Sıyrılıp siyahın korku prangalarından
Nu insanlık koştuğu zehir zemberek taş sokaklarıma
Dikme zakkum zehrini
Sus!
Hayat tiyatrosunda bir es koyup
Locanın zimmete geçirilen sandalyesine
Sıyır at içindeki karanlığı
Gözlerinden bir bahar aksın
Mavi, yeşil, eflatun
Kızıl yıldızlar
Dökülsün avuçlarına
Çığlıklarıma tecavüz eden kadın
Sus
Dokunma yalnızlığa
Bana kalsın oda!

İçerde dolaşan parmak izlerin var hala!
Beni yaralayıp kanımı içiren sen
Yalnızlığa mahkûm edipte çirkin kahkahalarla gülen sen!
Sus!
Sus ve konuşma bir daha
Acıtma kabuk bağlamayan yaralarımı
Dokunma bir daha bana ve odama kirletme ellerinle
Sus!
Yorma dalgın kuşlarımı
Kanatlarını kırdın uçamazlar bir daha
Sus ve çık hayatımdan
Zehrini daha fazla boşaltma dünyama

Oysa hasretim sana
Zehrine panzehir olsa
Yoğunluğum alıp da gitse tek başına...
Unutulan sükûnet
Derin karanlık
Açan kan çiçekleri
Belâ hasretin
Ve yalnızlığın
Ve sessizliğin
Ve gelip gitmelerin ömrümün kıyılarına
Ve hayatında olup olmayısın
Ve her şey
Ve sen
Ve ben
Ve ve...
Ve elveda benim zehirli sarmaşığım
Ömrümün kangren yanı
Kesip de atamadığım kolcağızım benim
Bu hasret bir beni öldürür
Bir beni yalnızlık…


Ruhumu teslim etmek ne denli zor
Adını anmadan gitmek!
Yo bana göre değil sensizliği içime gömmek
Dur!
Susma! Konuş bu kez…
Yalnızlığımı bastıran güneşim ol!
Doğ gecelerime…
Çığlıklarımı sustur sen konuş bu gecenin sabahında!
Gözlerime bak son kez!
Gülümse dokunulmamış taze dudaklarınla
İçime attığım tüm dertleri bir gecede unuttur bana!
Renklerimi getir avuçlarıma ve sakın susma!
Son gecem senle mutlu geçsin şu beş günlük fani dünyada…
Unutma bir gün senide alacağım yanıma
Uzaklara gideceğiz
Kimselerin olmadığı sessiz diyarlara
Ölüm kokmayacak, kan olmayacak
Sevgimizle yaşayacağız
Korkular kendiliğinden silinip elveda diyecek bize
Sen yalnızca bu gece susma!
Gecenin sonu başlangıcımız olacak yeni bir dünyaya
Şimdi susma!

Painfully
01-06-2013, 05:49 PM
Sevgili İnsanlık!

Sevgili İnsanlık,

Senin gerçek halini en son, Sevgili yle (as) beraber kol kola görmüşler.

Merhamet, şefkat, hoşgörü ve sevgi de yanınızdaymış.

Zaman zaman bir görünüp bir kaybolsan da o gün bu gündür hiç kimse

görmemiş gerçek halini.

Bir yerlerde saklanıyorsun, bunu biliyoruz. Koluna girecek dost yürekler

arıyorsun belli ki ortaya çıkmak için. Belli ki bir hayli dargınsın bize.

Sevgili İnsanlık,

Biliyoruz ki şu yaşlı yeryüzü, senin en berrak hâlini Sevgili nin(sas) ışığıyla

gördü.

Daha önceleri de görülmüştün, Yusuf(as), Musa(as), İsa(as) ve birçok sevgi

dostlarıyla.

Ama hiç bu kadar güzel tecelli etmemiştin dünyamızda.

Hep böyle defalarca saklanmışken, defalarca belirmiştin yeryüzünde.

En son saklandığında yeryüzünde bir mağarada, Sevgili yle (sas) inmiştin dağın

zirvesinden insanların arasına.

İnsanlar sana muhtaçtı çünkü, insanlar sana en fazla muhtaçtı.

Ve O Sevgili yle (sas) beraber, milyonlarca parçaya bölünerek yerleşmiştin

yüreklere.

Sevgili İnsanlık,

Biz biliyoruz ki şimdi, sen Sevgili den (sas) önce diri diri toprağa gömülen

körpe kız çocuklarının feryatlarıyla terk etmiştin insanları ve de şehirleri.

Sırtında kırbaçlar şaklayan çaresiz kölelerin iniltileriyle terk etmiştin.

Alkol kokan, hoyrat şehvet hırıltılarına kulak tıkayarak terk etmiştin.

Zalimin gürleyişleri, mazlumun inleyişleriyle terk etmiştin bizi.

Ve daha önceleri sevgili insanlık,

Yusuf (as)la beraber kuyuya atılmış, Eyyüb la (as) mağaraya sürülmüş,

Yunus la (as) balıklara yem edilmiştin.

Ve her gidişinden sonra; gözyaşlarıyla döndün insanların arasına, bir Sevgilinin

kolunda.

Sevgili İnsanlık,

İnsanlar zaten seni, Sevgilinin (sas) gözyaşlarında gördüler önce.

Ve biz gözyaşlarıyla beslendiğini, gözyaşlarıyla büyüdüğünü biliyoruz

yüreklerde.

Ve biz; bir tarafının, bir gözü yaşlıyla sürgünde olduğunu da biliyoruz,

şimdilerde.


Sevgili İnsanlık,

Şimdilerde sana o kadar muhtacız ki... Hangi mağaranın içinde, hangi

kuyunun dibinde, hangi denizin ortasındadır diğer yarın, bilemiyoruz?

Hani çocukluğumuzda; elma dersek çıkar, armut dersek çıkmazdın orta yere.

Sevgili İnsanlık,

Bugünlerde sana muhtacız. Sana en fazla muhtacız bugünlerde. Ne olur

ortaya çık da göster bizlere gül cemâlini.

Ne olur bir gözü yaşlıyla in artık şehirlerimize. Ne olur karakışa dönmüş

yüreklere bir sıcaklık getir.

Masum bir çocuk edasıyla çağırıyoruz şimdi seni.

Sevgili insanlık,

Elma diyoruz, ne olur ortaya çık!

Sevgili İnsanlık,

Nedendir bu yüreğimdeki inleyişler bilir misin? Bugün yine; acıyı vurmak

isterken sapan taşlı çocuklar, acıyla vuruldular.

Bugün yine, binlerce çocuğun ekmekleri elinden alındı. Bugün yine, yeni

doğan binlerce bebeğin beşiğine borç senetleri iliştirildi.

Ve bugün yine, siyah tenli çocuklar korkuyla baktılar beyaz tenli adamın

elindeki silaha.

Ve bugün yine, sen girmeyesin diye Filistin kentlerini tanklarla kuşattılar. Ve

kuyulara betonlar döküldü ve mağaralar bombalandı ve denizler yakıldı sen

dönmeyesin diye.

Sevgili insanlık,

Bir çocuk masumiyetiyle çağırıyoruz şimdi seni. Elma diyoruz, çık artık!

Sevgili insanlık,

Akıllar senden uzaklaşmakta senin yokluğunda.

Sen biliyorsun ki; sevgi, merhamet, şefkat ve gözyaşının eşlik etmediği bir

akıl, et yığınından başka bir şey değildir.

Şimdi, et yığınlarının inşa ettiği çelik paletler arasında ezilmektedir merhamet.

Ve merhametin öldüğü bu dünya, kanlı bir dünya oldu.

Ve gözyaşlarından mahrum bu dünya, kurak bir çöle döndü.


Sevgili insanlık,

Gözyaşları sendedir bunu biliyoruz artık. Elma diyoruz, ne olur ortaya çık!

Sevgili İnsanlık,

Sen gittin; cimrilik, cehalet, kabalık, budalalık, enâniyet, nefsâniyet,

şehvâniyet boy verdi gönül vadilerinde.

Ayrık otları gibi sardılar ruhları. Ve sevgi, bir kuş gibi uçup gitti beden

kafeslerinden.

Sen gittin; dertsizler dertlileri, sağlıklılar hastaları, zenginler fakirleri, sahipliler

sahipsizleri unuttu.

Sen gittin, büyük balıklar küçük balıkları yuttu. Sen gittin; benlikler nefislere

kaptırıldı ve ruhların içi boşaldı.

Ve benlikler, içi boşalmış ruhlara put olarak dikildi. Ve şimdi insanlar kendi

benliklerinin firavunluğunu yaşıyorlar.

Ve dünün putperestlerinden daha vahim bir durumdalar.

Sevgili İnsanlık,

Bizler de sensizlikten düşen payımızı aldık. Elma diyoruz, ne olursun çık artık!

Sevgili İnsanlık,

Belki bir yetim yürekte büzülüp kaldın, belki başı okşanası masum bir çocuğun

yüreğinde.

Belki sürgün yemiş gönüllerin içine akıttığı gözyaşlarında saklısın, belki bir

kutlunun hüzünlü yüreğinde.

Yine insanların yüreğindesin, biliyoruz. Ve seni, kavminin Yunus u (as) araması

gibi arıyoruz.

Sevgili insanlık,

Bir çocuk masumiyetiyle bir kez daha elma diyoruz. Ne olur, dön artık!

Painfully
01-06-2013, 05:49 PM
Dilsiz umudun imkansız sevdasıydın sen..



[Only Registered Users Can See Links]



Yüreğinde Büyüt Beni

Umuda gülümseyen heceler ---

“ Türkülerle büyüttüğüm çocuğun,
Acılara serilmiş
Dilsiz umudun imkansız sevdasıydın sen… “

Rüyaları çalınmış gecelerde sevdim seni. Yetim cocukların kirlenmemiş düşlerinde büyüttüm seni. Her gülüşün, acılarıma sürülmüş bir merhem gibiydi. Lacivert okyanuslara uzanan umuttu gözlerin.Korkularımı yüreğinde emziren bir imkansız sevdaydın sen.Yeni doğmuş bir bebeğin kundağında uyuttum hasretimi. Kirpiklerin papatyaların avuçlarına uzanmış uyurken, ben yüreğimi közledim acılarında. Sen umuda gülümserken, ben bedenimi közledim bir günahına. Ne olur sus bitanem. Kaybettiğim güneşi senin gözlerinde bulmuşken , ezilmiş goncalarımın yaşlarını gülüşlerinin sıcaklığında kuruturken onca fedakarlığımı ne olur büyütme. Her şey senin yüregin ve sevdan için.

Yenilgiyi kuşanmış yılların umuda gülümseyen takvim yapraklarında sevdim seni. Geceleri avuç içlerime uzanıp kirpiklerimle sildim irine bulaşmış yüreğini. Her sabah alnının cayırlarında susuz gezinen çardak kuşlarını gözbebeklerimde emzirdim.Gökyüzüne yıldızları sererken gül kokulu Melek’ler , ben gözlerine mutlulukları motifledim.

Aldırma yalnız gecelerde suskunluğuma. Aldırma gözyaşlarıma. Sırtlarımız ayrılık duvarlarına dayansa da sevgimizi imkansızlığın içinde yaşatmadık mı ? Ayaklarımız karların altında yanarken , bir avuç güneşle “ sevdamızı “ kurak topraklarda zamansız yeşertmeyi ummadık mı ? Karanlığa inat yüreğimi yıldızlara yaslayıp sevda bozkırlarda “ umuda “ kök salmadık mı ? Haydi sil gözyaşlarını. Eğdiğin başını “ gökkuşağına “ kaldır. Bu aşka hasretin prangaları vurulsa da bir gün vuslatın şerbetini içeceğiz Zümrüd- ü Anka’nın avuçlarından. Güneş küsse de tenimize, gözlerimizin aydınlığında büyüteceğiz sevdayı dilenen çiceklerimizi

Nerde olursan ol, sevdaya gülümse. Sıcak nefesinle karanlığa yakılmış kandilleri üfle. Dudaklarıma sür,acılarının katransı zehrini. Haydi umuda tutunmuşken, avuçlarından ben içeyim zemzem kokan sevda nehirlerini.
Ve mutluluğu solurken gecenin karanlığında kirpiklerinde uyut beni..

Painfully
01-06-2013, 05:49 PM
Ask suskunlugumdu benim....



[Only Registered Users Can See Links]



Aşk suskunluğumdu benim!
Kendime ırak bir kentten çok sesli bir ağırlama, içten bir ikrarın yetmeyen teşekkürlü karşılığı. Oysa sunulan hayattı, yazgısında deli kız oyası. Deliksiz uyuyacağım, geç kal bu gece.

Aşk yanımdı benim!
Kelimesiz, hecesiz ama ağlamaklı... Yerlerde sürünen gözyaşlarımda yalnız olmamanın iması!
Acele etme bu gece. Tam vaktinde gelişinden değil mi öncemizdeki aşklar?
.
Aşk vurgunumdu benim!
Yaralı ama kansız... Acılı ama feryatsız Ağlayan keman, sızılanan kaval Beklenmedik ihanetti buluşmamız. Yıllardır vardı ve çok az yakardı. Şimdi burada, sahibinden uzak

Aşk yazımdı benim!
Aşk yazdığımdı, okuduğundu. Bu geceyi geç ömrümden. Bu gece geç bir vakit ömrümde. Oturduğum masada şaraplık bir tat, tütünde tutuksuz bir nefes. Yetişme bana, geç kal! Erkenciliğin değil miydi, bize koca bir geleceği geciktiren?

Aşk heyecanımdı benim!
Vursalar ölmezdim o heyecandaki kadar. Sevseler mutlu olmazdım o titremedeki kadar. Voltalar uzuyordu ayağımda. Zaman uzuyordu. Sancı sığmıyordu bedenime. Delilikti, serserilikti, güzeldi

Aşk itirafımdı benim!
Okunan, dinlenen ama bilinmeyen... Söylesem, dilimde kekremsi bir tat bırakırdı. Sustum, dilimle geldi bütün belalar Dili belası sayfalarımın övgüleri, asılı kaldı aklında. Şımarıklığım korkun oldu, usluluğum hayalin! Değişemedim onca değişimde, onca yenilikte Buydum ben, bulduğun gibi. Koruduğum aslındı, kaybettiğim aslım!

Buydu galiba aşk!
En can alıcı noktada bir İstanbul kaçağı, birçok A'lı kent kaçamağı, bir gözyaşı bozgunu, bir kavuşma, bir ayrılık ve bin ölüm Sayısız dirilişte aynı yemin! Döndüğüm sözümde hayâsız yalan. Tek varlığım ve tek yokluğum Yaram ve merhemim Kazanmadığım ama hep kaybettiğim. Evet, buydu aşk!

Aşk yasağımdı benim!
Uzaklığını ölçtüğüm bir şarkı, tınısını mırıldandığımda anlamı beynime oturan bir müzik. Tuzağı yoktu arada. Geçit veren dağlar, ayağa dolanmayan yollar ve aşıldıkça genişleyen, bereketinde güneş kavrukluğu ovalar Geç kal bu gece, zamancılığın değil miydi bizi bekleten, duvar önü ameleliliğinde?

Aşk çözümümdü benim!
Düğümlerin çıkmazından, elime düşen tek bir seni seviyorum'du. Gelişemedik uluorta. Durduk bulanıklığımızda; durulmadık durgunluğumuzda. Çarptık, düştük Ayağa kalktık yardımsız. Seni seviyorum'du her şeyin en baştaki sonu. Söyledik, duyduk, yeniden düştük ve kalkamadık yardımlı. Gelmedi acil adamlar. Sen yine de, bu gece gelirken yolu uzat ve getirme yanında, başka yarınlarını.

Aşk engelimdi benim!
Burkulan yanıma yerleşen yalnızlığına eş, diğer yanımda onmaz bir gelecek
Artık bir gece bu karanlık! Gelme, kendim kendimi avuttum

Painfully
01-06-2013, 05:49 PM
[Only Registered Users Can See Links]


Nedenini bilmediğim bir arzuyla bugün her günkünden daha çok istedim yanımda olmanı... Kolay değil, sensiz olmak, içinin yarısını boş tutmak. Kolay değil her sabah bir martı sesiyle irkilmesi bu yoksul bedenimin. Sadece bu ayrılığın bir süreliğine oluşu teselli dolduruyor yüreğime. Her ne kadar bu sürenin uzunluğunu bilmesekte sonunun olduğunu bilmek umutlandırıcı...

Zaten her şey umut edilmekle başlamadımı? Seni düşünüpte kendimi kaybettiğim vakitlerin anısına yazdım bu mektubu sana. Bazen otobüste iki sevgilinin başlarını yaslayıp uyurken ki rahatlığında, bazen sokakta babasının elini tutan bir çoçuğun gözlerindeki güvende buluyorum seni. Düşündükçe Nazım olasım gelir ve hasretini bir uçtan bir uca yakasım gelir.

Bir kuş hafifliğinde sana akar yüreğim, yokluğunda yok olmaktan korkarak. Yaşadığım acıları anlatırsa birileri sana göz yaşlarınla yıka yaralarımı. Seni bekliyor gölet olmuş bir nisan yağmurunun çoçuğu. Hadi gel dayanamıyorum hasretine...''

Painfully
01-06-2013, 05:49 PM
Seni Asla Affetmem..




Acilar ile biraktin bu kalbimi Feryad ettirdin yuregime
Farkinda deyildin ama seni gercekten sevmistim
En aci darbeyi vurupta gittin
Demekki sendne vefasismissin sendne beklemezdim
Elbet sende seveceksinbaktabul ([Only Registered Users Can See Links])
Mutlaka benli gunleri arayacaksin
En acisida sevdigim beni bulamayacaksin
M-ezarima gelip affet diye yalvaracaksin
Acilar ile biraktin bu kalbimi
Feryad ettirdin yuregime
Farkinda deyildin ama seni gercekten sevmistim
En aci darbeyi vurupta gittin
Demekki sendne vefasismissin sendne beklemezdim
Elbet sende seveceksin
Mutlaka benli gunleri arayacaksin
En acisida sevdigim beni bulamayacaksin
Mezarima gelip affet diye yalvaracaksin



SeNi AFFeDeCeK SeVĞiLiYi BuLaMıYaKSıN ...

Painfully
01-06-2013, 05:49 PM
Bir Gidiş.... Bir Bitiş...



[Only Registered Users Can See Links]

Bir gidiş, bir bitiş…
Ortalama bir aşk yaşandı ve bitti !



Bilirim her ‘gidiş’ acıtır beni, belki de kanatır her ‘bitiş’ yüreğimi…
Ne bir eksik ne bir fazla…



Şimdi sustu konuşan yalnızlığım…



Yürüyordum durmadan…Takıldım boşluğuna…Ve düştüm, yokluğunun en can acıtan hali ile gidişinin ertesinde…
Yok saydım seni…Belki de kendimi…



Sadece ‘gidiyorum’ sesim sana duyulmasın diye…



‘Kaçmak’ fiilinin etrafında dönüp duruyorum gecelerin akıl almaz sessizliğinde…
Sonra sabah oluyor…Uyanıyorum çığlıklarımın eşliğinde…



Yeni bir gün…Belki yeni bir başlangıç… Ne dersin ?
Yine hayal, belki de yine sadece küçük bir umut !
Sonra yine yokoluş !
Bir gidiş ve bir bitiş daha …
Sonrası uzun bir sükunet…



Ve yeniden;
Sadece ‘gidiyorum’ sesim sana duyulmasın diye…



Uçsuz bucaksız bir sessizlik saklanıyor gözyaşımın ucunda…
Bıraksam damlaları, düşecek sessizlik gözlerimden…
Ve bitmeyecek belki de hep sürecek…



Ama şimdi ‘beni’ kandırmalıyım gittiği yere kadar…
Ya şundadır ya bunda…Tut ellerimden çocuk ruhum…



Bak yine karardı penceremin arkasındaki dünya …

Painfully
01-06-2013, 05:51 PM
[Only Registered Users Can See Links]

Yalnızlar rıhtımındayım ,çaresizlik dizboyu.
gidenler mutlu, kalanlar hala umutlu..
YARALAR kan revan belki kangren..
Hala bir umut derdindeyim zavallı ben!
Giden çalgı çengi oynatır ziller parmaklarda..
BEN! hala kara SEVDALI uslanmaz.

Painfully
01-06-2013, 05:51 PM
TopLan Gidiyoruz Ey KaLbim..



Haydi toplan akşam oldu
vakit doldu
toplan gidiyoruz ey kalbim
kırkikindi yağmurlarına kalamam
kaldıramam bunca ağrıyı, ihaneti
biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta yer yok bana
bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
alıp götür beni buralardan
içimdeki cesetleri çiğneyerek
kalbimdeki mahşere

bak akşam
vakit tamam
dürüp ömrümün defteriniToplan gidiyoruz ey kalbim

yorgunum
bir sonbahar ezgisi gibi bekleyemem son yaprakta
sevgisi iğdiş edilmiş tarihlere koma beni ey kalbim
bak güz yağmurları iniyor acılar ve ihanetler üstüne
çırılçıplak ve sevgisiz kalmış bir şiirim
kimsesiz bir kış sokağında

ne gülen gözleri menekşelerin avutuyor benine de munzur bakışlı cerenler
al götür beni buralardan ey kalbim
geçtiğim tüm kıyılara kırık gözyaşlarımı
ince duygularımı bırakarak
ve kırarak aynalarını hüzünlü bakışlarımın
artık hiç bir sevince yakışmıyor yüzüm

sevinçlere geç kalmış yorgun ve yaralı bir yolcuyum
heybemde türküleri unutulmuş bir şafağın yalnızlığı
geçtiğim bütün kıyılara gözyaşı yağdırıyorum

bütün dinlerden kovsunlar beni
bütün ülkelerden bütün yüreklerden kovsunlar
hangi tanrıya sığınsam yaramın merhemi yok

biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana
bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
yeni bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
sevdalı bir kuş yükleyip acılarımı kanatlarına
alıp götürsün beni buralardan
içimdeki ölüleri çiğneyerek
kalbimdeki mahşere

hamuru çürümüş dostluğun, vefanın, aşkın
vefasız mevsimlere bırakma beni ey kalbim
ağlatma beni sevda kapılarında
kahpe kapılarında eğme boynumu
kurşunlar sıkılsada canevime
çiğnetme yoksulluğumu ayaklar altında
bırak başım dik, içim ezik kalsın
onurlulara mahsus bir makamda ağırla beni
satılmışlığın, alçaklığın, ihanetin ortasında koma

biliyorum bu düş sığmaz kirlenmiş sokaklara
bu sevda sığmaz
bakmayın gözlerime
nasıl saklarım yüreğimdeki incinmişliklerikınalı bir kelebek konunca saçlarıma

ah! benimde hayallerim vardı
baharlarım vardı yazlarım vardı
kuşlar uçup gitti yüreğimden
gökyüzü yaralı kaldı
bir isyan giydirip gözlerime
dipsiz bir uçuruma yuvarladım umutlarımı

aşk diyordum talan oldu, yalan oldu ömrüm
tınısı kırık bir keman sızısıyım artık
yok gideceğim bir başka kapı
haydi toplan vakit tamamtoplan gidiyoruz ey kalbim
boşalsın ince duygularımın sırtındaki yük
paranın sevgiye ihanetini gördüm
insanın önünde diz çöküp ibadetini
dünler harabe yarınlar umut değil
hüznün neresinden dönsem, kırgınım

Öpmeye uzandığım bütün dudaklar frengili...

Painfully
01-06-2013, 05:51 PM
Seni Sevdiğime Değil...

[Only Registered Users Can See Links]


Gülümsenin bir anlamı yoktu, çünkü gülmeyi unutmuştum, nasıl bir şeydi, insanlar neye gülümserdi. Ağlamanın binbir çeşidini, sular seller gibi ezberlemiştim oysa. Sevgi, aşk bunlar kimin tabirleriydi. Canım kopar ya bir dost gibi, dostu bırak, o kopan canım kadar çok sevmiştim seni. O yüzdendir gidişinden beri canıma kıymet vermeyişim. Sen gitmişsin ya biliyorsun hangi zamandı hangi saat hatırlamak bile istemiyorum. Gidişine rağmen dualar ediyorum saçının teline zarar gelmesin diye. Beni öldürüşüne bile aldırış etmiyorum. Çünkü yüzüne söylemeye doyamadığım birşey var içimde, seni çok ama çok seviyorum.

Oturup birşeyler karalıyorum, sayfalar dolu dolu üstüme yağıyor. Dayanamayıp bende yağmaya başlıyorum sayfaların üzerine. Ben yazıyorum gözyaşlarım dağıtıyor mürekkebimi.

Hayalinle geçiyor her saniyem gözlerimdeki kankırmızı bulutların tek sebebisin. Ve bazen oturup yazıyorum bir gün eline geçer bu yazdıklarım, belki o zaman anlayabilirsin seni ne kadar çok sevdiğimi. Neden yüzüme haykırmadın diyebilirsin belki o an. Ama bilmessin ki bu yüreğim sen bile olsa kimseden aşk dilenemez. Belki de anlamaz okur geçersin bu yazdıklarımın sana olduğunu. İmrenirsin keşke, keşke benide böyle bir seven olsaydı dersin. Her kelimem de, her cümlemde sana söylemiştim oysa seni ne kadar çok sevdiğimi. Ah bir anlayabilseydin.

Şimdi seninle hayal edipte yapamadıklarımı kağıda döküyorum, o yüzden anlamazsın her yazdığımın sana olduğunu, hepsinde bir ipucu vardır. Mutlu başlamaya çalışırım sonra kan gibi hasretin damlar kalemimden. Ama bıkmadan yazarım ve utanmadan söylerim soranlara evet sevdim hemde çok sevdim.

Painfully
01-06-2013, 05:52 PM
Ayrılın Başlangıcı



Ellerin deniz koksun, avuçlarını içime çekerken
saçlarında fesleğen.
Şehre dökülmüş dört sarmaşık ayak izi
bana türküler söyle Ege’den…

Mart/2005

Gittin.
Yağmalanmış bir aşkın tam ortasında susmuş ve unutulmuş bir tek kırmızı gülü kopardım dalından ve çantamdaki şiir kitabının arasına koydum.Kurtarılmış tek bölgeydi Louis Argon’un ”Mutlu aşk yoktur” diyerek nokta koyduğu şiiri.”Vardır belki” olasılığı bıçak ucuyla değdi geçti yüreğime.Kanadım.Olmamasını dileyerek inancımı kuvvetlendirdim.Olmamalıydı.Kırmızı,kuru güldü bir kitabın herhangi bir sayfasında işte aşk.İki kişinin yüreklerinden söküp atamadıkları koca koca orduların yağmaladığı bir aşktan kalan kırmızı bir gül.Süngülerin ucundan damlayan kanla büyümüş,kurşunlara inat tomurcuklanmış,postalların altında ezilmemiş bir gül.Evleri yıktık,kaldırımları söktük,kuşları öldürdük,bulutları yaktık,iklimleri küstürdük,şiirleri bitirdik…Şiirler bitti… Oysa şiirlerin bittiği yerde koparılmalı kırmızı gül ve aşk bir şiirin dizelerinin arasında kurutulmaya bırakılmalı.

Nisan/2005

Her kadının yüreğinde gizli bir mezar.
Ellerini kanata kanata açtığı,içine büyük bir sevda gömdüğü,başında sessiz ağıtlar yaktığı,kırmızı güllerle donattığı bir mezar.Kimselerin görmediği bir tümsek…Bir ölüyle yaşamak ve her an dirilebilir umudunu taşımak ağır yük…Doğaya aykırı…
//Şimdi yağmur başladı. Güllerini çoğaltmalı toprağının ki üşümeyesin//

Mayıs/2005

Aşk,aslında hep gitmek ister.
Çünkü bilir en kolay tüketilen duygu olduğunu.Öyle hoyratça,iki kişi arasında çekiştirilip dururken önce ellerinin,sonra kollarının ve gövdesinin kopacağını,parçalanacağını bilir.Kalbini kurtarmak için gitmek ister.Hançer kalbini ikiye bölmeden gitmek ister.Bir kadının yüreğindeki gizli mezara gömülebilmek için en azından,bütün kalmak ister.Bu yüzden her aşk,yağmalanmış bir kentten arta kalan kırmızı bir güldür.Bitirilmiş şiirlerin hüzün kokulu sayfalarında kurutulmuş ve yağmurdan ıslanmasın ölüler diye yüreğin gizli mezarlarına ekilmiş bir gül.

Haziran/2005

Ellerin deniz koksun,avuçlarını içime çekerken
saçlarında fesleğen.
şehre dökülmüş dört sarmaşık ayak izi
bana türküler söyle Ege’den…

Temmuz/2005

//giderken keskin bir nane kokusu bıraktın ardında//
Camda kalan son kuş sesini sildim ve bütün pencerelerini kapattım içimin. Saçlarımı kestirdim. Son makas vuruşuyla parmak uçlarının kucağımdaki örtüye dökülüşünü gördüm. Yüreğime dokunanlar içimde kalmış olmalıydı. Kendime belli etmeden sevindim usulca. Gizlediğimi sevdim. İçimi kurtarılmış bölge ilan ettim.Çabucak nöbete dizdiğim kurşun askerlerimi sevdim.Sonra gözlerim parmaklarını topladı.On cansız parmak.Tamam.Oysa tamam olmamalıydı.En çok serçe parmağını düşlemiştim yüreğime sesini bırakırken.Kurşun askerlerim öldü.Bir yerlerde martılar vuruldu.Kırmızı bir masal anlattı Zümrüdüanka, Kaf Dağı yanarken ve keskin bir nane kokusu rüzgarla dağıldı kente.

Ağustos/2005

//ve kumdan kalelerine kilitledin harflerimi//
Şiir yazmaktan vazgeçtim.Çünkü en çok şiir yazdırabildiğin için sevdim seni.İzleri bir şiirin dizelerinde kurutulabilen her aşk büyüktür işte.İzlerini şiirlerime gömdüm.Üstüne erguvanlar yağdı.Kardelenler döküldü.Bütün iklimlerin çiçekleri tutundu.Aşksa,onursuzu olmaya razıydı dönüşüm.Dizelerimi ayıkladım,izlerini kucaklamak için.Oradaydı yüzün.Keskin bir nane kokusu içime doldu.Aradım ve bulamadım düşlerinde kendimi.Ağladım ve adımı parmaksız avuç içlerine bıraktım .Üstünde erguvanlar,kardelenler ve bütün mevsim şiirleri.Harflerimi kumdan kalelerine kilitledin….Ve deniz çok uzakta şimdi.

Eylül/2005

Her ayrılıkta kuşlar ölür/ve kelebekler solar
yapraklar yağmura düşer/küser rengine sardunyalar
kırmızı bir masal takılır Zümrüdüanka’nın kanadına
ve Kaf dağının eteklerine dökülür
işte bu yüzden, kalanlar hep güz kokar
gidenler eylülde ölür…


Aysel Ekiz
2005/Bursa

Painfully
01-06-2013, 05:52 PM
..Siyahmis Sevdanin Rengi...







siyahmış sevdanın rengi..

simsiyah...

gözyaşlarıymış sevdanın tadı...

hasretmiş sevdanın acısı..



hüzünmüş her an kalpten akan o sızı..

acı,acı,acı..



acı çekmekmiş sevda..



solyanının kanamasıymış..



koca bir yalanmış sevda..

siyahı bağrında taşıyan koca bir yalanmış meğer..



uzaktan dalıp dalıp siyaha mzlemi kana kana içmekmiş..

her an yaşadığını fark edip defalarca ölmekmiş..



zormuş , zormuş..

hemde çok zormuş bu sevda denilen..



küçük bedenime sığmayan koca bir siyahmış göğsümde taşıdığım..



sol yanımın nedensizce ağlamasıymış...



sevdanın tadı,acısı,hüznü siyahtaymış..

siyahın bağrındaymış koca bir YALAN'..

Painfully
01-06-2013, 05:52 PM
Seni Seviyorum...


Gözlerine baktıkça kendimi başka, bambaşka diyarlarda bulmayı seviyorum. Orda sadece seninle ben oluyoruz çünkü. Dilediğimizce özgürüz,dilediğimizce aşk doluyuz orda. Hiçbir kaygı, hiçbir hesap yok . sen, ben ve aşkımız var sadece. Günlerce ,gecelerce kaybolabilirim gözlerinde.
Sana dokundukça yüreğimde havalanan bir kuşun bütün bedenini dolaşmasını, kanatlarını her yerime dokundurup beni ürpertmesini seviyorum bir gün sana dokunamama ihtimalini,bedenimin bir kez daha ürpermeme ihtimalini düşününce ödüm kopuyor. Ama aşkın içine korku da yok mudur zaten? Seni yaşarken,seni kaybetme korkusunuda içimde taşıyorum.
Saçlarını okşadığımda içime yayılan o tatlı serinliği hissetmeyi seviyorum. Yazın en sıcak gününde bile bu serinlikle ferahlıyorum ben. Hiç ellerimi çekmesem diyorum saçlarından ve sen benim yanımdan hiç ayrılmasan &58230;
Konuşurken dinlemeyi seviyorum seni en sıradan sözcük bile senin ağzında bir şiire dönüşüyor. Her sözcük başka bir anlam kazanıyor sen söylediğinde. Sen şair oluyorsun, ben senin şiirlerinin hayranı. Ve öyle dikkatle, öyle hayranlıkla dinliyorum ki ağzından çıkacak her sözcüğü.
Seninle yaşamayı seviyorum. Bütün kötü yönlerimi unutturuyorsun bana. Mükemmel bir insan değilim; ama ,seninleyken bu dünyada benden daha iyisini olamayacağını düşünüyorum. Sende bir kusur bulsam,aynısını kendimde de göreceğim; ama bulamıyorum sana sevgim arttıkça kendime hayranlığım da artıyor kendimi beğenmiş biri oldum. Başkalarını bilmem; ama ben bu durumdan hiç şikayetçi değilim.
Seni seviyorum; ama dahada önemlisi sende ben, kendimi seviyorum

"ALINTI"

Painfully
01-06-2013, 05:52 PM
AŞK TEĞET GEÇTİ


Yine bir yolun sonundasın. Hayat uzun, çakıllı, bazen genişleyen bazen daralan, düzlükler ve engebelerle dolu, iki yanı ağaçlarla kaplı uzayıp giden bir patika. Bu patikada genellikle tek başına yol alırsın. Önceden başına gelmiştir, bilirsin kimseye yaslanmadan kendi yolunu kendin çizmen gerektiğini ve sonunda hayal kırıkları yaşayabileceğini. Ancak yüreğinin derinliklerinde hep, bir şeylerin yokluğunu hissedersin. Yine de umursamazsın bu duyguları, bir nevi zayıflıktır senin için böyle hissetmek ve bastırırsın. Günlük telaşlara dalıp gidersin. Bazen yaya, bazen bulduğun bir vasıtayla ilerlersin kendi yolunda. Yapmayı tasarladığın ve ertelediğin onca şey önünde yığınla birikir ama bunaltmaz, aksine hayata "bağlanmak" adına bir şeyler bulduğun için memnunsundur hayatından. Kafanın içinde her şey planlı programlıdır, planlarında yer olmayan şeylere kesinlikle kapalıdır kapıların...



Bir gün, kendini bir telefon beklerken bulduğunda, durumu kabul etmezsin ilk başta ve kendini kaptırmama adına donanımlı olduğunu düşünerek kaygı bile duymazsın. O'nun, sana özel bir his besleme ihtimali de düşündürür seni bir yandan. Tüm düşünceleri kafandan uzaklaştırıp reddedersin içinde O'nun ilgisini ya da O’na duyduğun ama kendine bile henüz itiraf etmediğin ilgini. Kendini savunma metotlarının devre dışı kaldığı olaylarla burun buruna geldiğinde her şey kontrolünden çıkmıştır artık. Çevrende mutlu olmayı başaran tüm çiftleri düşünürsün ve geçmişte yaşadığın hayal kırıklıkları gelir gözünün önüne.. Riske girmeyi göze almak değil, risk almak boyutuna gelirsin. Artık ne kendini zapt edebilirsin ne zamanı durdurabilirsin ne de O'nunla geçirdiğin her ânın enstantane olmasını engelleyebilirsin. O'nu hatırlatan bir bakış, bir nükte, bir cümle senin için özel bir anlam kazanır. Mantığını devre dışı bırakarak duygularının peşinden sonuna kadar gitmeye karar verirsin, sonunda uçurum da olabilir, çölde bir vaha da...İlk önce emin adımlarla ilerlersin. Duyguların tüm çıplaklığıyla O’nun gözleri önüne,gururun rahatça çiğneyebileceği şekilde O’nun ayakları önüne serilmiştir. O'nu, aslında senin de mutluluğu aradığına, gerçek aşkların arasına zaman ve mesafe girmeyeceğine ikna etmek için tüm benliğinle çırpınırsın, bakışlarınla yalvarırsın adeta, bir umut var mıdır acaba diye gözlerinde o ifadeyi ararsın. Günlerin beklemekle geçer, ararsa neler söyleyeceğini, nerelere gideceğinizi, neleri açıkça soracağını kurarsın hep kafanda, beklersin, beklersin…Zaman geçer ve bu beklemenin de bir sonu olacak bilirsin, ama aradan zaman geçtikçe son bir atakta bulunma isteğini bastıramazsın. Her attığın adımda senden biraz daha uzaklaştığını hissedersin. O hiçbir çaba göstermeyerek sadece seni yargılamış, hep açığını yakalamaya çalışmış ve senin için zerre kadar çaba sarf etmemiştir. İlgisiz mi yoksa kafası mı karışık? Çözmek için neleri feda edersin? Sonuçta kapını aşındıran ve düşüncelerini bulandıran O değil miydi? Sanki asırlarca duran eski ve tozlu bir sandıktan, duygularını derinlerde bulup çıkararak uyandıran “O” değil miydi? O’nun acizlikleri, zaafları, sence olumsuz olan yanları ilk tanıştığınız zamanlarda gözüne sürekli çarparken şimdi nereye kayboldular? Neden bunları düşünüp daha yolun başındayken vazgeçmez insan? Kendimizin de mükemmel olmadığımızın farkında olmamızdan ileri gelir belki bir insanı tüm sıradanlığına ve çarpıklıklarına rağmen içinde büyütebilmek. Çabasızlığına içerlersin ama içinde kırık dökük bir umut barındırırsın yine de, ta ki O'nun gözlerinde o ışıltının kaybolduğunu görene kadar, ta ki bir veda bile etmeden bulunduğu toprakları terk edene kadar…



Hayat, aslında nasıl olduğunu tahmin ettiğin ama hep görmek istediğin bakış açısıyla bakmayı tercih ettiğin bir yol. Hayat yolunda biri uğruna girdiğin ara sokaklardan tekrar asfalta çıktığında, ışıklar ve çevrendeki kalabalık önce anlamsız ve boş gelir sonra da eskiden bulundukları konumlarını tekrar kazanır. Evrendeki konumumuz belki kumsaldaki bir kum tanesi boyutuyla bile ölçülemez ama kendi dünyamız alabildiğine geniş. Dönem dönem dünyamızın merkezine farklı şeyler yerleşir kendiliğinden ve bu resmigeçidi hayretle izlemek düşer bize. Her şeye rağmen içindeki fırtınaların, rüzgarların bir süre sonra dinginleşeceğini bilirsin. Bir efsane yaratmak için tüm çabalarına rağmen aşk sadece “teğet” geçer…



ALINTIDIR...

Painfully
01-06-2013, 05:52 PM
Yüregimsin...


Sana ne sözler birikti, bir bilsen.
Şarap tadındaki kokunla sevdalı tenime doğuyor önce güneş, sabahın ilk ışığını gören gözlerime doluyorsun sonra… Kalkıp aynadaki yüzüme bakıyorum, sen varsın, anla. Sana bakıyorum, gözlerimin içindeki kendime. Nedeni yok, nedensiz buluyorsun yolunu, biliyorsun çünkü; sana ait kaldığımı.
Sana ne sözler birikti, bilsen…
Gülümsüyorum sokakta insanlara. Sabah değil aslında, ben öyle görüyorum. Gözlerinin içindeki sevda nefesi geliyor peşimden, bekliyorum, anla. Martılar düşüyor yine bir bir, ama gülümseyerek ve gagalarında avuçlarıma bıraktıkları sana ait kırıntılarla…
sana ne sözler birikti, bir bilsen… Önce içli bir özleyiş sarıyor beni, sonra ayrılığının sesi. Peşi sıra vuruyor ellerimi sustukça sen; biriktiriyorum ben de istemeden…
Seni seviyorum, ben sana sevdalı melek; sözlerimi biriktirirken, gözlerinde kalacağım için gözbebeklerime dolduruyorum hayatı…
Anla, ben seni anlatamazken; yüreğimin sesini bekliyorum…
İnan, seni sevmelere doyamıyorum….
…
İçimden tuhaf şeyler geçiyor. Sanki içimde ağlıyorsun. Yokluğu sırtından vuran garip bir ağlayış bu. Bırakıp gittiğini düşünürken bile gidemediğini gördüğün için ağladığını söylüyor gözlerin, sağ yanına topladığın saçların karanlığın ıslak tekerlemesine karşı çıkmış; bana gülümsüyor… Gör hadi…
Aslında gelmen için sebepler vardı ellerinde, gelebilmen için… sevdalı bir tenin kokusu vardı hala içinde, belki de sen bu yüzden ağlıyordun…
Bildin işte; yalnızlığın ağrısız bir ölüm akıp dudaklarımdaki dört mevsim değil artık bendeki; sensin. Aradığım, sesimin en işlek caddesinde bana gülümseyenim, sigaram bittiğinde nöbetçi tiryakimsin artık sen…
Bildin işte, ağladıkça, bir istanbul tramvayında kaybolan yolcumsun içimde. Üstü başı açılmış denizimin fenerisin artık sen…
Hadi durdur karesini hayatımın, kopsun sensizliğimin filmi. Yazılamamış bir öyküden dön artık, uykumun sağrısına uzandığımda gel, gel, gel yine yeniden…
Sen içimde ağlıyorsun… Göğümle yerin arasında savrulan rüzgara bakıp; içimdeki yaralı kanatlara dokunuyorsun. Dudak kıvrımlarındaki uçuğa benzer hikayelerin için; sen meleğim, sen içimdeki bize ağlıyorsun…
Gözlerini sakladığın yerden çıkarıp bak hadi, zulasında beşinci kitap gibi sakladığın hikayenin ilk sayfalarını oku gizlice, tanrıya sor. İçimde özgürce yürüyen adımlarından kalbinin berraklığı gibi toza bulanmış yollarımı sor…
Hadi açtım damarını kuytusunda sakladığım seninle dolan hayatımın, boğ karanlığı, sil artık sensiz yazılanları…
…
Sen içimde ağlıyorsun, gecemin aylak saatlerinde yönünü çalan sevdalı bir melek gibi tanrımın sözlüğündeki gülümsemeye döküyorsun herşeyini… Sen içimde umutla ağlıyorsun, sen… Sen bende kendini bulduğun için, sen biz için yakılan sevda ağıtlarına ağlıyorsun…
….
Sana ne sözler birikti, bir bilsen…
Ama söyleyemediklerimi sen anla, hadi; bir martının kanatlarının tenindeki ışığından anla, üstüne hangi gülüşü taksan sana yakıştığından anla. İçimdeki ağlayışından…
Seninle bir sabahtı ve seninle gelendi herşey. Gündü, güneşin tam ortasıydı yedi tepeli şehre benzeyen gözlerin. Geceydi, aşkın sızışıydı sanki tenindeki terin. Sendin, hücremin duvarlarını yıkan, ve sendin saçlarını tel tel ayırırken bana ait şarkılar mırıldanan.. Hatırla, söyle derdin, bir şarkı da sen mırıldan…
Duyuyor musun; sen içimde gülerek ağlıyorken sahibini bulan kelimelerle sunuyorum şarkımı. Ezgisini yazdıkça, özleminden kırılan notalar haykırıyor sana, dinle… Kaçıncı perdesindeyse bu gece; ilkyazdan seslerle fısıldıyorum kulağına, dinle…
…
Farkında mısın; hangi ışığı kaldırsam altından sen çıkıyorsun artık. Dolunay akşamüstlerime geliyor yavaşça, ve sen ansızın vuruyorsun ayın bu halini, dönüyor, ardına bakmadan kaçıyor, farkında mısın?
Farkında mısın, kaç çıkmaz sokağın duvarlarını yıktın içimde. Kaç kaldırımı dizdim yeniden, kaç ağaç diktim, görüyor musun

Painfully
01-06-2013, 05:52 PM
Sana Aşkı Getirdim ..


[Only Registered Users Can See Links]
Yağmurlu bir geceyi Nisan ayının arasından yırtarak,gözlerinde ısıl,ısıl parlaklıgıyla yüregimin penceresini tiklatti sevda...

Sana aski getirdim dedi.Ve bütün yildizlari gökyüzünden indirmis gibi gülümsedi yüzüme..

Güzel duygularin sarhoslugunun keyfini sürdüm bir süre,sonra yüregimi acip onu iceri aldim...Titriyordu yüregim..

Ask yildizlarla süslenmis piril,piril parlayarak saclarinin her bir telinde,haydi diyordu yüregime..Haydi sicak sevdanin ülkesine uzan ellerime...

Uzandim ellerine simsiki tutup.Actim yüregimi girdi ruhuma,benligime sürükledi beni bir süre sevdanin en güzelliklerine..

Merdiven kurup cikardik her gece gökyüzüne yildizlari toplamak icin ellerimizle..Avucladigimiz her yildizi birbirimize sunuyorduk sevgimizle.tüm yüregimizle..

Lakin aşka ve yildizlara inat öylesine degisiyorduki hayat ve buna bagli olarak sevdali..Koparmadim degisen düzenden ,cekemedim ayriliklardan,örttüm yüregimin kapilarini sımsıkıca yinede uçuverdi habersizce...

Fısıldadim çıglık,çıglık olup,uçurma yüreginden beni,takma sevdali bir kus kanadina yüregimi..Yüregimi sensiz,beni yüreksiz birakma diye...

Bir baska nisan öglesi bu kez yüregimi daglarken,gök gürlüyordu her yeri yirtarcasina,olanlara isyan eder gibi..

Askin saclarindaki yildizlar sönüp birer,birer düsüyordu inci tanesi büyüklügünde yas olup kirpiklerimin yamaclarindan dudaklarimin kıyılıklarına..

Sevdam gidiyordu avuclarimin arasindan..Hayallerim,ümitlerim,yüregim gidiyordu benden..Baka kaldim ardindan..

Ne yüregimi atabildim..Ne yüregimden atabildim.

"alinti"

Painfully
01-06-2013, 05:52 PM
Avuclarimda Bir Resim...

Bir alaz ateşti yüreğimi yakmaya yeten

Bin ahın dağlarda çığladığı

Kınalı ellerinden içmiştim ab-ı hayatı

Suların çekilişinden bu yana kasıp kavuran bir tufana gönül koymuştu.En çok gidişler incittir insanı derken, gözleri ıraklara yatışından anlamıştım, mahsun ve garipliğini. "ne gelen var ne giden be evladım, İşte bu bayramda Yalnızım"…

Ağzı bıçak açılmamış bir sürgüne hapsetmişti iki göz odalı evinde.

Ayağını çekmişti topraktan.kırık dökük sofanın üzerinde duran albümü aldım elime.

Hiç değiştirmedim yerini dedi usulca ,ılık bir sesle

Kim bunlar anlatsanıza bana dedim…

Hayatım işte,hayatımın tümü/bütünü.sonra gözlerini duvara iliştirdi.dalgın bakışlarından süzülen gözyaşlarıyla-evimin çiçeğiydi,olmazsa olmazımdı,kodu gitti ,işte dedi.

Ölüm ne kadar acı ve ibretli. sanırdım ki o giderse ben oyalanmam buralarda. o giderse içemem bir yudum suyu, o giderse geçmez geceler, olmaz şafak…

Kendime, verdiğim sözlerin hepsi yalanmış. ona da demiştim bunu gitmeden önce.

O ise hep "insan halleri yiğidim, yaşarsında, sabaha çıkarsında,kana kana suyunu yudumlarsında."

Peki ya evlatların dedim?

Dünya telaşı işte,insan insana yüktür ,taşıyamadılar beni.istemedim ki taşısınlar.Gel şehre gidelim ne var burada alt tarafı birkaç dönüm toprak ,zaten işleyecek halinde yok.ne yi beklersin ki!...

Halbuki Bu eve bu köye gelin geldiğinde daha onyedi yaşımdaydı.Bir avuç toprak bizim en kıymetli en vefalı dostumuzdu.burada nefes almayı öğrendim.ciğerlerim tıkanır o koca şehirde ,dedim.

Sonra bu kapının kollarında izleri var evimin çiçeğinin.bastığı toprak,abdestlendiği kuyunun suyu,dumanlı dağlara karşı serdiği seccadesi.bu elimdeki tesbihi. bahçedeki çınar ağacı,üzerine adını kazıdığımız …

Yalnızlıktan korkmuyor musun,ya sana burada bir şey olursa kimin haberi olur ,dedim.

Olsun ,ne olacaksa olsun vaktidir.bu bahçede kaynasın kazanım,aynı bahçeye ,aynı çınarın dibine gömsünler beni de.

Albümün içinden bir resmi alıp çekti…işte dedi işte gönlümün, yüreğimin, sahibi.

Painfully
01-06-2013, 05:53 PM
[Only Registered Users Can See Links]
Sonu olmayan bir savaşın içindeyim.Sonu olmadığını bildiğim halde girdim bu savaşa, bile bile….Şimdi dönüşü yok… kurtuluş hiç yok….Hani insan kapılırya bir dalgaya, kapıldım gidiyorum…Nereye gidiyorum onuda bilmiyorum.Böyle bilinmezlikler içinde savaşıyorum kendimle….Oysa benim bir düşüm vardı…Gerçekleştirmek istediğim düşlerim vardı.Tutunmuştum onlara, sarıldığımda kendimi güvende hissettiğim düşlerim….Ve sana dair düşlerim…. Sen….Gittin….Düşlerde gitti, düşlerimde….Şimdi bir boşluktayım işte…BiliyorumDüşüyorum….Düşerken bir dalgaya kapılıyorum,Nereye sürüklendiğimi bilmediğim hırçın bir dalga…Götürüyor beni uzaklara…Yaşamak adına neyim varsa alıyor elimden bir bir…Şimdi elimde kalan bir kalemim var.Aldım elime yaşama dair birşeyler yazmak istiyorum.Sevgi adına, aşk adına…Ama sen katili oldun hepsininHiçbir duygum kalmadı….Şimdi bana öğrettiğin tek şey var….Kin ve Nefretim…Bu canavarı içimden sen söküp çıkardın sen…Oysa nasılda seviyordum seni nasıl da sevgi doluydum sana karşı.Sen görmedin, gördünde işine gelmedi.Gitmek istiyorum, kaçmakk, bu şehirden kopmak istiyorum.Bu şehir bana acı veriyor.Sen olmasan da hayalin karşımda her an.İşte acıtıyor canımı bu…Evet terk etmeliyim bu şehri….Çok şey aldı götürdü benden bu şehir…Benliğimi, umutlarımı,düşlerimi ve senialıntı

Painfully
01-06-2013, 05:53 PM
Kader’dir,aşk…

Aşka irade tesir etmez.
Aşıklar bir ilahi kaderi yaşarlar.
Neden, nasıl olduğunu bilmedikleri bir halin yoludur önlerinde uzayan.
Ayakları alıp götürür insanın ,kalbi alıp sürükler sevgilinin saçlarına doğru.
Bir kaderi yaşamaktır aşk.
Aşıklardan sual olunmaz bu yüzden.
Aşktan sual olunmaz insan.
Aşık,muaftır.
Onu oradan almaya hiçbir güç,hiçbir istek yetmez.Aşık ancak kaderi gereğince aşktan uzak kalır.
Doğmak gibidir aşk.Kendiliğinden…Ölmek gibi ya da ,tayin edemeden …
Belirlenen saattir üzerimizde ,yağmurun yağması,güneşin doğması,çiçeklerin açması,mevsimlerin dönmesi,nehirlerin akması,kuşların kanat çırpması,rüzgarın esmesi,bulutların hareket etmesidir aşk.
Sur’un üflenmesidir.
Saattir aşk.
Sevgiliyi gördüğünde artık başka yöne çevirmemektir bakışlarını.
Aşk kanattır…
Her sabah ezanında Süleymaniye’den gökyüzüne yükselebilmektir.
Bu şehri baştan aşağıya dolaşabilmektir aşk.
Boğaz’ın esintisine bırakmaktır kendini.
Alçalıp,Eyüp sırtlarında nefes almaktır.
Bir vapura eşlik etmektir Üsküdar’dan Sirkeci’ye.
Bir martının kanadının peşinde,Marmara Denizi’nin altını üstüne getirip lodosla yarenlik etmektir…
Boş bir pet şişe ,yarısı yırtık bir mektup ve buruşturulup atılmış bir Maltepe sigarası paketiyle,Samatya açıklarından karaya vurmaktır.
Aşk hep karaya vurmaktır.
Aşk ,an geldiğinde başka bir gökyüzüne de uçabilmektir.
Alıp başını buralardan gidebilmektir bir gece vakti.
Özgür olmaktır.Kanatlanıp bir dağın zirvesinde nefeslenmektir.
Alıp sevgiliyi bu şehrin namussuz karanlıklarından ,uzaklara,bir masalın şefkatli kollarına uzanmaktır.
Alıp sevgiliyi,bu kirden ,pastan uzaklara kaçmaktır.
Bir şarkıya kanatlanmaktır,çok eskilerde kalmış bir köy evine uçmaktır.
Kader göz ettiğinde ,hesapsızca takılıp peşine ,nereye derse oraya varmaktır.Aşk varmaktır.
Şimdi çok gerilerde kalmış sımsıcak bir hatıraya süzülmektir,sevgilinin ellerinden bahsedip…
Aşk kimsesizliktir…
Bir anda ıssızlaşmak ,kimseleri görmez olmaktır.
Köyün delisi,mahallenin enayisi,alemin abdalıdır.
Öylesine yalnız ,öylesine bir başına ,öylesine kimsesizdir aşık…
Ve aşk öylesine kalabalık…
Kendi dilini konuşur,kendi hayalleriyle ayakta kalır,kendi boşluğunu doldurur sigarasının dumanıyla.
Aşk hali yokluk halidir bir tarafıyla .
Herkes bir yerlere gitmiştir.Hiç bilmediğin yerlere.
Ne arayanı vardır aşığın ne de soranı.
Kimsesizliğine bir tek sinema perdeleri ortak olur.
Bir tek emirgan parkı sorar hatrını.
Bir tek sokak satıcılarının sesi duyulur aşığın odasında .
Kimsesizliğin yaydığı bir suskunluktur aşk.
Aşk derin bir kuyudur…
Kervanların uğramadığı yollarda kalmış bir kuyudur aşk…
Yusuf’un kuyusu…
Kaderin ta kendisidir…
Bir kuyunun karanlığında,bir kuyunun kuytuluğunda,bir kuyunun endişesinde umut etmektir,dua etmektir,yakarmaktır,beklemektir.
Kuyunun içinde bile susuzluk çekmektir.
Bir Beyoğlu gecesinin neon ışıklarla aydınlatılmaya çalışılan günahkar karanlığında kaybolmaktır aşk.
Kader neredeyse, orada olmak;kaybetmekse istenilen eyvallah diyebilme yeteneğidir.
Kuyunun ortasında belki de ölüme yakın durmaktır aşk.
Boğazı patlarcasına bağırmak,seslenmek,birilerini varlığından haberdar etmektir aşk.
Ben buradayım diyebilmektir,ben aşığım diyebilmektir,aşkını cümle aleme haykırabilmektir aşk.
Bir aşka düşmek,bir kuyuya düşmektir.
Kader ve aşk bir kuyuda birlikte yıllarca yaşayabilir.
Yeter ki insanın içindeki Yusuf yanı onu dımdızlak bırakıp gitmemiş olsun.
Yeter ki kuyu ,o kuyu olsun.
Aşk, bütün karanlıklara ve zamanlara karşı beklemeyi bilmenin ta kendisidir.
Nasıl olsa kader ,hep yanı başında ve olması gerekenin yanında yer alacaktır.
Aşk böyle tarifsiz bir alınyazısının ebcedidir….



ibrahim sadri

Painfully
01-06-2013, 05:53 PM
Uykusu kacmis kelimelerim...


Gecenin bilmem kaçıncı dilimi..
Dışarıda içine çektiğinde adeta çiğerleri donduracak bir soğuk..
Ve ben uykusu kaçmış kelimelerimi bir arada tutmanın teleşındayım..

Hep böyle olur nedense..
Önce sen düşersin düşüncelerime..
Sonra,ağlamaya başlayan kelimelerimin hıçkırıkları duyulur..

Kelimelerim var benim..
Durmadan..
Usanmadan,beyaz bir kelebeğin anlatıldığı sonsuz kelimlerim..
En kederli anlarımda geceye,parlak yıldızlar gibi düşlerimi..
Yalnızlığımı..
Ve çığlıklara bürünmüş sessizliğimi nakış nakış dokuyan..
Ve her biri sadece senin yokluğunun bana kattığı anlamları dile getiren kelimelerim var..

Kalemimden düşen her kelime titrek bir isyanın gölgesinde çaresizliği işliyor gecenin kalbine..
Sayfalar dolusu çaresizliğim ve yalnızlığım,satırlara keder yüklü gözyaşlarıyla iniyor..
Kelimelerim korkmuş ve üşümüş sanki..
Çaresiz,sessiz ama yinede asla sensiz değil..
Onlarda benim gibi bu gece..

Ve bir hiçliğin gölgesinde var olabilme savaşındayım..
Hep yok olmuş düşler ve kimsesiz üşüyüşler beni anlatır..
Ben biten bütün güzel aşk hikayelerinin lanetlenen rolü..
Yaşanan bütün güzel sevgilerin tek kötü karakteri..
Kimsesiz gecelerin sorumlusu..
Verilip tutulamamış sözlerin..
Geç kalınmışlığın acı bedeli..

Oysa sen...
Bembeyaz kanatlı bir melek..
Gökyüzünden döne döne düşen bir kartanesi..
(Ve Gökkuşaklarının en güzel renkleri arasında dudadığında bir gülümseme ile uçan bir kelebek.. )

Yazıyorum..
Kalemimi gözyaşı hokkasına batırıp batırıp durmadan yazıyorum..
Çünkü uykusu kaçmış kelimelerimin ancak böyle kapanır gözleri..

Painfully
01-06-2013, 05:53 PM
O'na De kİ...



Giderken beni de beraberinde götürdü. Ondan geride kalanları da ben kaldırdım. Resimler diğerlerine ait resimlerin hemen yanında duruyor. Şiir pek yazmamıştı zaten… Ama nafile, ondan henüz kurtulamadım. Yazdıkları yalnız bir kağıt parçasının üzerinde kalmış olsa da, okuduğumda sesi hala kulaklarımda yankılanıyor. Resimlerine ne zaman baksam gözkapakları kımıldıyor. Evde dolaşırken ayaklarıma anılar dolanıyor. Gülümsemesi duvardaki resimlerin üzerine takılı kalmış. Ne kadar uğraşsam çıkmıyor. Mavi koltukta hala sıcaklığı duruyor ve kimi zaman bir alelade tişört henüz onun kokusunu atmamışken elime geliveriyor. İşte o an deliriyorum. Panik içinde kendimi dipsiz bir kuyunun içinde çırpınırken buluyorum. Duvarlar üzerime geliyor, mavi koltuk beni içine çekiyor ve alelade bir tişört boğazıma düğüm üstüne düğüm atıyor. Şimdi yani o yokken, hayat gözüme batıyor. Ne güneşli günler, ne ihtiraslı insanlar, ne de ulvi amaçlar umrumda… Bir ben varım. Milyarlarca insan bir yanda, ben hemen
şurada, yalnızlar bulvarının köşe başındayım… Kanlı bir aşk muharebesinden sağ
kurtulan yaralı bir savaş artığıyım. Üstelik de onsuz… Yani eskisinden daha güçsüz, yani daha kırılgan, yani daha anlamsız.

Koca bir çukur dolmayı bekliyor.

Anlar, anılar o çukurun mezar taşları gibi başımda dikiliyor…

BİZ

O’na de ki;

Biz onunla bembeyaz yağan bir karın altında gece yarısı yürüyüşlerinde üşümeyen
ayak izleriydik. Yeşilliklere bakan bir pencerenin gerisiydik. Bir fenerin beklediği
kumsalda güneşe yüzünü veren çakıl taşları gibi gezerdik. Aynı marka iki araba gibiydik.
Kara kaplı, beyaz sayfalı bir defterde kağıt ile kalemin arasına giren yalnızlık şiiriydik.
Altın sarısı, maviliklerdik. Kahverengi derinliklerdik.

O zamanlar, adı şimdi pek de lazım olmayan, anılması yasaklanan yumuşak bir esintiydik…
o bir gözyaşıydı, başladı mı bir daha durdurulamayan. Ben bir umuttum, nereye gittiği
bilinmeyen buharlı bir trenin son vagonuna tutunmaya çabalayan.

Açıkcası biz onunla kendimizi diğerlerinden farklı hissederdik.

Şimdi o yokken, benim önümde kaçak, yaşanmamış bir yaz duruyor. Ve yazın en uzun günü,
benim gözüme uyku kaçıyor. Biz olmasak da, şimdilik ‘zaman’ benimle idare ediyor.


GECE

O’na de ki;

Geceleri uyumuyorum artık. Ağustos böcekleri refakatinde dalıyorum sessizliklere. Anlayacağı
en yakın dostum sabahlara uzanan bir zırıltı ya da kulaklarımda hala çınlayan ’seni seviyorum’
yüklü fısıltısı.

Gecelerin çok uzun olduğunu anladım ve şafak vakti o uyanırken ben daha yeni uykuya daldım.
O vakitler hayatın sınırlarıydı. Ve sınır boyu mayın tarlalarının yerini, tehlikeli sessizlikler alırdı.

Birbirine ulaşamayan yürekler, geceleri kendilerini ‘hiç bitmesin’ dedikleri uykulara vuruyor.
Onun dahil olmadığı bir hayatı yaşamak, artık oldukça ağır geliyor…


YALNIZIM…

O’na de ki;

Ben yalnız başıma yetmiyormuşum meğerse bana. Anlayacağı bir yön gerekiyor. Masanın
üzerinde duran yapayalnız pusula rotasız yolculukları çizmeye yetmiyor.

Yalnızlık özgürlüktü şimdi hayat ‘tecilli’ geçiyor. Ne garip, insan bazen iki kişiyken
de kendini çok yalnız hissedebiliyor. Oysa ben onunla yalnızlığı Erhan Bener romanlarından
fırlatılmış ‘tekil bir kahraman’ gibi yaşıyordum. Şimdi ise yalnızken aynalara bakamıyorum.
o varken ondan kaçıyordum, yanımda yokken ıssız sokaklarda başımı kaldıramıyorum. İtiraf etmesi
oldukça zor ama çoğu zaman yalnızlığı sevdiğim kadar, utanıyorum.

Varlığında kaçtığım yalnızlığıma, bugün sığınıyorum.


BEN İYİYİM

O’na de ki;

Her şeyi duyuyorum. Şimdi bana onu anlatıyorlar. Sanki başka bir insandan bahsediyorlar.
Ben mi büyük anlamlar yükleyerek tamamlamışım onu yoksa?

Öyle ise çok yanılmışım. Yaratırken bir masal prensesini çocuksu düşlerimde, kendimi ne kadar
iyi kandırmışım. Bunlar bir yana, duyduklarım kara harflerle yazılacak masumiyet tarihine.
Kirletilmiş bir sayfaya, kalın uçlu simsiyah kalemlerle. Bir Attilla İlhan şiiri gibi yazılanları
yalnızca yaşayanlar anlayacak. Şiirlerde bana yalnızca o anlatılacak.

Son vagonun bağlı olduğu tren çok geride kalacak. Hayatın karanlık bir ara istasyonunda
yapayalnız kalanlar, unutulmaya mahkum olacak.

O’na sor bakalım; En çok ne eksik kaldı, biliyor mu?

Benimkisi geç kalmış bir veda, ya da yanlış anlaşılmış bir aşka bir türlü konulamayan nokta,
nokta, nokta…

Bana pişman olacak kadar bile zaman tanımadı.

Biliyor mu?

Oysa her insan geriye dönüp baktığında ‘acaba?’ sorusunu sormak ister. Hata yapıp yapmadığını
ufak bir zaman aralığında tartışmak gereğini hisseder… İçinden çıkamayacağı durumlarda, bir
virgül aralığında ‘kaçma hakkını’ kullanmak için beyaz yalanlar söyler… Ben bunların hiçbirini
yapamadım. Yapacak zamanı bulamadım. Belki bu yüzden bu gün yalnızca ‘iyi olmuş’ diyebiliyorum.
Yanılmadığımı, hata yapmadığımı düşünebiliyorum. Beni e çok da işte bu yaralıyor. Bu kadar haklı
çıkmak insana pişman olma fırsatı tanımıyor. İnsan pişman olmayınca bir daha diyemiyor.

Niyetim af dilemek değil, affetmek hiç değil…

Benimkisi eski bir dosttan bir ‘hayat mahkumunun’ son istekleri o kadar.

Onun sesini duymak istemiyorum. Bir daha telefon etmeyeceğim. Yüzünü zaten görmüyorum, görmeyeceğim.
Bitip gidenlerin ardından üzülmesin, ben de üzülmeyeceğim.

O’na de ki;

Ben onu düşlerimde yaşatacağım. Sessizliğimde avaz avaz adını bağıracağım. Yıllar sonra bir
gün karşılaştığımızda, uzun uzun yüzüne bakarken, utanmayacağım. İzlerini taşıyan mezar taşı, baş köşemde
duruyor. Ama her ayrılık da unutmak anlamına gelmiyor. Gözlerim hala gözlerine değiyor, ellerim havada boşluğ
uzanan umutları yakalamaya çabalıyor. Mutlu değildim, mutlu değilim, belki de hiç olmadım, olmayacağım…
Merak etmesin, tersini düşünüp kendini üzmesin. Bu arada, o mutlu ise (yapacak bir şey yok) tebrik ederim.
Ama şunu da bilmesini isterim;
Bir gün, bir uyku arasında, rastlarsam ona, düşlerimde kendimi tutmayacağım.

O’ nu o kadar çok özledim ki...

Sarıldığımda ağlayacağım...

O’nun o güzel kalbini okşayacağım.

Painfully
01-06-2013, 05:53 PM
SıĞınTı ZamaNLaRıM.. !



[Only Registered Users Can See Links]


Senin haberin yoktu bir kalbi titrettiğinden.Yoksa vardıda ,bu kalp ağrıları zevk mi veriyordu sana.Ben, yalnızlığını dert etmeyen insanlarla tanışırken, sen ;aşk sunuyordun güzel gözlerinle.Ve birgün öyle bir bakmıştınki,bütün veresiye sevgilerim boğulmuştu gülüşlerinde...
İşte o zaman cesaret dolu kalbimin ,aslında yenik hatta korkak bir organ olduğunu anladım.Neden olduğum hatalarımı unuttum,hatalarımla sana sığınmama neden oldun.

Hep özlemle yaşar insan.Evet öyledir.Hayatı özleyenler ya mahkumlardır yada ölülerdir.Yaşamayı özlemek başkadır hayatla beraber.Belkide özgürlük adı altında sömürdüğüm sevgiler sana sığınmama bir nedendir.Sana sığıntılarımı yanlış anlama,bu hayatla yaşamanın değeridir.Gözlerini gördüğümde; sen bana bakmasan bile, çıtır çıtır kırılan kalbim,başka özlemleri arzulama engellidir.
Gözlerini yüceltmiyorum.Sadece yaşamayı özlediğim için çıkıyorum yanlızlık mezarından.Bu gösteri daha ne kadar sürer yada ne zaman biter en iyi sen biliyorsun.Bu sadece sana sığınmanın felsefesidir.

Almıyor aklım işte! Geriye dönüp baktığım aşkların hüzünleri vuruyor yüzüme.Sertçe.Sonra sana sığınıyor bedenim.Tutunuyorum gülüşlerine...

Sen anlıyorsun beni diye avutuyorum kendimi.Yoksa korkak ,kırık hatta yenik bir organın sadece atmaklamı görevli olduğunu anlatıyor duyarsızlığın.Belkide öyledir.Sana sığıntılarım,sadece benim için özeldir.
Evet;Senin haberin yoktu bir kalbi titrettiğinden.Yada vardıda bu ağrılar zevk veriyordu sana.Bu hasta yüreğin ,bir yaşama özlemi olduğunu ve o yaşamın seninle dolu bir hayat olduğunu gösteriyordu belirtiler.

Dedimya her insan özlemle yaşar.Benim hayatı özlememde ki sır, ölü canlılığımla gözlerinde dirilmek.Belki bana göstereceğin ilgi azaltacak ağrılarımı.Ne olur çaldığım gülüşünü alma gözlerimden.Anla sana sığıntılarımı...


alinti

Painfully
01-06-2013, 05:53 PM
HOŞÇAKAL...

Kapatamadık mazideki yaralarımızı
Yeni renkler yaratamadık dünyanın kirinde
Bu şiir sana
Birdaha asla...birdaha asla sen olmadan dönemem sana!
Bundan boyle ikimiz içinde hastet olsun,özlem olsun.
Hani anlatırdın ya en güzel düşlerini'hayatta en güzel düşlerin seninle olsun'.
Benimle yaşadıklarını unut yaşamadıklarını düşün!!!
üzülmüyorum.Seni kaybettim diye!zaten kazanmamiştir ki hiç bir aşk.
zaten hangi acı sonsuza dek sürmüş ki elbet benimkide biter...
birimiz ayakta kalmalıydı sadık kalmalıydı yeminlere,
bunu ben başardım canım ikimizin yerine...


alinti

Painfully
01-06-2013, 05:53 PM
Kurgular

Hani biliyorsun, hep bahsettiğim bir şarkı var.. Bir şarkı; aradığım, özlediğim, aslında nasıl, benim de bilmediğim.. İşte onu düşünüyorum bazen, hele yüreğime dokunan bir şarkı duyduğumda. "Bu, o mu acaba?" diye soruyorum kendime, korkak ve zavallı bir ruh haliyle. Korkak; çünkü ya o ise, bu kadar zaman, bu kadar hüzün sonrası ne olacak halim? Zavallı; çünkü ya o değilse, daha ne kadar zaman geçmesi gerekecek?

Bazen duyduğum bir şarkının, aradığım o şarkı olduğunu düşünüyorum ama her seferinde çatlak notalar veya detone bir vokal bozuyor her şeyi. "Hiç dinlememiş olsaydım" dedirtiyor insana. Öyle ki, acaba aramak mı hata, yoksa bulduğunu sanmak mı, onu bile bilemiyorum. Vazgeçeyim diyorum kendi kendime, ama insan kendinden vazgeçemiyor ki.. O etine batıp duran umut yok mu, kancasını derine saplamış, çıkarıp atamıyorsun içinden istesen bile. Çaresiz yürümeye devam ediyorsun ve aramaya, aradığını bilmeden, bulacağını ummadan..

Hani bir kez söylemiştim, "bu kadar zor mu olmalı bazı şeyler" diye sana.. Sen de bana kolay olursa kıymeti olmayacağını söylemiştin.. Aslında beni yanlış anlamıştın. Çünkü ben sadece "bazı" şeylerin kolay olmasını istemiştim, zaten diğer her şeyin zor olacağını biliyordum. Sadece bazı şeyler, belki küçük şeyler, ama insana devam etme gücü verecek minik, miniminnacık umut çiçekleri. Onlar bile bu kadar dikenli olmak zorunda mı? Olmalı mı?

Hatırlıyorum, hep ellerinin ne denli yaralı olduğunu söylerdin.. Ben de seni iyileştirmek istediğimi.. Belki de bir şarkı değil aradığım, ne dersin? Belki de.. Hani küçükken okuduğumuz çizgi romanlar vardı.. Sonunda ne olursa olsun iyi ve yürekli kahraman tüm kötüleri yener ve güzeller güzeli sevgilisini kurtarır. Ama ilginçtir ki, sevgilisi kahramanın gerçekte kim olduğunu bilmez hiç.. Aslında onu tanımaktadır ama kostümü ile değil, bir kahraman olarak değil. İşte belki de ben o kahraman olmak istiyorum, sen de o sevgilisin, sevgilimsin. Bir şarkı değil belki de aradığım, bir kahramanlık hikayesi. Şarkı sadece o hikayenin tamamlayıcısı.

Aslında düşünüyorum da, ne önemi var? Şarkıyı bulsam ne olacak? Veya o kahraman olabilsem? Tüm dünya dizlerinin üstüne çöküp bana selam mı verecek? Her şey olduğu gibi kalacak, yeni olanlar ise eskiyecek ve farklılığını yitirecek. İşte, ne kadar böyle düşünsem de o bahsettiğim umut çiçekleri yok mu.. "Peki ya bu sefer farklı olursa, farklı kalırsa; senin kalırsa" diye çınlatan kulaklarımı. İşte o çiçekleri seviyorum ben. Biliyorsun, ben küçük ihtimallerin adamıyım; en sevdiğim ihtimal %1 benim, çünkü en kıymetlisi o. Aradığım o küçük ihtimal sanırım. Veya ben ne aradığımı bilmiyorum.. Umut çiçekleri bile çoktan solmuş veya hiç varolmamış; her şeye hakim olan ne şarkı, ne kahraman ne de küçük ihtimal; aslında benim deliliğim.

Peki, sen benim deliliğim olur musun?


**alıntıdır**

Painfully
01-06-2013, 05:54 PM
BUGÜN


BUGÜN kendimle yeni bi barış antlaşması imzaladım
evet bugün yüreğimde adeta bahar temizliği yaptım
içimdeki bütün karamsar ve kötü duyguları çöpe bıraktım yani kini ve
öfkeyi...
sadece aşkı ve sevgiyi bıraktım inanıyorumki onlar bana hayatımın sonuna
kadar lazım olacak...
BUGÜN aynaya baktığımda kendimi ne kadar sevdiğimi farkettim
Evet ben beni seviyorum
doğrularımla yalnışlarımla
hatalarımla sevaplarımla
pişmanlıklarım ve mutluluklarımla
hayatıma ait herşeyle kendimi dahada çok seviyorum
BUGÜN hayatımdaki insanları dahada çok seviyor ve kabulleniyorum...
BUGÜN galiba büyüyorum..
ve herşeyi herkesi seviyorum


alıntı

Painfully
01-06-2013, 05:54 PM
Bir yalandır yaşanan;


Bir yalandır yaşanan;
Ne sen terke edip gittin, ne ben seni kendim gibi sevdim. Yalandır hepsi ... Yaşadıklarımız, güldüklerimiz, sevdamız, öfkemiz... yalandır her şey Zamansız bir rüyaydı hepsi bu. İlk önce ben uyandım, ama kıyamadım seni uyandırmaya, öyle inanmıştın ki bu rüyaya uyandıramadım yıkarak hayallerini... Yıllarca bir gün biteceğini bildiğim ama seni tek başına bırakmak istemediğim o rüyaya inandım durdum bende. Ve sonu geldi işte Gerçekler buz gibidir yar İnsanı en derin uykulardan bile uyandırır. Tıpkı senin uyandığın gibi, tıpkı benim uyandığım gibi... Aşk yaşandıkça çoğalır, ancak biter bir yerde bir gün. Çünkü aşka sadece kendisi yetmez. Aşkı yalnız bırakmak tüketir onu. Aşk vazgeçmezlerinden caymaktır. Eğer geriye dönüp bakarsan hele ki pişman olursan, aşk anlamını yitirir, aşk gücenir yar... İşte bu rüya bu yüzden kabusa döndü. Bizim aşkımız bize değil, kendisine bile yetmedi. Biz aşkımızı değil, bizi yalnız bıraktık aslında. Ve ilk ben uyandım, sonrada sen.. Şimdi yeni rüyalar bekliyor seni, dilerim kabus olmasın o inandığın uykular. Yolun açık olsun yar..


alıntı

Painfully
01-06-2013, 05:54 PM
SEVGININ KOKUSU





Dostum birden soruverdi:
Bir insanın mutlu olduğu nasıl anlaşılır?

Şöyle düşünmüş olmalıyım:
Bilmem gözlerinin parlaklığından, neşesinden, belki yüzüne vuran iç aydınlığından.

Dostum hepsini kabul eden ama yeterli bulmayan bir el işareti yaptı:
Bunlar doğrudur. Mutluluk saklanamaz. Mutluluk insanın içinden sızar,bir yerlere girer, orayı değiştirir.

Bir de kokusu vardır. Bilir misin mutluluk kokar. Mutluluğun kokusu mu? Doğrusu duymamıştım.

Dostum anlayışla baktı:
Doğrudur, duymamışsındır. İnsanlar pek farketmezler. Oysa, her ruh halinin kendine özgü bir kokusu vardır.

Eğer insanlar koku duygularını kaybetmeselerdi, bunları da bilirlerdi. Ama bir çok şey gibi bunu da kaybettiler. Yani, önceden biliyorlar mıydı?

Elbette, biliyorlardı. Bak hayvanların birbirleriyle iletişim kurmalarında koku nasıl önemli bir rol oynar...

Evet ama konuşamadıkları için... Dostum biraz sabırsız, sözümü kesti:

İnsanlar konuştukları için artık kokuya gerek duymuyorlar değil mi? Şimdi sen bana insanların konuştuklarını mı söylüyorsun? Artık yanıt vermiyordum. Dinlemeyi sürdürdüm.

Dostum:
Sen de biliyorsun ki insanlar gerçekte konuşmuyorlar. Konuşur gibi yapıyorlar. Öğrendikleri sözcükler var. Birbirlerine onları söylüyorlar.Gerçekte çok azı, çok az zaman için konuşuyor. Onlara da dikkat et, duygu sözcükleri yoktur. Birbirlerine söylemeleri gereken sözleri söylerler. Onun için de çoğunlukla birbirlerini dinlemezler. Gerçekte konuşmayan, gerçekte dinlemeyen insanlar iki önemli iletişim aracını da kaybettikleri için artık anlaşamıyorlar. Koku ve dokunma. İşte gerçek iletisimin iki yolu. İnsanlar ikisini de unuttu. Onu biraz kışkırtmayı denedim.

Şimdi insanların birbirlerini koklamalarını mı söylüyorsun?

Umutsuz ve kırgın bir bakışla baktı:
Keşke ne dediğimi anlasalardı da söyleseydim. Koklamak, öyle incelikli bir duygudur ki, bugünün insanına öğretilmesi gerekir. Zavallı koku alma duygumuz. Öylesine kötü kokularla bozuldu ki, yeniden eğitilmesi gerekiyor. Biliyor musun, insanlar insan kokusunu bile alamıyor. Bir kadının kokusu. Bir erkeğin kokusu. Çocuğun kokusu. Yaşlı insanın kokusu. Umudun kokusu. Bezginliğin kokusu. Hayata kırılmanın kokusu. Mutluluğun kokusu. İnsanlar bütün bunları unuttular. Dokunma da öyle insanlar bunu da unuttu. Bir elin el üstüne konması. Bir omuzun omuza dayanması. Bir sırtın sırta dayanması. Ayakların birbirine sarılması. Bedensel dokunma. Unuttuğumuz ne çok şey var...

Günümüz insanını savunmak istedim:
Ama sözcükler var, yazı var. Belki o yüzden unutmuşuzdur.

Dostum biraz dalgınlaştı:
Evet yalanların aracı sözler, yalanların aracı yazılar. Bir türlü içimizden geleni söylemeyi, yazmayı bilemediğimiz için yalanlarımızın aracı olanlar. Beden yalan söylemez, dokunuşun yalan söylemez. Bunlar gerçekleri iletir. Sadece gerçekleri...

Parfüm dünyasının gerçek bir uzmanı şunları söylemişti:
Parfümler doğanın verdiklerine insan ustalığının katılmasının ürünüdür, ama hiçbir parfüm kadın tenine değmeden gerçek bir koku değildir. Parfüme kişiliğini veren, kadının özel ten kokusudur. Onun içinde parfüm her kadında birbirinden farklı özellikler kazanır. Parfüm sürmenin ustalığı, bu karışımın oluşmasına yardımcı olacak ölçüde biçimde sürmeyi bilmektir. Böyle sürülmediği zaman kadın sadece parfüm kokar, ama sürmesini bilen kadının kendisi kokar. Önemli olan da parfüm değil, kadının özel kokusudur. Bu özel kokuyu kadının giydiği eşyaların durduğu gardropta, çamaşırlarında, özel yerlerinde bulabilirsiniz. Dikkat edin özel kokusunu tanımadığınız hiç bir kadını gerçekte tanımış sayılmazsınız. Ne yazık ki insanın kokusuna önem vermeyi bilmiyoruz. Sonra bir gün
“mutluluğun kokusunu”
tanıyacaksınız. Tenin hafifçe pembeleştiğini göreceksiniz. Güneşin ilk ışıklarına eşlik eden tozpembedir bu. Mutluluğun biraz utangaç, biraz ürkek, biraz çekingen başlayan, ama sonra cesaretle yayılan, güç veren, kendini duyuran özel pembesi. Bu pembeliğin üzerine dikkatle bakacaksınız. Orada buğulu bir nemlenme göreceksiniz. Hep uçan, hep havaya karışan, hep yenilenen üçücü bir nemlenme. Görenlere
“Sende bir şey var, aşıksın galiba”
dedirten bir bahar tazeliği, filiz tadı... Yaklaşın o tene. Yaklaşın ve mutluluğun kokusunu duyun. Birbiriyle uyum içinde binlerce kokunun süzülmüş kokusunu duyun. Pembeden eflatuna, deniz mavisinden güneş sarısına değişen gökkuşağı renklerindeki özel kokuyu. İnsanı rahatlatan, dinlendiren, coşturan, kıpırdatan, susturan, konuşturan mutluluk kokusununu duyun. Dünyanın en güzel kokusu budur. Bebeğin annesinden aldığı koku budur. Annenin bebeğinden aldığı koku budur. Seven insanın sevilen insandan aldığı koku budur. Ama bu koku kendiliğinden olmuyor. Buna emek vermek gerekiyor. Sabahların, gecelerin, gün ışıklarının birbirine karışması gerekiyor. Umutsuz günlerde, umutlu günlerde birbirinin değerini bilmek gerekiyor. Mutluluk kokusu dağlarda, ırmaklarda değil. Bu koku yalnız insanda. İnsanın insan da yarattığı koku bu. İnsanı insan kılmanın kokusu. Sevginin kokusu. Güvenin kokusu.

“İYİ Kİ VARSIN”ın kokusu.
“Keşke şimdi yanımda olsaydın”ın kokusu.
“SENİ SEVİYORUM”un kokusu.
“Beni seviyorum”un kokusu.

Bir gün mutluluğun kokusunu tanıyacaksınız. O zaman daha da mutlu olacaksınız, biliyorum.


"alıntı"

Painfully
01-06-2013, 05:54 PM
Yanılmışım

gecekondu değerinde olan seni kendi ellerimle bir gökdelen yapmışım.

ama ters bir rüzgarda yıkılmış gökdelen

yapılan araştırmalardan sonra temelinin çürük oduğu ortaya çıkmış.

yanılmışım.

sen hep gecekondu olarak kalmalıymışın...




adi bir kumaş değerinde olan seni bulunmaz hint kumaşı zannetmişim

hint kumaşı diye zannettiğim şeyden ne elbiseler çıkarmışım

ama en ufak bir düşmede yırtılmış elbiseler

tekrar göz geçirdiğimde kalitesiz bir kumaş olduğunu görmüşüm

yanılmışım

sen adi bir kumaş parçası olarak kalmalıymışın...




sıradan bir insan olan sana kendi ellerimle aşık olmuşum

sıradan gözlere sahip olansen için ne hayaller kurmuşum

ama en ufak bir ayrılıkta unutulmuş gözlerin

yanılmışım

sen benim için sıradan bir insan olarak kalmalıymışın

Painfully
01-06-2013, 05:55 PM
Sana veda etmek istiyorum.


Sana veda etmek istiyorum.
Tüm ve o son sözünün ardında.
Sana veda etmek istiyorum.
Daha fazla kendime kızmak istemiyorum.
Sana veda etmek istiyorum.
Herkes arkamdan çığlıklarla 'Geri dön,gitme'...
Diye bağırırken,
Ve ben,tüm varımla yoğumla
Sana doğru aptalca yürürken...
Ve buna rağmen,
O 'son sözünü' duymuşken,
Sana veda etmek istiyorum.
Bir gününü bile aslında asla haketmediğin,
Günlerimi ve tüm benliğimi senden alarak.
Sana veda etmek istiyorum.
Arkama bir sanise bile bakmadan.
Fütursuzca çekip gitmek istiyorum.
Bu savaş yerinden.
Sana veda etmek istiyorum.
Sözlerine her inanmayı düşündüğüm,
O anları tüm ruhumdan ve belleğimden
Kazıyıp,söküp,fırlatmak istiyorum.
Sana veda etmek istiyorum.
Bana yaşattığın tüm hayal kırıklıkları için...
Canının yanmasını istiyorum.
Ve canının yanmasını tekrar öylesine istiyorum ki,
O 'son sözün' için.
Sana veda etmek istiyorum.
Belleğimde seninle geçen,
Her bir saniseyi,yalanlarını,
O umursamaz tavrını,sigaranı,çok sevdiğin türkülerle,
O saz sesinin benden sonsuza kadar çekip gitmesini isteyerek.
Sana veda etmek istiyorum.
Yitirilmiş kelimelerimin,
Sesini bir türlü duyuramamış sözlerimin,
Canını daha fazla yakmadan.
Bitmiş sözlerime,
Yeni birisini daha eklemeden.
Upuzun süren ve yankısıyla seni ağlatabilecek,
Bir sessizlikle,geçip gitmek istiyorum.
O kapıdan.
Sana veda etmek istiyorum.
Artık kendi canımı daha fazla yakmadan,
Seni beklemeden,
Seni bir tek an daha düşünmeden,
Sana veda etmek istiyorum.
Hani o nefret ettiğin buz gibi bir soğukla,
Ve canının her milimini,her sanise daha fazla acıtacak
Bir ayazla...
Ve o kadının o çok sevdiğim şarkılarından birinin eşliğinde...
Sana veda etmek istiyorum.
Bir daha asla yokluğunu hatırlamayı istemeyerek.
Seni unutmak istemiyorum,
Çünkü biliyorum ki;
Unutmak,ansızın hatırlamaya söz vermek esasında.
Bu yüzden;
Sana veda etmek istiyorum.
Seni yaşamımda kendi kendini öldürdüğün gibi,
Bir kez daha kendi ellerimde yoketmek istiyorum.
Hiç olmamışsın gibi.
Sana veda etmek istiyorum.
Belki bir çizik atmak ve kanatmak bu ruhumu
Ama,
Yinede olsun.
En azından artık senin daha fazla kanatmana izin vermeyerek.
Sana veda etmek istiyorum.
Yaşamıma bir daha girmeyi düşünmemen için dualar ederek,
Artık pişman olmanı da istemiyorum,
Ve artık af dilemeni de,
Hiçbirşey istemiyorum artık.
Benden uzak olmanı
Ama;
Bu gerçeği hatırlamayı asla istememekten başka...
Ve artık mutlu olmanı da istemiyorum.
O son alçakça ve haksızca savurduğun sözünden sonra.
Kendime hep şaşırdım,
Yaptığın onca şeye rağmen
Sana nasıl nefretsizim diye.
Ama artık öyle değil.
İnan;artık nefret duyuyorum.
Hem de öylesine derinden ki...
Ama bunu da istemiyorum.
Sana ait olan hiçbirşeyi istemediğim gibi.
Sana veda etmek istiyorum.
Bende ilelebet ölmeni istiyorum.
Biraz,ne kadar asla haketmesende;
Yas tutup,mezarının başında
Sonra aniden kalkıp,
Son bir kez daha bakmadan sana,
Çekip gitmek istiyorum olmayan varlığından.
Sana veda etmek istiyorum.
Şu zamana kadar ettiğim tüm vedalardan
Daha çok acıtanıyla,
Sana veda etmek istiyorum.
'Geri dön'... diye için için haykırışlarınla,
Canını derinden yaktığımı görmenin huzuruyla,
Tıpkı senin de o son sözünle
Canımı derinden yaktığın gibi...
Sana veda etmek istiyorum.
Tek bir ışık huzmesine ihtiyacın olduğu
Karanlıklarda.
Sana veda etmek istiyorum.
Bu vedanın sonsuza kadar sürmesini dileyerek,
Tek bir gözyaşımı akıtmadan.
Ve sana veda etmek istiyorum.
Seni öylece olduğun yerde
Sırılsıklam yağan,
Ve ben sana veda etsemde
İnadına onların sana asla etmeyeceği,
'O' yağmurda,
'O' yağmurla...
Öylesine,
Tek başına bırakarak.
Sana veda etmek istiyorum.
Sana veda.
Elveda...

Painfully
01-06-2013, 05:55 PM
Kendi dünyamı zindan ettin bana...

Kendi dünyamı zindan ettin bana...

Zalim bir gardiyan gibi kapattın demir kapıları üzerime.

Şimdi nefretle bakıyorum parmaklıklar arasından,

Bir zamanlar bakmaya kıyamadığım yüzüne...

Etrafım nice sevda mahkumuyla dolu artık; kime baksam kimi görsem hep kederli.

Beni hapsettiğin bu uzak dünyada herkes bana benziyor, hepsinin yüzü tanıdık...

Kime sorsam neden burada olduğunu, insanlardan kaçtığını söylüyor; sonra düşünüyorum, demek sandığım kadar yalnız değilim bu dünyada...

Benim gibi insanlardan kaçıp, kendini bir çok benzer kaçakların arasına atan, acılarını sineye çeken, yalnız kaderiyle bir başına kalmak isteyen, yalnızlığını ve inzivasını bir hücre misali bir yerlerde yaşayan yüzlerce insan var...

Hepsinin hikayesi farklı, ama sebebi hep aynı...

Hepsinin kendi dünyalarını zindan eden başka insanlar var uzaklarda bir yerlerde...

Sense; kendi dünyamı zindan ettin bana.

Acımasız bir gardiyandan farkın yok gözümde,

Mecburum boyun eğmeye işkencelerine; mecburum ve tutsağım sineye çektiğim sevgime...

Ve her defasında kalbimi hançerlediğin nefretine...

Şimdi, kendimi hapsettiğim, beni hapsettiğin bu hücrenin penceresinden baktığımda; masmavi, dalgalı ve sonu olmayan bir deniz görüyorum.

Her şeyin bir sonu vardır ya, benim gördüğüm bu engin denizin bir sonu yok...

Tıpkı senin ve benim bir sonumuz olmadığı ve olamayacağı gibi.

O denize her baktığımda, kendilerini acımasızca ve özgürce bırakan insanlar geliyor aklıma.

O insanları düşündükçe, gerçek özgürlüğün ne demek olduğunu anlıyorum.
Beni hapsettiğin bu soğuk hücreden, bir gün dalgalara atlayarak çıkacağım, biliyorum.

Ve sonra, özgürlüğümü, ruhumu, kalbimi benden alıp, yine bana hükmedecek, hüküm giydirecek ve beni tekrar başka bir hücreye atacak başka bir zalim bulacağım.

Yaşamım hep tutsaklık yaşayarak geçti, birilerinin sevgisine, ilgisine, şefkatine esir olarak...

Ve ben bu tutsaklığı hep içimde yaşadım, nereye gitsem benimle geldi; dışarıda özgürce akan dalgalara inat...

Şimdi bir ben varım soğuk hücremin içinde,

Bir de sen varsın, parmaklıkların ötesinde...

Sana baktıkça tutsaklığıma olan tutsaklığımı hatırlıyorum.

Tutsaklığımı hatırladıkça, kaçışlarla, uzaklaşmalarla, inzivalarla geçen ömrüme isyan ediyorum.

İsyan ettikçe, kalbimdeki boşluk büyüyor, yüreğimdeki acıyla haykırıyorum.

Haykırdıkça, susmamı, sakin olmamı söyleyen; bana kendi elleriyle işkenceler yapan o zalim gardiyanı görüyorum...

"Ne yaptım ben sana?" demiştin, o acımasız yüzünü en son gördüğümde;

Daha ne yapacaktın?

Kendi dünyamı zindan ettin bana..

Painfully
01-06-2013, 05:55 PM
Kaç Asır Daha?

Sensizlik bir şarkı olup çıkıtığında ve sen düştüğünde aklıma,kelimelerim sana koştu sevgili...

KaÇ aSıR oLdu BöyLe BekLeyeLi seNi?


Kaç zaman oldu görmeyeli yüzünü…
Yar;
Söylesene kelimelerini dayadığında boğazıma
Ve...
Nefesimi kesip şah damarımdan vurduğundan beri beni,
Kaç asır geçti zaman ve kaç an daha yitip gitti zamansızlıkta?

Mevsimlerden neydi okşadığında yüreğimi,
Ne zaman ekmiştin sevda tohumlarını toprağıma?
Ve hangi vakit erozyona uğrattın bir anda benliğimi?
Kaç zaman oldu sevdiğim…
Söylesene,
Kaç zamandır gidişini tekrar tekrar canlandırıyor,
Ve kaç zamandır bu acıyı çekiyor benliğim.

Ne çok özledim seni bilsen,
Ne çok kokun geliyor burnuma
Ve hala, kestiğin yerden nasıl da oluk oluk kan akıyor durmadan...

Bilsen ne çok yanıyor canım.
Sevdiğim,
Bilsen...
Ah bilsen,
Bir bilsen!



Gidişinin ardından pek geçmediğini söylüyor, tanıyanlar beni.
Ve bilenler zamana bırak diyor her şeyi!

Zaman seninle vardı sevgili,
Ve sensizlikte geçmiyor, bilmiyor onlar...
Oysa tüm zamanlarıma hükümdar olmuşsun da sen,
Sensizlikte akmıyor günler...
Ve sensizlik,
Tekrar tekrar gidişinin görüntüleri canlandırıyor gözlerimde...

Yalnızlığın sensizlik olduğunu öğrenmemin üstünden kaç zaman geçti yar?
Söylesene,
Kaç zamandır yalnızlığın gerçek anlamını bilir oldu yüreğim?
Yada...
Sen kazıyıp gitmişken ismini kocaman bir boşluk bırakarak içime...
Canımı acıtan bir kimsesizlik çökmüşken yüreğimin orta yerine.

Kaç asır geçmesi gerek,
Onarması için ruhumun kendini?


Ruhuma düşen,
O derin korkuyu nasıl yok edebilirim yada...
Yada sözlerin ,
O şahdamarımı kesip parça parça eden yüreğimi...
Hani beni,
Bir anda sevda tohumlarını ektiğin toprağıma canlı canlı gömen…

O sözlerin hangi vakit silinir aklımdan.

Ne çok soru soruyorum değil mi, bu kadar zamanın ardından?
Gidiyorum derken bana, suskunlaşan ve hiçbir şey söyleyemeyen yüreğim,
Şimdi nasılda bir bir sıralıyor tüm cevapsız bırakılmış soruları.


Sensizlik içime işlediğindendir belki.
Belki de yeni yeni anlayabilmesidir ruhumun gidişini.
Giderken şaka yaptığının düşüncesiyle avutuşunun son bulmasıdır yada kim bilir
Belki de...
Belki de içimde patlayan volkanların nefes alamaz hale getirmesidir beni...


Susturmaya çalışma yüreğimi...
İstersen dinleme ama ilk kez konuşmaya başlamışken ruhum...
Susturma beni!


Hem bak, yine de neden demiyorum yar?
Neden gittin sorularını yöneltmiyorum sana!
Bir açıklama da beklemiyorum gidişine kondurman için.
Sadece kaç zaman oldu bilmek istiyorum.
Kaç zaman önce, yüreğimden koparıp yüreğini;
Başka bir gönüle kondurdun hiç sormadan bana!
Yada, sormanı beklerken;
Hangi gizli köşede, sığdırdın ikinci bir aşkı gönlüne?
Neden demiyorum...

Sadece merak ediyorum!


Tüm bunlar olalı, kaç asır geçti ömürden?

Yada...

Ömür dediğimiz şey,
Asır devirir mi ağaçlar misali?

Hadi yar susma!
Gidişinin ardından,
Susan yüreğim gibi
Susma sende şimdi?



Sensizlik kaç zamandır yanı başımda bir çocuk misali...
Sensizlik kaç zamandır dost olmuş gönlüme söyle,
Söyle bana n’olur…

Hangi anlarda kaldı sevdamız,
Hangi anlarda katlettik onu elbirliğiyle de;
Bana sevdamın kanayan yanı
Sana ise hiçbir şey kalmadı geriye?


Kaç zaman oldu görmeyeli yüzünü,
Yar,
Söylesene kelimelerini dayadığında boğazıma
Ve...
Nefesimi kesip şah damarımdan vurduğundan beri beni,
Kaç asır geçti zaman ve kaç an daha yitip gitti zamansızlıkta...


Sende bilmiyorsun belki de...
Belki de benim unuttuklarımı,
Sen hiç bilmedin kim bilir.
Sorularımı yöneltirken sana,
Cevap vermeyeceğini bilsem bile dökmek istedim içimdeki zehiri!


Sahi, kaç mevsimdir böyle zehrin kurutuyor beni?



Sormadım say...
Sormadım farzet sevgili!

Farzet ki bir deprem oldu ve yitip gitti ruhum.
Yitip giderken kırık bir sevda bıraktı sana!
Şimdi o sevdanın esintileri geliyor kulağına.
Sevdamın sessiz çığlıkları yankılanıp havada seni buluyor farzet.

Ve umursama!
Tıpkı giderken sebepsiz,
Umursamadığın gibi sevdamı...



Gözlerimden huzur okunurdu, olduğun vakitlerde...
Bilemezsin yüreğim nasıl gülümserdi sevdiğim.
Ve yine bilemezsin nasılda soldu gözlerim...
Gözlerimde yağmur bulutları dolaşıyor
Ve yüreğimde hüküm sürüyor çöl rüzgarları...

Sen gittiğinden beri,
Evet sevgili...
Sen gittiğinden beri,
Kelimelerim acı veriyor...


Sahi, kaç asır daha sürecek bu acı?

alıntı

Painfully
01-06-2013, 05:55 PM
NasıL girdik birbirimizin aklına


[Only Registered Users Can See Links]


Nasil girdik birbirimizin aklina?
Carpistik mi? Hayir.Yildirim carpmasi miydi?
Yok canim! Sen zaten paratoner gibiydin, benim firtinalarim ise cok basKa
kalplerin cografyalarinda esiyordu.

Tanistik, birbirimizi tanidik mi?
Tanistigimiz pek soylenemez, birbirimizi tanidigimiz ise hic soylenemez…

Yavas yavas birbirimize alistigimiz icin mi oldu butun bunlar?
Hayir. Bir turlu alisamadik birbirimize.Sen hâlâ irkiliyorsun!
Ben hâlâ laflarimi karistiriyorum…Dogrusu su ki, birbirimizin yanindan gelip gecerken, ne olduysa oldu iste,
takildik,
hatta yapistik sanki…Senin sozlerin kaldi bende, benim gozlerim sende…
Senin basini one egisin, gulusun, onca kalabalik icinde kendi basinaligin iz
birakti bende…
Benim bakislarim kaldi sende…
Senin yuruyusun, benim durusum…Iki de bir cikan bir kopca gibi, ikide bir acilan citcit gibi
Bir baglandik, bir koptuk; bir takildik, bir ayrildik.
Her ayrilista kimselerin anlayamadigi, isitemedigi kucuk bir “cit” sesi
cikti belki.
Ama o her “cit” kemiklerimiz kiriliyormus gibi aci veriyordu…

Ayrilik dedigim, oyle melodram sahneleri degil elbette.
Kalpte bir sizinti, esirgen mi? bir bakis ve inatci bir suskunluktu bizim
icin ayrilik…
En beteri ise davranis dilimize dokulmus inkâr ve reddetmeydi…
Anlayamadik gitti bunu.

Basimiza gelen bu tuhaf seyi yok saydik;
Gulduk gectik bazen, baska seylere yorduk.
Uzerine gitmedik.
Ama uzerinden de gecemedik iste!

Birbirimizden ayri, kendi hayatlarimizin irmaginda akip durduk.
Asklar, acilar yasadik; sevdik, sevildik, sevindik, uzulduk.
Yine de benim aklimin kuytusunda hep sen vardin, senin aklinin kuytusunda
hep ben…

Sen hep ortalarda gorunmemi istedin, ben de seni hep gorebilmeyi…

Birbirimiz icin “deniz feneri” gibiyiz artik.
IsIklarin yanmadiginda kotu oluyorum.
Isigimi goremediginde telasa kapiliyorsun.

Biliyorum, biliyorum.
Ve kayaliklara carpmadan yol alabilmek icin,
bundan boyle birbirimizin iyice uzagindan gececegimizi de biliyorum…

alıntı

Painfully
01-06-2013, 05:55 PM
Merhaba ey aşk


Hayatımı o kadar uzun zamandır görmüyordun ki…Belki de anlamamı istemiştin bir şeyleri…onu sevmemi onu her şeyiyle özlememi istemiştin belki de…sonra karşıma çıktın evet mavili gökyüzünün meşhur çiçeği…ey yar…

Mevsimlerin en güzeli bahar konulu yarim…eski ülkelerin kahramanları kanım her şeyim.seni öyle çok seviyorum ki seni öyle çok özlüyorum ki…ben benden geçtim…sensizken dünyam karanlık hem de kapkaranlık ey yar…sevdiğim aşık olduğum yar…

Seni öyle çok özledim ki…Sen değimliydin hiç ayrılmayacağız diye diller döken sen değil miydin ben de seni seviyorum diyen…nerde bu sözler nerde bahar kokulu yarim…

Ey aşk dünyama en güzel halinle geldin hoş geldin sefalar getirdin…Fakat arkadan gelen mutsuzluğa kedere hüzne gözyaşına söyle onları istemeyim hayatımda onların yeri yok kanımla ben aramda. Sen tek gel olmaz mı ey gökyüzünün en nadide yıldızı ey aşk söyle olmaz mı?

Geldin mi ey aşk hoş geldin dünyama

Painfully
01-06-2013, 05:55 PM
İçinde yaşattığını özlermi insan??
,

Gittin….
Ben seni özledimmi bilmiyorum…
İçinde yaşattığını özlermi insan??
Birlikte yaşadığını
Nefesini içine çektiğini
Birlikte ağlayıp birlikte güldüğünü
Her gece yatmadan iyi geceler dileyerek öptüğünü
Özlermii insan???
Hala tenimi teninde hissettiğini
Her şarkıda sesini dinlediğinigözlerini kapatmadanda hayalini görebildiğini
Özlermi insan??
Ne kadar özleyebilirki baktığı heryerde onu görüyorsa
Ne kadar hasret kalır dokunduğu her tende onun sıcaklığını duyuyorsa
Nasıl mutsuz uyanır her sabaha her uyanışında gözlerine doğuyorsa
Ne kadar özler insan canında candan öte o yaşıyorsa
Ne kadar haykırabilirim sensizim diye
Aynada baktığım yüzümde gözbebeklerimde hala adın okunuyorsa
Kalbim hala sen sen diye çarpıyorsa
Ve her esen meltem hala kulağıma beni sevdiğini fısıldıyorsa
İnanmamki ben içim bu kadar senle doluyken adının sensizlik olduğuna…
Kabuslarla uyandığım gecede beni hala sen avutuyorken
Hayalmi gerçekmi ayırt edemediğim kollarınla şefkatinle sarıyorken
Kulağıma geçti bebeğim yanındayım diye fısıldıyorken
İnanmam inanamam gittiğine terim bile hala sen kokuyorken
Gülüp geçerim ancak o gitti diyenlere
Sen bendesin birtanem ihtiyacım yokki tesellilere
Baksalar anlayacaklarsen varsın gözbebeklerimde
Ah bir dokunsalar hissedeceklerki sıcaklığın hep ellerimde
Bilmiyorlar bilmesinler nasıl taptazesin yüreğimde
Ben sensizliği yazamam sevdiğim ben sensiz değilim
Daha dün gece birlikte seyretmedikmi mehtabı seninle
Sen değilmiydin ay ışığını gördüm diyen gözlerinde
Sonra birlikte uyumadıkmı gün doğarken sımsıkı sarılarak yorgun düşmüş bedenlerimizde
Yooo yoo hayalin olamaz sevdiğim o sendin
Her zaman ki gibi ben senin sende benimdin
Varsın seni gitti sansınlar
Islak gözlerle ardından dualar okusunlar
Ne olurki üzerini bir avuç toprakla kapatsınlar
Ne istiyorlarsa onu yapsınlar
Ama asla asla bendeki SANA dokunmasınlarrr…

alıntı

Painfully
01-06-2013, 05:56 PM
[Only Registered Users Can See Links]

Painfully
01-06-2013, 05:56 PM
Hatırla


Hatırla ;en hoşuna giden hitap şekli hangisi?..
Sana en çok ne denmesinden hoşlanıyorsun, hangi kelime ile çağırılmaktan mennun oluyorsun ?
Biliyorsun değil mi ; seni en iyi tanıyan benim! ..
Şimdi bu satırların üzerini karala, aşağıdaki boşluğa “ şifreni açan” harfleri sırala ki ,
bu özel mektup, en güzel mektup olsun...

Bugün içinde ne kaynıyor ki böyle ; gözlerinden yıldızlar akıyor?
Mutlu olmanı sağlayacak bir sebep düşün ve onu bana söyle...
Duymak istiyorum Bu herhangi bir şey olabilir.Okumayı öğrenmiş olamak...
Bu “mektubu” elde edebilmiş olmak...
Görebiliyor,duyabiliyor,anlayabiliyor olmak...
Sevebiliyor olmak.
Sevebildiğin için aşığım sana.
Aşk nedir sence ?
Bir ucu benim diğer ucu senin yüreğine zamklı gökkuşağı mı ?
Harikasın... Bu mükemmel bir izahtı.
Ah şu an birde aynaların göstermekten aciz olduğu;”yıldızların dansını “ görebilseydin kendi gözlerinde...
İnan görebiliyorum pırıltılarını...İnan seviyorum sevme şeklini....
Ve inan ki yüreğinde zamklı gökkuşağının öbür ucu benim yüreğimde... Düşünsene; neden beni en iyi sen anlıyorsun?
Bu anlamak sadece sana yazdığımı hissettiğin an başladı değil mi ?

Her satırım gökkuşağının bir başka renginde...
Bu renklere sımsıkı sarıl ve bil ki; sen ucunu bırakmadığın sürece havaya savrulmayacak gökkuşağımız!..
Sevgi dolu ol her zaman bugünkü gibi....
Bu doluluk sana güç verecek.
”Sevgi “ li olduğunda da problemlerle toslaşacaksın elbette...
Ama önemsemeyeceksin onları..
Sevgi, yaralarının hemen onarılmasına yardım eden panzehir !..

Fakat sevginin asıl çalışma şekli, sana önüne çıkan engelleri umursatmamak değil;
başka geçiş yollarının da olabileceğine inanç ve bu yolları bulabilmen için enerji veriyor olması..
Bunun için böyle sevmeğe değer... ve... sevdiğin zaman yalnız olmadığını biliyorsun....
Bir ucu sende olan gökkuşağı yumaklarını fırlatıyorsun uzaklara... Onlar gdip yapışacakları yüreklerle buluşuyorlar.
İşte bu gökkuşaklarından akıyor sevgiler.
Yalnızlık bitiyor,bezginlik bitiyor.
Ne yap biliyor musun ?

Benim yaptığımı yap; Avucuna dola bir gökkuşağını ve gücünün yettiği uzaklığa fırlat...
Sevgiler; kendilerine akabilecek yeni yollar bulsun.




alıntı

Painfully
01-06-2013, 05:56 PM
Terkedildiğim şehri terkediyorum...



[Only Registered Users Can See Links]

Terkedildiğim şehri terkediyorum. Senin haberin bile olmayacak bundan biliyorum. Oysa ben çok üzüleceğim.



Otobüs camından gördüğüm ışıklar arasında seni seçeceğim. Özlemle bakacağım öylesine. Dokunacağım cama şefkatle ve en sevdiğin şekilde. Sonra kaybolacaksın gözden. İradem dışında ve herzaman ki gibi.



Ben sana benziyor diye önümde oturan kişiye ilgi göstereceğim. Ama o senin kadar sevmeyecek beni. Üzüleceğim. Ama senin haberin bile olmayacak. Ben bunun için de üzüleceğim.



“Kolay değil iki kişilik hüznü taşıyan bir bedende yaşamak. Hakkını vermeli hayatın” diyeceğim içimden. Kimse duymayacak.



Otobüs beni o şehirden karanlık diyarlara götürürken sen şehrin ışıkları arasında kalacaksın. Dudaklarında bana ait olmayan öpücüklerle ve kalabalıklarda. Yıllar önce bana reva görüleni bu defa ben kendime reva göreceğim. Terkedeceğim bu şehri. Ve sonra üzüleceğim. Belki haberin bile olmayacak.



Soğuk cama dayarken başımı, tenini yoklayacağım üşüyen kulaklarımda. Sonra bir uykuya dalacağım. Rüyamda ikimizi göreceğim. Sevineceğim.



“Birşey içer misiniz?” sorusuyla irkileceğim. Rüyanın en tatlı yerinde kaldırılmanın siniri ile “hayır” diyeceğim. Aklıma beraber yaptığımız otobüs yolculukları gelecek. Hani uyur gibi yapıp da sabaha kadar sessizce uyanık kaldığımız.



Sonra seni daha az düşünmek için uyuyacağım. İnmek için hareketlenen insanların gürültüsüyle bir sonraki dinlenme tesisinde uyanacağım. Lavaboya gidip o çok beğendiğin yüzümü avuç dolusu sularla yıkacağım. Aynadaki görüntüyü acıyan bakışlarla uzun uzun seyredeceğim. Bana garip garip bakan insanları önemsemeden -ki bilirsin ne çok önemserim başkalarının hakkımda ne düşündüğünü-.



Sonra koltuğuma geçip sana bir mesaj yazacağım. Biraz sevgi, biraz sitem dolu. Ama bunu da diğerleri gibi yollamadan sileceğim. Üzüleceğim. Bundan hiçbir vakit haberin olmayacak.



Elimdeki kitabın yere düştüğünü bile farketmeyeceğim. Üşümüş ve herbiryanı tutuşmuş yorgun bedenimle başka bir şehrin sabahında taze bir güneşle uyanacağım.

Painfully
01-06-2013, 05:56 PM
.`*`.zaman Mutluluk Zamani Sevgİlİ.`*`.nerdesİn.`*`.


Kendi başımayım. Hep de öyle değil miydi? 'yanında yapayalnızım', dediğinde anlamalıydım, yalnız olduğumu. Suskunluğumun bana tuzak olacağını bilemezdim. 'Sen başkasın', demiştin. Neden, neden başkayım ben? Ne yaptım da bu karar verildi benim hakkımda?

İlk zamanlar özel hissetmeme sebep olan bu başkalık geldi oturdu hayatımın baş köşesine ve ilk işi seni alıp götürmek oldu. Her ne kadar başkalarına benzememem hoşuna gitse de aslında sen de diğerleri gibi olmamı bekliyor, onların ışıltılı hayatlarını özlüyor, onlara özeniyordun.


Sadece seninle hayata karışan beni, dostlarınla tanıştırman hep hayal kırıklığı oldu senin için. Merhabalardan kaçan, soru dolu bakışlardan nefret eden bir sevgilin vardı senin. Sürekli kaçıp bir yerlere giden, seni yalnız bırakan bir sevgilin vardı. Bana ait olduğun, beni anladığına inandığım o 'konuşabildiğimiz' zamanlarda aşıktım sana. Sonra sen ilk gördüğün ışıltının peşine takılıp giderdin. Beni hala yanında sanarak, elimi uzatmamı beklerdin yanından geçenlere.

Nereye kadar sürerdi ki? Meçhuldu yaşadıklarımız. Senin verdiklerinle hayata tutunmam uzun sürmeyecekti, sürmedi de...

Karanlık bir odada uyandığımda, kokunu duymuştum ilk önce. Yanımdaki sandalyeye kıvrılıp uyumuştun. Yüzüne nereden geldiğini bilmediğim bir ışık vurmuştu belli belirsiz. Damarlarımda sayamayacağım kadar çok zehirle uzanıp saçlarına dokunmuştum. Beni bekliyordun. Gitmekle kalmak arası bir hayatın yaşama beceriksizi ben, nasıl da hırpalamıştım seni. Gözlerinden sızan uykunun aşığıydım sevgilim. Ellerine dokunup geçen karanlığın aşığıydım, yokluğunun, bana verdiğin acının...

Birlikte balığa gittiğimiz bir göl vardı küçücük. Orada yalnızdık. En yakın insan milyonlarca kilometre uzaktaydı. Başka bir yıldızın, isimsiz bir gezegeninde birlikteydik. Gece olduğunda birlikte yürüdüğümüz o köy yoluna trilyonlarca yıldız yağardı. Köpek seslerinden korkup bana sarılırdın. Ne çok severdim o köpekleri. Onlar havladıkça daha sıkı sarılırdın. Kollarımda gökyüzüne bakarken, dilek tut çabuk yıldız kayıyor, dediğini duyardım kokunun sarhoşluğunda belli belirsiz bir şiir geçerken aklımın kıyısından. Hep aynı şeyi diliyorsun, ve bana söylüyorsun. Olmaz, tutmaz ama ya ayrılırsak?

Zaman mutsuzluk zamanı sevgilim. Neredesin? Sadece nerede olduğunu bilmek için geziyorum geceleri boş sokakları. Ve o eski sokaklarda arıyorum kokunu. Anılar hala bir hayalet gibi dolaşırken şehrikalbin ıssız caddelerinde. Gözlerimi bir otel odasından sokaklara dikip senin geçişini bekliyorum. Bir gün, iki gün, üç gün... Yoksun işte, lanet olsun yoksun. Sokağına geliyorum geceyarıları. Tam on yıl sonra hala oralarda olabileceğini umut ediyorum aptalca. Pencerene bakıyorum, sabahlara kadar. Hırsız, diye tutukluyorlar beni. İçeriden çıktığımda ilk işim yine sokağında sabahlamak. Orada değilsin. Olmadığını bile bile, sadece eski bir hayalin gelmesini umarak, sadece hayalinin gelebilme olasılığı için bekliyorum terk ettiğin sokağında.

Şehri terk ederken umutları başka bir güne erteleyerek dönüyorum bu denizler şehrine. Her dönüşümle daha da fazla şey bırakıyorum şehrikalpte..

ALINTI

Painfully
01-06-2013, 05:56 PM
|~^~|~^~| Gerİde Biraktiklarimiz... |~^~|~^~|



Omuzlarim agriyo hic dinmiyor acisi hicte dinmeyeck biliyorum !
cunku agir geliyor yasadiklarim kaldiramiyorum artik yaptiklarimi !
insan hic bu kadar nefret edermi kendinden insan canina hic kiyar mi bile bile!
ben bunu yapiyorum sevdigim
ne ardimizda yasatacak ani biraktim ne de seni sevdigimi soyledigimde gozlerinde pirildiyan sevgini biraktim
kalbim aciyor her kafami yastiga koydugumda!
dinmiyo hic!
geceler boyu aglamak yildizlarla bogusmak zindan Ediyor bana hayallerimi!
istemiyorum geceleri aglamak yildizlarla bogusmak!
cunku o zaman hayallerime sigdirdigim seni yine kaybediyorum
hic kmse istemiyor beni kollarinin arasina almiyor
hic kimse gercekten bana senin gibi bakamiyor
senin gibi annem bile sarilmadi bana!
ama artik ne seni biraktim ardimda ne hayatimi!
geride ne biz kaldik nede bizi canlandiran yagmurlar!
yagmurlar altinda biz gezerken guzeldi karlar ise biz ustunde iz biraktigimiz da guzeldi!
ama o karlarda iz birakamadim ben ustu doldu ve bir sure sonra dolan karlarida erittim!
ne senin sevgine layik olabildim nede geride kalan anilarimiza!
bana baktiginda gulerdin hic bisi umrunda olmazdi umrumda mi dunya derdin sen yanmda olduktan sonra DERDIN AMA ben ne yaptim
sen banalayik olamadi hakemedin sevgimibeni guldurmek icin ne soytariliklar yapardin ama bilirdim sonunda yanaKlarimi sIkmak icindi bunlar askimm benim deyip sarilirdin boynuma! beni deli etmek icin sana kustugumde 10 larca askimm derdin hic durmadan askim askim askim askim askim... tamam yeter sus derdim ama olene kadarsoylesen bikmazdim senle cabuk barisayimda elini tutayim diye hemen barisirdim.beni ne kadar seviyosun diyince kollarimi kocaman acar kocaman seviom derdim!sende, bebegim die sarilirdin bana !ben ne yaptim kocaman bi yalana sigdirdim askimzi canima ihanet ettim ben!varsin olshun insin geceme karanliklar!uykularima ket olshun yanlizliklar!uykularimaket olshun sensizligim bir
gun geri gelirsin die bir gun eskisi gibi askim dersin die beklerim ben Yuzume kirisIklar insede bekelrim olene kadar dizinn dbnden ayrilmam.arada yaramazlik yaparsam effetmessin artik beni die tavla oynarken mizikcilik bile yapmam artik!iceRdeyken vurup kac tamam ama ben kacmam soz!o kadar cok ozledim ki seni o kadar cok istiorum ki bana canim demeni bebegim demeni demesnde sen benim canmsin kiyamam ki artik kizamamki sana!olsun sen bana kiz eskisi gibi sIkmasanda yanaklarimi eskisi gibi cnm deyipsarilamasnda boynuma eskisi gibi beni tasimaya calisip 2 tonluk agirlik bndi kollarima diyipp dalga gecmesnde sen benimsin ne olur hep benm ol benIM!ben sahip cikamadim ikimize geride ne askimizi biraktim ne anilarimizi rabbimden tek duam birgun tekrar herseyin eskisi giibi olmasi! ne olur.

alinti

Painfully
01-06-2013, 05:56 PM
Sahi Orda mısın?



Sahi orda mısın? Neden bir kez olsun beni anlamaya çalışmadın? Hâlbuki beni anlamak için zıt anlamlı kelimelerin anlamını bilmek ve küçücük neşemle, küçücük köşemin farkında olmak yetiyordu.
İnsanların bana biçtikleri elbise, ruhumu sıkıyor; verdikleri rol beni öldürüyordu. Yaşamak için sevmeye karar verdiğimi çok haykırmıştım; sensiz cümle kurmaya bile yaramayan isyankâr kelimelerimde… Çünkü o kelimeler eğer seni anlatamayacaksa ne yerleri vardı aşk cümlelerimin içinde?…
Yazmasa mıydım?
Gerçekten mi?
Senin marifete iltifatın böyle burun kıvırarak mı oluyor? Bu kadar sana âşık sözcükleri, yan yana getirebilmek için ne kadar araştırma yaptım biliyor musun en ünlü sarraflarda?… En ünlü kütüphanelerin raflarında aradım sana maşuk o sevdalı sözcükleri ben… Emeğimin karşılığı bu mu?


Sahi orda mısın? Ey gözlerimin aklığının, ruhumun berraklığının, duygulardaki saflığımın müsebbibi. Beni de al yanına. Beyaz güvercinler getirmedi mi selamımı? Bak ellerimle öldürdüm seni tanımayan sevdayı. Beni benden alıp, hislerime galebe çalmaya çalışan aşkı, kirlenmiş bir mendil gibi tarihe attım, anlamıyor musun?
Tutkunun bedenimde açtığı yaraları tedavi ettirdim. İtmimna olmuş bir nefisleyim şimdi. Razı olmanı beklemekten başka çarem yok…
Kapında çaresizim…
Sen ise oturmuşsun Ankara’nın en yüksek tepesine, elinde terk edemediğin alışkanlık haline gelmiş tütünle, dünyanın derdini unutmuş gibisin.
Ben uzayda değilim aramıza dön sevgili… Ayaklarının altına aldığın bu gri manzaraya aldanma… Seraptır sakın inanma…




Sahi orda mısın? Artık yüreklerde katmerleşen acılarım arar oldu seni. Yokluğunda demlendim, önüme serdim hayal kırıklıklarımı.
Kaçmak istiyorum artık senden. Rüyalarımdan bile kovmak; sana ait resimleri çarmıha germek istiyorum. Damarlarımda dolaşan sana ait tüm satırları arkasına bile bakmadan boşaltmak istiyorum.
Yüzüne örttüğüm kefeni son bir kez daha aralayıp ELVEDA diyerek soğuk ve cansız alnına bir öpücük kondurmak istiyorum.
Cenaze namazın kılınırken dua edenlerle birlikte sana dua etmek istiyorum…
Yeter artık bu anlamsız paranoya...
MÜNKER ve NEKİR melekleri son ana kadar hayır yazmak için beklerken, bana son bir şans verirlerken isyankâr eyleme beni…




Sahi orda mısın? Gel ve affet bir hatam varsa?
Gelemez misin?
Neden bu şekilde davranarak beni sinir harbinin içine atıyorsun?
O mavi lenslerinin arkasına saklanarak her şeyin tozpembe olacağını mı düşünüyorsun?
Sadece gözlerini değil gönlünü de kapatmışsın sen… Sanki yüzünün boyası ve dudaklarının etrafında gittikçe anlamını yitiren ruj izleri de olmasa gayet sıradansın sen…
Sevmese miydim?
Hayret ya!
Her şey sende olumsuzluk eki ile mi başlıyor. Dilek şart kipinde konuşmayı beceremez misin sevgili?
İşime gelirse mi…
İnanamıyorum. Bu sinirle Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın yapamadığını yapıp Viyana’yı tekrar kuşatmak ve almak istiyorum…


Sahi orda mısın?

Gelecek misin?

Peki, hangi bölümde?

Bekliyorum
Kurumuş sana hasret bir dudakla çölde
Olmak isterdim inan
Bir balık kadar özgür gölde
Ellerimi bağlamışsın
Koşamıyorum sana özgürce
Güneş batsa de fark etmez
Battı benim güneşim
Duygularım öldüğünde
Geleceğim diyorsun
Hangi zaman diliminde
Yine mi yalan söylüyorsun
Yalan mı?
Sevdiğinde?

Painfully
01-06-2013, 05:56 PM
/ Bi / s e N / G e L m İ y O R s U N /




[Only Registered Users Can See Links]



Bak Yanaklarım Sırılsıklam
Dudaklarım Kupkuru
Bak Ağaçlarımda Hüznün Titreyişi
Sevdam Ağlıyor Gecenin Gizeminde
Uçurumlar Kaplı Dört Yanda
Fırtınalarla Dağılıyor Bulutlarım
Sanki Bütün Yağmurlar Yüreğime Yağıyor
Bütün Canlılar Sensizliğe Haykırıyor
Ben Milyonlarca Çığlık Atıyorum
Yankılanıp Geri Geliyor Çınlatıyor Kulakları
Bi Sen Gelmiyorsun



[Only Registered Users Can See Links]


Oysa Parmak Uçlarıma Kadar Ulaşmıştı
Sevdanın Tutsaklıgı
Titriyor Ellerim Hasretinden
Titriyor Yüreğim
Sokağımda Gölgen Büyürde Büyür
Beklemelerin Acısı Sarar Kaldırımları
Başımda Dolaşır Yanlızlıklar
Dünyanın Bütün Acılarını Bedenımde Barındırırım
Sensizliğin Acısının Yarısı Kadar Olmaz
Dağları Yüklerimde Sırtıma
Saçının Telini Oynatamam Yerinden


[Only Registered Users Can See Links]


Oysa Gökkuşağına Yazmıştım Adını
Çiğ Düşmüş Sabahlar Bıraktın Bana
Buğulanmış Camları Yıldızsız Geceyi Bıraktın
Sualsiz Çöken Gamı
Sessiz Çığlıkları Bıraktın
Anlamsız Binlerce Hece Oldu Senszilik Dilimde
Yokluğunun İzdırabı Sardı Evin Duvarlarını
Uykularım Bölündü Karabasan Gibi
Çöken Hayalin Yüzünden
Bak Gözlerim Yanıyor
Bak Alev Alev Yanıyor

[Only Registered Users Can See Links]


Sensizlik İçimde
Saçların Takılıyor Umutlarıma Tel Tel
Bakışların Saplanıyor Yüreğime
Hayal Ederken Gözlerini Kirpiklerin
Sırtımdan Vuruyor Beni
Ama Bilki Bu Beden Sensiz Gülemez
Sevdalar Bana Yeterde
Sevdalar Sanki Sana Gelemez

alintidir

Painfully
01-06-2013, 05:56 PM
[Only Registered Users Can See Links]

Painfully
01-06-2013, 05:58 PM
Kelimelerden yollar yaptım kendime. En güzellerini seçtim özenle. Kimi uzaklardan seher yeli ile geldi kondu başucuma, kimi karlı tepelerin zirvesinden çığ misali indi üstüme. Hayatın anlamını yeniden yazdım kelimelerle. Yeni bir başlangıç yaptım, onlarla kapattım eski sayfaların yapraklarını.

Kalemim titredi kimi zaman kelimeler dağıldı toparlayamadım. Tam hayata beyaz bir sayfa çevirmişken mürekkebim döküldü karardı hayat, durdu zaman. İnadına yeni tarihler attım, gelmemiş tarihler, yaşanmamış hepside.

An oldu tek kelime anlattı aklımdan geçenleri tıpkı bir bakışın her şeyi anlattığı gibi. An oldu cümleleri cümlelere ekledim olmadı, dolmadı kağıtlar. Alfabemdeki harfler yetmedi kimi zaman, ne yazsam anlatamadım derdimi kimselere. Damlalarım aktı sayfalarıma o zamanlarda, ellerim tutmaz oldu, gözlerimse görmez. Aklımdan birçok geçti ama ne ben o birçoklara yetişebildim ne de birçoklar beni bekledi.

Adımlarım kilitlendi kelimelerden kurduğum yollarımda. Zaman akıp geçti de bir ben geçemedim zamana inat yol almaktan. İnadına yaşadım yazdıklarımda , inadına haykırdım, içimde ne varsa kustum kelimelerle hepsini. Bomboş kaldı içim, ardından yeni kelimelerle doldurdum gidenlerin yerini.

Kimi zaman virgül koydum yenileri eklensin ardı gelsin diye. Kimi zamansa son noktayı attım yaşandığı yerde kalsın hayat, bir adım bile atamasın diye.

Gün oldu sevda koydum yazımın başlığını, gün oldu hüzün. Sevda ile hüzün birleşti aniden aynı cümlede yeniden doğdu. Ne sevda yarıştı hüzünle, ne de hüzün sevdayla. Birde baktım sevdada hüzün hüzünde sevda varmış meğerse.

Kimilerinin kuramadığı köprüleri kurdum ben kelimelerimle. Sevgi koydum ayaklarının ismini, yıkılmasın istedim kötülüklere karşı. Güzel ne varsa içinde sakladım. Hayat koydum köprünün adını. Yola çıkanlara yaren olsun, güzel başlangıçlarını yine güzel bitirsinler diye.

Painfully
01-06-2013, 05:58 PM
ihbar EdiYorum YüreĞimi SaNa !!!


Bıraktım suskunlukları bir yana,bağırıyorum. Boğazım yırtılırcasına haykırıyorum . Sana sevdamı anlatıyorum. Yüreğimi ihbar etmekten korkmadan , içimdeki deli dolu çoşkuyu saklamadan , heyecanın en büyüğünü yaşayarak , her haykırışımda çoğalarak anlatıyorum. Sensizliğin beni boğduğu zamanlara inat , cesurca yüzüyorum aşkın denizinde.



Ne ihanetler var , ne yalanlar o sonsuz mavilikte. Senin yüzün , senin tenin , senin gülüşün , besliyor beni. Tohumdum , filizleniyorum , koca bir ağaca döneceğim , biliyorum. Dallarım seni taşıyacak yeşil yeşil , köklerim seni saracak ta derinlere kadar. Hİçbir yıldız kaymayacak artık , ay karanlığa dönüşmeyecek , yağmurlar üşütmeyecek .



Sana seni anlatmaya gücüm yetmiyor , öyle güzelsin ki... Öyle güzel gülüyorsun ki... Bak , senin gülüşüne özeniyor herkes , mutluluk dağıtan bir yanın var senin. Sen gülerken , içim içime sığmıyor , çocuklaşıyorum . Sen gülerken , mevsim bahar oluyor , nasıl da ısınıyor dünya. Sen gülerken , ben bir sonraki gülüşünün özlemini duyuyorum , olacak şey mi bu ? Sen gülerken , gözlerin aşkı anlatıyor , ah o zaman eriyorum.



Gözlerin dedim de , içim titredi. Bazen çocuk olan bazen baştan çıkaran o bakışlarına , alev dudakların eşlik ediyor. Sevdan beni benden aldıkça alıyor , yoldan çıkıyorum. Gönüllüyüm korkma. Nereye istersen gelirim seninle , hangi iklimi seçersen orada olurum. Sensiz zamanlarım vardı ya benim , bir daha olmayacak. Söz verdim kendime , bu hayat sensiz yaşanmayacak. Yazılar , şiirler sana yazılacak , şarkılar sana söylenecek , kadehler sana kalkacak. Senin olmadığın yerde , bu yürek bir an bile kalmayacak.



Bak , herkes aşkı arıyor görüyor musun ? BİZ BULDUK , ŞANSLIYIZ. Ya hiç görmeseydim seni , ya hiç tanımasaydım ? Şimdi yine uyanmak istemediğim uykularda , olmaması gereken sabahlarda , bin parçaya bölünmüş umutlarda ve hep yalnızlıkta olacaktım. Seni sevmeseydim , kendimi de sevmeyecektim. Bana yeniden sevdirdin kendimi , yeniden barıştım yüreğimle. Yaraları kapadım , dindi kanayan acılarım. Bir tek sensizlikten korkuyorum . Korkmak da neymiş , ödüm kopuyor. Mutluluğa çabuk alışıyor insan . Ben senin verdiğin mutluluktan , senden , aşkından ayrı kalmak İSTEMİYORUM . Ah yar , seni anlatabileceğimden ÇOK DAHA FAZLA SEVİYORUM...

Mehmet Coşkundeniz

Painfully
01-06-2013, 05:58 PM
~ĶĔŃĎĨ ĤĨČĶĨŔĨĶĹÁŔĨŃĨ ĎĨŃĹĔМĔŶĨ ĨŚŤĔĎĨŃМĨ ĤĨČ..؟





[Only Registered Users Can See Links]
sen hiç düşündün mü...daha dogrusu hiç istedin mi...
cocuklar gibi aglamayı....
ama sadece cocuklar gibi aglamayı....
karanlık odanın bi kenarına ölece oturup dizlerini ta karnına cekip...
kendi hıckırıklarını dinlemeyi istedin mi hiçç...

konusacak birini aradın mı o karanlıkta...konusmaktan da öte...
sadece sarılıp aglayacagın birinin olmasını istedin mi hiççç....?
ama hissettiğinde yalnız oldugunu...
farkına vardıgında akıp giden gözz yaslarının...
onlarında seni dinlemeden,sonsuzlıga süzüldügünü anladın mı hiççç...?

camdaki perdeyi bi solukta kenara atıp....
camdan saatlerce sokak lambasını izledin mi hiççç...*
derdini ona anlatmayı denedin mi...
olmayan derdini....
ama sırf bu yüzden,işte bu yüzden yüregini ona acmayıı istedin mi hiççç....?

onu yanında istedigin oldu mu senin...?
aglayan gözlerle ona bakıp....
terli avuclarla elini tutmak deil, sadece sıkmak istedigin oldu mı hiçç..
yanından hiç gitmesin diye...
daha sonra ona titrek dudaklarla 'seni seviyorummm' demek istedin mi hiççç...?
yüregin titredi diyee...



saat gecenin kacı bilmiyorum yada bakmak istemiyorum saate...
tek bildigim tek hatırladıgım yataktan kalktıgım ve elimde telefonu sımsıkı tuttugum...
sonrası mı......
sonrasını sen en bastan okudun zaten bitanem...


alinti

Painfully
01-11-2013, 12:46 AM
Sen şimdi gidiyorsun .. Git;

Kal demeyecegım sana .. Gitme Bu geceyıde beraber gecırelım dıye seslenmeyecegım .. Senı haLa ılk gunki gıbı sevıyorum Yalvarırım Kal benımle dıye haykırmayacagım ...

Sen Şimdi Gidiyorsun ... Git ;

Giderken Arkandan Bakmayacagım .. Belkı donersın dıye sana yazdıgımı yazıları , şiir'leri Sana gostermeyecegım .. Dön diye Diz çökmeyecegım onunde ..

Sen Şimdi Gidiyorsun ... Git ;

Sakın senın hakkında kotu dusunecegımı aklından gecırme.. Cunku Sen gıttıgın an Bende gıdecegım .. Kalıbda senın acını daha fazla cekecek halım yok .. Gidiyorsun anıları'da al yanında .. Sana daır Ask'a daır Bıze dair Hiç bir sey bırakma .. Al hepsını Geldıgın gıbı gıt. . AğLama'da ben uzuluyorum dıye .. Ikı gune kalmaz atlatırım .. dindiririn yuregımdekı acını .. sustururum gozyaslarımda kı ısyanı ..

Merak etme ıkı gune kalmaz arkadandan .. GeLırım ..

Şimdi Git ...


alıntı

Painfully
01-11-2013, 12:46 AM
Seninle ya da Sensiz


[Only Registered Users Can See Links]


Nasıl olduğunu anlamadan gelmistin hayatıma..Geldiğin gibi de gittin nedensiz ve ansızın..
seninle hiç ayrılmayacağımızı hayal etmistim hani o efsanevi asklar var ya onlar gibiydi askımız benim gözümde..
Seni çok mutlu etmek istiyordum bugüne kadar yasadıklarına benzemeyecekti yasattıklarım sen nasıl beni hiç olmadığım kadar mutlu ettiysen bende sana o sonsuz mutluluğu yasatmak istemistim..
Herşeye her engele meydan okuyacak kadar hiçbir kusurunu görmeyecek kadar çok sevdim seni..
Bir gülüsün yeterdi tüm kırgınlıklarımı unutmama..Ağzından çıkan bir kelime bütün hayatımı değiştirebilecek kadar önemliydi benim için..
Sesin kulaklarımda çınlardı sensiz olduğum her dakika her saniye özlüyordum seni..
O ilk anki heyecanım hiç bitmedi sevgim gibi gün geçtikçe daha da arttı..Senin de aynı duyguları hissettiğini düsünüyordum..İnanmak istiyordum buna..
Olmadı..Birdenbire geldin hayatımın anlamı oldun ve gittin..Ben senin bir damla gözyaşına kıyamazdım sen bana kıyabildin demekki
.."Seni seviyorum"...basitmiydi bu iki kelimenin anlamı bu kadar..Sen "Gitme..biraz daha kal.." dediğinde dünya dururdu umrumda olmazdı hiçbirşey..
Seninle bir saniye daha yaşamak için her şeyi göze alırdım..Ama sen gittin ardına bile bakmadan bu kadar mı kötüydüm gözünde..
Hiç mi mutlu edemedim seni,hiç mi için sızlamadı "seni her hatana,her engele,her şeye rağmen seven birini" bırakıp giderken..
Oysa kendimi sana adamistim ben kendimi unuttum sen yoksan bende yoktum..Sensiz olamayacağımı bile bile gittin.."Bekleme beni.." dedin..
Bunun elimde olduğunu mu düsünüyorsun hala anlamıyorum.."Sevme" desen sevmeyecekmiyim seni..Bana "Hüzün Gözlüm" demistin bir keresinde..Sensiz nasıl gülebilirki gözlerim..
Yaşamak sendin benim için sensiz yaşadığımı sanma sadece yaşıyormuş gibi görünüyorum.."Mavi gibi" "Mavi kadar" sonsuz seviyorum seni demistim hatırlarmısın
?Sen benim Mavi Sevdamdın hep öyle kalacaksın..Belki birgün gelirsin diye bekleyeceğim.. sensizim diye unutacak değilim yasadıklarımızı..
Seninle geçen bir saniyemi bile unutamam..Sevsen de, artık sevmesen de beni,unutma.."Seninle ya da Sensiz Ben Hep Seninim"...

alıntı

Painfully
01-11-2013, 12:47 AM
Sevdİğİn kadar sevilirsİn !!!

Hersey sende gizli..
Yerin seni çektigi kadar ağırsın.
Kanatların çırpındığı kadar hafif.
Kalbinin attıgı kadar canlısın.
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç;sevdiklerin kadar iyisin.
Nefret ettiklerin kadar kötü.
NE renk olursa olsun kaşın gözün karşındakinin gördüğü kadardır renk.
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bilki agladığın kadar güleceksin.
Sakın bitti sanma herseyi sevdiğin kadar sevileceksin.
Yasadıklarını kar sayma yasadığın kadar yakın sonuna..
Ne kadar yasarsan yasa sevdiğin kadardır ömrün.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiliye hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcaksın.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer.
Ve karsındakine değer verdiğin kadar insansın......
BİRGÜN YALAN SÖYLEYECEKSEN EĞER;
BIRAK KARSINDAKİ SANA GÜVENDİĞİ KADAR İNANSIN....
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın..
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü,
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.
İŞTE BUDUR HAYAT,İŞTE BUDUR YAŞAMAK....
bunu hatırladığın kadar yasarsın.
bunu unuttugun da aldıgın her nefes kadar üşürsün..
ve karsındakini unuttugun kadar çaBUK UNUTULURSUN..
çiçek sulandığı kadar güzeldir,kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
bebek ağladığı kadar bebektir,
VE HERSEYİ ÖĞRENDİĞİN KADAR BİLİRSİN,
BUNU DA ÖĞREN;
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN....





alinti

Painfully
01-11-2013, 12:47 AM
Al eline bir fırça boya şimdi boyayabilirsen...
Bizim bir rengimiz yok ki!!

Günler geçtikçe cümleler kısalır sandıkça hepsi uzamaya, bu aşksa kısalmaya başladı. Kalemim bu defa senin için köreliyor

Bana tarihi anlatma!
Ben çoktan geçtim geçmişin bıraktığı izlerden.
Sahi sen kimdin ve ne zaman gelmiştin?

Ömrüm…

Kara kaplı bir defterin ilk sayfaları
kadar tozlu,
ucundan kan damlayan bir bıçağın körelmiş kısmı
kadar işlevsiz…

Her gece damarlarımdan akan kanı durdurabilmek uğruna, savaş veriyorum kendimle. Toplu iğne ucunda yaşanmış ‘hayat’ kırıntılarından, dizlerimi kanatan aşk yenilgilerinden kaçabilmek uğruna var gücümle çalışıyorum. Kelimeleri birer birer yaslıyorum adının kazındığı kalem uçlarına. Benden çok sana ait olan duygu sarhoşluklarını köreltiyorum uzadıkça cümleler, uzadıkça bu aşk.

Ankara’nın daralan, genişleyen, sonra yeniden daralan sokaklarında adım adım seni kazıyorum düşüncelerime. Elimde, yakıldığı zamanı unutulmuş bir sigara, sanki her son nefeste bir ilk gibi çekiyorum seni içime.

Durmadan…durmadan…dur(a)madan!!!
Sınırlarımı zorlayarak gelmiştin ve yine sınırlarımı zorlayarak işte gidiyorsun sanal dünyadan.
Öznesini ve yüklemini sıkı sıkı tut bu aşkın demiştin bir defasında hatırlıyor musun? Bu yüzden her cümlemde bu aşkın bir eylemi, varlığınınsa bir zamiri oldu.
Günler geçtikçe cümleler kısalır sandıkça hepsi uzamaya, bu aşksa kısalmaya başladı. Kalemim bu defa senin için köreliyor.

Her aşk arkasında, kiminde ucu kırık, kiminde henüz işlenmemiş, kimindeyse gittikçe küçülen çürümüş bir odun parçası bıraktı. Şimdi hepsi bir kenarda durmuş yüzüme yazıyorlar kayıp giden bir tarihin bütün cümlelerini. Kendi senaryolarımın şaşkınlığında, gerçek ve yalan arasında, ayıklamaya zorluyorlar ‘hangisiydi?’ sorusunun cevabını.

Meğer sonradan dönmek ne zormuş aşkın eski, kalın ve tozlu kütüğüne. Meğer sonradan düşünmek tüm ayrıntılarıyla bir paylaşımı, ne kadar can-a kast bir halmiş! Gece sevişmelerini bedende kor gibi yaşamak, omuzlarındaki masajın rahatlığını duyumsamak, özlem zincirlerinin ruhta açtığı yarayı yeniden anımsamak, meğer ne kadar zormuş!!

Yapay uzantılara hiç layık görmedim ben seni. Doğaldın. Doğal yazılmalıydın. O akşam elime ilk defa dokunup ‘merhaba’ dediğin zamana layık kalmalıydın. Öylesine içten, öylesine huzurlu ve öylesine…

Bana ‘beklemek nedir?’ anlatma!
Ben çoktan anladım, beklemenin
alfabenin ilk harfinden çok,
son harfi olduğunu…

Mercan setlerini bilirsin. Denizlerin ciğeridir. Boyları bir santimetreden fazla değildir; ama yan yana geldiklerinde, adaların ve kıta sahillerinin etrafında kilometrelerce bir alanı kaplarlar. Biz seninle hiç yan yana gelemedik. Gelsek de yan yana durmayı beceremedik.

Onlar, bitkilere benzeyen hayvanlar ve hayvan gibi davranan bitkiler... Fakat sen de bilirsin ki suyun altında farklılık, kimi zaman çok da bir anlam ifade etmiyor. Tıpkı senin varlığının artık yoklukla bir olup bir anlam ifade etmediği gibi!

Üzgünüm... Bu seçim benden çok sana ait. Biliyorum, ben mercanlar gibi olamadım. Çünkü onlar bir kaya kadar sertler.

Ancak gün geçtikçe mercan alanları küçülüyor. Çünkü mercan setleri artık renklerini yitiriyor. Bir zamanlar sen de benim rengimdin. Uzun ayrılık günlerinden sonra kısa bir buluşmayla griye dönen ruhumu, tek bir bakışla renklendirendin. Oysa şimdi, mikroskobik yosunların mercanları terk etmeye başladığı gibi, sen de beni terk ediyorsun.

Neden mi?
Nedeni yok, nedenleri var.
Belki de ikimiz de mercanların hepsinin eşit olmadığı gibi eşit değiliz ve ikimiz de onlar gibi çevre(!) koşullarından farklı biçimde etkileniyoruz.

Anlayacağın, deniz suyu sıcaklığının 20-29 derece olması ve deniz dibinde kayaların bulunması gerekirken; biz de bu koşulları sağlayamadık ve onlar gibi küçülmeye başladık seninle. Ama asıl zorunlu olan ne biliyor musun? Deniz suyunun çok berrak ve temiz olması… bizimki belki de daha en başından bulanık ve kirliydi.

…

Denizim…
Derin bakışlı derinliğim.
Coğrafyamın gökyüzü renkli çocuğu…
Anla diye değil; anlama diye yazıldı
bu ucu körelmiş kalemden,
kelimeleri parçalayarak yazılan yazılar!

Çok mu beklenmedik bir anda yakalandım siyah beyaz resimlerin ruhumda açtığı boşluğa, bilmiyorum ama; yine beklenmedik bir itirafla çekip gidiyorum kara sularından.


Telaşlı ve ürkek bakışlarınla,
titreyen yazılarıma gelip konuk olan bedeninle,
yaralarıma yaramaz gözlerle bakan tuza sevdalı yüreğinle,
ilk tutulduğum deniz sendin.

Ve şimdi bana,
yüz altmış karaktere sığdıramadığım ‘elveda’ sözcüğüyle,
aşkından körelmiş deniz kokan bir kalemi, doyamadığım tenine mühürleyip çekip gitmek düşüyor hayatından.

Biliyorum ki; o renk senin için tutku; benim içinse ayrılık demek!

Burcu Yıldızer - Mercan (A)Şk

Painfully
01-11-2013, 12:47 AM
yeniden sevmeyi denedim bu gece



"Sıcaklığına,ten kokuna,gözlerindeki umuda,sesinin tınısına ve tebessümünde gizli olan gamzene o kadar çok ihtiyacım var ki bu gece.."

Bu gece diyorum, bu gece..

Sen düşünce aklıma,akıllara ziyan hallerimle cebelleşiyorum..
Biten bir hikayenin ardından teselli edenlerle kapışıyorum..
Nerden bilebilirler ki sensizliği diyorum..
Nerden anlayabilirler ki sen yokken beni..

"Senden arta kalanlardır yeniden özlememin sebebi seni."

Hani sahilde saçını okşayan rüzgarı kıskanmam ..
Hani ellerini avuçlarıma aldığımdaki elimin teri..
Yüzümün yanması,ilk dokunuş ürkekliğiyle..
Hani bir resim karesindeki bizi yanlışlıkla yırtmam..
Alev alev bakışlarından irkilmem var ya..

Özlüyorum..

"Taşıyor yüreğimin bendinden öteye,yaşan(a)mamışlıkların verdiği uktenin sızısı.."

Bu gece..


Bir çocuğun bakışlarındaki iç çekiş gibi..
Çaresiz ve savunmasızım..


Bir hançerin iki soğuk ucu gibi..
Keskin ve çatıktır bakışlarım..

Hırsından Kayaları delice döven dalgalar gibi..
Hırçın ve huysuzum..


Sensizliğin verdiği rolün repliğini unutan gibi..
Telaşlı ve utangacım bu gece...


"Sensizim diyorum,sensizim..."

Bir solukta yaktığın bedenimi ilk kez bu kadar güçsüz ve aciz görüyorum..
Ve ilk kez bu gece seni delice özlüyorum..
Ve ilk kez yokluğuna "seni sevdim" diyebiliyorum..

Seni sevdim..

Yüreğimdeki yerine gelmeyeceğini bile bile..

İlk kez..

Ve Son Kez..

Bu gece...

Yine Seni sevdim..

Painfully
01-11-2013, 12:47 AM
eksik resim..


Giderken sen,
bir resimci çekmiş gölgemi.
Gölgen bile kalmamış baksana bana eş. Oysa hep gölgelerin peşimi bırakmadığından yakınır,

ağlardım...


Ne kadar da çirkin çıkmışım.
Gölgeme bakasım gelmiyor.
Yaşlanmış,
Koyu,
Ek****
Eskimeye yenik
Bir gölge bu.

Sayma yaş halkalarını yüreğimdeki, karalanmışım, karanlığım... Karanlığımda kaybolma sayıp aydınlığınla.

Ne biçim bir resimci bu!

Yüzüme,
Yüreğime,
Hücrelerime sensizliği vuruyor.
[Only Registered Users Can See Links]
Hani ne resimler var, orda olmadığın halde, ordaymış gibi görünüyorsun. Ne yani, ben hiç bir şekilde olamam mı demek bu senle!

Kabul edemem bunu!
İstemem!
Olmalıyım, sende, senle!
Sana rağmen...

Eksik bir resim bu, resimcinin hatası!

Ben inanıyorum ki çokum (sende). Karanlıklar kadar, karanlıklara çok!

Ama sana... neyse...

Dedim ya, eksik bir resim bu!

Painfully
01-11-2013, 12:47 AM
AdınaYüceDediğimSevdamınUlaşılmazlığındaYokEttimKe ndimi...

Önce adını rüzgara ezberlettim, her esintide her meltemde seni duymak
istedim... Olmadı rüzgarlar dindi..

Sonra güneşe resmini çizdim, artık her doğan güneş sendin benim için.. Tüm
günümü sen aydınlattın ama akşam olupta gidince güneşte üzdü beni..


Gecede aradım sevdamı, her yıldızın altına baktım.. Ay ile kavga ettim,
yıldızlara küstüm.. Yoktun sen...


Bulutları izledim birer birer, yağan her yağmur damlasında seni kokladım..
Gökyüzü ağlarken ona eşlik ettim gecelerce...


Düşlerimde bulduğumu sandım seni ama yine gidiyordun sabaha.. Uyanmak
istemedim hiç, seninle kalıp düşlerimdeki hayalini yaşamak istedim, yine
olmadı düşlerimde bana küstü...


Sustum sonunda dünyaya, her haykırmak istediğimde karşımda suskunluğu
gördüm..


Adına yüce dediğim sevdamın ulaşılmazlığında yok ettim kendimi...


Sen yoktun ya, bende yoktum işte.....


alıntı