PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dans Eden Ruhlar


Bem_Beyaz
06-25-2013, 11:59 AM
Yaratan, ana rahmine düştüğü an üflermiş bedenine ruhunu insanoğlunun...


http://p1305.hizliresim.com/19/c/myqbr.jpg


Ruhlar yaşama başlamanın ilk mutluluğunu ana karnında yaşar, haliyle de ilk danslarını; ki bir anne için doyulmaz bir seyirliktir canındaki canın yüzünü güldüren ritmik devinimleri ve iki can ruh birbiriyle çarpışarak dans eder dururlar.

Dünyaya geldiğinde neden ağlar bebecikler bilir misiniz?

O huzur içindeki güven ortamında onu dinginleştiren büyüleyici musiki eşliğinde yaptığı dansı kesilmiştir de ondan. Birkaç zaman sonra henüz dünyanın farkında değilken kendi kendine bir takım hareketler eşliğinde gülücükler yayar ya çevresine hani; bilin ki yeni keşfine vardığı kendi iç dünyasındaki musikinin ritmine uyarak meleklerle birlik dansını etmektedir.

Düşler alemine daldığınız bir ara çocuk sesleri duyup cama seyirtirsiniz: “Aç kapıyı bezirgan başı, bezirgan başı” şarkısını söylemektedir koroları. Ve o şarkı eşliğinde gülen yüzler, kahkaha dolu sesler karışır birbirine, mutludurlar, mutluluk avazları coşkuyla evrene yayılmaktadır.

Evrene yayılan çocuk sesinden, coşkusundan daha güzel melodi olabilir mi?
O melodinin eşliğinde mutluluktan dans etmez de, ne yapar çocukların ruhları?

Gün gelir ayaklarınız birbirine dolanarak, dilinizde bir türkü seke seke yürümeye başlarsınız, yüzünüzdeki gülümsemeyi ,olur olmaz şeylere gülmeyi zapt edemeden gözleriniz etrafa ışıl ışıl bakmaktadır. Gözlerinizin aurası güneşinkinden daha çekicidir.Her şey, herkes size dost görünür o vakit, ruhunuzu bir şeyler sarar ya o nu görünce hani aklınız da havadadır. Hep onu görmek onunla olmak istersiniz.


Onun adı aşktır; sen de onun aşkı. Ruhunla dans içindesindir aşkınla, gözlerinin önüne geliverir davetsiz, olmadık yerde sen sonsuz gülümsemene devam eder durur, Aşk Tanrısı Amor’un şahitliğinde , ona ait hayallere eşlik edp, tutturduğun türkülere takılarak yaşamının raksıyla yorulursun, taa ki bedenlerinizin gerçek dansı başlayana değin.

Kumsalda birbirine çattığınız odunlar yanmaktadır. Ay denize vurmuş, yakamozlar salınmaktayken nazlı nazlı, derya sularının şarıldayan sesinin sarhoşluğuyla yıldızların gölgesi altına oturmuş , o ateşin yıldızlara nispet kıvılcımlar saçarak yanmaktaki dansını izler durursun gitar eşliğinde, ortak şarkıya sesini katarsın sen de; sesler birleşir, gönüller birleşir... Büyülü dansıdır bu alazlar, can yakıcıdır, şeytanın. Ateşin dumanı müziğin eşliğinde kıvrıla kıvrıla gökteki dansına başlamıştır çoktan.

Sobada yanan alevlerin çatırdayan sesini dinlersin yalnızlığında kış günleri. Radyodan bilip bilmemekte kararsız kaldığın bir melodi tınılanmaktadır. Aynı tını binlerce evde yankılanmaktadır o esnada. Binlerce el, binlerce ayak, binlerce dil birbirinden habersiz ortak olmuş aynı tınıya ritim tutmaktadır. O coşkuyla sokağa vurursun kendini, sokağa vurmuş binlerce insan, aynı duyguyla empati içinde olduklarının farkında olmadan , kalp kalbe karşı dururlar. Bütün duyularını sollamıştır altıncı his dedikleri beden ötesi bir duyun araya girer. Börtü böceğin, kuş seslerinin şakımasına ayak uydurarak; “Yaşamak ne güzel, çookk güzel!” diye taşları tekmeleyerek yürür durursun o binlerce insan gibi; gözün gökyüzündeki bulutlara takılır. Bulutlar yeryüzünden yükselen bin bir çeşit sesin armonisiyle danslarını ederken; sobaların düz borularından , dümdüz bacalardan çıkan dumanlar da çıkar çıkmaz kıvrılarak bulutların dansına eşlik ederek, onlara karışmaya başlarlar. Yaşamın bu ahengi seni daha da mutlu kılmaktadır; o vakit “Ey hayat , seni çoook seviyorum!” diye haykırıp kendini yaşamın akış ritmine salarsın rehavet içinde. Yaşamın ritimleri her birimizi kendi ritimlerimizde dans ettirmektedir artık.

Arılar, kelebekler çiçeklerin etrafında dans ederken kuşların cıvıltıları eşliğinde yaşamdaki seslerin harmanlandığı armoni, güneş ışığından gerimize takılıp peşimizi bir türlü bırakmayan delifişek gölgemiz, bedenimizle sarmaş dolaş her daim dans etmektedir. Willibold’un zarif tınılı Kutsal Ruhların Dansı Melodisinin flüt solosu bizi ayaküstü yakalayarak sarhoş etmekte ruhlarımızı top yekun dansa davet etmektedir .

Ateş, duman,çocuk sesleri, kuş sesleri, rüzgar, deniz,bulutlar, dünya,yıldızlar, ay , güneş ve biz.. doğanın ayrılmaz değerleri, kendi ritimlerimizle dans eder dururuz hep kainat kuruldu kurulalı beri. Ruhlarımız evrene yayılmış, bulutların arasında ince dodan yakaladıkları melodilerle dans eder dururlar kimseye fark ettirmeden bulutların gözü önünde.

Bulutlar öte yandan şimşeklerin şakımasıyla dans ededursun deli dolu, yağmurun toprakla kavuşup o hararetli danslarından yansıyan kokusu bizim ruhlarımızı dansa çağıran en büyük davetkardır.Haydi yağmur yağıyor, şimdi dans zamanı!…

13.12.2011
Günay UZUNER