PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Edebiyatımızın Güleryüzü


Futbolcu
07-31-2013, 06:50 AM
YIKA DA GETİR

Süleyman Nazif ve Abdülhak Şinasi birlikte yemek yerken, Şinasi garsonu çağırır ve su ister. Şinasinin kirden ve mikroptan eldivenle el sıkacak derecede korktuğunu bilen Süleyman Nazif garsona seslenmeden edemez:




-Oğlum, beyefendinin suyunu yıka da öyle getir

Futbolcu
07-31-2013, 06:51 AM
ORUÇ NASIL ŞİŞMANLATIR?

Hekimoğlu İsmail e, "Ramazan olmasına rağmen biraz kilo almışsınız?" dediklerinde:

- Maalesef öyle oldu, demiş. Çünkü iki kişilik yemek yiyor, bir kişilik oruç tutuyorum.

Futbolcu
07-31-2013, 06:54 AM
Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca, babası olan 2. Murat Han:

-“Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz” diye çıkışır.

Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan Akşemseddin Hazretleri, hafifçe gülümseyerek şöyle der:

—Peder ne der, kader ne der

Futbolcu
07-31-2013, 06:55 AM
SİZ NEHRi

Değerli edebiyatçı Abdülhak Şinasi Hisar, çok nazik bir insanmış. Hiç kimseye “sen” diye hitap etmezmiş. Kardeşiyle

bile “siz” diye konuşurmus. Süleyman Nazif, Abdülhak Şinasi Hisar’ın ağzından hiç sen lafı çıkmadığını görünce biraz da alay

olsun diye sormuş:

-Yahu Abdülhak Şinasi, sen zaman zaman Paris’e gider orada kalırsın. Acaba orada Sen (Sein) nehrine de mi “siz” nehri

diyorsun?

Futbolcu
07-31-2013, 06:55 AM
Bülbül

M. Akif yapmacıklı jest ve mimiklerle şiir okuyanlardan hoşlanmazdı. Bir gün böyle biri, Taceddin Dergâhında Akif`in bülbül şiirini okur. Bu okuyuşa canı sıkılan Akif, şöyle söylenir:

— Bu bülbül bizim Bülbül`e benziyordu ama adam ne kanadını bıraktı, ne kuyruğunu!

Futbolcu
07-31-2013, 06:57 AM
ANLADIĞININ İSPATI


Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfik’e göstererek fikrini sorar:
Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam:
-İyi ama, der. Siz hiç roman yazmadınız ki!
Neyzen Tevfik şu cevabı verir:
-Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım.

Futbolcu
07-31-2013, 06:57 AM
FİKİR YAKALAMAK

Şahabettin Süleyman, bir gün Ahmet Haşim’ e:
-Üç günden beri zihnimde önemli bir fikir saklıyorum, dediğinde, Ahmet Haşim, onun fikir üretmedeki kısırlığını ima ederek şöyle demiş:
-Günahtır yahu, salıver gitsin şu fikri. Zavallıcık günlerden beri tek başına kim bilir ne kadar sıkılmıştır?

Futbolcu
07-31-2013, 06:58 AM
SİZ DE YALAN SÖYLEYİN

Büyük Amerikan mizahçısı Mark Twain (1835-1910), bir toplantıda karsılastığı kadına:
— Çok güzelsiniz hanımefendi, diye iltifatta bulunmuş.
Kadın:
— Maalesef size aynı iltifatla cevap veremeyeceğim, diye karşılık vermiş.
Mark Twain bu kabalığı affetmemiş:
— O halde siz de benim gibi yapın, yalan söyleyin hanımefendi

Futbolcu
07-31-2013, 06:58 AM
AKŞAM YEMEĞİ

Yahya Kemâl, dostlarından birine:
-Bu akşam yemeği benimle yer misin? Diye sorunca, arkadaşı:
-Hay hay! Der. Çok memnun olurum. Hiçbir mazeretim yok!
Yahya Kemal gülümseyerek karşılık verir:
-İyi öyleyse, bu akşam size geliyorum.

Futbolcu
07-31-2013, 06:59 AM
Böyle Korunur
Çok değerli olan kütüphanesini millete vakfeden Koca Ragıp Paşa, onların bakımı için tanıdıklarından birini memur tayin eder.

Bir gün ansızın kütüphanesini ziyarete giden Paşa, etrafı ve kitapları toz, toprak içinde bulunca canı çok sıkılır ve belli etmemeye çalışarak:

—Seni tebrik ederim yavrum, der. Gerçekten de emniyetli bir adammışsın. Teslim edilen şeylere hiç el sürmemişsin, âferin!

Futbolcu
07-31-2013, 07:00 AM
YIKA DA GETİR

Süleyman Nazif ve Abdülhak Şinasi birlikte yemek yerken, Şinasi garsonu çağırır ve su ister. Şinasi’nin kirden ve mikroptan eldivenle el sıkacak derecede korktuğunu bilen Süleyman Nazif garsona seslenmeden edemez:

-Oğlum, beyefendinin suyunu yıka da öyle getir

Futbolcu
07-31-2013, 07:00 AM
BRAVO!..
Genç bir şair, saçma sapan şiirlerini Victor Hugoya okuduktan sonra:
-Üstad, diye sormuş. Şiirlerimi nasıl buldunuz?
Victor Hugo:
-Vezinsiz, kafiyesiz ve manasız bir şey yazmak istemiş ve tam muvaffak olmuşsunuz, demiş. Bravo doğrusu!

Futbolcu
07-31-2013, 07:01 AM
Mehmet Akif sandalyeye oturmuş, milletin acıları ile hem-hal olmuş, saç sakal karışık bir vaziyette ve yüzü kapıya dönük.... içeri Tevfik Fikret girer . yüzyüze gelirler. tevfik fikret:
- Ne bu hal üstat maymuna dönmüşsün
M.Akif hiçbir şey söylemeden ayağa kalkar. Pencerenin önüne gelir bu arada Tevfik Fikret'e sırtını dönmiştür. Cevabını yapıştırır:
- İnsanlık hali, ne zaman neye döneceğimiz belli değil, bak şimdi de pencereye döndüm.

Futbolcu
07-31-2013, 07:02 AM
Fuzûlî'nin doktor olduğunu


Bâkî'nin çocukken Beyazıt Câmisi'nin lambalarını silerek geçindiğini


Nedim'in bir isyan anında öldürülmek korkusuyla evinin çatısına çıkıp kaçmaya çalışırken öldüğünü


Orhan Veli'nin belediye çukuruna düşmesi sonucu beyin kanaması geçirdiğini

biliyormydnz

Futbolcu
07-31-2013, 07:04 AM
KÜÇÜK ŞEYLER

Ne kadar haklı olursa olsun, eleştirileri anlayışla karşılamak çok az insana nasip olan bir olgunluktur. Bu, ilim, irfan,mevki sahipleri; sanat ve edebiyat adamları için de geçerli bir tespittir. Yahya Kemal de büyük şairligine, yurt dışına yayılmış
ününe rağmen bu olgunluğu gösteremeyen bir sanat ve edebiyat adamıdır. Bırakın eleştiriyi, yarı şaka yarı ciddi küçük dokunmalara bile alınganlık gösterirmiş. Bir gün kendisine yöneltilen basit bir elestiriyi hazmedemeyip öfke ile ileri geri konuştuğu
bir sırada bir dostu teselli etmek için söyle demiş:

— Üstadım, ne var bu küçük eleştiriye kızıp köpürecek? Üzerinde durulmaya değmeyecek kadar önemsiz şeyler bunlar.

Yahya Kemal dostunu terslemiş:

— İnsanı esas rahatsız eden bu küçük şeylerdir. Koca bir dağın tepesine oturabilirsin de, bir iğnenin tepesine oturamazsın!..

Futbolcu
07-31-2013, 07:04 AM
Sigara..
Necip Fazıl çok fazla sigara içer.
Bir gün bir öğrencisi ona gelir ve der ki:
-"Hocam bugün bir rüya gördüm bütün bitkiler Allah'a secde ediyordu, bir tek tütün etmiyordu."
Üstad cevabı yapıştırır:
-"Getirin o kafiri yakalım..."

Futbolcu
07-31-2013, 07:05 AM
Biz Ölülerimizle Birlikte Yaşarız


Cumhuriyet’în ilk yıllarında,Yahya Kemal’in Madrid büyükelçisi olduğu bir dönemde,kendisine Türkiye’nin nüfusu sorulduğunda Üstat,tereddütsüz ”80 milyon” der.”Ne diyorsunuz Ekselans biz 10-15 milyon biliyorduk”dediklerinde,şair yine tereddütsüz cevap verir:
“Biz ölülerimizle birlikte yaşarız,mezardakiler de nüfusumuza dahildir.”

Futbolcu
07-31-2013, 07:05 AM
Sonsuz Hayat

"Yaşlılık yıllarında iken niçin kendinizi bu kadar yoruyorsunuz?" diye soran arkadaşlarına,Victor Hugo,şu cevabı vermiş:

"Dinlenmek için önümde sonsuz bir hayat var."

Sonsuzluk
08-01-2013, 02:25 PM
Çok güzel çalişma emeğine saglık