PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yeraltı Edebiyatı


JustWatch
10-28-2012, 09:35 PM
Hayatın tatminkarligina teslim ederken hayallerimihttp://www.herseyforum.com/images/nokta.gif
Kaybolmuş ruhumu bulmayi umut etmiştimhttp://www.herseyforum.com/images/nokta.gif
Çıplak bedenler içindehttp://www.herseyforum.com/images/nokta.gif



Edebiyatın Kılcal Damarları

Yeraltı edebiyatı edebiyatın kılcal damarlarıdır. Popüler edebiyatın el atmaktan çekindiği uzak durduğu ayrıksı konulara kucak açar mesela cinselliğe mesela insan psikolojisinin gizli kapaklı yanlarına mesela inanca mesela genel geçer ahlaki kabullere sorgulanmadan kabul edilen etik ve estetik değerlere mesela hayatın karanlık derinliklerine döner yüzünü ve bunlara kafa tutar. Buralarda gezinip dolaşırhttp://www.herseyforum.com/virgul.gif edebiyatı buralarda arar. Tedirgin edici mecralarda dolanır. Popülerhttp://www.herseyforum.com/virgul.gif ana akım edebiyatın sığ sularında oyalanmaktansahttp://www.herseyforum.com/virgul.gif neredeyse korkutucu ve irkiltici bir eleştirellikle ‘uçlara’ doğru ilerler. Yeraltı edebiyatıhttp://www.herseyforum.com/virgul.gif hayatın ve gerçekliğin öylesine bakan gözlerinehttp://www.herseyforum.com/virgul.gif gizli kalmış bölgelerini sızdırır. Verili gerçeklikte gedikler açar ve insanın gerçekliği kavrama yetisini geliştirir.
Örneğin Georges Bataillehttp://www.herseyforum.com/virgul.gif bu dizinin son çalışması olan ''Annem'' adlı kitabında yer alan iki kısa roman ve üç öyküdehttp://www.herseyforum.com/virgul.gif cinselliğin hazzıyla inancın hazzı arasında irkiltici bir koşutluk kuruyor ve akla hayale sığmayacak aşırılıkta oynatıyor kalemini. Aslen zihnin bir sapması olan yeraltı edebiyatıhttp://www.herseyforum.com/virgul.gif Bataille’ın bu kitabında aynı zamanda ruhun da bir sapması olarak kendini gösteriyor. Dehşetli sert bir yaklaşımla dine dikleniş Tanrı’yı sorgulayış varoluşun o ilk var olduğu an’a dönme ve onu ifade etme çabası bütün bunlar Bataille’ın kitabının çatısını oluşturuyor. İnsan ürpermeden okuyamıyor kitabı. Ama daha önce de belirttiğimiz gibi kılcal damarlara benzetebileceğimiz bu edebiyat aracılığıyla bizi yepyeni gizli dünyalarla buluşturup tanıştırıyor. İnsanın kapasitesini zorluyor ve insanın kendi varoluşunda ve bu varoluşun ‘süreklilik ve kesintisizliğinde’ yarıklar açıyor.

Yeraltı Edebiyatının Miladı

Yer altı edebiyatının kapitalizmin gelişmesiyle birlikte ortaya çıktığını ileri sürmek yanlış olmaz. Her ne kadar tarihin eski dönemlerinde Thomas De Quinceyhttp://www.herseyforum.com/virgul.gif W.Black gibi hem istisnai hem rastlantısal sayılabilecek ve yeraltının sesleri olarak nitelenebilecek yazarlar varsa da bu edebiyatın ortaya çıkış tarihinin en çok 19. yy.’ın ortalarına kadar geri götürülebileceğini söyleyebiliriz. 20. yy.’ın başında kapitalizmin güç ve iktidar kazanmaya başlamasıyla kapitalist dünya görüşünün yaşam biçiminin ve ahlakının egemen olmasıyla ve dünyayı ve dahi insan yaşamını kendi kuralları uyarınca düzenleyip temsil sistemlerini oluşturmasıyla birlikte bu dünyayahttp://www.herseyforum.com/virgul.gif yaşam biçimine ahlakına ve temsil sistemine karşı duranhttp://www.herseyforum.com/virgul.gif kendine ‘anlamlı’ ve ‘sahici’ bir yer bulamayan yazarlar yerin altına çekiliphttp://www.herseyforum.com/virgul.gif kapitalizmin yanıltıcı ışığının aydınlattığı dünyanın ve gerçekliklerin dışında başka dünyalar ve gerçeklikler de olduğunu ileri sürüyorlar. Bataille bu isimlerin en önde gelenlerinden biridir. Bir başkası da Maurice Blanchot’dur.

Türkiye’de Yeraltı Edebiyatı

Ülkemize gelince Türkiye’de yeraltı edebiyatının gelişmiş olduğunu söylemek zor. Bu edebiyatın ilk önemli örnekleri 1990’lı yıllardan sonra verildi. Bilindiği gibi ‘80’lerden sonra kapitalizmin ekonomik ve kültürel yaptırımlarına baskısına maruz kaldı Türkiye. ‘90’larla birlikte globalleşme edebiyatımızda popülerleşmeyi aktüaliteye yaslanmayıhttp://www.herseyforum.com/virgul.gif etliye sütlüye dokunmayan temaları egemen kıldı. Bunun doğal sonucu karşıtının ortaya çıkmasıydı. Bu karşıt da yeraltı edebiyatı demekti. Bu minvalde küçük İskender akla gelebilir örneğin. Bir ara Stüdyo İmge Yayınları Türk edebiyatının yeraltı edebiyatı olarak değerlendirilebilecek metinlerini art arda yayımladı ve bir yer altı edebiyatı yayınevi kimliğine büründü. Bu yayınevinden Ayça Sezen Ural ve Sibel Torunoğlu gibi yazarlar edebiyat ortamına aşılandı. Sibel Torunoğlu’nun ''Travesti Pinokyo'' adli kitabının gerçekten uysal topluma rahatsızlık verenhttp://www.herseyforum.com/virgul.gif tam anlamıyla sapkın bir eser olduğunu söyleyebiliriz. Bu eserler toplumda yeterince ilgi de uyandırdı.
Kendisi de yeraltı edebiyatına dahil edilebilecek romanlar yazan Hikmet Temel Akarsuhttp://www.herseyforum.com/virgul.gif Hürriyet Gösteri Dergisi’nde yayımlanan bir yazısında Yusuf Atılgan’ıhttp://www.herseyforum.com/virgul.gif Vüs’at O. Bener’ihttp://www.herseyforum.com/virgul.gif hatta ve hatta Sait Faik’i bu edebiyatın ülkemizdeki öncüleri olarak nitelemişti. Bence Yusuf Atılgan ve Vüs’at O. Bener daha çok ‘avantgarde’ olarak nitelenebilecek yazarlardır. Bir de Oğuz Atay örneği var. Oğuz Atay’ın eserlerinin gerek şaşırtıcı ve sert üslubuyla gerek ele aldığı temalarla yeraltı edebiyatının öncü temsilcilerinden biri olduğu ileri sürülebilir.
Peki günümüzde 2000’li yıllarda yeraltı edebiyatının gidişatı ve edebiyatımızda işgal ettiği konum nedir? Neredeyse koskocaman bir hiç. Süreyyya Evren Altay Öktem gibi birkaç yazar bu çerçevede eserler veriyorlar ama genele bakınca bu çabalar çok cılız kalıyor.
Halbuki dünyada çok güçlü bir geleneğe sahip olan yeraltı edebiyatının ülkemizde de daha da tanıması için bütün sosyal kültürel koşullar çok uygun.
Bunun için biraz cesaret biraz eleştirel bir bakışhttp://www.herseyforum.com/virgul.gif biraz da toplum dışı kalmak yeterlihttp://www.herseyforum.com/images/nokta.gif Öyle değil mi?http://www.herseyforum.com/images/nokta.gif