Go Back   SevgiForum.NET > İSLAMİYET GENEL > Kuran-ı Kerim > Kuran-ı Kerim Sesli Ve Görüntülü
Home Menu

Site Navigation

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 08.04.2020 #11
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 3 Âl-i İmrân Suresi


زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَٓاءِ وَالْبَن۪ينَ وَالْقَنَاط۪يرِ الْمُقَنْطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالْاَنْعَامِ وَالْحَرْثِۜ ذٰلِكَ مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الْمَاٰبِ

Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan arzulu tutku, insanlar için süslü ve çekici kılındı. Bunlar dünya hayatının metaıdır (geçici menfaatleridir). Varılacak yerin güzel olanı, Allah katında olandır.
(3-Âl-i İmrân 14)


قُلْ اَؤُ۬نَبِّئُكُمْ بِخَيْرٍ مِنْ ذٰلِكُمْۜ لِلَّذ۪ينَ اتَّقَوْا عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا وَاَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِالْعِبَادِۚ

De ki "Size bundan daha hayırlısını bildireyim mi? Korkup-sakınanlar için Rablerinin katında içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah'tan da bir rıza-hoşnutluk vardır. Allah, kullarını hakkıyle görendir."
(3-Âl-i İmrân 15)


اَلَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اِنَّـنَٓا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِۚ

Ki Onlar "Rabbimiz şüphesiz biz iman ettik artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyenler
(3-Âl-i İmrân 16)


اَلصَّابِر۪ينَ وَالصَّادِق۪ينَ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْمُنْفِق۪ينَ وَالْمُسْتَغْفِر۪ينَ بِالْاَسْحَارِ

Sabredenler, sadık-doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve 'seher vakitlerinde' mağfiret (bağışlanma) dileyenlerdir.
(3-Âl-i İmrân 17)


شَهِدَ اللّٰهُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۙ وَالْمَلٰٓئِكَةُ وَاُو۬لُوا الْعِلْمِ قَٓائِماً بِالْقِسْطِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُۜ

Allah gerçekten Kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik etti, melekler ve ilim sahipleri de O'ndan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. O'ndan başka ilah yoktur. O Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır), Hakim'dir (hüküm ve hikmet sahibidir).
(3-Âl-i İmrân 18)


اِنَّ الدّ۪ينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَامُ۠ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْياً بَيْنَهُمْۜ وَمَنْ يَكْفُرْ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَاِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ

Allah katında din, hiç şüphesiz ki İslam'dır. Kendilerine Kitab verilenler ancak kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki 'kıskançlık ve hakka baş kaldırma' yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerine küfrederse, gerçekten Allah hesabı pek çabuk görendir.
(3-Âl-i İmrân 19)


فَاِنْ حَٓاجُّوكَ فَقُلْ اَسْلَمْتُ وَجْهِيَ لِلّٰهِ وَمَنِ اتَّـبَعَنِۜ وَقُلْ لِلَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ وَالْاُمِّيّ۪نَ ءَاَسْلَمْتُمْۜ فَاِنْ اَسْلَمُوا فَقَدِ اهْتَدَوْاۚ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلَاغُۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِالْعِبَادِ۟

Eğer seninle çekişip-tartışırlarsa, de ki "Ben, bana uyanlarla birlikte kendimi Allah'a teslim ettim". Ve kendilerine Kitab verilenlerle ümmilere "Siz de teslim oldunuz mu?" de. Eğer teslim oldularsa gerçekten hidayete (doğru yola) ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse artık sana düşen yalnızca tebliğdir (duyurup-bildirmedir). Allah, kullarını hakkıyla görendir.
(3-Âl-i İmrân 20)


اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيّ۪نَ بِغَيْرِ حَقٍّۙ وَيَقْتُلُونَ الَّذ۪ينَ يَأْمُرُونَ بِالْقِسْطِ مِنَ النَّاسِۙ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍ

Allah'ın ayetlerine küfredenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler (var ya), işte onlara acıklı bir azabı müjdele.
(3-Âl-i İmrân 21)


اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۘ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ

İşte bunlar dünyada da ahirette de çabaları boşa giden kimselerdir. Onların hiçbir yardımcısı yoktur.
(3-Âl-i İmrân 22)


اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا نَص۪يباً مِنَ الْكِتَابِ يُدْعَوْنَ اِلٰى كِتَابِ اللّٰهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلّٰى فَر۪يقٌ مِنْهُمْ وَهُمْ مُعْرِضُونَ

Kendilerine Kitab'tan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında Allah'ın Kitab'ı hükmetsin diye çağrılıyorlar da, onlardan bir bölümü yüz çeviriyor. Onlar işte böyle arka dönüp-gidenlerdir.
(3-Âl-i İmrân 23)


ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لَنْ تَمَسَّنَا النَّارُ اِلَّٓا اَيَّاماً مَعْدُودَاتٍۖ وَغَرَّهُمْ ف۪ي د۪ينِهِمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ

Bu (cahil cesareti), onların "Ateş bize sayılı günler dışında kesinlikle dokunmayacak" demelerindendir. Onların uydurageldikleri şeyler, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürmüştür.
(3-Âl-i İmrân 24)


فَكَيْفَ اِذَا جَمَعْنَاهُمْ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ ف۪يهِ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Geleceğinden şüphe olmayan bir günde onları topladığımız ve kendilerine zulmedilmeden herkesin kazandığının tastamam ödendiği zaman halleri ne olacak?
(3-Âl-i İmrân 25)


قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَٓاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَٓاءُۘ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَٓاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَٓاءُۜ بِيَدِكَ الْخَيْرُۜ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

De ki "Ey mülkün sahibi Allah'ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın. Dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın. Hayır yalnız Senin elindedir. Gerçekten Sen, her şeye kadirsin (güç yetirensin)."
(3-Âl-i İmrân 26)

deniz gözlüm bunu begendi.
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.04.2020 #12
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 3 Âl-i İmrân Suresi


تُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِۘ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّۘ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

Geceyi gündüze katarsın, gündüzü de geceye katarsın. Diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesapsız rızık verirsin.
(3-Âl-i İmrân 27)


لَا يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ اللّٰهِ ف۪ي شَيْءٍ اِلَّٓا اَنْ تَتَّقُوا مِنْهُمْ تُقٰيةًۜ وَيُحَذِّرُكُمُ اللّٰهُ نَفْسَهُۜ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَص۪يرُ

Mü'minler, mü'minleri bırakıp da kafirleri veli-dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Allah'tan hiçbir şey (yardım ve dostluk) yoktur. Ancak onlardan korunma gayesiyle sakınmanız (düşmanlığınızı göstermemeniz) müstesna. Allah sizi asıl kendisiyle sakındırıyor. Dönüş ancak Allah'adır.
(3-Âl-i İmrân 28)


قُلْ اِنْ تُخْفُوا مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ اَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ اللّٰهُۜ وَيَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

De ki "Sinelerinizde olanı gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Ve göklerde olanı da, yerde olanı da bilir. Allah herşeye kadirdir (güç yetirendir)"
(3-Âl-i İmrân 29)


يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُحْضَراًۚۛ وَمَا عَمِلَتْ مِنْ سُٓوءٍۚۛ تَوَدُّ لَوْ اَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُٓ اَمَداً بَع۪يداًۜ وَيُحَذِّرُكُمُ اللّٰهُ نَفْسَهُۜ وَاللّٰهُ رَؤُ۫فٌ بِالْعِبَادِ۟

Her nefis ne hayır işlemiş ve ne kötülük yapmış ise hepsini karşısında hazır bulduğu günde, yaptığı kötülükler ile arasında uzak bir mesafe olsun ister. Allah sizi Kendisine karşı (gelmekten) sakındırır. Allah kullarına karşı Rauf'tur (şefkatli olandır).
(3-Âl-i İmrân 30)


قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

De ki "Eğer siz Allah'ı seviyorsanız bana uyun, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir)."
(3-Âl-i İmrân 31)


قُلْ اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَۚ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْكَافِر۪ينَ

De ki "Allah'a ve Resulüne itaat edin". Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz ki Allah kafirleri sevmez.
(3-Âl-i İmrân 32)


اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰٓى اٰدَمَ وَنُوحاً وَاٰلَ اِبْرٰه۪يمَ وَاٰلَ عِمْرٰنَ عَلَى الْعَالَم۪ينَۙ

Gerçek şu ki Allah Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti.
(3-Âl-i İmrân 33)


ذُرِّيَّةً بَعْضُهَا مِنْ بَعْضٍۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۚ

Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah Semi'dir (herşeyi işitendir), Alim'dir (hakkıyle bilendir).
(3-Âl-i İmrân 34)


اِذْ قَالَتِ امْرَاَتُ عِمْرٰنَ رَبِّ اِنّ۪ي نَذَرْتُ لَكَ مَا ف۪ي بَطْن۪ي مُحَرَّراً فَتَقَبَّلْ مِنّ۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ

Hani İmran'ın karısı "Rabbim, karnımda olanı (Sen'den başkasına) azade ve hür olarak Sana adadım, benden kabul et. Şüphesiz Semi (herşeyi işiten) ve Alim (hakkıyle bilen) Sen'sin" demişti.
(3-Âl-i İmrân 35)


فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ اِنّ۪ي وَضَعْتُهَٓا اُنْثٰىۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْۜ وَلَيْسَ الذَّكَرُ كَالْاُنْثٰىۚ وَاِنّ۪ي سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وَاِنّ۪ٓي اُع۪يذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ

Fakat onu doğurduğunda, Allah onun ne (nasıl bir mü'mine) doğurduğunu çok iyi bilirken dedi ki "Rabbim onu bir kız doğurdum. Oysa erkek kız gibi değildir. Ona Meryem adını koydum. Ben onu ve soyunu, kovulmuş-taşa tutulmuş şeytandan Sana sığındırırım."
(3-Âl-i İmrân 36)


فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍ وَاَنْبَتَهَا نَبَاتاً حَسَناًۙ وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّاۜ كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا الْمِحْرَابَۙ وَجَدَ عِنْدَهَا رِزْقاًۚ قَالَ يَا مَرْيَمُ اَنّٰى لَكِ هٰذَاۜ قَالَتْ هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriyya'yı da ona sorumlu kıldı. Zekeriyya ne zaman mihraba girdiyse, (onun) yanında bir yiyecek buldu. "Ey Meryem, bu sana nerden?" deyince, (Meryem) "Bu Allah katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir" dedi.
(3-Âl-i İmrân 37)


هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۚ قَالَ رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةًۚ اِنَّكَ سَم۪يعُ الدُّعَٓاءِ

Orada Zekeriyya Rabbine dua etti, "Rabbim bana katından tertemiz bir soy armağan et. Doğrusu Sen duaları işitensin" dedi.
(3-Âl-i İmrân 38)


فَنَادَتْهُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَٓائِمٌ يُصَلّ۪ي فِي الْمِحْرَابِۙ اَنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيٰى مُصَدِّقاً بِكَلِمَةٍ مِنَ اللّٰهِ وَسَيِّداً وَحَصُوراً وَنَبِياًّ مِنَ الصَّالِح۪ينَ

O mihrapta namaz kılmakta iken melekler ona (şöyle) seslendiler "Allah sana Yahya'yı müjdeler. O, Allah'tan olan bir kelimeyi tasdik eden (doğrulayan), efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir."
(3-Âl-i İmrân 39)

deniz gözlüm bunu begendi.
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.04.2020 #13
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 3 Âl-i İmrân Suresi


قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي غُلَامٌ وَقَدْ بَلَغَنِيَ الْكِبَرُ وَامْرَاَت۪ي عَاقِرٌۜ قَالَ كَذٰلِكَ اللّٰهُ يَفْعَلُ مَا يَشَٓاءُ

Dedi ki "Rabbim, bana gerçekten ihtiyarlık ulaşmışken ve karım da kısır iken nasıl benim bir oğlum olabilir?" (Allah) "Öyledir ancak Allah dilediğini yapar" buyurdu.
(3-Âl-i İmrân 40)


قَالَ رَبِّ اجْعَلْ ل۪ٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍ اِلَّا رَمْزاًۜ وَاذْكُرْ رَبَّكَ كَث۪يراً وَسَبِّـحْ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ۟

(Zekeriyya) dedi ki "Rabbim, bana (insanlara karşı) bir ayet-belge ver." (Allah) "Senin ayetin-belgen, işaretleşme dışında insanlarla üç gün konuşmamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O'nu tesbih et" dedi.
(3-Âl-i İmrân 41)


وَاِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰيكِ وَطَهَّرَكِ وَاصْطَفٰيكِ عَلٰى نِسَٓاءِ الْعَالَم۪ينَ

Hani melekler de "Ey Meryem şüphesiz Allah seni seçkin kıldı, seni arındırdı ve alemlerin kadınları üzerine seçti" demişti.
(3-Âl-i İmrân 42)


يَا مَرْيَمُ اقْنُت۪ي لِرَبِّكِ وَاسْجُد۪ي وَارْكَع۪ي مَعَ الرَّاكِع۪ينَ

Ey Meryem, Rabbine huşu ile (kalbin titreyerek) itaatta bulun, secdeye kapan ve rüku edenlerle birlikte rüku et.
(3-Âl-i İmrân 43)


ذٰلِكَ مِنْ اَنْـبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوح۪يهِ اِلَيْكَۜ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ يُلْقُونَ اَقْلَامَهُمْ اَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَۖ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ يَخْتَصِمُونَ

Bunlar sana vahyetmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. Onlardan hangisi Meryem'i sorumluluğuna alacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin, tartışıp-çekişirlerken de yanlarında değildin.
(3-Âl-i İmrân 44)


اِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُۗ اِسْمُهُ الْمَس۪يحُ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَج۪يهاً فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّب۪ينَۙ

Melekler demişlerdi ki "Ey Meryem, Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdeliyor. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. O dünyada da, ahirette de çok itibarlı ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır".
(3-Âl-i İmrân 45)


وَيُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلاً وَمِنَ الصَّالِح۪ينَ

Beşikte de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır. Ve o salihlerdendir.
(3-Âl-i İmrân 46)


قَالَتْ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي وَلَدٌ وَلَمْ يَمْسَسْن۪ي بَشَرٌۜ قَالَ كَذٰلِكِ اللّٰهُ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۜ اِذَا قَضٰٓى اَمْراً فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

(Meryem) "Rabbim bana bir beşer dokunmamışken, benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi. (Denildi ki) "Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse ona yalnızca 'Ol' der, o da hemen oluverir."
(3-Âl-i İmrân 47)


وَيُعَلِّمُهُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَۚ

(Allah) ona kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek.
(3-Âl-i İmrân 48)


وَرَسُولاً اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اَنّ۪ي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْۙ اَنّ۪ٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطّ۪ينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ ف۪يهِ فَيَكُونُ طَيْراً بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ وَاُحْـيِ الْمَوْتٰى بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَۙ ف۪ي بُيُوتِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ

(Onu) İsrailoğullarına Resul kılacak. (O da onlara şöyle diyecek "Gerçek şu, ben size Rabbinizden bir ayetle geldim. Ben size çamurdan kuş biçiminde bir şey yapar içine üfürürüm, o da hemencecik Allah'ın izniyle kuş oluverir. Allah'ın izniyle doğuştan kör olanı, alacalıyı iyileştirir ve ölüyü diriltirim. Evlerinizde yediklerinizi ve (saklayıp) biriktirdiklerinizi size haber veririm. Eğer inanan kimseler iseniz bunda sizin için açık bir ayet vardır."
(3-Âl-i İmrân 49)


وَمُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَلِاُحِلَّ لَكُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي حُرِّمَ عَلَيْكُمْ وَجِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِ

Benden önce gelen Tevrat'ı tasdik etmek ve size haram kılınanların bir kısmını helal kılmak üzere Rabbınızdan size ayet getirdim. Artık Allah'tan korkup sakının ve bana itaat edin.
(3-Âl-i İmrân 50)


اِنَّ اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ

Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin. Dosdoğru yol işte budur.
(3-Âl-i İmrân 51)


فَلَمَّٓا اَحَسَّ ع۪يسٰى مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ اَنْصَار۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِۚ اٰمَنَّا بِاللّٰهِۚ وَاشْهَدْ بِاَنَّا مُسْلِمُونَ

İsa onlardaki inkarcılığı sezince "Allah (için) bana yardım edecekler kimdir?" dedi. Havariler dediler ki "Allah'ın yardımcıları biziz, biz Allah'a inandık. Şahit ol ki biz gerçekten müslümanlarız."
(3-Âl-i İmrân 52)

deniz gözlüm bunu begendi.
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.04.2020 #14
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 3 Âl-i İmrân Suresi


رَبَّنَٓا اٰمَنَّا بِمَٓا اَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِد۪ينَ

Ey Rabbimiz. Biz indirdiğine inandık ve Resule uyduk. Böylece bizi şahidlerle beraber yaz.
(3-Âl-i İmrân 53)


وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ۟

Onlar ise bir düzen-tuzak kurdular. Allah da (buna karşılık) bir düzen kurdu. Allah düzen kurucuların en hayırlısıdır.
(3-Âl-i İmrân 54)


اِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا ع۪يسٰٓى اِنّ۪ي مُتَوَفّ۪يكَ وَرَافِعُكَ اِلَيَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَجَاعِلُ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۚ ثُمَّ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاَحْكُمُ بَيْنَكُمْ ف۪يمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَ

Hani Allah demişti ki "Ey İsa, doğrusu senin hayatına Ben son vereceğim, seni Kendime yükselteceğim, seni küfredenlerden (onların hile ve iftiralarından) temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfredenlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca Bana'dır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeylerde aranızda Ben hükmedeceğim."
(3-Âl-i İmrân 55)


فَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَاُعَذِّبُهُمْ عَذَاباً شَد۪يداً فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۘ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ

Küfredenleri ise dünyada ve ahirette şiddetli bir azabla azablandıracağım. Onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır.
(3-Âl-i İmrân 56)


وَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفّ۪يهِمْ اُجُورَهُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِم۪ينَ

İman edip salih amellerde bulunanlara gelince, onların ecirleri-mükafatları eksiksiz ödenecektir. Allah zalimleri sevmez.
(3-Âl-i İmrân 57)


ذٰلِكَ نَتْلُوهُ عَلَيْكَ مِنَ الْاٰيَاتِ وَالذِّكْرِ الْحَك۪يمِ

Bunları Biz sana ayetlerden ve hikmetli zikirden (Kur'an'dan) okuyoruz.
(3-Âl-i İmrân 58)


اِنَّ مَثَلَ ع۪يسٰى عِنْدَ اللّٰهِ كَمَثَلِ اٰدَمَۜ خَلَقَهُ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

Şüphesiz ki Allah katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı sonra ona "Ol" demesiyle o da hemen oluverdi.
(3-Âl-i İmrân 59)


اَلْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُنْ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ

Hak (asıl gerçek) Rabbindendir. Öyleyse şüphecilerden olma.
(3-Âl-i İmrân 60)


فَمَنْ حَٓاجَّكَ ف۪يهِ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْا نَدْعُ اَبْنَٓاءَنَا وَاَبْنَٓاءَكُمْ وَنِسَٓاءَنَا وَنِسَٓاءَكُمْ وَاَنْفُسَنَا وَاَنْفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَلْ لَعْنَتَ اللّٰهِ عَلَى الْكَاذِب۪ينَ

Artık sana gelen bunca ilimden sonra seninle bu konuda çekişip-tartışmalara girişirlerse de ki "Geliniz oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım sonra karşılıklı lanetleşelim de, Allah'ın lanetini yalan söylemekte olanların üstüne kılalım."
(3-Âl-i İmrân 61)


اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْقَصَصُ الْحَقُّۚ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

İşte (İsa hakkında) gerçek kıssa budur. Allah'tan başka ilah yoktur. Ve şüphesiz Allah Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır), Hakim'dir (hüküm ve hikmet sahibidir).
(3-Âl-i İmrân 62)


فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِالْمُفْسِد۪ينَ۟

Eğer yüz çevirirlerse, Allah elbetteki fesat çıkaranları (bozguncuları)bilir.
(3-Âl-i İmrân 63)


قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا اِلٰى كَلِمَةٍ سَوَٓاءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اَلَّا نَعْبُدَ اِلَّا اللّٰهَ وَلَا نُشْرِكَ بِه۪ شَيْـٔاً وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضاً اَرْبَاباً مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُولُوا اشْهَدُوا بِاَنَّا مُسْلِمُونَ

De ki "Ey Kitab ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olacak) bir kelimeye gelin. (O da şudur ki) Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi Rabler edinmesin." Eğer yine de yüz çevirirlerse "Şahid olun, biz müslümanlarız" deyin.
(3-Âl-i İmrân 64)


يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تُحَٓاجُّونَ ف۪ٓي اِبْرٰه۪يمَ وَمَٓا اُنْزِلَتِ التَّوْرٰيةُ وَالْاِنْج۪يلُ اِلَّا مِنْ بَعْدِه۪ۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ

Ey Kitab ehli, İbrahim (yahudi mi yoksa hıristiyan mı) konusunda ne diye çekişip-tartışıyorsunuz? Tevrat da, İncil de ancak ondan sonra indirilmiştir. (Buna da) akıl erdirmeyecek misiniz?
(3-Âl-i İmrân 65)

deniz gözlüm bunu begendi.
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.04.2020 #15
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 3 Âl-i İmrân Suresi


هَٓا اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ حَاجَجْتُمْ ف۪يمَا لَكُمْ بِه۪ عِلْمٌ فَلِمَ تُحَٓاجُّونَ ف۪يمَا لَيْسَ لَكُمْ بِه۪ عِلْمٌۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

İşte sizler böylesiniz, hakkında bilginiz olan şeyde tartıştınız ama hakkında bilginiz olmayan şey konusunda ne diye tartışıp-duruyorsunuz? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz.
(3-Âl-i İmrân 66)


مَا كَانَ اِبْرٰه۪يمُ يَهُودِياًّ وَلَا نَصْرَانِياًّ وَلٰكِنْ كَانَ حَن۪يفاً مُسْلِماًۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ

İbrahim ne yahudi, ne de hıristiyandı. O hanif (muvahhid) bir müslümandı, müşriklerden değildi.
(3-Âl-i İmrân 67)


اِنَّ اَوْلَى النَّاسِ بِاِبْرٰه۪يمَ لَلَّذ۪ينَ اتَّبَعُوهُ وَهٰذَا النَّبِيُّ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُواۜ وَاللّٰهُ وَلِيُّ الْمُؤْمِن۪ينَ

Doğrusu insanların İbrahim'e en yakın olanı ona uyanlar, bu peygamber ve iman edenlerdir. Allah mü'minlerin velisidir.
(3-Âl-i İmrân 68)


وَدَّتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يُضِلُّونَكُمْۜ وَمَا يُضِلُّونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

Kitab ehlinden bir grub sizi şaşırtıp-saptırmak istediler. Fakat onlar ancak kendi nefislerini şaşırtıp-saptırırlar da şuuruna-farkına varmazlar.
(3-Âl-i İmrân 69)


يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ

Ey Kitab ehli, (gerçeği) gördüğünüz halde niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?
(3-Âl-i İmrân 70)


يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَلْبِسُونَ الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ۟

Ey Kitab ehli, neden hakkı batıl ile örtüyor ve siz de bildiğiniz halde hakkı gizliyorsunuz?
(3-Âl-i İmrân 71)


وَقَالَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اٰمِنُوا بِالَّـذ۪ٓي اُنْزِلَ عَلَى الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَجْهَ النَّهَارِ وَاكْفُرُٓوا اٰخِرَهُ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَۚ

Kitab ehlinden bir grup şöyle dedi "Mü'minlere indirilene gündüzün başlangıcında inanın, bitiminde ise inkar edin. Belki onlar da dönerler",
(3-Âl-i İmrân 72)


وَلَا تُؤْمِنُٓوا اِلَّا لِمَنْ تَبِـعَ د۪ينَكُمْۜ قُلْ اِنَّ الْهُدٰى هُدَى اللّٰهِۙ اَنْ يُؤْتٰٓى اَحَدٌ مِثْلَ مَٓا اُو۫ت۪يتُمْ اَوْ يُحَٓاجُّوكُمْ عِنْدَ رَبِّكُمْۜ قُلْ اِنَّ الْفَضْلَ بِيَدِ اللّٰهِۚ يُؤْت۪يهِ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌۚ

"Ve sizin dininize uyanlardan başkasına da inanıp-güvenmeyin." De ki "Hiç tartışmasız doğru yol, Allah'ın yoludur". (Onlar kendi aralarında yine derler ki) "Size verilenin benzerinin başka herhangi bir kimseye verildiğine (inanmayın) ya da Rabbinizin huzurunda onların size karşı deliller getirecekleri (şeyleri açıklamayın)." De ki "Şüphesiz fazl (lutuf ve ihsan) Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah Vasi'dir (lutfu ve rahmeti geniş vekildir), Alim'dir (hakkıyle bilendir)."
(3-Âl-i İmrân 73)


يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ ذُوالْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ

Rahmetini dilediğine (ayırır) tahsis eder. Allah büyük fazl (lutuf ve ihsan) sahibidir.
(3-Âl-i İmrân 74)


وَمِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ اِنْ تَأْمَنْهُ بِقِنْطَارٍ يُؤَدِّه۪ٓ اِلَيْكَۚ وَمِنْهُمْ مَنْ اِنْ تَأْمَنْهُ بِد۪ينَارٍ لَا يُؤَدِّه۪ٓ اِلَيْكَ اِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَٓائِماًۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُوا لَيْسَ عَلَيْنَا فِي الْاُمِّيّ۪نَ سَب۪يلٌۚ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

Kitab ehlinden öylesi vardır ki, ona bir kantar emanet bıraksan onu sana öder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan tepesine dikilmedikçe onu sana ödemez. Bu onların "Ümmilere karşı yaptıklarımızdan bize bir vebal (bir sorumluluk) yoktur" demelerindendir. Oysa onlar kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemektedirler.
(3-Âl-i İmrân 75)


بَلٰى مَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِه۪ وَاتَّقٰى فَاِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَّق۪ينَ

Hayır, kim ahdini yerine getirir ve sakınırsa şüphesiz Allah da muttaki olanları (korkup-sakınanları) sever.
(3-Âl-i İmrân 76)


اِنَّ الَّذ۪ينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللّٰهِ وَاَيْمَانِهِمْ ثَمَناً قَل۪يلاً اُو۬لٰٓئِكَ لَا خَلَاقَ لَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللّٰهُ وَلَا يَنْظُرُ اِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَلَا يُزَكّ۪يهِمْۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Allah'ın ahdini ve kendi yeminlerini az bir bedele değişenlerin ahirette hiçbir payı yoktur. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz, onlara bakmaz ve onları temize çıkarmaz. Ve onlar için acıklı bir azab vardır.
(3-Âl-i İmrân 77)


وَاِنَّ مِنْهُمْ لَفَر۪يقاً يَلْوُ۫نَ اَلْسِنَتَهُمْ بِالْكِتَابِ لِتَحْسَبُوهُ مِنَ الْكِتَابِ وَمَا هُوَ مِنَ الْكِتَابِۚ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ وَمَا هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۚ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

Onlardan öyleleri vardır ki, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Oysa o Kitab'tan değildir. Allah katından olmadığı halde "Bu Allah katındandır" derler. Ve onlar kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı (böyle) yalan söylerler.
(3-Âl-i İmrân 78)

deniz gözlüm bunu begendi.
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.04.2020 #16
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 3 Âl-i İmrân Suresi


مَا كَانَ لِبَشَرٍ اَنْ يُؤْتِيَهُ اللّٰهُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا عِبَاداً ل۪ي مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ كُونُوا رَبَّانِيّ۪نَ بِمَا كُنْتُمْ تُعَلِّمُونَ الْكِتَابَ وَبِمَا كُنْتُمْ تَدْرُسُونَۙ

Hiçbir insanın Allah'ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra insanlara "Allah'ı bırakıp bana kul olun" demesi mümkün değildir. O ancak "Okuyup-okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitab'a göre Rabbaniler (Rabbe halis kullar) olunuz (deme görevindedir)."
(3-Âl-i İmrân 79)


وَلَا يَأْمُرَكُمْ اَنْ تَتَّخِذُوا الْمَلٰٓئِكَةَ وَالنَّبِيّ۪نَ اَرْبَاباًۜ اَيَأْمُرُكُمْ بِالْكُفْرِ بَعْدَ اِذْ اَنْتُمْ مُسْلِمُونَ۟

Size melekleri ve peygamberleri Rabler edinmenizi de emretmez. Siz müslümanlar olduktan sonra size küfrü mü emredecek?
(3-Âl-i İmrân 80)


وَاِذْ اَخَذَ اللّٰهُ م۪يثَاقَ النَّبِيّ۪نَ لَـمَٓا اٰتَيْتُكُمْ مِنْ كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِه۪ وَلَتَنْصُرُنَّهُۜ قَالَ ءَاَقْرَرْتُمْ وَاَخَذْتُمْ عَلٰى ذٰلِكُمْ اِصْر۪يۜ قَالُٓوا اَقْرَرْنَاۜ قَالَ فَاشْهَدُوا وَاَنَا۬ مَعَكُمْ مِنَ الشَّاهِد۪ينَ

Hani Allah peygamberlerden "Andolsun size Kitab ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir resul-elçi geldiğinde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız" diye misak (kesin bir söz) almış, "Bunu ikrar ederek ahdi kabul ettiniz mi?" demiş, onlar da "İkrar ettik" demişlerdi. (Allah) "Öyleyse şahid olun, Ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım" demişti.
(3-Âl-i İmrân 81)


فَمَنْ تَوَلّٰى بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

Artık kim bundan sonra dönerse işte onlar fasık olanlardır.
(3-Âl-i İmrân 82)


اَفَغَيْرَ د۪ينِ اللّٰهِ يَبْغُونَ وَلَهُٓ اَسْلَمَ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ طَوْعاً وَكَرْهاً وَاِلَيْهِ يُرْجَعُونَ

Onlar Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese de- O'na teslim olmuştur ve O'na döndürüleceklerdir.
(3-Âl-i İmrân 83)


قُلْ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا وَمَٓا اُنْزِلَ عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَالْاَسْبَاطِ وَمَٓا اُو۫تِيَ مُوسٰى وَع۪يسٰى وَالنَّبِيُّونَ مِنْ رَبِّهِمْۖ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْهُمْۘ وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ

De ki "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayız. Ve biz O'na teslim olmuşlarız."
(3-Âl-i İmrân 84)


وَمَنْ يَبْتَغِ غَيْرَ الْاِسْلَامِ د۪يناً فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْهُۚ وَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ

Kim İslam'dan başka bir din ararsa, kendisinden asla kabul edilmez ve o kimse ahirette hüsrana (ebedi ziyana) uğrayanlardan olur.
(3-Âl-i İmrân 85)


كَيْفَ يَهْدِي اللّٰهُ قَوْماً كَفَرُوا بَعْدَ ا۪يمَانِهِمْ وَشَهِدُٓوا اَنَّ الرَّسُولَ حَقٌّ وَجَٓاءَهُمُ الْبَيِّنَاتُۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ

Kendilerine apaçık belgeler geldiği ve resulün hak olduğuna şahidlik ettikleri halde, imanlarından sonra küfre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete (doğru yola) eriştirir? Allah, zulmeden bir kavmi hidayete eriştirmez.
(3-Âl-i İmrân 86)


اُو۬لٰٓئِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ اَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ اللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَۙ

İşte bunların cezası (şudur ki) Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onların üzerinedir.
(3-Âl-i İmrân 87)


خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَۙ

Onlar (bu lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez ve yüzlerine de bakılmaz.
(3-Âl-i İmrân 88)


اِلَّا الَّذ۪ينَ تَابُوا مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ وَاَصْلَحُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

Ancak bundan sonra tevbe edenler, (kendilerini düzeltip) ıslah edenler müstesna. Çünkü Allah Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir).
(3-Âl-i İmrân 89)


اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بَعْدَ ا۪يمَانِهِمْ ثُمَّ ازْدَادُوا كُفْراً لَنْ تُقْبَلَ تَوْبَتُهُمْۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الضَّٓالُّونَ

İman ettikten sonra küfredip de, küfürlerini arttıranların tevbeleri kabul edilmez. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.
(3-Âl-i İmrân 90)


اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْ اَحَدِهِمْ مِلْءُ الْاَرْضِ ذَهَباً وَلَوِ افْتَدٰى بِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ۟

Doğrusu küfredip de kafir olarak ölenler, yeryüzü dolusu altını fidye verecek olsalar yine de hiç birinden kabul edilmez. Onlar için elim (acıklı) bir azab vardır. Ve onların hiç yardımcıları da yoktur.
(3-Âl-i İmrân 91)

deniz gözlüm bunu begendi.
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.04.2020 #17
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 3 Âl-i İmrân Suresi


لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَۜ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ

Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla birr'e (iyiliğe, hayr ve taata) erişemezsiniz. Her ne infak ederseniz şüphesiz Allah onu bilir.
(3-Âl-i İmrân 92)


كُلُّ الطَّعَامِ كَانَ حِلاًّ لِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اِلَّا مَا حَرَّمَ اِسْرَٓائ۪لُ عَلٰى نَفْسِه۪ مِنْ قَبْلِ اَنْ تُنَزَّلَ التَّوْرٰيةُۜ قُلْ فَأْتُوا بِالتَّوْرٰيةِ فَاتْلُوهَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Tevrat indirilmeden önce İsrail'in (Ya'kub'un) kendine haram kıldıklarından başka İsrailoğullarına bütün yiyecekler helal idi. De ki "Eğer sadıklardan (doğrulardan) iseniz haydi Tevrat'ı getirip okuyun"
(3-Âl-i İmrân 93)


فَمَنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

Artık bundan sonra kim Allah'a karşı yalan düzüp-uydurursa, işte onlar zalim olanlardır.
(3-Âl-i İmrân 94)


قُلْ صَدَقَ اللّٰهُ فَاتَّبِعُوا مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفاًۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ

De ki "Allah doğru söyledi. Öyleyse muvahhidler (Allah'ı birleyen hanifler) olarak İbrahim'in dinine uyun. O müşriklerden değildi."
(3-Âl-i İmrân 95)


اِنَّ اَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذ۪ي بِبَكَّةَ مُبَارَكاً وَهُدًى لِلْعَالَم۪ينَۚ

Gerçek şu ki insanlar için kurulan ilk ev, Bekke'de (Mekke'de kurulan) mübarek ve alemler için hidayet olan (Kabe'dir).
(3-Âl-i İmrân 96)


ف۪يهِ اٰيَاتٌ بَيِّنَاتٌ مَقَامُ اِبْرٰه۪يمَۚ وَمَنْ دَخَلَهُ كَانَ اٰمِناًۜ وَلِلّٰهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَيْهِ سَب۪يلاًۜ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ

Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse, o emniyet-güvenlik içindedir. Ona bir yol bulup-güç yetirenlerin Ev'i haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim de küfre saparsa, bilsin ki Allah alemlerden müstağnidir (muhtaç olmayandır).
(3-Âl-i İmrân 97)


قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِۗ وَاللّٰهُ شَه۪يدٌ عَلٰى مَا تَعْمَلُونَ

De ki "Ey Kitab ehli, Allah yapmakta olduklarınıza şahid iken niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?"
(3-Âl-i İmrân 98)


قُلْ يَٓا اَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجاً وَاَنْتُمْ شُهَدَٓاءُۜ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

De ki "Ey Kitab ehli, sizler şahidler olduğunuz halde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir."
(3-Âl-i İmrân 99)


يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تُط۪يعُوا فَر۪يقاً مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ يَرُدُّوكُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْ كَافِر۪ينَ

Ey iman edenler. Eğer kendilerine Kitab verilenlerden herhangi bir gruba uyacak olursanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kafir yaparlar.
(3-Âl-i İmrân 100)


وَكَيْفَ تَكْفُرُونَ وَاَنْتُمْ تُتْلٰى عَلَيْكُمْ اٰيَاتُ اللّٰهِ وَف۪يكُمْ رَسُولُهُۜ وَمَنْ يَعْتَصِمْ بِاللّٰهِ فَقَدْ هُدِيَ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ۟

Allah'ın ayetleri size okunuyorken ve O'nun Resulü içinizdeyken nasıl inkara saparsınız? Kim Allah'a sımsıkı tutunursa, kesinlikle doğru yola yöneltilip-iletilmiştir.
(3-Âl-i İmrân 101)


يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ حَقَّ تُقَاتِه۪ وَلَا تَمُوتُنَّ اِلَّا وَاَنْتُمْ مُسْلِمُونَ

Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkup-sakınmak gerekiyorsa öylece korkup-sakının ve ancak müslüman olarak can verin.
(3-Âl-i İmrân 102)


وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَم۪يعاً وَلَا تَفَرَّقُواۖ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ كُنْتُمْ اَعْدَٓاءً فَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِه۪ٓ اِخْوَاناًۚ وَكُنْتُمْ عَلٰى شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ فَاَنْقَذَكُمْ مِنْهَاۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

Allah'ın ipine sımsıkı yapışın, dağılıp-ayrılmayın ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini zikredip-hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizi birleştirip-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olmuştunuz. Yine siz tam bir ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Hidayete (doğru yola) eresiniz diye Allah size ayetlerini böyle açıklar.
(3-Âl-i İmrân 103)


وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Sizden (her dönemde) hayra çağıran, ma'rufu (iyiliği) emreden ve münkerden (kötülükten) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.
(3-Âl-i İmrân 104)

deniz gözlüm bunu begendi.
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.04.2020 #18
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 3 Âl-i İmrân Suresi


وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ تَفَرَّقُوا وَاخْتَلَفُوا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَهُمُ الْبَيِّنَاتُۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ

Kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra parçalanıp ayrılığa (ihtilafa ve anlaşmazlığa) düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azab vardır.
(3-Âl-i İmrân 105)


يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌۚ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اسْوَدَّتْ وُجُوهُهُمْ۠ اَكَفَرْتُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ

Bazı yüzlerin ağaracağı, bazı yüzlerin de kararacağı gün, yüzleri kapkara kesilecek olanlara "İmanınızdan sonra inkar ettiniz öyle mi? Öyleyse inkar etmenize karşılık azabı tadın" (denilir).
(3-Âl-i İmrân 106)


وَاَمَّا الَّذ۪ينَ ابْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَف۪ي رَحْمَةِ اللّٰهِۜ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

Yüzleri ağaranlar ise artık onlar Allah'ın rahmeti içindedirler, orada ebedi kalacaklardır.
(3-Âl-i İmrân 107)


تِلْكَ اٰيَاتُ اللّٰهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِالْحَقِّۜ وَمَا اللّٰهُ يُر۪يدُ ظُلْماً لِلْعَالَم۪ينَ

Bunlar sana hak olarak okumakta olduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah, alemlere zulmetmek istemez.
(3-Âl-i İmrân 108)


وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاِلَى اللّٰهِ تُرْجَعُ الْاُمُورُ۟

Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır ve (bütün) işler Allah'a döndürülür.
(3-Âl-i İmrân 109)


كُنْتُمْ خَيْرَ اُمَّةٍ اُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِۜ وَلَوْ اٰمَنَ اَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْراً لَهُمْۜ مِنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَاَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ

Siz insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz. Ma'ruf (iyi) olanı emreder, münker (kötü) olandan sakındırır ve Allah'a iman edersiniz. Kitab ehli de inanmış olsaydı elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır fakat çoğunluğu fıska sapanlardır.
(3-Âl-i İmrân 110)


لَنْ يَضُرُّوكُمْ اِلَّٓا اَذًىۜ وَاِنْ يُقَاتِلُوكُمْ يُوَلُّوكُمُ الْاَدْبَارَ۠ ثُمَّ لَا يُنْصَرُونَ

Onlar size ezadan (incitmekten) başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşırlarsa size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.
(3-Âl-i İmrân 111)


ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ اَيْنَ مَا ثُقِفُٓوا اِلَّا بِحَبْلٍ مِنَ اللّٰهِ وَحَبْلٍ مِنَ النَّاسِ وَبَٓاؤُ۫ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الْمَسْكَنَةُۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَيَقْتُلُونَ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّۜ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ۠

Nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üzerlerine zillet vurulmuştur ancak Allah'ın ve mü'minlerin ahdine sığınmış olanlar müstesna. Onlar Allah'tan bir gazaba uğradılar. Üzerlerine de miskinlik vuruldu. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri nedeniyledir. (Yine) bu, isyan etmeleri ve haddi aşmalarındandır.
(3-Âl-i İmrân 112)


لَيْسُوا سَوَٓاءًۜ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اُمَّةٌ قَٓائِمَةٌ يَتْلُونَ اٰيَاتِ اللّٰهِ اٰنَٓاءَ الَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ۠

Onların hepsi bir değildir. Kitab ehlinden (doğruluk üzere) duran bir ümmet (topluluk) vardır ki, gece vakitlerinde secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okurlar.
(3-Âl-i İmrân 113)


يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ مِنَ الصَّالِح۪ينَ

Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, ma'ruf (iyi) olanı emreder, münker (kötü) olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır.
(3-Âl-i İmrân 114)


وَمَا يَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَلَنْ يُكْفَرُوهُۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِالْمُتَّق۪ينَ

Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar. Allah muttakileri (korkup-sakınanları) bilendir.
(3-Âl-i İmrân 115)


اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـٔاًۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

Küfredenlerin ise ne malları, ne de çocukları Allah'a karşı kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar ateş ashabıdır-halkıdır, onda ebedi olarak kalacaklardır.
(3-Âl-i İmrân 116)


مَثَلُ مَا يُنْفِقُونَ ف۪ي هٰذِهِ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا كَمَثَلِ ر۪يحٍ ف۪يهَا صِرٌّ اَصَابَتْ حَرْثَ قَوْمٍ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَاَهْلَكَتْهُۜ وَمَا ظَلَمَهُمُ اللّٰهُ وَلٰكِنْ اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Onların bu dünya hayatındaki harcamalarının misali, kendilerine zulmetmiş bir kavmin ekinlerini vurup da telef eden kavurucu bir rüzgarın misali gibidir. Allah onlara zulmetmedi fakat (onlar) kendi nefislerine (kendileri) zulmetmişlerdir.
(3-Âl-i İmrân 117)

deniz gözlüm bunu begendi.
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.04.2020 #19
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 3 Âl-i İmrân Suresi


يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا بِطَانَةً مِنْ دُونِكُمْ لَا يَأْلُونَكُمْ خَبَالاًۜ وَدُّوا مَا عَنِتُّمْۚ قَدْ بَدَتِ الْبَغْضَٓاءُ مِنْ اَفْوَاهِهِمْۚ وَمَا تُخْف۪ي صُدُورُهُمْ اَكْـبَرُۜ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الْاٰيَاتِ اِنْ كُنْتُمْ تَعْقِلُونَ

Ey iman edenler, kendinizden olmayanı sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermekte kusur etmezler, sizin sıkıntıya düşmenizi isterler. Öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. Sinelerinin gizli tuttukları ise daha büyüktür. Eğer akledip-anlıyorsanız ayetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.
(3-Âl-i İmrân 118)


هَٓا اَنْتُمْ اُو۬لَٓاءِ تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ بِالْكِتَابِ كُلِّه۪ۚ وَاِذَا لَقُوكُمْ قَالُٓوا اٰمَنَّاۗ وَاِذَا خَلَوْا عَضُّوا عَلَيْكُمُ الْاَنَامِلَ مِنَ الْغَيْظِۜ قُلْ مُوتُوا بِغَيْظِكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

İşte siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz halbuki onlar sizi sevmezler. Siz Kitab'ın tümüne inanırsınız onlar ise sizinle karşılaştıklarında (inandık) derler, kendi başlarına kaldıklarında da size karşı olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki "Kin ve öfkenizle ölün." Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.
(3-Âl-i İmrân 119)


اِنْ تَمْسَسْكُمْ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْۘ وَاِنْ تُصِبْكُمْ سَيِّئَةٌ يَفْرَحُوا بِهَاۜ وَاِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا لَا يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـٔاًۜ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُح۪يطٌ۟

Size bir iyilik dokununca onları tasalandırır, size bir kötülük isabet edince ise onunla sevinirler. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların 'hileli düzenleri' size hiçbir şeyle zarar veremez. Allah hiç şüphesiz, onların yapmakta olduklarını kuşatmıştır.
(3-Âl-i İmrân 120)


وَاِذْ غَدَوْتَ مِنْ اَهْلِكَ تُبَوِّئُ الْمُؤْمِن۪ينَ مَقَاعِدَ لِلْقِتَالِۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۙ

Hani sen mü'minleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden erkenden ayrılmıştın. Allah Semi'dir (herşeyi işitendir), Alim'dir (hakkıyle bilendir).
(3-Âl-i İmrân 121)


اِذْ هَمَّتْ طَٓائِفَتَانِ مِنْكُمْ اَنْ تَفْشَلَاۙ وَاللّٰهُ وَلِيُّهُمَاۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

O zaman sizden iki grup, neredeyse çözülüp-bozulmaya yüz tutmuştu. Oysa Allah onların velisi-yardımcısıydı. Mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler.
(3-Âl-i İmrân 122)


وَلَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ بِبَدْرٍ وَاَنْتُمْ اَذِلَّةٌۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Andolsun ki siz güçsüz iken Allah size Bedir'de yardımıyla zafer verdi. O halde Allah'tan korkup-sakının ki, O'na şükretmiş olasınız.
(3-Âl-i İmrân 123)


اِذْ تَقُولُ لِلْمُؤْمِن۪ينَ اَلَنْ يَكْفِيَكُمْ اَنْ يُمِدَّكُمْ رَبُّكُمْ بِثَلٰثَةِ اٰلَافٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُنْزَل۪ينَۜ

Sen mü'minlere "Rabbinizin size meleklerden indirilmiş üçbin kişiyle yardım iletmesi size yetmez mi?" diyordun.
(3-Âl-i İmrân 124)


بَلٰٓىۙ اِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا وَيَأْتُوكُمْ مِنْ فَوْرِهِمْ هٰذَا يُمْدِدْكُمْ رَبُّكُمْ بِخَمْسَةِ اٰلَافٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُسَوِّم۪ينَ

Evet, siz sabır gösterir ve Allah'tan korkup-sakınırsanız, onlar ansızın üzerinize gelseler (bile korkmayın çünkü) Rabbiniz size nişanlı beşbin melekle (hemen) yardım ulaştıracaktır.
(3-Âl-i İmrân 125)


وَمَا جَعَلَهُ اللّٰهُ اِلَّا بُشْرٰى لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُمْ بِه۪ۜ وَمَا النَّصْرُ اِلَّا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِۙ

Allah bunu (bu açıklamayı) size ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla tatmin bulsun (yatışıp-rahatlasın) diye yaptı. Nusret (yardım ve zafer) ancak Aziz (üstün ve güçlü) ve Hakim (hüküm ve hikmet sahibi) olan Allah'ın katındandır.
(3-Âl-i İmrân 126)


لِيَقْطَعَ طَرَفاً مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَوْ يَكْبِتَهُمْ فَيَنْقَلِبُوا خَٓائِب۪ينَ

(Ki bu) küfre sapanların ileri gelenlerini kessin (onları helak etsin) ya da perişan etsin de umutsuz olarak geri dönüp gitsinler (diyedir).
(3-Âl-i İmrân 127)


لَيْسَ لَكَ مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ اَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ اَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَاِنَّهُمْ ظَالِمُونَ

Bu emirden-işten sana ait bir şey yoktur. Allah ya onların tevbesini kabul eder yahut da zalim oldukları için azablandırır.
(3-Âl-i İmrân 128)


وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟

Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir).
(3-Âl-i İmrân 129)


يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَأْكُلُوا الرِّبٰٓوا اَضْعَافاً مُضَاعَفَةًۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَۚ

Ey iman edenler, kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Ve Allah'tan korkup-sakının ki felah (kurtuluş) bulasınız.
(3-Âl-i İmrân 130)

deniz gözlüm bunu begendi.
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09.04.2020 #20
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 3 Âl-i İmrân Suresi

وَاتَّقُوا النَّارَ الَّت۪ٓي اُعِدَّتْ لِلْكَافِر۪ينَۚ

Ve kafirler için hazırlanmış olan ateşten sakının.
(3-Âl-i İmrân 131)


وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَۚ

Allah'a ve Resulüne itaat edin ki, rahmete kavuşturulasınız.
(3-Âl-i İmrân 132)


وَسَارِعُٓوا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُۙ اُعِدَّتْ لِلْمُتَّق۪ينَۙ

abbinizden olan mağfirete ve genişliği (eni) göklerle yer kadar olan cennete koşun. O, muttakiler (korkup-sakınanlar) için hazırlanmıştır.
(3-Âl-i İmrân 133)


اَلَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ فِي السَّرَّٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَالْكَاظِم۪ينَ الْغَيْظَ وَالْعَاف۪ينَ عَنِ النَّاسِۜ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَۚ

Onlar bollukta da, darlıkta da infak ederler, öfkelerini yutkunup-tutarlar ve insanları affederler. Allah muhsinleri (iyilik yapıp-güzel davrananları) sever.
(3-Âl-i İmrân 134)


وَالَّذ۪ينَ اِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً اَوْ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللّٰهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْۖ وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ اِلَّا اللّٰهُۖ وَلَمْ يُصِرُّوا عَلٰى مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ

Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma dilerler. Allah'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar işledikleri (günah) üzerinde bile bile ısrarla durmazlar.
(3-Âl-i İmrân 135)


اُو۬لٰٓئِكَ جَزَٓاؤُ۬هُمْ مَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَجَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ وَنِعْمَ اَجْرُ الْعَامِل۪ينَۜ

İşte bunların karşılığı-mükafatı Rablerinden bağışlanma ve içinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan cennetlerdir. Böyle amel edenlerin ecri-mükafatı ne güzeldir.
(3-Âl-i İmrân 136)


قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ سُنَنٌۙ فَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّب۪ينَ

Gerçek şu ki sizden önce nice sünnetler gelip-geçmiştir. Bundan dolayı yeryüzünde gezip dolaşın da, yalanlayanların akibeti nasıl olmuş bir görün.
(3-Âl-i İmrân 137)


هٰذَا بَيَانٌ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةٌ لِلْمُتَّق۪ينَ

Bu (Kur'an) insanlar için bir beyan (açıklama), muttakiler (korkup-sakınanlar) için de bir hidayet ve bir öğüttür.
(3-Âl-i İmrân 138)


وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَنْتُمُ الْاَعْلَوْنَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ

Gevşemeyin, üzülmeyin, (gerçekten) iman etmişseniz üstün olan sizlersiniz.
(3-Âl-i İmrân 139)


اِنْ يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ الْقَوْمَ قَرْحٌ مِثْلُهُۜ وَتِلْكَ الْاَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِۚ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَيَتَّخِذَ مِنْكُمْ شُهَدَٓاءَۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِم۪ينَۙ

Eğer bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. Biz bu günleri insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın iman edenleri belirtip-ayırması ve sizden şahidler edinmesi içindir. Allah, zulmedenleri sevmez.
(3-Âl-i İmrân 140)


وَلِيُمَحِّصَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَيَمْحَقَ الْكَافِر۪ينَ

(Yine bu) Allah'ın iman edenleri seçip-arındırması ve küfre sapanları yok etmesi içindir.
(3-Âl-i İmrân 141)


اَمْ حَسِبْتُمْ اَنْ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَعْلَمِ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ جَاهَدُوا مِنْكُمْ وَيَعْلَمَ الصَّابِر۪ينَ

Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belirtip-ayırdetmeden ve sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?
(3-Âl-i İmrân 142)


وَلَقَدْ كُنْتُمْ تَمَنَّوْنَ الْمَوْتَ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَلْقَوْهُۖ فَقَدْ رَاَيْتُمُوهُ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ۟

Andolsun ki siz ölümle karşılaşmadan önce onu (şehitliği) temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, bakıp duruyorsunuz.
(3-Âl-i İmrân 143)

deniz gözlüm bunu begendi.
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
âl-i imrân, arapça, suresi, turkce


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık








Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Powered by vBulletin ® Version 3.8.11 .Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd
vBseo 3.6.1
Sevgiforum.com     hack forum     webmaster forumu     imagez.site