Go Back   SevgiForum.NET > İSLAMİYET GENEL > Kuran-ı Kerim > Kuran-ı Kerim Sesli Ve Görüntülü
Home Menu

Site Navigation

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 29.03.2020 #11
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 7 - A'râf Suresi

قَالَ اَنْظِرْن۪ٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

O da "Bana (insanların) yeniden dirilecekleri güne kadar mühlet ver" dedi.
(7-A'râf 14)


قَالَ اِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَر۪ينَ

(Allah) "Sen mühlet verilenlerdensin" dedi.
(7-A'râf 15)


قَالَ فَبِمَٓا اَغْوَيْتَن۪ي لَاَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَق۪يمَۙ

Dedi ki "Öyle ise beni (onunla) azdırmana karşılık, and içerim ki ben de (onu ve soyunu) saptırmak için Senin doğru yolunun üstüne oturacağım."
(7-A'râf 16)


ثُمَّ لَاٰتِيَنَّهُمْ مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ اَيْمَانِهِمْ وَعَنْ شَمَٓائِلِهِمْۜ وَلَا تَجِدُ اَكْثَرَهُمْ شَاكِر۪ينَ

Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Sen onların çoğunu şükredici bulmayacaksın.
(7-A'râf 17)


قَالَ اخْرُجْ مِنْهَا مَذْؤُ۫ماً مَدْحُوراًۜ لَمَنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنْكُمْ اَجْمَع۪ينَ

(Allah) "Yerilmiş (alçaltılmış) ve kovulmuş olarak ordan çık. Andolsun ki onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracağım" buyurdu.
(7-A'râf 18)


وَيَٓا اٰدَمُ اسْكُنْ اَنْتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ فَكُلَا مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هٰذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِم۪ينَ

(Adem'e de) "Ey Adem. Sen ve eşin cennete yerleşip-oturun. İkiniz de dilediğiniz yerden yeyin ancak şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz" (buyurdu).
(7-A'râf 19)


فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ لِيُبْدِيَ لَهُمَا مَا وُ۫رِيَ عَنْهُمَا مِنْ سَوْاٰتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهٰيكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هٰذِهِ الشَّجَرَةِ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَا مَلَكَيْنِ اَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِد۪ينَ

Derken şeytan, kendilerine gizli kalan çirkin yerlerini (fücurlarını) açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir."
(7-A'râf 20)


وَقَاسَمَـهُمَٓا اِنّ۪ي لَكُمَا لَمِنَ النَّاصِح۪ينَۙ

Ve onlara "Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin etti.
(7-A'râf 21)


فَدَلّٰيهُمَا بِغُرُورٍۚ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْاٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِۜ وَنَادٰيهُمَا رَبُّهُمَٓا اَلَمْ اَنْهَكُمَا عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَاَقُلْ لَكُمَٓا اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُب۪ينٌ

Böylece onları aldatarak (bulundukları mevkiden) düşürdü. Ağacı tattıkları anda çirkin yerleri (fücurları) kendilerine açılıverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. Rableri de kendilerine "Ben sizi bu ağaçtan men etmemiş miydim? Ve şeytanın da sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?" diye nida etti.
(7-A'râf 22)


قَالَا رَبَّـنَا ظَلَمْنَٓا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ

Dediler ki "Ey Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamazsan ve bize merhamet etmezsen, muhakkak ki hüsrana uğrayanlardan oluruz."
(7-A'râf 23)


قَالَ اهْبِطُوا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۚ وَلَكُمْ فِي الْاَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ اِلٰى ح۪ينٍ

(Allah) dedi ki "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde belli bir vakte kadar sizin için bir yerleşim ve meta (geçim) vardır."
(7-A'râf 24)


قَالَ ف۪يهَا تَحْيَوْنَ وَف۪يهَا تَمُوتُونَ وَمِنْهَا تُخْرَجُونَ۟

Dedi ki "Orada yaşayacak, orada ölecek ve oradan çıkarılacaksınız."
(7-A'râf 25)


يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ قَدْ اَنْزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاساً يُوَار۪ي سَوْاٰتِكُمْ وَر۪يشاً۠ وَلِبَاسُ التَّقْوٰى ذٰلِكَ خَيْرٌۜ ذٰلِكَ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

Ey Ademoğulları, Biz sizin çirkin yerlerinizi (fücrunuzu) örtecek elbiseyle bir de size süs kazandıracak elbise indirdik (varettik). (Nefislerdeki fücru örten) takva elbisesi elbette daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın ayetlerindendir. (İman edenler) böylece hatırlayıp-öğüt alırlar.
(7-A'râf 26)
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 30.03.2020 #12
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 7 - A'râf Suresi


يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ لَا يَفْتِنَنَّكُمُ الشَّيْطَانُ كَمَٓا اَخْرَجَ اَبَوَيْكُمْ مِنَ الْجَنَّةِ يَنْزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوْاٰتِهِمَاۜ اِنَّهُ يَرٰيكُمْ هُوَ وَقَب۪يلُهُ مِنْ حَيْثُ لَا تَرَوْنَهُمْۜ اِنَّا جَعَلْنَا الشَّيَاط۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ لِلَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ

Ey Ademoğulları. Şeytan, anne ve babanızın çirkin yerlerini (fücurlarını) kendilerine göstermek için (takva) elbiselerini açarak onları cennetten çıkardığı gibi sakın sizi de (aldatıp) bir belaya uğratmasın. Çünkü o ve taraftarları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizleri görmektedirler. Biz şeytanları, iman etmeyenlerin velileri (dostları) kıldık.
(7-A'râf 27)


وَاِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً قَالُوا وَجَدْنَا عَلَيْهَٓا اٰبَٓاءَنَا وَاللّٰهُ اَمَرَنَا بِهَاۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَأْمُرُ بِالْفَحْشَٓاءِۜ اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

Onlar 'çirkin bir hayasızlık' işlediklerinde "Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. Allah da bunu bize emretti" derler. De ki "Şüphesiz Allah, 'çirkince hayasızlıkları' emretmez. Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?"
(7-A'râf 28)


قُلْ اَمَرَ رَبّ۪ي بِالْقِسْطِ۠ وَاَق۪يمُوا وُجُوهَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَادْعُوهُ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۜ كَمَا بَدَاَكُمْ تَعُودُونَۜ

De ki "Rabbim adaleti emretti. Her mescidde (secde yerinde) yüzlerinizi (O'na) doğrultun ve dini yalnız Allah'a halis kılarak O'na dua edin. Sizi ilkin yarattığı gibi (yalın ve yalnız olarak yine O'na) döneceksiniz."
(7-A'râf 29)


فَر۪يقاً هَدٰى وَفَر۪يقاً حَقَّ عَلَيْهِمُ الضَّلَالَةُۜ اِنَّهُمُ اتَّخَذُوا الشَّيَاط۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ

(Allah) bir kısmına hidayet verdi, bir kısmı da sapıklığı haketti. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları veli edindiler ve kendilerinin doğru yolda olduklarını sanarlar.
(7-A'râf 30)


يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ خُذُوا ز۪ينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُواۚ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِف۪ينَ۟

Ey Ademoğulları, her mescide zinetli (değerli ve güzel elbiselerinizi) giyinerek gidin. Yeyin, için ama israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.
(7-A'râf 31)


قُلْ مَنْ حَرَّمَ ز۪ينَةَ اللّٰهِ الَّت۪ٓي اَخْرَجَ لِعِبَادِه۪ وَالطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِۜ قُلْ هِيَ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

De ki "Allah'ın kulları için çıkardığı zineti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?" De ki "Bunlar dünya hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır." Bilen bir topluluk için ayetleri böyle (ayrıntılı biçimde) açıklıyoruz.
(7-A'râf 32)


قُلْ اِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّيَ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَالْاِثْمَ وَالْبَغْيَ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَاَنْ تُشْرِكُوا بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِه۪ سُلْطَاناً وَاَنْ تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

De ki "Rabbim açık ya da gizli çirkin-hayasızlıkları, günah işlemeyi, haksız yere 'isyan ve saldırıyı', hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah'a şirk koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."
(7-A'râf 33)


وَلِكُلِّ اُمَّةٍ اَجَلٌۚ فَاِذَا جَٓاءَ اَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

Her ümmet için bir ecel vardır. O ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de bir an ileri gidebilirler.
(7-A'râf 34)


يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ اِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ رُسُلٌ مِنْكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ اٰيَات۪يۙ فَمَنِ اتَّقٰى وَاَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Ey Ademoğulları. İçinizden size ayetlerimi haber veren resuller geldiğinde, kim korkup-sakınırsa ve (halini-davranışlarını) düzeltirse işte onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
(7-A'râf 35)


وَالَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, işte onlar ateş ashabıdır-halkıdır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
(7-A'râf 36)


فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِباً اَوْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ يَنَالُهُمْ نَص۪يبُهُمْ مِنَ الْكِتَابِۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوْنَهُمْۙ قَالُٓوا اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قَالُوا ضَلُّوا عَنَّا وَشَهِدُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ اَنَّهُمْ كَانُوا كَافِر۪ينَ

Allah'a karşı yalan yere iftira düzenden ya da ayetlerini yalan sayandan daha zalim kimdir? İşte onlara Kitab'taki nasibleri erişecektir. Sonunda kendilerine gönderdiğimiz elçilerimiz gelip canlarını alırken (onlara) "Allah'tan başka tapmakta olduklarınız nerede?" dediklerinde "Onlar bizi (yüzüstü) bırakıp kayboldular" derler. Ve onlar gerçekten kafir olduklarına kendi aleyhlerine şahitlik ederler.
(7-A'râf 37)


قَالَ ادْخُلُوا ف۪ٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ فِي النَّارِۜ كُلَّمَا دَخَلَتْ اُمَّةٌ لَعَنَتْ اُخْتَهَاۜ حَتّٰٓى اِذَا ادَّارَكُوا ف۪يهَا جَم۪يعاًۙ قَالَتْ اُخْرٰيهُمْ لِاُو۫لٰيهُمْ رَبَّنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَضَلُّونَا فَاٰتِهِمْ عَذَاباً ضِعْفاً مِنَ النَّارِۜ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلٰكِنْ لَا تَعْلَمُونَ

(Allah onlara) "Cinlerden ve insanlardan sizden önce gelip-geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin" buyuracak. Her ümmet girdikçe yoldaşlarına lanet edecekler. Hepsi birbiri ardından orada (cehennemde) toplanınca sonrakiler öncekiler için "Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı. Öyleyse (onlara) ateşten kat kat artırılmış bir azab ver" diyecekler. (Allah da) "Herkes için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek.
(7-A'râf 38)


وَقَالَتْ اُو۫لٰيهُمْ لِاُخْرٰيهُمْ فَمَا كَانَ لَكُمْ عَلَيْنَا مِنْ فَضْلٍ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ۟

Öncekiler de sonrakilere "Sizin bize göre (hayırda) bir üstünlüğünüz (kötülükte bizden bir farkınız) yoktur. O halde yaptıklarınızın karşılığı olan azabı tadın" derler.
(7-A'râf 39)
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.04.2020 #13
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 7 - A'râf Suresi


اِنَّ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ اَبْوَابُ السَّمَٓاءِ وَلَا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتّٰى يَلِجَ الْجَمَلُ ف۪ي سَمِّ الْخِيَاطِۜ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُجْرِم۪ينَ

Şüphesiz ayetlerimizi yalan sayanlar ve onlara karşı büyüklenenler (var ya), işte onlar için göğün kapıları açılmaz ve deve de iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete giremezler. Biz mücrimleri (suçlu- günahkarları) işte böyle cezalandırırız.
(7-A'râf 40)


لَهُمْ مِنْ جَهَنَّمَ مِهَادٌ وَمِنْ فَوْقِهِمْ غَوَاشٍۜ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الظَّالِم۪ينَ

Onlar için cehennem ateşinden döşekler ve üstlerine de (yine ateşten) örtüler vardır. Biz zulme sapanları işte böyle cezalandırırız.
(7-A'râf 41)


وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْساً اِلَّا وُسْعَهَاۘ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

İman edenlere ve salih amellerde bulunanlara gelince -ki Biz hiç kimseye gücünün yeteceğinden başkasını-fazlasını yüklemeyiz- işte onlar da cennet ashabı-halkı olanlardır. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır.
(7-A'râf 42)


وَنَزَعْنَا مَا ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُۚ وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلَٓا اَنْ هَدٰينَا اللّٰهُۚ لَقَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّۜ وَنُودُٓوا اَنْ تِلْكُمُ الْجَنَّةُ اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa söküp-atarız. Altlarından ırmaklar akar ve derler ki "Bizi buna hidayet eden (ulaştıran) Allah'a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi, biz hidayete erecek değildik. Andolsun ki Rabbimizin elçileri hak ile geldiler." Onlara "Yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennet işte budur" diye seslenilecek.
(7-A'râf 43)


وَنَادٰٓى اَصْحَابُ الْجَنَّةِ اَصْحَابَ النَّارِ اَنْ قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقاًّ فَهَلْ وَجَدْتُمْ مَا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقاًّۜ قَالُوا نَعَمْۚ فَاَذَّنَ مُؤَذِّنٌ بَيْنَهُمْ اَنْ لَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الظَّالِم۪ينَۙ

Cennet ashabı (halkı) cehennem ashabına "Biz Rabbimizin vadettiğini hak (gerçek) olarak bulduk, siz de Rabbinizin vadettiğini hak (gerçek) olarak buldunuz mu?" diye seslenirler. Onlar da "Evet (bulduk)" derler. Bunun üzerine aralarında bir çağırıcı "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun" diye bağırır.
(7-A'râf 44)


اَلَّذ۪ينَ يَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجاًۚ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ كَافِرُونَۜ

Onlar Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve onu eğri göstermek isteyenlerdir. Ve onlar ahireti de inkar edenlerdir.
(7-A'râf 45)


وَبَيْنَـهُمَا حِجَابٌۚ وَعَلَى الْاَعْرَافِ رِجَالٌ يَعْرِفُونَ كُلاًّ بِس۪يمٰيهُمْۚ وَنَادَوْا اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ

İki taraf (cennetlikler ve cehennemlikler) arasında bir perde ve A'raf üzerinde de herkesi simalarından tanıyan adamlar vardır. Cennete gireceklere "Size selam olsun" derler ki bunlar henüz girmeyen fakat (girmeyi şiddetle arzu edip) umanlardır.
(7-A'râf 46)


وَاِذَا صُرِفَتْ اَبْصَارُهُمْ تِلْقَٓاءَ اَصْحَابِ النَّارِۙ قَالُوا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَ۟

Gözleri cehennem halkından yana çevrilince de "Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla beraber bulundurma" derler.
(7-A'râf 47)


وَنَادٰٓى اَصْحَابُ الْاَعْرَافِ رِجَالاً يَعْرِفُونَهُمْ بِس۪يمٰيهُمْ قَالُوا مَٓا اَغْنٰى عَنْكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ

A'raf ashabı-halkı, kendilerini simalarından tanıdıkları (ileri gelen birtakım) adamlara seslenerek "Ne (malca ve sayıca) çokluğunuz, ne de büyüklük taslamalarınız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı" derler.
(7-A'râf 48)


اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ الَّذ۪ينَ اَقْسَمْتُمْ لَا يَنَالُهُمُ اللّٰهُ بِرَحْمَةٍۜ اُدْخُلُوا الْجَنَّةَ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمْ وَلَٓا اَنْتُمْ تَحْزَنُونَ

Allah onları hiç bir rahmete erdirmeyecek diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (derler ve dünya hayatında hor görülen o kimselere) "Girin cennete artık sizin için hiçbir korku yoktur ve siz mahzun da olmayacaksınız" (denilir).
(7-A'râf 49)


وَنَادٰٓى اَصْحَابُ النَّارِ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ اَنْ اَف۪يضُوا عَلَيْنَا مِنَ الْمَٓاءِ اَوْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُۜ قَالُٓوا اِنَّ اللّٰهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى الْكَافِر۪ينَۙ

Cehennem ashabı (halkı) cennet ashabına "Bize biraz sudan ya da Allah'ın size verdiği rızıktan akıtıp-verin" diye seslenirler. Onlar da "Allah bunların ikisini de kafirlere haram (yasak) kılmıştır" derler.
(7-A'râf 50)


اَلَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا د۪ينَهُمْ لَهْواً وَلَعِباً وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَاۚ فَالْيَوْمَ نَنْسٰيهُمْ كَمَا نَسُوا لِقَٓاءَ يَوْمِهِمْ هٰذَاۙ وَمَا كَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَجْحَدُونَ

Onlar dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edindiler ve dünya hayatı da onları aldattı. Onlar bugüne kavuşacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkar ettilerse, Biz de bugün onları (ateşte) unuturuz.
(7-A'râf 51)


وَلَقَدْ جِئْنَاهُمْ بِكِتَابٍ فَصَّلْنَاهُ عَلٰى عِلْمٍ هُدًى وَرَحْمَةً لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

Andolsun ki Biz onlara bir Kitab indirdik. İman edecek bir topluluğa bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere, onu bir ilim üzere çeşitli biçimlerde açıkladık.
(7-A'râf 52)
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.04.2020 #14
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 7 - A'râf Suresi


هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا تَأْو۪يلَهُۜ يَوْمَ يَأْت۪ي تَأْو۪يلُهُ يَقُولُ الَّذ۪ينَ نَسُوهُ مِنْ قَبْلُ قَدْ جَٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّۚ فَهَلْ لَنَا مِنْ شُفَعَٓاءَ فَيَشْفَعُوا لَـنَٓا اَوْ نُرَدُّ فَنَعْمَلَ غَيْرَ الَّذ۪ي كُنَّا نَعْمَلُۜ قَدْ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ۟

Onlar illa ki onun (gerçekleşecek) tevilini mi bekliyorlar? Onun tevilinin geleceği (haberlerin gerçekleşeceği) gün daha önce onu unutanlar "Gerçekten Rabbimizin resulleri bize hakkı getirmişler. Şimdi bize şefaat edecek şefaatçiler var mıdır? Veya geri döndürülmemiz mümkün mü ki işlediklerimizden başkasını yapsak" diyeceklerdir. Onlar gerçekten kendilerini hüsrana uğratmışlardır ve uydurdukları şeyler de kendilerinden uzaklaşıp-kaybolmuşlardır.
(7-A'râf 53)


اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي الَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَث۪يثاًۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِاَمْرِه۪ۜ اَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْاَمْرُۜ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَ

Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan sonra da arşı istiva eden (mekandan münezzeh kudretiyle kuşatan) Allah'tır. Gündüzü kendisini durmaksızın kovalayan geceyle örten, güneşi, ayı ve yıldızları kendi buyruğuyla müsahhar (emre hazır-yararınıza uygun) kılandır. Haberiniz olsun yaratmak da, emir de (yalnızca) O'nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah çok yücedir-mukaddestir.
(7-A'râf 54)


اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَضَرُّعاً وَخُفْيَةًۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَۚ

Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice (içten) dua edin. O, haddi aşanları sevmez.
(7-A'râf 55)


وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفاً وَطَمَعاًۜ اِنَّ رَحْمَتَ اللّٰهِ قَر۪يبٌ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ

Islah edilmesinden sonra yeryüzünde fesad (bozgunculuk) çıkarmayın. O'na korkarak ve umud taşıyarak dua edin. Allah'ın rahmeti muhsinlere (iyilik yapıp-güzel davrananlara) elbette ki çok yakındır.
(7-A'râf 56)


وَهُوَ الَّذ۪ي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْراً بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِه۪ۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَقَلَّتْ سَحَاباً ثِقَالاً سُقْنَاهُ لِبَلَدٍ مَيِّتٍ فَاَنْزَلْنَا بِهِ الْمَٓاءَ فَاَخْرَجْنَا بِه۪ مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِۜ كَذٰلِكَ نُخْرِجُ الْمَوْتٰى لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Rahmetinin önünde rüzgarları bir müjdeci olarak gönderen O'dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde, onları (kuraklıktan) ölmüş bir beldeye sürükleyiveririz ve bununla oraya su indiririz de böylelikle bütün ürünlerden çıkarırız. İşte Biz ölüleri de böyle diriltip-çıkarırız. Ola ki düşünüp-ibret alırsınız.
(7-A'râf 57)


وَالْبَلَدُ الطَّيِّبُ يَخْرُجُ نَبَاتُهُ بِاِذْنِ رَبِّه۪ۚ وَالَّذ۪ي خَبُثَ لَا يَخْرُجُ اِلَّا نَكِداًۜ كَذٰلِكَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَشْكُرُونَ۟

Güzel beldenin bitkisi Rabbinin izniyle (güzel) çıkar, kötü olandan ise faydası az olandan başkası çıkmaz. İşte Biz şükreden bir topluluk için ayetleri böyle çeşitli biçimlerde açıklıyoruz.
(7-A'râf 58)


لَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحاً اِلٰى قَوْمِه۪ فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ

Andolsun ki biz Nuh'u kendi kavmine (toplumuna) gönderdik. Dedi ki "Ey kavmim. Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Doğrusu ben, sizin için büyük bir günün azabından korkmaktayım."
(7-A'râf 59)


قَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِه۪ٓ اِنَّا لَنَرٰيكَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ

Kavminin önde gelenleri "Gerçekten biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.
(7-A'râf 60)


قَالَ يَا قَوْمِ لَيْسَ ب۪ي ضَلَالَةٌ وَلٰكِنّ۪ي رَسُولٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

O "Ey kavmim, bende bir sapıklık yoktur. Ben ancak alemlerin Rabbinden (gönderilmiş) bir resulüm" dedi.
(7-A'râf 61)


اُبَلِّغُكُمْ رِسَالَاتِ رَبّ۪ي وَاَنْصَحُ لَكُمْ وَاَعْلَمُ مِنَ اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

Size Rabbimin risaletini (vahyettiği gerçekleri) tebliğ ediyor, size öğüt veriyor ve sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiy ile) biliyorum.
(7-A'râf 62)


اَوَعَجِبْتُمْ اَنْ جَٓاءَكُمْ ذِكْرٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَلٰى رَجُلٍ مِنْكُمْ لِيُنْذِرَكُمْ وَلِتَتَّقُوا وَلَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

Sizi uyararak sakınmanız ve böylece rahmete kavuşturulmanız için aranızdan bir adam aracılığıyla Rabbinizden size zikrin (hatırlatmanın) gelmesine şaşırdınız mı?
(7-A'râf 63)


فَكَذَّبُوهُ فَاَنْجَيْنَاهُ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ وَاَغْرَقْنَا الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْماً عَم۪ينَ۟

Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları da (suda) boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.
(7-A'râf 64)


وَاِلٰى عَادٍ اَخَاهُمْ هُوداًۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ اَفَلَا تَتَّقُونَ

Ad'a da (Ad toplumuna da) kardeşleri Hud'u (gönderdik). (Hud) "Ey kavmim. Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Hala korkup-sakınmayacak mısınız?" dedi.
(7-A'râf 65)
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.04.2020 #15
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 7 - A'râf Suresi


قَالَ الْمَلَأُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ٓ اِنَّا لَنَرٰيكَ ف۪ي سَفَاهَةٍ وَاِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ

Kavminin önde gelenlerinden küfre sapanlar dediler ki "Gerçekte biz seni 'sefihlik-ahmaklık' içinde görüyoruz ve doğrusu biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz."
(7-A'râf 66)


قَالَ يَا قَوْمِ لَيْسَ ب۪ي سَفَاهَةٌ وَلٰكِنّ۪ي رَسُولٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

(Hud) "Ey kavmim" dedi. "Bende 'sefihlik-ahmaklık' yoktur. Ben ancak alemlerin Rabbinden (gönderilmiş) bir resulüm" dedi.
(7-A'râf 67)


اُبَلِّغُكُمْ رِسَالَاتِ رَبّ۪ي وَاَنَا۬ لَكُمْ نَاصِحٌ اَم۪ينٌ

Size Rabbimin risaletini (vahyettiği gerçekleri) tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm.
(7-A'râf 68)


اَوَعَجِبْتُمْ اَنْ جَٓاءَكُمْ ذِكْرٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَلٰى رَجُلٍ مِنْكُمْ لِيُنْذِرَكُمْۜ وَاذْكُرُٓوا اِذْ جَعَلَكُمْ خُلَـفَٓاءَ مِنْ بَعْدِ قَوْمِ نُوحٍ وَزَادَكُمْ فِي الْخَلْقِ بَصْۣـطَةًۚ فَاذْكُرُٓوا اٰلَٓاءَ اللّٰهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Sizi uyarıp-korkutmak için aranızdan bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikrin (hatırlatmanın) gelmesine şaşırdınız mı? (Allah'ın) Nuh kavminden sonra sizi halifeler kıldığını ve sizin yaratılışta gelişiminizi arttırdığını-üstün kıldığını hatırlayın. O halde Allah'ın nimetlerini zikredip-hatırlayın ki felaha (kurtuluşa) eresiniz.
(7-A'râf 69)


قَالُٓوا اَجِئْتَنَا لِنَعْبُدَ اللّٰهَ وَحْدَهُ وَنَذَرَ مَا كَانَ يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬نَاۚ فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

Dediler ki "Sen bize yalnızca tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer gerçekten sadıklardan (doğru sözlülerden) isen bize vadettiğin şeyi getir."
(7-A'râf 70)


قَالَ قَدْ وَقَعَ عَلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ رِجْسٌ وَغَضَبٌۜ اَتُجَادِلُونَن۪ي ف۪ٓي اَسْمَٓاءٍ سَمَّيْتُمُوهَٓا اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ مَا نَزَّلَ اللّٰهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍۜ فَانْتَظِرُٓوا اِنّ۪ي مَعَكُمْ مِنَ الْمُنْتَظِر۪ينَ

(Hud) "Artık sizin üzerinize Rabbinizden bir azab ve gazab gerekli kılındı (kesinleşti). Allah'ın kendileri hakkında hiçbir ispatlı delil indirmediği ve sizin ile babalarınızın (düzüp uydurarak) isimlendirdiği birtakım isimler (düzme ilahlar) adına mı benimle mücadele ediyorsunuz? Öyleyse bekleyedurun, şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."
(7-A'râf 71)


فَاَنْجَيْنَاهُ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِنَّا وَقَطَعْنَا دَابِرَ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَمَا كَانُوا مُؤْمِن۪ينَ۟

Böylece onu ve onunla birlikte olanları katımızdan bir rahmetle kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların da kökünü kuruttuk.
(7-A'râf 72)


وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَـالِـحاًۢ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْۜ هٰذِه۪ نَاقَةُ اللّٰهِ لَكُمْ اٰيَةً فَذَرُوهَا تَأْكُلْ ف۪ٓي اَرْضِ اللّٰهِ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُٓوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Semud'a da kardeşleri Salih'i (gönderdik. Salih onlara) "Ey kavmim. Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir. Allah'ın bu dişi devesi size bir ayettir (mucizedir). Onu salıverin de Allah'ın arzında otlasın. Sakın ona kötülükle dokunmayın sonra sizi elim-acıklı bir azab yakalar" dedi.
(7-A'râf 73)


وَاذْ*كُرُٓوا اِذْ جَعَلَكُمْ خُلَـفَٓاءَ مِنْ بَعْدِ عَادٍ وَبَوَّاَكُمْ فِي الْاَرْضِ تَتَّخِذُونَ مِنْ سُهُولِهَا قُصُوراً وَتَنْحِتُونَ الْجِبَالَ بُيُوتاًۚ فَاذْكُـرُٓوا اٰلَٓاءَ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَ

(Allah'ın) Ad'dan (Ad kavminden) sonra sizi halifeler kıldığını ve sizi yeryüzünde (güç ve servetle) yerleştirdiğini düşünüp-hatırlayın. Ki onun düzlüklerinde köşkler kuruyor, dağlarında evler yontuyordunuz. Şu halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın da, yeryüzünde fesatçılar (bozguncular) olarak karışıklık çıkarmayın.
(7-A'râf 74)


قَالَ الْمَلَأُ الَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ لِلَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا لِمَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ اَتَعْلَمُونَ اَنَّ صَالِحاً مُرْسَلٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قَالُٓوا اِنَّا بِمَٓا اُرْسِلَ بِه۪ مُؤْمِنُونَ

Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler), içlerinden iman edip de onlarca zayıf bırakılanlara (mustaz'aflara) "Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" dediler. Onlar da "Biz gerçekten onunla gönderilene inananlarız" dediler.
(7-A'râf 75)


قَالَ الَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُٓوا اِنَّا بِالَّـذ۪ٓي اٰمَنْتُمْ بِه۪ كَافِرُونَ

Büyüklük taslayanlar (müstekbirler) ise "Biz de sizin inandığınızı inkar edenleriz" dediler.
(7-A'râf 76)
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.04.2020 #16
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 7 - A'râf Suresi


فَعَقَرُوا النَّاقَةَ وَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ وَقَالُوا يَا صَالِحُ ائْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ

Derken dişi deveyi öldürdüler ve Rablerininin emrine karşı çıkıp (Salih'e) "Ey Salih eğer gerçekten gönderilenlerden (peygamberlerden) isen vadettiğin şeyi getir" dediler.
(7-A'râf 77)


فَاَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دَارِهِمْ جَاثِم۪ينَ

Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
(7-A'râf 78)


فَتَوَلّٰى عَنْهُمْ وَقَالَ يَا قَوْمِ لَقَدْ اَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَةَ رَبّ۪ي وَنَصَحْتُ لَـكُمْ وَلٰكِنْ لَا تُحِبُّونَ النَّاصِح۪ينَ

O da onlardan yüz çevirdi ve "Ey kavmim. Andolsun ki size Rabbimin risaletini (vahyettiği gerçekleri) tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz" dedi.
(7-A'râf 79)


وَلُوطاً اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَم۪ينَ

Lut'u da (gönderdik), kavmine dedi ki "Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı fuhşu mu yapıyorsunuz?"
(7-A'râf 80)


اِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَٓاءِۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ

Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz haddi aşan (azgın) bir kavimsiniz.
(7-A'râf 81)


وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُٓوا اَخْرِجُوهُمْ مِنْ قَرْيَتِكُمْۚ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ

Kavminin cevabı "Onları (Lut ailesini) memleketinizden sürüp çıkarın. Çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış!" demelerinden başka bir şey olmadı.
(7-A'râf 82)


فَاَنْجَيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ كَانَتْ مِنَ الْغَابِر۪ينَ

Bunun üzerine Biz de karısı dışında onu ve ailesini kurtardık. O (karısı) ise geride kalanlardandı.
(7-A'râf 83)


وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَراًۜ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِم۪ينَ۟

Ve onların üzerine bir (azab) sağanağı yağdırdık. Mücrimlerin (suçlu-günahkarların) uğradıkları sona bir bak.
(7-A'râf 84)


وَاِلٰى مَدْيَنَ اَخَاهُمْ شُعَيْباًۜ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُۜ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ بَيِّنَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْم۪يزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَٓاءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَاۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ

Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik. Şuayb onlara) dedi ki "Ey kavmim. Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların eşyasını (gerçek değerinden) düşürüp-eksiltmeyin ve ıslah edilmesinden (düzene konulmasından) sonra yeryüzünde fesad (bozgunculuk) çıkarmayın. Eğer inanıyorsanız, bunlar sizin için daha hayırlıdır"
(7-A'râf 85)


وَلَا تَقْعُدُوا بِكُلِّ صِرَاطٍ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِه۪ وَتَبْغُونَهَا عِوَجاًۚ وَاذْكُرُٓوا اِذْ كُنْتُمْ قَل۪يلاً فَكَثَّرَكُمْۖ وَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِد۪ينَ

O'na iman edenleri tehdit ederek, Allah'ın yolundan alıkoyarak ve onu eğri göstermek isteyerek her yolun başında oturmayın. Hatırlayın ki siz az (ve güçsüz) iken O sizi çoğalttı. Fesad (bozgunculuk) çıkaranların nasıl bir sona (akibete) uğradıklarına bir bakın.
(7-A'râf 86)


وَاِنْ كَانَ طَٓائِفَةٌ مِنْكُمْ اٰمَنُوا بِالَّـذ۪ٓي اُرْسِلْتُ بِه۪ وَطَٓائِفَةٌ لَمْ يُؤْمِنُوا فَاصْبِرُوا حَتّٰى يَحْكُمَ اللّٰهُ بَيْنَنَاۚ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِم۪ينَ

İçinizden bir grup benimle gönderilene inanmışken diğer bir grup inanmıyorsa, Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O hakimlerin (hüküm verenlerin) en hayırlısıdır.
(7-A'râf 87)


قَالَ الْمَلَأُ الَّذ۪ينَ اسْتَكْبَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ لَنُخْرِجَنَّكَ يَا شُعَيْبُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَكَ مِنْ قَرْيَتِنَٓا اَوْ لَتَعُودُنَّ ف۪ي مِلَّتِنَاۜ قَالَ اَوَلَوْ كُنَّا كَارِه۪ينَ

Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler) dediler ki "Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp-çıkaracağız veya bizim dinimize geri döneceksiniz." (Şuayb) dedi ki "Biz istemesek de mi?"
(7-A'râf 88)


قَدِ افْتَرَيْنَا عَلَى اللّٰهِ كَذِباً اِنْ عُدْنَا ف۪ي مِلَّتِكُمْ بَعْدَ اِذْ نَجّٰينَا اللّٰهُ مِنْهَاۜ وَمَا يَكُونُ لَـنَٓا اَنْ نَعُودَ ف۪يهَٓا اِلَّٓا اَنْ يَشَٓاءَ اللّٰهُ رَبُّنَاۜ وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَيْءٍ عِلْماًۜ عَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْنَاۜ رَبَّـنَا افْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِالْحَقِّ وَاَنْتَ خَيْرُ الْفَاتِح۪ينَ

Allah bizi ondan kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönersek, Allah'a karşı iftira etmiş (yalan söylemiş) oluruz. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi dışında, ona (sizin dininize) geri dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah'a tevekkül ettik (O'na güvendik). Ey Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında Sen hak ile hüküm ver. Sen hakimlerin (hüküm verenlerin) en hayırlısısın.
(7-A'râf 89)
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.04.2020 #17
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 7 - A'râf Suresi


وَقَالَ الْمَلَأُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ لَئِنِ اتَّبَعْتُمْ شُعَيْباً اِنَّكُمْ اِذاً لَخَاسِرُونَ

Kavminden küfretmiş olan ileri gelenler dediler ki "Şuayb'a uyacak olursanız, andolsun ki hüsrana-ziyana uğrarsınız."
(7-A'râf 90)


فَاَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَاَصْبَحُوا ف۪ي دَارِهِمْ جَاثِم۪ينَۚۛ

Derken onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da, kendi yurtlarında dizüstü çökekaldılar.
(7-A'râf 91)


اَلَّذ۪ينَ كَذَّبُوا شُعَيْباً كَاَنْ لَمْ يَغْنَوْا ف۪يهَاۚۛ اَلَّذ۪ينَ كَذَّبُوا شُعَيْباً كَانُوا هُمُ الْخَاسِر۪ينَ

Şuayb'ı yalanlayanlar sanki yurtlarında 'hiç refah içinde yaşamamış' gibi oldular. Asıl hüsrana uğrayanlar (iman edenler değil), Şuayb'ı yalanlayanların kendileri oldu.
(7-A'râf 92)


فَتَوَلّٰى عَنْهُمْ وَقَالَ يَا قَوْمِ لَقَدْ اَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَاتِ رَبّ۪ي وَنَصَحْتُ لَكُمْۚ فَكَيْفَ اٰسٰى عَلٰى قَوْمٍ كَافِر۪ينَ۟

(Şuayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki "Ey kavmim. Andolsun ki size Rabbimin risaletini (vahyettiği gerçekleri) tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Artık ben, kafir bir topluluğa nasıl acıyıp-üzülebilirim?"
(7-A'râf 93)


وَمَٓا اَرْسَلْنَا ف۪ي قَرْيَةٍ مِنْ نَبِيٍّ اِلَّٓا اَخَذْنَٓا اَهْلَهَا بِالْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ لَعَلَّهُمْ يَضَّرَّعُونَ

Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek, yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını mutlaka darlık ve sıkıntıya uğratmışızdır.
(7-A'râf 94)


ثُمَّ بَدَّلْنَا مَكَانَ السَّيِّئَةِ الْحَسَنَةَ حَتّٰى عَفَوْا وَقَالُوا قَدْ مَسَّ اٰبَٓاءَنَا الضَّرَّٓاءُ وَالسَّرَّٓاءُ فَاَخَذْنَاهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Sonra kötülüğü (darlığı) değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (Bizi unutup) "Atalarımıza da (bazan) şiddetli sıkıntılar (bazan da) refah ve genişlikler dokunmuştu" dediler. Biz de onları hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakalayıverdik.
(7-A'râf 95)


وَلَوْ اَنَّ اَهْلَ الْقُرٰٓى اٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَرَكَاتٍ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ وَلٰكِنْ كَذَّبُوا فَاَخَذْنَاهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

Eğer o ülkelerin halkı inansalardı ve korkup-sakınsalardı, elbette ki üzerlerine hem gökten, hem de yerden nice bereketler (bolluklar) açardık. Ancak onlar yalanladılar, Biz de onları yapıp-ettikleri nedeniyle yakalayıverdik.
(7-A'râf 96)


اَفَاَمِنَ اَهْلُ الْقُرٰٓى اَنْ يَأْتِيَهُمْ بَأْسُنَا بَيَاتاً وَهُمْ نَٓائِمُونَۜ

Yoksa o ülkelerin halkı geceleri uyurken, azabımızın onlara gelmeyeceğinden emin mi oldular?
(7-A'râf 97)


اَوَاَمِنَ اَهْلُ الْقُرٰٓى اَنْ يَأْتِيَهُمْ بَأْسُنَا ضُحًى وَهُمْ يَلْعَبُونَ

Ya da o ülkeler halkı kuşluk vakti eğlenceye dalmışken, azabımızın onlara gelmeyeceğinden emin miydiler?
(7-A'râf 98)


اَفَاَمِنُوا مَكْرَ اللّٰهِۚ فَلَا يَأْمَنُ مَكْرَ اللّٰهِ اِلَّا الْقَوْمُ الْخَاسِرُونَ۟

Onlar Allah'ın düzeninden-tuzağından (kurtulacaklarına) emin mi oldular? Hüsrana uğrayan topluluktan başkası Allah'ın tuzağından emin olmaz.
(7-A'râf 99)


اَوَلَمْ يَهْدِ لِلَّذ۪ينَ يَرِثُونَ الْاَرْضَ مِنْ بَعْدِ اَهْلِهَٓا اَنْ لَوْ نَشَٓاءُ اَصَبْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْۚ وَنَطْبَعُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara bu gerçek belli değil midir ki, eğer Biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitmezler.
(7-A'râf 100)


تِلْكَ الْقُرٰى نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ اَنْـبَٓائِهَاۚ وَلَقَدْ جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِۚ فَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا بِمَا كَذَّبُوا مِنْ قَبْلُۜ كَذٰلِكَ يَطْبَعُ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِ الْكَافِر۪ينَ

İşte o ülkeler ki, sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz. Andolsun ki resulleri onlara apaçık deliller (mucizeler) getirmişlerdi. Ama daha önceden yalanlamaları nedeniyle iman eder olmadılar. İşte Allah, küfre sapanların kalplerini böyle (kapatıp) mühürler.
(7-A'râf 101)


وَمَا وَجَدْنَا لِاَكْثَرِهِمْ مِنْ عَهْدٍۚ وَاِنْ وَجَدْنَٓا اَكْثَرَهُمْ لَفَاسِق۪ينَ

Onların çoğunda Biz ahde vefa (verdikleri söze bağlılık görmedik) bulmadık ama onların çoğunu fasıklar (yoldan çıkanlar) olarak bulduk.
(7-A'râf 102)
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.04.2020 #18
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 7 - A'râf Suresi


ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ مُوسٰى بِاٰيَاتِنَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ فَظَلَمُوا بِهَاۚ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِد۪ينَ

Sonra onların ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve önde gelen çevresine gönderdik. Onlar ona (Musa'ya ve ayetlerimize) haksızlık ettiler. İşte fesadçıların (bozgunculuk çıkaranların) nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.
(7-A'râf 103)


وَقَالَ مُوسٰى يَا فِرْعَوْنُ اِنّ۪ي رَسُولٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۚ

Musa dedi ki "Ey Firavun. Ben alemlerin Rabbinden (gönderilmiş) bir resulüm."
(7-A'râf 104)


حَق۪يقٌ عَلٰٓى اَنْ لَٓا اَقُولَ عَلَى اللّٰهِ اِلَّا الْحَقَّۜ قَدْ جِئْتُكُمْ بِبَيِّنَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ فَاَرْسِلْ مَعِيَ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۜ

Benim üzerimdeki yükümlülük, Allah'a karşı ancak hakkı (gerçeği) söylemektir. Rabbinizden size apaçık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.
(7-A'râf 105)


قَالَ اِنْ كُنْتَ جِئْتَ بِاٰيَةٍ فَأْتِ بِهَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

(Firavun) dedi ki "Eğer gerçekten bir ayet getirmişsen ve sadıklardan (doğru sözlülerden) isen onu göster (bakalım)."
(7-A'râf 106)


فَاَلْقٰى عَصَاهُ فَاِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُب۪ينٌۚ

Bunun üzerine (Musa) asasını fırlatınca, anında apaçık bir sü'ban (koskoca bir yılan-ejderha) oluverdi.
(7-A'râf 107)


وَنَزَعَ يَدَهُ فَاِذَا هِيَ بَيْضَٓاءُ لِلنَّاظِر۪ينَ۟

Ve elini (koynundan) çıkardı, o da anında bakanlara bembeyaz (oluverdi).
(7-A'râf 108)


قَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِ فِرْعَوْنَ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ عَل۪يمٌۙ

Firavun kavminden (bazı) ileri gelenler dedi ki "Bu gerçekten bilgin bir sihirbazdır"
(7-A'râf 109)


يُر۪يدُ اَنْ يُخْرِجَكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْۚ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ

Sizi yurdunuzdan sürüp-çıkarmak istiyor. (Firavun, o halde) "Siz ne diyorsunuz?" (dedi).
(7-A'râf 110)


قَالُٓوا اَرْجِهْ وَاَخَاهُ وَاَرْسِلْ فِي الْمَدَٓائِنِ حَاشِر۪ينَۙ

Dediler ki "Onu ve kardeşini şimdilik bekletiver, şehirlere de toplayıcılar yolla."
(7-A'râf 111)


يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَاحِرٍ عَل۪يمٍ

Bütün bilgin sihirbazları sana getirsinler.
(7-A'râf 112)


وَجَٓاءَ السَّحَرَةُ فِرْعَوْنَ قَالُٓوا اِنَّ لَنَا لَاَجْراً اِنْ كُنَّا نَحْنُ الْغَالِب۪ينَ

Sihirbazlar Firavun'a gelip dediler ki "Şayet biz üstün gelirsek, bize kesinlikle bir ücret (bir armağan) vardır değil mi?"
(7-A'râf 113)


قَالَ نَعَمْ وَاِنَّكُمْ لَمِنَ الْمُقَرَّب۪ينَ

(Firavun) "Evet" dedi. "(Ayrıca) siz yakınlarımdan olacaksınız."
(7-A'râf 114)


قَالُوا يَا مُوسٰٓى اِمَّٓا اَنْ تُلْقِيَ وَاِمَّٓا اَنْ نَكُونَ نَحْنُ الْمُلْق۪ينَ

(Sihirbazlar) dediler ki "Ey Musa, (ilkin) sen mi atmak istersin yoksa atanlar biz mi olalım?"
(7-A'râf 115)
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.04.2020 #19
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 7 - A'râf Suresi


قَالَ اَلْقُواۚ فَلَمَّٓا اَلْقَوْا سَحَرُٓوا اَعْيُنَ النَّاسِ وَاسْتَرْهَبُوهُمْ وَجَٓاؤُ۫ بِسِحْرٍ عَظ۪يمٍ

(Musa) "Siz atın" dedi. (İplerini, asalarını) atıverince, insanların gözlerini büyüleyiverdiler, onları dehşete düşürdüler ve (ortaya) büyük bir sihir getirmiş oldular.
(7-A'râf 116)


وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اَنْ اَلْقِ عَصَاكَۚ فَاِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَۚ

Biz de Musa'ya "Asanı fırlatıver" diye vahyettik. (O da atıverince) bir de baktılar ki, bu onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.
(7-A'râf 117)


فَوَقَعَ الْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَۚ

Böylece hak ortaya çıkmış ve onların bütün yaptıkları batıl-boş olup gitmişti.
(7-A'râf 118)


فَغُلِبُوا هُنَالِكَ وَانْقَلَبُوا صَاغِر۪ينَۚ

İşte (Firavun ve yakınları) orada yenilmiş olup, hor ve hakir (aşağılanmış) duruma düştüler.
(7-A'râf 119)


وَاُلْقِيَ السَّحَرَةُ سَاجِد۪ينَۚ

Sihirbazlar ise (hep birlikte) secdeye kapandılar.
(7-A'râf 120)


قَالُٓوا اٰمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ

Alemlerin Rabbine iman ettik dediler.
(7-A'râf 121)


رَبِّ مُوسٰى وَهٰرُونَ

Musa'nın ve Harun'un Rabbine.
(7-A'râf 122)


قَالَ فِرْعَوْنُ اٰمَنْتُمْ بِه۪ قَبْلَ اَنْ اٰذَنَ لَكُمْۚ اِنَّ هٰذَا لَمَكْرٌ مَكَرْتُمُوهُ فِي الْمَد۪ينَةِ لِتُخْرِجُوا مِنْهَٓا اَهْلَهَاۚ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ

Firavun dedi ki "Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz öyle mi? Bu (yaptığınız) hiç şüphesiz halkı buradan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde kurduğunuz bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz."
(7-A'râf 123)


لَاُقَطِّعَنَّ اَيْدِيَكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ ثُمَّ لَاُصَلِّبَنَّكُمْ اَجْمَع۪ينَ

Muhakkak ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim sonra da hepinizi asacağım.
(7-A'râf 124)


قَالُٓوا اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَۚ

(Önceden sihirbaz olan mü'minler) "Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz" dediler.
(7-A'râf 125)


وَمَا تَنْقِمُ مِنَّٓا اِلَّٓا اَنْ اٰمَنَّا بِاٰيَاتِ رَبِّنَا لَمَّا جَٓاءَتْنَاۜ رَبَّـنَٓا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْراً وَتَوَفَّـنَا مُسْلِم۪ينَ۟

Sen sadece Rabbimizin ayetleri geldiğinde onlara inandığımız için bizden intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz, üstümüze sabır yağdır ve bizi müslümanlar olarak öldür.
(7-A'râf 126)


وَقَالَ الْمَلَأُ مِنْ قَوْمِ فِرْعَوْنَ اَتَذَرُ مُوسٰى وَقَوْمَهُ لِيُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ وَيَذَرَكَ وَاٰلِهَتَكَۜ قَالَ سَنُقَتِّلُ اَبْنَٓاءَهُمْ وَنَسْتَحْـي۪ نِسَٓاءَهُمْۚ وَاِنَّا فَوْقَهُمْ قَاهِرُونَ

Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki "Musa'yı ve kavmini yeryüzünde fesad çıkarsınlar, seni ve ilahlarını terketsinler diye mi (serbest) bırakacaksın?" (Firavun) dedi ki "Erkek çocuklarını öldüreceğiz ve kadınlarını sağ bırakacağız. Hiç şüphesiz biz, onlar üzerinde kahredici bir üstünlüğe sahibiz."
(7-A'râf 127)


قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهِ اسْتَع۪ينُوا بِاللّٰهِ وَاصْبِرُواۚ اِنَّ الْاَرْضَ لِلّٰهِۚ يُورِثُهَا مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ۜ وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّق۪ينَ

Musa kavmine "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki yeryüzü Allah'ındır, kullarından dilediğini ona varis (mirasçı) kılar. (En güzel) akibet muttakilerindir (korkup-sakınanlarındır) " dedi.
(7-A'râf 128)
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.04.2020 #20
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yöneticibyabdullah
 
Üyelik tarihi: 26.07.2013
Mesajlar: 4.506
Mentioned: 15 Post(s)
Tagged: 5 Thread(s)
Ebbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this pointEbbedullah is an unknown quantity at this point
Ebbedullah
Ebbedullah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart 7 - A'râf Suresi


قَالُٓوا اُو۫ذ۪ينَا مِنْ قَبْلِ اَنْ تَأْتِيَنَا وَمِنْ بَعْدِ مَا جِئْتَنَاۜ قَالَ عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُهْلِكَ عَدُوَّكُمْ وَيَسْتَخْلِفَكُمْ فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ۟

Dediler ki "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğradık." (Musa) "Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak ederek sizleri yeryüzünde halifeler kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır" dedi.
(7-A'râf 129)


وَلَقَدْ اَخَذْنَٓا اٰلَ فِرْعَوْنَ بِالسِّن۪ينَ وَنَقْصٍ مِنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

Andolsun ki Biz, Firavun hanedanını öğüt alıp düşünsünler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık.
(7-A'râf 130)


فَاِذَا جَٓاءَتْهُمُ الْحَسَنَةُ قَالُوا لَنَا هٰذِه۪ۚ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَطَّيَّرُوا بِمُوسٰى وَمَنْ مَعَهُۜ اَلَٓا اِنَّمَا طَٓائِرُهُمْ عِنْدَ اللّٰهِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Onlara bir iyilik geldiği zaman "Bu bizim için" derler, eğer kendilerine bir kötülük gelirse (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, onların uğursuzluğu (başlarına gelen musibetler) Allah katındandır ama onların çoğu bilmezler.
(7-A'râf 131)


وَقَالُوا مَهْمَا تَأْتِنَا بِه۪ مِنْ اٰيَةٍ لِتَسْحَرَنَا بِهَاۙ فَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِن۪ينَ

Onlar "Bizi büyülemek için bize mucize olarak her ne getirirsen getir, biz yine de sana inanacak değiliz" dediler.
(7-A'râf 132)


فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الطُّوفَانَ وَالْجَرَادَ وَالْقُمَّلَ وَالضَّفَادِعَ وَالدَّمَ اٰيَاتٍ مُفَصَّلَاتٍ فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْماً مُجْرِم۪ينَ

Biz de ayrı ayrı ayetler (mucizeler) olarak üzerlerine tufan, çekirge, zararlı haşere (buğday güvesi), kurbağa ve kan musallat kıldık. Yine de büyüklük tasladılar ve mücrim (suçlu-günahkar) bir kavim oldular.
(7-A'râf 133)


وَلَمَّا وَقَعَ عَلَيْهِمُ الرِّجْزُ قَالُوا يَا مُوسَى ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِنْدَكَۚ لَئِنْ كَشَفْتَ عَنَّا الرِّجْزَ لَنُؤْمِنَنَّ لَكَ وَلَنُرْسِلَنَّ مَعَكَ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۚ

Azab üzerlerine çöküverince dediler ki "Ey Musa -sana verdiği ahid adına- Rabbine bizim için dua et. Eğer bu azabı üzerimizden kaldırıp-giderirsen, andolsun sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını seninle göndereceğiz."
(7-A'râf 134)


فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ الرِّجْزَ اِلٰٓى اَجَلٍ هُمْ بَالِغُوهُ اِذَا هُمْ يَنْكُثُونَ

Ne zaman ki onların erişebilecekleri belli bir süreye kadar o azabı onlardan kaldırıp-gideriverdik, onlar hemen andlarını bozdular.
(7-A'râf 135)


فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَاَغْرَقْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ بِاَنَّهُمْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا عَنْهَا غَافِل۪ينَ

Biz de onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanlayıp umursamadıkları (ciddiye almadıkları) için onları suda boğduk.
(7-A'râf 136)


وَاَوْرَثْنَا الْقَوْمَ الَّذ۪ينَ كَانُوا يُسْتَضْعَفُونَ مَشَارِقَ الْاَرْضِ وَمَغَارِبَهَا الَّت۪ي بَارَكْنَا ف۪يهَاۜ وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ الْحُسْنٰى عَلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ بِمَا صَبَرُواۜ وَدَمَّرْنَا مَا كَانَ يَصْنَعُ فِرْعَوْنُ وَقَوْمُهُ وَمَا كَانُوا يَعْرِشُونَ

Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o mustaz'afları (zayıf bırakılanları) mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi). Firavun ve kavminin yapmakta ve yükseltmekte oldukları şeyleri de yerle bir ettik.
(7-A'râf 137)


وَجَاوَزْنَا بِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ الْبَحْرَ فَاَتَوْا عَلٰى قَوْمٍ يَعْكُفُونَ عَلٰٓى اَصْنَامٍ لَهُمْۚ قَالُوا يَا مُوسَى اجْعَلْ لَـنَٓا اِلٰهاً كَمَا لَهُمْ اٰلِهَةٌۜ قَالَ اِنَّكُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ

İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken kendilerine ait bir takım putlara tapan bir kavme rastladılar. Musa'ya dediler ki "Ey Musa, onların ilahları gibi, sen de bize (görünür) bir ilah yap." O "Siz gerçekten cahillik eden bir kavimsiniz" dedi.
(7-A'râf 138)


اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مُتَبَّرٌ مَا هُمْ ف۪يهِ وَبَاطِلٌ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Onların içinde bulundukları şey (din) yok olmaya mahkumdur ve yapmakta oldukları şeyler de (ibadetler de) batıldır.
(7-A'râf 139)


قَالَ اَغَيْرَ اللّٰهِ اَبْغ۪يكُمْ اِلٰهاً وَهُوَ فَضَّلَكُمْ عَلَى الْعَالَم۪ينَ

O sizi alemlere üstün kılmışken, ben size Allah'tan başka bir ilah mı arayayım?
(7-A'râf 140)


وَاِذْ اَنْجَيْنَاكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِۚ يُقَتِّلُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَف۪ي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظ۪يمٌ۟

Hatırlayın ki size en kötü işkenceler yapan, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı öldüren Firavun hanedanından (ailesinden) sizi kurtardık. İşte bunda Rabbinizden sizin için büyük bir imtihan vardır.
(7-A'râf 141)
__________________
Ebbedullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
a'râf, arapça, suresi, turkce


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık








Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Powered by vBulletin ® Version 3.8.11 .Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd
vBseo 3.6.1
Sevgiforum.com     hack forum     webmaster forumu     imagez.site