SevgiForum  








  SevgiForum > Etkinlik > Etkinlikler > Haftanın Konusu

Etiketlenen üyelerin listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 10-17-2016
Üyelik tarihi: Oct 2013
Üye No: 2860
Konular: 1075
Mesajlar: 5.308
Aldığı Beğeni : 929
Karizma Puanı: 11
sıgınak isimli Üye şimdilik offline konumundadır
sıgınak
Banned
Standart 5. Haftanın Konusu Emr-i bil-maruf nehy-i ani'l-münker
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Arkadaşlar konuda 5. Haftadayız.

Bu haftada "İçinizden, insanları hayra çağıracak, iyiliği emredip kötülükten alıkoyacak bir topluluk bulunsun..."

(Âl-i İmran, 3/104)

Ayeti gereğince 5. hafta islamda Tebliğ'i konuşmak istedik."


- Emr-i bil-maruf nehy-i ani'l-münker nedir?
-İslamı tebliğ etmekteki sorumluluğumuz nedir?
-Tebliğ uslubumuz nasıl olmalıdır?
- Tebliğ kimlere yapılmalıdır?
-Peygamberimizin tebliğ ve nasihat metodu nasıldı?




Alıntı ile Cevapla
10-17-2016
  #2
mehmetaluc

 
mehmetaluc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: Feb 2014
Üye No: 5187
Yaş: 55
Mesajlar: 3.571
Konular: 1468
Aldığı Beğeni: 1691
Rep Puanı: 503
Online / Ofline
mehmetaluc isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Emr-İ Bil-Maruf Nehy-İ Ani'l-Münker

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam, O’nun sevgili Rasulüne ve ashabına ve peşinde gidenlere olsun.

İslam’la şereflenen biz Müslümanlar, Yüce Rahmana ne kadar şükür etsek azdır. Bu dünyaya gelen insan, elbette boş başına buyruk yaşamak için gelmemiştir ve gelmesini beklemekte ahmaklık olacaktır. İnsan doğmadan bedenine yerleştirilen, tüm duygu düşünce ve hislerle donatılan insanoğlunun elbette bir görevi ve sorumluluğu vardır. İlk önce Âlemleri yaratan Yüce Allah’a teslimiyetle teslim olmak, iman etmek, günde beş vakit secdeye giderek kulluk görevini yapmak, daha sonrasında toplum için toplumun geleceği için yaşamak ve yaşatmaktır. İşte toplumu içinde yapılacak düşmanlarla cihatla, içimize nefsimize karşı yapılacak cihat, elbette farklı olacaktır. Dışa karşı, gerekirse sözle kalemle savaş yapılır, zalimin zulme engel olunmaya çalışılır bu gaye uğruna yaşanılır… Yaşarken elimizden geldiği müspetçe din yaşanırken tebliğ edilir, görülen her türlü kötülüklere karşı mücadele edilir ve edilmesi için bir araya gelinir, Nur Kur’an ve Resulün sünneti çerçevesinde mücadele stratejisi ortaya çıkarılır. Buna, emr-i bil-maruf nehy-i ani'l-münker denilir. “Yani, iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak”.

" İçinizden, insanları hayra çağıracak, iyiliği emredip kötülükten alıkoyacak bir topluluk bulunsun..." (Âl-i İmran, 3/104)

Bu ayetin emri gereğince iyiliği ortaya çıkarmak emretmek kötülükten uzaklaştıracak bir yöntem birliktelikle yok etmektir kötülüğü, güzelliği hayatımıza yerleştirmek gönüllere serpmektir.

Resulullah, şu ifadeleriyle emr-i bil-ma'ruf, nehy-i ani'l-münkerin önemini vurgular:

"Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder kötülüğe engel olursunuz, ya da Allah, yakında umumi bir bela verir. O zaman dua edersiniz, fakat duanız kabul olmaz." Tirmizi, Fiten, 9.

"Ben İlahım" diyen Firavuna, hakkı anlatmak için giden Hz. Musa ve Harun'a Cenab-ı Hakk’ın,

"Ona kavl-i leyyinle (yumuşak bir dille) anlatın. Olur ki, öğüt alır veya korkar." (Taha, 20/43-44)
Bu kul için bir görevdir, hayatı yaşamı ömrü budur, hakka teslim olmak iyilik için uğraşmak kötülüğün yok olması için mücadele etmek.
Ey insanoğlu bak gör önünde, ne zaman biteceğini, senin bilmediğin bir yol var, bu yol bitecektir.

Uzun değil bu yol birdenbire bitecek bir yol ya bu yolu iyilik güzellikle doldur ya da kötülük içinde bat boğul yok ol yoklukla…

Senin, fikrinde düşüncende belki hiçbir zaman bitmeyeceğini sandığın bu yol var ya, işte bu yol bitecek olan bir yoldur. Yüce Allah c.c. dağa, taşa, denize, karaya ve başka hiçbir canlıya vermediği bir şeye sahip olduğumuz –akıl,-özgür bırakılan akıl’a- sahip olduğumuz için, bu emri yerine getirmekle mükellefiz, ama az ama çok ama bedenle ama dilde fikirde…

İman dolu bir nurla, imanla sarılmış çelikten yıkılmaz duyarlı bir yürek ve bunları bu imanla nurlarla dolu ifade edebilen bir dilin yardımıyla bakış açısıyla, emr-i bil-ma'ruf, nehy-i ani'l-münkeri yerine getirmekle mükellefiz.
Âlemlere Rahmet Peygamberin hayatı boyunca yumuşak bir yaklaşımla nurdan nur gülüşüyle, sabırla yapmış olduğu bu emri yerine getirmek her Müslüman için gereklidir ve Farzdır.

Söyledikleri ve hiçbir zaman söylemediklerimiz ile hesaba çekileceğiz…
Ey akıl, imanla dolu olan yüreklerini bu imanla nurlandıran dile sahip olanlar hesaba çekileceğiz…

Ey her anıyla yaşantısı ile fikri zikri ile sınanacak olan kullar hesaba çekileceğiz…

Ey insan sen bir ömür boyu hayatını fikrini düşünceni susmayla sınırlandırılanlar güzellikleri gönlünde saklayanlar, bu güzellikleri yıkanlara ses çıkarmayan müdahale etmeyen ey insanoğlu, hesaba çekileceksin!

Bizi yüce Allah iyiliklere ve güzelliklerle hayatınıza vermiş olduğu bu güzellikleri yaşamanız için günde beş vakit çağırıyor, sizlerde bunun bilincinde olun, iyilikleri inşa edin hayatınıza insanlığa, kötülükleri uzaklaştırın gönlünüzde hayatınızda toplumun her safhasında haydi durmayın, bu hayat çok kısa… Selam ve dua ile kalın kardeşlerim
Mehmet Aluç-Kul Mehmet



Bu dünya üç günlük handır
Ona uyarsan gideceğin yer nardır
Hakka varmadan önce gönlünde ne vardır
Aç bak içini yoksa hakka varacak baktıracak bir yüz var mıdır
Mehmet Aluç /Kul Mehmet





Mümin tövbe ile merhamet ister Rabbin'de affı için
Selam ve dua ile...
  Alıntı ile Cevapla
10-18-2016
  #3
sıgınak
Banned
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: Oct 2013
Üye No: 2860
Yaş: 36
Mesajlar: 5.308
Konular: 1075
Aldığı Beğeni: 929
Rep Puanı: 11
Online / Ofline
sıgınak isimli Üye şimdilik offline konumundadır



- BİSMİLLAHİRRAHMANİRRHİM

Emr-İ Bil-Maruf Nehy-İ Ani'l-Münker' in meali,
" İçinizden, insanları hayra çağıracak, iyiliği emredip kötülükten alıkoyacak bir topluluk bulunsun..." (Âl-i İmran, 3/104) ''
  Alıntı ile Cevapla
10-18-2016
  #4
KardelenGüL

 
KardelenGüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: Dec 2012
Üye No: 64
Mesajlar: 13.467
Konular: 1036
Aldığı Beğeni: 1936
Rep Puanı: 1545
Online / Ofline
KardelenGüL isimli Üye şimdilik offline konumundadır



b. İslâm'ı Öğretme Vazifesi

Aziz ve muhterem kardeşlerim! Her müslüman önce müslümandır. Hepimiz önce Allah'ın kuluyuz ve Allah'a kullukla vazifeliyiz. Biz doktor değiliz, mühendis değiliz, işçi değiliz, lokantacı değiliz, ziraatçi değiliz, memur değiliz... vs. Biz müslümanız. Bizim --kadın olsun, erkek olsun, büluğa ermiş çocuk olsun-- ilk vazifemiz, müslüman olup müslümanlığımızı yerine getirmek; müslümanlığı öğrenmek, iyi bir müslüman olmak... İkinci bir vazifemiz de başkasına İslâm'ı öğretmek... Arkadaşımıza, komşumuza, sıra arkadaşımıza...

Öyle imamlar bilirim ki, mahalledeki çocukları toplayabiliyor etrafına... İcabında onlarla top oynuyor, ama hepsi camiye geliyor çocukların... Biz kendimiz iyi insan olacağız, başkalarının da iyi müslüman olmasına çalışacağız. Hem sâlih olacağız; sâlih iyi insan demek... Hem muslih olacağız; muslih, islah edici, başkalarını salih yapıcı demek... Hepimiz böyle olmalıyız.

Benim yengem köye gidiyor yazları; iki ay üç ay kalıyor. "Esad, senin vaazlarını teybe koyuyorum, köy kadınları iş yaparken, hem iş yapıyorlar, hem dinliyorlar." diyor. Yenge nasıl faydalı iş yapıyor, vaaz dinlettiriyor kadınlara... Onlar da memnun oluyorlarmış. Zâten iş yapacak, kulağına güzel şeyler de gelince, memnun oluyor.

Demek ki hepimiz hem sâlih olacağız, hem muslih olacağız. Hem kendimiz iyi insan olacağız, hem de İslâm'ı yaymak için, başkalarını iyi insan yapmak için çalışacağız.

Peygamber Efendimiz böyle yaptı. Peygamber Efendimiz İslâm'ı Arabistan'da yaymakla yetinmedi, Bizans kralı Heraklius'a mektup yazdı. Habeşistan kralını müslüman etti. Sâsânî hükümdarına elçi gönderdi. Ama mendebur elçimizi öldürdü. Peygamber Efendimiz'in İslâm'a davet mektubunu parça parça yırttı. Efendimiz onu mucize olarak gördü, "Kardeşimizi şehid etti, mektubumu parça parça yırttı, parçaladı. Allah da onun canını alsın ve mülkünü parçalasın!.. Elçimi öldürdüğü gibi Allah da onu cezalandırsın; mektubumu yırttığı gibi Allah da onun mülkünü parça parça parçalansın!" dedi.

Ne oldu biliyor musunuz?.. Kendi oğlu, o Sâsânî imparatorunu öldürdü. Allah intikamını öyle alır işte... Azîzün züntikàm olan Allah öyle alır. Başkası öldürse, insan bir derece normal karşılayabilir. Kendi öğlu öldürdü.

İkincisi kendi saltanatı parça parçalandı, Efendimiz'in mektubunu parçaladığı gibi; müslümanların eline geçti.

Dün akşam vaazda size konuşurken aklıma gelmemişti, şimdi geldi aklıma: Hicrette Peygamber Efendimiz'i yakalayıp da ödül almak için arkasında koşturan Süraka isimli kişi... Atını koşturdu koşturdu, atının ayakları kuma saplandı, tepetaklak yuvarlandı. Kalktı atını çıkarttı kumdan, bir daha koşturdu, bir daha tepetaklak yuvarlandı... Anladı ki olağanüstü bir hal var. Rasûlüllah'tan meded istedi:

"--Yâ Rasûlallah, beni affet! Anladım ki sen hak peygambersin, ben seni yakalayıp da yüz deve ödül alacaktım ama, beni affet, eman ver bana..." dedi.

Çünkü kuma gömüldü, Allah kahredecek yâni... Rasûlüllah Efendimiz de dedi ki:

"--Tamam, sana eman verdim. Bizim burdan geçtiğimizi Kureyşlilere söyleme, sana kisranın tacı var!" dedi. Kisrâ kim, sâsânî imparatoru... "Sâsânî imparatorunun tacını başına giyeceksin, sana onu vaad ediyorum." dedi.

"--Pekiyi yâ Rasûlallah!" dedi.

Peygamber Efendimiz yoluna devam etti, o da gelenlere bildirmedi, şaşırttı. Sözünde durdu yâni...

Yıllar geçti, ömürler bitti, Peygamber SAS Efendimiz ahirete irtihal etti. İran fetholundu. İran'ın hazineleri müslümanların eline ganimet olarak geçti, taksim olundu. Hazret-i Ömer Sürâka'yı çağırdı. O da geldi ihtiyar hâliyle... İran imparatorunun tacını başına koydu, "Bu senindir!" dedi. Allahu ekber...

Rasûlüllah SAS'in hak peygamber olduğuna bakın, bir olay bile yeter. Medine'ye hicret ederken, arkasından düşmanlar kovalarken; sağ gidecek mi gitmeyecek mi, orada ne olacak hali belli değilken, ne diyor: "Sus, söyleme, sana kisrânın tacını vaad ediyorum!" diyor. Ve felek dönüyor dolaşıyor, zaman geçiyor, Rasûlüllah'ın vaadi tahakkuk ediyor, Süraka'nın başına kisrânın tacı konduruluyor.

Ağladı Sürâka... Rasûlüllah böyle demişti dedi. Allahu ekber, mûcize-i nebeviyye... "Ben bu tacı müslümanlara hediye ediyorum!" dedi, gerisin geriye verdi.

Aziz ve muhterem kardeşlerim! Peygamber Efendimiz mektuplar gönderdi diye bunu açtık. Sahabe-i kiram böyle yaptılar. Bizim de asıl vazifemiz İslâm'a hizmet etmek... Gerisi hep hikâye, gerisi hep fasarya ve angarya... Necip Fâzıl merhumun dediği gibi, gerisi hep angarya, boş şeyler... Onun için burada sağlam, köklü, ciddî çalışmalar yapacaksınız. Burası sizden sorulur, buranın hakimi, valisi sizsiniz. Biz Türkiye'nin hakimiyiz, siz buranın hakimisiniz; ne yapalım, bölüşeceğiz. Bunlar da Avustralya'nın hakimi... Vali filhan değiliz de karınca kararınca öyle düşüneceğiz ki, hizmeti büyük yapalım!

Evet nâçiziz, âciziz, bîçâreyiz, fakiriz, boynu büküküz, zayıfız, çok zayıfız ama, olsun; "Sanki dünyada başka hiç müslüman kalmamış da ben kalmışım, İsveç'te İslâm'ı yaymak vazifesi benim vazifemmiş." gibi düşünecek bütün kardeşlerim... "Tek başıma bir ben kaldım; İslâm'a kimse sahip çıkmıyor, kimse ilgilenmiyor, bir ben varım, ben çalışayım!" diyecek.

Böyle olmazsa güzel çalışma olmuyor. "Nasıl olsa hizmet edecek insanlar çoktur." diye şeytan bir yerden aldatıyor insanı... "Hocalar yapsın!" diyorlar, hocaların omuzuna atıyorlar. Hocalar senden aciz, senden cahil, senden fakir, senden eksikli kusurlu, sen yap!..

Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN

İMANIN VE İSLAM'IN KORUNMASI kitabından bir bölüm.



Özlemle özlenmektesin. Sen, özlemlerin içinde en çok özlenensin. Özlenenlerin içinde en özelsin.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
  Alıntı ile Cevapla
10-18-2016
  #5
KardelenGüL

 
KardelenGüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: Dec 2012
Üye No: 64
Mesajlar: 13.467
Konular: 1036
Aldığı Beğeni: 1936
Rep Puanı: 1545
Online / Ofline
KardelenGüL isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Müslümanın İki Görevi

İnsanın İslâm'da iki büyük görevi var... Belki ilmihal kitaplarında başka başka sözler duymuşsunuzdur. Ama ben çok kolay hatırda kalacak bir şey söylemek istiyorum: Müslüman olarak iki görevimiz var:

1. Hepimizin iyi insan olmamız gerekiyor. İyi insan nedir?.. Kur'an-ı Kerim'de tarif edilen, hadis-i şeriflerde anlatılan, kitaplarda yazılan özellikler var. Hattâ bizim neşriyatımız arasında da var: Mü'minlerin Vasıfları... Hadislerden derlenmiş, küçük bir cep kitabı. Doğru sözlü olacak, adaletli olacak, ibadetini ihmal etmeyecek, haram yemeyecek... vs. sıralanmış.

Bir vazifemiz iyi insan olmak... Eğer iyi insan olmamışsak, iyi müslüman değiliz. Yâni ticareti hileli, sözünde dönek, sattığı mal kötü, evi, dükkânı pis... Tamam, iyi müslüman değil bu. İyi müslüman temiz olacak, düzenli olacak, verdiği söze sadık olacak, adaletli olacak, hakkàniyetli olacak, hazine bulsa bile sahibine verecek.

İyi insan olacağız, iyi ahlâklı insan olacağız, iyi koca olacağız. Hanımsak, iyi hanım olacağız eşimize... Anne isek, iyi anne olacağız çocuğumuza... Komşu isek, iyi komşu olacağız arkadaşımıza... Bir vazifemiz bu...

İyi insanlıkla ilgili görevler çok. Hattâ ben burdan bir tane kitap aldım. Bir müslümanın ne gibi şeyler yapması lâzım, onları yazmış. Leysî isimli bir kişi yazmış, İngilizce. Burda bile var, alıp okuyabilirsiniz, gayet güzel bir eser.

Bir vazifemiz iyi insan olmak, Allah'ın sevdiği iyi bir kul olmak. Buna sâlih insan olmak diyoruz. Sâlih ne demek; iyi demek, uygun demek. Evsafı uygun, salih bir müslüman olmak; bu bir...

2. Aklı başında her müslümana ikinci bir vazife yüklüyor: O da sâlihlikten öte bir şey, muslih müslüman olmak... Muslih ne demek; islah edici, sadece kendisi sâlih değil başkalarını da sâlih kimse yapıcı...

Bu başkası senin çocuğun olabilir. Kendi çocuğunu sâlih kimse yapabiliyorsan, sen muslihsin. Eşin olabilir. Eşini iyi müslüman yapabiliyorsan, sen bir muslihsin, islahatçısın, onu islah ediyorsun. Komşunu islâh edebiliyorsan, ortağını islah edebiliyorsan, yol arkadaşını islâh edebiliyorsan...

İkinci vazifemiz de muslih olmak. İnsanlığa karşı görevimiz bu, topluma karşı görevimiz bu... Onun için hepimiz, şahsen iyi olmakla yetinemeyiz, kendi başına müslüman olmak kâfî değil. Başkalarına da iyiliği dokunan müslüman olmalıyız.

Bir ahlâk kitabının başında bir müslüman tarifi vardı. Diyor ki:

"--Falanca adam çok iyidir, etliye sütlüye karışmaz, evinden camiye, camiden evine gider. Karınca ezmemeğe dikkat eder, kuşları ürkütmemeğe çalışır. Fincancı katırlarını ürkütmez, kendi halinde melek gibi, tereyağı gibi, kaymak gibi bir müslüman..."

Bu iyi müslüman değil... Neden?.. Sadece sâlih, başkasıyla ilgilenmiyor. Eğer bu, çoluk çocuğunu böyle yapamamışsa, Allah ondan soracak. Yakasına yapışacak melekler, mahkeme-i kübrâya getirecekler; önce o iyi yola sokamadığı evlâtları ondan davacı olacak:

"--Yâ Rabbi, bu bana İslâm'ı iyi öğretmedi, bana babalık vazifesi yapmadı." diyecek.

Çünkü;

(Feizâ nüfiha fis-sri felâ ensâbe beynehüm) Sûra üfürüldüğü zaman, aranızda neseb bağı kalmayacak. İsrâfil AS sûra üfürüp de, herkes kabrinden kalkıp mahşer yerine gitti mi, ahbaplık kalmayacak muhterem kardeşlerim! Annesini tanımayacak, babasını tanımayacak, annesinden babasından dâvâcı olacak. Eşinden, karısından, kocasından, evlâdından dâvâcı olacak. Her mazlum, mağdur, her zalimden, gadrediciden hakkını isteyecek.

Onun için ilk defa çocuğu kendisinden dâvâcı olacak. Çünkü Allah:

(K enfüseküm ve ehlîküm nârâ) "Kendinizi de, çoluk ocuğunuzu da, ailenizi de cehenneme düşmekten koruyun!" buyurmuş.

Koruyamamış, çocuk kötü yetişmiş, namazsız yetişmiş. Ondan sonra esrara alışmış, okumamış, berduş olmuş, babası müslüman... Olmaz. Sâlih ama muslih değil. Tereyağı gibi ama, mantar gibi... Ne yapacaktı?.. Çocuğunu yetiştirecekti.

Demek ki, sâlih müslüman olmak yetmiyor. Topluma ve etrafındaki kendisine bağlı olan, kendisinin sorumluluğu altındaki insanlara karşı da görevlerini yapması gerekiyor.

Bir başka hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: On kişi ve daha fazlaya başkanlık yapmış, müdürlük yapmış, emirlik yapmış, liderlik yapmış, önderlik yapmış her insan, mahşer günü elleri ensesine zincirle bağlanmış, ayakları bukağılanmış olarak, mahşer yerine gelecek. Sorgu sorulacak kendisine:

"--Sen bu maiyyetindekilere doğru muamele yaptın mı? Allah'ın emrettiği şekilde başkanlık yaptın mı? Görevlerini yaptın mı, yapmadın mı?..
"

Bu sorgulamanın sonunda yaptığı anlaşılırsa, bağları çözülecek. Eğer yapmadığı anlaşılırsa; valilik yapmış ama, berbat valilik yapmış... Başbakanlık yapmış ama, batırmış... Reisicumhurluk yapmış ama, yakmış yıkmış... Komutanlık yapmış ama, şöyle olmuş, böyle olmuş... Veya bir yerde müdürmüş, bilmem neyin nesiymiş. Yapmamışsa görevini, o zaman bağları üzerine bağlar bağlanıp cehenneme atılacak.

Onun için, her müslüman sâlih olduğu kadar muslih de olmak zorundadır. Bu yakın çevreden başlar. Kendi ailesinden başlar, akrabalarına yayılır, çevresine yayılır ve bütün insanlığa yönelebilir.

Onun için hayatınızı yeniden gözden geçirin. "Acaba Allah benim yaşantımdan ve çalışmalarımdan razı mıdır?" diye bu soruyu kendinize sorun. Buralarda sağlam, köklü bilimsel çalışmalar yapın, ciddî çalışmalar yapın! Yapan kişilerle işbirliği yapın!

Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN

İMANIN VE İSLAM'IN KORUNMASI kitabından bir bölüm.
  Alıntı ile Cevapla
10-18-2016
  #6
KardelenGüL

 
KardelenGüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: Dec 2012
Üye No: 64
Mesajlar: 13.467
Konular: 1036
Aldığı Beğeni: 1936
Rep Puanı: 1545
Online / Ofline
KardelenGüL isimli Üye şimdilik offline konumundadır



TEBLİĞ VE İRŞAD GÖREVİ

Peygamber SAS Efendimiz buyuruyor ki: "İki müslüman bir araya gelirse, Allah birinden ötekisini, ötekisinden berikisini mutlaka faydalandırır.

İki müslüman karşılaşırsa, iki el gibidir; birbirlerini yıkar, temizler, pak eyler. Tek el yıkama işinde yarım kalır, kendi dışını yıkayamaz. Ama, iki el olunca birbirlerini yıkıyor, temizliyor. O iki el gibi birbirini temizler.


"Müslümanların bir araya gelmesi rahmettir. Ayrılık gayrılık da azabdır."
Bizim dinimiz cemaat dinidir, ama sorumluluk herkesin üzerindedir. Herkes Allah'a karşı kulluk görevleriyle yükümlüdür, sorumludur, vazifeleri vardır, vazifelerini yapması lâzım!..

Peygamber SAS Efendimiz ve ondan önce Allah-u Teâlâ Hazretleri'nin gönderdiği bütün enbiyâ vel mürselîn (Salevâtullàhi ve selâmühû aleyhim ecmaîn), insanlara ilâhî hakîkatleri anlatmak için vazifeli olarak gelmişlerdir. İnsanlara bazı hakîkatlerin anlatılması lâzım!..

"Hiç bir ümmet, topluluk, grup yoktur ki, Allah oraya bir haberci, bir ihtarcı, bir ihbarcı, bir ikazcı göndermemiş olsun."
Mutlaka göndermiştir. Çünkü, insanoğullarının ikaza ihtiyacı vardır, uyarıya ihtiyacı vardır. Allah-u Teâlâ Hazretleri de lütfuyla keremiyle bu uyarma işini, gönderdiği vazifeli kimselerle yaptırmıştır. Cihan tarihi boyunca her topluluğa bir nezir göndererek bu vazifeyi yaptırmıştır.

Şimdi bu vazife, Peygamber SAS Efendimiz'den sonra... Peygamber efendimiz hâtemün nebiyyîndir, peygamberlerin hâtemidir. Kendisinden sonra bir peygamber gelmesi bahis konusu değildir. Ahir zaman peygamberidir, hükmü ahir zamana kadar, devresi ahir zamana kadar devam edecektir. Peygamber Efendimiz'in peygamber olduğu zamandan, kıyamet kopacağı zamana kadar artak devir, Peygamber SAS Efendimiz'in devridir.

Peygamber Efendimiz'in ikaz ve irşad çalışmaları, evliyâullah tarafından, mürşid-i kâmiller tarafından, ilmiyle âmil olan ulemâ-i izâm ve meşâyih-ı kiram tarafından yapılagelmiştir. Peygamber SAS Efendimiz de:

"Alimler peygamberlerin varislerdir." Görevini devam ettiren; Peygamber Efendimiz'den aldığı vazifeyi yaparak, insanları ikaz ve irşad etmek sûretiyle çalışan kimselerdir.

Bu vazife en önemli vazifedir. Onun için Kur'an-ı Kerim'de buyruluyor ki:

"Allah'ın yoluna çağıran bir insandan daha güzel sözlü, daha güzel işli kim vardır? Kim daha güzel bir iş yapmış sayılabilir?
" En yüksek hizmet, insanların hak yola girmesidir.

Bir insanın öteki bir insanın doğru yola gelmesine vesîle olması, onu cehennem yolundan döndürüp cennet yoluna girmesini sağlaması, cennetlik olmasına vesîle olması dünyadan ve dünyanın içindeki her şeye sahip olmaktan daha hayırlıdır.


En önemli görev budur. Bütün insanların içinde bu görev geçerlidir. Yâni, İslâmî olmayan bir toplulukta da geçerlidir, orda İslâm'ı anlatmak lâzım!.. İslâmî bir devletin içinde de bu geçerlidir. Müslümanların devlet başkanlarına da, hükümet mensuplarına da, halkına da yine aynı görevin yöneltilmesi, onların ikaz edilmesi, doğru yola çekilmesi lâzım!..

Onun için, Allah-u Teâlâ Hazretleri ulemâya görev vermiştir. Onlar kimseden korkmazlar, kimseden çekinmezler, hak olan sözü her yerde söylerler. Onun için hadis-i şerifte geçiyor ki:

"En üstün cihad, en faziletli cihad, zalim bir hükümdarın karşısında hak sözü söyleyebilmek, onu ikaz etmektir." diye buyruluyor.

Öyle anlaşılıyor ki, zalim de olsa çekinmeyecek müslümanlar, hakkı her yerde söyleyecek. Yâni hayatı pahasına da olsa, hapse girmek pahasına da olsa, hakkı söyleyecek. Bu en önemli vazifedir. Hakkın söylenmediği yerde, ilmin hakim olmadığı yerde, zulüm hakim olur, haksızlık hakim olur. İnsanlar istismar olunur, din ihmal olunur, dindarlık geri planda kalır. Sonunda cemiyetler mahvolur. Allah'ın istemediği durumlar, sevmediği durumlar, razı olmadığı durumlar ortaya çıkar. Onun için en mühim vazife, bu ikaz ve irşad vazifesidir.

Dünkü konuşmamda, İslâm dininin ne kadar büyük bir nimet olduğunu, ne kadar önemli olduğunu, bizim için ne kadar kıymetli olduğunu delilleriyle anlattım. Elhamdü lillâh alâ nîmetil islâm, elhamdü lillâh alâ tevfîkıl îmân, elhamdü lillâh alâ hidâyetir rahmân... Çok büyük bir nimettir İslâm nimeti...

Bu İslâm'ın gerçekten insanların içine yerleşmesi için, toplumlara yerleşmesi için ve insanların sonunda Allah'ın rızasını kazanıp da cennete gitmesi için; cehenneme düşmemesi için, cehennemden kurtulması için, cennete ulaşması için yapılması gereken çalışmaları kısa maddeler halinde, zamanım yettiğince açık bir şekilde anlattım. Ve bunların hepsinin tasavvuf olduğunu gösterdim.

Çünkü, nefsin terbiyesi lâzım, nefis terbiye olmazsa insan felâh bulamıyor; nefsin terbiyesi tasavvufta... Takvâ lâzım, takvâ olmazsa ameller kabul olmuyor; takvâ tasavvufta... İhlâs lâzım, ihlâs olmazsa ibadetler, insanın haccı, zekâtı kabul olmuyor; takvâ tasavvufta... İnsanın cahil olmaması, Allah'ı bilen, ma'rifetullah'ı kazanmış, arif olmuş bir kimse olması lâzım; irfan ve ma'rifetullah tasavvufta...

Binâen aleyh, tasavvuf çok önemli bir yoldur. İslâm'ın içindeki gerçek İslâm yoludur. Rasûlüllah'ın yoludur, sahabe-i kiramın yoludur, takvâ yoludur, cennet yoludur, ihsân yoludur, ihlâs yoludur, güzel ahlâk yoludur. Onun için, tasavvuf hepimiz için havadan, sudan gıdadan, hayattan önce lâzımdır.

Bir insan ölebilir, bir insan havasız susuz kalabilir, zengin olabilir, fakir olabilir amma; Allah'ın sevdiği bir kul olarak ölürse, imanla göçer, cennete gider. Bütün dert, Allah'ın sevmediği bir kimse olmak ve sonunda cehenneme gidecek bir yaşamla yaşayıp, cehenneme gitmektir. En büyük felâket odur.

Ölümden kaçmak mümkün değil, zaten herkes ölecek ama, mü'min olarak ölelim! Nerde öleceğimizi bilmiyoruz. Böyle sakin bir yerde dururken de tepemize bir uçak düşebilir, bir zelzele olabilir, bina yıkılabilir; yine ölür insan... Ölümden kaçmak, vâdesi geldiği zaman kurtulmak mümkün değildir. Mesele, ölürken iyi bir şekilde ölmek, öldükten sonra da cennete gitmektir, cehenneme gitmemektir.

Bu çalışma bizim en önem verdiğimiz çalışmadır. Bu çalışma dediğimizden kasdımız: İslâm'ı öğreneceğiz ve öğreteceğiz. Çünkü İslâm, iki cihan saadetinin yoludur. İslâm'ı tam öğrenmek ve yaşamak için de tasavvuf yolunu tutacağız. Çünkü tasavvuf yolu takvâ yoludur, ihlâs yoludur, nefsiye terbiye yoludur, ma'rifetullah yoludur, güzel ahlâk yoludur. Bunların hepsi de dinimizin esası, özü ve temelidir.

Bu çalışmaları yapmak lâzım!.. Bu çalışmalar yapılmadan yapılan öteki çalışmalar ek******, yanlıştır, kusurludur, istikametini şaşırır, insanları yanlış noktaya götürür. Biliyorsunuz, gazetelerde okudunuz, "İnsanlara yol göstereceğim!" diye ortaya çıkan veya insanların, "Bize yol göstersin!" diye bağlandıkları bir takım kimseler insanları doğru yola götüremiyorlar.

Binâen aleyh, çok önemli bir görev yüklenmiş bulunuyoruz. Bu görev müslüman olmamızla bizim üzerimize gelmiş bulunuyor. Allah-u Teâlâ Hazretleri Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor ki:

"Siz en hayırlı bir ümmetsiniz, bütün insanlar için, bütün insanlık için ortaya konulmuş bir ümmetsiniz; yâni göreviniz var!"
denmiş oluyor. İşte biz bu görevi yüklenmiş bir grubuz ve bu görevi en güzel tarzda yapmağa çalışıyoruz.

Türkiye'de bu görevi yapmak için, tabii ilk adımda insanın insana, karşısına oturtup gerçekleri anlatması gelir: "Otur kardeşim, şu meseleleri konuşalım, anlaşalım!" denir; tamam, anlaşılır. O dinler, bu söyler; sonunda bir mutabakat meydana gelir.

Bu vaazla olur; camiye insanları toplarsınız, vaaz ve irşad edersiniz. İnsanlar da, "Çok güzel konuştu, haklı hocaefendi!" der, dinlerler. Fakat işin zor tarafı, insanların hepsi camiye gelmiyord, gelemiyor. Yekün olarak, yüzde olarak hesaplayacak olursak, belki nüfusun yüzdebiri, belki yüzdebiri bile gelmiyor camiye...
Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN
İslam, Tasavvuf, Hayat kitabından bir bölüm.
  Alıntı ile Cevapla
10-18-2016
  #7
Canfeza
Mihri-mah
 
Canfeza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: Feb 2015
Üye No: 7103
Mesajlar: 3.121
Konular: 88
Aldığı Beğeni: 143
Rep Puanı: 3
Online / Ofline
Canfeza isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Bizi uyarmazsanız sizde hayır yoktur,
Uyarılarınızı dinlemezsek biz de hayır Yoktur.

Hz. Ömer r.a



Mahşerdeki izdiham gelince aklıma ,
Bu dünya ne kadar da tenha !
  Alıntı ile Cevapla
10-18-2016
  #8
AsyA
Editör
 
AsyA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: Dec 2013
Üye No: 3972
Mesajlar: 3.666
Konular: 593
Aldığı Beğeni: 1245
Rep Puanı: 136
Online / Ofline
AsyA isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Yorumları inş yarın okurum ( :


@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] sayın hocam neden bize üvey evlat muamelesi yapıyorsun neden gelmiyorsun konumuza. Bizide kendi cemaatinden kabul et. İnternet cemaati. Çok şey istemiyoruz ki bir yorum istiyoruz sadece ( :
  Alıntı ile Cevapla
10-19-2016
  #9
AsyA
Editör
 
AsyA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: Dec 2013
Üye No: 3972
Mesajlar: 3.666
Konular: 593
Aldığı Beğeni: 1245
Rep Puanı: 136
Online / Ofline
AsyA isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Alıntı: mehmetaluc
Ey insan sen bir ömür boyu hayatını fikrini düşünceni susmayla sınırlandırılanlar güzellikleri gönlünde saklayanlar, bu güzellikleri yıkanlara ses çıkarmayan müdahale etmeyen ey insanoğlu, hesaba çekileceksin!

Bizi yüce Allah iyiliklere ve güzelliklerle hayatınıza vermiş olduğu bu güzellikleri yaşamanız için günde beş vakit çağırıyor, sizlerde bunun bilincinde olun, iyilikleri inşa edin hayatınıza insanlığa, kötülükleri uzaklaştırın gönlünüzde hayatınızda toplumun her safhasında haydi durmayın, bu hayat çok kısa… Selam ve dua ile kalın kardeşlerim
Mehmet Aluç-Kul Mehmet
İnş abi Allah razı olsun yüreğine sağlık ( :
  Alıntı ile Cevapla
10-19-2016
  #10
AsyA
Editör
 
AsyA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: Dec 2013
Üye No: 3972
Mesajlar: 3.666
Konular: 593
Aldığı Beğeni: 1245
Rep Puanı: 136
Online / Ofline
AsyA isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Alıntı:
Bir ahlâk kitabının başında bir müslüman tarifi vardı. Diyor ki:

"--Falanca adam çok iyidir, etliye sütlüye karışmaz, evinden camiye, camiden evine gider. Karınca ezmemeğe dikkat eder, kuşları ürkütmemeğe çalışır. Fincancı katırlarını ürkütmez, kendi halinde melek gibi, tereyağı gibi, kaymak gibi bir müslüman..."

Bu iyi müslüman değil... Neden?.. Sadece sâlih, başkasıyla ilgilenmiyor. Eğer bu, çoluk çocuğunu böyle yapamamışsa, Allah ondan soracak. Yakasına yapışacak melekler, mahkeme-i kübrâya getirecekler; önce o iyi yola sokamadığı evlâtları ondan davacı olacak:
Akşam arkadaşlarıma mesaj olarak göndereyim inş ( :


Alıntı:
Öyle anlaşılıyor ki, zalim de olsa çekinmeyecek müslümanlar, hakkı her yerde söyleyecek. Yâni hayatı pahasına da olsa, hapse girmek pahasına da olsa, hakkı söyleyecek. Bu en önemli vazifedir. Hakkın söylenmediği yerde, ilmin hakim olmadığı yerde, zulüm hakim olur, haksızlık hakim olur. İnsanlar istismar olunur, din ihmal olunur, dindarlık geri planda kalır. Sonunda cemiyetler mahvolur. Allah'ın istemediği durumlar, sevmediği durumlar, razı olmadığı durumlar ortaya çıkar. Onun için en mühim vazife, bu ikaz ve irşad vazifesidir.
Hoca efendinin bir sözü geldi aklıma. Tam kelimesi kelimesine değil sen bulursan ekleyebilirmisin KardelenGüL ( :

Siz onlardan çekineceğinize onlar sizden çekinsin. O geliyor susalım desinler. Öyle müslümanlar olun.

Yanlış yaptığımız nokta bu sanırım. İslam hoşgörü dinidir sözünü yanlış anlamışız.

Alıntı:
Ölümden kaçmak mümkün değil, zaten herkes ölecek ama, mü'min olarak ölelim! Nerde öleceğimizi bilmiyoruz. Böyle sakin bir yerde dururken de tepemize bir uçak düşebilir, bir zelzele olabilir, bina yıkılabilir; yine ölür insan... Ölümden kaçmak, vâdesi geldiği zaman kurtulmak mümkün değildir. Mesele, ölürken iyi bir şekilde ölmek, öldükten sonra da cennete gitmektir, cehenneme gitmemektir.
Rabbim razı olduğu amel üzereyken razı olduğu anda alsın canımızı.

Alıntı:
Binâen aleyh, çok önemli bir görev yüklenmiş bulunuyoruz. Bu görev müslüman olmamızla bizim üzerimize gelmiş bulunuyor. Allah-u Teâlâ Hazretleri Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor ki:

"Siz en hayırlı bir ümmetsiniz, bütün insanlar için, bütün insanlık için ortaya konulmuş bir ümmetsiniz; yâni göreviniz var!" denmiş oluyor. İşte biz bu görevi yüklenmiş bir grubuz ve bu görevi en güzel tarzda yapmağa çalışıyoruz.
Allah bize kolaylaştırsın. Allah razı olsun KardelenGüL Okudukça huzur buldum ( :
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
anilmünker, bilmaruf, emri, haftanın, konusu, nehyi


Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı



Tüm Zamanlar GMT Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:24 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright © 2017 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.